Azerbaycan Türk Edebiyatı – Genel bir bakış… (Bölüm – 9)

Türk Edebiyatı
(Genel bir bakış…)
(Bölüm –
9)

Bu yeni edebî türün ilk örneklerini verirken Mirze Feteli Ahundov halk tiyatrosu tecrübesinden, Rus ve Avrupa yazarlarının eserlerinden faydalanmıştı. İlk komedisi olan “Sergüzeşti Molla İbrahim Halil Kimyager” müellifin; kuvvetli dramaturji kabiliyetini, tip yaratmak başarısını, kaleminin yakıcı, ama aynı zamanda da şifa verici kudretim tam olarak ortaya koydu. Bu eserde Ahundov, uzun asırlardan beri doğuda ve batıda dolandırıcılık ederek masum insanları aldatan, “İksir”in yardımı ile demiri yahut bakırı altına çevireceğini söyleyen, sonunda, topladıkları paraları alarak firar eden simyacıların umumileşmiş bir tasvirini vermiştir. Ama, yazar yalnız dolandırıcı kimyacı Molla İbrahim Halil’in fırıldaklarını açıklamakla yetinmemiştir; onun karşısına “Herkesin mesleği onun kendisine iksirdir”şiarı ile yaşayan şair Hacı Nuri’yi çıkarmıştır.

 

Hacı Nuri içerisinde bulunduğu cahil, karanlık muhiti ışıklandırabilecek yegâne kuvvettir. Işıkla zulmetin, akılla nadanlığın bu mücadelesi, Mirze Feteli Ahundov’un diğer komedilerinin de esasını teşkil etmektedir. Yeni hayatın kurucusu olabilecek bu aydın, yenilikçi kuvvetlere, “Hekâyeti Mösyö Jordon Hekimi Nebatat ve Derviş Mesteli Şah Cadügüni Meşhur” komedisindeki Şahbaz Bey, “Veziri Hani Lenkeran” komedisindeki Teymur Ağa vb. dahildir. Onlar, içerisinde yaşadıkları dünyanın ve münasebetlerin değişmesi gereğini anlayan, dünyaya açılmak, dünyayı tanımak ve aynı zamanda kendi halkını, milletini de dünyaya tanıtmak düşüncesi ile yaşıyorlar.

 

Mirze Feteli Ahundov hakkında ilk ciddî incelemerden birinin müellifi olarak tanınan Feridunbey Köçerli, onun komedilerini XIX. asrın ikinci yarısındaki Azerbeycan hayatının ansiklopedisi olarak adlandırmıştı. Bu gerçekten de böyle idi. Çağdaş hayatın hemen hemen bütün insan tipleri ve sorunları bu komedilere yansımıştı. Bunlarda, hiçbir meslek sahibi olmadan gününü hırsızlık ve haydutlukla geçiren beylere, çolukçocuğunu aç bırakarak para biriktiren cimri tacirlere, yalancı hakimlere ve avukatlara, yönetimi ile halkın basma daha büyük belalar getiren hanlara, rüşvetçi ve işleri süründürmeci Rus memurlarına, her cihetten Ruslar’a yaranan Ermeni tiplerine, temiz kalpli, ama eğitimsiz, cahil ev hanımlarına, dolandırıcı derviş ve mollalara, sahtekâr kiş adamlarına, kısaca, eserlerin yazıldığı dönemdeki kAzerbaycan toplumunun hemen bütün karakterlerine tesadüf olunmaktadır. Ahundov’un komedilerinde cemiyetin en karanlık noktalarına ışık tutulmuş, halkın hayatı bir aynadaki gibi gösterilmiştir. Bu komediler sadece insan tipleri ve karakterler açısından değil, zaman ve mekân açısından da bütün Azerbaycan’ı, onun farklı yörelerinin geçimini, feodal hayatını kapsamakta idi.

