Ana Sayfa » Atatürk » Türk Tarihi ve Kültürü » Atatürk’ün Edebiyata Verdiği Önem
52


’ün Edebiyata Verdiği Önem

ATATÜRK’ÜN EDEBİYATLA İLGİLİ GÖRÜŞLERİ

Atatürk‘ün her türüyle üzerinde durduğu bir sanat dalı da edebiyattır. Edebiyatın tanımını yapan Atatürk der ki: “ denildiği zaman şu anlaşılır: Söz ve manayı, yani insan dimağında yer eden her türlü bilgileri ve insan karakterinin en büyük duygularını, bunları dinleyenleri veya okuyanları çok alakalı kılacak surette söylemek ve yazmak sanatı.” Bugün içindir ki edebiyat, ister nesir halinde olsun, ister nazım şeklinde olsun, tıpkı resim gibi, heykeltıraşlık gibi, bilhassa musiki gibi, güzel sanatlardan sayıla gelmektedir.

Bu tanımdan sonra edebiyatın amaç ve hedefini çizmiş. beşeriyette en müspet ilim ve en ince teknik esaslarına dayanan hayatla ve kanla karşılaşmak kendileri için alında yazılı olan askerlik gibi yüksek bir idealist meslek dahi, kendini içinde bulunduğu topluma anlatabilmek ve bu büyük insanlık ve kahramanlık yolculuğuna hazırlayabilmek için, uyandırıcı, hedefleyici, yürütücü ve nihayet fedakar ve kahraman yapıcı vasıtayı edebiyatta bulur. Bu cümlede, üzerinde kısaca da olsa durulması gereken bazı önemli konulara yer verilmiştir. Bir kere Atatürk için, edebiyat, geçirilmesi güç zamanlarda uyandırıcı, hedeflendirici ve yürütücü bir vasıtadır. Ancak dikkat olunacak husus, bu vasıtanın yıkıcı değil, fedakar, kahraman ve yapıcı bir vasıf taşımasıdır. Sonra Atatürk‘ün milli, daha dorusu hamasi bir edebiyat zevk ve anlayışı olduğu ortaya çıkmaktadır.

Yine bu cümlenin devamında Atatürk‘ün, edebiyatı, cemiyetin hal ve istikbalini koruyan ve daima koruyacak olan bir terbiye ve eğitim aracı saydığı da ortaya çıkmaktadır. Şair Halit Fahri Ozansoy’a 29 Ağustos 1928 akşamı Dolma bahçe Sarayı’nda Türk inkılabı şairinin nasıl olması gerektiğini şu şekilde açıklamıştır. Mutlak dahil olduğun parlak Türk devrinde şair olduğunu ispat edeceksin. Şiirlerin şen, şatır fakat Türk milletinin sürur, şetaret, faaliyet, his ve hareketlerini terennüm edecektir. Buna mevcudiyetini hasredeceksin.

ATATÜRK’E GÖRE EDEBİYAT

Atatürk; hayatı boyunca edebiyatla yakında ilgilenmiş, edebiyatı toplum faydasına yöneltmek için direktifler vermiş, okullarda öğretim programlarını bu yönde düzenletmiştir. Edebi sanatların bir fikrin, özellikle inkılapların yayılması ve kökleşmesinde en etkili araç olduğuna daima inanmıştır. Bir akşam toplantısında (1937), söz edebiyattan açılınca, bu konuda çeşitli konuşmalar yapılır. “Edebiyat nedir? Osmanlı devrinde ve cumhuriyet rejiminde edebiyat denilince ne anlaşılıyor?” gibi sorular sorulur.

Osmanlı devrinde ve bugüne kadar geçen cumhuriyet çağında ve bundan evvelki Türk kültürel çağlarında ve hatta bütün medeni toplumlarda edebiyat denildiği zaman şu anlaşılır: Söz ve anlamı, yani insan aklında yer eden her türlü bilgileri ve insan kudretinin en büyük duygularını, bunları dinleyenleri veya okuyanları çok alakalı kılacak surette söylemek ve yazmak sanatı. Bu itibarla, edebiyatın, her insan ve cemiyeti, bu cemiyetin hal ve geleceğini koruyan ve koruyacak olan her kuruluş için esaslı eğitim araçlarından biri olduğu kolayca anlaşılır. Bunun içindir ki Türkiye Cumhuriyeti Milli Eğitim Bakanlığı, edebiyat öğretiminde şu noktalar bilhassa önem ve kıymet vermelidir:

A) Türk çocuğunun kafasını, yaratılıştaki dikkat ve itinaya göre geliştirmek. Bu, cumhuriyetin sağlık düzeniyle ilgilenen bakanlığa da düşen bir görevdir.

