" Bilgicik.Com » Yazdır » Atatürk’ün Hayatı

- Bilgicik.Com - http://www.bilgicik.com -

Atatürk’ün Hayatı

Mustafa Kemal [1] Atatürk [2] 1881 yılında Selânik’te Kocakasım Mahallesi, Islâhhâne Caddesi’ndeki üç katlı pembe evde doğdu. Babası Ali Rıza Efendi, annesi Zübeyde Hanım’dır. Baba tarafından dedesi Hafız Ahmet Efendi XIV-XV. yüzyıllarda Konya ve Aydın’dan Makedonya’ya yerleştirilmiş Kocacık Yörüklerindendir. Annesi Zübeyde Hanım ise Selânik yakınlarındaki Langaza kasabasına yerleşmiş eski bir Türk [3] ailesinin kızıdır. Milis subaylığı, evkaf katipliği ve kereste ticareti yapan Ali Rıza Efendi, 1871 yılında Zübeyde Hanım’la evlendi. Atatürk [2]’ün beş kardeşinden dördü küçük yaşlarda öldü, sadece Makbule (Atadan) 1956 yılına değin yaşadı.

Küçük Mustafa öğrenim çağına gelince Hafız Mehmet Efendi’nin mahalle mektebinde öğrenime başladı, sonra babasının isteğiyle Şemsi Efendi Mektebi’ne geçti. Bu sırada babasını kaybetti (1888). Bir süre Rapla Çiftliği’nde dayısının yanında kaldıktan sonra Selânik’e dönüp okulunu bitirdi. Selânik Mülkiye Rüştiyesi’ne kaydoldu. Kısa bir süre sonra 1893 yılında Askeri Rüştiye’ye girdi. Bu okulda Matematik öğretmeni Mustafa Bey adına “Kemal” i ilave etti. 1896-1899 yıllarında Manastır Askeri İdâdi’sini bitirip, İstanbul’da Harp Okulunda öğrenime başladı. 1902 yılında teğmen rütbesiyle mezun oldu., Harp Akademisi’ne devam etti. 11 Ocak 1905′te yüzbaşı rütbesiyle Akademi’yi tamamladı. 1905-1907 yılları arasında Şam’da 5. Ordu emrinde görev yaptı. 1907′de Kolağası (Kıdemli Yüzbaşı) oldu. Manastır’a III. Ordu’ya atandı. 19 Nisan 1909′da İstanbul’a giren Hareket Ordusu’nda Kurmay Başkanı olarak görev aldı. 1910 yılında Fransa’ya gönderildi. Picardie Manevraları’na katıldı. 1911 yılında İstanbul’da Genel Kurmay Başkanlığı emrinde çalışmaya başladı.

1911 yılında İtalyanların Trablusgarp’a hücumu ile başlayan savaşta, Mustafa Kemal [1] bir grup arkadaşıyla birlikte Tobruk ve Derne bölgesinde görev aldı. 22 Aralık 1911′de İtalyanlara karşı Tobruk Savaşını kazandı. 6 Mart 1912′de Derne Komutanlığına getirildi.

Ekim 1912′de Balkan Savaşı başlayınca Mustafa Kemal [1] Gelibolu ve Bolayır’daki birliklerle savaşa katıldı. Dimetoka ve Edirne’nin geri alınışında büyük hizmetleri görüldü. 1913 yılında Sofya Ateşemiliterliğine atandı. Bu görevde iken 1914 yılında yarbaylığa yükseldi. Ateşemiliterlik görevi Ocak 1915′te sona erdi. Bu sırada I. Dünya Savaşı başlamış, Osmanlı İmparatorluğu savaşa girmek zorunda kalmıştı. Mustafa Kemal 19. Tümeni kurmak üzere Tekirdağ’da görevlendirildi.

1914 yılında başlayan I. Dünya Savaşı’nda, Mustafa Kemal [1] Çanakkale’de bir kahramanlık destanı yazıp İtilaf Devletlerine “Çanakkale geçilmez! ” dedirtti. 18 Mart 1915′te Çanakkale Boğazını geçmeye kalkan İngiliz ve Fransız donanması ağır kayıplar verince Gelibolu Yarımadası’na asker çıkarmaya karar verdiler. 25 Nisan 1915′te Arıburnu’na çıkan düşman kuvvetlerini, Mustafa Kemal [1]’in komuta ettiği 19. Tümen Conkbayırı’nda durdurdu. Mustafa Kemal [1], bu başarı üzerine albaylığa yükseldi. İngilizler 6-7 Ağustos 1915′te Arıburnu’nda tekrar taarruza geçti. Anafartalar Grubu Komutanı Mustafa Kemal [1] 9-10 Ağustos’ta Anafartalar Zaferini kazandı. Bu zaferi 17 Ağustos’ta Kireçtepe, 21 Ağustos’ta II. Anafartalar zaferleri takip etti. Çanakkale Savaşlarında yaklaşık 253.000 şehit veren Türk [3] ulusu onurunu İtilaf Devletlerine karşı korumasını bilmiştir. Mustafa Kemal [1]’in askerlerine “Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum!” emri cephenin kaderini değiştirmiştir.

