acil kitap


Masonluk
(Dünya Dinleri)

Masonluğun köklerini, Çin’den Ortadoğu’ya, Eski Yunan’dan Şaman rahiplerine, eski Mısır’dan Avrupa’nın şövalye tarikat larına kadar dünyanın çeşitli yer ve topluluklarına dayandırmak mümkündür, zira Masonik ritüel lere bakıldığında ise bu kadim öğretilerin tamamının etkileri görülebilmektedir. Fakat Masonluğun çok uzun yıllar boyunca çalışmalarını büyük bir gizlilik içinde sürdürmesi ve 1390′da Regius el yazmasına kadar hiçbir kayıt tutmamaları sebebiyle, asal kökeni hakkında net ve kesin bir yargıya henüz varılabilmiş değildir. Tüm dünyadaki Masonlar köklerini MÖ 10.yüzyılda yapılmış olan Hazreti Süleyman Mabedi işçilerine dayandırsalar da, bu işçilerin de önceden bu işi yaptıkları ve oraya hep birlikte gittiklerinin bilinmesi, kökenleri daha eskiye taşımaktadır.


Devamını Oku... | Yorum Yap! | Bu Yazıyı Paylaşın!

Avrupa Konseyi Anayasaya Aykırı Ne Varsa İstiyor !

Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimleri Kongresi‚ Türkiye’den yerel otoritelerce sağlanan kamu hizmetlerinde Türkçe’den başka dillerin kullanılmasına izin vermesini istedi.

 

Yerel yönetimlerce sağlanan kamu hizmetlerinde Türkçe’den başka dillerin kullanılmasına izin verilmesi‚ Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi’nde son bahar oturumları kapsamında yapılan “Türkiye’de Yerel Demokrasi” konusunda yapılan görüşmelerin çerçevesinde Türkiye’ye iletilmek üzere Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’ne yapılan öneriler arasında yer aldı.


Devamını Oku... | Yorum Yap! | Bu Yazıyı Paylaşın!

Avrupa Hun İmparatorluğu

http://resim.bilgicik.com/Turk_tarihi_ve_kulturu/Turk_tarihi/avrupahun.JPGSiyenpiler ile yaptıkları savaşları (220) kaybettikten ve Asya’daki Büyük Hun İmparatorluğu dağıldıktan sonra Hunlar’ın bir kısmı Dinyeper Nehri ile Aral Golü doğusu arasındaki bölgeye yerleştiler ve Dördüncü Yüzyılın ortalarına kadar orada yaşadılar. Bu târihten itibaren Batı’ya akın etmeye başladılar. Hunlar’ın yurtlarını niçin bırakıp göç ettikleri iyice bilinmiyor, herhalde geçim şartlarının bozulması onları bu işe zorladı. Hakanları Balamir’in idaresinde Volga’dan Batı’ya doğru ilerlemeye başladılar. O târihlerde Kuzey Karadeniz’den Macaristan’a kadar olan yerlerde Cermen asıllı kavimler oturuyorlardı. Hunlar önce bunlardan Doğu Gotları’na hücum edip dağıttılar. (374), arkasından Batı Gotları’nı mağlup ederek onların ülkesine girdiler (375).

Doğu’dan Batı’ya doğru uzanan Hun akınının yerinden yurdundan ettiği birçok kavimler böylece Batı’ya itilerek Roma İmparatorluğu topraklarım altüst ettiler. Kuzey Karadeniz’den İspanya’ya kadar her taraf allak-bullak oldu. Avrupa’nın etnik manzarasını değiştiren bu büyük hâdiseye tarihte “Kavimler Göçü” denir.


Dördüncü Yüzyıl’ın sonunda Hunlar Batı’da Tuna’yı geçerek Balkanlar’a indiler, Doğu’da da Kafkaslar’dan Anadolu’ya girdiler. Bu ikinci akıncı kolu Güney Anadolu’dan Suriye’nin Akdeniz kıyılarına ve Kudüs’e kadar yıldırım hızıyla ilerledi. Sonbaharda aynı yoldan Azerbaycan’a döndü. Roma İmparatorluğu bu akından o kadar şaşırmıştı ki, her tarafta Hunlar hakkında akıl almaz hikâyeler anlatılıyordu. Batı’da ise Balamir’in oğlu Ildız’ın komutasındaki Hun süvari birlikleri Bizans İmparatorluğu’nu barışa zorladı, Batı Roma İmparatorluğu ise kendi ülkesini talan eden barbar kavimler (Gotlar, Vandallar, Burgondlar, Saksonlar vs.) karşısında Hunlar’la anlaşma yoluna gitti.

