acil kitap


İdeal Öğretmen Nasıl Olmalıdır?

Eğitim bilimleri alanında yapılan araştırmalar neticesinde, en iyi öğretme / öğrenme etkinliklerinin nasıl gerçekleştirilmesi gerektiği ortaya koyulmuştur. Ülkemizde son yıllarda büyük önem kazanan “yapılandırmacı yaklaşım“, bu temelde ortaya çıkmıştır. Yapılandırmacı yaklaşım, eğitim / öğretim faaliyetlerinin düzenlenmesinin yanında, “ideal öğretmen“in belirlenmesinde de önem taşımaktadır.

İdeal öğretmen, yapılandırmacı yaklaşımın gerektirdiği biçimde, öğrenme / öğretme etkinliklerini iyi planlamak; eski “geleneksel” tutumlardan vazgeçip, “öğrenci merkezli” öğretmeye doğru yol almak; düşünen, sorgulayan, araştıran, eleştiren, çok yönlü okuyan bireyler yetiştirebilmek için öğrencileri etkin kılmalıdır. Ürün kadar öğrenme sürecine de önem vermek gerekir. Öğrenme / öğretme ortamlarını iyi düzenleyebilmek, öğrencilerin beş duyu organını etkileyerek ve onlara zengin öğrenmeler yaşatacak ortamları yaratabilmek, bireysel farklılıkları göz önüne alıp, bilgi teknolojilerini düzenle ve etkili bir biçimde kullanabilmek de ideal öğretmenin özellikleri arasında yer almalıdır.

Aslında herkesin “ideal öğretmeni” farklı olabilir. Ve hatta bu idealin sınırı yoktur. Fakat genel doğrular ve araştırmalar çerçevesinde düşünüldüğünde, ideal öğretmen için bazı özellikler sıralanabilir. Bu özellikler, olması istenen ve olduğunda bizi verimli / etkili bir eğitime kavuşturacak öğretmenlerin özellikleridir.


Ağelindeki Gelişmeler

Ağelimizi ziyaret eden konuklarımızın her geçen gün artması nedeniyle, bilgicik.com’u yeni bir sunucuya taşıdık. Eski sunucu, daha yavaş ve kesintili çalışıyordu. Yeni sunucumuz daha güçlü ve eskisine göre daha hızlı çalışıyor. Bu değişiklikle birlikte, ağelimiz artık daha hızlı bir hizmetle ulaşımınıza sunulmuş oldu.

Sunucu değişikliği yaparken, bazı aksaklıklar oldu. Ağelimiz bir süre kapalı kaldı, bir süre de eski yazılar göründü. Geçen zaman içerisinde yorum yazma bölümü de kapalıydı. İletişim bölümünden gelen iletilerin büyük çoğunluğunu yanıtlamaya çalıştım. Taşınma sırasında bazı konuklarımızın yorumları da elimize ulaşmamış ve veritabanımıza eklenmemiş olabilir. Bu nedenle, yazdığınız yorumların ilgili konularda görünmemesinin nedenlerinden biri bu olabilir.

Uzun zamandır ağelini güncellemeye fırsat bulamıyordum. Geçen iki ay içinde bazı günler yorumları onaylayamadım. Düne kadar yaklaşık 6 bin yorum onay bekliyordu. O yorumların tamamı denetimden geçti ve içlerinden uygun görülenler onaylandı. Bazı arkadaşlarımız “Yazdığım yorumlar neden onaylanmıyor?” diye ileti gönderiyorlar. Hepsine topluca bir açıklama yapayım: Yorum bölümünde, ileti göndereceklerin uyması gereken bazı uyarılar / kurallar bulunuyor. Bu kurallara aykırı olarak yazım ve noktalamaya özen göstermeden ileti gönderenlerin yorumlarının, hiç okunmadan silineceği zaten orada belirtilmiş. Bunun için Türkçemizin doğru ve güzel kullanımına özen göstermeyen konukların yorumları onaylanmıyor. Ayrıca konuyla ilgisiz yorumlar gönderenlerin veya yalnızca “Çok güzel, teşekkürler.” diye yorum yazanların iletileri de onaylanmıyor.


Dil ve Toplum İlişkisi

Bir arada yaşayan insan topluluklarının “toplum” niteliğine kavuşabilmesi için gerekli en temel öğelerden biri, hiç kuşkusuz dildir. Çünkü toplumlar, aralarında birçok yönden “ortaklık” bulunan toplulukların oluşturduğu yapılardır. Kültür, tarih, soy, inanç ve dil gibi ortaklıklar, toplumları oluşturan “temel yapı taşları” olarak kabul edilebilir. Bu yapı taşlarının her biri, kendi içinde olduğu kadar, diğer yapı taşlarını etkileme açısından da çok önemlidir. Çünkü bir toplumun kültüründeki etkiler, doğal olarak diline de yansır. Aynı biçimde dildeki değişmeler de, kültüre yansır.

Diller, toplumların ihtiyaçlarından doğmaktadır. İlk dilin doğuşu ile ilgili bilimsel, felsefi, efsanevi ve dini boyutta türlü görüşler vardır. Fakat bu görüşlerin çoğu, bir “ihtiyaç” temeline dayanmaktadır. İnsanlar, yaratılışları gereği iş birliği yapmak, çevresindeki olayları ve nesneleri anlayıp ifade etmeye çalışmak ve düşüncelerini paylaşıp kendini ifade etmek için bir anlaşma aracının gerekliliğini hissetmişlerdir. Bu arayışın sonucunda, bir iletişim aracı olarak “dil” ortaya çıkmıştır.

Doğal süreci içerisinde oluşan ve Esperanto gibi “yapma” olmayan bütün doğal diller, toplum ürünüdür. Toplumu oluşturan bütün bireylerin “dil oluşturma becerileri” ölçüsünde oluşup gelişen diller, bu yönleriyle bütün toplumların ortak değerlerinin de aynası durumundadırlar. Dili oluşturan bireyler, kültürlerini, inanç yapılarını, gelenek ve göreneklerini, yaşayış biçimlerini ve bunun gibi bütün toplumsal değerlerini dillerine yansıtırlar. Arabistan çöllerinde yaşayan Araplar’ın dillerinde, “deve” hayvanı için yüzden fazla sözcük bulunmasına rağmen, Grönland’da yaşayan insanların dillerinde ancak resimlerde veya televizyonlarda gördükleri bir deve görüntüsünü karşılamak için kullandıkları bir veya iki sözcük bulunmaktadır. Aynı biçimde, binlerce yıldır söylencelerimizde işlenerek Türklerde kutsallık kazanan “kurtları” karşılamak için, Türkçede onlarca sözcük bulunmaktadır. Kuşkusuz bunlar, toplumların yaşayış biçimlerinin dildeki yansımalarıdır.


Sayfalar: « 1 2