Mustafa Kemal [1] Çanakkale Savaşları’dan sonra 1916′da Edirne ve Diyarbakır’da görev aldı. 1 Nisan 1916′da tümgeneralliğe yükseldi. Rus kuvvetleriyle savaşarak Muş ve Bitlis’in geri alınmasını sağladı. Şam ve Halep’teki kısa süreli görevlerinden sonra 1917′de İstanbul’a geldi. Velihat Vahidettin Efendi’yle Almanya’ya giderek cephede incelemelerde bulundu. Bu seyehatten sonra hastalandı. Viyana ve Karisbad’a giderek tedavi oldu. 15 Ağustos 1918′de Halep’e 7. Ordu Komutanı olarak döndü. Bu cephede İngiliz kuvvetlerine karşı başarılı savunma savaşları yaptı. Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasından bir gün sonra, 31 Ekim 1918′de Yıldırım Orduları Grubu Komutanlığına getirildi. Bu ordunun kaldırılması üzerine 13 Kasım 1918′de İstanbul’a gelip Harbiye Nezâreti’nde (Bakanlığında) göreve başladı.

Mondros Mütarekesi’nden sonra İtilaf Devletleri’nin Osmanlı ordularını işgale başlamaları üzerine; Mustafa Kemal [1] 9. Ordu Müfettişi olarak 19 Mayıs 1919′da Samsun’a çıktı. 22 Haziran 1919′da Amasya’da yayımladığı genelgeyle “Milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararının kurtaracağını ” ilan edip Sivas Kongresi’ni toplantıya çağırdı. 23 Temmuz – 7 Ağustos 1919 tarihleri arasında Erzurum, 4 – 11 Eylül 1919 tarihleri arasında da Sivas Kongresi’ni toplayarak vatanın kurtuluşu için izlenecek yolun belirlenmesini sağladı. 27 Aralık 1919′da Ankara’da heyecanla karşılandı. 23 Nisan 1920′de Türkiye [4] Büyük Millet Meclisi’nin açılmasıyla Türkiye [4] Cumhuriyeti’nin kurulması yolunda önemli bir adım atılmış oldu. Meclis ve Hükümet Başkanlığına Mustafa Kemal [1] seçildi Türkiye [4] Büyük Millet Meclisi, Kurtuluş Savaşı’nın başarıyla sonuçlanması için gerekli yasaları kabul edip uygulamaya başladı.

Türk [3] Kurtuluş Savaşı 15 Mayıs 1919′da Yunanlıların İzmir’I işgali sırasında düşmana ilk kurşunun atılmasıyla başladı. 10 Ağustos 1920 tarihinde Sevr Antlaşması’nı imzalayarak aralarında Osmanlı İmparatorluğu’nu paylaşan I. Dünya Savaşı’nın galip devletlerine karşı önce Kuvâ-yi Milliye adı verilen milis kuvvetleriyle savaşıldı. Türkiye [4] Büyük Millet Meclisi düzenli orduyu kurdu, Kuvâ-yi Milliye – ordu bütünleşmesini sağlayarak savaşı zaferle sonuçlandırdı.

Mustafa Kemal [1] yönetimindeki Türk [3] Kurtuluş Savaşının önemli aşamaları şunlardır:

  • Sarıkamış (20 Eylül 1920), Kars (30 Ekim 1920) ve Gümrü’nün (7 Kasım 1920) kurtarılışı.

  • Çukurova, Gazi Antep, Kahraman Maraş Şanlı Urfa savunmaları (1919- 1921)

  • I. İnönü Zaferi (6 -10 Ocak 1921)

  • II. İnönü Zaferi (23 Mart-1 Nisan 1921)

  • Sakarya Zaferi (23 Ağustos-13 Eylül 1921)

  • Büyük Taarruz, Başkomutan Meydan Muhaberesi ve Büyük Zafer (26 Ağustos 9 Eylül 1922)

Sakarya Zaferinden sonra 19 Eylül 1921′de Türkiye [4] Büyük Millet Meclisi Mustafa Kemal [1]’e Mareşal rütbesi ve Gazi unvanını verdi. Kurtuluş Savaşı, 24 Temmuz 1923′te imzalanan Lozan Antlaşması’yla sonuçlandı. Böylece Sevr Antlaşması’yla paramparça edilen, Türklere 5-6 il büyüklüğünde vatan bırakılan Türkiye [4] toprakları üzerinde ulusal birliğe dayalı yeni Türk [3] devletinin kurulması için hiçbir engel kalmadı.

