Ana Sayfa » Masallar » Şiir Öykü Roman » Keloğlan İle Vefasız Arkadaşı – (Keloğlan Masalları)
37


…Keloğlan Masalları…
(Keloğlan İle Vefasız Arkadaşı)

Keloğlan

Bir varmış, bir yokmuş, hem de Allahın kulu çok­muş, bu kullardan biri de herkesin adını sanını işittiği bizim ünlü Keloğlanmış.

 

Keloğlan’ın bir arkadaşı varmış. Adı Hüsemmiş.

 

Yedikleri içtikleri bir gidermiş. Çok samimi imişler.

 

Böyle imiş ama Hüsem aşırı derecede kıskanç ruh­lu biriymiş. Bir gözünü diğer gözünden kıskanırmış ve çok da çekemez bir yapısı varmış…

 

Keloğlan o kadar masum, o kadar safmış ki, ca­nım ciğerim diyerek sevmekte olduğu Hüsem’in bu çok çirkin huyunu bilmezmiş. Kendisi gibi bilirmiş.

 

Anası ile çok fakir bir hayatı varmış. Ama artık, bu hayatı çekemezmiş ..

 

Gurbet ellere çıkıp iş bulmakmış amacı bundan böyle. Fakat, tek başına gidemezmiş, çünkü hiç gur­bete çıkmamış. Bu yüzden arkadaşı Hüsem’e açmış fikrini. O da münasip bulmuş ve beraberce çıkmaya karar vermişler.

 

Keloğlan anasının elini öpmüş, tam evden çıkacakken, anası, kuruş kuruş biriktirdiği bir miktar para­yı, oğlunun avucuna sıkıştırmış ve iyice tembih etmiş:

 

“Ey benim saf oğlum, dünyalar çiçeği çocuğum. Bilirim ben seni, birlikte olduğun arkadaşına dikkat et. Herkesi kendin gibi saf ve temiz sanma. Yoksa, başın çok ağrır. Gurbete ilk defa çıkıyorsun. Ne hain ol, ne de hainliğe uğra. Hadi uğurlar ola, kara talihin açık ola. Yalnız, çok bekletme beni, gözlerimi yollarda koma emi!”

 

Hüsem’le köy dışında buluşan Keloğlan, azık torbaları ellerinde kara gurbet yollarına çıkmışlar. Gitmişler gitmişler, bir yere gelip oturmuşlar. Karınları da çok acıkmış. Oturup azıklarını yemişler bir güzel. “Ya bismillah” diyerek, yeniden yollara revan olmuşlar. Dağ, dere, tepe aşıp bir kasabaya girmişler. Karınları yine çok acıkmış, ama azıkları bitmiş. Hüsem, Keloğlan’ın parası olduğunu bilirmiş, ken­disinin de varmış parası elbette ama, bunu O’na hiç söylememiş.

 

Hüsem, kendisine acındırır bir ruh haliyle, şöyle demiş: “Keloğlan gardaşlığım, yoktur beş param, varsa olsun haram. Açlıktan bir hal olduk, yolumuza yürü­mekten aciz kaldık. Yap bana bir iyilik. Fırından koca birer somun alalım, açlığımızı bastıralım”.

 

Çok yufka yürekliymiş ya Keloğlan, doğru girmiş fırına iki somun ekmek ve biraz helva alıp çıkmış. Bir çeşme başına varıp, güzelce karınlarını doyurmuşlar.

 

Az gitmişler, uz gitmişler, altı ay bir güz gitmişler. Karınları öyle acıkmış ki, mideleri gurul gurul edermiş. Ama, Keloğlan’ın parası tükenmiş. Arkadaşında da olmadığını sanıyormuş:

 

 



“Yahu demiş Keloğlan, kaldık beş parasız, ne olacak bizim halimiz?”O kadar aç gözlüymüş ki Hüsem, hâlâ, cebinde parası olmadığını söylemekteymiş, varsa kuşkusunu tamamen yok etmek için arkadaşının.

