Ana Sayfa » Hz. Peygamber'in Hayatı » İslamiyet » Hz. Ömer ve Hamza’nın Müslüman Oluşu
13


Hz. Ömer ve Hamza’nın Müslüman Oluşu


a) Hz. Hamza’nın Müslüman Olması

Hamza, Peygamberimizin amcalarındandır. Süveybe’den O da emdiği için, Rasûlullah (s.a.s.) ile süt kardeştir. Devri’nin 6’ıncı (616 M.) yılında Müslüman olmuştur.

Peygamberimiz bir gün “Safâ” tepesinde otururken yanından Ebû Cehil geçti. Rasûlullah (s.a.s.)’e çirkin sözlerle hakarette bulundu. Peygamberimiz hiç bir karşılık vermedi.

Hamza o gün ava gitmişti. Dönüşünde, bir câriye, olayı Hamza’ya anlattı. Hamza henüz Müslüman olmamıştı. Yeğenine hakaret edilmesine dayanamadı, silahını çıkarmadan, derhal Kureyşin toplantı yerine gitti. “Kardeşimin oğluna hakaret eden sen misin?” diyerek yayı ile Ebû Cehil’in kafasına vurup yaraladı. Ebû Cehil, “Hamza Müslüman oluverir” korkusu ile ses çıkarmadı. (87) Ebû Cehil’den, Peygamberimize yaptığı hakaretin öcünü alan Hamza, Rasûlullah (s.a.s.)’e giderek O’nu teselli etmek istedi. Rasûlullah (s.a.s.)’in ancak imân etmesi ile memnûn olacağını söylemesi üzerine, şehâdet getirip Müslüman oldu.(88)

Hz. Hamza son derece cesûr, kuvvetli, gözünü budaktan sakınmaz bir kişiydi. Kendisinden üç gün sonra da Ömer Müslüman oldu. Bu ikisinin Müslüman olmalarıyla, Müslümanlar büyük destek buldular.

b) Hz. Ömer’in Müslüman Olması

Hz. Hamza’nın İslâm’ı kabûlü, Müslümanları sevindirmiş fakat müşrikleri telaşlandırmıştı. Kureyş ileri gelenleri “Dârü’n-Nedve” de toplandılar. “Bunlar gittikce çoğalıp kuvvetleniyorlar, çabuk çâresine bakmazsak, ileride önünü alamayacağımız tehlikeler doğar… Buna kesin çâre bulmalayız” dediler. Çeşitli teklifler ortaya atıldı.

Ebû Cehil:
“-Muhammed (s.a.s.)’i öldürmekten başka çıkar yol yok. Bu işi yapana şu kadar deve ve altın verelim,” deyince Ömer ayağa kalktı:
“-Bu işi ancak Hattâb oğlu yapar”? dedi. Ömer alkışlar arasında yola çıktı. Silahlarını kuşanıp giderken yolda Abdullah oğlu Nuaym’e rastladı. Nuaym:
“-Nereye böyle ya Ömer”? diye sordu. Ömer:
“-Araplar arasına ayrılık sokan Muhammed’in vücûdunu ortadan kaldırmağa”… diye cevâp verdi.
“-Ya Ömer, sen çok zor bir işe kalkışmışsın. Müslümanlar Muhammed (s.a.s.)’in etrafında pervane gibi dönüyor, seni O’na yaklaştırmazlar. Yapabildiğini kabûl etsek, Hâşimoğulları seni yaşatmazlar”… dedi. Ömer bu sözlere kızdı.
“-Yoksa sen de mi onlardansın”? diye çıkıştı. Nuaym:
“-Sen benden önce kendi yakınlarına bak. Enişten Saîd ile kız kardeşin Fâtıma Müslüman oldular,” dedi.
Ömer buna hiç ihtimâl vermedi. Fakat içine düşen şüpheyi gidermek için, yolunu değiştirip doğru eniştesi Saîd b. Zeyd’in evine vardı. Bu esnâda içeride Kur’ân-ı Kerîm okunuyordu. Ömer, kapı önünde okunanları işitti.