 

Ahundov’un çocukluk yılları Güney Azerbaycan’da, ilk gençlik devri Kuzey Azerbaycan’da geçmişti. Komedilerin yazıldığı devri ve sonraki hayatını Tiflis’te geçirmesine rağmen o, mensup olduğu halkı güzel tanıyordu. Ahondov derin gözlem gücüne sahip bir sanatkâr idi. Bu hassas müşahedecilik de ona eserlerinde son derece tipikhayattakine benzer insan suretleri tasvir etme imkanı veriyordu. Yine de Feridunbey Köçerli, yazarın klasik komedisi sayılan “Hacı Kara”daki aynı adlı karhamanm tasvirindeki dakikliği ve hayati çizgilerin bolluğunu vurgulayarak şöyle yazar: “Hacı Kara bir sayaq doğru ve düzgün yazılıbdır ki, bu merdi hesisin ehvalı, ehlaq ve etvaq bir növterif olunubdur ki, güya merhum Mirze Feteli bütün ömrünü mezkûr Hacı ile bir yerde keçiribdir ve onun üreyinde olan fikirlerini, her bir cüzi hereket ve reftarmı, edeb ve ehlaqmı lazımmca öyrenibdir”. Mirze Feteli Ahundov bir edebî yaratıcılık üslûbu olarak romantizmin her zaman üstün yer tuttuğu Azerbaycan Edebiyatı’na gerçekçiliği ge tiren ilk yazar idi. Müllefin bu realizmi onun eser lerindeki tiplerin, tasvirlerin canlılığından tutun, diline, üslûbuna kadar her noktada belli ol maktadır.

 

Sanata son derece ciddî ölçülerle yak laşan Ahundov komedilerinde asla zahirî efekt do ğuran hareketlere, yersiz ve manasız gülüşe, bayağılığa, ahlakî ölçülerin dışmda konuşma ve davranışlara, gerçekliği bozan uydurmalara, sun’îliğe vs. yer vermemiştir. O, gündelik hayattan alınmış sade, basit mevzulara müracaat etmiş, her şeyi doğru, tabiî ve aslına uygun bir şekilde can landırmaya niyetli olmuştur. Ama bu sadelik, ba sitlik arkasında yazar, devrinin ciddî sosyal ve manevîahlakî, hatta siyasî sorunlarını gündeme getirmeyi başarmıştır. Bu açıdan da, büyük ta kipçisi Celil Memmedkuluzâde’nin de söylediği gibi, Ahundov’un komedilerinde dokunulan mev zuların ve problemlerin ekseriyetinden “kan ko kusu” geliyordu.Ahundov’un komedileri Azerbaycan Millî Sahne Edebiyatı’nm temelini oluşturdu. Azerbaycan Tiyatro Edebiyatı bu sağlam temel üzerinde yükseldi. Yazarın dram yaratıcılığı KafkasyaOrta Asya ve Yakın Şark Ülkelerinin edebiyatları için de bir örnek niteliğinde oldu. İlk Osmanlı ve İran sahne eserleri Ahundov’un komedilerinden sonra meydana geldi. Nihayet, bu komediler Azerbaycan Millî Tiyatrosu’nun teşekkülü, Azerbaycan Türkleri arasında çağdaş tiyatro sanatının yayılması için edebî malzeme rolünü oynadı.

 



XIX. yy. Azerbaycan Edebiyatı’nm bütün sahaları, hemen hemen edebî türleri şu veya bu şekilde Ahundov etkisinde kalmıştır. O, bütün bir edebî döneme kendi mühürünü vuran sanatkâr olarak sanat ve edebiyat tarihine girmiştir. Mirze Feteli Ahundov yalnız millî sahne edebiyatının değil aynı zamanda edebî tenkidin banisi devrinin ünlü filozofu ve şarkiyatçıâlimdir. Onun ilk defa 1857’de yayınlanan “Aldanmış Kevakib” romanı Azerbaycan Edebiyatı tarihinde ilk Avrupa ölçülerine uygun nesir örneği idi. Konusu, tarihten, II. Şah Abbas’ın tarihçisi İskender Münşi’nin “Alemarayi abbasi” kitabından alman bu eserinde Mirze Feteli ahundov bugün de çağdaş hayatta ve siyaset dünyasında önemini yitirmeyen bir problemi, hükümdar ve halk ilişkilerini hükümdarın halk karşısındaki sorumluluğu meselesini gündeme getirmişti. Komedilerindeki tenkidî ruh, mizah ve yergi unsurları bu eserde de büyük çapta yer almıştır. “Aldanmış Kevakib”in dili müellifin komedilerinin dili kadar açık ve anlaşılır olmasa da, o, Azerbaycan nesir dilinin ve üslûbunun tarihinde ileriye doğru atılmış adım olarak değerlendirilebilir.

