Ana Sayfa » Bizim Kalemimizden » Tarih » Türkçe » Türkoloji » İlk Yazılı Tarihimiz: “Orhun Yazıtları”
40


: Orhun Yazıtları

Türk yazı dilinin ilk örneklerinin ortaya konulduğu, eşi bulunmayacak değerde bilgiler içeren Orhun Yazıtları, her Türk’ün hakkında bilgi sahibi olması ve onu okuyup hakkıyla benimseyerek Atalarımızın verdikleri uyarıları dikkate alması gereken büyük bir abidedir. Çünkü o kutlu yazıtlarda bilge, alp, inançlı ve pek yürekli atalarımızın, binlerce yıl önce dünyaya düzen vermek ve Türk soyunu, kültürünü, ulusunu… bengi (ebedî) kılmak için yaptığı çalışmalar neticesinde oluşan Türk tarihi yazılmaktadır. Orhun Yazıtları‘nın değerini anlatabilmek için “Çünkü…” ile başlayan tümceler arka arkaya dizilebilir. Ben, yazıma yazıtların değerini ustalıkla dile getiren büyük Türkolog Muharrem Ergin‘in Orhun Abideleri adlı yapıtındaki bir paragraflık alıntıyla başlamak istiyorum:

Türk adının, Türk milletinin isminin geçtiği ilk Türkçe metin. İlk Türk tarihi. Taşlar üzerine yazılmış tarih. Türk devlet adamlarının millete hesap vermesi, milletle hesaplaşması. Devlet ve milletin karşılıklı vazifeleri. Türk nizamının, Türk töresinin, Türk medeniyetinin, yüksek Türk kültürünün büyük vesikası. Türk askeri dehasının, Türk askerlik sanatının esasları. Türk gururun ilâhi yüksekliği. Türk feragat ve faziletinin büyük örneği. Türk içtimai hayatının ulvi tablosu. Türk edebiyatının ilk şaheseri. Türk hitabet sanatının erişilmez şaheseri. Hükümdarâne eda ve ihtişamlı hitap tarzı. Yalın ve keskin üslûbun şaşırtıcı numunesi. Türk milliyetçiliğinin temel kitabı. Bir kavmi bir millet yapabilecek eser. Asırlar içinden millî istikameti aydınlatan ışık. Türk dilinin mübarek kaynağı. Türk yazı dilinin ilk, fakat harikulade işlek örneği. Türk yazı dilinin başlangıcını milâdın ilk asırlarına çıkartan delil. Türk ordusunun kuruluşunu en az 1250 sene öteye götüren vesika. Türklüğün en büyük iftihar vesilesi olan eser. İnsanlık âleminin sosyal muhteva bakımından en manalı mezar taşları. Dünyanın bugün belki de en büyük meselesi olan Çin hakkında 1250 sene evvelki Türk ikazı…” [1]

Türk yazı dilinin ilk örneklerini gördüğümüz bengü taşlar, bugün hâlâ yaşayan ’nın [2] çevresine dikildiği için onlara “Orhun Yazıtları (Abideleri)” denmiştir. Aynı zamanda yazıtlara, Göktürkler döneminde dikildikleri için “Göktürk Yazıtları” da denmektedir. Ayrıca bir de “Yenisey Yazıtları” vardır ki, bunlar Orhun Yazıtları ile aynı değildir. Kesin olarak bilinmese de, Yenisey Yazıtları’nın Orhun Yazıtları‘ndan daha önce dikildiği tahmin edilmektedir. Orhun Yazıtları, yaklaşık olarak 720 – 735 ‘li yıllar arasında dikilmiştir. Dikili taşlardan önemli olan üç tanesi “Kül Tigin, Bilge Kağan ve Tonyukuk Yazıtları” dır. Kül Tigin ve Bilge Kağan, 2. Göktürk Devleti’nin kurucusu olan İlteriş (Kutlug) Kağan’ın çocukları; Tonyukuk da dönemin veziridir.

