Ana Sayfa » Bizim Kalemimizden » Dil » Din » Türkoloji » “Allah” ve “Tanrı” Sözcükleri Üzerine
74


ve Tanrı Sözcükleri Üzerine

allah ve tanrı

Daha önceden bu konu üzerinde birçok yazı içerisinde küçük açıklamalar yaptım ve yazılara yapılan birçok yorumda bu iki sözcüğün – kavramın denkliği üzerine görüşlerimi bildirdim. Fakat yeni yazılarda kullanılan “Tanrı” sözcüğünü benimsemeyen, bazen de sindiremeyen bazı okuyucuların yorumlarından anlaşıldığı üzere insanların kafasında hâlâ bu iki adın aynı kavramı karşıladığı konusunda kuşkuları var. Bunun için bu yazı ile yaratıcı kavramını karşılayan bu iki adın denkliğini anlatmaya çalışacağım.

Türk milleti olarak, bizlere sunulan bilgileri sorgulamadan kabul etme yönümüz vardır. Özellikle milletimizin yumuşak karnı olarak bilinen “inanç” konusunda atıp tutulanların bilimselliğini, gerçeğe uygunluğunu ve işe yararlığını mantık süzgecimizden geçirmeden benimseyiveririz. Bu nedenle bazı yanlış bilgiler, toplumumuzun usunda (aklında) yanlış olarak yer edinmiştir. Dahası bu yanlış bilgiler, onu sorgulamadan olduğu gibi kabul eden insanlar tarafından çok sıkı taraftar bulmaktadır. Çünkü efsane ve mitoloji gibi gizemli konularda söz taşımayı çok seven ulusumuz, kulaktan dolma bilgileri de çevresindeki insanlara “yemin billah çekerek” anlatmayı çok iyi becerir. Hâl böyle olunca, bazen kargaların bile güleceği bazı misaller tartışması bile “günah” kabul edilebilecek konulara dönüşür.

Tanrı adının, özünde Allah sözcüğü gibi tüm evrenin Ulu Yaratıcısına verilen bir ad olduğu, ancak bu konuyu derinlemesine araştıranlar tarafından bilinmektedir. Bunun dışında kalan insanlar, “Tanrı” sözcüğünü duydukları anda “Kafir misin sen? Biz müslümanız ve Allah’a inanıyoruz. Tanrı’ya falan inanmayız biz.” diyerek ne kadar büyük bir gaflete düştüklerinin farkında değildirler. Çünkü bunlar, dogmatik temellerde öğrendikleri bilgilerin yanlış olduklarına ihtimal vermez, bu bilgilerin yanlışlığını savunan insanlara da tahammül edemezler. Hâlbuki usumuzu karıştıran bu sorunu algılamak, oldukça basittir: Dünya milletlerinin büyük çoğunluğu tek Yaratıcının varlığına inanıyor ve onu “farklı sözcüklerle” ifade ediyor…

Nasıl Farklı Adlandırılır?

İnsanı bir şeye veya bir kimseye karşı yakın ilgi ve bağlılık göstermeye yönelten duygu” (TDK Sevgi - TDK) olarak tanımlanan kavramın Türkçedeki karşılığı “sevgi“dir. Sevgi adı, Farsçada “aşk“; Fransızcada “l’amour“, İngilizcede “love“; Rusçada “любовь“, Arapçada “الحب” ; Almancada “liebe“; Portekizcede “amor” ve Macarcada “szerelem” olarak adlandırılmaktadır. Pek doğal olarak her ulus, “sevgi, aşk” kavramlarını kendi dillerindeki sözcükleri kullanarak karşılayacaktır. Sonuçta farklı dillerde de olsa kastedilen kavram, yani gösterilen şey aynı olduğundan bu sıralanan tüm adlar birbirine denk sayılmalıdır. Her ulus dünyayı algılayışına ve öz dil becerisine göre evrendeki kavramları kendince adlandırmaya çalışmıştır. Bunun için Macarlar’a “Neden sevgi yerine szerelem diyorsunuz?” demek ne kadar saçmadır, değil mi?

Yaratıcı kavramı da yeryüzündeki dillerin çoğunda farklı adlandırılmıştır. Çünkü dinler, insanlığın tarihi kadar eskidir. Dahası insanlar varoluşlarından beri bir yüce güce inanma çabası içinde olduklarından, “dağ, taş, el, ayak” gibi temel sözcüklerin yanında Yaratıcı’ya ait adları da koymuşlardır. Bunun için diller, ulusların inançlarına ait özellikleri yansıtmaktadır. Yaratan güç, İngilizcede “God“; Farsçada “Hûdâ“; İspanyolcada “Dios“; Almancada “Gott“; Fransızcada “Dieu“; Arnavutçada “Zot“; Çincede ““; İbranicede “אלוהים“; Arapçada “Allah” ve Türkçede “Tanrı” olarak adlandırılmıştır. Bu sözcüklerin binlerce yıllık tarihleri bulunmaktadır. Bunun için her milletin kendi sözcüğü kendine göre kutsal ve değerlidir.

Nasıl Gelişti?

Türkler, toplu olarak İslam’ı benimsemeden önce Gök Tanrı Dini‘ne inanıyorlardı. Bu dinde de tek Yaratıcı bulunuyordu ve Türk Ulusu bu Yaratıcıyı “Kök Tengri” olarak adlandırmıştı. İlk olarak Orhun Yazıtları‘nda görebildiğimiz “Tengri” sözcüğü, Türkler‘in Maniheizm’i ve Budizm’i kabul etmeleriyle birlikte değişmemiş ve aynen kullanılmıştır. İslamiyet’in 10. yüzyılda Türkler arasında yayılmaya başlamasını takip eden birkaç yüzyıl boyunca Türkler Yaratıcı’ya “Tanrı” adıyla seslenmişlerdir. İlk müslüman Türkler’in 14. yüzyıla kadar yazdıkları birçok eserde “Tanrı, Mevla, Hûdâ, İlah, Çalap, Allah, Rab” gibi Yaratıcı adları kullanılmaktadır. Bu adlardan “Mevla ve Hûdâ kökenli, “İlah, Allah ve kökenli, “Tanrı ve Çalap” ise Türkçe kökenlidir. Bu adların hepsi, Yaratıcı’yı karşıladıkları için, Osmanlı‘nın kuruluş döneminde bile bu adların tümünün kullanılmasında sakınca görülmemiştir.

Osmanlı döneminde kullanılan dil, Türkçeyi resmen dışlamıştır. İki üç sayfalık Osmanlıca metinlerde, yalnızca 5-10 tane Türkçe sözcüğün geçtiği bir dönemi yaşayan Türkler, İslam’ın etkisiyle Arapçanın ve Farsçanın üstünlüğüne inanmaya başlamışlardır. Bu nedenle binlerce Türkçe sözcük gibi, “Tanrı ve Çalap” sözcükleri de unutulmaya başlanmıştır. Bu sözcüklerin kullanılmasının caiz olmadığı, İslam’ın yalnızca Arapça yaşanabileceği düşüncesi ile yobazlaşan Türkler, öz dillerindeki nice güzel sözcükleri unutmuşlardır. 14. yüzyıldan 20. yüzyıla gelinceye dek, Osmanlı’nın Türk ve Türkçe karşıtlığı yüzünden “Tanrı” sözcüğü kullanılmaz olmuş, hatta bu sözcüğün Türkler’e ait olmadığı söylenir hâle gelmiştir.

Nihayet Atatürk‘ün dil devrimiyle birlikte unutulan sözcüklerimizin bir kısmı, yeniden kullanılmaya başlanmıştır. Fakat bu kez sorun, yabancı ulusların konuşmalarının Türkçeye aktarılmasında “Tanrı” sözcüğünün kullanılmasıyla birlikte insanların Tanrı’yı yabancıların Allah’ı olarak algılamaya başlamasıdır. Özellikle yabancı dizi ve filmlerin çevirisinde “God” yerine hep “Tanrı” adının kullanılması, bu adın yabancılara mâl edilmesine neden olmuştur. 21. yüzyıldaki anlayış, bu şekilde gelişmiştir. Tanrı adının “gevur icadı, ecnebilerin kelimesi” olarak adlandırılması, işte bu dizi ve filmler yüzündendir.

Adları Nereden Gelmektedir?

Allah sözcüğü, Muhammed‘den önce Arapların “putperest” inancına ait bir sözcüktür. Araplar arasındaki Hanif dininde, putlara tapılıyor ve bu putlardan en büyüğüne “el-ilah” deniliyordu. “İlah” sözcüğü ise Sümer dinine ait olduğu düşünülen Tanrı adıdır ve Araplar tarafından -daha sonradan Muhammed tarafından yıkılacak- bir puta verilmiştir. Allah adının “el-ilah” sözcüğünden geldiği konusunda tüm ilahiyatçılar hemfikir olduklarından, İslamiyet’le birlikte Tanrı anlamında kullanılan “Allah” sözcüğünün aslı bir puttur.

Tanrı adının aslı olan “Tengri” sözcüğünün kökenine dair ise birkaç farklı görüş bulunmaktadır. Bunlardan birine göre Tengri adı Eski Türkçedeki “teng” (denk) sözcüğünden türemiştir ve bu sözcük Divan-u Lügat’it Türk‘te “teñ” olarak geçmektedir. Bu görüşte, Tanrı’nın doğadaki uyumu (dengeyi) ve evren düzenini sağlayıcı yönünün vurgulandığına dikkat çekilmek istenmiştir. İkinci görüşe göre Tengri adı, Orhun Yazıtları‘nda da geçtiği üzere “teñri” (mavi, gök, ulu) sözcüğünün anlam aktarmasıyla oluşmuştur. Göktanrı inancının etkisi ile ulu göklerdeki maviliklerin Yaratıcı’yla özdeşleştirilmesi de olası bir durumdur. Bunun yanında Tengri adının “tan+yeri” ve “ten+gri” sözcüklerinin bir araya gelmesiyle oluşabileceği hakkında da görüşler bulunmaktadır.

Günah mıdır?

Daha önce yazmış olduğum “Kutsal Dil Var mıdır? Kutsal Dil Var mıdır? başlıklı yazıda belirttiğim üzere, insanlar hangi dine inanırlarsa inansınlar, inançlarını kendi dilleriyle yaşamaları doğrudur. Bunu başaran nice ulus vardır. Hıristiyanlığı Türkçe yaşayabilen Gagavuzlar ve Hint kökenli Budizm‘i kendi dillerinde yaşayan Çinliler buna örnektir. Türkler için Allah ve Tanrı adlarının bir farkı olmamalıdır; çünkü bu iki ad da Yaradan’ı karşılamaktadır. Hatta bu iki addan birini tercih edecek olsak bile, Tanrı adı tercih edilmelidir. Çünkü bu ad, bundan binlerce yıl önce atalarımız tarafından yaratılmıştır. Yalnızca bize aittir.

Çalap sözcüğüne, nispet i’sinin eklenmesiyle oluşan Çelebi adını kullanan Evliya Çelebi 1600’lü yıllarda yaşamıştır. Yunus EmreSuyun akar yalap yalap, / Böyle emreylemiş çalap.” sözlerini 1300’lü yıllarda söylemiştir. Kim İslam’ı Yunus Emre’den daha iyi yaşadığını söyleyebilir? O hâlde Yunus Emre gibi yüce bir zâtın bile sakınca görmediği “çalap” (Tanrı) sözcüğünü kullanmanın günah olduğunu düşünmek akla sığar mı? Dahası Türkiye Türkleri gibi müslüman olan Azerbaycan Türkleri bugün Allah sözcüğü yerine “Tanrı” adını kullanmaktadırlar. Bu insanlar mı kâfir, yoksa biz mi bilinçsiziz?

Tanrı adının kullanılmasının “günah” olduğunu söyleyen bazı cahil insanlar, “Allah’ın 99 adında Tanrı yoktur. Bunun için onu kullanmak günahtır.” derler. Kargaların bile güleceği bu savunmayı çürütmek çok kolaydır. Nitekim “mevla ve hûdâ” sözcükleri de Allah’ın 99 adında bulunmadığı hâlde bunların kullanılmasında bir sakınca görülmemektedir. O zaman bu anlayışta bir bozukluk veya kasıt vardır. Türkçe kökenli olanı kullanınca günah oluyor da, Farsça kökenliyi kullanınca neden günah olmuyor?

