Ana Sayfa » Türk Edebiyatı Tarihi Tanzimat Edebiyatı » Batı Etkisindeki Türk Edebiyatı Tanzimat Edebiyatı

0

bahar yayınevi uyarı

BATI ETKİSİNDEKİ TÜRK EDEBİYATI
TANZİMAT EDEBİYATI
Osmanlı Devleti, kuruluşundan itibaren Avrupa’ya egemen olmak istemiştir. Bu gaye ile Avrupa’ya birçok seferler düzenlemiştir. Avrupa’da reform ve rönesans ile başlayan aydınlanma çağı, Avrupa’nın ilimde, fende, teknikte hızla gelişmesini sağlamıştır.Osmanlı Devleti özellikle askeri alanda bu gelişmelere ayak uyduramamıştır.17. asırda dünyanın en büyük imparatorluğu olmuş; ancak 17. yüzyılın sonlarında ilk bozgun alametleri Karlofça Anlaşması ile varlığını hissettirmiştir.Osmanlı Devleti’nin Fransa elçisi Yirmisekiz Çelebi Mehmet Efendi’nin yazdığı “Sefâretnâme”; Sait Mehmet Paşa’nın, İbrahim Müteferrika ile kurdukları matbaa (1726) imparatorluğun Avrupa’ya açılan önemli birer parçası olmuştur.III. Selim yenilik haraketlerini başlatmış, II. Mahmut yapılması gereken yenilikleri daha cesur bir adımla gerçekleştirmeye çalışmıştır. III. Selim Yeniçeri Ocağını kaldırmıştır.(1826).Batılı tarzda yeni okullar açmıştır.Bu okulardaki eğitimin dili Fransızcaydı. Aynı devrede Tıbbiye, Harbiye mekteplerini açılmış, Fransa’da öğretmenler getirilmiştir.Yine 1831′de ilk resmi gazete Takvim-i Vekayi çıkarılmıştır.1839 yılının, Osmanlı Devleti ile Avrupa uygarlığı arasındaki ilişkide önemli bir yeri vardır.1839, Osmanlı Devleti’nin “insan haklarının korunması” ilkesini kabul ettiğini Tanzimat Fermanıyla bütün dünyaya resmen bildirdiği yıldır.3 Kasım 1839′da Sultan Abdülmecid’in tuğrasını taşıyan ve Mustafa Reşit Paşa tarafından okunan ferman, tarihimize Tanzimat Ferman olarak geçer.Bu fermana, Gülhane parkı’nda olunduğu için Gülhane Hatt-ı Hümayunu da denir.Bu fermanın okunmasıyla başlayan dönem siyasi tarihimize Tanzimat Devri adıyla geçer.Tanzimat Fermanı’nın ilanından Şinasi’nin ilk tiyatro eseri olan “Şair Evlenmesi”ni yayımlamasına kadar geçen süre,Tanzimat edebiyatının bir hazırlık dönemidir. Bu dönemde batıdan çeviriler yapılmış,Batı kaynaklı edebi türler tanınmaya başlanmıştır. Avrupa’dan alınmış olan roman, hikaye, eleştiri, makale, tiyatro gibi edebi türlerin ilk örnekleri verilmeye başlamıştır. 1860′ta Agah Efendi ve Şinasi’nin birlikte çıkarmaya başladıkları Tercûman-ı Ahvâl gazetesi ile başlayan bu dönem Servet-i Fûnun topluluğun ortaya çıkışına kadar sürer. Ethem Pertev Paşa’nın ve fiinasi’nin şiir çevirileri, Yusuf Kamil Paşa’nın Fenelon’dan yaptığı Telemak adlı roman çevirileri hazırlık döneminin ürünleridir.
iki dönemde incelenir:
a. Birinci dönem (1860 – 1877)
Bu dönem “Şinasi – Namık Kemal – Ziya Paşa Okulu” olarak da isimlendirilir.
Bu dönemin özellikleri:
1.Halka, halkın anlayabileceği bir dille seslenmek için,yapıtların, sade Türkçe ile yazılması amaç edinilmiştir.Ancak bu konuda istenilen sonuç elde edilememiştir.
2.Toplumun batılılaşması için sanat, bir araç olarak kullanılmıştır. Bu yüzden “Sanat toplum içindir.” ilkesi benimsenmiştir.
3.Fransız Devrimi’yle dünyaya yayılan vatan, millet, adalet, hürriyet gibi konular ele alınmıştır.
4.Fransız edebiyatı örnek alınmış, klasisizm ve romantizmdan etkilenilmiştir.
5.Tanzimatçılar Türk edebiyatında ölçünün hece ölçüsü olduğunu savunmuşlar; ancak aruz ölçüsünü ve beyit birimini kullanmışlardır.
6.Birinci dönem sanatçıları Klasik edebiyatın nazım biçimleriyle yazmışlardır.
7.Bu sanatçılar şiirde parça güzelliği yerine, bütün güzelliğine önem vermişlerdir.
8.Batı’dan alınan hikâye,roman,tiyatro,makale,fıkra,deneme,eleştiri gibi düzyazı türlerinin edebiyata girmesiyle, cümleler kısaltılmış, noktalama işaretleri kullanılmaya başlamıştır.
9.Roman türünün ilk örnekleri bu dönemde verilmiştir;ancak bu ilk romanlar teknik bakımdan zayıf ve kusurludur.
10.Tiyatro,toplumun eğitilmesinde bir araç olarak kullanılmış,sahne tekniği ve dil bakımından başarılı örnekler verilmiştir.
11. Bu dönem edebiyatı, bir “ilk”ler edebiyatıdır:

