II. Dünya Savaşı

II. Dünya Savaşı (1939-1945)

Nedenler
I.Dünya Savaşı’nın bıraktığı sorunlar ve bu sorunların çıkardığı yeni gelişmeler II.Dünya savaşı’nın başlamasında etkili olmuştur.1930 yıllarından sonra Avrupa’da statükocu devletlerle, statükonun değişmesini isteyenler arasında siyasi, ekonomik ve askerî gerginlikler başlamış ve bunlar devletler arasında çatışmalara neden olmuştur.
Savaşın Başlaması
II. Dünya Savaşı Almanya’nın Polonyo’ya saldırmasıyla başlamıştır. Ancak, savaşın temel nedeni olarak Avrupa’nın en büyük denizci ve sömürgeci devletiyle (İngiltere) en güçlü kanal devleti (Almanya) arasında doğrudan anlaşmaya varılamamış olması ve Almanya’nın askerî ve ekonomik olarak diğer devletler için tehlikeli olması gösterilebilir.
Batı Cephesi
Batı Cephesi Almanya Polonya’ya saldırınca İngiltere ve Fransa Polonya’ya yardım etmek için anlaştılar. Bu arada Sovyet Rusya da Polonya’yı işgal etti. Almanya ve Sovyet Rusya Polonya’yı kendi aralarında paylaştılar. Sovyet Rusya Baltık toprakları için harekete geçti. Estonya, Letonya, Litvanya Sovyet Rusya’ya üs verdiler. Finlandiya barış görüşmelerini kabul etmek zorunda kaldı ve bağımsızlığını korudu; ancak Sovyet Rusya’ya toprak ve üs verdi.Böylece Sovyet Rusya Baltık kıyılarına yerleşti.

Almanya, Danimarka, Norveç, Hollanda ve Belçika topraklarını işgal etti. İtalya da Fransa ve İngiltere’ye savaş açtı. Almanlar Paris’e girdiler. Öte yandan Almanya, Japonya ve İtalya sürekli barışın sağlanması amacıyla 27 Eylül 1940’da Üçlü Pakt’ı imzaladılar.
NOT: Üçlü Pakt İngiltere’nin dünyadaki istekleri ve Amerika Birleşik Devletleri’nin ekonomik yayılmacılığına karşı kurulmuştur.
Kuzey Afrika Cephesi
Ingiltere denizlerde çok güçlü bir devletti. Avrupa’da Ingi- O« lizlerin bu hâkimiyeti’nin kırılamayacağı anlaşılınca İtalya ve Almanya stratejik açıdan önemli olan Süveyş Kanalının bulunduğu Afrika cephesini açtılar. Ancak Müteffik Devletler karşısında Mihver Devletleri yenildiler.
 Balkanlar’da Almanya’nın Yayılması
Almanya Balkanlarda ilerlemeye başladı.Balkan devletlerini zorla Üçlü Pakt’a üye yapıp Yunanistan’a kadar ilerledi. Bu dönemde Irak’ta hükümet darbesi olmuştu. Almanya
Irak asillerine Fransa’nın mandası olan Suriye üzerinden yardım göndermeye başladı. Almanya, bu arada Irak petrollerinden yararlanabilmek için Türkiye üzerinden geçebilmek amacıyla Ankara Hükümeti’ne de baskı yapmaya başlamıştı.

II.Dünya Savaş’ında Türk Dış Politikası

Almanya’nın Türkiye sınırlarında yayılması üzerine İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri, Türkiye’yi savaşa sokmaya çalışmıştır. Ancak Türkiye denge politikası adı verilen bir politikayla savaşa girmemiş, Mihver ve Mütefik Devletler arasında tarafsız davranmış, iki tarafı da karşısına almayarak dünya politikasında yerini almıştır. Almanya-Türkiye arasında 1941’de saldırmazlık paktı imzalanması da bunun açık örneğidir.
ÖRNEK: Türkiye, ikinci Dünya Savaşı’nda 1939 yılında İngiltere ve Fransa ile ittifak, 1941 yılında Almanya ile dostluk antlaşması imzalamıştır. Yalnız bu bilgiyle, Türkiye’nin İkinci Dünya Savaşındaki bu tutumunun,
I. savaşın değişen koşullarına göre hareket ettiği,
II. Savaş dışı kalmaya çalıştığı.
III. Milletler Cemiyetine üye olduğu
durumlarından hangilerini gösterdiği savunulabilir?
A) Yalnız I B) Yalnız II C) Yalnız III D) I ve II E) II ve III
2009 ÖSS
ÇÖZÜM: II. Dünya Savaşı’nda Türkiye’nin önce İngiltere ve Fransa ile ittifak ardından da Almanya ile dostluk antlaşması imzalaması ülkemizin değişen savaş koşullarına göre
hareket ettiğini ve savaş dışı kalmaya çalıştığını gösterir.
Yanıt D