İkinci bir savunma ise, “Allah tektir, Tanrı çoktur.” anlayışı ile Tanrı adının karalanmasıdır. Bu da düpedüz yalandır ve araştırmaktan aciz insanların sayıklamalarıdır. Binlerce yıllık Türk tarihinde ortaya konulan metinlerin hepsinde “Tengri” sözcüğü hiç çoğul olarak kullanılmamıştır. Kaldı ki Türkler Şamanist dönemlerden beri hep “tek Tanrılı” inanca sahiptirler.

Üçüncü uydurma ise, Tanrı sözcüğüne getirilen “+Ça” eki ile “Tanrıça” sözcüğünün oluşturulmasıdır. Bu sözcük, bir cinsiyet bildirdiğinden insanlar “Allah’ın cinsiyeti yoktur; fakat Tanrıça denildiğinde Tanrı’nın dişisi de olduğu anlaşılmaktadır.” diye bir düşünce öne atmaktadırlar. Bu tez de gerçeğe aykırıdır; çünkü Türkçede gramerce cinsiyet yoktur. Erlik – dişilik takısı olmayan Türkçede, bu yolla cinsiyet belirtmek düşünülemez. Bu mantık, “Çar / Çariçe, Kral / Kraliçe” gibi örneklerde görülen yabancı mantığın Türkçeye uyarlanmasıyla oluşturulmuştur ve dil bilgisel açıdan yanlıştır.

Sonuç: “Türk, Tanrı demelidir.”

İslam’ın yalnızca Arapça yaşayabileceği kuruntusu, artık Orta Çağ zihniyetinde kalmalıdır. Türk’ün İslam anlayışı, nasıl ki sömürülmeyi adet edinmiş bedevî anlayışından farklı ise, bu inancı yaşayışımız da kendimize özgü olmalıdır. İnsanlar Yaratıcı’ya istedikleri gibi hitap edebilmelidirler. Kutuplarda yaşayan bir Eskimo, müslüman olmayı istediği zaman “Arapçayı öğrenme” şartıyla karşı karşıya kalmamalıdır. Çünkü Arapçanın hiçbir özelliği ve üstünlüğü yoktur. Önemli olan Tanrı’nın (Allah’ın) insanlara vermek istediği buyrukları hakkıyla benimseyebilmektir. Bunun için her ulus dinini kendi diliyle yaşamalıdır. Aksi takdirde bu Arap emperyalizmi olarak ulusları Araplaştıracaktır.

Tanrı’nın “Ve kalplerinizdekini ister gizleyin, ister meydana çıkarınız Allâh onu bilir.” (K.K. – Âl-i İmrân, 29) buyruğundan anlaşıldığı üzere, bir kişinin Yaratıcı’ya “Tanrı” veya “Allah” demesindeki kastı önemlidir. Eğer niyetimiz temizse ve yalnızca tek olan Yaratıcı’ya sesleniyorsak, Tanrı içimizdeki niyetin aslını bilerek seslenişimizin karşılığını ona göre verir ve burada hiçbir sözcüğün birbirine üstünlüğünden bahsetmemiz mümkün olamaz. Çünkü sonu Tanrı’ya çıkan her yol kutludur, eşdeğerdir. İslam peygamberi Muhammed’in “Zorlaştırmayınız, kolaylaştırınız.” ve “Ameller niyetlere göredir.” sözlerinden de yine aynı sonuca varılmaktadır. Önemli olan yüce Tanrı’nın varlığına, birliğine ve onun evrenin tek hâkimi olduğuna inanmak, iman etmektir.

Türkiye’de Türk düşmanlığı yapan bazı çevreler, bu düşmanlıklarını din üzerinden gütmektedirler. Doğrudan Türklüğe hakaret etmekten çekinenler, dolaylı olarak Türk Ulusu üzerinde “aşağılık” psikolojisi yaratmaya çalışmaktadırlar. Bunun için Türkleri, gerçek müslüman (!) olmak için tıpkı hizbullahçılar gibi tam bir modeli içine girmeleri konusunda zırvalıklara inandırmaya çalışmaktadırlar. Gökten vahiy gelmiş gibi, insanlara Arapçanın ve gibi yaşamanın üstün olduğunu söyleyip duran bu düşmanlar, Tanrı adını kullanmak gibi İslam’ı Türkçe yaşamanın her adımına da ateşli biçimde karşıtlık gösterirler. Çünkü onlara göre Türkler, kendi öz değerlerini yitirmedikleri sürece yok olamazlar.

Allah’ın 99 adından olmayan Farsça kökenli “hûda“, “mevlâ” ve “yezdan” sözcükleri, Farslar’ın (İranlıların) binlerce yıl önceki “zerdüştlük” (ateşperestlik) inancına ait sözcükler olduğu hâlde, Türk düşmanları bu sözcükleri kullanmakta hiçbir sakınca görmüyorken, Türkçe kökenli “Tanrı” ve “Çalap” sözcüklerine asla tahammül edemiyorlarsa bunun adı düpedüz TÜRK düşmanlığıdır!

Ulu Önder Atatürk‘ün “Bizim dinimiz, milletimize uyuşuk ve aşağılanmış olmayı tavsiye etmez.” sözüne uyarak Türk’ün yapması gereken, üzerindeki ölü toprağını atarak düşünmesi, sorgulaması ve kendisine dayatılan bilgileri eleştirmesidir. O anda Türk, usunu uyuşturan hainler yüzünden öz diline düşman bir kişi olduğunu anlayacaktır.

Erkli, görklü, bengü Tanrı Türk’ü korusun!

Orkun KUTLU

Orkun Kutlu



İle Yorum Yap!
74 Yorum Bulunmaktadır
fikret oguz on Şubat 13th, 2011 at 21:06

Tanrı, ilah karşılığıdır.Yani inanılan varlığın karşılığıdır.Örneğin bir kişiye senin allahın kim dersek yanlış cümle kurmuş oluruz.Ama senin ilahın kim yada senin tanrın kim diye sorarsak, o kişi neye inanıyorsa onun adını söyleyecektir.Çiçek genel bir adı ifade eder.Ama çiçeklerin adları vardır. Gül, karanfil,lale gibi.Tanrı veya İlah adları da geneldir.Kişi tanrı olarak Allah’ı kabul ediyorsa, onun tanrısı Allah’tır. Kişi tanrı olarak Hübeli kabul ediyorsa onun tanrısı Hübeldir(puttur).

çağatay demirel on Şubat 13th, 2011 at 23:04

Ben bu konuda sizin kadar açıklayıcı değilim maalesef. Çünkü insanların “Allah” kelimesini bilip diretmelerine akıl erdiremiyorum. Tanrı kelimesi, geçmişi temiz bir isimdir. Diğer isimler gibi geçmişte put ismi olmamıştır. Tabii ki dinimiz bu isimleri kullanma konusunda bize izin vermiştir. Ama dediğiniz gibi Türk, Tanrı demelidir. Tanrı’yı bilip de kullanmamakta ısrar edenlere çok kızdığım gibi ağır da konuşuyorum.

Benim bununla ilgili bir savım var aslında. Kök Tengri, Gök Tanrı, ismi, yaratıcıya, yüksekte olana saygı duyulduğu, gök kubbeye ulaşılmaz olduğu için, yaratıcıya da ulaşamayacak kadar yukarıda ve ve o kadar çok saygı gösterilmesi olabilir mi?

yeliz on Şubat 14th, 2011 at 02:43

Helal olsun sana fikret oguz kardes ama ne denilse bunlara bos. Takmislar iste. Aslinda gercek bir müslüman yüce yaraticisinin adini cok iyi bilir. Kurani kerim e inaniyorsa bir müslüman, orada kac kere “o Allah tir ki..”, o rahman´dir, rahim´dir” gecen ayetlere de inanir ve rabbinin gercek adini bizzat rabbinin kitabinda yazdigi gibi söyler ve onu da allahin yarattigi bir dil ve irk ugruna tartisma konusu bile yapmaz.

Allah Türk milletini böyle sacma tartismalarla bosa zaman kaybetmekten ve düsmanlarindan korusun!

Orkun Kutlu on Şubat 14th, 2011 at 02:43

Çağatay Bey,

Bildiğiniz üzere Gök Tanrı Dini, Şamanizm temelinde gelişen ve doğal güçlere çok büyük önem veren bir inanç yapısıdır. Dağ, ağaç, yağmur, bazı hayvanlar, yer ve gök sonsuz hâkimiyet sahibi olan Tengri’nin gücünden bir parça olarak algılandığı için “kutsal” sayılmıştır. Tanrı’nın “gökte” olmasının nedenlerinden biri, dediğiniz gibi ulaşılmaz olmasıdır. İnsanların öldükten sonra ruhlarının yukarı (göğe) yükseldiğini düşünmeleri de bunda etkili olmuştur. Bunun için evrende var olan ve Şamanist kabuller ile farklı anlamlar yüklenen varlıkların üzerinde GÖK TANRI’nın bulunduğu ve Kök Tengri’nin onları gökten yönettiği düşünülmektedir. Zaten GökTürkçede “ölmek” anlamına gelen “uça barmak, kergek bolmak” gibi eylemler de sonsuzluğun göklerde oluşunu simgelemektedir.

Fikret Bey,

Tanrı sözcüğü, bahsettiğiniz üzere “ilah” karşılığı olamaz. Çünkü ilah, eski Arap zihniyetinde bir “put” karşılığıdır. Günümüzde kazandığı anlamda ise, insanların inanabileceği birçok şeyden biri olarak algılanmaktadır. Yani kutsal sayılan birçok varlık veya kişiden biridir. Tanrı adı ise, Türklerde yalnızca evrenin tek hâkimi olan Kök Tengri için kullanılmıştır. Çünkü bahsettiğiniz o “ilah” düşüncesini karşılayan “kutay” ve “çalap” kavramları zaten Eski Türk inancında bulunmaktadır. İslam’daki “melek” algısının benzeri olan bu düşünce, sizin anlatmaya çalıştığınız “ilah” kavramına karşılık gelmektedir.

Kimsenin inancı hor görülmez kuşkusuz; fakat Türkler tarihin hiçbir döneminde elleriyle yaptıkları putlara, heykellere tapınmamışlardır. Fakat “totem” ve “ongun” olarak adlandırılan bazı hayvan vs. benzetmelerini “kutsal” görmüşlerdir. Burada algılamanız gereken şey, TÜRKlerin bunlara tapınmadığı, onları yalnızca Tanrı’ya adanmış birer motif olarak algılamalarıdır. Bunun için Tanrı sözcüğü, izlediğimiz filmlerde kullanıldığı kadar bayağı bir kavramı karşılamamaktadır. Tersine bir ve tek olan Allah’ın tam karşılığı olarak binlerce yıldır kullanılagelmiştir.

Sözlerimi kanıtlamak isterseniz, Altay ve Tanrı Dağları’nın eteklerinde yaşayan ve Gök Tanrı Dini’nin günümüze ulaştığı hâliyle Şamanizm biçiminde yaşamaya çalışan Şor, Altay, Hakas ve Tuva Türkleri’ne gidip “Tanrılar” diyiniz. Hepsi sizin “kafir” olduğunuzu düşünecek ve Türkiye’deki bir müslümana “Allahlar” dendiğinde vereceği tepkiyi fazlasıyla verecektir.

Esenlikle…

TTK!

Cengiz Çelik on Şubat 14th, 2011 at 03:08

Arkadaş yazından ötürü sevgi ve saygılarımı sunarım. Yalnız belirtmek isterim ki senin gibi dil konusunda bilgili ve ilgili kimselerin “gramer” demesi beni gerçekten üzüyor. Tek bir sözcüğe takılıp bütünü görememek değil demek istediğim ama öylesine dışlanmış ve ayrık duruyor ki “Allah, maneviyat, mümtaz vb” sözcükler gibi kullanılmamasını ve düzeltilmesini isterim. Sağ olasın.