 : Tercûman-ı Ahvâl – Şinasi, Agah Efendi (1860)
 : Tercûman-ı Ahvâl Mukaddimesi Şinasi (1869)
 :Şair Evlenmesi – Şinasi (1859)
 : İntibah – Namık Kemal (1876)
 : Taaşşuk-ı Talat ve Fıtnat – Şemsettin Sami (1872)
 : Tahrib-i Harabat – Namık Kemal (1874)
 : Cezmi – Namık Kemal (1880)
 İlk sahnelenen oyun: Vatan Yahut Silistre – Namık Kemal
I. Dönem Sanatçıları:
Şinasi, Ziya Paşa, Namık Kemal, Ahmet Mithat Efendi,Ahmet Vefik Paşa, Şemsettin Sami.

Şinasi (1826–1871)
İstanbul’da doğan Şinasi, Avrupai Türk edebiyatının kurucularındandır.Çeşitli türlerde eserler vermiştir.Şiirlerin bir kısmı divan şiiri tarzına,bir kısmı da yeni ve Avrupa şiir tarzına uygundur.Bu şiirleri Müntehabat-ı Eş’ar ve Tercüme-i Manzume adlarıyla yayımlamıştır Durûb-ı Emsâl-i Osmaniye adlı eserinde Türk atasözlerini modern bir anlayışla Fransızcadaki benzerleriyle karşılaştırmıştır.Tercumanı  Ahval ve Tasvir-i Efkar isimli gazetelerde çeşitli makaleler yazmıştır.Edebiyatımızda batılı anlamda ilk tiyatro eseri sayılan Şair  Evlenmesi adlı komediyi yazmıştır.Klasisizmin etkisinde kalan Şinasi, makalelerinde noktalama işaretlerini kullanmıştır.Şiirlerinde parça güzelliği yerine bütün güzelliğine önem vermiştir.
Eserleri
Tiyatro: Şair Evlenmesi (1860)
Derleme (atasözleri): Dûrub-ı Emsâl-i Osmaniye (1863)

Şair Evlenmesi
Edebiyatımızda tiyatro türünün batılı anlamda ilk örneğidir.Eser, bir töre ve karakter komedisidir.Eserde, görücü usulü ile evlenmenin yanlışlığı vurgulanmıştır.Şair Müştak Bey, sevdiği bir kızla nikahlanmış, düğün gecesi karşısına yaşlı ve çirkin bir kız çıkarılarak nikahlısının bu olduğu söylenmiştir. Müştak Bey kabul etmeyince, tartışmalar başlamıştır. İmam (Ebüllaklaka) ve mahalleli düğün evi önünde toplanır. Eserin sonunda Ebûllaklaka’nın yardımıyla olay tatlıya bağlanır, ve Müştak Bey bu işten sıyrılır.