23 Nisan 1920′de Ankara’da TBMM’nin açılmasıyla Türkiye [4] Cumhuriyeti’nin kuruluşu müjdelenmiştir. Meclisin Türk [3] Kurtuluş Savaşı’nı başarıyla yönetmesi, yeni Türk [3] devletinin kuruluşunu hızlandırdı. 1 Kasım 1922′de hilâfet ve saltanat birbirinden ayrıldı, saltanat kaldırıldı. Böylece Osmanlı İmparatorluğu’yla yönetim bağları koparıldı. 29 Ekim 1923′te Cumhuriyet idaresi kabul edildi, Atatürk [2] oybirliğiyle ilk cumhurbaşkanı seçildi. 30 Ekim 1923 günü İsmet İnönü tarafından Cumhuriyet’in ilk hükümeti kuruldu. Türkiye [4] Cumhuriyeti, “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” ve “Yurtta barış cihanda barış” temelleri üzerinde yükselmeye başladı.

Atatürk [2] Türkiye [4]’yi “Çağdaş uygarlık düzeyine çıkarmak” amacıyla bir dizi devrim yaptı. Bu devrimleri beş başlık altında toplayabiliriz:

1. Siyasal Devrimler:
· Saltanatın Kaldırılması (1 Kasım 1922)
· Cumhuriyetin İlanı (29 Ekim 1923)
· Halifeliğin Kaldırılması (3 Mart 1924)

2. Toplumsal Devrimler
· Kadınlara erkeklerle eşit haklar verilmesi (1926-1934)
· Şapka ve kıyafet devrimi (25 Kasım 1925)
· Tekke zâviye ve türbelerin kapatılması (30 Kasım 1925)
· Soyadı kanunu ( 21 Haziran 1934)
· Lâkap ve unvanların kaldırılması (26 Kasım 1934)
· Uluslararası saat, takvim ve uzunluk ölçülerin kabulü (1925-1931)

3. Hukuk Devrimi :
· Mecellenin kaldırılması (1924-1937)
· Türk [3] Medeni Kanunu ve diğer kanunların çıkarılarak laik hukuk düzenine geçilmesi (1924-1937)

4. Eğitim ve Kültür Alanındaki Devrimler:
· Öğretimin birleştirilmesi (3 Mart 1924)
· Yeni Türk [3] harflerinin kabulü (1 Kasım 1928)
· Türk [3] Dil ve tarih [5] Kurumlarının kurulması (1931-1932)
· Üniversite öğreniminin düzenlenmesi (31 Mayıs 1933)
· Güzel sanatlarda yenilikler

5. Ekonomi Alanında Devrimler:
· Aşârın kaldırılması
· Çiftçinin özendirilmesi
· Örnek çiftliklerin kurulması
· Sanayiyi Teşvik Kanunu’nun çıkarılarak sanayi kuruluşlarının kurulması
· I. ve II. Kalkınma Planları’nın (1933-1937) uygulamaya konulması, yurdun yeni yollarla donatılması

Soyadı Kanunu gereğince, 24 Kasım 1934′de TBMM’nce Mustafa Kemal [1]’e “Atatürk [2]” soyadı verildi.

Atatürk [2], 24 Nisan 1920 ve 13 Ağustos 1923 tarihlerinde TBMM Başkanlığına seçildi. Bu başkanlık görevi, Devlet-Hükümet Başkanlığı düzeyindeydi. 29 Ekim 1923 yılında Cumhuriyet ilan edildi ve Atatürk [2] ilk cumhurbaşkanı seçildi. Anayasa gereğince dört yılda bir cumhurbaşkanlığı seçimleri yenilendi. 1927,1931, 1935 yıllarında TBMM Atatürk [2]’ü yeniden cumhurbaşkanlığına seçti.

Atatürk [2] sık sık yurt gezilerine çıkarak devlet çalışmalarını yerinde denetledi. İlgililere aksayan yönlerle ilgili emirler verdi. Cumhurbaşkanı sıfatıyla Türkiye [4]’yi ziyaret eden yabancı ülke devlet başkanlarını, başbakanlarını, bakanlarını komutanlarını ağırladı.

15-20 Ekim 1927 tarihinde Kurtuluş Savaşı’nı ve Cumhuriyet’in kuruluşunu anlatan büyük nutkunu, 29 Ekim 1933 tarihinde de 10. Yıl Nutku’nu okudu.