Kerem71 on Şubat 14th, 2011 at 16:26

Tengri Türk’ü korusun.
Kök Tengri Türk’ü korusun.
Tanrı Türk’ü korusun ve yüceltsin.
Göktanrı Türk’ü korusun.

Türk’ün tanrısı Göktanrı’dır. İster arapça kullanın Allah deyin, ister farsça kullanın Rab deyin, inandığınız şey, eğer Türkseniz, Göktanrıdır. Yani sizin Allahınızla benim Tanrım aynıdır (yani umarım öyledir.). Kuran’ı sadece arapçasından okursanız, yüce Tanrı’ya sadece Allah derseniz, O’nun sadece arapça bildiği gibi saçma sapan, hatta küçültücü bir şey demiş olursunuz ki yeryüzündeki bütün dilleri O’nun yarattığını, O’na hangi dilde hitap ederseniz, dua ederseniz edin (ingilizce, rusça, arapça,tagalog, urduca, rumca, flemekçe, danca vs vs vs) O’nun bunu anlayabileceğini hiçe saymış olursunuz. Azıcık kafanızı çalıştırın, yüce Tanrı’yı ve O’nun dini İslamiyeti bu kadar küçük düşürmeyin, yazıktır, ayıptır,günahtır ya. Yanıbaşımızdaki İran kendi uydusunu yapıp, kendi roketiyle uzaya gönderirken, tamamen yerli otomobil üretirken, hatta nükleer güce kavuşmak üzereyken sizin gibi onbinlerce *** hala bunları tartışıyor olması benim için utanç kaynağıdır. Nerede gerçek Türkler, nerede Kür Şad’ın, Yusuf Has Hacip’in, Kaşgarlı Mahmud’un, İbn-i Sina’nın , Biruni’nin, Kuşçu Ali’nin, Hezarfen Ahmet Çelebi’nin, Fatih Sultan Mehmet’in, Başbuğ Atatürk’ün kanından gelen gençler? Bu kadar mı *** oldunuz bin yıllar içinde? Bir millet 16.500 yıllık tarihinde hep geri mi gider arkadaş? Hiç mi ilerlemez? Bu ne biçim bir hastalıktır ya? Yazıklar olsun.

Orkun kutlu kandaşım, ağzına sağlık. Kusuruma bakma ne olur dayanamadım.

Gök Börü on Şubat 14th, 2011 at 19:03

Her zaman ki gibi faydalı bir paylaşım olmuş, Orkun KUTLU’ ya teşekkür ediyorum, böyle paylaşımların devamını diliyoum.

Ağeli yöneticileri yanında böyle ağeli üyeleri de olması beni çok şaşırttı. Gerek yöneticileri gerek kullanıcılarıyla olsun gerçekten de çok güzel bir ağeli.
Tanrı’ya emanet olun!

Tanrı Türk’ü Korusun!

Türküz on Şubat 16th, 2011 at 01:24

Arkadaşlar önemli olan kuran-ı kerim de yaratan hangi ismini beyan eylemişse onu kullanmak en güzel olandır. Tanrı derse de bir sakınca olmaz iman isimle değil güzel ahlakın ameli şekillendirmesidir… Bir millet diline ne kadar sahip çıkarsa o kadar ileriyi görme olasılığına sahiptir.

Eöre on Şubat 16th, 2011 at 12:03

Al işte bir başka saçmalık daha kardeşim biz müslümanız bizim tanırmız falan yok ben allaha inanıyorum benim rabbim var oda allah önceki dinlerde ne olup bitti beni ilgilendirmez biz son peygamber Hz.Muhammed Mustafa (s.a.v) ‘in dinindeyiz ve ben dinimden çok memnunum benim kitabımda allah var rabbim var. Ben ona inanır ona eğilir ondan yardım isterim eski zamanlardaki gibi 10 tanrılı dinlerin tanrı dediği kelimeyi ben kullanmam. Böyle saçmalık böyle boş yazılarla insanların aklını karıştırmayın ama zaten gerçek bir müslüman bunlarla zamanını harcamaz. Bende bu konuyu okudum ve dayanamadım bu sitedeki bazı yazılarda ırkçılıkla ilgili bu sitenin sahibi arkadaş sen insanlara bilgi veremezsin çünkü din ırk ayrımı yapıyorsun sen bırak bunları böyle şeyleri.

Orkun Kutlu on Şubat 16th, 2011 at 12:47

Eöre adlı yorumcu,

Bu yazıdaki kaç cümleyi okudunuz Tanrı aşkına? Hem yazıyı okumuyorsunuz, hem de cahilliğinizle burada ahkâm kesiyorsunuz. Yazıyı okusaydınız “Allah” adının bir “put adı” olduğunu, Tanrı sözcüğünün de öyle çok ilahlı dinlerdeki “Tanrı” kavramına karşılık gelmediğini anlardınız. Yorumunuzdaki safsataların hepsinin yanıtı, yazının içinde bulunuyor. TÜRK’ün Yaratıcısı Tanrı’dır. Bunları okuduğunuz hâlde usunuz almıyorsa bir kere, okumadan yorumluyorsanız iki kere yazık.

Tanrı TÜRK’ü korusun!

Kerem71 on Şubat 16th, 2011 at 16:01

Eöre adlı yorumcu, bakınız; yukarıdaki yazımda Orkun kandaşın sansürlediği sözcüklerin içinde bulunduğu cümlelerim. :)

Sevgi Coşkun on Şubat 17th, 2011 at 11:24

Ellerinize sağlık, yorumunuzu çok beğendim.

Orkun Kutlu on Şubat 18th, 2011 at 10:26

İlhanlı dönemine ait, Mahmud Gazan adlı padişahın 1300’lü yıllarda Tebriz’de bastırdığı metal paralar, konumuzu örnekliyor. Aşağıdaki resimlerde göreceğiniz bu metal paraların bir yüzünde “Lailahe illallah Muhammed resulullah salli aleyhe vessellem” yazıyorken, arka yüzünde “Tengri-yin Küchündür. Ghazan Mahmud. Ghasanu Deledkegülügsen.” yazmaktadır.

 


İki Paranın da Ön Yüzünde

ﻢﻠﺳﻭ ﻪﻴﻠﻋ ﻰﻠﺻ ﻪﻠﻟﺍﻝﻮﺳﺭ ﺪﻤﺤﻣ ﻪﻠﻟﺍﻻﺍﻪﻟﺍﻻ
ﺔﺋﺎﻤﻌﺒﺳ ﺔﻨﺳ ﻰﻓ ﺰﻳﺮﺒﺗ ﺏﺮﺿ

(Lailahe illallah Muhammed resulullah salli aleyhe vessellem.
Duribe Tebriz fi sene 700.)


İki Paranın da Arka Yüzünde

ﺩﻮﻤﺤﻣ ﻥﺍﺯﺎﻏ

(Tengri-yin Küchündür. Ghazan Mahmud.
Ghasanu Deledkegülügsen. hP’ags-pa.)


Yazmaktadır. Yani İlhanlılar, müslümanlığı benimsemiş bir Türk topluluğu olarak bundan yaklaşık 700 sene önce “Tengri” adını kullanarak Yaratıcı’ya
ve Türkçeye bağlılıklarını böyle göstermişlerdir.

Üzerinden 700 yıl geçtiği hâlde hâlâ usu bu konuyu anlamaya yetmeyen kişilere
ibret olunur.

TTK!

hüseyin on Şubat 18th, 2011 at 18:49

ALLAH VE Tanrı ile ilğili yazmış olduğunuz konuda sizin işaret etmek istediğiniz yön farklı ola bilir fakat işin ğerçeği öyle değil.

Orkun Kutlu on Şubat 18th, 2011 at 19:04

Hüseyin Bey,

İşin gerçeği ne o zaman? Yüksek bilgilerinizi ortaya koyun da istifade edelim, olmaz mı? Burada ortaya koyduğumuz onca tez ve belge, sizin ikna olmanıza yeterli değilse daha fazlasını ortaya koymak için her zaman hazırım. Çünkü mantık ve bilim ölçüsünde geçerliliği – gerçekliği bulunan bir olguyu, istediğiniz biçimde ifade etmem benim için hiç zor olmayacaktır. Zaten yukarıda sıralanan bilgiler ışığında bu konunun ‘TÜRK’çe yorumu her şeyi açıklamaktadır.

Sizlere sunduğumuz bu kadar bilgi ve belgeyi, bilimsel olarak çürütebilecek bir kişinin bile çıkmayacağına, adım gibi eminim. Hatta böyle bir kişi çıkar ve akıl – mantık – bilim ölçüsünde düşüncelerimizi çürütür / bizim yanıt veremeyeceğimiz biçimde “Tanrı adı ile Allah adının eşit olmadığını” (?) ispat ederse, ant olsun ki bilgicik.com’un yayın hayatına son vereceğim.

Bu iddia da işkembe-i kübradan element uyduranlara kapak olsun! (:

TTK!

Zekeriya Müezzinoğlu on Şubat 20th, 2011 at 01:12

Tesadüfi buldum siteyi.İyiki bulmuşum.

Yaratıcıya,Allah demekle,Tanrı demenin hiç bir farkı olamaz kendi kanaatıma göre böyle düşünüyorum.Aynı görüşte olanlarıda,onaylıyorum.Bir defa ,burada niyet önemlidir.Maksat ne ise, o söz ,o isim onu ifade eder.

Yaratıcı dedim meselâ.Maksatım yine Tanrıyı ifade etmek oldu.Bazan Sanatçılar için,”Çok YARATICI falan derler.Ben buna karşıyım.Çok becerikli veya,maharetli,yetenekli gibi öğücü sözler söylenebilir.Aslında öyle söyleyenler de,o kişiyi Tanrılaştırmak için söylemiyor ama,benim şahsi tavrım.

Allah ismi üzerinde diretenlerin bir çoğu cahilliğinden,bir kısmıda belki maksatlı olarak Bir Arap hayranlığından,İslamiyeti Türkçeleştirmeye korkuyorlar.Ama şunu iyi bilmeliler ki,Yüce Tanrının Türk kulları olmasaydı, Müslümanlık Arap yarımadasına gömülür kalırdı.

Muhabbetle kalınız,Tanrıya emanet olunuz.

smi dn on Şubat 20th, 2011 at 21:27

Sevgili kardeşlerim.

Eğer ki Allahın ismine tapıyorsak, arada fark var. Ama isme değil Allahın zatına tapıyor ve o zata işaret etmek istiyorsak, arada fark yoktur. Eğer ki, hem isme hem zata tapıyorsak, o zaman iki tanrı edinmiş oluruz ki, bu şekilde kafir olma durumumuz var. unutmayalım, Allah kelimesi isimdir. Zat’ın kendisini kuşatamaz. Yani Allah’ın ismi ezelden bu yana Allah mıdır? yoksa O bizlere kendini tanımamız için bunu ipucu olarak mı vermiştir. Mutlaka bu bir isimdir ve tanımamaız içindir.

Bu konuda imkanınız olursa, Hz.Ali’nin hutbelerinin derlendiği Nehcul Belağa adlı esere bakın. Hz.Ali tanrıyı vasfederken bu konuyu çok güzel izah ediyor.

Saygılarımla…

Kerem71 on Şubat 21st, 2011 at 10:14

Sayın Zekeriya ve Smi dn mahlaslı kardeşlerime ağzınıza sağlık. Az da olsa hala normal, sağlıklı ve akılcı düşünen insanlarımızın olduğunu görmek güzel.
Allah Türk’ü korusun,
Tanrı Türk’ü korusun,
Rabbimiz Türk’ü korusun,
Alemlerin yaratıcısı Türk’ü korusun.
Göktanrı Türk’ü korusun ve yüceltsin…

berna on Şubat 22nd, 2011 at 20:38

Ben yine de ALLAH demeyi tercih ederim. Bilgiler için teşekkür ederim.