Namık Kemâl (1840–1888)
Tanzimat döneminin en tanınmış düşünce ve sanat adamıdır. Divan edebiyatı etkisiyle şiirler yazmıştır. Ancak Avrupaya gittikten sonra Osmanlı’da,Batılı edebiyatın gelişmesi ve yayılması uğrunda mücadele etmiştir.Eski edebiyatı eleştirmiştir.Ancak şiirlerinde dil ve biçim bakımından klasik edebiyatın etkisinden kurtulamamıştır.Edebiyatımızın o zamana kadar tanımadığı ‘vatan,millet,hürriyet’ gibi yeni konuları işlemiştir.Namık Kemal;sanatı,halka yarar sağlamak, düşüncelerini halka yaymak için araç olarak kullanmıştır. Yazıda konuşma dilinin kullanılmasını savunmuş, piyeslerini sade bir dille yazmıştır.Şiirlerindeki dil ağırdır.Hürriyet,Hadika,ibret gazetelerinde vatan,hürriyet ve Meşrutiyetle ilgili düşüncelerini yazmıştır.Vatan yahut Silistre piyesinin oynanması sırasında meydana gelen olaylar yüzünden Magosa’ya sürgün edilmiştir.(1873)Roman ve tiyatrolarında romantizm akımının etkisinde kalmıştır.Romanlarında ve şiirlerinde olduğu gibi tiyatrolarında da yerli konuları işlemiştir.
Eserleri
Şiirleri, kitap olarak yayımlanmamıştır.
Tiyatro: Celâleddin Harzemşah, Kara Bela, Zavallı Çocuk, Akif Bey, Gülnihal
Roman: İntibah, Cezmi
Eleştiri: Tahrib-i Harabat, Takib-i Harabat
Tarih: Evrak-ı Perişan, Kanije Müdafası, Devr-i İstila.

İntibah
Eserde mirasyedi bir genç olan Ali Bey’in güzel ancak geçmişi kötü olan Mahpeyker’e olan aşkı, Ali Bey’in içki sofralarına düşüşü, annesi tarafından Dilaşup’la evlendirilişi, Mahpeyker’in intikam almak için başvurduğu entrikalar anlatılır.Eserin ön sözünde romanda
anlatılanların hayal ürünü olduğunu belirtmekten çekinmeyen Namık Kemal’in bu eseri,roman tekniği açısından pek başarılı değildir.