B) Güzel muhafaza edilen, Yürek kafa ve zekalarını açmak, yaymak, genişletmek. Bu bilhassa, Milli Eğitim Bakanlığının görevidir. Bununla birlikte, Türk çocuklarının kafalarına müspet ilim ve maddi teknik mefhumlarını, yalnız nazari olarak değil aynı zamanda pratik vasıtalarla da yetiştirmek.

C) Bir taraftan da Türk kafalarındaki kabiliyetleri, Türk karakterindeki sağlamlıkları, Türk duygularındaki yükseklik ve genişlikleri, kendileri hiç zorlanmadan, doğal bir halde ve olduğu gibi ifadeye onları alıştırmak.

Bunlar yapılınca netice şu olacaktır: Türk çocuğu konuşurken, onun beyan ve anlatış tarzı; Türk çocuğu yazarken, onun ifade üslubu kendisini dinleyenleri, onun yürüdüğü yola gösterebilecek kabiliyeti sayesinde; Türk çocuğu kendisini dinleyen veya yazısını okuyanları peşine takarak yüksek Türk ülküsüne iletebilecek, ulaştırabilecektir.

Atatürk‘ün Türk dili hakkındaki görüşlerinin oluşmasında yetiştiği devrin fikir akımlarının ve dil konusundaki çeşitli tartışmaların etkili olduğu bilinmektedir. O, her Türk aydını gibi dil sorunu ile yakından ilgilenmiştir. Cumhuriyetten çok önceleri, daha 1917’lerde G. Nemeth’in Türkçe Grameri’ni görmüş, bu münasebetle, gazete dilini yalnız aydınların değil, herkesin anlayabilmesi gerektiği yolunda görüş bildirmiştir. 1922’de yaptığı bir konuşmada “muallime” yerine “muallim hanımlar” diye hitap etmiş, arkasından da dilimizde “dişilik te’si” kullanmak zorunda olmadığımızı ifade etmiştir. Bu iki anekdot, Atatürk‘ün çok önceleri, Arapça kurallardan arınmış sade Türkçe’den yana olduğunu göstermektedir. Bu görüsün oluşmasında etkili olan hareketleri anlayabilmek için Cumhuriyet öncesindeki faaliyetleri iyi bilmek gerekir.

Tanzimat Döneminde Namık Kemal, Ali Suavi, Ziya Pasa, Ahmet Mithat, Şemsettin Sami, Süleyman Pasa gibi yazarların bilinçli olarak başlattığı dilde sadeleşme çabaları, Osmanlı Türkçe sini olabildiğince sadeleştirme yolunda önemli bir başlangıç olmuş, bu gelişmeler yönünde daha sağlıklı bir hareket olan “Yeni Lisan” hareketinin doğmasında rol oynamıştır. Bu yıllarda görülen bir başka hareketten de bahsetmek gerekir: Tanzimat Döneminde “sadeleşme” akimi içinde iken, Servet-i Fünûn ve onu takip eden yıllarda bağımsız bir nitelik kazanan “tasfiyecilik” hareketi. Şemsettin Sami, Ahmet Mithat, Necib Âsım, Ahmet Cevdet, Emrullah Efendi, Veled Çelebi, Fuat Köseraif, Hüseyin Kâzım gibi şahsiyetlerin temsilciliğini yaptığı bu görüş, dildeki Arapça, Farsça kelimelerin tamamen atılmasını savunmaktadır. II. Meşrutiyet döneminde Türk Derneği ve dergisi etrafında toplanan tasfiyecilerin bas temsilcisi Fuat Köseraif’tir.

Bu akımlar, Cumhuriyete kadar bir çatışma hâlinde süregelmiş, Cumhuriyet sonrasında da zaman zaman taraftar bulmuşlardır. Ancak, Cumhuriyete kadar en etkili olanı “Yeni Lisan” akimidir. Bu akim, 1911 yılında Selânik’te çıkmaya başlayan Genç Kalemler dergisi etrafında toplanan Ömer Seyfettin, Ali Canip, Ziya Gökalp, Kâzım Nâmi, Âkil Koyuncu gibi isimler tarafından savunulmuştur. Bunlar içinde özellikle Ziya Gökalp’in teorisyenlik yaptığını, Ömer Seyfettin’in ise onun görüşlerini hikâyelerinde uyguladığını belirterek, bu ikisinin önemini vurgulamalıyız.