Zekeriya Müezzinoğlu on Şubat 23rd, 2011 at 01:47

Berna hanımefendi ! Biz ,Allah ismine karşı çıkmış değiliz.Anlatmak istediğimizi pek alâ sizde anladınız muhakkak.Söylenen söz,söylenen isim maksata göre ifadesini bulur.Örneğin ;Sizin adınız Berna iken Fatma da olabilirdi,ama siz yine aynı kişisiniz şahsiyetiniz değişmiyor ki.Uygulama yanına gelince,bende sizin gibi,”ALLAH diye hitap ediyorum ve bir huzur veriyor bana.Çünkü,küçüklüğümüzden beri bize ilk öğretilen o idi. Eğer Tanrı diye öğretilse idi mutlaka “TANRIderdik ve ondan haz duyardık.Mevlana Celaleddin Rumi Mesnevi sinde Hep “TANRI diye hitap eder,Din ilmi yönünden ne kadar büyük bir ÂLİM olduğunu bzi değil tüm Dünya biliyor.
Teşekkür ederim.

kısmet on Şubat 24th, 2011 at 10:16

Peygamber Efendimizin bir sözünü söylemek istiyorum: Kim bir kavme benzerse o kavimdendir. Kur’an da tanrı diye bir şey yoktur.

beyza on Mart 2nd, 2011 at 15:20

‎1.si Kuranda ‘Tanrı’ diye bir kelime yok 2 cisi en güzel isimler Allah’ındır 99 tane güzel ismi vardır allah (c.c) ve bunların içinde tanrı diye bir isim yoktur. Tanrı’nın dişisinede tanrıça denilebiliyor yani erkek dişi, doğmuş doğrulmuş v.s ama Allah -sümme haşa binlerce haşa- Allahça v.s varmı yok! Allah Allah illa da Allah! Tek de tek başı ve sonu olmayan. Tanrı kelimesi mana ve anlam olarak bu kadar yükü kaldıramıyor malesef.

Güler on Mart 3rd, 2011 at 01:43

Gerçekten çok güzel ve açıklayıcı bir yazı olmuş emeğiniz için teşekkürler. Bunlar bilimsel ve Türk dili tarihinde kullanımları metinler çerçevesinde izlenebilen kelimelerdir hala ısrarla günahtır demek akıl kârı değildir.

Erhan on Mart 3rd, 2011 at 23:18

Iyi aksamlar

Yazida bazi yanlis bilgiler var.
1.Suleyman Celebinin 15. yuzyilda yazdigi mevlid kitabi “andan artik tengri yok ” cumlesini de iceriyor ve o zamandan beri camilerde mescitlerde okunula gelmistir.
2. Viyana muzesinde bulunan 16.yuzyila ait Kuran satirarasi mealinde de Tengri sozu gecmektedir. 14.cu yuzyildan beri tengri sozunun kullanilmadigi ifadesi butun butun yanlistir.
3.Ibnu Muallim el-Qurashi adli 13.yuzyilda yasamis bilgin Paris devlet kutuphanesinde bulunan necm’ul’muhtedi (arapcadir) adli eserinde diyor ki: bil ki yaratici arapca adlandirildiginda Allaah diye adlandirilir -farscasini da yazmis ve sonra- turkcede ise Tengri diye adlandirilir. adlar coktur adlandirilan ise birdir. kitabin son altida bir bolumunde yazilidir. isteyen gidip baksin. Illa ki Turk olmayan bir bilginin ifdesini istiyorlarsa.
4. Tengri sozunu kullanmak kesinlikle hic bir sorun teskil etmez. Osmanli donemi kitaplarinda da bol bol yazila gelmistir.
5. Tengri sozunun Tan-yeri sozunden turedigi gorusu kesinlikle yanlistir. kimi bilgisizlerin ortaya attigi cirkin ifadedir. Sizin sayfanin ustune koydugunuz resimde dikkatlice bakarsaniz Turkce (orhunca morhunca demeyecegim) yazidaki ilk damga te’dir ve ta’nin sekli cok degisiktir. dahasi istanbul agziyla tan (tang) dedigimiz soz o zaman var idi ve ta damgasi ile yaziliyordu.

Iyilikler diliyorum.

Tengri sizi korusun.

Erhan

Berna on Mart 4th, 2011 at 19:21

Ben de karşısınız demedim. Söylediğinizi anlamadım da demedim. Ben kendi tercihimi söyledim.

zafer on Mart 5th, 2011 at 13:53

Allah tanrının belasını versin!
N.F.K.

Orkun Kutlu on Mart 6th, 2011 at 22:57

Beyza Hanım,

Ortaya attığınız tezlerin hepsi, yazının içinde çürütüldü. Zahmet edip yazıyı okusaydınız ve öyle bu yorumu yazsaydınız, emin olun bu yorumu silerdiniz.

Erhan kandaşım,

Verdiğiniz bilgiler için teşekkür ederim. Değerli ve önemli paylaşımlarınızın, Zafer adlı yorumcu gibi Tanrı’yı (Allah’ı) inkâr edenlerin titreyip kendine dönmesinde yararlı olacağını umuyorum.

N.F.K. gibi yalnızca sözleri ahenkli bir sıraya dizme becerisi olan kibir abidesinin bu sözüne katılanlar, benim nazarımda kâfirdir. Eminim ki ideolojileri uğruna Tanrı’yı inkâr eden, ona küfre varan sözleri reva gören küçük beyinlileri Allah da affetmeyecektir.

Tanrı TÜRK’ü korusun!

bâkican on Mart 7th, 2011 at 00:55

Allahın selamı üzerinize olsun; diyor ki bazı arkadaşlarımız tanrı diye bir kavram yoktur. Doğrudur ve bende öyle olduğuna inanıyorum ve yaşamaya çalışıyorum. Ama yaratıcı sadece senin benim onun yaratıcısı değil bütün alemin yaratıcısı. Nasılki sen anne için evlat, kardeş için abi-abla, ali için arkadaş, veli için amca, isimlerine bürünüyorsan yaratıcı da inanışa göre isim değiştirebiliyor. Kavramlara odaklanmak yerine ne ifade ettiğine odaklansak gereksiz tartışmalarında önüne geçmiş oluruz….

Serkan on Mart 8th, 2011 at 15:16

Malumunuz üzere bir kişinin müslüman olabilmesi için imanın 6 şartına şeksiz şüphesiz inanması gerekir, bunun ilkide Allah’ın varlığına ve birliğine imandır, Allah ise isimlerini Kur’an ve elçisi aracılığı ile insanlar bildirmiştir, Allah’ın 99 ismi olan Esma-ül Hüsna’yı her müslüman azçok duymuştur, bunlar aynı zamanda Allah’ın sıfatlarıdır, Allah ismi ise Yaratıcının zati ismidir, bunlardan başkada Allah’ın isimleri mevcuddur, durum böyle iken ben zamansız ve mekansız düşünemeyen sınırlı aklımla daha niye Allah’a isim takma yoluna gideyim, bu kadar isim dururken neden insanların uydurduğu bir kavramı kullanayım, ne gereği var? Adını bilmiyorum ama bir kalabalığın içinde ben sana “hey insan” diye hitap etsem dönüp bakmazsın, ancak isminle çağırsam bana mı çağırıyor diye dönüp bakarsın öyle değil mi?

Orkun Kutlu on Mart 8th, 2011 at 18:14

Serkan Bey,

O zaman “Rab, Mevla, Hüda” sözcüklerini kullanmak da gaflettir; çünkü bu adlar da Esmaü’l-Hüsna’da geçmiyor. Ayrıca “ilah” sözcüğünün bir “put” adı olduğunu bilimsel olarak çürütebilecek misiniz?

Burada “ulusal kimliği koruma” çabasını gözden kaçırmayın. Bir kişi evrenin tek ve yüce Yaratıcısı’nın varlığına ve birliğine inanıyorsa, bırakın O’na istediği adla hitap edebilsin. Kaldı ki daha Muhammed’in putperest babası bile ortada yokken, TÜRKler Allah’a (binlerce yıllık inancımız olan Gök Tanrı’ya) inanıyorlardı.

Son olarak, zahmet edip yazının tamamını okursanız anlarsınız ki Tanrı adı, “insan” adı gibi cins bir ad değildir.

Esenlikle…

TTK!

Kağan on Mart 9th, 2011 at 10:43

Sonuç olarak; Öncelikle Makale kişisel yorumların katkısıyla hazırlanmıştır. Neye inanıyorsanız, ona göre konuşuyor, ona göre iş yapıyorsunuzdur.

Gerçek kutsallıkla, yapay kutsallık arasındaki farkı iyi ayırt etmek lazım. Gerçek kutsallığın gereklerini yaparsanız Yüce Yaratıcı tarafından ödüllendirilirsiniz. Yada yapay, yani başkalarının ve kendinizin zihninde kurgulanan şeye inanır ve one göre hareket ederseniz sonuçlarına da katlanırsınız. Herkes istediğini söylemekte, inanmakta özgürdür.

Ancak yaratılış gerçeği birdir. Allah birdir. Allah basitleştirilemez. Basit bir kelime ile anlatılamaz. Allah yarattığı kullarının kendisine nasıl hitap etmesi gerektiğini yine yarattığı Kuran ile anlatmıştır.

Sevgiyle ve doğrulukla kalın…

yuh on Mart 9th, 2011 at 22:06

Ben hayatımda bu kadar saçma ve rezillikle dolu bir yazı okumadım hayret birşey herkes yazıyı baştan sona okusun rezaletle dolu yerlerini zaten görecektir bir Müslüman bu yazıya hiç aldırmamalı ve kendi İnancı çerçevesinde Allah demeye devam etmelidir…

Bakın size tek kelime ile olayı açıklayayım :

Allah’tan Başka İlah Yoktur!

ertan on Mart 11th, 2011 at 00:15

Bu yazıyı yazan kardeş sen ilk önce peygamber efendimize s.a.v hitap etmeyi öğren ve benim atam olan osmanlıyada laf söyleme ben sana hakkımı helal etmiyorum.

Muhammed Emin ŞAHİN on Mart 12th, 2011 at 02:07

Sanırım bu yazıyı yazan arkadaş bir Türkçe gönüllüsü o yüzden Arapça kavramları kullanmayı sevmiyor benim gibi o yüzden “Hz.” ve “s.a.v.” yazılarını yazmamış, yazar arkadaşım “Hz.” yerine “Ulu”, “Sallallahu aleyhi ve sellem (s.a.s. , s.a.v.)” yerine de “Tanrı’nın uğuru üzerine olsun(T.u.ü)” ve öteki yalvaçlar için ise “Aleyhisselam(a.s.)” yerine “Uğur üzerine olsun(u.ü.)” yazılarını kullanabilirsin.

Bu yazıya söz eden arkadaşlar lütfen İsra Suresi 110. ayete bakın.

Kerem71 on Mart 12th, 2011 at 14:48

‘Yuh’ Mahlaslı kişi,

Allah’tan başka ilah yoktur biz onu biliyoruz da sen Allah’ın Arapçadan başka dilleri de bildiğini ve tüm dilleri onun yarattığını bilmiyorsun. Sen ve senin gibiler, böyle yaparak Allah’ı küçük düşürüyorsunuz, O’nu ve onun dinini Araplığa ve Arapça’ya indirgiyorsunuz. Gerçi bu söylediklerimi anlayabiliyor musun, algılayabiliyor musun emin değilim. Asıl saçma ve rezil olan senin düşüncelerin.

Erkli, görklü, bengü Göktanrı Türk’ü korusun!

Muhammed Emin kandaşım,

Sana da tıpkı Orkun Kutlu kandaşıma olduğu gibi ağzına sağlık diyorum. Çok güzel bir bilgi vermişsin.

Göktanrı Türk’ü korusun.

yuh on Mart 12th, 2011 at 15:19

İsra Suresi 110. Ayette İster Allah Deyin İster Rahman Deyin Der. Buradakiler Zaten Allah’ın İsimleridir Tanrı Allah’ın İsmi Değildir!

Orkun Kutlu on Mart 13th, 2011 at 11:35

Müslüman olmayı, Arap gibi düşünüp Arap gibi konuşmak olarak algılayan örümcek kafalılara, İslam’ın özünü kavramış ve içindeki kutsallıkla insanlığa hizmet etmiş bir bilge olan Kaşgarlı Mahmud’un “Divan-ü Lügat’it Türk” adlı eserinin şu girişi ibret ve ders olsun:

“Esirgeyen ve bağışlayan Tanrı’nın adıyle,

Her türlü öğüş, büyük iyilikler, güzel işler sahibi olan Tanrı adı içindir. Halkın en uz dillisi bitkin, en sağlamı çürük olduğu bir zamanda Tanrı, Cebrail’i açık anlatış ve her yönünü bildiriş ile Muhammed’e -içerisinde haramı, helâli anlatan- Kuran’ı gönderdi; böylelikle öz yolu belli etti; belge ve kılavuz koydu. Tanrı’nın yarlığaması onun ve onun yarlıklı çoluğu çocuğu üzerine olsun; büyük esenlikler versin.