Atatürk [2] özel yaşamında sadelik içinde yaşadı. 29 Ocak 1923′de Latife Hanımla evlendi. Birçok yurt gezisine birlikte çıktılar. Bu evlilik 5 Ağustos 1925 tarihine dek sürdü. Çocukları çok seven Atatürk [2] Afet (İnan), Sabiha (Gökçen), Fikriye, Ülkü, Nebile, Rukiye, Zehra adlı kızları ve Mustafa adlı çobanı manevi evlat edindi. Abdurrahim ve İhsan adlı çocukları himayesine aldı. Yaşayanlarına iyi bir gelecek hazırladı.

1937 yılında çiftliklerini hazineye, bir kısım taşınmazlarını da Ankara ve Bursa Belediyelerine bağışladı. Mirasından kızkardeşine, manevi evlatlarına, Türk [3] Dil ve tarih [5] Kurumlarına pay ayırdı. Kitap okumayı, müzik dinlemeyi, dans etmeyi, ata binmeyi ve yüzmeyi çok severdi. Zeybek oyunlarına, güreşe, Rumeli türkülerine aşırı ilgisi vardı. Tavla ve bilardo oynamaktan büyük keyif alırdı. Sakarya adlı atıyla, köpeği Fox’a çok değer verirdi. Zengin bir kitaplık oluşturmuştu. Akşam yemeklerine devlet ve bilim adamlarını, sanatçıları davet eder, ülkenin sorunlarını tartışırdı. Temiz ve düzenli giyinmeye özen gösterirdi. Doğayı çok severdi. Sık sık Atatürk [2] Orman Çiftliği’ne gider, çalışmalara bizzat katılırdı. Fransızca ve Almanca biliyordu.

Atatürk [2]’ÜN SON YILLARI VE ÖLÜMÜ

Atatürk [2]‘ün ilk hastalık belirtisi 1937 yılında ortaya çıktı. 1938 yılı başlarında Yalova’da bulunduğu sırada, ciddî olarak hastalandı. Buradaki tedavi olumlu sonuç verdi. Fakat tamamen iyileşmeden Ankara’ya yaptığı yorucu yolculuk, hastalığının artmasına sebep oldu. Bu tarihlerde Hatay sorununun gündemde olması da onu yormaktaydı. Hasta olmasına rağmen, Mersin ve Adana’ya geziye çıktı. Kızgın güneş altında askerî birliklerimizi teftiş edip tatbikat yaptıran Atatürk [2], çok yorgun düştü. Ülkü edindiğimillî dava uğruna kendi sağlığını hiçe saydı. Güney seyahati hastalığının artmasına sebep oldu. 26 Mayıs’ta Ankara’ya döndükten sonra tedavi ve istirahat için İstanbul’a gitti. Doktorlar tarafından, siroz hastalığı teşhisi kondu.

Deniz havası iyi geldiği için, Savarona Yatı’nda bir süre dinlendi. Bu durumda bile ülke sorunlarıyla ilgilenmeye devam etti. İstanbul’a gelen Romanya kralı ile görüştü. Bakanlar Kurulu toplantısına başkanlık etti. 4 Temmuz 1938′de Hatay Antlaşması’nın yürürlüğe girmesi Atatürk [2]’ü çok sevindirip moralini düzeltti. Temmuz sonlarına kadar Savarona’da kalan Atatürk [2]’ün hastalığı ağırlaşınca Dolmabahçe Sarayı’na nakledildi. Fakat hastalığı durmadan ilerliyordu. O’nun hastalığını duyan Türk [3] halkı, sağlığıyla ilgili haberleri heyecanla takip ediyor, bütün kalbiyle iyileşmesini diliyordu. Hastalığının ciddiyetini kavrayarak 5 Eylül 1938′de vasiyetini yazıp servetinin büyük bir kısmını Türk [3] tarih [5] ve Türk [3] Dil kurumlarına bağışladı. Ekim ayı ortalarında durumu düzelir gibi oldu. Fakat, çok arzuladığı hâlde, Ankara’ya gelip cumhuriyetin on beşinci yıl dönümü törenlerine katılamadı.

29 Ekim 1938′de kahraman Türk [3] Ordusu’na yolladığı mesaj, Başbakan Celâl Bayar tarafından okundu. “Zaferleri ve mazisi insanlık tarihi ile başlayan, her zaman zaferlerle beraber medeniyet nurlarını taşıyan kahraman Türk [3] ordusu!” söz [6]ü ile Türk [3] Ordusu’nun önemini belirtmiştir. Yine aynı mesajda “Türk [3] vatanının ve Türk [3]’lük camiasının şan ve şerefini, dahilî ve harici her türlü tehlikelere karşı korumaktan ibaret olan vazifeni, her an ifaya hazır ve amade olduğuna benim ve büyük ulusumuzun tam bir inan ve itimadımız vardır” diyerek Türk [3] Ordusu’na olan güvenini belirtmiştir.

