acil kitap


Öz Türkçeleştirme Çalışmaları

Geçmiş yıllardan beri Öz Türkçe ve Türkçeleştirme çalışmaları tartışılagelmiştir. Öz Türkçe ile belirtilmek istenileni anlamayan veya anlamak istemeyen çevreler, doğuşundan kısa süre sonra bir “düşünce akımı” durumuna gelen bu çalışmaları karalamak adına değişik işler içerisine girmişlerdir. Binlerce yıldır işlenerek bugünlere gelen kutlu dilimizi yabancı etkilerden korumak; onu birçok dilde olabilecek “kirliliklerden” arındırabilmeye çalışmak; Türkçemizin hem öz yapısını ve sözcüklerini kaybettirmemek hem de çağdaş ortamın gerekleriyle donatmak amacıyla yapılan çalışmaların değişik yönlere çekilmeye çalışılmasının anlamsız bir çaba olduğunu söylemek, kuşkusuz tarih, kültür ve dil bilincine sahip Türklerce olumlu karşılanacaktır.

Konuyu derinlemesine açıklayabilmenin hem büyük bir araştırma ve çalışma gerektireceğinden hem de yazının kapsamı dolayısıyla uzayarak sıkıcı bir durum almasına neden olacağından, “Öz Türkçe” ile neyin anlatılmak istenildiğine, bu çalışmaların ne amaçla yapıldığına ve Türkçeleştirme çalışmalarını karalamaya çalışanlara kısaca değinmek istiyorum. Bunları anlaşılır ve derli toplu olması bakımından üç başlık altında topluyorum:


Türkçe, TÜRK’çe Yazılır !

http://farm3.static.flickr.com/2141/2242834000_fcee753ab3.jpg?v=0Bu ağ günlüğünü açtığım günden beri onayladığım yaklaşık 4500 yorum var. Bu yorumların birkaçına göz atarsanız, gönderilen iletilerde Türkçenin resmen baltalandığını görürsünüz. Güncemize sıkça gelen ve dil bilinci yüksek pek az kişinin dışında kalan büyük çoğunluk, ne yazık ki kutlu dilimiz Türkçemize gereken önemi vermiyor.

Yorumlardaki Türkçe kullanımının hiç iç açıcı olmadığını görünce, bunu önlemek için bir şeyler yapmak gerek diye düşündüm. Daha önceden yorum yazma kutucuğunun üstündeki küçük uyarı notunu, tıklanabilir biçimde ayarlayarak, açılan pencere ile yorumları yazarken nelere dikkat edebileceğimiz konusunda genel hatırlatmalar yazdım. Yorum yazma bölümünde göreceğiniz aşağıdaki uyarı, bütün yorum yazarlarını dilimizi doğru kullanmaya teşvik etmek için bir çağrıdır.

(Lütfen, bu yazıya dokunarak uyarıları okuyun ve Türkçemizi doğru kullanarak iletiler oluşturun.)

Yukarıdaki bağlantıya dokunarak görebileceğiniz gibi, bu hatırlatmalara uyarak Türkçemizi doğru ve gelişimine katkı sağlayabilecek biçimde kullanmak, milli benliğini seven ve onu koruyup kolllayan herkesin boynunun borcudur. Ben bu hatırlatmaları buraya da alıyorum:


Tarihten Geleceğe Türk Dili
(Prof. Dr. Ahmet B. ERCİLASUN)

Türk dilinin en eski izleri Sümer kaynaklarındaki Türkçe sözlerdir. M.Ö. 3100-M.Ö. 1800 yılları arasına ait Sümerce metinlerde 300′den fazla Türkçe söz yer almaktadır. Sümerceyle Türkçedeki ortak sözler ya ortak kökenden gelmektedir ya da alış veriş sonucu ortaya çıkmıştır. Hangi ihtimal doğru olursa olsun Türkçenin ilk verileri M.Ö. 2000-3000 arasına çıkmakta, yani bundan 4-5000 yıl geriye gitmektedir. Ortak sözler Türklerle Sümerlerin komşu olduklarını da gösterir. Türklerin hiç olmazsa bir bölümü M.Ö. 2000-3000 yılları arasında, belki de daha önce Ön Asya’da yaşamış olmalıdır.

M.Ö. 7.-3. yüzyıllar arasında Karadeniz’le Hazar’ın kuzeyinde ve Kuzeydoğusunda yaşayan Sakaların önemli bir bölüğü ve yöneticileri de büyük ihtimalle Türktü. M.Ö. 6. yüzyılda yaşamış olan Sakaların kadın hükümdarının adı Yunan kaynaklarında Tomiris olarak geçer. Bu kelime Türkçe Temir (demir) olsa gerektir.

Dîvânü Lûgati’t-Türk’te anlatıldığına göre İskender’in Türkistan seferi sırasında (M.Ö. 330′lar) Türklerin bir kısmı, hükümdarları Şu yönetiminde Hocent civarında, yani Seyhun’un yukarı havzalarında idiler. İskender’in gelişiyle Şu ve idaresindeki Türkler Altaylara çekildiler; Oğuzlar ise Hocent civarında kaldılar.