İmdi, bundan sonra Muhammed oğlu Hüseyn, Hüseyn oğlu Mahmud der ki: “Tanrı’nın devlet güneişini Türk burçlarında doğdurmuş olduğunu ve onların milkleri üzerinde göklerin bütün teğrelerini döndürmüş bulunduğunu gördüm. Tanrı onlara Türk adını verdi ve onları yeryüzüne ilbay kıldı. Zamanımızın Hakanlarını onlardan çıkardı; dünya milletlerinin idare yularını onların ellerine verdi; onları herkese üstün eyledi; kendilerini hak üzere kuvvetlendirdi. Onlarla birlikte çalışanı, onlardan yana olanı aziz kıldı ve Türkler yüzünden onları her dileklerine eriştirdi; bu kimseleri kötülerin -ayak takımının- şerrinden korudu. […]

Âdem oğulları onun cömertliği bolluğunda yaşayıp duracak bir iyilikte -yıldızlarla yaşar bir kutlulukta, oku saplanır bir yöneltide, utku yüceliği kendisinden ayrılmıyan bir dost ile tepelenmiş, horlukta düşüp kalmış bir düşman karşısında- yükseltsin. Gölgesini, kudretini, iyiliğini, görklüğünü, bayarlığını müslümanlar üzerinden eksik etmesin.”

1070’li yıllarda büyük Türk bilgesi Kaşgarlı Mahmud atamız, bu kadar derin ve ‘Türk’çe düşünebiliyorken, üzerinden bin yıl geçtiği hâlde hâlâ Yaratıcı’ya Türk’ün Tanrı dediğine usunu yetiremeyenlere acıyorum. Biz Kaşgarlı Mahmud gibi, Türk gibi düşünüyoruz. Ulu Yaratıcı’ya Tanrı diyoruz. Arapların Yahudilerden çaldığı gibi “şalom aleküm” sözüyle selamlaşmıyor, Kaşgarlı Mahmud atamız gibi “esenlikler” diyoruz.

İşin özünü bulana ne mutlu. Yazılan onca bilimsel kanıta hâlâ boş gözle bakıp, “Hayır efendim, Allah’ın Tanrı diye bir adı yoktur.” saçmalığıyla ne kadar ciddi olduğumuzu bize hatırlatanlara ise saygılarımı sunuyorum. (:

Esenlikle…

TTK!

Muhammed Emin ŞAHİN on Mart 13th, 2011 at 14:28

Peki “Yuh” mahlaslı kişilik sorarım sana İsra Suresi 110. ayette der ki “…en güzel adlar onundur.” Peki “Tanrı” adı “Tengri”den gelir ve bu adında anlamı denk sözcüğünden türemiştir ve Allah’ın sifatlarından biri de düzenleyen, denkleştiren demektir. Eeee Tanrı sözcüğü’de bu ada karşılık gelir ve güzel bir addır bu da sureye gayet güzel bir biçimde uyuyor.

İkinci bir soru daha diyorsun ki bu adlar Allah’ın adırdır.” Peki “Hüda”, “Mevla” sözcükleri de mi Allah’ın adırdır.

Semra Ön on Mart 13th, 2011 at 17:33

Yazinizi sonuna kadar okudum. Hüseyin Hilmi Isik Efendi’nin yazdigi muteber bir din kitabi olan Seadet-i Ebediyye’den nakledilen bir yazi kopyaliyorum size. “Allah” ve “Tanri” arasinda ki fark çok net bir sekilde anlatiliyor. Artik bu konunun tartisma unsuru olmayacagini ümid ederim. Lütfen sonuna kadar okuyunuz. Ayrica üstte bahsedilen kisi ve kitap hakkinda genis bilgiyi (dinimizislam.com) sitesinde bulabilirsiniz.
Yazi Sual- Cevap seklindedir:

Allah yerine tanrı ve başka isimler söylemek

Sual: Allah yerine tanrı demek caiz mi? Allah kelimesinin yabancı dillerde karşılığı var mıdır?
CEVAP
Allahü teâlânın isimleri tevkifidir. Yani, İslamiyet’te bildirilen isimleri söylemek caiz, bunlardan başkasını söylemek caiz değildir. Mesela Allahü teâlâya âlim denir. Fakat; âlim manasına gelen fakih kelimesini Allah için kullanmak caiz olmaz. Çünkü, İslamiyet, Allahü teâlâya fakih dememiştir. İlah manasına tanrı kelimesini kullanmakta mahzur yoktur. Mesela, (Hindlilerin tanrıları inektir), (Birdir Allah, ondan başka tanrı yoktur), (Bizim tanrımız Allah’tır) demek caizdir. Fakat (Bizim Allah’ımız tanrıdır) demek caiz olmaz. Bu inceliği iyi anlamak gerekir.

Allahü teâlânın isimleri sonsuzdur. Binbir ismi var diye meşhurdur. Yani, isimlerden binbir tanesini insanlara bildirmiştir. Dinimizde bunlardan 99’u bildirilmiştir. Bunlara Esma-ül hüsnâ denir.

Allah adı yerine, tanrı veya tanrı adı yerine Allah demek caiz değildir. Çünkü tanrı, ilah, mabud-put demektir. Asuriler, Türkleri, güneşe, yıldızlara tapınmaya alıştırdıkları için tanyeri ağarınca, güneşe tapınırlardı. Bu sebepten, Güneşin ismi, tanyeri ve nihayet tanrı oldu.

Allah kelimesi özel isimdir. Hiçbir dilde karşılığı olmaz. Allah kelimesinde müzekkerlik, müenneslik yoktur. İlah kelimesinin ise her dilde karşılığı, bazı dillerde de müzekker [erkek] ve müennes [dişi] şekli vardır. Mesela Arapça’da Mabud-Mabude, Türkçe’de Tanrı-Tanrıça, İngilizce God-Goddess, Fransızca Dieu-Deesse, Almanca Gott-Göttin gibi. Bu kelimelerin hiçbirisi Allah ismi yerine kullanılmaz. Allah manasına yalnız Allah kelimesini kullanmak gerekir. Çünkü Allahü teâlâ, (Benim ismim Allah’tır. Bana, Allah diye ibadet edin) buyuruyor. Kendisi ne bildirmişse onu kullanmak gerekir. İlah manasında her millet kendi dilindeki kelimeyi kullanır. Fakat Allah her dilde aynıdır. (S.Ebediyye)

Orkun Kutlu on Mart 13th, 2011 at 23:41

Semra Hanım,

Yazımı sonuna kadar okuduğunuzu söylüyorsunuz. O hâlde buraya kopyaladığınız yazıyı sonuna kadar okumadınız. Çünkü bu metinde “Tanrı adının tanyeri adından türediği” veya “Tanrı adının dişil biçimi olan Tanrıça adının kullanılabileceği” gibi benim yazımın içinde çürütülen yanlış açıklamalar bulunuyor.

Bu yazıyı yazan zat-ı muhterem (!) kimse, onun Türkçeye ve Türklüğe bir garezi olduğundan şüphe etmemek elde değil. Tanrı’yı bir millete veya dine mâl etmek kimin haddine Tanrı aşkına? Bu zat kim oluyor da “Yaratıcı kendi adının Allah olduğunu bildirmiştir, ona başka ad vermek yanlıştır.” deme gafletinde bulunuyor? Ne yani, İslamiyet ile gelen Yaratıcı kavramı önceki dinlerin hepsinden farklı mıdır? M.S. 600’den önce yaşayan bütün inanç sahibi, kutlu tine sahip bilgeler cehennemlik midir? Bu nasıl bir mantıksızlıktır.

Benim atam olan Oğuz Kağan’ın tek ve yüce olduğunu beyan ettiği Tanrı ile İslam’daki Tanrı kavramı birbirinden farklı mıdır? Hadi Oğuz Kağan’ın yalavaç olduğuna inanmıyorsunuz diyelim, göksel (semavi) dinlerden Hristiyanlığı ve İslam’ı gönderen Tanrı aynı değil midir? Aynı ise Tanrı İncil’de neden adının Allah olduğunu beyan etmemiştir? Madem yaratıcının adı aynı, neden dört büyük kitapta Yaratıcı’ya verilen farklı adlar var?

Eğer ki “Allah her ulusa kendi dilinde adını aktarmıştır.” derseniz, o hâlde Yaratıcı’nın özel adının olmadığını kabul etmiş olursunuz. “El-ilah” gibi bir put adından türetilmiş Allah adını -dahası uydurma nice Arapça sözcükleri- böylesine savunurken, size göre gevurların İncil’indeki veya Tevrat’ındaki Yaratıcı adlarını da kabul edip Tanrı adına karşı çıkarsanız, sizin TÜRK düşmanı olduğunuza kanaat getiririm.

“İslamiyet’te bildirilen isimleri söylemek caiz, bunlardan başkasını söylemek caiz değildir.” diyorsunuz. İslamiyet Muhammed aracılığıyla bildirildiği için Arapça indirilmiştir. Fakat İslam dini evrenseldir ve insanlar bu dini illa Araplar gibi yaşamak zorunda değillerdir. Herkes yüce Tanrı’nın buyruğunu alır, ona kendi dilinde ve kendince iman eder.

Artık insanların beynini çapsız alimlerin safsatalarıyla uyuşturduğunuz yeter. Kargaların güleceği bu iddialarınızı çürüterek kaybettiğim zamana acıyorum; fakat Türk’ün ruhunu araplaştırmaya çalışan sizin gibi yabancı hayranlarına inanan masum Türkler’in uyanışı için bunu bir görev bildiğimden, yılmıyor ve safsatalarınızı kaybedilen zamanın hükmüne bırakıyorum.

Tanrı TÜRK’ü korusun!

Muhammed Emin ŞAHİN on Mart 14th, 2011 at 01:03

Semra Hanım Türkçe’de bu yazıyı yazan her kimse Türkçe’nin kuralları adam gibi bilmeyen ya da insanları kandırmayı seven biriymiş biriymiş. Çünkü Türkçe’de “Tanrıça” diye bir sözcük yoktur. Bu sözcük bildiğimiz Tanrı sözcüğüyle yine bildiğimiz “kraliçe”, “patroniçe” gibi sözcüklerdeki “-ça”, “-çe” ekinin birleştirilmesi biçiminde olmuştur ve bu ek sırpça bir ektir. Çünkü Türkçe’de bir eşey eki yoktur ve “Tanrı” sözcüğü asla “ilah” sözcüğü karşılığı kullanılamaz çünkü “ilah” “tapınılan” demektir. Tanrı ise tek ve en büyük olan yaratıcıya verilen addır ve bu adda sanıldığı gibi tan yerinden gelmez, denkleştiren anlamına gelen “Tengri”den gelir. Ayrıca Türkler manist, budist, Göktanrıcı olmuşlardır ancak asla Güneş’e tapar olmamışlardır.

İkinci bir durumda var ki Allah’a bir aşkla bağlanan Yunus Emre ve nice bilgin Allah sözcüğü yerine Türkçe olan Çalap, Tanrı sözcüklerini kullanmışlardır. Bu kişide “Tanrı sözcüğü kullanılmaz” diyerek peygamberlerden sonra görülmüş en büyük Allah aşıklarından biri olan Yunus Emre’ye karşı çıkmıştır.

Ve size bir soru Ulu Muhammed (T.u.ü.) Arap olmasaydı ne olacaktı ne olacaktı?

Orkun Bey, keşke dört büyük kitaptan örnekvermeseydiniz. Çünkü bunun onlarda olmamasına neden olarak bu dört kitaptan üçünün değiştirildiğini söylecektir.