Ildız’dan sonra Hun tahtına geçen Karaton ve Rua zamanlarında Hunlar Bizans’ı yıllık vergiye bağladılar, Batı Roma’yı da barbar kavimlerin ve Bizans’ı istilâ tehditlerine karşı korudular. Hun gücü bir masal gibi bütün Avrupa’yı âdeta büyülemiş ve korkutmuştu. Bu korkunun izlerini Batı milletlerinin hafızalarında hâlâ bulabiliyoruz.

Hun İmparatoru Rua’nın 434′de ölmesi üzerine devletin başına Attila geçti. Attila, Rua’nın kardeşlerinden Muncuk’un oğlu idi. Amcaları Aybars ve Oktar İmparatorluğun sağ ve sol kanat hanları idi. Attila kardeşi Bleda ile birlikte hükümdar oldu, ama asıl idare ve kudret Attila’nın elindeydi. Attila’nın hükümdarlık devri Hun İmparatorluğu’nun altın çağıdır. O târihte Hunlar Volga Nehri’nin doğusundan bugünkü Fransa’ya kadar olan bölgeye hâkim olmuşlardı. İdareleri altında çeşitli Türk boyları da dâhil olmak üzere tam kırk beş kavim yaşıyordu ki, bunların çoğu şimdiki Avrupa milletlerinin dedeleridir.

Bütün dünyada Attila’nın karşısına çıkacak hiçbir kuvvet yoktu. Hun hâkimiyeti Manş Denizi’ne kadar ulaşmıştı. Bizans kendisini devamlı baskı altında tutup vergiye bağlayan bu kuvvetten kurtulmak için Hunlar arasına nifak sokma yolunu denedi. Çeşitli sebeplerden
Attila idaresiyle uzlaşamayan Hun beylerini Bizans’a davet ediyor, onları yüksek makamlara geçiriyor, Attila’ya karşı kendilerine yardım vâdediyordu. Attila nihayet Bizans’ı ortadan kaldırmak üzere harekete geçip ordularıyla Trakya’ya girdiği sırada meşhur Roma kumandanı ve konsülü Aetiüs araya girdi ve kendi oğlunu Attila’ya rehin vererek Bizans’ın barışı koruyacağına kefil oldu. Bu seferden yedi yıl sonra Bizans artık Hunlar’a bağlı bir devlet hâline gelmişti: Her yıl ödedikleri yıllık vergiyi üç katma çıkaracak ve bir defaya mahsûs olmak üzere altı bin libre altın ödeyeceklerdi.

Attila 451 yılında Batı Roma İmparatorluğu topraklarının bir kısmı üzerinde hak iddia ederek (Roma prensesi ile nişanlıydı), harekete geçti. Romalılar o zaman Hunlar’ın kovaladığı diğer Barbar kavimlerden de topladıkları kuvvetlerle iki yüz bin kişilik bir ordu kurup Paris yakınlarında Attila’nın karşısına durdular. Atilla’nın ordusunda da Hunlar’ın yanısıra başka kavimlerden yüz bine yakın asker vardı. Orleans yakınında bütün bir gün yapılan savaşta her iki taraf on binlerce kayıp verdiği halde kimin yendiği belli olmadı, ama gece olunca Romalılar ve müttefikleri savaş alanından çekildiler. Attila onları o sırada takip etmedi, geri dönüp ordusuna çekidüzen verdikten sonra Roma’ya doğru yürüdü. Po Ovası’na geldi. Roma’da halk korku ve panik içindeydi. Senato, ne pahasına olursa olsun barış yapılmasından yanaydı. Barış teklifini yapacak heyetin başında papa vardı: Papa, hıristiyan dünyasını kurtarmak üzere bizzat Attila’nın huzuruna çıktı ve Roma’nın kendisine boyun eğdiğini bildirdi. Bunun üzerine barış yapıldı.