 

 

Karınlarına taş bağlayıp yollarına devam etmişler. Bir yokuşa yukarı çıkarken, bayılıp düşmüşler açlıktan. Bir süre öylece kalmışlar. Biraz ham erik yemişler ve tekrar yürümüşler. Büyük bir ormanlığın yanına gelmişler. Birden bi­re etraflarının eşkıyalar tarafından sarılması ile neye uğradıkların anlayamamışlar. Ama, Hüsem çok daha fazla korkmuş, çünkü, tüm foyası şimdi ortaya çıka­cakmış. Parasını eşkıyalar alacakmış. Pos bıyıklı eşkıyanın biri, yüksek sesle emir vermiş. “Heey, Keloğlan, önce sen çıkar bakayım altın­ları, paraları!”

 

Kendinden emin bir şekilde, söylenmiş Keloğlan. “Yok param, yalansa ölsün anam, ister inan ister inanma, yalnız kötülük yapma bana!”Türkçenin Tarihi, Orhun Abideleri, Anlatım Bozuklukları, Cümlenin Öğeleri, Yazım ve Noktalama, Türkoloji Makaleleri, Edebiyat Nedir?, Alfabelerimiz, Atasözleri, Bulmacalar, Edebi Sanatlar, Sınav Soruları, Kpss, Oks, Öss, Bunları Biliyor musunuz?, Özlü Sözler, Güzel Sözler, Türkçe, Edebiyat, Masallar, Destanlar, Astroloji, Roman Özetleri

 

Eşkıya, hiç inanır mı?

 

Tutmuş kulağından, çekiştire çekiştire, “Ulan”, demiş “süt çocuğu, kel kafanı koparırım bak. Beni zorlama, çıkar dök şuraya, üstündekileri”.

 

Bizimki pek neşeliymiş. Nasıl olsa bir şey bulamayacaklarmış. Hiç ciddiye almazmış gibi bir eda içindeymiş. Buna sinirlenen eşkıya, kuşak altlarını, iç ceplerini, çarığının içini bile aramış Keloğlan’ın, tabii hiçbir şey bulamamış… Keyifli keyifli gülmüş Keloğlan, “Demedim mi ben size, anacığımın verdiği üç beş kuruşum vardı. Yolda bitirdim. İnanmazsanız Hüsem’e sorun”.

 

Haramibaşı, çirkin bir kahkaha atmış. “Yok anasının gözü, kim kimin şahidi ulan? Dazlak kafanı yüzerim ha… Peki, şimdi çok sevgili arkadaşını görelim bakalım”.

 

Hemen savunmaya geçmiş Keloğlan, “O zavallıyı da boşuna aramayın. Yoktur beş parası, gözlerine baksana kör talih karası”.

 

Hüsem, asıl şimdi çok daha perişan hale düşmüş. Bu çok sevgili arkadaşına yalancı çıkmak, haramilerin yapacağı kötülükten daha fazla üzmüş kendisini.

 

Buna rağmen, yalan söylemekten geri durmayan Hüsem, “Ben de Keloğlan’dan nafakalandım. Yoktur pa­ram, varsa olsun haram”.

 

Fakat haramibaşı, yutmamış. Çünkü, bu oğlan, hiç de Keloğlan gibi saf görünmüyormuş. Bed bed ba­ğırmış, “Ulan” demiş “Ananın sütü daha ağzında kokuyor, bir de bize yalan söylüyorsun. Ben ararsam fena olur. En iyisi mi, dök şuraya paraları”.

 

Hâlâ direnirmiş Hüsem, “Arayın şu çarpık oğlanın üstünü”, diye emir ver­miş Haramibaşı. Hemen aramışlar ve gömleğinin iç cebinden epey para çıkmış. Tabii yüzü gözü kıpkırmızı olmuş utancından, korkusundan. En çok, arkadaşının yalanını anlamasından, yerin dibine girmiş sanki…

 

Çok sinirlenen eşkıyalar, öyle bir girişmişler ki Hü­sem’e, ağzı burnu kanamış. Yüzü gözü morarmış dayaktan. “Hadi defol, cehennem ol buradan”, diyerek kovmuşlar. Keloğlan, korkusundan tir tir titrermiş. Acaba, kendisini de dövecekler miymiş?

 

Yalvaran bir dille şöyle demiş, “Etmeyin eylemeyin, beni öldürmeyin! Bırakın gideyim yoluma, kavuşayım garip anama”.