Atatürk [2] 1 Kasım 1938′de Türkiye [4] Büyük Millet Meclisi’nin açılış töreninde de bulunamadı. Hazırladığı açılış nutkunu Başbakan Celâl Bayar okudu. Atatürk [2] bu nutkunda ülkenin imarı, sağlık hizmetleri ve ekonomi konularındaki faaliyetleri açıkladı. Bundan başka eğitim [7] ve kültür [8] konularına da temas edip gençliğin millî şuurlu ve modern kültürlü olarak yetişmesi için İstanbul Üniversitesi’nin geliştirilmesi, Ankara Üniversitesi’nin tamamlanması ve Van Gölü civarında bir üniversitenin kurulması için çalışmaların yapıldığını belirtti. Türk [3] tarih [5] ve Türk [3] Dil kurumlarının çalışmalarından duyduğu memnuniyeti açıkladı. Ayrıca Türk [3] gençliğinin kültürde olduğu gibi spor sahasında da idealine ulaştırılması için Beden Terbiyesi Kanunu’nun uygulamaya konulmasından duyduğu memnuniyeti belirtti. Atatürk [2], ölümüne kadar memleket meselelerinden bir an olsun uzak kalmamıştı.

Atatürk [2]’ün hastalığı tekrar şiddetlendi. 8 Kasımda sağlığıyla ilgili raporlar yayımlanmaya başlandı. Bütün memleketi tekrar derin bir üzüntü kapladı. Her Türk [3]’ün kalbi onun kurtulması dileğiyle çarpıyordu. Ancak, kurtarılması için gösterilen çabalar sonuç vermedi ve korkulan oldu. Dolmabahçe Sarayı’nda 10 Kasım 1938 sabahı saat dokuzu beş geçe, insan için değişmez kanun, hükmünü uyguladı. Mustafa Kemal [1] Atatürk [2] aramızdan ayrıldı. Bu kara haberle, yalnız Türk [3] milleti değil, bütün dünya yasa büründü. Büyük, küçük bütün devletler onun cenaze töreninde bulunmak üzere temsilciler göndererek, Türkiye [4] Cumhuriyeti’nin kurucusuna karşı duydukları derin saygıyı belirten mesajlar gönderdiler. 16 Kasım günü Atatürk [2]’ün tabutu, Dolmabahçe Sarayı’nın büyük tören salonunda katafalka konuldu.

Üç gün üç gece, gözü yaşlı bir insan seli ulu önderine karşı duyduğu saygı, minnet ve bağlılığını ifade etti. Cenaze namazı 19 Kasım günü Prof. Şerafettin Yaltkaya tarafından kıldırıldı. On iki generalin omzunda sarayın dış kapısına çıkarılan tabut, top arabasına konularak, İstanbul halkının gözyaşları arasında Gülhane Parkı’na götürüldü. Buradan bir torpido ile Yavuz zırhlısına nakledildi. Büyük Ada açıklarına kadar, donanmamız ve törene katılmak için gelmiş olan yabancı gemilerin eşlik ettiği Yavuz zırhlısı cenazeyiİzmit’e getirdi. Burada Yavuz zırhlısından alınan cenaze, özel bir trene kondu. Atalarına son saygı görevlerini yapmak üzere toplanan halkın kalbinde derin bir üzüntü bırakarak Ankara’ya getirilmek üzere hareket edildi.

Atatürk [2]‘ün vefatı üzerine cumhurbaşkanı seçilen İsmet İnönü, Türkiye [4] Büyük Millet Meclisi Başkanı, bakanlar, Genelkurmay [9] Başkanı, milletvekilleri ile ordu ve devlet ileri gelenleri tarafından karşılanan cenaze, Türkiye [4] Büyük Mîllet Meclisi önünde hazırlanan katafalka kondu. Ankara halkı da onun cenazesi önünden saygıyla geçerek son görevini yaptı. 21 Kasım 1938 Pazartesi günü, sivil ve askerî yöneticiler ile yabancı devlet temsilcilerinin hazır bulunduğu ve on binlerce insanın katıldığı büyük bir tören yapıldı. Daha sonra Atatürk [2]’ün tabutu katafalkta alınarak. Etnografya Müzesinde hazırlanan geçici kabre kondu. Türk [3] milleti daha sonra, bu büyük insana lâyık, Ankara Rasattepe’de bir Anıtkabir yaptırdı. 10 Kasım 1953′te Etnografya Müzesinden alınan Atatürk [2]’ün naaşı Anıtkabir’e getirildi. Burada yurdun her ilinden getirilmiş olan vatan topraklan ile hazırlanan ebedî istirahatgâhına yerleştirildi.

|» “Atatürk” Sayfasına Dön! « [2] |

Not: İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…

Atatürk [10], Atatürkün Hayatı [11], Atatürkün İlkeleri [12], Atatürkün Devrimleri [13], Dil Devrimi [14]


51 yorum var. (A | Kapat)

51 yorum var. To "Atatürk’ün Hayatı"

#1. Yorum: Yaprak | 29 Ekim 2007 - 10:49

Elinize sağlık. Aradığım gibi kısa ve net.