Serkan on Mart 15th, 2011 at 12:01

“Müslüman olmayı, Arap gibi düşünüp Arap gibi konuşmak olarak algılayan örümcek kafalılara” diyen kişi, eğer burada kastın Peygamberin sünnetlerini yaşayan insanlarsa sana ahiret gününde şiddetli bir azabı haber veriyorum, Fatih Sultan Mehmed’in giyimi kuşamı-yaşam tarzı eğer örümcek kafalı diye tabir ettiğin kefeye giriyorsa Osmanlı’nın laneti senin üzerine olsun!

İsimlerin en güzeli Allah’ındır Öyleyse O’na bunlarla dua edin O’nun isimlerinde ‘aykırılığa (ve inkâra) sapanları’ bırakın Yapmakta oldukları dolayısıyla yakında cezalandırılacaklardır. (Araf-7/180)

Kağan on Mart 15th, 2011 at 13:00

Orkun Bey,

Burada anlatılanlar hakiki gerçek ile özelleştirilen gerçek arasındaki tartışmadır.

Yalnızca Dünya hayatını ele alarak konuşuyor olsaydık; öz be öz TÜRK’ ü, öz be öz Türkçe’ yi dünyaya yayar, başka anlayışlara, başka düşüncelere, başka milletlere şans tanımazdık belki de.

Ancak dünya, ne yalnızca Türk için yaratılmış, ne de başka tekil bir sebeple olsun… Dünya’ nın bir perde olduğunun farkında olanlar, insanı yaratan Allah’ ın adıyla konuşurlar, Allah’ ın adıyla iş yaparlar.

Yüce Allah, diğer dünyaya teşrif ettiğimizde bakalım bizlerle hangi dilde konuşacak. Bildiğim şey; Allah için “saygıyla” hareket edenler saadet için daha şanlıdırlar.

Ben hepimiz için Allah’ ın rahmetini, bağışlamasını dilerim.

mehmet on Mart 16th, 2011 at 02:51

Tanrın senin olsun kardeşim. Allah’a dil uzatma yeter.

Kerem71 on Mart 16th, 2011 at 19:57

Serkan mahlaslı kişi,

Fatih Sultan Mehmet Han atamız İstanbul’u fethetmek, bir çağı kapatıp yeni bir çağı başlatmak, tarihe Türk’ün damgasını vurmak ve kendi deyimiyle ‘Truva’nın intikamını almak’*** için harıl harıl çalışıp kafa yorarken Bizans surlarının arkasında, örümcek kafalı yobazlar melekler erkek mi dişi mi onu tartışıyormuş, hepimizin bildiği hikaye. Aynı o yobazlar gibi, artık Tanrı mı Allah mı diye tartışmak ve Türk olduğu için, damarlarında asil kan dolaştığı için Türkçe konuşup Tanrı diyenlere, onları anlamayıp yahut kıçından anlayıp ”size bir azap var” falan fişman gibi cüppeli ahmet tarzı yorumlar yapmak son derece salakçadır. Büyük Başbuğ Atatürk’ün dediği gibi bütün kaleler zaptedilmiş, bütün tersaneler, limanlar, telekom, madenler, bankalar, kamuya ait değerli ne varsa satılmış durumda.

Memleketin bütün ulaşım,altyapı,maden,üretim ve mali kuruluşları yabancıların eline geçmiş durumda. Ormanlar, topraklar satılıyor, birileri audi ku-7lere biniyor birileri makarna için oyunu satıyor. Azıcık sesini çıkaran birileri olursa ırkçılıkla, örümcek kafalılıkla, Türkçülükle, milliyetçilikle, ulusalcılıkla suçlanıyor sanki bunlar suçmuş gibi. Yakında ”biz yalan söylüyoruz,sahtekarız, çalıp çırpıp peşkeş çekiyoruz, moden dünyanın gerekleri bunlar, demoktarik haklarımız bunlar, siz yoksa demokrasiye inanmıyor musunuz vay hianler ne demekmiş dürüstlük, ne demekmiş çalmamak, ne demekmiş milletini sevmek, avrupa birliğine girmeyelim demek, ne demekmiş kıbrıs’a kerkük’e karabağ’a sahip çıkmak, rum, peşmerge kürt ve ermeni dostmarımız alınır” diyecekler, o dereceye geldik. Artık uyanın da Türk gibi olun, Türk gibi düşünün, başbuğlarımız gibi bağımsızlığınıza düşkün olun, başbuğlarımız gibi milletinizin, yurdunuzun menfaatlerini şahsi menfaatlerinizin önünde tutun, güzel dinimizi arap kalleşlerinin töreleriyle, iğrenç emevi adetleriyle arap gibi yaşamaktan vazgeçin de Türk gibi yaşayın. Büyük Başbuğ Timur gibi, Büyük Başbuğ Atatürk gibi, kahraman Osman Batur gibi, Mehmet Emin Resulzade gibi, nur yüzlü Ebulfez Elçibey gibi, arapların Ebu Garip cezaevinde günlerce işkence edip sonra da asmalarına rağmen ***** (sırf Türküz dedikleri için) Türklüğünden, davasından vazgeçmeyen Necdet Koçak , Rıza Demirci ve arkadaşları gibi yaşayın dinimizi. Siz nasıl insansınız, nasıl bir uyuşukluk bu? Nasıl Türksünüz siz? İçimizde onbinlerce kripto yahudiler (sabetaylar), kripto ermeniler var, siz kripto mıripto değil, alenen açıktan uyuşuk beyinli ve soyunu bilincini kaybetmiş güya Türklersiniz. Uyanın artık, silkinin, soysuzluğun tek çaresi okumak, tarihini, atalarının yaptıkları şerefli işleri öğrenmek ve kanında, eğer hala birazcık kaldıysa, o asil ruhu canlandırmaktır.

Tanrı Türk’ü korusun. Göktanrı Türk’ü korusun ve yüceltsin.

*** Fatih Sultan Mehmet atamızdan tam 459 yıl sonra, Başbuğ Atatürk, Yunan kansızını topraklarımızdan söküp atıp, İzmir’den resmen ve alenen binlercesini denize döktükten sonra ”Hektor’un intikamını aldım” demiştir. Ne tesadüf değil mi? Tesadüf mesadüf değil, çünkü ikisi de çok iyi tarih biliyorlardı. İkisinin de damarlarında asil Türk kanı akıyordu. Fatih Sultan Mehmet atamızı , aşağıdaki yazısında arap kıyafeti giyiyormuş ve arapça konuşuyormuş gibi gösteren ya da öyle bilen kişiye duyurulur.

***** Kerkük Türklerinin efsane lideri, cennetmekan Necdet Koçak ve arkadaşları, 16 Ocak 1980’de, Türkçülük suçlamasıyla (!), Baas rejimi tarafından, Saddam Hüseyin’in emriyle Bağdat yakınlarındaki Ebu Garip cezaevinde günlerce işkence edildikten sonra asılarak idam edilmişlerdir. Kurban olduğum Göktanrı, Türk’ün Tanrısı o kadar büyük ki, tam 31 yıl sonra, aynı cezaevinde, mimarisi yıllardır değişmediği için muhtemelen aynı avluda, aynı 3-5 m2 yerde, kalleş arap Saddam, yine kendisi gibi kalleş olan amerikalılar ve kürt peşmergeler tarafından asılarak idam edildi.

Türk’ün Tanrısı Göktanrı Türk’ü korusun! Bizler, bu yapılanların hepsini not aldık, hiç birini unutmayacağız, elimize fırsat geçerse mutlaka intikamlarımızı alacağız ama geçmezse ve ömrümüz yetmezse Ulu Tanrım Türk’ün intikamını alsın bütün Türk düşmanlarından!

Rebah on Mart 17th, 2011 at 17:44

Maalesef bu yazı için teşekkür edemeyeceğim. Bence Allah kelimesi kullanılmalıdır. Çünkü namaz kılarken ve dualar okurken Türkçe okumuyoruz. Türkçe’ye sadece anlamamız için çevrilmiştir Kuran-ı Kerim ve Kuran Arapça okunur. Bu yüzden Arapça’daki kelimeyi yani Allah kelimesini kullanmalıyız.

Serkan on Mart 18th, 2011 at 14:13

Her kürsüye çıktığında “orta çağ karanlığı”ndan dem vurup ecdadımıza küfredenler bugün çıkıp Fatih’i sahiplenemez! 30 tane bankayı soyup soğana çevirip borcunu milletin sırtına yükleyen sırtlanlar bugün IMF yi Osmanlı tokadıyla selamlayan aslanların ancak artıklarıyla beslenirler! Türkiye 2023 yılında dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına girerken, cücük beyinliler amerikalarından gelecek darbe yardımını beklerler! Çünkü bu cücük beyinliler 1980 darbesi gerçekleşince Beyaz Saray koridorlarında yankılanan “bizim çocukların” ta kendileridir!

yuh on Mart 18th, 2011 at 21:41

Tanrı Kelimesini Siz Her Din İçin Kullanıyorsunuz Senin Tanrın Kim Diye Soruyorsunuz Tarnrı Bir Kelimedir Allah Yalnıazca Allaha Ait Olan İsimdir…Bu Yüzden Sonuna Kadar Allah Kelimesi Kullanılmalıdır.Sizin Bahsettiğiniz Fatih Sultan Mehmet Allah Der Ama Tanrı Demez!

Sultan on Mart 19th, 2011 at 13:09

Arkadaşlar “Tanrı” kelimesi haşa 3 Allah anlamına gelmektedir. Uygurlar tengri diyebilirler ama Kur-an’ı Kerim i okuyan varsa bilirler. Tanrı diye bir şey yok o kelimenin doğrusu ALLAH tır. Fazla söze gerek yok.

Kağan on Mart 22nd, 2011 at 08:49

Alak Suresi
1- Yaratan Rabbinin adıyla oku.
2- O, insanı bir kan pıhtısından yarattı.
3- Oku, Rabbin en büyük kerem sahibidir.
4- O, insana kalemle yazmayı öğretti.
5- İnsana bilmediğini öğretti.

Kur’an’ın ilk suresi bu suredir. Ve bu sure Allah’ın adı ile başlamaktadır. Resulullah’ı yönlendirdiği ilk esnada, yücelerin yücesi ile bağlantı kurduğu ilk anda, seçilmiş olduğu davet yolunda atmış olduğu ilk adımda onu Allah’ın adı ile okumaya yönlendirmektedir: “Oku yaratan Rabbinin adı ile.” Ve sure Allah’ın adı ile başladığı gibi, Rabbin sıfatlarından olan yaratmanın ve hayata başlamanın kendisi ile sağlandığı yaratma sıfatı ile başlamakta ve Allah’ı “yaratan” diye nitelemektedir.
————————————————————-

Kör değilken, kör; topal değilken topal gibi hareket etmenin neye yararı var?

Yanıldığını anladığında “YANILDIM!” diyebileni büyük bir saygıyla selamlarım.

- on Mart 23rd, 2011 at 17:49

Kerem71 rumuzlu kandaşım, anladığım kadarıyla Müslüman değilsiniz. İslam’ın ne dediğini, Müslümanlar’ın neler düşündüğünü bilmediğinizden böyle bir yorum yapmanız gayet normal. İlk önce şunu söyleyeyim, İslam dini evrensel bir dindir, tüm insanlığa gönderilmiştir. Sizin tabirinizle o veya şu millet için geçerli değildir. Haşa, Arapların Tanrısı gibi birşeyde İslam dini için geçerli olamaz. O yüzden kendi inançlarınızla İslam’ı karıştırmayın (bunu yazıyı yazan kişiyede söylüyorum). İslam’a göre herşeyi yaratan, var eden tek bir varlık vardır, o da Allah’tır. Allah sözcüğü el-ilah dan gelir diye bir yoruma varamaz hiç kimse. Allah sözcüğünün anlamı yoktur dikkat ettiyseniz. Esmaül hüsna ‘ daki tüm isimlerin özü olduğu rivayet edilmiştir ama bununla ilgilide kesin bir delil yoktur. Yani Allah ile Tanrı sözcükleri bir tutulamaz. Müslüman olmayan atalarımızın Tanrı ve/veya Tengri ‘ yi sıkça kullanması, Müslümanlar’ın bunu kullanabileceği anlamına gelmez. Sandığınızın aksine geçmişte de Müslüman Türkler arasında Tanrı yerine Allah sözcüğü kullanılıyordu şimdiki gibi. Ve öyle kalacak. Hadisleri kafanıza göre yorumluyorsunuz. Dini kolaylaştırmakmış. O zaman namaz kılmayada gerek yok, oruç tutmayada gerek yok. Namaz kılmayınca, oruç tutmayınca daha kolay yaşanılmıyor mu ? Böyle bir sonuçda çıkarabilirsiniz o zaman ? Yunus Emre o dizelerinde kafiyeli olması açısından Allah sözcüğünü kullanmamış olabilir. Veya başka din büyükleride zaman zaman Allah sözcüğünü kullanmamış olabilirler. Bu her zaman kullanmadıklarını mı gösterir ? Ne kadar zavallıca düşünüyorsunuz.