 

Fakat haramibaşı, hiç de sandığı ve korktuğu gibi konuşmamış. Şöyle demiş, “Sen, çok temiz ve safsın. Yalan söylemedin bize. Biz senin gibi harbileri severiz be Keloğlan. Dünyalar Keloğlan’ın olmuş. Eşkıyaların başı, “Şimdi sana bir yer tarif edeceğim”, diye devam etmiş konuşmasına, “Bak, şu tepeyi görüyor musun; hah işte o tepeye çık, sağ tarafa bakınca, büyük bir mağara göreceksin. Mağaraya in, sağ köşesinden itibaren otuz metre kadar ileride büyük bir taş göreceksin. Üzerinde dev resmi vardır. O taşın altını kaz, altın bulacaksın”.

 

Eşkıyalara dünyalar dolusu teşekkür edip hemen yola çıkmış Keloğlan. Tepeye tırmanıp, zirveye ulaşmış. Şöyle bir bakınmış, söylenen mağaraya doğru gitmiş. Kısacası üzerinde dev resmi bulunan taşın yanına varmış. Etrafına bakınmış, kimseler yokmuş. Sivri bir taşla taşın altını oymaya başlamış. Çok fazla yorulmadan bir testi altın bulmuş.

 

“Şükür şükür, buldum altını, mutlu edecem anamı, doğruluğumun gördüm ödülünü” diye diye yürümüş gitmiş. Türküler söyleye söyleye evine doğru gelirken anası onu görmüş. “Acaba niye erken döndü” diye geçirmiş içinden. Keloğlan, çil çil altınları annesinin gözleri önünde dökmüş. Kadıncağız o kadar sevinmiş ki düşüp bayılmış.

 

Biz, bakalım Hüsem’in maceralarına. Hüsem, nice memleketleri dolaşmış, işe girmiş, işten çıkmış, ama bir türlü para biriktirememiş.

 

Gurbetlerden dönmüş köyüne. Köyün girişinde kulaklarına davul zurna sesleri gelmiş. Seslerin geldiği yöne doğru bakmış. Bir kocaman konak ve önünde büyük bir kalabalık varmış. Hızlı hızlı o kalabalığın bulunduğu yere doğru yürümüş. Bir de ne görsün. Keloğlan’ın eski evinin yerinde kocaman bir konak. Şaşkınlıktan deliye dönmüş. Bu olacak iş miymiş? Acaba rüya mı görmekteymiş?

 

Varmış, birine şöyle sormuş, “Ne var bugün burada, bu kalabalık neyin nesi?”

 

Adam, “Koğlan, köyün fakir ailelerinin çocuklarını sünnet ettiriyor” demiş. Bu duyduğu haber karşısında, tuz yemiş keçiler gibi yalanmaya başlamış, inanamamış. Kıskançlık damarları kabarmış ve yine sormaya devam etmiş. “Yahu” demiş, “Hadi bu şöleni anladık diyelim, peki şu konak da neyin nesi? Benim bildiğim burada zavallı bizim Keloğlan’ın fakir anası ile oturduğu kötü bir ev vardı. Yanılıyor muyum yoksa?”

 

Adam, “Yoo”, demiş, “hiç de yanılmıyorsun”.

 

Hayret dolu bakışları, adamın da şaşkınlaşmasına sebep olmuş ve sürdürmüş konuşmasını adam, “Gördüğün gibi konak üç katlı. Bir katında anası ile kendisi oturuyor Keloğlan Bey’in. Öteki katta ise köyün hocası oturuyor. Hem de burada çocuklara ders veriyor. Üçüncü kat ise, misafirhane. Köyümüze gelen yabancılar, burada kalıyorlar. Bitmedi demiş adam, daha bitmedi. Az aşağıda yeni bir bina daha yaptırıyor. Orayı da yetim ve sahipsiz hastalara ayıracak. Senin anlayacağın Keloğlan, artık hepimizin beyi, hepimizin babası oldu”.