#2. Yorum: ahmet | 29 Ekim 2007 - 10:47

ne mutlu TÜRKÜM diyene

#3. Yorum: ayşe nur | 31 Ekim 2007 - 20:03

daha kısa bir ataTürk hayatı oldilirmi

#4. Yorum: damla | 03 Kasım 2007 - 13:43

ataTürkü ölümüne sevecegiz onuçok ama çok seviyorum svgilerimle

#5. Yorum: MELEK | 08 Kasım 2007 - 13:50

sağolun işime yardı vallahi ben 72 yaşındayım atama meraklıyım beyler bayanlar .soğal kemal abim.

#6. Yorum: ecem | 10 Kasım 2007 - 19:25

bugün atamızın yıl dönümü bunu içtenmi içten kutladık bu anlatım çoooooooooook işime yaradı çooooooook sağ olun tşkler.ATAM sen ölmedin hep yüreğimizde yaşıorsun

#7. Yorum: elif | 10 Kasım 2007 - 19:30

atam sen kalbimizde yaşıosun senin varlığın içimizde çoooooooooook sağ olun bu anlatım çoooooooook yararlı oldu sağ olun

#8. Yorum: AHMET | 14 Kasım 2007 - 22:41

HAFTANIN KİLİT SORUSU
ATATÜRK ÖLMESEYDİ NELER YAPARDI ?

CEVAP :WALLA BİLMEM

#9. Yorum: oktay | 14 Kasım 2007 - 22:43

ataTürk ölmediii
+hayret+

#10. Yorum: mert | 15 Kasım 2007 - 15:01

çok güzel yazılmış ama kısa ve özlü olsa iyi olur

#11. Yorum: melisa | 19 Kasım 2007 - 18:12

ataturkum sen olmedn kalbımızdesnn
atam snin yolundayızz

#12. Yorum: samet | 22 Kasım 2007 - 20:27

çok güzel yazılmış ama herşey yazılsaydı daha iyi olurdu mesela siyasi hayatı askerlik hayatı gibi herşeyi yazabilirdiniz bence daha füzel olur gerkli insanların işine yarardı ama ilgilenen kişileri bu bilgilerden mahrum etmediğiniz için teşekkür ederiz

#13. Yorum: mehmetçik | 22 Kasım 2007 - 22:09

ataTürk büyük bir kurtarıcııııııııı

#14. Yorum: Bengi Su | 30 Kasım 2007 - 12:35

:-) Harika bir site bu ya!…
İşime de çok yaradı.Çok hoş.Yapanın ellerine sağlık.GERÇEKTEN YANİ!… :-)

#15. Yorum: MERVE | 23 Aralık 2007 - 20:00

YAZDIKLARINIZ GÜZEL AMA BEN NEDEN O ÜNLERİ KUTU İÇİNE ALDIĞINIZI ANLAMDIM O YÜZDEN BİRAZ DAHA ÜSTÜNDE ÇALIŞINNNN::::

#16. Yorum: melike | 12 Ocak 2008 - 17:34

YA GÜZEL AMA DAHA AÇIK YAZSAYDINIZ MEMNUN OLURDUK BELKİ BİGÜN İŞİMİZE YARARDI.YİNEDE SAĞUL FALAN YANİİİİİ

#17. Yorum: betül | 06 Şubat 2008 - 18:15

Ya amma yazmışsınız. Ama gercekten büyük adammış ya M.K.Atatürk… O ölmedi ilkelri ve tüm benliği ile onu kalbimizde yasatiyoruz..

#18. Yorum: canpolat | 07 Şubat 2008 - 19:19

Atatürk ü çok seviyoruz.Ve Cumhuriyet te sahip çıkacağız.

#19. Yorum: gülçin | 18 Şubat 2008 - 17:44

atam seni çok seviyoruz

#20. Yorum: melike | 16 Nisan 2008 - 14:36

Ya süper olmuş bu site ayrıyeten işime de yaradı ödevimi falan bu siteden yaptım.

#21. Yorum: şule nur | 20 Nisan 2008 - 14:13

Çoook güzel.

#22. Yorum: Bozkurt | 21 Nisan 2008 - 01:00

Ne mutlu TÜRK olana, ne mutlu Atatürk gibi bir önderin torunları olanlara!