Attila 452 yılında 60 yaşında iken şüpheli bir şekilde Öldü, Yerine sırasıyla oğulları İlek, Dengizik ve İrnek, Hun Hakanı oldular. Bu sonuncular önceki Hun hakanları gibi başarılı olamadı. 470 yılında Batı Hun İmparatorluğu artık dağılmıştı.


|» “Türk Tarihi” Sayfasına Dön! « |

Not: İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…


Devamını Oku... | Yorum Yap! | Bu Yazıyı Paylaşın!

“Kebap Ye!” Fransız Müzik Piyasasında

Kebapçı Yılmaz Karaman’ın “Kebap Ye” şarkısı single olarak çıktı.

Siirtli Yılmaz Karaman, neşeli ve sempatik tavırlarıyla bir anda Fransa’nın gündemine oturdu.

Yılmaz, kebabı sevdirmek için Fransızca ve Türkçe rap tarzında hazırladığı “Mange du kebab-Kebap ye” şarkısı internette bir günde 15 bin, bir ayda 450 bin kişi tarafından tıklanınca, kendisini Fransız müzik piyasasında buldu.


Siirt’te dünyaya gelen Yılmaz, ailesi 4 yaşındayken Aydın’a göç etti. İlkokulda simit satarak harçlığını çıkaran Yılmaz, okul bitince turistik yerlerde garsonluk yaptı, 3,5 yıl önce geldiği Paris’te bir yıl Fransız işyerinde çalıştı.


Ardından Paris’in 18′inci bölgesinde bir Türk‘e ait olan kebapçıda işe başlayan Yılmaz, sempatik tavırlarıyla müşterilerin dikkatini çekti ve Fransızlara kebabı sevdirmek için Fransızca Türkçe karışık “Mange du kebab-Kebap ye” şarkısını hazırladı. Bir Fransız müşterisinden yardım alarak şarkısına “klip” çeken Yılmaz, daha sonra görüntüleri internetteki paylaşım sitesi Daily Motion’a verdi.


Amatör video çekimi haziran ortalarında internette yayımlandığı ilk günde 15 bin, bir ayda 450 bin kişi tarafından tıklanınca Yılmaz, İngiliz müzik şirketi EMI’nin dikkatini çekti. Yılmaz ile temasa geçen şirket sözleşme imzaladı ve “Mange du kebab-Kebap ye”yi single yaptı. Yılmaz’ın ismi de “LilMaaz” olarak değiştirildi.


“Kebap ye” önceki gün Fransa’nın en büyük elektronik, kitap, CD satan mağazalar zinciri Fnac’da satılmaya başlandı.


Özellikle Fransız haber ajansı AFP’nin Yılmaz Karaman ile ilgili haberinden sonra tüm Fransız medyasının ilgi odağı haline gelen “şarkıcının” çalıştığı kebapçıda yalnızca Çarşamba günü 14 farklı Fransız televizyon, gazete ve radyo kanalı Yılmaz’la röportaj yaptı.


Ani gelen şöhretin şaşkınlığını yaşayan Yılmaz ise başarısından mutluluk duyduğunu belirtti.

Yılmaz, “Her şey bir anda oldu. Her şey, sadece kebabı Fransızlara daha fazla nasıl sevdiririm düşüncesiyle başladı. İçeride kebap, yağ, soğan, domates başta olmak üzere yiyecek her şey var. Ben de bunları öne çıkaran sözlerle müzik yaptım. Sağolsun, Fransız arkadaşlar da klip yapmama yardımcı oldular. Klip internette çok izlenince EMI benimle bağlantı kurdu ve single yaptık” dedi.

Kebapçıdaki işine devam eden Yılmaz Karaman’ın videosu www.mangedukebab.com adresinden izlenebiliyor.

Kaynak: TRT

 

|» Türkçe Haberleri Sayfasına Dön! « |


Devamını Oku... | Yorum Yap! | Bu Yazıyı Paylaşın!

Yukarı