Ana Sayfa » Bizim Kalemimizden » Dil » Kültür » Dil ve Toplum İlişkisi
12


ve İlişkisi

Bir arada yaşayan insan topluluklarının “toplum” niteliğine kavuşabilmesi için gerekli en temel öğelerden biri, hiç kuşkusuz dildir. Çünkü toplumlar, aralarında birçok yönden “ortaklık” bulunan toplulukların oluşturduğu yapılardır. Kültür, tarih, soy, inanç ve dil gibi ortaklıklar, toplumları oluşturan “temel yapı taşları” olarak kabul edilebilir. Bu yapı taşlarının her biri, kendi içinde olduğu kadar, diğer yapı taşlarını etkileme açısından da çok önemlidir. Çünkü bir toplumun kültüründeki etkiler, doğal olarak diline de yansır. Aynı biçimde dildeki değişmeler de, kültüre yansır.

Diller, toplumların ihtiyaçlarından doğmaktadır. İlk dilin doğuşu ile ilgili bilimsel, felsefi, efsanevi ve dini boyutta türlü görüşler vardır. Fakat bu görüşlerin çoğu, bir “ihtiyaç” temeline dayanmaktadır. İnsanlar, yaratılışları gereği iş birliği yapmak, çevresindeki olayları ve nesneleri anlayıp ifade etmeye çalışmak ve düşüncelerini paylaşıp kendini ifade etmek için bir anlaşma aracının gerekliliğini hissetmişlerdir. Bu arayışın sonucunda, bir iletişim aracı olarak “dil” ortaya çıkmıştır.

Doğal süreci içerisinde oluşan ve Esperanto gibi “yapma” olmayan bütün doğal diller, toplum ürünüdür. Toplumu oluşturan bütün bireylerin “dil oluşturma becerileri” ölçüsünde oluşup gelişen diller, bu yönleriyle bütün toplumların ortak değerlerinin de aynası durumundadırlar. Dili oluşturan bireyler, kültürlerini, inanç yapılarını, gelenek ve göreneklerini, yaşayış biçimlerini ve bunun gibi bütün toplumsal değerlerini dillerine yansıtırlar. Arabistan çöllerinde yaşayan Araplar’ın dillerinde, “deve” hayvanı için yüzden fazla sözcük bulunmasına rağmen, Grönland’da yaşayan insanların dillerinde ancak resimlerde veya televizyonlarda gördükleri bir deve görüntüsünü karşılamak için kullandıkları bir veya iki sözcük bulunmaktadır. Aynı biçimde, binlerce yıldır söylencelerimizde işlenerek Türklerde kutsallık kazanan “kurtları” karşılamak için, de onlarca sözcük bulunmaktadır. Kuşkusuz bunlar, toplumların yaşayış biçimlerinin dildeki yansımalarıdır.

Toplumları oluşturan bireyleri ortak paydada toplayıp, büyük bir birleştirici etkiye sahip olan diller, insanlardaki ulusal bilincin de temelinde bulunmaktadır. Dillerin birleştirici etkisi, önemle üzerinde durulması gereken bir konudur. Sovyetler döneminde Ruslar’ın Türk dünyası üzerinde oynadığı oyunlar, bu birleştirici etkiyi kırma yönündeki çalışmalar üzerine kurulmuştur. Önce Kırgız, Kazak, Özbek, Azeri Türkleri kandaşlarımız için farklı “yazı dilleri” oluşturulmuş, sonrasında ise soydaşlarımızın bilinçlerine “Sen Türk değilsin; Kazaksın, Azerisin, Özbeksin, Kırgızsın…” diye “yabancılaştırma” tohumları ekmek istemişlerdir. Bu çalışmalar, ne yazık ki etkili olmuştur ve bugün Türk dünyasındaki kopukluğun belki de temel nedeni, “ortak bir iletişim dilinin” olmayışıdır. Buradan hareketle, dillerin toplumların benlik bilincini ve dünya görüşünü nasıl etkilediğini görmek mümkündür.