Biraz karışık yazdım zamanım kısıtlı. Birkaç cümleyle toparlayayım: Hadisleri kafanıza göre yorumlayarak, başka dinlere mensup Türkleri “bunlar dinlerinde kendi dillerini yaşatıyor” diyerek Allah sözcüğü yerine Tanrı sözcüğünün kullanılmasını desteklemeniz çok mantıksız. Türklüğü yüceltti dediğiniz Fatih Sultan Mehmed’in İstanbul’u fethettiğinde aklına ilk olarak Hz. Muhammed’in hadisinin geldiğini ve dile getirdiğini neden söylemiyorsunuz ? Öncelikli amaçları hep İslam’ı doğru ve olduğu şekliyle yaymak olan bu büyük insanlar hakkında daha fazla saçmalamayın. Bir Müslüman, ister Türk, ister Arap, ister Çinli olsun Allah sözcüğünü kullanmalıdır. İslamiyette ırk ayrımı yoktur. Arapların dini diye birşey yoktur. Türk’ün Tanrı’sı da yoktur. Tek Tanrı, Tek Yaradan vardır, o da yüce Allah’tır. İslam dini yeryüzüne gönderdiği son dindir. Hiçbir şekilde orjinalliği bozulamamış ve bozmaya çalışanlar onun gadabına uğramışlardır. Bugün Allah yerine Tanrı denilsin diyen yarın yeniden ezan Türkçe okunsun demeye başlar o da gerçek olursa namaz Türkçe kılınsın demeye başlar…

Allah sonumuzu hayır etsin.

Bedirhan on Mart 24th, 2011 at 17:26

Lütfen ben ilköğretim 8.sınıf öğrencisiyim ben bile anlıyorum .

Allah da Tanrı gibi yaratan demektir .

ALLAH=ARAPÇA , TANRI=TÜRKÇE

Biz Türk’sek Türkçe sözcükler kullanalım.

Ve de bu yazıyı yanlış bulanlar kaçınız 5 vakit namaz kılıyor ya da doğru yolda? ( Doğru yol ne derseniz ingilizcesini yazmak istemedim “straight edge” = Sigara , alkol , uyuşturucu kullanmayanlar.)

burak on Mart 25th, 2011 at 18:39

Hristiyanlar tanrı der biz değil…

Ayça on Nisan 13th, 2011 at 15:51

Çok güzel bir anlatım. Tebrikler. Teşekkürler.

Yasin on Nisan 15th, 2011 at 01:04

Kimse hiçbir dine inanmak zorunda değil, zaten inanç nasip meselesidir, herkese nasip olmaz. Ama inançlarımıza (s.a.v. demeyerek) saygısızlık etmeyin lütfen. Ayrıca bir bölümde sizde demişsiniz ikiside aynı vs. diye, aynıysa neden Allah (c.c.) demek sizi rahatsız etti? Allah (c.c.) deyince ben, siz Tanrı anlayın olsun bitsin.

ekrem on Nisan 15th, 2011 at 04:42

Falanca millet bunu kullanmış şu millet bunu kullanmış peki eski dinlerin hükmü var mı ki ? Yok o zaman Tanrı kelimesi de rafa kalkmış demektir Tanrı lelimesini illaki kullanmak istersen başka ilahlar için kullanabilirsin. Ama Allah için kullanamazsın.

aslan cihan on Nisan 21st, 2011 at 13:08

Kardeşim iyi hoş baya hazırlanmışın up uzun bir yazı yazmıuş akıcı güzel amma celakin.Allah lafzının tek ve yüce sahibi biricik ve tek olan yaratıcımız olan Allah’a aittir.Tarihi sürece baktığın zaman kendi ilahlıklarını iddia eden hiç bir zaman bu lafz-ı celali kullanmamaışlar, kullanamamışlardır.

Sizin burda yazmış olduklarını dini açıdan tartışmak farklı bir yana bu yazıyı esefle kınıyorum.Cidden talihsiz bir yazı olmuş. Ayrıca her paragrafına ayrı ayrı yanıt vereceğiz de değiliz.

Ben az söyledim siz çok anlayın… “Velimen kena hakkun aleyna”

Kerem71 on Mayıs 14th, 2011 at 19:53

Serkan isimli kullanıcı;

İsraillilere yalandan one minute deyip 2 saat sonra salya sümük olup ”sayın şaron tepkim size değil moderatöreydi” diyen kağıttan aslanların yalanlarını azıcık kafası çalışan hiç kimse yemiyor! Suriye sınırını o yalandan kükrediği israillilere peşkeş çekmeye çalışanların, Rasmussen’e ”bu adam müslümanları aşağıladı nato’nun başına geçmesine sıcak bakmıyoruz” dedikten sadece 24 saat sonra onay verenlerin, ”nato’nun libya’da ne işi varmış” diyerek seçim yaklaşıyor diye yalandan kükredikten sonra, obama’dan telefon gelince savaş gemilerini daha meclis’den izin bile çıkmadan libya’ya gönderen, izmir’i müslümanların vurulması için nato’ya harekat merkezi yapanların kanında ne olduğunu çok iyi biliyoruz biz! Kansız amerikalı avrupalı haçlı köpekleri ırak’ta 1,5 milyon sivili öldürüp, 550 bin kadının ırzına geçerken, mecliste amerika’ya izin veren tezkereyi çıkarmak için kıçını yırtan o ‘aslan’ların, ”amerikan askerlerinin başarısı için dua ediyorum” diyenlerin kanındaki asıl cevheri biliyoruz biz! Övüne övüne sanki iyi bir mokmuş gibi ”BOP’un eşbaşkanıyız biz” diyenlerin, pkk’lı şerefsizlere ”sayın öcalan” diyenlerin, cennetmekan şehitlerimize ”kelle” diyenlerin kanlarında ne olduğunu çok iyi biliyoruz biz! Senin ve senin gibi menfaatleri yüzünden ya da angutlukları yüzünden bu herifleri destekleyen milyonlarca dangalağa sormak gerekir; 500 milyar dolar iç ve dış borç varken (80 senede yapılan borçlanmanın yaklaşık 10 katını 8 senede yaptı senin o ”aslanlar” ), izmir’in istanbul’un ankara’nın yolları delik deşikken, 8 yaşındaki küçük kız çocukları bozuk rögar kapaklarından şehrin tam ortasında kanalizasyona düşüp boğuluyorken, 19 yaşında su gibi genç Türk kızları soysuz köpeklerin şehrin ortasında belediye otobüsüne attığı molotof kokteyli ile yanıp ölüyorken, şırnak’ta Türk bayrağı önce çiğnenip sonra yakılıyorken, protestolu çek-senet miktarı her yıl katlanarak artıyorken mi girecek Türkiye dünyanın 10 büyük ekonomisi arasına?

Senin o ”aslan”lar, 8 senede 80 yılın bütün ekonomik değerlerini sattı bir de üstüne 500 milyar dolar borçlandı ve senin ve senin gibi dangalakların bir tanesi bile ”ulan bu kadar para nereye gitti, bir tane bile fabrika açmadan sadece 6 ayda çöken kalbura dönen duble yollar 500 milyar dolar mı yedi bütçeden?” diye sormuyor, soramıyor, aklına bile gelmiyor. Gemiciklere, pırlanta dükkanlarına, likit yumurtalara, mobese sistemlerine, istanbul’da maaile milyon dolarlık yalılara, ankara çukurambar semtindeki 1,5 milyon dolarlık apartman dairelerinin onlarcasına, çankaya birlik mahallesindeki imam nikahlı 21 yaşındaki sevgililere dayanan döşenen onlarca lüks dairelere (gerçi evdeki bıyıklı sakallı kokmuş karılara gidecek hali yok ya ) audi ku-7 ‘lere reynç rovır’lara gitti 500 milyar dolar sen neden bahsediyorsun ahmak?

IMF’ye osmanlı tokadını güya atan o aslanlar koca Türk Devletine ‘has****’ diyen o şerefsiz belediye başkanı mı nedir ona neden gıkını çıkaramıyor? Yıllarca pkk’lı köpekleri besleyen, koruyan barzani köpeğine ” mesut abi ” diyen senin o ”aslan”lar, fare olmasın sakın? Sen ve senin gibiler ”anayasa’dan Türk kelimesi kalkmalı, kürtlere ayıp oluyor, ermenilere ayıp oluyor, dağlara ne mutlu Türküm diyene yazmak yanlış” diyenlere oy vere vere bu hale geldi bu ülke? Adam ırak’ta, libya’da afganistan’da oluk oluk müslüman kanı akarken amerika’nın ***** gibi dediğinden dışarı çıkmıyor, üstüne üstlük ona yardım ediyor, asker gönderiyor, gemi gönderiyor, yani müslüman değil! Adam, Kerkük’te, doğu Türkistan’da dağlık karabağ’da, hadi bırakın bunları diyarbakır’da şırnak’ta hakkari’de, istanbul’un göbeğinde Türk kanı akarken gıkını çıkarmıyor, bir de üstüne mesut abi diyor, sayın öcalan diyor, yani Türk değil! Ulan oy verdiğiniz o ‘aslan’lar Türk de değil müslüman da değil siz daha hala övgüler düzüyorsanız düzülmeyi zaten hakediyorsunuz! Allah tüm Türk düşmanlarının, içimizdeki ve bizi yöneten soysuzların, kripto ermenilerin, kripto yahudilerin ve onların uşaklarının, topunuzun belasını versin, başka ne diyim size!

” – ”işaretini rumuz yapan, serkan kadar dangalak olmasa da hafiften beyni dumanlanmış olan arkadaşa da bir kaç sözüm var. ”Anladığım kadarı ile müslüman değilsiniz” demişsin güzel kardeşim ama anlamadığın kadarıyla müslümanım. Müslüman olmaktan ve Türk olmaktan gurur duyuyorum. Mesleğim gereği avrupanın bir çok ülkesine defalarca gittim, güney ve orta amerika’daki bir çok ülkeyi, uzak doğudaki bir çok ülkeyi gördüm, oradaki toplumları tanıdım. Her defasında da Türk ve müslüman olmaktan gurur duydum, iyi ki Türk ve müslüman olarak doğmuşum dedim kendi kendime. Ancak, buradaki ”müslüman” lıkla benim ne kastettiğim seninkinden biraz değişik kardeşim. Eğer sen amerikan köpeği suudlara, kuveytlilere, ürdünlülere, arapların çoğuna ve bizim içimizdeki menderes’lere, özal’lara, şeyh sait’lere, molla ömer’lere, kürt said’lere, derviş mehmetlere, onların bugün meclisteki torunlarına, son sekiz senenin ”aslanlarına”, amerikada 10 yıldır hiç maaşı falan olmadığı halde dallas dizisindeki gibi büyük çiftliklerde yaşayan ve green card almak için yahudi kökenli CIA üst düzey memurlarını kendisine kefil gösterenlere müslüman diyorsan, bak işte o anlamda ”müslüman” değilim ben. 40 yaşındayım, bu yaştan sonra da o anlamda ”müslüman” olamayacağım zaten. Bir de çok komik bir şekilde, ”bugün allah yerine Tanrı diyen yarın ezan Türkçe okunsun der, o da olursa namaz Türkçe kılınsın der” demişsin ki, bu aynı şey gibi olmuş, ”bugün elini veren yarın bilmem neresini de verir” gibi, yani sanki çok kötü bir şeymiş gibi konuşmuşsun, teşbih yapmışsın bu çok komik geldi bana.