Yazıtları çok fazla tarihsel veya karışık bilgilerle anlatarak yazıyı sıkıcı hâle sokmadan, yazıtların içeriğinden bahsetmek istiyorum.[3] Türkler o dönemlerde askerlik alanında çok ileriydiler ve birçok ulusa örnek olacak kadar gelişmiş bir orduya sahiptirler. Hem o dönemin koşulları hem de Türklerin bağımsızlık tutkuları nedeniyle Göktürkler döneminde çok sık savaşların yapıldığını görüyoruz. Doğal olarak yazıtlarda da savaşlardan bahsediliyor. Zaten Bilge Kağan‘ın, Kül Tigin’in ve Tonyukuk‘un taşlara yaşadıklarını yazdırıp kendilerinden sonraki kuşaklara onu bırakması, bir bakıma Kağanların topluma hesap vermedir. Bu da “ilk tarih yazılarının” oluşmasını sağlamıştır. Yazıtlarda genel olarak savaşlar, kağanların değişmesi, aile ilişkileri, cenaze törenleri, Türk ulusuna uyarılar ve o dönemdeki yaşantı anlatılmaktadır.

“Kiyük yiyü, tabışgan yiyü oturur ertimiz.” [Geyik yiyerek, tavşan yiyerek oturuyorduk.] gibi tümcelerin bulunması, o dönemdeki yaşam biçimimizi az çok ortaya koymaktadır. “Tegdükin Türk Begler kop bilir siz. O süg anda yok kıldımız. [Hücum ettiğini Türk Beyleri’nin hep bilirsiniz. O orduyu orada yok kıldık.] denmesi, Türklerin o dönemde de ordularının çok güçlü olduğunu gösteriyor. “Türk Oğuz begleri, buduñ eşiding? Üze tengri basmasar, asra yir teliñmeser, Türk buduñ, ilingin törüngin kim artatı udaçı erti?” [Türk Oğuz beğleri, ulusu, işitin: Üstte gök çökmese, altta yer delinmese senin ilini, töreni kim bozabilecekti?] diye Türk budununa uyarıda bulunulması da, hem o dönemdeki Gök Tanrı Dini’nin izlerini taşımakta hem de ulusun güçlendirilmesi için güdülendiği görülmektedir. Kül Tigin ol süngüşde otuz yaşayur erti. Alp Şalçı akın binip oplayu tegdi. İki erig udu aşuru sançtı.” [Kül Tigin o savaşta otuz yaşında idi. Alp Şalçı atına binip atılarak hücum etti. İki eri takip edip kovalayarak mızrakladı.] bölümü ise, yazıların birçok bölümünde anlatılanlara benzer savaş sahnelerini gözümüzde canlandırmaktadır.

Yazıtların çoğu, Kül Tigin ve Bilge Kağan‘ın yeğeni olan Yollug Tigin tarafından yazılmıştır. Kendisi de bazı yazıtların bir yüzüne şöyle not düşmüştür: “Bunça bitig bitigme atısı Kül Tigin atısı Yollug Tigin bitidim. Yigirmi kün olurup bu taşka bu tamka kop Yollug Tigin bitidim.” [Bunca yazıyı yazan Kül Tigin‘in yeğeni Yollug Tigin, yazdım. Yirmi gün oturup bu taşa, bu duvara hep Yollug Tigin, yazdım.] Çok ağır ve sert taş kalıplarının üzerine, yazı yazmanın ne kadar zor olacağı, birazcık düşününce anlaşılabilir. Taşlar üzerine yazıların çiviye benzer bir demire, çekice benzer bir aletle vurularak yazıldığı bilinmektedir. Zaten bunun için de o dönemde “yazı yazmak” eylemi “bitimek, tokımak, urmak” sözcükleriyle karşılanmıştır. Fakat bazı dikili taşların “boyandığı” da bilinmektedir. Yazıtların arasındaki mesafe değişmekle birlikte, yaklaşık 1 km’dir. Yazıtlar sağdan sola ve yukarıdan aşağıya doğru yazılmıştır. Bazı taşlar, kaplumbağa biçimindeki kalıpların içerisine oturtulmuştur. Dikili taşların dört yüzünde de yazı bulunmaktadır.

