Dil Güneşinin İnsanlık Tarihine Doğuşu

Güneşinin İnsanlık Tarihine Doğuşu

Dil Güneşi

Canlılığıyla insana adeta hayat veren dil, insan yaşamının her anında sır dolu yapısıyla değişmez olan özel yerini almıştır. Duygu ve düşüncelerimizin hayatımıza aksi olarak nitelendirebileceğimiz dilimiz; kendimizi ifade etmemizi sağlayan, toplulukları toplumlaştıran ve toplumları uluslaştıran en önemli unsurdur. Ve dil; insanlık tarihine güneş gibi doğuşuyla geçmişin pek çok sırrını günümüze ve geleceğe taşımaktadır.

Geçmişe doğru kısa bir yolculuğa çıkalım ister misiniz? İmkansız gibi görünen bu tarihsel yolculuğu bize mümkün kılacak araç dilin ta kendisidir. Dil geçmişten geleceğe olan yolculuğunda nesil duraklarındaki alacaklarını bir sonraki kuşaklara aktaracak ve bu böyle sürüp gidecektir. Siz de dil ile bu tarihi yolculuğu tadacaksınız. O halde kemerlerinizi sıkı bağlayın nesilden nesile aktarımda en harika araçla tarihin derinliklerine yol alalım… Toplumlar tarih boyu birçok özelliklerini dile nakşetmişlerdir. Böylelikle bir dile bakarak o toplumun geleneklerini, yaşam biçimini, hayat felsefesini, tarihini vs birçok özelliğini öğrenebiliriz. Türkçemizi baz alacak olursak güzel dilimizi incelediğimizde atalarımızın yaşadığı o kutlu çağlara gitmek mümkündür. Bu yönden dili incelerken heyecanlandığımı söyleyebilirim.



Gelin biraz da yolculuğun başlangıç noktasına, zaman tünelinin başına gidelim, bizleri tarihe götüren tarihi bize getiren capcanlı yapı dil nasıl oluşmuş hep birlikte görelim…

Bizler için geçmişin karanlığını aydınlığa boğan toplumların pek çok özelliğini dünden bugüne aktaran dilin doğuşu asırlar boyu merak konusu olmuştur. Dilin doğuşu üzerine pek çok teorem ortaya atılmışsa da kanıtlanabilirlik açısından bakıldığında ortaya konulan görüşlerin varsayımlardan ileri gidememesi, bizleri; dilin doğuşunun sadece fikirlerle açıklanabileceği sonucuna götürür. İnsanlık tarihinin en eski çağlarının aydınlatılması dilin doğuşunu da ortaya çıkaracaktır. Dil kuşkusuz insanoğlunun belli ihtiyaçları sonucu meydana gelmiş ve insana pek çok yönden fayda sağlamıştır. Dilin doğuşu üzerine yapılan araştırma ve çalışmalar Eski Hint, Eski Yunan‘a kadar kökleri uzanan bir koca ağaçtır. Bu koca ağacın her bir meyvesi çeşitli fikirlerdir ki dilin doğuşunu açıklamaya çalışır. Tarihte dil konusuna eğilim din ile başlar. Din olgusu içerisinde Tanrıya yakarış, şükür ve istek olan duaların en güzel şekilde ve hatasız söylenebilmesi için dile özen gösterilmeye başlanmıştır. Dil bilgisi kurallarının temeli kutsal kitapların nesilden nesile aktarımındaki çabanın ürünü olduğu düşünülmektedir. Birçok dinde dilin var oluşunu insanlara açıklayan ilahi bir kaynak olduğu görülmektedir. Örneğin; Tanrı’nın Adem’i yarattıktan sonra yarattığı her canlıyı Adem’in seslendiği gibi isimlendirişidir.Ya da bir Hindu inanışına göre Brahma’nın eşi Sarasvati tarafından yaratıldığının düşünülmesi gibidir.

İnsanın doğadan duyduğu sesleri taklit yoluyla konuşmaya başladığını ve dilin kökeninin bu taklit sesler olduğunu öne süren dilbilimciler de vardır. Ama bir dil sadece varlıkların isimlerinden oluşmayacağı için bu görüş dillerdeki soyut kelimelerin açıklanmasında kısır kalmıştır. Bir fikre göre dilin ağız hareketlerinden kaynaklandığı; fiziksel hareketler ve ağız hareketleri arasındaki bağlantıya değinilerek fiziksel hareketlerle açıklanamayacak duygu durumlarının ağız hareketleriyle açıklanmasıyla dilin gelişmiş olabileceği öne sürülmüştür. Bedensel hareketler ve ağız hareketleri bir dildeki bütün dilsel iletileri karşılamayacağı için bu sav da yetersiz kalmıştır. Bir başka görüş dilin doğuşunu çeşitli olaylar karşısında insanların gösterdikleri bedensel ve ruhsal tepkiler sonucu çıkarmış oldukları seslerle ilişkilendirmektedir. İnsanların birlikte iş gördükleri esnada çıkardıkları ritmik seslerin dilin oluşumuna zemin hazırladığını ileri süren dil bilimciler de vardır.

Ulu önder Atatürk dilin doğuşuna milli bir bakış açısı kazandıran Güneş Dil Teorisi’ne büyük destek vermiştir. Mustafa Kemal Güneş Dil Teorisi‘yle dilin oluşumunu milli bir görüşle ortaya koymuş o dönemki halkın ve batılı bilim adamlarının Türkçemize olan yanlış düşünce ve tutumları yok etmek, kutlu dilimizi hak ettiği yere çıkarabilmek için bu teoriye desteğini vermiştir. Teori; Türkçegüneş” sözcüğünün bütün dillerin türeyiş noktası olduğunu ileri sürerek; dünyanın en eski dilinin Türkçe olduğunu ispat etmek çabasındadır.

Bunun yanı sıra dil bilimciler arasında bütün dünya dillerinin ortak bir kökenden geldiği görüşü vardır. Diller incelendiğinde şaşırtıcı bir sonuç olarak ortak kökler tespit edilmişse de bu görüş de dilin doğuşunu açıklamakta kesin bulgular ortaya koyabilmiş değildir.

Görüldüğü üzere dilin doğuşu; çözülmesi ve ispatlanması zor bir problem gibidir. İnsanların zihnindeki soru işaretlerini gidermek adına yapılan çalışmalar bugün birer fikir olmaktan ileri gidememişse de insanoğlunun meraka olan susuzluğu dinmiş değildir. Dil bilimcilerin gelecekte yapacakları yeni çalışmalar ile dil güneşinin doğuşunu insanlığa izlettirmek belki de gerçek olacaktır.

Aykonçuy

Sınavlara Hazırlık Arama Robotu
YGS & LYS TEOG KPSS TUS KPDS Ehliyet Sınavı PMYO JANA

Seçim esnek olup ilgili alanları seçiniz, Örneğin ehliyet sınavı için branş olarak matematik seçmeyiniz :)