Almanya “Yıldırım Harbi” ile Avrupa, Kuzey Afrika ve Balkanlar’da ilerlemiş ancak başarılı olamamıştır. Bu sırada ingiltereve Rusya arasında antlaşma imzalanmış, bunu Rusya’nın Polonya ile imzaladığı dostluk antlaşması izlemiştir. Bu arada Sovyet – Rusya ve Polonya arasında dostluk anlaşması da imzalanmıştır. Müttefik Devletler’in bu faaliyetlerine karşılık Almanya Anti-Komintern Paktı’nı yenilemiştir (Kominist Enteryoneline karşı). Kış mevsiminin gelmesiyle Ruslar, Almanlara karşı hücuma geçtiler ve Doğu cephesinde Almanları gerilettiler.

Amerika Birleşik Devletleri’nin Savaşa Girmesi

Amerika savaşın başında tarafsız kalmıştır. Ancak Amerikan başkanının müttefiklere yardım ifadeleri Almanya ve İtalya tarafından tepkiyle karşılanmıştır. Japonya, Uzak Doğu’da yayılmacı bir politika izlemeye başlamış bu ülkenin Pasifik’te Amerika ve Sovyet Rusya ile çıkarları çatışmaya başlamıştır. Bu arada Sovyetler Birliği ve Japonya arasında saldırmazlık ve tarafsızlık antlaşması imzalanmıştır. Uzak Doğu’da Japonya, 1941’de Pearl Harbour’daki Amerikan üslerini bombalamaya başlamış, ardında da İngiltere ve Amerika’ya resmen savaş açmıştır. Ancak Amerika Pasifik’te üstünlüğü çok geçmeden ele geçirmiştir.  Amerika’nın savaşa katılmasıyla Almanya’ya karşı savaşa katılan 26 ülke “Atlantik Bildirisi” ve “Birleşmiş Milletler” bildirisi yayınlamıştır. Birleşmiş Milletler Bildirisi, Birleşmiş Milletler Örgütü’nün temellerini oluşturmuştur. İtalya Müttefik Devletler tarafından işgal edildi ve Musolli’ni
iktidardan düştü, ardında da ateşkesle savaştan çekildi. Almanya doğu ve batıdan Müttefik Devletler tarafından sıkıştırıldı ve 8 Mayıs1945’te bütün Alman kuvvetleri teslim oldular.
Japonya’nın teslim olmaması üzerine Amerika 6 Ağustos 1945’te Hiroşima’ya ardından Nagazaki’ye atom bombaları attı. Bu saldırılar üzerine Japonya teslim oldu. Böylece savaş müttefiklerin galibiyetiyle sona erdi.
II. Dünya Savaşı’na 58 ülke katılmış, 25 .173000’i asker, 41 .830.600 ‘ü sivil olmak üzere 67.004.300 kişi hayatını kaybetmiştir.
Savaşın Sonuçları

  • Savaş tekniği ve teknolojisi, insan ve savaş malzemesi çok geniş alanları kapsamış bu durum savaşın uzun, şiddetli ve yıpratıcı olmasına neden olmuştur.
  • Müttefikler, Sovyetler Birliği ve diğer müttefikler olarak yeni bloklar oluşmasını sağlamıştır.
  • I.Dünya Savaşı’ndan sonra oluşan güçler dengesi bozulmuş ve siyasi haritadaki değişiklikler güçler dengesinde boşluk oluşmasına neden olmuştur.

Türkiye’nin Almanya ve Japonya’ya Savaş İlan Etmesi (23 Şubat 1945)