Kapıyı kırarcasına vurdu.

İçerdekiler Ömer’i görünce telaşlandılar. Ömer’in İslâm’a olan düşmanlığını biliyorlardı. Hemen Kur’ân sahifesini sakladılar ve kapıyı açtılar. Ömer:
-“Nedir o okuduğunuz şey”? diye bağırdı. Eniştesi:
-“Bir şey yok”, diye cevap verdi. Ömer:
-“İşittiklerim doğruymuş” diyerek, hiddetle eniştesinin üzerine atıldı. Araya giren kız kardeşinin, bir tokatla yüzünü kan içinde bıraktı. Canı yanan kızkardeşi Fâtıma:
-“Ya Ömer, ’tan kork. Ben ve eşim Müslüman olduk, bundan gurur duyuyoruz ve senden korkmuyoruz. Öldürsen de dinimizden dönmeyiz”… dedi ve şehâdet getirdi. Yüzü kan içindeki kız kardeşinin bu hâli ve sözleri Ömer’i sarstı, kalbinde bir yumuşama başladı, âdeta yaptıklarına pişmandı. Olduğu yere oturdu:
-“Hele şu okuduğunuz şeyi getirin, göreyim”, dedi. Kız kardeşi Kur’ân-ı Kerîm sahifesini O’na verdi. Bu sahife “Tâ Hâ” veya “Hadîd” Sûresinin ilk âyetleriydi. Ömer büyük bir ilgi ile sahifeyi okumaya başladı.
“Göklerde ve yerde ne varsa, hepsi Allah’ı tesbîh ederler. Yegâne galip ve hikmet sahibi olan O’dur. Göklerin ve yerin hükümranlığı O’nundur, hem diriltir, hem öldürür. O her şeye hakkıyla kâdirdir. O her şeyden öncedir. Kendisinden sonra hiç bir şeyin kalmayacağı Son’dur, varlığı aşikârdır, gerçek mâhiyeti insan için gizlidir, O her şeyi bilir”… (el- Hadîd Sûresi, 1-3)

Ömer bu âyetleri okuduktan sonra derin bir düşünceye daldı. Allah Kelâmı’nın yüksek mânâ ve fesâhati onun kalbine işlemişti. “Göklerde ve yerde olan şeyler hepsi Allah’ın, bizim putlarımızın bir şeyi yok…,” diye düşündü. “Beni Rasûlullah (s.a.s.)’in yanına götürün” dedi O esnada Hz. (s.a.s.) Safâ semtinde Erkâm’ın evindeydi.

Ömer’in silahlı olarak geldiğini gören Müslümanlar telaşlandılar. Yalnızca, Hz. Hamza:

-İyilik için gelirse ne âlâ, aksi halde geleceği varsa, göreceği de var, telâşa gerek yok… dedi. Sağından ve solundan iki kişi tutarak Rasûlullah (s.a.s.)’in huzuruna götürdüler. Ömer, Hz. Peygamber (s.a.s.)‘in önünde diz çökerek şehâdet getirdi. Orada bulunanlar sevinçlerinden hep birden tekbir getirdiler. Safâ tepesinde yükselen “Allâhü Ekber” sadâsı ile Mekke ufuklarını çınlattılar.(89)

Ömer:
-“Kaç kişiyiz”? diye sordu.
-“Seninle 40 olduk,” dediler. Ömer:
-“O halde ne duruyoruz”? Hemen çıkalım, Harem-i Şerîf’e gidelim, dedi. Bütün Müslümanlar toplu halde Kâbe’ye gittiler.

Kureyş, Dâru’n-Nedve’de sonucu merak içinde beklemekteydi. Müslümanların toplu halde Harem-i Şerîf’e ilerlediğini görünce:
-“İşte Ömer, hepsini önüne katmış getiriyor… ” dediler.

Ömer Kureyşlileri görünce:
-“Beni bilen bilsin, bilmeyen öğrensin, Ben Hattab oğlu Ömer’im. İşte Müslüman oldum…” dedi ve şehâdet getirdi. Kureyşliler şaşkına döndüler. Her biri bir tarafa savuştu.