Yazıtlar, Türkçenin gücünü ve köklülüğünü ortaya koyması yönüyle çok önemlidir. Türk Dili‘nin ilk yazılı kaynakları olan ve yazı dilinin ilk örneklerini oluşturan Orhun Yazıtları, bundan bin yıl öncesinde bile düzenli ve güçlü bir dilimizin varlığını kanıtlamaktadır. Orhun Abideleri’nde geçen sözcüklerin %99’una yakını Türkçe kökenlidir. Türkçe kökenli olmayan sözcükler de Çinli generallerin veya ordu gönderilen yerlerin “özel” adlarıdır. Bugün Türkçenin kökeni ile ilgili bilgilerimizin çoğuna, Orhun Yazıtları‘ndan hareket edilerek ulaşılmıştır. Orhun Yazıtları‘nda Türkçemizin o dönemdeki “söz varlığı” da aşağı yukarı ortaya koyulmuştur. Morris Swadesh adlı ünlü bir dil bilimcinin yaptığı çalışma sonucunda elde ettiği “ listesi” ne baktığımız zaman, bu sözcüklerin 64 tanesi yazıtlarda geçmektedir. Yukarıda yazıtların çok “sınırlı” alanda bilgiler içerdiğini ve genelde “savaş, ordu, kağanlık…” ile ilgili şeyler anlatıldığını söylemiştik. Bunun için, yazıtların o dönemdeki söz varlığını tam olarak ortaya koyamayacağını söyleyebiliriz. Bunu bir örnekle açıklamak gerekirse: Yazıtlarda M. Swadesh’in belirlediği 100 sözcükten “burun ve ağız” sözcükleri geçmemektedir; fakat “diş, baş, kulak” gibi sözcükler yazıtlarda geçmektedir. Mantıklı olarak düşünüldüğünde, bir ulusun dilinde “diş, kulak ve baş” için sözcük varken, “burun ve ağız” için sözcüğün olmaması saçma olur. Bu sözcükler kuşkusuz o dönemde dilimizde bulunuyordu; fakat Yazıtlar’da bu sözcüklerin kullanılmasını gerektirecek konular anlatılmadığı için, bu sözcükler kullanılmamıştır.

Orhun Yazıtları, aynı zamanda bir “seslenme – hitabet” sanatı ürünüdür. Bilge Kağan‘ın Türk Budunu’na seslenişi, onları uyarışı gerçekten bir “sanatçı” edasıyla yazılmıştır. Ayrıca Tonyukuk‘un bilinen ilk Türk tarihçisi olduğu söylenmektedir. Kuşkusuz bin yıl önce bile “edebî” anlamda çok büyük değer taşıyan ve bugün hayranlıkla okunan bu yazıtların oluşturulabilmesi için, o dönemden çok daha öncelerde dilin uzun süre işlenmesi ve bir “yazı ve yazın dili” hâline gelmesi gerekmektedir. Bu da, Türkçemizin yaşı sorununa farklı bir bakış açısı kazandırmaktadır. Dikkatle incelenirse, yazıtlarda “renk, oluş, yer, yön, doğa, hayvan, zaman, duygu, düşünce, akrabalık, sayı, yaşam, savaş, askerlik, sanat…” adlarının kullanıldığı görülür. “Böri (Kurt), Tabışgan (Tavşan), Tonguz (Domuz), At, Buka (Boğa), Kiyik (Geyik), Teyeñ (Sincap), İt, Koñ (Koyun), İñek” gibi bile, o küçücük metinlerdeki büyük söz varlığımızı göstermeye yeterlidir. Ayrıca yazıtlar, bin yıl öncesinde bile dilimizde belirgin bir soyut kavram zenginliğinin gözler önüne serilmesini sağlamıştır.