Almanya Türkiye’ye savaşa katılması için baskı yapmış; ancak Türkiye savaşa katılmamıştır. İngiltere de Türkiye’den Almanya ile ilişkilerini kesmesini istemiştir.Bu arada Sovyetler Birliği Türkiye’nin Almanya ile ilişkisini kesmediğini bu yüzden müttefiklerden ayrı bir politika izleyeceğini bildirmiştir. Sovyet Rusya’nın bu tutumu üzerine Türkiye, Almanya ile diplomatik ve ekonomik ilişkilerini kesti.
II. Dünya Savaşı Sonrası Güçler Dengesi ve Bloklaşma
II. Dünya Savaşı sonunda Avrupa ve Asya kıtalarında güçler dengesinde boşluk oluştu. İngiltere ve Fransa kazanmış olmalarına rağmen her açıdan çok yıpranmışlardı ve bu devletlerin toparlanmaları uzun sürecekti. Savaştan Amerika ve SovyetRusya güçlü çıkmıştı. Sovyet – Rusya yayılmacı emellerini sürdürürken Amerika yeniden ” Yalnızlık politikası”na dönme niyetindeydi. Sovyetler Birliği II.Dünya Savaşı’nda Avrupa’nın büyük bir bölümünde Polonya, Romanya, Bulgaristan, Macaristan, Doğu Almanya, Arnavutluk, Yugoslavya’da etkili olmuştur. Kominist rejimler Moskova tarafından yönetilmeye başlamış ve “Demir Perde Bloku” oluşmuştur. Bu arada ABD tarafından Marshall Planı hazırlandı ve Avrupa Ekonomik işbirliği Örgütü kuruldu. Buna karşılık Sovyetler Birliği Bulgaristan, Çekoslavakya, Macaristan, Polonya ve Romanya arasında Ekonomik Yardımlaşma Konseyi (COMECON) kuruldu. Yine NATO’ya karşı Doğu Bloku ülkeleri, ’nı kurdular.

Varşova Paktı (14 M ayıs 1955)

Bölgesel, kollektif savunma ve yardımlaşma örgütüdür. Sovyetler Birliği, Arnavutluk, Demokratik Alman Cumhuriyeti, Bulgaristan, Macaristan, Polonya ve Çekoslavakya katılmıştır.
Batı Bloku Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Truman 12 Mart 1947’de komünizmi durdurma amacıyla özgürlük ve bağımsızlığı korumak için mücadele eden uluslara askerî ve ekonomik yardım yapılmasını söylemiştir. “Truman Doktrini” de Türkiye’ye 100 milyon dolarlık yardım yapılmasını kabul etmiştir. Bu doktrinle dünyada “Soğuk Savaş” adımları da atılmış oldu.
Sovyetler Birliği’nin yayılmacı tehditlerine karşı NATO kuruldu. 1950’lerde Sovyet Rusya’ya karşı Batı Bloku oluşturulmuş oldu.

(1950-1953)

1910’da Japonya Kore’yi egemenliği altına almıştı. Kore’yi bu durumdan kurtarmak için Amerika ve Sovyetler Birliği bu ülkenin kuzeyini ve güneyini işgal ettiler. Amerika güneyde askerî yönetim; Sovyetler Birliği kuzeyde Kuzey Kore Halk Cumhuriyeti’ni kurdu ve ülke ikiye bölündü. Bundan sonra Amerika ve Sovyet – Rusya’nın anlaşamaması üzerine iki Kore arasında savaş başladı. Türkiye Birleşmiş Milletler’e üye olarak Güney Kore’ye yardım edilmesini kabul etmiş, bölgeye asker göndermiştir.

-CENTO (24 Şubat 1925)

Amerika Birleşik Devletleri Orta Doğu’yu kuşatacak bir savunma tasarısı hazırladı. Bu arada Arap-israil gerginliği devam ediyordu. Türkiye bu dönemde Irak ile politik yakınlaşmaya girmiş ve 1955’te Türkiye ve Irak arasında Bağdat Paktı imzalanmış, İngiltere de çıkarlarına uygun olduğu için pakta katılmıştır. Daha sonra pakta Pakistan ve İran da üye olmuştur.
Bu gelişmeler üzerine paktın adı, CENTO olarak değiştirilmiştir. Yumuşama (Detant) Politikası ve Gelişmeler Soğuk Savaş döneminde Doğu ve Batı bloku ülkelerinin özellikle Sovyet – Rusya ve Amerika Birleşik Devletlerinin silahlanma yarışına girmeleri, nükleer silahların kullanılmasının dünyada oluşturacağı tahribatlar endişelere yol açmış ve Paris’te zirve konferansı yapılmasına karar verilmiş; ancak Sovyet-Amerika gerginliği (Casus uçak olayından dolayı) yumuşamamış, konferans yapılaması mış ve yeni bir bunalım ortaya çıkmıştır.

Küba’nın Sovyetler Birliği ile sıkı ilişkiler kurması Amerika ile Sovyetlerin karşı karşıya gelmesine neden olmuş iki ülke nükleer savaş eşiğine gelmiştir. Bu olaylar sonunda Amerika Birleşik Devletleri, Sovyetler Birliği ve İngiltere arasında atmosfer ve uzayda nükleer deneme yapılmasını yasaklayan antlaşma imzalanmış ve ortam yumuşatılmıştır.