Müslümanlar ilk defa Harem-i Şerîfte saf olup topluca namaz kıldılar.(90)

Hamza ve Ömer’in Müslüman olmalarıyla, İslâm’ın yayılması hız kazandı. Daha önce 6 yılda sayıları ancak 40 kişiye ulaşabilmişken bir yıl sonra Müslümanların sayısı 300’ü geçmiş, bunlardan 90 kişi Habeşistan’a hicret etmişti.



5- MÜŞRİKLERİN BOYKOT İLÂNI

a) Müslümanların Muhâsaraya Alınması (616 M.)

Mekke müşrikleri, İslâm nûrunun sönmesi için , ellerinden gelen her şeyi yaptılar. Alay, hakaret ve işkencenin her çeşidini denediler. Bütün bunlar İslâm’ın yayılmasına, Müslümanların sayılarının günden güne artmasına engel olamıyordu.

Mekke Devri’nin 7’nci yılı (616 M.) Muharrem ayında Kureyş ileri gelenlerinden 40 kişi Ebû Cehil’in başkanlığında toplandılar. Hâşim oğullarıyla alış-veriş yapmamağa, kız alıp-vermemeğe, görüşüp buluşmamağa, ekonomik ve sosyal her türlü ilişkiyi kesmeğe karar verdiler. Bu kararı bir ahidnâme şeklinde yazıp mühürlediler ve bir beze sararak Kâbe’nin içine astılar. Böylece Müslümanları canlarından bezdirip Hz. Peygamberin kendilerine teslim edileceğini umdular. Karara aykırı hiç bir şey yapmayacaklarına dâir yemin ederek karar hükümlerini müsâmahasız uygulamağa başladılar.(91)

Bu karardan sonra, şurada-burada dağınık halde olan bütün Müslümanlar Ebû Tâlib mahallesi’nde Hâşimî’lerle birleştiler. Ebû Leheb, Hâşimî’lerden olduğu halde, müşriklerle beraber oldu ve mahalleden çıktı. Ebû Tâlib, Müslüman olmadığı halde, Müslümanların başına geçti. Hz. Peygamber de üç yıldan beri ikamet etmekte olduğu Erkâm’ın evinden, Ebû Tâlib Mahallesine taşındı. Müslümanlar burada üç yıl (616-619 M.) abluka altında kaldılar.

b) Acıklı Günler

Müslümanlar abluka altında kaldıkları bu üç yıl içinde çok sıkıntı çektiler. Yeteri kadar erzâk temin edemedikleri için, açlıktan ağaç yapraklarını yediler. Bazı küçük çocuklar, gıdasızlıktan öldü. Ebû Cehil gece-gündüz Ebû Tâlib Mahallesi’ne girip çıkanları kontrol ediyor, mahalleye gizlice yiyecek maddesi sokulmasına imkân vermiyordu. Hamza ve Ömer gibi cesûr olanların dışında kimse çarşıya çıkıp alış-veriş yapamıyordu. Sa’d İbn Ebî Vakkas, bir defa bulduğu bir deri parçasını ıslatmış, ateşte kavurarak yemişti. Kadınların ve çocukların açlıktan feryatları mahalle dışından duyuluyordu. Müslümanlar yıllık yiyecek ve diğer ihtiyâçlarını ancak “eşhür-i hurum” denilen kan dökülmesi yasak dört ayda (Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep) temin etmeğe çalışıyorlardı. Peygamber Efendimiz de dâvet ve tebliğ vazifesini, özellikle Mekke’ye dışarıdan gelenlere ancak bu aylarda yapabiliyordu. Müslümanlar üç yıl süren bu boykot esnâsında dayanılmaz sıkıntılara katlandılar. Fakat Kureyş bundan da hiç bir netice alamadı.