Yazıtların, yüzlerce yıl sonra gün yüzüne çıkarılması da ilginçtir. – Yenisey Irmağı çevresinde dikili taşların olduğunu söyleyen bazı kişiler, o yerlerin bazı bilim adamlarınca ziyaret edilmesini sağlamıştır. Türk olmayan bir doktor ve subayın dikili taşları gördükten sonra onlar hakkında verdikleri kısa bilgiler, Batı’da dikili taşlara olan ilgiyi uyandırmıştır. Büyük dil bilimcilerden olan ve Wilhelm Thomsen, yazıtların kime ait olduğunu bulmak için yazıları okumaya çalışmışlardır. Kül Tigin Yazıtı’nın Batı yüzündeki Çince yazıyı hemen fark edip okumuş ve yazıtların Türkler‘e ait olduklarını açıklamışlardır. Daha sonra W. Radloff ve W. Thomsen yazıtları okuyabilmek için resmen yarış içerisine girmişlerdir. Danimarkalı dil bilimci W. Thomsen, yoğun çalışmaları sonucu yazıtların sağdan sola doğru yazıldığını ve “Kül Tigin, Göktürk, Bilge Kağan” gibi yazıtlarda sık geçen sözcükleri çözüp, bunlardan hareketle ünlü ve ünsüz sesleri çözdüğünü açıklamıştır. Bu aşamadan sonrası çorap söküğü gibi kendiliğinden gelmiştir. Türk Dünyası‘nın bu çalışmalar bittikten sonra Göktürk Yazıtları’ndan haberdar olması yüreğimizi burksa da, yabancı dil bilimcilerin yazıtlar üzerindeki ilgisi ve yoğun çalışmaları takdir edilecek bir duruştur. Türk Dünyası’nda Yazıtlarla ilgili ilk olarak Necip Asım ve M. Fuat Köprülü çalışmıştır. Daha sonra Hüseyin Namık Orkun, Muharrem Ergin, Nihal Atsız, Ahmet Bican Ercilasun, Osman Fikri Sertkaya ve Cengiz Alyılmaz gibi büyük Türkologlar dikili taşlar üzerinde çalışmalar yapmışlardır.

Son olarak yazıtların bugünkü durumundan bahsedeceğim. Orhun Yazıtları, tıpkı Ötüken Ormanları gibi bugün Moğolistan sınırları içerisinde bulunuyor. Yazıtlar bulunduktan ve önemi kavrandıktan sonra Türklerin yazıtlara gösterdikleri yoğun ilgiler nedeniyle, Abideler’in bulunduğu alan koruma içerisine alınmış durumda. Dikili taşların çoğu, bugüne gelene kadar korumasız bir biçimde geçirdiği yüzlerce yıl içerisinde oldukça yıpranmış. Bazı taşların belirli yüzleri, rüzgarın etkisiyle aşınmış ve üzerindeki yazılar okunmayacak duruma gelmiş. Fakat şu anda yazıtların hepsi koruma altına alınmış, bazıları anıt yapılar içerisine alınmış durumdadır. Ayrıca dikili taşların yıpranmış bölgeleri, çeşitli yöntemlerle okunabilecek duruma getirilmiştir. Bugün Moğolistan’daki Orhun Yazıtları için geziler düzenlenmekte ve birçok Türkolog yazıtlar üzerinde çalışmalar yapmaktadır. [4]

Yavuz TANYERİ


1. Prof. Dr. Muharrem Ergin‘in alıntısını yaptığım bu yazısının devamını okumak için Boğaziçi Yayınları’nın bastırdığı “Orhun Abideleri” adlı yapıta bakabilirsiniz.

