Bozkurt Resimleri

Türk tarih ve kültüründe “bozkurt” kavramı çok önemli bir yer tutmaktadır. Çünkü çok eski dönemlerden beri, “bozkurt” Türklerce kutsal sayılmıştır. Bunun en önemli nedeni ise, “Bozkurt” ve “Yaratılış destanlarından da öğrendiğimiz biçimde, “bozkurt“un Türkler‘in atası olarak kabul edilmesidir. Orhun Yazıtları‘nda bile, “Tengri küç birtük üçün kangım kağan süsi böri teg ermiş, yağısı kony teg ermiş. [Tanrı güç verdiği için, babamın ordusu kurt gibiymiş, düşmanı koyun gibiymiş.]” sözü geçmektedir.

Uzun zaman boyunca Türkler bozkurtu “ataları” olarak kabul ettikleri için, zamanla bozkurt Türkler’in ulusal bir “simgesi” hâline gelmiştir. Bir “kurtarıcı” olarak da görülen bozkurt, günümüzde “Türk” adının yerine kullanılabilecek kadar benimsenmiştir.

Bozkurt‘un Türk tarih, kültür ve inanç yapısındaki önemi hakkında daha fazla bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

Resimleri daha büyük boyutunda görebilmek veya bilgisayarınızda arka plan resmi yapmak için, resimlerin üzerine tıklayıp “Farklı Kaydet” seçeneği ile kaydedin.


| Devamını Oku... | Yorum Yap! | Bu Yazıyı Paylaşın! |

Türk Dünyasında Ortak İletişim Dili

Dünyadaki bütün Türklerin birbirlerini kolayca anlayabilecekleri bir dili kullandıkları, Türkiye’den Özbekistan‘a giden bir Türk’ün oradaki soydaşlarımızla hiç zorlanmadan anlaştığı, Tataristan’dan Ege Üniversitesi’ne gelen bir Tatar Türk’ünün ilk yıl Türkiye Türkçesini öğrenmek zorunda olmadığı ve Gagauzya‘da Kazakistan‘da yayın yapan televizyonların izlendiği bir Türk dünyasını düşünebiliyor musunuz? Türk’ün Türk’ten kopmadığı, ayaklarını yere daha sağlam bastığı ve dünyadaki üç yüz milyona yakın soydaşının verdiği manevi güçle işe koyulduğu bir Türk dünyası…

Türkler’in dünyanın birçok alanına yayıldığının farkında olan ve yüreği birliği düşlenen Türk dünyasında atan herkes, bugün ortak Türk Dili‘nin neden oluşturulamadığı konusunda yakınıp duruyor. Bu yazımda, ortak bir Türk Dili‘nin neden oluşturulması gerektiğine, niçin şimdiye kadar oluşturulamadığına ve nasıl oluşturulabileceğine değinmek istiyorum.

Ortak Türk Dili neden kurulmalıdır?

Türkler, dünya üzerindeki izlerini takip edebildiğimiz günlerden beri, birçok alanda yaşamışlardır. Ana yurdumuz Tanrı Dağları’nın çevresinden yayılarak bugünlere gelen biz Türkler, bugün çok geniş bir coğrafyaya yayılmış durumdayız. Anadolu’dan Avrupa’ya, Balkanlar’dan Kafkaslar’a, Afika’dan Uzak Doğu’ya kadar her yerde Türk‘ün yaşadığına tanık olabiliyoruz. Eski dönemlerden beri çok farklı alanlara dağıldığımız için, kullanmış olduğumuz ortak dil olan Türkçe de zamanla birbirinden farklı şiveler - lehçeler doğurmuş ve birçok Türk ilinde farklı yazı dilleri oluşmuştur. Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra bağımsızlığını kazanan Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Türkmenistan ve Özbekistan‘da, zamanla Türkçenin özellikle ses yapısında değişmelerin meydana geldiğini görürüz. Türkler’in dünya üzerine dağılmasından sonra birbirleriyle pek ilişki içerisinde bulunmamaları ve diğer Türk illerinden habersiz yaşamaları, dilde de farklılaşmaları beraberinde getirmiştir. Bu kopukluklar neticesinde, Kırgızistan Türkçesi, Kazakistan Türkçesi, Azerbaycan Türkçesi, Özbekistan Türkçesi, Türkiye Türkçesi… gibi Türkçenin yeni kolları oluşmuştur. Bu kollardan bazıları birbirine çok yakındır, bazıları ise birbirine çok uzaktır. Örneğin Azerbaycan Türkçesi ile Türkiye Türkçesi birbirine çok yakındır; fakat Yakutistan Türkçesi ile Gagauz Türkçesi birbirine çok uzaktır.