c) Boykot Anlaşması’nın Yırtılması

Müslümanların bu acıklı durumu müşriklerden bazı insaflı kimseleri de rahatsız etmeğe başladı. Hişâm b. Amr, Züheyr b. Ebî Ümeyye, Mut’im b. Adıy, Ebu’l-Bahterî, Zem’a b. Esved ve Adıy b. Kays bu kararı bozmak üzere anlaştılar.(92) Kureyş’in toplu bulunduğu bir anda Harem-i Şerîf’e gittiler. İçlerinden Züheyr:

-“Ey Kureyş topluluğu, şu yaptığımız şey, insanlığa yakışmaz. Biz her imkândan yararlanırken, bizim kabilemizin bir kolu olan Hâşimoğullarının aç bırıkılması insâfla bağdaşmaz. Bu kararın bozulması gerekir… Yemin ederim ki bu zâlim ahidnâme yırtılmadıkça buradan ayrılmıyacağım.” diye söze başladı. Ebû Cehil, Züheyr’i susturmak istediyse de, diğerleri de onu destekledikleri için muvaffak olamadı.(93)

Esâsen Kâbe’ ye astıkları bu ahidnâmenin ağaç kurtları tarafından yendiğini Hz. Peygamber (s.a.s.) haber vermişti. Bir köşede oturmakta olan Ebû Tâlib de:

-“Gidin, bakın. Eğer yeğenimin sözü doğru çıkmazsa ben her istediğinize râzıyım. Ama doğru ise sizin de bu zulme son vermeniz gerekir.” demiş, bu haber bütün Mekke’de yayılmıştı. Gerçekten, ahidnâmeyi yırtmak için ellerine aldıklarında, bütün yazıların kurtlar tarafından yenilmiş olduğunu gördüler.(94) Müslümanlar Mekke Devri’nin 10’uncu yılında böylece bu korkunç boykottan kurtulmuş oldular.

|» “Peygamberimizin Hayatı” Sayfasına Dön! « |

 

Not: İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…



İle Yorum Yap!
13 Yorum Bulunmaktadır
FEYZANUR TAŞKIN on Şubat 7th, 2008 at 13:48

MERABA BEN BU GÜN BUNLRI OKURKEN HAZRETİ HAMZANIN HİKAYESİNİ HATIRLADIM BEN MEĞER NE ÇOK ŞEY UNUTMUŞUM BEN DOĞDUMDAN BERİ MÜSLÜMANIM VE 18 19 YAŞIMDA KAPANI CAM BU GÜN BUNU OKUMA SEBEBİM ANNEM KONTÖR ALDI BANA EMANET ETTİ ASLINDA AİLEMDE HİÇ KİMSENİN BENİ SEVMEDİĞNİ BİLİOM AMA O KONTÜRE HİÇ BİŞEY YAPMADIM +:(+ AMA SONRA ANNEM GERİ İSTEDİ KONTORÜ BEN VERMEDEN TOKAMLA KAZIDIM BİRAZ SONRA ANNEM ELİYLE VURMAYA BAŞLADI BELA OKUDU SAYILAR GİTMİŞ DİE SONRA BENDE BUNU OKUDUM NEYSE HERKES ALLAHA EMANET OLSUN

MERABA BEN GENE FEYZA BEN HEM MÜSLÜMANIM HEMDE TÜRKÜM AMA ALLAH BİR OLDUĞU İÇİN ÖNCE MÜSLÜMAN SONRA TÜRKÜM

DEMET on Şubat 17th, 2008 at 18:29

KIZIM SENIN YAZDIĞIN SEYLE BU KONUNUN HİÇBİR ALAKASI YOK FEYZANUR SANA YAZIYORUM HABERIN OLSUN BENDE TURK VE MUSLUMANIM ŞİMDİ SEN ANNEM BENI DOVDU DIYOSUN BIR DE BEN ÇOK ŞEY BILIYOMUŞUM AMA UNUTMUŞUM DIYOSUN SANA SORABILIRMIYIM SENIN YAZDIKLARINLA KONUNUN NE ALKASI VAR