 

Mirze Feteli Ahundov XIX. yy. Azerbaycan Edebiyatı tarihinde yeni edebî tenkitin de esasını koyanlardan biri ve birincisi idi. Bu manada onun edebîtenkidî görüşleri, estetik millî bakışı fikrin sonraki gelişmesini olumlu bir şekilde etkilemiştir. Ahundov’un tenkit dalındaki mirası onun dünya edebiyatının tercümesine sahip olduğunu ve bu tecrübeyi millî zemine tatbik etmeyi başardığını gösteriyor. Tenkitçi Ahundov, yalnız şeklinin yahut yalnız mazmununun, konusunun mükemmel olmasını, bir eserin mükemmelliği için yeterli bulmaz. Bu iki amilin bir karaya getirildiği eser mükemmel bir bedii eseri olarak kabul edilebilir.

 

Eğer XII. yy. Azerbaycan Edebiyatı’nda Nizamî, XVI. yy. Fuzûlî, XVIII. yy. Vaqıf asrı olarak adlandırılırsa, XIX. yy. da hiç şüphesiz, Mirze Feteli Ahundov asrı idi. O san’atmm gücü ile edebiyatın akışını değiştirmiş, onu günün gerçeklerine ve halka doğru yönelmişti. Hayatta olduğu dönemde, Mirze Feteli’nin ardılları, onun başlattığı işin takipçileri yetişmişti. Yazarın dram eserleri 18501853’te onun kendi tercümeleri ile Tiflis’te ve Petersburg’da Rus tiyatrolarında oynanmıştı. 1873’te ise, “Hacı Kara” komedisi manevî şakirdleri olarak adlandırılabilecek Hasanbey Zerdabi, Necefbey Vezirov ve Esgerağa Gorani tarafından Bakü’de gösterilmişti. Bu, aynı zamanda Azerbaycan millî tiyatrosunun doğuş günü idi.

 

Ahundov’un dram eserleri XIX.yy. sonlarına doğru Rus dilinden başka Alman, İngiliz, Fransız, Fars, Gürcü vs. dillerine tercüme edilmişti. Canlı Şark dillerinin öğretildiği Avrupa üniversitelerinde bu komedilerden Azerbaycan Türkçesi’nin el kitabı gibi istifade edilmiştir. İlk Azerbaycan dram yazarının özgün yaratıcılığından söz açan Rus ve Batı müellifleri onu ittifakla “Müslüman Molier’i” olarak adlandırıyorlardı.
Tabii ki, Ahundov’un şahsiyetinin ve yaratıcılığının en büyük faydası ve etkisi onun mensub olduğu halkın edebiyatı üzerine idi. Ahundov’un hayatta olduğu dönemde, Azerbaycan’ın güneyinde yaşayan Mirza Ağa Tebrîzî onun tesiri ile dört komedi yazmış ve onları inceleyerek değerlendirmek için Ahundov’a göndermişti. Güney Azerbaycan Edebiyatı’nm Mirze Ebdürrahim Talibov ve Zeynelabidin Merağayî gibi tanınmış isimleri de edebî hayata doğrudan doğruya Ahundov komedilerinin, onun meşhur “Aldaranış Kevakib” romanının ve “Kemalüddövle Mektubları” felsefî eserinin etkisi altında başlamış ve ortaya koydukları eserlerinde Azerbaycan’ın bu ilk gerçekçi yazarının fikirlerini devam ettirmişlerdi.

 

Kuzey Azerbaycan Edebiyatı’nm tarihinde XIX. yüzyılın ikinci yarısı, tam bir sahne edebiyatı olmuştu. Ahundov’dan sonra Reşitbey Efendiyev, Necefbey Vezirov, Abdürrehimbey Hakverdiyev, Neriman Nerimanov, Sultan Mecid Ganizâde, Esgerağa Gorani vb. yazarlar biribirinin ardınca, çağdaş hayatı, onun gerçeklerini anlatan eserler yazmışlardı. Mirze Feteli Ahundov edebiyata komedi türünü getirmişse, onun takipçilerinden Necefbey Vezirov ilk Azerbaycan faciasının (Müsibeti Fehreddin, 1896) Neriman Nerimanov ilk Azerbaycan tarihî dramının (Nadir Şah, 1899) örneklerini vermişlerdi. Böylece, asrın sonuna doğru Azerbaycan’da bütün türleri ile mükemmel bir dram edebiyatı ortaya konulmuştu. Özgün sahne eserlerinin yazılmasının yanısıra dünya edebiyatı klalerinin Shekespeare’in, Tolstoy’un vb. dramları da Azerbaycan Türkçesi’ne çevrilmişti. Asrm sonlarında Azerbaycan Millî Tiyatrosu artık kültür hayatının ayrılmaz bir parçası olmuştu. Azerbaycanlı sanatçılar Kafkasya’nın her yerinde Baku’de, Tiflis’te, Gence’de, Erivan’da eserler sahneliyorlardı.