Toplumların anlaşılabilmesinde, dillerin büyük önemi bulunmaktadır. Dillerin söz varlıkları içerisindeki deyimler, atasözleri, kalıplaşmış sözler, terimler… gibi bütün öğeler, o dili oluşturan toplumların özelliklerini belirlemede bize yardımcı olabilirler. Örneğin İngilizce, Fransızca ve Almanca gibi birçok Batı dilinde akrabalık adları pek zengin değildir. Bu dillerde “hala” ve “teyze“; “amca” ve “dayı“, aynı adla karşılanmaktadır. Bunun yanında Türkçe, akrabalık adları bakımından çok zengindir. Bu, Türk dünyasında akrabalık ilişkilerinin daha sıkı olduğunu ortaya koymamızda bize yardımcı olmaktadır.

Diller, toplumların ortak değerlerinin aynası niteliğinde olduğu için, dildeki değişmeler toplumu, toplumdaki değişmeler de dili etkilemektedir. Söz gelimi yabancı dillerin etkisiyle her gün yabancılaşan, özünden uzaklaşan dilleri oluşturan toplumlar da, zamanla kültürel, sosyal, toplumsal… anlamda bozulmalar yaşayacaklardır. Bunun bilincinde olan sömürgeci devletler, kültürlerini bütün dünyaya yayabilmek amacıyla öncelikle yayılma alanlarındaki ulusların dillerini kendi dillerine yakınlaştırmakla işe başlamışlardır. Çünkü Ulu Önder‘in de belirttiği biçimde: “Dillerini kaybeden toplumlar, benliklerini de kaybederler.” İşte sömürgeci devletler, bu düşünceyle kültürlerini yaymak istedikleri yerlerdeki toplumların, önce dillerini etkiliyorlar ki böylece benliklerini kaybeden insan topluluklarını istedikleri gibi yönetebilsinler.

Dillerin en büyük işlevlerinden biri, “kültür taşıyıcılığı” yapmalarıdır. Yaklaşık on bin yıldır işlenerek günümüze kadar gelen Türkçemiz, bundan binlerce yıl öncesinde yaşayan atalarımızın kültür miraslarının da günümüze ulaşmasını sağlamıştır. Töre, inanç, kültür, toplumsal değerler, yaşayış biçimi ve benzer öğelerin tümü, dilimiz aracılığıyla geçmişten geleceğe taşınmaktadır. “Adı sanı yok olmak” gibi bir deyimi, binlerce yıldır taşıyan dilimiz, aynı zamanda Bilge Kağan‘ın kutlu sözlerini bugün okuyabilmemizi sağlayan güçlü bir araçtır. Atalarımızın binlerce yıl öncesinde, giysilerindeki kırışıklıkları gidermek için “ütü” benzeri bir alet kullandıklarını Kaşgarlı Mahmud‘un Divan‘ından bugüne aktaran yine dildir. Biz bugün Dedem Korkut‘ta görüyorsak töremizi ve destanlarımız yaşatıyorsa bize Altaylar’ın efsanesini, bunlar kutlu dilimiz sayesindedir.

Toplumların düşünme güçlerini, evreni anlamlandırışlarını ve dünya görüşlerini de belli ölçüde diller etkilemektedir. Bilişsel çabalarıyla küreselleşen dünyada adını duyurmaya çalışan toplumların, dillerine sahip çıktıklarını ve onu etkili kullandıklarını görebiliriz. Ulu Önder Atatürk‘ün de sözlerinde önemle vurguladığı “kültür ordularının” güçlendirilmesi açısından, dilin önemi çok büyüktür. Değerlerimizin taşıyıcısı, varlığımızın garantisi, kültürümüzün aynası olan dilimizin gücü, ulusumuzun gücünün belirleyicilerindendir. Bunun için, onu oluşturan ve onu koruyup yüceltmekle sorumlu olan yüce ulusumuzun, varlığını devam ettirebilmesinde dilin önemini anlaması gerekmektedir.

Yavuz TANYERİ



İle Yorum Yap!
12 Yorum Bulunmaktadır
Zehra UZUN on Aralık 1st, 2008 at 19:35

Sitenizi ilk kez ziyaret ettim ve çok beğendim. Bu siteyi hazırlayan ve hazırlanmasında ufacık da olsun bir katkısı bulunan herkese teşekkür etmek istedim.
Çok teşekkürler hepinize… Ve çalışmalarınıza lütfen devam edin, tüm eğitimciler için.

ceren on Aralık 3rd, 2008 at 17:41

Ben de Duru arkadaşıma katılıyorum… Bence de çoook yararlı bir site ben ilk defa giriyorum ama çok güzel bir siteymiş.