#23. Yorum: ayfer tuyan | 11 Mayıs 2008 - 23:25

Çok güzel. Atatürk keşke yanımızda olsaydı. Adım ayfer tuyan. 2 ismim var. Soyadım ova 3. sınıf çocuğuyum. Çok iyi olduğunu herkes biliyor. Atam seni çok seviyoruz. Sevgiler, saygılar… Çok çalışkan olduğunu biliyorum. Keşke şimdi yanımda olsaydın da birlikte ders yapsaydık. Şu an bizi duyduğunu biliyorum Atam.

#24. Yorum: damla | 21 Mayıs 2008 - 21:04

ATATÜRK KEŞKE ŞİMDİ DE TÜRKİYEYİ YÖNETSEYDİ ÇÜNKÜ HİÇ BİR ZAMAN HİÇ KİMSE ATATÜRK ÜN YERİNİ DOLDURAMAYACAK. ATATÜRKÜN YUNAN OLDUĞUNU SANANLAR DA ŞUNU BİLSİNLER: YUNAN OLSA BİLE NİYE BİZE YARDIM ETSİN BİZİ SAVUNSUN DEĞİL Mİ AMA?

#25. Yorum: BEYZA NUR | 25 Mayıs 2008 - 11:39

Atatürk gerçekten çok BÜYÜK ADAM. ATATÜRK ÖLMEDİ KALBİMİZDE YAŞIYOR…

“NE MUTLU ONUN GİBİ TÜRK OLANA.”

#26. Yorum: melike | 20 Eylül 2008 - 10:45

Arkadaşlar Atatürk yunanlı değil Türk. O zamanlar yunan toprakları osmanlıya aitti yani Atatürkümüz bir Türk. Hem orda yunanlar da olsa Atatürk Türk ailelerindendi.

#27. Yorum: Aleyna Aktaş | 09 Ekim 2008 - 16:49

-Bütün çocukların okumaya hakkı vardır. Türk milleti geleceğini bilir ve görür. Ne mutlu TÜRK’üm diyene. NE MUTLU TÜRK VATANDAŞI OLANA.

#28. Yorum: selin | 18 Ekim 2008 - 20:17

Bazıları Atatürk’e kızıyor. Onlar kendilerini ne zannediyorsa… Atatürk olmasa biz bu sıralarda olmazdık değil mi yani?

#29. Yorum: hilal | 22 Ekim 2008 - 18:15

Ben Atatürk’ü seviyorum ama aynen bazen Atatürk’ün kötü olduğunu düşünenleri sevmiyorum. Sevgilerimle Atatürk duyy sesimi lütfennnn…

#30. Yorum: alara | 25 Ekim 2008 - 09:56

Canım Atatürk seni çok seviyorum.

#31. Yorum: EMİNE | 09 Kasım 2008 - 18:29

Ben Atatürk’ü canımdan çok seviyorum çünkü o bizim içim canını bileverebilirdi.

#32. Yorum: selvi | 10 Kasım 2008 - 15:43

Atatürk’ü herkes ama herkes sevmeli sevmeyeni ise biz sevmeyelim. Atatürk bizim için her şeyi yaptı bunu kimse unutmasın. Ben Atatürk’ün evini ziyaret etmek istiyorum. Kim Atatürk’ün evini ziyaret etti söylesin lütfen.

#33. Yorum: sanem “ | 25 Kasım 2008 - 20:28

Ben ataTürkü çok seviyorum o bizim hayatımızı kurtardı o yüzden o na çok dua etmeliyiz. Ben onu kendimden daha da çok seviyorum.

#34. Yorum: irem | 13 Aralık 2008 - 18:23

Atatürk’ün ölmesini hiç istemezdim.O bizim için savaştı, hayatını tehlikeye attı.O bizi cumhuriyeti emanet etti.Biz de cumhuriyeti koruyacağız.Benim adım İrem keşke yanımda olsan Atam keşke.Bilki biz seni kalbimiz de taşıyoruz.

#35. Yorum: rahim | 20 Ocak 2009 - 11:28

Atam seni çoook seviyorum ve senin için bir şiir yazıyorum.

BU BAYRAK DALGALANACAK,
TARİHLER yazdı yine de yazacak,
TÜRK unutmadı unutmayacak,
CEDDİNİ, şehidini hep anacak,
BU bayrak semada dalgalanacak.
GÖK al beyazla aydınlanacak…

#36. Yorum: dila | 24 Eylül 2009 - 15:33

Atatük’ün hayatını çok güzel anlatmışsınız hiç biyerde bu kadar açık anlatmıyor.

#37. Yorum: elif yagız | 30 Eylül 2009 - 17:40

Çok güzel olmuş elinize sağlık ama Atatürk’ün savaştığı cepleride koyarsanız sevinirim.