 

XIX. yüzyılın ikinci yarısında, Azerbaycan’ın iktisadî hayatında bir kalkınma döneminin yaşanması zengin Baku petrolünün getirdiği ek gelirler, yeni aydınlar neslinin yetişmesi, millî kültür hayatını da etkilemişti. Azerbaycan şehirlerinin birçoğunun dış dünyaya açılması, Rusya ve Avrupa ile ilişkileri sonucunda eğitimi geliştirmek, matbaalar kurmak, gazete ve dergiler yayınlamak, tiyatro binaları yapmak ve müzeler kurmak gibi meselelere ortaya çıkarmıştı. Millî mimarlığın, mûsikînin, ressamlık sanatının canlanması, onlarm yeni eserler ve adlarla zenginleşmesi de bu dönemine getirdiği bir yenilik idi. Azerbaycan’ın Rusya İmparatorluğu tarafından işgalinden, 1860 yıllarına kadar Tiflis bütün Kafkasya’nın ve Kafkas Türkleri’nin kültür merkezi işlevini yüklenmişti. Bu devirden sonra, artık gelişmekte olan Azerbaycan şehirleri özellikle Baku aynı işlevi üstlenmeye başlamışlardı.

 

Azerbaycan Edebiyatı’nm Abbaskuluağa BakıhanovKudsi, İsmayılbey Kutkaşmlı Mirze Şefi Vazeh, Fazilhan Şeyda, Mirze Feteli Ahundov vb. tanmmış temsilcilerinin bütün hayat ve faaliyetleri Tiflis’le sınırlı olmuştu. Bu dönemde yani asrm birinci yarısmda Tiflis nüfusunun yüzde otuzunu Azerbaycan Türkleri oluşturmakta idiler.Artık bu devirde Azerbaycan’ın Gence, Şa mam, Şuşa, Baku gibi şehirleri millî kültür ha yatının öncüsü olmak işlevini kendi üzerine almak için hazır durumda idiler. Edebî çevrelerin faaliyeti açısından adı geçen şehirlerde ve diğer edebîtarihî geleneklere sahip bölgelerde bir canlanma ya şanıyordu. Burada şair ve yazarları kendi çev resinde birleştiren onların diğer yerlerdeki sanat çevreleri ile ilişkilerini sağlayan şiir meclisleri ku rulmuştu.

 

Ordubad’daki Encümeni Şuara, Len keran’daki Fevcü’lFüseha, Şuşa’daki Meclisi Üns ve Meclisi Feramuşan, Kuba’daki Gülistan, Gence ve Tiflis’te Divani Hikmet, Şamam’daki Beytü’s Sefa, Baku’deki Mecme’ü Şuara gibi edebî meclisler bir kültür ve sanat ocağı, aydınlar ocağı ni teliğindeki kurumlar idi. Bu meclislerin yanısıra XIX.yy. Azerbaycan Edebiyatı’nm Seyid Ezim Şir vani, Mirze Nesrullah Bahar, Hurşid Banu Na tevan, Fatmahanım Kemine, Mirze İsmayıl Gasir, Mir Möhsün Nevvab, Hacı Ağa Fegir, Mehemmed Tağı Sidki, Abdullabey asi vb. gibi önemli tem silcileri yetişmişlerdi. Edebî meclislerin top lantısında bir taraftan klasik müelliflerin, Nizami, Rumi, Sadi, Hafız, Nesimi, Fuzûlî, Nevai, Baki vb. eserleri öğrenilir, onlara nezireler yazılır, öbür ta raftan da, çağdaş şairlerin eserleri tahlil edilir, tar tışılırdı. Tabii ki, bu şiir meclisleri çevresinde top lananların büyük bir kısmı klasik şiir gelenekleri içinde yetişmiş şairler idi. XIX. yy. Azerbaycan Edebiyatı’nda, klasik şiir üslûbu devam ettirilirse de, evvelki dönemlerde olduğu gibi artık edebî ha yatın esas çizgisini oluşturamadı. klasik şiirin ve Fuzûlî geleneklerinin Millî Edebiyat tarihindeki son büyük temsilcisi hiç şüphesiz, Seyid Ezim Şir vani (18351888) idi. Ama, Şirvani’nin edebî mi rasında klasik şiir örnekleri çok olmakla beraber, maarifçi şiire ve mizahî eserlere de önemli yer ay rılmıştı.