Yeni Lisancıların başlıca görüşleri söyle özetlenebilir: Dildeki Arapça, Farsça gramer kurallarını atarak Türkçe’nin kurallarını isletmek; Arapça, Farsça kelimeleri Türkçe’deki söylendikleri gibi yazmak; öteki Türk lehçelerinden kelime almak yerine İstanbul Türkçe’sine dayalı canlı bir yazı dili oluşturmak; bu yolla taklit ve özentiden kurtulmuş millî bir dil ve edebiyat ortaya koymak.
Yeni Lisan akiminin en önemli özelliği, Tanzimat’tan beri süregelmekte olan “fesahatçilik” ve “tasfiyecilik” gibi birbirine zıt fikir akımlarını günün şartları içinde en ilimli biçimde uzlaştırarak millî dile geçişi sağlamış olmasıdır.

Görüldüğü gibi, Cumhuriyete gelinirken Türk aydınının gündeminde “dil” sorunu önemli yer tutmaktadır. Başından beri Türk dili ile yakından ilgilenen Atatürk‘ün millet tanımı içinde dilin çok önemli bir yeri vardır. Ona göre millet, dil, kültür ve ülkü birliği ile birbirine bağlı vatandaşların meydana getirdiği sosyal ve siyasî bir topluluktur. O, bu konudaki görüşlerini su şekilde daha net söylemektedir: “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türk halkı Türk milletidir. Türk milleti demek Türk dili demektir. Türk dili, Türk milleti için kutsal bir hazinedir. Çünkü, Türk milleti geçirdiği nihayetsiz felâketler içinde ahlâkini, ananelerini, hatıralarını, menfaatlerini, kısacası bugün kendi milliyetini yapan şeyin dili sayesinde muhafaza olduğunu görüyor. Türk dili, Türk milletinin kalbidir, zihnidir.”

Atatürk‘ün, Sadri Maksudî’nin Türk Dili İçin isimli eserinin basına yazdığı su sözleri onun dil görüsünün en güzel ifadelerindendir: “Millî his ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Dilin millî ve zengin olması millî hissin inkişâfında başlıca müessirdir. Türk dili, dillerin en zenginlerindendir; yeter ki bu dil şuurla islensin. Ülkesini, yüksek istiklâlini korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır.”

Atatürk‘ün dil konusundaki bu düşünceleri, milliyetçilik anlayışı içinde önemli yer tutmaktadır. Dil inkılâbı, onun diğer inkılâplarıyla bir bütün olarak, ölümüne kadarki zaman dilimi içinde çeşitli aşamalarda uygulamaya konulmuştur: Bunlardan ilki hiç şüphesiz ki 28 Ağustos 1928’deki “Yazı İnkılâbı”dır.

Atatürk‘ün, bu uygulamaya esas olan görüşleri şöyledir: “… Bir milletin, bir heyet-i içtimâînin yüzde onu okuma yazma bilir, yüzde sekseni bilmez, bundan insan olanlar utanmak lâzımdır. Bu millet utanmak için yaratılmış bir millet değildir; iftihar etmek için yaratılmış bir millettir, tarihini iftiharla doldurmuş bir millettir. Fakat, milletin yüzde sekseni okuma yazma bilmiyorsa bu hata bizde değildir. Türk‘ün seciyesini anlamayarak kafasını birtakım zincirlerle saranlardadır. Artık mazinin hatalarını kökünden temizlemek zamanındayız. Hataları tashih edeceğiz.”

Atatürk, bu görüşten hareketle, Türkçe’nin ses yapısına uygun ve kolay öğrenilir olan Lâtin alfabesini kabul ederek, yazı inkılâbını dil inkılâbının en önemli safhalarından biri olarak uygulamaya koymuştur. Yazı inkılâbından sonra asil önemli olan dil inkılâbının bilime uygun şekilde uygulamaya konmasıdır. Atatürk bu düşünceyle, 12 Temmuz 1932’de Türk Dili Tetkik Cemiyeti (Türk Dil Kurumu)’ni kurdurmuş, hatta tüzük taslağını bizzat kendisi hazırlamıştır.