| Devamını Oku... | Yorum Yap! | Bu Yazıyı Paylaşın! |

Yiğit Arkadaşım; Yavuz Tanyeri

İnternet üzerinden tanışıp, internet bağlantısından daha sıkı bir dostluk bağı kurduğum +:)+ değerli arkadaşım; Yavuz Tanyeri. Eminim benim o’nu kendime yakın ve dost gördüğüm kadar, o da beni yakın görüyor. Ki; Bana bu güzel sitede yazılarımı ve şiirlerimi yayımlama imkanı tanıdı.

Sözü uzun tutmadan, demek istediğim şudur; Güzel Türkçemize ve milli bilincimize hizmet etme konusunda, daha yolun başında olmasına rağmen internet aracılığıyla büyük işler başaran kardeşimi tebrik ediyorum. Bugün ve bundan sonrası için, dostluğumuzu daha da birbirimize fayda sağlayarak geliştireceğimize inanıyorum.

Yavuz, senin için Allah’tan(c.c.); Sevdiklerinle mutlu ve huzurlu bir hayat geçirmeni, Türkçemize gelecekte katkı sağlayacak dil bilimciler arasında olmanı, Hak yoldan, Hak’kın yolundan sapmamanı niyaz ediyorum.

Esen Kal kardeşim…


| Devamını Oku... | Yorum Yap! | Bu Yazıyı Paylaşın! |

Gagauzlar: Gök Oğuz’dan Hristiyan Türkler

Karadeniz’in kuzeyine yüzyıllar önce göç eden, Oğuz boyundan gelen soydaşlarımız Gagauz (Gök Oğuz) Türkleri, bugün Türklüğü hiçbir yerde görülmeyen bir bağlılıkla yaşamaya çalışıyorlar. Yoğun çabalarıyla, güçlüklere ve baskılara rağmen kurdukları özerk yönetimle Moldova’da kendi bayrakları altında yaşamak için çabalıyorlar. Ata yurtlarından ayrılmak, Slav etkisi altına girmek ve çok defa çeşitli baskılarla oyunlara maruz kalmak, onların öz değerlerine sıkı sıkıya bağlı kalmalarını sağlamış. Böylece, diğer Oğuz boylulardan ayrılalı yüzlerce yıl geçmesine rağmen, hâlâ Oğuz Ata’nın boyuna layık olabilmek için, çevredeki çaşıtların (1) inadına Türk bilincini yaşıyor, yaşatıyorlar.

Bütün Oğuzların atası olarak kabul edilen Oğuz Kağan‘ın adından hareketle, “Gök - Oğuz” adından türeyerek oluştuğu düşünülen “Gagauz” adının kökeni hakkında farklı düşünceler de vardır. Yapılan araştırmalar, Gagauz Türkleri’nin Peçeneklerle çok yakın ilgisi olduğunu ortaya koymaktadır. Yaklaşık 11. yüzyılda Tuna’yı geçerek Balkanlar’a doğru göç eden Gagauzlar, daha sonra Ortodoks Hristiyan olmuşlar, bir dönem Osmanlı hâkimiyetinde kaldıktan sonra 18 - 19. yüzyılda yaygınlaşan bağımsızlık hareketlerinden etkilenerek yeniden Tuna’ya doğru göç etmişlerdir. Sovyetler Birliği Gagauzların yerleşmesi için Tuna Nehri’nin çevresinde bir yer ayırmıştır. O dönemden beri bugün Komrat diye adlandırılan topraklarda yaşayan Gagauzlar, şu anda Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla kurulan Moldova Cumhuriyeti’ne bağlı “özerk” bir devlet olarak varlığını sürdürüyor. Bir “halk ayaklanması” biçiminde özerlik hakkını elde eden Gagauzlar‘ın kendi bayrakları, ulusal marşları, sınırlı yetkiler çerçevesinde yasama - yürütme - yargı erklerinin toplandığı bir meclisleri (2) ve milletvekilleri bulunuyor. Her ne kadar Moldova Anayasası’nda belirlenen sınırlılıkları aşamasa da bu özerk devlet, kendi içinde düzeni sağlayabilecek güce sahip.


| Devamını Oku... | Yorum Yap! | Bu Yazıyı Paylaşın! |

Sayfalar: 1 2 3 4 5 6 7 8 ...10 11 12 »

Yukarı