 

XIX. asrm ortalarmdan başlayarak bir maarifçilik havası içerisinde nefes alan Azerbaycan Edebiyatı’nm temsilcileri de, artık evvelki dönemlerde olduğu gibi mollahâneden yetişme değildirler. Azerbaycan’da mükemmel eğitim görmüş, yalnız doğu dillerini değil, aynı zamanda Rus dilini ve Batı dillerini de bilen devrin siyâsî, sosyal, hukukî gelişmelerinden haberdar olan, yeni tip yazarlar nesli yetişmekte idi. Onlarm büyük bir kısmı (Hasanbey Zerdabi, Necefbey Vezirov, Esgerağa Gorani, Reşidbey Efendiyev, Sultan Mecid Ganizade, Abdurrahimbey Hakverdiyev, Neriman Nerimanov vb.) Rus okullarından ve üniversitelerinden mezun olsalar da milliyetçilik duygularını, millî örf ve geleneklere bağlılıklarını asla kaybetmemişlerdi. Aksine, millî mensubiyetlerini, millî kimliklerini muhafaza etmek için bu örf ve adetlere, bu geleneklere daha sıkı bağlanmışlardı. Bu yön onların eserlerinde de açık bir şekilde görülmektedir.Azerbaycan’da milliyetçilik duygularının terbiyesinde, daha doğrusu bu sahada ilk teşebbüslerde, esası 1875’te konulan millî matbuatın önemli hizmetleri olmuştu. Her halkın matbuatının onun manevî ve kültürel hayatında ne kadar büyük bir rol oynadığını iyi anlayan Rusya Çarlık Hükümeti, uzun zaman Azerbaycan Türkleri’ne kendi matbaalarını kurmaya, kitap ve gazete yayımını gerçekleştirmeye izin vermemişti. Hatta Azerbaycan nüfusunun baştan başa Türkler’den oluştuğunu bildikleri halde, Kafkasya’da 1829’dan itibaren yayınlanmasına başlanan resmî gazetenin dili olarak Fars dilini seçmişlerdi. Daha sonra 1845’te başyazarlığını bir Ermeni’nin yaptığı Azerbaycan Türkçesi ile bir gazete çıkarmak istemişlerse de, halk tarafından ilgi gösterilmediğinden “Kafkasya’nın bu tarafının haberleri” olarak adlandırılan bu gazete birkaç sayıdan sonra yayınını durdurmak zorunda kalmıştı.

 

Millî Azerbaycan matbuatının ilk ismi, ilk sa yısı 22 Temmuz 1875’te yayınlanan “Ekinci” ga zetesi idi. Kısa bir zaman içerisinde Azer baycan’daki ilerici edibi kuvvetleri çevresine toplayabilen “Ekinci” mümkün olduğunca, halkm araşma bilgi ve eğitim tohumları serpiyordu. Ga zetenin bütün yükünü kendi omuzlarına alan Ha sanbey Zerdabi (18421907) onun hem sahibi, hem başyazarı, hem yazarı, hem mürettibi ve hatta pos tacısı idi. “Ekinci” örneği, bir ferdin, halkm kültür hayatmı değiştirip, geliştirebilmesinin canlı ifadesi idi. 18771878 RusTürk savaşında “Ekinçi”nin Os manlı yanlısı yayın yaptığı bahanesiyle, Rus yö netimi bu ilk Azerbaycan gazetesinin neşrini dur durdu ve XX. yüzyıl başlarına kadar ciddî bir Azerbaycan gazetesinin yayınlanmasına izin ver medi. XX. yy. ise artık astanada idi.

| « Önceki | Sonraki » |

|» “Azerbaycan Edebiyatı” Sayfasına Dön! « |

Not: İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…

Kaynak: “Azerievi.Com

Sınavlara Hazırlık Arama Robotu
YGS & LYS TEOG KPSS TUS KPDS Ehliyet Sınavı PMYO JANA

Seçim esnek olup ilgili alanları seçiniz, Örneğin ehliyet sınavı için branş olarak matematik seçmeyiniz :)