Cezmi
İyi silah kullanıp iyi ata binen ve aynı zamanda iyi şiir yazan Cezmi,Adil Giray ile tanışır.Adil Giray,İran savaşında esir düşer,Şahın hanımı Adil Giray’a aşk olur.Ancak Şahin’in kız kardeşi Perihan ile Adil Giray birbirini sevmektedir. İki sevgili bir plan yapar, İran tahtına Adil Giray geçmiş olacaktır.Adil Giray, yardım etmesi için Cezmi’yi İran’a çağırır.Şehriyar plandan haberdar olur. Adil Giray ve Perihan öldürülür.Koruyucular yanlışlıkla Şehriyar’ı da öldürür. Cezmi yaralı olarak kurtulur.Olay Sokullu Mehmet Paşa döneminde, İstanbul’da başlar,Azerbaycan’da İran’da sürüp gider ve Tebriz Sarayında sona erer.Cezmi çok iyi bir atlı spor ustasıdır.Bu ustalığı sayesinde Ahmet Paşa ile tanışır.Ahmet Paşanın verdiği bir yemekte Cezmi’nin atlı sporda olduğu kadar şairlikte de usta olduğu anlaşılır.Şairliğinin ünüyle Nevi ile tanışır.1570 yılında İran seferi başlar. Cezmi bu sefere gönüllü olarak katılır.Bu sefer sırasında çok ustaca ve zekice davranışlarda bulunur ve ünü bir kat daha artar.Hatta sefer sırasında düşman olduğu halde canı pahasına da olsa Pertev isminde bir İran askerini de nehirde boğulmaktan kurtarır.Bu sayede Pertev’le de çok iyi dost olurlar.Bir başka İran seferinde Cezmi, Adil Giray’la tanışır.Cezmi bu savaşlarda gösterdiği kahramanlık sayesinde Adil Giray’ın teveccühünü kazanır.Kötü şans eseri Adil Giray ve kardeşi Gazi Giray savaş sırasında İranlılara esir düşer. Savaşta Adil Giray’ı esir eden Hamza Mirza esiri başkente götürüp şöhret kazanmak ister.Adil Giray ve Gazi Giray,Şehriyar tarafından ayrı yerlere hapsedilirler. Adil Giray sarayda ağırlanırken Gazi  Giray bir adada “Kahkaha Zindanı” denilen yerde hapsedilir.Bunun sebebi ise Şehriyar’ın Adil Giray’ı ilk anda görüp aşık olması ve bu durumun Gazi Giray tarafından anlaşılmasıdır.Adil’in esirliği zamanında İran devletini kör bir şah, onun karısı Şehriyar ve kardeşi Perihan idare etmektedir. Şehriyar’ın oğlu Hamza Mirza ise sadece savaşlarla ilgilenmektedir.Şehriyarın Adil Giray’la yaptığı ikili müzakereler Perihan’ı şüphelendirir.Perihan da müzakerelere devletin bir idarecisi olarak katılmak ister ve katılır.Şehriyar bir şekilde aşkını Adil Giray’a yalnız oldukları biran açıklar.Fakat Şehriyar çok kıskanç bir kişiliğe sahip olduğundan Adil Giray’a,Perihan’ı olduğundan çok farklı bir şekilde tanıtır.Adil de inanıyormuş gibi davranarak Şehriyar’a bir şey sezdirmeyip kardeşiyle birlikte anavatanına dönmek istemektedir.Perihan, Adil Giray’ı ilk gördüğünde ona aşık olmuştur.Fakat Adil, Perihan’ın o tatlı güzelliğini üstündeki peçe sayesinde görememiştir.Bununla birlikte ilk görüşmelerde Adil Perihan’ın ne kadar zengin kalpli olduğunu, anlamıştır. Perihan’ın yüzünü de göstermesiyle ona ilk görüşte aşık olmuştur.Şehriyarın delice şehveti Perihan’ın masum aşkı her ikisini de birbirine düşürmeye yeter.Şehriyar ve Perihan aynı kişiye aşık olduklarını anlayınca aralarında bir kıskançlık yarışı başlar.Ayrıca Adil’in de Perihan’ı sevdiğini anlayan Şehriyar her ikisini de öldürmek için planlar yapar.Adil Giray esir düştükten sonra Cezmi bu haberi alır ve Adil’in yardımına koşar.Cezmi,bir şekilde Adil’in bulunduğu odaya girmeyi başarır.Bundan sonra kaçış için planları yapmaya başlarlar. Cezmi bu planlara uygulamak için bir İran askeri olan Abbas’ı kullanır. Şehriyar’ın yaptığı planlar yanlış zamanda uygulandığı için suya düşer.Hatta planın istediği gibi gitmemesi kendisinin ölümüne sebep olur.Şehriyar’ın askerleri Perihan ve Adil Giray’ı da öldürürler,fakat aşklarını yok edemezler.Her ikisi de aynı mezara Cezmi tarafından defnedilir.Cezmi kılık değiştirerek vatanına geri döner.Cezmi, edebiyatımızda ilk tarihi romandır.Romandaki olay, 16. yüzyılda III. Murat zamanında Osmanlı Devleti ile İran arasındaki bir savaş sırasında geçmektedir.
UYARI:
Namık Kemal,Ziya Paşa’nın Divan edebiyatını övdüğü “Harabat” adlı esere karşılık Tahrib-i Harabat isimli eserini yazar

Ahmet Mithat Efendi (1844 – 1912)
Tanzimat devri yazarlarından Ahmet Mithat Efendi, romancı olmakla birlikte coğrafya, tarih, gezi,astronomi gibi birçok alanda çalışma yapmış bir yazardır. Çoğu eserinde naturalist etkiler görülür.Toplum içind sanat anlayışına bağlı kalan sanatçı, çok yazdığı için yazı makinesi olarak nitelendirilmiştir.
Eserleri
Hikaye: Letaif-i Rivayet
Romanları:Hasan Mellah,Hüseyin Fellah,Felatun Bey’le Rakım Efendi,Parit’te Bir Türk,Jön Türk

Şemseddin Sami
ilk Türk romanı olan Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat ile ilk Türkçe sözlük Kamus-ı Türki’nin yazarı, önemli dil bilginidir.Tüm yaşamını Türkçe’ye adamıştır.Dilin sorunlarını inceledi, Türkçe’nin yabancı sözcük ve kurallardan arındırılmasına çalıştı.En önemli çalışmalarını dil konusunda yaptı. Türkçe’yi zenginleştirmenin yolunun, yabancı sözcükler yerine Doğu Türkçesi’n deki sözcüklerin kullanmaktan geçtiğini söyledi.Türk dil bilgisi çalışmalarının yanında tarih ve coğrafya ile ilgili araştırmalar da yaptı.
Eserleri
Roman: Taaşukk-ı Talat ve Fitnat
Dil çalışmaları: Kamus-ı Türki
Oyun: Seyyid Yahya
Ansiklopedi: Kamüs’ül Alam,