2.Orkun” adı, “Or + Kun” biçiminde oluşmuştur. Eski Türkçede “or“, “yer” demektir. “Kun” ise, atalarımızın adı olan “Hun” adının Eski Türkçedeki biçimidir. Buradan anlaşılacağı gibi “Orkun” adı, “Hunların yeri” anlamına gelmektedir. Bugün dikili taşların bulunduğu yerler, bir zamanlar Türkler’in yurduydu…

3. Daha fazla bilgi için “Prof. Dr. Muharrem Ergin, Orhun Abideleri, Boğaziçi Yayınları” yapıtına bakabilirsiniz.

4. Günümüzde Orhun Yazıtları üzerinde en çok çalışan Türkologlardan biri, değerli hocamız Doç. Dr. Cengiz Alyılmaz‘dır. Orhun Yazıtları‘nın bugünkü durumunu merak edenler, birkaç yıl önce Orhun Yazıtları‘nı gece gündüz demeden inceleyen ve hatta dikili taşların dibinde uyuklayan değerli hocamızın “Orhun Yazıtlarının Bugünkü Durumu (*) adlı yapıtına bakabilirler.



İle Yorum Yap!
40 Yorum Bulunmaktadır
Sevgi on Ağustos 7th, 2008 at 15:42

İyi günler. Bu yazıyı o kadar çok beğendim ki okul döneminde bütün öğrencilerime okutmayı düşünüyorum. Gerçekten sanki duymak – okumak istediğim şeyleri yazmışsınız. Umarım hep yazarsınız. Dostça kalın.

Kağan on Ağustos 8th, 2008 at 02:18

Yazıyı okurken, yüreğimdeki Türklük sevdasının kıpraştığını hissettim. Gerçekten yazı hissederek yazılmış.

Bu yazıyı her Türkün okuması gerekir bence. Hatta yazının içerisinde çerçevelettirilip duvara asılacak sözler bile var.

Yazara sonsuz teşekkürler.

Sevgiyle…

Baturalp on Ağustos 8th, 2008 at 09:33

Bu yazıtlar gerçekten çok değerli. Ancak onlardan yararlanmalıyız bence. Azımsanmayacak kadar çok olan ve bize yabancı gelen çok sözcük var. Bunlar derlenmeli, toplanmalı, kullanışlı biçime getirilmeli ve devletin, ilgili kurumların eliyle gerekirse yasaya başvurarak yaşama sokmalıdır. İnsanlara diretilsin demek istemiyorum. Onu büyük alışveriş merkezlerinde, saygın kişilerin ağızlarında, televizyonlarda sıkça duydukça ve gördükçe zaten kendiliğinden alışacaktır. Hele yakın çevresinden duyarsa o sözcük canlanmıştır artık. Bu konuya devletce gerekli önem gösterilse inanın bana hiç güç değil.

Sevgilerimle…

Osman Günaydın on Ağustos 8th, 2008 at 18:50

Çok değerli bir yazı olmuş, elinize ve kaleminize sağlık.

Burcu Deliş on Ağustos 19th, 2008 at 21:40

Merhaba arkadaşlar ben burcu. Bu site benim geleceğime ışık tuttu diyebilirim. Edebiyet öğretmenliği hakkında daha fazla bilgi olursa sevinirim.

sleyman yıldırım on Ağustos 24th, 2008 at 23:52

Orhun kitabelerinin eski ve günümüz Türkçesine çevrilmiş tam metni var mı? Elinizde varsa gönderirseniz sevinirim.

Bir sorum olacak: Yenisey Yazıtları, Orhun Yazıtları’ndan daha önce diye duymuştum, doğru mu? O yazıtlarla ilgili bilgi ve metin varsa gonderebilirsiniz. Şimdiden teşekkurler.

Orkun Kutlu on Ağustos 25th, 2008 at 00:06

Süleyman Bey,

Orhun Yazıtları’nın Eski Türkçe ve Türkiye Türkçesi ile sanal ortama aktarılmış metinlerini, “Orhun Abideleri” sayfamızdan bulabilirsiniz.