elif on Şubat 19th, 2008 at 15:21

bence fevzanur senin yazdıkların bu konuya alakası bile yok

tuğba on Mart 10th, 2008 at 16:25

aslında kızı sevmemelerinin sebebi ne ailede beni sevmiyolar yazmıs aslında benide pek sevmezler hep abimi severler o yuzden suan burda bunları yazıyorum nese arkadaslar bunu kim okursa okusun herkes bilsin ailede cocuğunu sevmiyen kimse yoktur daima severler sadece biz öle sanıyoruz aslında bizi cok seviyolar o sebeble bizde ailemizi çok sevelimmm… bu kadar yazıyorum daha sonra yazarım belki yine görüsürüz arkadaslar bende önce müslüman sonra Türküm

onur on Nisan 14th, 2008 at 15:18

Ben müslümanım kim hırıstiyan olursa döverim neyse arkadaşlar bu ödev çok işime yaradı inşallah tam not alırım kim bana bir şey derse kendisidir kötü söz sahibine aittir

necati on Temmuz 4th, 2008 at 09:21

Bizler şanslı insanlarız ne mutlu ki bize müslüman olarak dünyaya geldik. İslamiyetin gelişmesine ve büyümesine hayatları pahasına emeği geçen ömürlerine o uğurda harcayan insanlara sonsuz minnet borçluyuz. Şükürler olsun Rabbimize bize böylesine güzel bir dini ve sevgili peygamberimizi gönderdiği için.

filiz on Ağustos 7th, 2008 at 15:55

Valla ben gerçekten ama gerçekten peygamberimizi ve allahı içten seven biriyim. Peygamberimizin yüzünü görmemiş olsam bile onu en yakınımdakinden bile çok seviyorum. Ya bilmiyorum belki de abartıyorumdur ama ben öyle düşünmüyorum. Sonuçta o bir peygamber ve bizim peygamberimiz. Ya düşünsenize bir tane bu koskocaman kainat her şeyiyle ama her şeyiyle tek bir ansan için yaratılıyor. Ya ne kadar güzel ve gurur verici bir olay onun ümmeti olmamız. Neyse fazla uzatmayım. Allaha emanet olun.

hüseyin on Eylül 26th, 2008 at 16:36

Ben hüseyin 27 yaşındayım ve bu zamana kadar çok günah işledim, tövbe ettim bozdum. Ama biliyorum ki yüce rabbim affetmeyi seviyor ve tövbe etmemiz için güzel geceler yaratmış. Bu gece kadir gecesi dualar edip tövbe edeceğim. Başta HZ MUHAMMET sallallahu aleyhivesellem olmak üzere ve efendimizin eshabına şehitlerimize bütün inanan müslümanlara dua edip ALLAH’ımdan af peygamberimizden SAVllemden şefaat dileyeceğim. Bence siz de af dileyin. Bu gece çok güzel bir gece.

merve on Kasım 14th, 2009 at 19:00

S.a nasılsınız bende bu web sitesinden yararlandım inş. bende tam not alırım ben hem müslümanım hem Türk’üm.

burak on Temmuz 1st, 2010 at 17:27

Onur sana yazıyorum kim hırıstiyan olursa döverim demişsin sanane herkez isedigi dini seçebilir sen karışamasınki böyle bir hakkında yok zaten.

burak on Aralık 21st, 2011 at 18:46

bayıldım veağladım

beste on Ekim 27th, 2014 at 21:16

Çok güzel anlatılmış.Çoook işime yaradı.

dilara yıldırım on Kasım 2nd, 2014 at 15:29

Kötü olsa bile böyle yorum yapmamalısınız ! site iyi fakat biraz uzun.

Yazı Detayı
  • Yazının Bağlantısı: Hz. Ömer ve Hamza’nın Müslüman Oluşu
  • Yazının Kategorisi: Hz. Peygamber'in Hayatı, İslamiyet
  • Yazar:
  • Eklenme Tarihi: 17 Eylül 2007
  • Bu yazıya yapılan yorumları RSS kaynağı ile takibe alın.
  • Bu yazıya kendi sayfanızdan geri izleme yapın.
  • Diğer kaynaklarda arayın:
  • Etiketler:, , , , , , , , , ,