Ahmet Vefik Paşa(1828 – 1891)
Sanatçı ve devlet adamı Ahmet Vefik Paşa, Bursa valisiyken adına bir tiyatro binası kurdurmuştur.Edebiyat alanında Moliere’den yaptığı çevirilerle ün kazanmıştır.Bunların bir kısmı uyarlama, bir kısmı da çeviridir.Lehçe-i Osmani adlı Anadolu Türkçesine ait ilk sözlüğü hazırlamıştır.Türk tiyatro ve sahne hayatının gelişmesinde çok büyük hizmetleri vardır.Tanzimat döneminde milliyetçilik ve Türkçülük akımının en büyük temsilcisi olmuştur.Ebülgazi Bahadır Han’ın, Şecere-i Türk adlı yapıtını Anadolu Türkçesiyle kaleme almıştır.
Eserleri
Moliere’den çeviri ve uyarlamalar:Kocalar Mektebi, Kadınlar Mektebi, Zor Nikah, Zoraki Tabip

Ziya Paşa (1825 – 1880)
Ziya Paşa Doğu kültürüyle yetişmiş,sonra yönünü Batı’ya dönerek Türk edebiyatına Batılı özellikler vermeye çalışmıştır.”Şiir ve inşa” adlı makalesinde Divan şirini eleştiren sanatçı, Harabat adlı eserinde ise tam aksine Divan edebiyatını övüp Halk edebiyatını yerden yere vurmuştur.Sanatçı Eski – Yeni ikilemi içerisinde kalmıştır.Sanatçı terkib-i bent ve terci-i bentleriyle ünlüdür. Sanatçının bu eserleri dönemin sosyal bir eleştirisi niteliğindedir.
Harabat: Antoloji şeklindedir.
Zafername: Düzyazı niteliğinde bir eleştiri kitabıdır.
Esar-ı Ziya: fiiirlerini toplandığı eserdir.

Ali Bey (1844–1899)
Diyojen gazetesindeki çalışmaları ile Anadolu’da “mizah edebiyatı” nın gelişmesine öncülük etmiştir.Ayyar Hamza adıyla Moliere’in eserini Türkçeye uyarlamıştır.Misafiri İstiskal, Memiş Ağa, Kokona Yatıyor ve Geveze Berber onun komedi türündeki yapıtlarıdır. Namık Kemal, Ziya Paşa’nın Divan edebiyatını övdüğü “Harabat” adlı esere karşılık Tahrib Harabat isimli eserini yazar.

b. İkinci Dönem (1877–1895)
Tanzimat edebiyatının II. dönemi Osmanlı–Rus savaşıyla ve ilk meclisimiz Meclis-i Mebusan’ın kapanmasıyla başlar.Bu siyasi olaylar sanat ve edebiyat üzerinde etkili olmuştur.Böylece anlayışları birinci dönemden oldukça farklı sanatçıların etkin olduğu bir dönem başlamıştır.Bu dönem sanatçılarından Recaizade Mahmut Ekrem, Abdülhak Hamit Tarhan ve Samipaşazade Sezai sanat anlayışları bakımından birbirlerine çok benzeyen çalışmalar yapmışlardır. Bundan dolayı Tanzimat’ın ikinci dönemine “Ekrem – Hamit – Sezai Okulu” da denmektedir.
Bu dönemin özellikleri:
1.Sanatçılar, toplumsal sorunlardan uzaklaşmışlardır.Bu nedenle birinci dönemden farklı olarak “Sanat sanat içindir.” ilkesi  benimsenmiştir.
2.Dilde sadeleşme çalışmaları terk edilmiş, birinci döneme nazaran dil ağırlaşmıştır.
3.Birinci dönem sanatçılarına göre daha derli toplu ürünler verilmiştir. Eski edebiyatın yıkılışı hızlandırılmıştır.
4.Teorik olarak şiirde konu sınırlaması kaldırılmış,özellikle kişisel konulara yer verilmiştir.Şiirde biçim bakımından da yenilikler görülmeye başlanır.
5. Aruz ölçüsü kullanılmıştır.
6. Göz için uyak yerine, kulak için uyak ilkesi benimsenmiştir.
7. Roman ve öyküde teknik bakımdan güçlü yapıtlar görülmeye başlanır.Hikaye ve romanda realizm etkileri görülür.İlk realist roman Araba Sevdası (Recaizade Mahmut Ekrem) ve natüralizmin etkileri görülen ilk köy romanı Karabibik (Nabizade Nazım) bu dönemin ürünüdür.
8. Birinci dönemde başlatılan olumlu gelişmeler devam ettirilmemiştir. İkinci dönemdeki tiyatro yapıtları okunmak için yazılmıştır.