 

Hüsem’in kıskançlık damarları çatlamış ve düşüp bayılmış. Herkes koşarak Hüsem’in olduğu yere gelmiş. Tabii, Keloğlan da gelmiş ama arkadaşını tanıyamamış. Neden mi? Çünkü, çok zayıflamış, adeta iskeleti çık­mış. Üzerine su dökerek Hüsem’i ayıltmışlar. Fakat, sağ tarafına felç vurduğu için yerinden kalkamamış. Kimse sahip çıkmamış Hüsem’e.

 

Keloğlan, “Konağın bir odası boş, oraya götürün” demiş, “Bakarız çaresine”.

 

Kısa zamanda özürlüler evinin inşaatı bitince, Hüsem oranın ilk sakini olmuş. Bu arada epey düzelmiş Hüsem, sadece sağ kolu tutmazmış. Keloğlan’ın eline düşmekten dolayı gururu incinmiş ama, ekmek elden su gölden kabilinden böyle rahat bir ortamı da terk etmek istememiş. O nedenle, kendisinin tanınmaması için, her şeyi yapmış. Bir yabancı rolü oynamış. Fakat, kendisinin cıs cıbır olup da, daha düne kadar fakir biri olan bu arkadaşının, böyle servete kavuşmasını bir türlü hazmedemiyormuş. Hep bir hainlik düşünürmüş.

 

Keloğlan görkemli bir düğün yaparak çok ünlü bir beyin kızıyla evlenmiş. İsmi Gülşah olan bu hanıma, özürlüler Gül abla derlermiş. Çünkü, bir anne gibi onları ziyaret eder, hallerini hatırlarını sorar, ihtiyaçlarını karşılarmış. Hüsem, Keloğlan’a karşı artık ciddi bir düşmanlık beslemeye başlamış. Kendisinin bir çulu bile yokmuş ama, arkadaşı hem zengin olmuş, hem de güzel bir kızla evlenmiş. Bunları düşündükçe erim erim erirmiş. Mutlaka, bir kötülük yapmak için, fırsat kollarmış.

 

Günün birinde Gülşah, özürlüleri ziyarete gelmiş. Her birine güzel hediyeler vermiş, nasıl olduklarını sormuş, morallerini tazelemiş. Tam kapıdan çıkacakken, ayağı kayıp yere düşmüş ve ayağı kırılmış. Keloğlan bu olaya çok üzülmüş, hanımı ile birlikte yatakta yatmış. O kadar çok severmiş ki Gülşahı’nı. Yine böyle bir gecenin birinde, karısının inlemeleri sırasında, canı çok sıkılmış ve öteki odaya geçmiş. Tam bu sırada, nur yüzlü ihtiyar bir zat durmuş karşısına. Ağır ağır şunları söylemiş: “Hey merhamet abidesi Keloğlan, eski bir arkadaşın hanımına bu kötülüğü yapan”.

 

Böyle demiş ve kaybolmuş nur yüzlü adam. Keloğlan’ı almış bir düşünce. Kim olabilirmiş bu eski arkadaşı? Gece düşünmüş, gündüz düşünmüş, işin içinden çıkamamış. Oğlunun bu kadar düşünceli olmasından ciddi derecede rahatsız olan anası, şöyle demiş: “Ah benim fakirken zengin olan oğlum, ah be­nim kendisi saf, talihi ak oğlum, hanımının düşmesine sebep olan, senin eski arkadaşın Hüsem olsa gerek”.

 

Keloğlan, bu söze gülmüş, “A benim tatlı anacığım, Hüsem, şimdi kim bilir nerelerdedir. Benimle birlikte gitti ve bir daha dönme­di.

 

Anası ısrar etmiş, “Yok oğlum yok” demiş, “Sen hele şu hastaların özürlülerin aslını, esas adlarını, kim olduklarını bir araştır. O zaman gerçeği göreceksin”.

 

Fakat Keloğlan’ın aklı hâlâ bunu almazmış. Ama, anasının dediğini yapmayı kafasına koymuş, gitmiş özürlülerin bulunduğu binaya.

 

Gururuyla oynamadan tümünü sorguya çekmiş bey olarak. Sıra gelmiş Hüsem’e.

 

Hüsem her ne kadar rol yaptıysa bile, Keloğlan ta­nımış. Ama, hiçbir şey dememiş bu konuyla ilgili ola­rak. Önce gerçekten emin olmak için Hüsem’e sormuş:

 

“Senin adın ne?”