Yenisey Yazıtları konusuna gelince, onların Orhun Yazıtları’ndan daha önceki bir dönemde oluşturuldukları kabul edilmektedir. Yalnız bu konu ile ilgili kesin bir bilgi yoktur. Çünkü Yenisey Yazıtları’nın üzerinde, bir tarih bulunmamaktadır. W. Thomsen, Yenisey Yazıtları’ndaki yazının daha ilkel olduğunu ileri sürerek, onun GökTürk döneminden önce oluşturulduğunu iddia etmiştir. Fakat daha sonra yapılan tarihlendirme çalışmaları neticesinde, Yenisey Yazıtları’nın Orkun Yazıtları’ndan daha sonra da oluşturulmuş olabileceğini ortaya koymuştur. Yenisey Yazıtları’nın Kırgızlar tarafından oluşturulduğu söylenmektedir. Bu da kesin bir bilgi değildir. Yalnızca yazıtların bulunduğu yerde, özellikle Kırgız Türkleri’nin yaşaması, böyle bir bilgiye ulaşmakta bize yardımcı olmaktadır. Yazıtlarda “Türgiş ve Oğuz” adlarının geçmesi, bu bilginin de sınanmasını gerekli kılmaktadır.

Yenisey Yazıtları’ndaki bilgiler, yazıtların ne zaman ve kimler tarafından dikildiğini içermediği için, bugün bu konularda kesin bir bilgiye ulaşılmamıştır. Yazıtların bir kısmı üzerinde çalışmalar yapılmıştır; fakat tartışmalı konulara açık çözümler henüz bulunamamış ve yazıtların bir bölümü henüz incelenmemiştir.

Esen kalın…

özge on Ekim 13th, 2008 at 21:45

Ödevimi yapmamda çok yardımcı oldunuz, teşekkür ederim. Site de bir harikaa olmuş doğrusu.

dilara on Ekim 19th, 2008 at 20:05

Bana ilk yazılı metinlerimiz lazım.

ayşegül on Ekim 23rd, 2008 at 18:53

Gerçekten güzel yazıydı. İçimdeki Türk olma sevgisini artırdı.

LABİRENT on Ekim 23rd, 2008 at 20:19

Site çok güzel olmuş ve bana çok yardımcı oldu. Ellerinize saglık.

sertaç on Kasım 24th, 2008 at 15:23

Vallahi çok güzeldi kardeş sonunda ödevimi yaptım.

yavuz on Ocak 4th, 2009 at 21:02

Bizler bu soyun evlatları olarak kendi benliğimizi yansıtan bu değerlerimize kültürümüze sahip çıkmalıyız, gereken önemi ve hassasiyeti gösterme mecburiyeti içinde bulunmalıyız. Yazara sonsuz teşekkür ve saygılarımla…

irem on Ocak 14th, 2009 at 22:46

Ya arkadaşlar bu site süper. Hep bu ”bilgicik’ ‘sitesinde oluyor ama ben soyut adlara örnekleri istiyorum. Yine de çok t.ş.k.

sağra on Şubat 3rd, 2009 at 19:45

Bu siteyı cok sevdim harika bana cok yardimcı oldu tesekkurler BİLGİCİK.

NAHİDENUR on Şubat 14th, 2009 at 15:30

Bu siteyi çok begendim bu konu proje dersime çok yardımcı oldu. Çok teşekkür ederim site kurucularına ve bunu ekleyenlere.

irem ceren on Şubat 25th, 2009 at 19:43

Bu makaleyi yazana çok teşekkür edrim ödevime yardımcı oldu.

selin on Mart 4th, 2009 at 17:17

Güzel ama yinede daha çok bilgi koysanız iyi olur.

mehmet on Mart 14th, 2009 at 20:29

Bunu hazırlamakta yardımcı olan herkese teşekkür ederim çok yardımcı oldu.

dicle on Mayıs 13th, 2009 at 09:54

Güzel birkonu fakat çok zor dersimizde aşırı derecede zorlanıyoruz.Bu konuda yazıl yaptık 65 aldım aşırı derece zor bir konu.

crazy_girl on Mayıs 14th, 2009 at 18:05

ALLAH RAZI OLSUN SİZDEN. :-P

selim on Mayıs 20th, 2009 at 18:07

Bu site o kadar güzel ki bütün aradığımı bulabildim ve yıl sonu ödevimdede çook yardımcı oldu.

haydar on Mayıs 31st, 2009 at 02:38

Bu çalışmaya emek harcayan kişiye çok teşekkür ederim.Ödevime büyük ölçüde kaynak oldu tebrikler.