Bundan sonra yoğun bir faaliyet başlamıştır. 26 Eylül-6 Ekim 1932’de I. Türk Dil Kurultayı toplanmıştır. Kurultayda belirlenen ana program doğrultusunda, dil seferberliği başlatmış ve taramayla elde edilen dil malzemesi “Osmanlıca’dan Türkçe’ye Söz Karşılıkları Tarama Dergisi” adıyla yayınlanmıştır.

Bu uygulamalar yapılırken, diğer taraftan Tanzimat’tan beri süregelen çeşitli akımların yandaşları, dilde sadeleşme konusunda yeniden karşı karşıya geldiler. Bu yıllarda inkılâp heyecanı ile “tasfiyeci”lerin ağır bastığı görüldü. Onlara göre, Türkçe hiçbir dilden kelimeye ihtiyaç duymayacak kadar zengindi, yabancı kelimeler atılarak yerlerine halk ağzından ve yazılı kaynaklardan, Türkiye dışındaki Türk lehçelerinden derlenecek kelimeler konulmalı idi.

Atatürk bu cazip görüsü denemeye karar verdi. Onun bu uygulama döneminde yaptığı su konuşma tarihî bir belge gibidir: “Avrupa’nın iki bitim ucunda yerlerini berkiten uluslarımız, ataç özlüklerinin tüm ıssıları olarak baysak, önürme, uygunluk kıldacıları olmuş bulunuyorlar; onlar bugün en güzel utkuyu kazanmaya anıklanıyorlar: Baysal utkusu.”

Bu konuşmada olduğu gibi, çoğunluğu arkaik Türkçe olan yeni kelimeler kabul görmemişti. Ayrıca,yeni kelimelerin kullanılmasında da bir birlik sağlanamamıştı. Örnek olarak, kalem kelimesi yerine değişik yazarlar çizgiç, kamis, kavri, sizgiç, yagus, yazgaç, yuvus gibi kelimeler kullanmaktaydı. Bu sebeple, dil seferberliği kısa sürede çıkmaza girdi.

Atatürk bunun üzerine, “Türkçecin hiç bir yabancı kelimeye ihtiyacı olmadığını söyleyenlerin iddiasını tecrübe ettik. Dili bir çıkmaza sokmuşuzdur. Maksatlarımızı anlatamaz olmuşuzdur… Bırakırlar mı dili çıkmazda? Hayır! Biz daha önce kurtarmaya bakalım.” diyerek bu denemeden vazgeçti. Atatürk‘ün 1936’dan sonraki konuşmalarında, yukarıdakine benzer arkaik Türkçe kelimelerin yer almaması bunun bir göstergesidir.

1934-1936 yılları arasında, tasfiyeci görüsün ağır bastığı tarama ve derlemeler ayıklandı. 1936-1937 yıllarında Güneş-Dil Teorisi yolunda uygulamalarla önceki dönemdeki aşırılıklar giderilmeye çalışıldı. Bu teori ile Türk milletine bir güven ve millî bilinç vermek, kültür ve medeniyetin Türkler tarafından dünyaya yayıldığı, bütün dillerin Türkçe’den çıktığı belirtilerek dili daha ilimli bir çizgiye oturtmak amacı güdülmüştür.

Atatürk‘ün bu dönemde yaptığı en önemli uygulamalardan birisi de, adini bizzat kendisinin koyduğu Dil ve tarih-Coğrafya Fakültesini 1936’da kurdurmuş olmasıdır.
Sonuç olarak, Meşrutiyet dönemindeki dil akımlarının etkisi ile sağlam bir dil bilinci kazanmış olan Atatürk‘ün, Cumhuriyet döneminde yazı ve dil inkılâbı ile Türk dilini halka mal ettiğini, kurdurduğu Türk Dili Tetkik Cemiyeti ve Dil ve tarih-Coğrafya Fakülteleri aracılığıyla ilmî yöntemlerle araştırma ve geliştirme yolunda tarihî uygulamalarla günümüze ışık tuttuğu anlaşılmaktadır.
Türk bilim adamlara bugün de, bazı yazılı ve görüntülü basının umursamazlığına rağmen, Türk dilinin yabancı dillerin boyunduruğu altına girmemesi için ayni şekilde çalışmalarını sürdürmektedirler.