 

“Cemal”, demiş Hüsem.

 

Kafasını kaşımış Keloğlan:

 

“Bir yanlışın yok değil mi?” demiş tekrar. “Yoo”, diye cevaplamış Hüsem, “Cemal’im ben”.

 

“Peki nereden geldin buraya, o sünnet şöleni günü, ne işin vardı buralarda?” diyerek iyice işin aslını öğrenmek istemiş. Sesine bir gariplik vererek konuşmuş Hüsem, “Ben bir garibim. Kimim kimsem kalmadı dünya­da. Memleketimde iftiraya uğradım. Canımı zor kur­tardım. Böyle diyar diyar dolaşıp dururken, sizin kö­yünüze uğradım. Gerisini biliyorsunuz.

 

Sinirlenmiş Keloğlan, o kolay kolay sinirlenmeyen Keloğlan. “Peki” demiş “Sen o gün Gülşah’ı düşerken gördün mü?”.

 

“Tövbe tövbeeel Yine iftiraya uğrayacağım gali­ba!” diye söylenmiş Hüsem. Bu konuşmaları başından beri dinleyen bir özürlü, dayanamamış, “Beyim demiş, “Beyim bu genç bal gibi yalan söylüyor. Nereden mi bilmekteyim? Gülşah abla, buraya her gelişinde bu gence bir şeyler oluyor. Devamlı takip ediyor. Geçen gelişinde de takip etti ve tam kapıdan çıkarken elindeki sabunu geçeceği yere koydu. Gülşah Abla da düştü ve ayağı kırıldı. Hem gerçek adının Hüsem olduğunu, burada birine söylemiş. Bu huysuz ve hain oğlan baştan ayağa yalancı beyim…”

 

Keloğlan’ın aklı karışmış.

 

Bu ihaneti, kendisine nasıl yaparmış? Bir türlü içine sindirememiş. Buna artık dayanma gücü kalmayan Keloğlan, Hüsem’i kovmuş …

 

Hüsem, utancından köyünde de duramamış ve almış başını gitmiş. O gün bu gündür hala nerede olduğunu bilen yokmuş.

 

(En Güzel Keloğlan Masalları, Emel İpek, Papatya Yayınları)

 

 

|» “Keloğlan Masalları” Sayfasına Dön! « |

Not: İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…



İle Yorum Yap!
37 Yorum Bulunmaktadır
seda on Şubat 21st, 2008 at 13:39

çok güzel bir hikaye fakat çok uzun ben ödev için araştırıyorum.daha kısa masal aıyorum yaniiii

rümeysa on Mart 3rd, 2008 at 17:47

çok güzel bir hikaye ama çok uzun kardeşim’in bukadar yazamaz ama neyse ben başka siteye gireyim orada belki başka bilgi bulurum o zaman kardeşim çok ama çok sevinecek hem sizde keloğlanın hayatı yook mu?

rümeysa on Mart 4th, 2008 at 12:44

merhaba ben akşam size yorumumu gönderdim ama yine bir işim çıktı bu hikayenin daha kısası yok mu? diye soracaktım

ben ödev için araştırıyorum keloğlanın vefasız arkadaşı’nın kısasını arıyooruum

funda on Mart 13th, 2008 at 18:48

merhaba ya bu keloglan ve vefasız arkadaşının daha kısası yok mu

ferhat on Nisan 1st, 2008 at 18:20

arkadaşlar bana acele keloğlan masalı lazım kısa hem de bugün 1 nisan bana bulana çok teşekkür ederim ve ödül vercem

atamert on Nisan 2nd, 2008 at 19:57

Çok beğendim.Zamanım oldukça okuyacağım.Adım atamert ilkokul öğrencisiyim

furkan on Mayıs 20th, 2008 at 16:26

Çok güzel bir hikaye. Ama daha kısa olursa sevinirim.

veysel on Haziran 11th, 2008 at 20:41

Slm bence bu hikaye çok güzel olmuş. Ben ilkdefa boyle hıkaye okuyorum. Ben lise 1 gidiyorum. Kım hazırlamışsa sağ olsun. Yanlız yazıları biraz daha büyük olsaydı çok güzel olurdu.