Uyan kardeşim uyan, bugün birileri ”bu ülke tek başbakanla tek merkezden yönetilmez” diyor, birileri ”ne mutlu Türküm yazmak yanlış” diyor, birileri ”anayasadan Türk kelimesini çıkartmazsak demokratikleşemeyiz” diyor, birileri bağbuğ Atatürk’e ve onun silah arkadaşlarına, Türklüğe her gün ağız dolusu küfürediyor ve devletten hala maaş alıyor ve öbür birileri de buna gıkını çıkarmıyor, apo köpeğini alıp getiren sorgulayan subaylar hapse atılıyor, yani olmayacak sandığımız şeyler oluyor, dünya tersine dönüyor, kıyamet kopuyor ve sen ”yarın da Türkçe ezan ister bunlar” diye sanki benim gibi Türkçe ezan isteyenler, Türkçe Türkçe diye kıçını yırtanlar ”çok tehlikeli teröristlermiş” gibi konuşuyorsun! Ulan adamlar bütün medyasıyla bütün gazete ve televizyonlarıyla sabah 7’den ertesi sabah 7’ye kadar ”kürt kürt kürt çerkez ermeni kürt ermeni kürt rum ermeni kürt kürt kürt ermeni kürtçe ezan kürtçe namaz kürtçe ana dil eğitim kürt özerk bölgesi kürt kürt bölge bölge diyarbakır kürt bölge bölge insanı bölge bilmem neyi demokratik taleplerimiz kürt kürt kürt” diye 12 milyon kere aynı kelimeleri söyleyerek milletin beynini yıkıyor, bölücülüğün, adiliğin, kalleşliğin alasını yapıyor, sen ”yarın da Türkçe ezan ister bunlar” diye hayıflanıyorsun! Türkçe ezanı, Türkçe namazı, Türkçe bakışı, Türkçe yaşayışı tehlike olarak gören bu zihniyet nasıl bir zihniyet anlamış değilim güzel kardeşim. Hayır, sen yukarıdaki serkan denen dangalak gibi olsan, hemen anlarım, tabi Türklüğü tehlike olarak görür soysuz der geçerim ama sen yazına ”kandaşım” diye başlayan bir insansın, o yüzden sendeki bu zihniyeti anlamayamadım kandaşım. :)

Tanrı Türk’ü korusun..
Önce kendi içindeki soysuzlardan korusun…
Önce kendi içindeki ”güya Türk” serkan gibi dangalaklardan ve onların oy verip başımızın üstüne kadar çıkardığı farelerden korusun…
Diğer kandaşım gibilere de akıl fikir versin…
Türk’ün Tanrı’sı, Dede Korkut’un Tanrı’sı, Oğuz Kağan Atamızın Tanrı’sı Türkü korusun ve yüceltsin!

Alp-er on Mayıs 14th, 2011 at 20:30

Kerem71 kardeşimin sanki içimi okumşçasına yazdıgı bu güzel yazının altına imzamı atarım gururla…

Var ol ırktaşım!

Orkun Kutlu on Mayıs 16th, 2011 at 00:42

Aslan Cihan,

Siz en kolay yolu seçip, esefle kınıyorsunuz. Yorumları okuduysanız, bizi burada ciddi anlamda ikna edebilecek bir kişi bile çıktığı taktirde, bu sitenin yayınına son vereceğimi söylemiştim. Ama geçen süre içinde yanıt veremediğimiz, ikna edemediğimiz bir kişi bile çıkmadı, çıkamaz da! :)

Yukarıda oldukça bilimsel temellerde anlatılan Tanrı ile Allah adlarının eşitliği konusunu saptırarak bizim sadece Allah’ımız var, Tanrı’mız yok deme gafletine düşenlerin öncelikle Türk ve Türkçe düşmanı olduklarını düşünüyorum. Ciddi anlamda tartışmak isteyen kişilerin ise, sığ düşündükleri yorumlardaki örneklerde görüldü.

Siz bizimle tartışmayı bir yana atıp, bizi esefle kınayadurun. Acizliğiniz, usumuzun gücünü ortaya koyuyor Tanrı’ya şükür. Bununla da kalmayıp, sizi bile muhattap aldığımız için ne kadar hoşgörülü ve geniş düşünceli olduğumuzu da ortaya koymuş oluyoruz.

Tanrı TÜRK’ü korusun!

Kerem71 on Mayıs 16th, 2011 at 18:27

Durum ne kadar kötü olursa olsun, ne kadar çaresiz görünürsek görünelim, Büyük Başbuğ’un dediği gibi muhtaç olduğumuz kudret damarlarımızdaki asil kanda fazlasıyla mevcut aslında. Bunu bana bir kez daha gösteren, ”ben ilköğretim 8.sınıfa gidiyorum, ben bile anlıyorum, Allah Arapça’dır, Tanrı Türkçe’dir, ikisi de yaratan demektir,Türk olduğumuza göre Türkçe konuşalım” diyen, diyebilen Bedirhan kardeşimin, yeğenimin gözlerinden ne kadar öpsem azdır. Demekki bu soysuzlar, işbirlikçiler, sömürgeciler, dünyanın para babaları bütün gazeteleri ,televizyon kanallarını satın alsalar da, asla satın alamayacakları bir neslimiz var ve geliyor arkadan. Bedirhanım, seni veren Tanrı’ya kurban olurum, o annene babana minnettarım koçyiğit kardeşim benim. 14 yaşındasın ve bu kansız, kişiliksiz, haysiyetsiz, soyunu sopunu kaybetmiş, uşak zihniyetli, mandacı ahmaklardan çok çok daha akıllısın ve gözlerin açık…

Ayrıca, Alp-er kandaşıma da binlerce kez teşekkür ederim, O da bana yalnız olmadığımı bir kez daha hatırlattı. Orkun kandaşıma da bu vesile ile binlerce selam olsun, esenlik olsun.
Türk’üm, bu ad, her ünvandan üstündür. Bu millet ne yaparsanız yapın varolacak, ne yaparsanız yapın! Kalleşliklerinizin hesabını biz de soracağız, Göktanrı da…Bu millet hatalar yaptı, uyudu, tembellik etti, bilime, gerçeğe sırtını döndü,kendi soyunun, kendi kültürünün, kendi kanının kıymetini bilemedi, duygularının ve hümanizm denen dışarıdan pompalanan hastalıkların esiri oldu ama bu kadar kalleşliği hakedecek bir kötülük yapmadı hiç bir millete, kavime, ırka…Aksine hangi coğrafyadan çekildiyse orası karıştı, kan gövdeyi götürdü, sömürgecilerin haçlıların kuklası köpeği oldu geride kalan kavimler. Bakın Afganistan’a, Pakistan’a, bakın Ortadoğu’ya, bakın Kuzey Afrika’ya, bakın Balkanlar’a…yine de yetmedi hala ihanet görüyor, hala kalleşlik görüyor bu millet ama bir dün devran döner, bir gün ya yeniden bir başbuğ gelir ya da damarlarındaki asil kanın farkına varan binlerce gencimiz binlerce bağbuğ olur kendiliğinden, o zaman göreceğim sizi…
Türk, Türk olduğunun farkına varırsa önünde hiç kimse duramaz!
Tanrı Türk’ü korusun ve yüceltsin!

Sultan on Mayıs 18th, 2011 at 16:44

Orhun Kutlu,
Bir kere Kur-an’ı Kerim’i açıp da Mealini okusaydınız “Tanrı” diye bir kelime yazmıyor. Lütfen ona göre davranın.

Orkun Kutlu on Mayıs 18th, 2011 at 22:38

Sultan Hanım,

Kuran’ı açıp da okuduğunuz meali kim yazdı? Bir kişioğlu, değil mi? Yani sizin, benim gibi bir kişi Türkçeye çevirmiş Kuran’da anlatılanları. Orada geçen sözcükler içinde Tanrı adının olmayışı da, ancak onu çeviren kişinin kişisel tercihiyle alakalıdır. Ben çevirseydim, Tanrı adını kullanırdım.

Dahası Kuran’da “mevla” (Farsça kökenli) sözcüğü de geçmiyor; ama onu kullanmakta hiçbir sakınca görmüyorsunuz. O hâlde sizin sadece Türkçeye gareziniz var, yanlış mıyım?

TTK!

Sultan on Mayıs 19th, 2011 at 13:39

Ama onu herkes kafasına göre çevirseydi Kuranı Kerim’in hiç bir anlamı kalmazdı. Siz çevirseydiniz kafanıza göre çevireceksiniz ki ben öyle çevirirdim demişiniz. Yani aslına uygun çevirmeniz en mantıklısı. Kafanıza göre çeviremezsiniz.

Türkçe’mizi her zaman yaşatmaya çalışacağım. Bundan dolayı Türkçeye felan bir garezim de yok. O halde neden Kuranı Kerim Arapça onu da sadece Türkçesiyle okumak da yetmiyor. Asıl Arapça olanı okumak gerekiyor.

Kerem71 on Mayıs 21st, 2011 at 08:41

Yok yaa, bence de yok Sultan hanım’ın Türkçe’ye garezi ”felan” ! :))
Sultan hanım, ”kafasına göre çevirmek”, bir yerinden uydurmak demek değildir, biraz bilgi vereyim dedim. :) Kendi dil kültürüne göre çevirmek, kendi dil bilgisine ve kullandığı-inandığı sözcüklere, dil’e göre çevirmektir. Bir de şu yandan bakalım; beynimiz, usumuz, hafızamız, sinir sistemimiz kafamızın içinde olduğu için aslında ”kafasına göre çevirmek” iyidir. Siz asıl ”bir yerine göre” çevirenlerden korkun! Bu millet ne çektiyse İslamiyetin kabulünden beri, hep ”bir yerine” göre çevirenlerden çekti!
Tanrı Türk’ü korusun ve yüceltsin…

Sultan on Mayıs 23rd, 2011 at 16:20

Tamam o zaman bir yerlerinize göre çevirmeyin!

TARIK TÜRK on Haziran 1st, 2011 at 21:55

GökTengri bizi arapçılardan korusun.

Türkçenin Diriliş Hareketi on Haziran 19th, 2011 at 17:18

Kutlarım. Muhteşem.

Börteçine on Haziran 20th, 2011 at 10:54

Orkun bey sizi bu yazınızdan dolayı kutlarım. İslamiyetin ve bir çok dinin sümerler kökenli olduğunu anlatırsanız dahada bilgilendirici olur.

bahar on Ağustos 17th, 2011 at 13:24

Dinimizde Tanrı kavramının yeri yoktur. Bu kainatın yaratıcısı Allah’tır. Bunu Kuran’da söylüyor.

Sultan on Aralık 15th, 2011 at 16:41

“Tanrı” Kelimesinin anlamını biliyor musunuz? Çok merak ediyorum. Size bir sorum olacak sizce Hristıyanlık diye bir din var mı? Eskiden yani İslamiyet kabul edilmeden önce “Göktanrı” kavramı vardı. Yani 1 Allah var demek oluyordu ama sonra İslam kabul edildi ve ondan sonra “Göktanrı” değilde Allah denmeye başlandı. Zaten doğrusuda oydu. Ona göre konuşun ve düşünün.(!) Lütfen!
(TARIK TÜRK) “arapçılar” ne demek ya? Soyunun nerden geldiğini hatırla. Hz. Adem, Hz. Nuh, Hz,Muhammed Mustafa(s.a.v.) (…)Peygamberlerimiz de birer arap değil mi?

anıl on Mayıs 5th, 2012 at 13:05

soz çok güzel

mete on Şubat 3rd, 2013 at 15:24

Sultan …hazreti adem ve hazreti nuh’ un arap olduğunu nerden biliyorsun sen

abdullah kaya on Ağustos 29th, 2013 at 22:44

arkadaşlar burda yanlış bir yorum yapılmış tabiki Allah ile tanrı arasında fark var örneyin bir beyaz eşya alıyorsunuz içinde hemen kullanma kılavuzu çıkar okuyup uygularız yeryüzünde insanların da kullanma kılavuzuda kuran ı kerimdir içinde Allah diye hitap ediyorsa oyle uygulamalıyız güzel kardeşim benim

Yazı Detayı