|» “Atatürk” Sayfasına Dön! « |

Not: İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…

Atatürk, Atatürkün Hayatı, Atatürkün İlkeleri, Atatürkün Devrimleri, Dil Devrimi



İle Yorum Yap!
52 Yorum Bulunmaktadır
esra on Kasım 28th, 2008 at 20:32

Bence bu site harıka bu site sayedinde bir çok odevi buradan yapıyorum. Bu siteyi oluşturanların ellerine sağlık. Birkaç bir şeyler daha koyarlarsa harika olacak.

yeliz on Şubat 6th, 2009 at 13:18

Bu site çok güzel artık ödevlerimi burdan yapıyorum.Harika ya. Bu siteyi yapanların elleri dert görmesin,valla çok sağ ollun çok güzel bir site.Tabi birkaç bilgi daha eklerseniz daha iyi olur

caner on Şubat 17th, 2009 at 17:17

Ya benım dönem ödevımde bu konu hoca kaynak ıstıyor bunu buldunza dagıl kaynak var mı
kım yazmıs bunu hangı yazar kım onu söyler mısniz?

aylin on Şubat 18th, 2009 at 16:40

Ben bu siteyi çok beğendim diğer sitelere göre çok iyi ve anlaşılır bir şekilde yazmışlar teşekkürler.

büşra on Şubat 20th, 2009 at 17:40

İyiki bu siteyi yaptınız bana dersler bakımından çok yardımcı oldu çok çok teşekkürler sağ olun ellerinize sağlık.

seda on Şubat 22nd, 2009 at 12:51

Gerçekten çok güzel bir site ödevim olursa bu siteden yararlanacağım.

safişşş on Şubat 22nd, 2009 at 18:30

Site çok güzel.
Bu konuyu biraz daha genişletebilirseniz çok iyi olur.
Atatürk’ün bu konuyla ilgili daha fazla özü yok mu?
Teşekkürler…

deniz on Şubat 23rd, 2009 at 18:58

Var ya harika olmuş ya. Mükemmel. Bu siteyi sakın yok etmeyin. Çok ihtiyacımız oluyoor. Teşekkürler…

deniz on Şubat 26th, 2009 at 18:06

Çok güzel bu site ama biraz bilgi eksikliği var.

Mercan on Şubat 28th, 2009 at 16:31

Türkçe’yi doğru kullanma,aradığını kolayca bulabilme,Türklüğe gereken değeri vermeye çalışma vb. yönlerden bu siteyi çok takdir ettim.

büşra on Mart 7th, 2009 at 10:09

Çok uzatılmıs. Keske kısa ve öz olsaydı o zaman daha güzel olurdu.

8-d on Mart 9th, 2009 at 19:48

Site çok güzel olmuş ama Atatürk’ün edebiyatla ilgili sözlerine ulaşamadım ama en güzel site burası olmus ellerinize sağlık.

izel on Mart 14th, 2009 at 11:36

Yaa bu site güzelmiş ama biraz kısa olsa daha iyi olurmuş, teşekkürler.

başak on Nisan 11th, 2009 at 15:10

Ben Atatürk’ün eğitim ile ilgili sözlerini istedim edebiyatla ilgili değilll çok kızdım size.

betül on Mayıs 5th, 2009 at 16:22

Süper bir site terbrikler!

ELİF on Mayıs 8th, 2009 at 18:00

Bu bilgiler için çok teşekkür ediyorum. Çok güzel bir site.

yaren on Eylül 29th, 2009 at 17:20

Çok güzel bır site bu siteyı kurana cok tesekkür edıyorum.

sevgi on Ekim 4th, 2009 at 16:45

Bu yazı makale mi,yoksa düz yazı mı?

mehmet on Ekim 10th, 2009 at 08:48

Çok güzel bir site olmuş. Paylaşımlarınız için teşekkürler.

elif on Ekim 25th, 2009 at 12:23

Bence bunları biraz daha kısaltarak yazsalar iyi olurdu ama gercekten cok güzel site bilgilendirici yapana teşekkür ederim.

gökçe on Kasım 17th, 2009 at 16:06

Çok güzel ama çok uzun ben onu nasıl yazıcam

sedanur on Kasım 21st, 2009 at 14:44

Bu bilgiler çok güzel bu sitede çok güzel.

lara on Aralık 1st, 2009 at 15:35

Ya çok güzelmiş bayıldım çooook işime yaradı çoook teşekkürler.