sabriye on Haziran 18th, 2008 at 11:17

Ben bu hikayeyi çok beğendim ama videolı keloğlan hikayeleri arıyorum. Bir yardım eder misiniz? Videolu hikaye koyun lütfen. Teşekkur ederim.

sinem on Temmuz 26th, 2008 at 17:49

Merhaba. Ben bu hikayeyi çok beğendim. Hikayeler çok güzel ama keloğlan hikayeleri ayrı bir güzel.

sinem on Temmuz 27th, 2008 at 22:26

Merhaba. Arkadaşlar bu siteye ödev için giriyorsanız ayıp ediyorsunuz. Birinci amacınız okumak sonra ne işiniz varsa yapın. Hikayelerin de kısasını aramayın. Ben ilkokul öğrencisiyim. Okumak güzel şey.

ramazan on Eylül 25th, 2008 at 18:06

Merhaba ben ilkokul öğrencisiyim. Okumak kadar güzel şey yoktur.

SELİN PELİN KAYA on Ekim 24th, 2008 at 16:30

Bu hikaye gerçekten de çok güzel bende de zaten hikayesi vardı. Az çok okuyordum Türkçe ödevimi de çok yardımcı oldu.Umarım tüm okuyanlara ibret olur bu hikaye sadece okumakla bitmez çünkü.Eğer okuduğumuzu bilmezsek bu bizim hiç bir işimize yaramaz.Bu hikayeyi yazan yazara çok teşekkür ederim masal ama pek masal değil de gerçek hayattan alarak yazmışlar.Herkezin şunu bilmesi gerekir ki kimse arkadaşlarına böyle davranamaz.Bir saf yerine koyulmak çok kötü bişeydir.Ben bunun tıpa tıp benzerini yaşadım.Deme ki neolacak arkadaşlarımızı iyi seçeceğizBu hikayeyi yayınlayan kişilere de çok teşekkür ediyorum iyi yayınlar…

ece on Aralık 3rd, 2008 at 07:31

Merhaba ardaşlar ben kitap okumayı çok severim her zaman kitap okurum. Sizlere de bunu tavsiye ederim.

mevlüt can on Temmuz 8th, 2009 at 20:35

Merhaba ben ilkögretim okulunda okuyorum. Adım mevlüt. Okumak çokgüzel.İyiki kitaplar var yoksa kitap okuyamazdık.Bilgilerimizi geliştirelim.

mevlüt can on Temmuz 8th, 2009 at 20:37

Bu hikaye gerçekten de çok güzel bende de zaten hikayesi vardı. Az çok okuyordum Türkçe ödevimi de çok yardımcı oldu.Umarım tüm okuyanlara ibret olur bu hikaye sadece okumakla bitmez çünkü.Eğer okuduğumuzu bilmezsek bu bizim hiç bir işimize yaramaz.Bu hikayeyi yazan yazara çok teşekkür ederim masal ama pek masal değil de gerçek hayattan alarak yazmışlar.Herkezin şunu bilmesi gerekir ki kimse arkadaşlarına böyle davranamaz.Bir saf yerine koyulmak çok kötü bişeydir.Ben bunun tıpa tıp benzerini yaşadım.Deme ki neolacak arkadaşlarımızı iyi seçeceğizBu hikayeyi yayınlayan kişilere de çok teşekkür ediyorum iyi yayınlar. Arkadaşlar ben kitap okumayı çok severim her zaman kitap okurum. Sizlere de bunu tavsiye ederim.

Alpaslan Tunahan on Kasım 1st, 2009 at 17:44

Gerçekten çok güzel bir masal. Annemle beraber okuduk, çok hoşumuza gitti. Burada anlatılmak istenen yalan söylemememiz gerektiğini ve dürüst olmamız gerektiğini ve yalan söylersek başımıza kötü şeylerin gelebileceyini anlatıyor. Ben zaten Keloğlan masallarını çok seviyorum. Gitmem gerekiyor.

tuğba on Kasım 2nd, 2009 at 22:15

Okumak kadar güzel şey olamaz!