#38. Yorum: Sedat | 03 Kasım 2009 - 10:27

Herkese slm. Ben Selanık’te yaşıyordum be Atatürk’ün evini ve eşyaların gördüm. Çok mükemmel bir manzara. Herkesin görmesini isterim. Ben şuan SAKARYA’DA okuyorumç 8′inci sınıftayım. Herkese saygılar ve sevgilerimi sunarım. En büyük TÜRKİYE!

#39. Yorum: dilara | 05 Kasım 2009 - 18:00

Atatürk’ü çok seviyorum bu vatan için ne kadar çaba harcadığı biliyorum.Atatürk hala kalbimizde yaşıyor onu çook seviyoruz. Bu yazı için size teşekkür ederim çok güzel yazmışsınız ellerinize sağlık. NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE…

#40. Yorum: KARDELEN | 07 Kasım 2009 - 11:01

Atatürk şu an yaşasaydı Atatürk’ü sevmeyenler ne yapacaktı. O olmasaydı biz çocuklar arapça öğreniyor olacaktır. Onu seğmiyenler bence bu siteye bir bakasın. Biz onlara küsmeyelim ama çok çalışalım ve bu ülkeyi yaşatalım. Atatürk’ü sevmeyenlerde çatlasın. Çocuklar Atatürk’ü seviyorsak çok çalışmalı onun yolundan gitmeliyiz.

#41. Yorum: elif | 15 Kasım 2009 - 13:27

Çok güzel ATATÜRK’ÜN izinden gitmeliyiz.Bizi okurtardı. Biz görevimizi yapmamız gerekir.Bizim ona çok borcumuz var.İstesekte ona borcumuzu ödeyemeyiz.O ölmedi,yüreyimizde yaşıyor.O bir Türk kahramanı. bizim atamız o.

#42. Yorum: gamze | 18 Kasım 2009 - 20:16

ataTürk gerçektende taktir edilecek bir insan teşekür ederim

#43. Yorum: nergiz | 26 Ekim 2010 - 18:47

Atatürkü sevenler hayatını yazsın.

#44. Yorum: feyza | 10 Kasım 2010 - 21:07

Tam istediğim odev.

#45. Yorum: sanane yaw :D | 18 Kasım 2010 - 17:53

Biraz daha kısa olsaydı daha iyi olurdu ama yinede teşekkürler.

#46. Yorum: gürkan | 24 Kasım 2010 - 16:26

24 kasım geldı ama atam yok nerdeee atam keske olsaydı atam.

#47. Yorum: tuna | 21 Nisan 2011 - 19:10

biz hep AtaTürkün izinden gidip onu örnek almalıyız!

#48. Yorum: gamze deniz | 08 Mayıs 2011 - 16:55

bence bu site çok güzel ama daha kısa olabilirdi.

#49. Yorum: arjin | 22 Mayıs 2011 - 20:54

Atamızın hayatını bilmeliyiz.Bu güzel site gençlere,çocuklara ve yetişkinlere örnek oluyor.Teşekkürler bigicik.

#50. Yorum: fatma | 01 Ekim 2011 - 13:33

atamız hep kalbizde yaşayacak o ölse bile biz onu yaşatacağız……..

#51. Yorum: kaan | 25 Aralık 2011 - 23:12

atatüerk ü seviyorum


Yazının kaynağı: Bilgicik.Com - http://www.bilgicik.com

Yazının bağlantısı: http://www.bilgicik.com/yazi/ataturkun-hayati/

URLs in this post:

[1] Mustafa Kemal: http://www.bilgicik.com/tag/mustafa-kemal-ataturk/

[2] Atatürk: http://www.bilgicik.com/yazi/ataturk/

[3] Türk: http://www.bilgicik.com/yazi/turk-adinin-anlami-turk-ne-demektir/

[4] Türkiye: http://www.bilgicik.com/tag/Turkiye/

[5] tarih: http://www.bilgicik.com/yazi/turk-tarihi/

[6] söz: http://www.bilgicik.com/yazi/sozcuk-turleri/

[7] eğitim: http://www.bilgicik.com/tag/Egitim/

[8] kültür: http://www.bilgicik.com/tag/Kultur/

[9] Genelkurmay: http://www.tsk.mil.tr/

[10] Atatürk: http://www.bilgicik.com/tag/Ataturk/

[11] Atatürkün Hayatı: http://www.bilgicik.com/yazi/ataturkun-hayati/

[12] Atatürkün İlkeleri: http://www.bilgicik.com/yazi/ataturk-ilkeleri/

[13] Atatürkün Devrimleri: http://www.bilgicik.com/yazi/ataturk-devrimleri/

[14] Dil Devrimi: http://www.bilgicik.com/yazi/ataturk-ve-dil-devrimi/

© 2010 - Bilgicik.Com | Tüm hakları saklıdır.