Recâizade Mahmut Ekrem (1847–1914)
Şiir, roman, hikâye, tiyatro, eleştiri türünde yirmi sekizi aşkın eser vermiştir. Sanat sanat içindir, ilkesine bağlı kalmıştır.Eski edebiyatı
destekleyenlere karşı, yeni edebiyatı savunmuştur. Döneminde “Üstat Ekrem” diye bilinir.”Her güzel şey şiirdir.” ilkesini benimseyerek Türk şiirinin tema ve konusunu genişletmiştir. Toplumsal kavramlardan uzak durarak kişisel konuları işlemiştir. Yeni edebiyatın kurallarını “Talim-i Edebiyat” adlı yapıtıyla tanıtır.Ayrıca bu yapıtı yıllarca ders kitabı olarak okutulmuştur. Roman türündeki en önemli eseri ve ilk realist yapıtı ‘Araba Sevdası’dır.Yazar bu yapıtında Avrupalılaşmayı yanlış anlayarak aile servetini zevk ve  eğlenceye harcayan zihniyeti eleştirmiştir.Bu eleştiriyi, Bihruz Bey aracığıyla yapar.Romanın kahramanı Bihruz Bey, mirasyedi bir tiptir. Recaizade Ekrem aynı zamanda Moliere’den etkilenmiştir.Ekrem, Klasizmin etkisinde kalmıştır.Şiirin konusunu genişletmiş, eski edebiyatı destekleyen Muallim Naci ile kafiye “göz için mi, kulak için mi olacağı” konusunda tartışmalara girmiştir. Böylece Servet-i Fünün hareketinin doğmasını sağlamıştır.
Eserleri
Şiir: Nağme-i Seher, Zemzeme (3 cilt) Nijad Ekrem, Pejmürde
Tiyatro: Afife Anjelik, Çok Bilen Çok Yanılır, Atala, Vuslat
Roman: Araba Sevdası, Muhsin Bey
Eleştiri: Takdir-i Elhan
İnceleme: Talim-i Edebiyat

Abdülhak Hamit Tarhan (1852–1937)
Tanzimatın 1. dönemiyle başlayan edebiyatımızdaki yenileşme hareketi Hamit’le başarıyı yakaladı. O zamana kadar fazla bir değişikliğe uğramayan Türk şiiri, Batılı anlayışa Hamit’le kavuştu.Hamit yaşadığı dönemde “fiair-i Azam” olarak adlandırılmış, döneminin en tanınmış ozanı kabul edilmiştir.Doğu ile Batı edebiyatı arasında bir köprü olabilecek kadar zengin bir kültüre ve hayal gücüne sahiptir. Aruzun yanında heceyi de kullanır.Eşi Fatma Hanım’ın ölümü üzerine yazdığı ölüm şiirleri, özellikle “Makber”, en çok bilinen şiirleridir. Oyunları sahne tekniğine uygun olmayan Hamit, eserlerini daha çok okunmak üzere yazmıştır. Sanat için sanat akımına bağlı, romantik bir anlayıştadır. Piyeslerinde tarihsel konuları, hayale dayalı olaylarla anlatır.En güzel eserim dediği Finten’de bir lordla evlenerek soyluluk kazanmak için zengin kocasını, Hintli uşağı Davalaciro’ya öldürten kadının dramı işlemiştir.
Eserleri
Şiir ve Tiyatro:Macera-yı Aşk (dram),Sabr ü Sebat (dram),İçli Kız (dram),Duhter-i Hindu (Hintli Kız, mensur tiyatro), Nesteren (heceyle tiyatro),Sahra (ilk pastoral şiir), Tarık (mensur tiyatro), Eşber (aruzla tiyatro), Makber (şiir) Hacle, Gelin odası (şiir),Finten (nazım–nesir karışık tiyatro).