Azam on Aralık 3rd, 2009 at 20:59

Çok işime yaradı teşekkür ederim…

Doğuş on Aralık 13th, 2009 at 21:36

Bu konuyu kim yazdıysa iyi guzel detayda yazmıs allah razı olsun.

kezban on Aralık 29th, 2009 at 16:47

Bence çok çokkk güzel bir site araştırmam oldugunda ilk bu siteye giriyorum dogru bilgiler yayınladıgınız için emegi geçen herkeze teşekkür ediyorum…

izmirli on Mart 25th, 2010 at 20:22

Çok teşekkürler gerçekten güzel olmus.

ümit on Nisan 8th, 2010 at 20:17

Elinize sağlık..

çalışkan53 on Ekim 5th, 2010 at 15:54

Arkadaşlar bu site çok güzel girenler bunu görmüşlerdir bu sitede he aradğını bulursunuz bu siteye devamlı girin. xD

sibel on Ekim 13th, 2010 at 18:44

Burdan yaptığım ödevden kesin iyi bir not alacağım.

zeyli baba on Ekim 24th, 2010 at 20:49

Elinize sağlık cok yardımcı oldunuz teşekkürler.

tekay on Ekim 30th, 2010 at 12:32

Çok eğlenceli ve çok güzel bir site.

BETÜŞ on Aralık 22nd, 2010 at 21:09

Her şey için çok teşekkür ederim. Fakat Orhun Yazıtları adlı yazdığınız metinden pek bir şey anlayamadım. Acaba rica etsem bana bunun özetini veya kısaltılmışını yazabilir misiniz?

Ben 6. sınıf öğrencisiyim öğretmenimiz bize Sosyal Bilgiler dersi için proje ödevi verdi de benimde onu yapmam lazım. Tekrar çok teşekkür ederim. Yardımınız dokunabilirse bir kaç kelimelerde var bunlarıda bilmiyorum. Siz biliyorsanız yazabilir misiniz?

Bunlar; Hun Devleti, KökTürk Devleti, Kutluk Devleti ve Uygur Devleti’dir. Tekrar tekrar çok teşekkür ederim.

rukiye demir on Nisan 13th, 2011 at 14:17

Bu konuyu bulmam çokm güzel. Gerçekten bu siteyey çok teşekkür ederim yazılım iyi geçeceğe benziyor. :)

rukiye demir on Nisan 13th, 2011 at 14:20

Ben rukiye sokullu mehmet paşa okuluna gidiyorum Ankara’daki okul okuldaki tüm herkese öneririm. :)

rukiye demir on Nisan 13th, 2011 at 14:23

Bu siteye kesinlikle girin, bilmeyenlerede önerin. :) Çünkü bilgi paylaştıkça çoğalır, saklandıkça azalır. :)

seher on Aralık 19th, 2011 at 14:05

yaaaa bu çok uzun bu kadar da uzun dememiştik yyyyaaaaaa

çok çalışkan çocuk on Aralık 22nd, 2011 at 02:35

Güzel ve uzun bir siteniz var.Uyarılarınızı çok beğendim.Türkçe’yi güzel anlatıyor.Bilgili bir site.

ENES AVCİ on Şubat 24th, 2014 at 18:38

BEN ENES AVCİ MUŞTA OKUYORUM TÜM ARKADAŞLARIMA ÖNERİRİM

havle hilal on Nisan 6th, 2014 at 14:58

maalesef ama çokkk uzun yazmışsınız o yüzden beyenmedim sınavım var biraz kısa yazın

Yazı Detayı