MEHMET TANYERİ on Aralık 4th, 2008 at 00:42

Bir topluma ait birey onurlu, kutlu kimliğini ait olduğu ulusun diliyle oluşturur. Ancak, ömür sürecindeki duygusal bağını ezeli tariten atalarından aldığı ruhla ebediyete akan süreçte anlamlandırarak sonsuz huzur ve mutluluğa erişebilir.

Köklü bir kültüre ve geçmişe sahip olan bir Türk’ün bilmesi gereken en önemli gerçek şudur ki, atalarından aldığı misyonla ulusunu özgür bir ulus olarak yaşatırken dünyaya da insani erdemleriyle düzen vermek gibi yüce bir ülküsü vardır.

Dilimiz Türkçe, Türk Ulusunu bu ülküye doğru denizler okyanuslar aşıracak olan gemisidir. Bu gemisini asla terk etmemelidir.

“Bir Türk dünyaya bedeldir.” Sözüyle Ulu Atamızın anlatmak istediği de kanımca budur.

Ah bir de Türk Dünyasıyla ortak iletişim ve etkileşim dilini bir yakalayabilirsek bizi kim tutar..!

Tanrı TÜRK’ü Korusun ve Yüceltsin!

Sevgiler.

Mehmet Tanyeri

Vahap on Aralık 4th, 2008 at 14:52

Çok güzel ve anlamlı teşekkürler…

K.Engin ÇAY on Aralık 4th, 2008 at 17:39

“BUGÜNDEN SONRA DİVANDA, DERGAHTA, BARGAHTA, MECLİSTE VE MEYDANDA TÜRKÇEDEN BAŞKA DİL KULLANILMAYACAKTIR.” 13 Mayıs 1277

Bir milleti tarih sahnesinden indirmek isteyen güçler, ilk önce o milletin dilini hedef alır.

Milletlerin, sonsuza tek varlıklarını sürdürebilmelerinin can damarı olan dilleri tahrip edilince, nesiller arasında milletin devamı için vazgeçilmez olan değerlerin nakli imkansız hale gelir. Bir kuşak sonra, kültürel iletişim kesilir. Milli kimlik yeni kuşaklara ulaştırılamaz. Sonra, o milletin bütünlüğü ve kültürünün tüm sembolleri tarihten silinip gider. Çünkü, bir milletin varlığının temel unsuru; onun kültürü ve sesi olan dilidir.

Dil, bir kültürün canlı organizmalarını oluşturan varlığının, tek tek fertlerle ifadesidir. İnsan dilini terkedince, temsil ettiği kültür ve milli kimlik de tarih sahnesini terk eder.

İhanete uğrayan milletler ilk önce dilini, kimliğini, sonra da bütünlüğünü kaybeder.

YAĞMUR on Aralık 14th, 2008 at 19:24

Emeğinize sağlık hocam.Saygılar.

uğur yılmaz on Aralık 29th, 2008 at 19:36

Bu siteyi çok beğendim. Derslerimde çok yardımcı oluyor. Çok teşekkürler.

HAZAL on Şubat 26th, 2009 at 19:38

Siteniz fefkalade güzel olmuş müptelası oldum. Türk dili ile ilgili yazılarınız ise bir başka güzel. Saygılar hazal.

muzaffer on Kasım 12th, 2009 at 13:43

Çok güzel bir site gerçekten araştırdığım konuları buluyorum bu sitede!

PEMBE MASKE on Haziran 15th, 2011 at 16:18

Aradığımkonuları bulabiliyorum çok güzel bir site.

Trabzon–Ad Sorma on Ocak 7th, 2014 at 21:44

Gercekten Yorumlarınız İçin Teşekkür Ederim,Yeterince İyiydi……..

RABİA KORKMAZ on Kasım 15th, 2014 at 16:02

GERÇEKTEN İYİ BİR SİTE İNŞALLAH GÜZEL NOT ALIRIM.

Yazı Detayı
  • Yazının Bağlantısı: Dil ve Toplum İlişkisi
  • Yazının Kategorisi: Bizim Kalemimizden, Dil, Kültür
  • Yazar:
  • Eklenme Tarihi: 1 Aralık 2008
  • Bu yazıya yapılan yorumları RSS kaynağı ile takibe alın.
  • Bu yazıya kendi sayfanızdan geri izleme yapın.
  • Diğer kaynaklarda arayın:
  • Etiketler:, , , , , , , , , , , ,