Sami Paşazade Sezai (1860–1936)
Öykü,roman,makale türünde eserler vermiştir.Öykülerinde doğa güzellikleri ve insan uyum içerisinde verilmiştir.Esir kız Dilber’in maceralarını anlattığı Sergüzeşt romanı ile üne kavuşmuştur.Eserde, esirlik ve insan ticareti ana tema olarak seçilmiştir.Tasvir biçimlerinde süslü; karşılıklı konuşmalarda ise, sade bir dil kullanmıştır.İstanbul tasvirlerine ağırlık veren yazar gözlemlerinden yola çıkarak gerçekçi bir sanat anlayışına ulaşır.Yazarın bir diğer önemli bir yapıtı, batılı anlamda kısa öykü anlaşının bizdeki ilk örneklerinden sayılan Küçük Şeyler’dir.
Eserleri
Öykü–Roman: Sergüzeşt, Küçük fieyler Mektup: İclâl
Gezi–Sohbet: Rumuzü’l – Edep

Muallim Naci (1850–1883)
Divan edebiyatına bağlı kalmıştır. Recaizade Mahmut Ekrem ve Abdülhak Hamit’e karşı açıkça cephe almıştır. Türkçeyi, doğal
söyleyişini bozmadan aruza uydurması bakımından Tevfik Fikret’i ve Mehmet Akif’i etkilemiştir.
Eserleri
Şiir: Ateşpare, fierâre, Füruzan
Anı: Ömer’in Çocukluğu
Eleştiri: Demdeme
Sözlük: Lugat-i Naci

Nabizâde Nazım (1862–1893)
Edebiyatımızda ilk kez köy gerçeğine dayanan, “Karabibik” en önemli bir yapıtıdır. Eserde, realist-natüralist özelliklere rastlanır. Nabizâde Nazım gözlemlere önem vermiştir. “Zehra” isimli romanında psikolojik tahliller yapmıştır.Edebiyatta,konuşma dilinden yararlanmak gerektiğini savunmuş; kahramanlarını kendi dilleriyle konuşturmaya çalışmıştır.
Eserleri
Roman: Karabibik, Zehra

GAZETECİLİK
1. Takvim-i Vekayi (1831): II. Mahmut döneminde ilk Türkçe gazete.
2. Ceride-i Havadis (1840): W. Churchill adında bir ingiliz tarafından çıkarılmış, yarı resmi gazete
3. Tercüman-ı Ahval (1860): Agah Efendi ve fiinasi tarafından çıkarılmış, ilk özel gazete.
4. Tasvir-i Efkar (1862): Şinasi tarafından çıkarılmıştır.
5. Muhbir (1866): Ali Suavi tarafından çıkarılmıştır.
6. Hürriyet (1869): Ziya Paşa ve Namık Kemal çıkarmışlardır.
7. İbret (1871): Namık Kemal gazetenin yöneticiliğini yapmıştır.
8. Diyojen (1870) Mizahi bir gazetedir. Teodor Kasap tarafından çıkarılır.
9. Tercüman-ı Hakikat (1878): Ahmet Mithat Efendi çıkarmıştır.
10. Sabah (1872): fiemsettin Sami çıkarmıştır.
11. Hadika (1872): Ebüz Ziya Tevfik çıkarmıştır.
Tanzimat döneminde Münif Paşa tarafından yayınlanan Mecmua-i Fûnün ilk aylık bilim dergisidir.İlk çocuk dergisi olan Mümeyyiz 1869′da yayınlanır.

bahar yayınevi uyarı




İle Yorum Yap!
Yorum Yap!

(İletinizi yazmadan önce, lütfen buraya dokunarak uyarıları okuyun!)

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.

Yazı Detayı
  • Yazının Bağlantısı: Batı Etkisindeki Türk Edebiyatı Tanzimat Edebiyatı
  • Yazının Kategorisi: Türk Edebiyatı Tarihi Tanzimat Edebiyatı
  • Yazar:
  • Eklenme Tarihi: 22 Şubat 2013
  • Bu yazıya yapılan yorumları RSS kaynağı ile takibe alın.
  • Bu yazıya kendi sayfanızdan geri izleme yapın.
  • Diğer kaynaklarda arayın:
  • Etiketler:, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,