TÜRK Gencinden ATSIZ ATA’ya

Tanrı Dağı’nın kutlu yolunda incinir Kızılelma
Yalımlar altında esen yelle buluşur Kürşad’ın ruhu.
Kapalı bakışlar çevrelerken usları, bilinçsiz yaşamda.
Alpagut Türk geni çizecektir yolunu.

Yastığı gecedir Türk gencinin, yatağı toprak
Bilge Kağan’ı işitir sona değin, akan süreyi izler.
Adı kazınmıştır tunçluğuna, atasından kalma kanı Türk
Göklerde demlenir yiğitliğimiz, sürgündeyken dizeler.

Gök girsin, kızıl çıksın unutmam Türklüğümü.
Türküler yanar, sular çağlar, yollar kıvrılır bu anda.
Pusatlanıp akla, alırız göğsümüze al bayrağı da
Ruhumuzun erkinliğiyle çıkarız uluğ Tanrı Dağı’na.


| Devamını Oku... | Yorum Yap! | Bu Yazıyı Paylaşın! |

SOYKIRIM

Ey utanmaz şarlatan,
Kan içip,adem yiyen,
Duydum ki sen arkamdan,
Soykırımcı dermişin.

Köpeksiz köyü buldun,
Değneksiz gezermişin,
Her önüne gelenin,
Kanını emermişin.

O gezdiğin sahralar,
Benim izimi saklar,
Sorarsan beni onlar,
Anlatır dinler misin?


| Devamını Oku... | Yorum Yap! | Bu Yazıyı Paylaşın! |

Alperence

Ülkümün ufku dağlar
Aşıyor alperence…
Milyonlarca yürek var,
Yaşıyor alperence…

Hilal, yıldız şahitler,
Pusuda iken itler;
Toprağa gül şehitler
Düşüyor alperence…

Gelince kutlu çağrı,
Açılır yiğit bağrı,
Gençlerim Hakk’a doğru
Koşuyor alperence…


| Devamını Oku... | Yorum Yap! | Bu Yazıyı Paylaşın! |

Güneş Dil Teorisi

Geçen günlerde Güneş Dil Teorisi konusunda bir araştırma yapıyordum. Genel ağda yaptığım aramada, bu konuyla ilgili adamakıllı bilgi bulamadım. Birçok ağelinde kaynağı belli olmayan birkaç satırlık bilgiden başka bir içerik bulunmuyor bu konuyla ilgili. Hatta bazı kendini bilmez kişilerin yazmış oldukları bir yazıyı da üzülerek okudum. Atatürk ve Türk karşıtı bir duruşla yazılmış o yazı, birçok bölümünde gerçeklikten tamamen uzak tutumlarla işlenmiştir. İdeolojik görüşlerini tarihi çarpıtmak için kullanan ve bu yolla Türk insanının değerleriyle oynamaya kalkışan kişilerin de bu yazıyı okumalarını umut ediyorum.

1930′lu yıllarda, Türkçenin yabancı dillerin etkisiyle ne kadar geri plana atıldığı anlaşılmış ve bu yabancılaşmanın ortadan kaldırılması için çalışmalara başlanmıştır. Bu tarihten önce de bu konuda çalışma yapanlar olmuştur; fakat büyük çaplı ve etkili çalışmalar bu dönemden sonra başlamıştır. O yıllarda dilimiz, Arapça ve Farsçanın yoğun etkisi altındadır ve Türkçemizdeki yabancılaşma oranı %7-80′lere kadar ulaşmıştır. Şöyle ki Türkiye Türkçesi, büyük bir sayfalık metinde ancak birkaç sözcük veya dil bilgisi öğesiyle yaşamaktadır. Fakat burada değinilmesi gereken bir şey vardır: Bu yabancılaşma, büyük oranda “aydın” (?) kesimin yazı dilinde oluşmuştur. Kendini daha bilge gösterebilmek için, TÜRK‘ün olmayan bütün sözcükler ve kalıplar, yüksek kesimin diline alınmıştır. Halkın dili çok daha sadedir ve hatta bu dönemde yazılan metinleri, sıradan insanların anlaması da çok güçtür. Bu kötü durumun düzeltilmesi için, dilimizdeki yabancı sözcüklerin Türkçeleştirilmesi için çalışmalar yapılmak istenmiştir.


| Devamını Oku... | Yorum Yap! | Bu Yazıyı Paylaşın! |

Sayfalar: 1 2 »

Yukarı