ırmak on Aralık 1st, 2009 at 15:42

Gerçekten güzel bir siteymiş.

sena on Aralık 1st, 2009 at 19:21

Bence biraz daha kısa olmalı güzel ama çok uzun bzde göz kalmadı sonra okuyun diyorsunuz kardeşim.

deniz on Aralık 8th, 2009 at 17:01

Siteniz çk güzel olmuss devamını dilerim. yusuf deniz

mehmet kavak lisesi ömerli on Aralık 28th, 2009 at 17:28

Aslında cok guzel bılgıler begendım.Cok tesekkur ederım hazırlayanlara.

RKBZ on Mart 2nd, 2010 at 13:26

Güzel bir site ama çok yorucu zaten bizde yazıcı yok var ama kartuş yok o yüzden çok masraf oluyo ya hiç gereği yok.

eray on Mart 4th, 2010 at 18:58

Aklın mı çalışmıyo elif ark’m sen kısaltarak yaz!

yasemin on Mart 16th, 2010 at 17:41

Bu nasıl site ya ben ne diyorum siz bana ne çıkarıyonuz ben Atatürkün Türk dili ve edebiyatına verdigi önem i araştırıyorum siz bana ne çıkarıyosunuz ya bu ne biçim siteymiş.

gülsema on Mart 27th, 2010 at 15:06

Biraz kısa olmalıydı çünkü bunu okuyacak zaman yok.

segah on Nisan 14th, 2010 at 18:51

Sitenizi çok beğendim.Bu siteden yaptığım ödevden 100 aldım.Teşekkür ederim.

segah on Nisan 24th, 2010 at 18:08

Site çok güzel,fakat çok uzun.Ama ben yine çok teşekkür ederim.

segah on Nisan 28th, 2010 at 20:21

Çok güzel bir site olmuş.Hazırlayana çok teşekkür ederim.

funda on Mayıs 15th, 2010 at 14:16

Çok güzel bir site. Harika tebrik ederim hiç bir işime yaramadı.

Gizem Öztürk on Eylül 28th, 2010 at 17:36

Kardeşim Atatürk’ün edebiyatla ilgili özdeyişlerini soruyoruz her sitede aynı şey ne bu yaa!

murat on Eylül 30th, 2010 at 10:41

Çok kısa olmalıydı çünkü bunun hepsini yazamayız.

faruk on Ekim 6th, 2010 at 12:14

Ya bu ne saçma sitedir büyle ben sözleri diyorum sez bana görüşlerini söylüyorsunuz.

büşra on Ekim 6th, 2010 at 20:27

Çok güzel bir site çok beyendim.

alev on Ekim 10th, 2010 at 11:38

Mükemmel olmuş allah razı olsun bu site sayesinde sbsyi geçebileceğim çokkk güzel bir site. :-P

eda on Ekim 11th, 2010 at 20:37

Çok güzel bir site her şey doğru ve anlaşılır. Emeği gecenlere tesekkürler, biraz uzun özetini çıkarmak bize kalmış. :D

Sinem on Ekim 30th, 2010 at 18:49

Güzel bir site; ama çok uzun.

özlem on Kasım 2nd, 2010 at 16:41

Çok uzun hiç uğraşamam ben özet çıkarmaya kendiniz çıkartın ya da başka sitelerde daha kısaları var sonuçta. :D

burçin on Kasım 19th, 2010 at 13:14

Atatürk’ün edebiyatla ilgili bildiğiniz anıları varsa lütfen onu yayınlar mısınız?

asya on Kasım 30th, 2010 at 20:43

Ya çok süpermiş bayıldım şahane fevkalade.

esra on Ocak 4th, 2011 at 20:06

Çok güzel bir site Allah razı olsun çok işime yaradı. Ama biraz uzunmuş. Neyse onun özetinide biz çıkarıcağız.
Tekrar teşekkür ederim. :D

damla on Nisan 25th, 2011 at 22:41

bence o kadar da güzel bir site değil .ama emeği geçenlere de teşekkürler .Öğretmenlerimiz anlarsa bizler ne diyeceğiz ?

SeMih on Mayıs 5th, 2011 at 22:45

Teşekkürler Çok işime yaradı Allah razı olsun. :)

wert on Kasım 20th, 2011 at 19:12

bu yazı için tşk

yusuf dayanç on Kasım 22nd, 2011 at 15:06

çok güzel ben bu siteyi sevdim

sidar on Ocak 12th, 2013 at 11:58

çok iyi bir site ama çok uzun

mira on Aralık 3rd, 2014 at 19:24

işime yaradı yegen

Yazı Detayı