özlem güzel on Kasım 3rd, 2009 at 20:19

Bence çok uzun bir hikaye.Çünkü bunu bize öğretmen ödev verdi yazın diye ellerim koptu.Saat 19.30da oturdum şu an saat 20.30da bitti.Ama bitti şükür…

beyza on Kasım 18th, 2009 at 20:58

yaaa yarım saattir girmediğim site kalmadı bütün sitelerdeki hikayeler uzun bn kısa bşi arıyorumm yaaa offf

gizemli kişi on Mart 22nd, 2010 at 22:11

Ben 5.sınıftayım ve o kadar kitap okumayı sevmem.
Ama Haylazlar Okulu çok güzel bir kitap..:-)

nurullah on Haziran 21st, 2010 at 12:39

Merhaba arkadaşlar ben bu hikayeyi çok beğendim bu konudan yalan söylemeyeceğimizi ve insanlara karşı dürüst olabileceğimizi öğrendim umarım sizlerde beğenmişsinizdir?

ezgi solgun on Ağustos 18th, 2010 at 17:25

Meraba arkadaşlar gerçektende bu hikaye çok güzel hem ders verici,hemde yalanın çok kötü bişey olduğunu anlatıyo ben çok beğendim sizede öneririm.

güzel masal on Ekim 27th, 2010 at 10:03

Merhaba bu hikaye beni çok etkiledi.Yalan söylemenin ne kadar kötü olduğunu burdan ders çıkardım.Ben beğendim tavsiye ederim sizde beğenirsiniz.Zaten ödevim vardı onu yapıcam. Keloğlan masalı anlatılıcaktı, ben bu masalı anlatıcam. :) İyi günler.

berfin on Kasım 22nd, 2010 at 20:19

Bence gerçekten çokk güzel bir hikaye ama çokk uzun bunu daha kısa yazabilrlerdi.

su on Şubat 7th, 2011 at 12:50

bu hikaye herzamanki gibi çok güzel!!!

baran on Mart 9th, 2011 at 18:43

ben herkese tavsiye ediyorum bu hikayeyi burada yalan soylemenin kötülüklerini anlatıyor.Güzel bir hikaye gercekten ben beğendim.

furkan ateş on Nisan 7th, 2011 at 22:05

Bence hikaye gerçekten çok güzel hem ders verici hemde etkileyici bir hikaye. benim ödevim vardı onun için açtım iyiki açmışım. herkese iyi akşamlar hikaye çok güzel okuyun. :)

miley on Eylül 24th, 2011 at 19:44

Masal güzel ama biz bu masalı daha doğrusu bir keloğlan masalını sınıfta anlatacağız. İnşallah güzel bir şey çıkar. Yazana teşekkürler.

Timur Serhan Özsoy on Eylül 26th, 2011 at 22:22

Çok güzel bir hikaye teşekkür ederim ödevim için çok iyi oldu iyi akşamlar:)

eda on Aralık 26th, 2011 at 19:01

Ben bu hikayeyi beğendim.
Bütün arkadaşlara tavsiye ederim.

anıl on Mayıs 12th, 2012 at 10:08

Bu hikaye çok güzel ayrıca yalanın ne olduğunu buradan çıkarınız herkese tavsiye ederim

zeynep sultan on Temmuz 7th, 2013 at 11:33

guzel masal amma keske kisa olsaydi

meltem ergüçlü on Ocak 27th, 2014 at 18:15

Çok güzel bir bilgilendirici masal.Çok hoşuma gitti.Yalanın kötü olduğunu anlatıyor.Yalan söyleyenlere ders veriyor.

eylül kara on Mayıs 26th, 2014 at 16:01

beğendim

esma on Aralık 28th, 2014 at 14:07

Çok uzun

elifnur on Ocak 19th, 2015 at 21:17

çok uzun

Yazı Detayı
  • Yazının Bağlantısı: Keloğlan İle Vefasız Arkadaşı – (Keloğlan Masalları)
  • Yazının Kategorisi: Masallar, Şiir Öykü Roman
  • Yazar:
  • Eklenme Tarihi: 8 Aralık 2007
  • Bu yazıya yapılan yorumları RSS kaynağı ile takibe alın.
  • Bu yazıya kendi sayfanızdan geri izleme yapın.
  • Diğer kaynaklarda arayın:
  • Etiketler:, , , , , , , , , ,