(1 Ağustos 1975)

Avrupa ülkelerinin egemenlik yönünden birbirlerine eşitliği, birbirlerinin sınırlarını ihlal etmeyecekleri, anlaşmazlıkların barış yoluyla çözüleceği gibi kararlar alınmıştır. Bu konferans Avrupa’da yumuşama (detant) politikasını gösteren en geniş devletler arası toplantıdır.
Orta Doğu’da Yaşanan Gelişmeler Arap-İsrail Çatışması
İsrail’in kurulmasından sonra bölgede çatışmalar başlamış ve Filistin Devleti kurulmuş; ancak Orta Doğu’da barış hâlâ sağlanamamıştır.

İngiltere 1970 yılında bölgeden çekilmiş, bölgede iki ülke rejimlerinin birbirlerine karşı oluşturdukları tutum ve politikalarla gerginlik artmıştır. Savaş petrol dış satımını geriletince Amerika ve İngiltere gibi Avrupa devletleri Basra Körfezi’ne gemi gönderme yoluna gitmişlerdir. Amerika savaşta tarafsız kalmaya çalışsa da İran’a karşı bir tutum içine girmekten kendini alamamıştır. Nihayet Birleşmiş Milletler’in çağrısıyla 20 Ağustos 1988’de sekiz yıl süren savaş sona ermiştir.

Korfez savasi

Körfez Savaşı Orta Doğu coğrafyasında köklü değişikliklere yol açmıştır. Irak Basra Körfezi’nde yayılma ve petrol kaynaklarına sahip olma politikası ile Kuveyt’i işgal etti. Petrol dengelerini bozan bu işgal bütün dünyayı etkiledi. “Körfez Krizi” büyük devletleri harekete geçirdi. Irak’a karşı “Uluslararası Güç” oluşturdu ve bu ülke füze saldırıları ile ateşkes yapmaya zorlandı.
NOT: İncirlik’te Uluslararası Çevik Güç kurulmuş ve İncirlik’teki bu üs Irak’a karşı kullanılmıştır. Irak’la yaşanan kriz tam am en sona erm emiş ambargollarla devam etmiştir. Günümüzde Körfez Krizi hâlâ sürmektedir.

Sovyetler Birliği’nde Gorbaçov’un iktidara gelmesiyle Kominist Parti’nin devlet üzerindeki vesayeti kaldırıldı ve bu ülkede başkanlık sistemi kabul edildi. Gorbavoç döneminde Amerika ile silahsızlanma antlaşması imzalanmış, iki Almanya’nın birleşmiş, birleşik Almanya NATO’ya üye olmuştur. Bu dönemde Glasnost (açıklık) ve perestroyka (yeniden yapılanma) politikalarının ardından SSCB yıkılmıştır. SSCB yıkıldıktan sonra ilk bağımsız olan devlet Gürcistan’dır.
Gürcistan’ı diğer federasyon üyeleri ve Türk Cumhuriyetleri izlemiştir.
Azerbaycan, Özbekistan, Kırgızistan, Türkmenistan bağımsızlıklarını ilan etmişler. Alma-Ata zirvesinde Bağımsız Devletler Topluluğu kurulmuştur. Yeni birliğin dünya devletleri tarafından tanınmasıyla da Sovyet Rusya hukuken sona ermiştir.

Türkiye-AB ilişkileri

Türkiye 1964 yılında Avrupa Ekonomik Topluluğuyla ortaklık antlaşması imzalamış, bu süreç Türkiye’nin 1987’de tam üyelik için başvurmasıyla hız kazanmıştır. 1999’da aday olarak kabul edilen Türkiye 2005 yılında tam üyelik müzakerelerine başlamıştır. Türkiye AB sürecinde hukuki, sosyal, siyasi ve ekonomik alanlarda değişim yaşanmaktadır. Müzakerelerde Türkiye’nin insan hakları ve sosyo-kültürel yapısı gündeme gelmektedir. Türkiye-AB entegrasyon sürecinde çeşitli organizasyonlar yapılmaktadır.
ÖRNEK: Aşağıdakilerden hangisi Orta Doğu coğrafyasında köklü değişiklere yol açmıştır?
A) Bağdat Paktı B) Sadabad Paktı C) Körfez Savaşı D) İran – Irak Savaşı E) Petrol Krizi
ÇÖZÜM: Irak’ın Kuveyt’i işgali körfezde köklü değişikliklere yol açacak, ABD’nin olaya müdahalesiyle Orta Doğu coğrafyası değişmelere uğrayacaktır.
Yanıt C

bahar yayınevi uyarı

Sınavlara Hazırlık Arama Robotu
YGS & LYS TEOG KPSS TUS KPDS Ehliyet Sınavı PMYO JANA

Seçim esnek olup ilgili alanları seçiniz, Örneğin ehliyet sınavı için branş olarak matematik seçmeyiniz :)