Ana Sayfa » Söz Sanatları » Mecaz-ı Mürsel (Ad Aktarması) Konu Anlatımı
2


 

(Ad Aktarması)

 

Bir sözcüğün benzetme amacı güdülmeden anlamca ilişkili olduğu başka bir sözcük yerine kullanılması sanatıdır. İstiarede, sözcükler benzetme ilgisiyle başka sözcüklerin yerine kullanıldıkları halde, mecaz-ı mürselde, benzetme ilgisi dışında başka ilgilerle (parça-bütün, iç-dış, nedensonuç vb.) başka sözcüklerin yerini tutarlar.

Kirpikleri süzgün o ihânet dolu gözler.
Rikkatle bakarken bile bir fırsatı gözler

Bu dizelerde kirpik ve gözler bir kadının yerini tutmuş ve böylece mecaz-ı mürsel yapılmıştır.

  • Mangal, rüzgârdan yanmadı.
  • Usta kalemler bugün toplanıyor.
  • Siirt, o saatte uykudaydı.

Kinaye (Değinmece)

Bir sözcüğü hem gerçek hem mecaz anlamını düşündürecek biçimde kullanmaya kinaye denir. Söylenmek istenen mecaz anlamdır. Kinaye, daha çok deyimlerle yapılır.

Âhır ağardı tan yeri resi’s-i cibâlden
Serhadde yol göründü Acem tahtgâhına

Bu dizelerde “yol göründü” söz öbeği kinâyelidir. “Sefere çıkma zamanı, savaşa gitme vakti geldi.” biçiminde mecazi anlamda kullanılmıştır. Ama tan yerinin ağarmasıyla gerçekten çevredeki yollar görünür. Bu da gerçek anlamdır.

  • Ben toprak oldum yoluna
    Sen aşurı gözetirsin
    fiu karşıma göğüs geren
    Taş bağırlı dağlar mısın

Taş bağırlı
1.Dağların taşlardan oluşması (gerçek anlam)
2. Acımasız, duygusuz (mecaz anlam)

Cansız varlıklara ya da kavramlara insan kişiliği kazandırma sanatına teşhis; bu varlıkları insan gibi konuşturma sanatına da intak (konuşturma) denir. Bu iki sanat genellikle birlikte kullanılır. Her kişileştirmede konuşturma yoktur. Ancak her konuşturmada mutlaka kişileştirme vardır. Fabl ve masallarda bu sanatı görmek mümkündür.

Günümüzde bu söz sanatı temel alınarak yapılan bazı
çizgi filmler çocuklar tarafından büyük bir ilgi görmektedir.

Aşık Veysel’in “Çarık – Mes Konuşması” adlı şiiri bu sanata güzel bir örnektir.

Çarık

Aman kardeş çok üşürüm
Sen köşede ben dışarda
Senin ile kardeş idim
Sen köşede ben dışarda

Mes
Elinde yüzün çamur bu ne
Git ahırda kızınsene
Laf istemem uzun çene
Ben köşede sen dışarda

  • Menekşeler külahını kaldırır
  • Sahrâ-yı çaldıranda gaza vardır erteye
    Ey berk müjde ver feleğin mihrümahına

(Yarın çaldıran ovasında gaza vardır. Ey şimşek feleğin güneşine ve ayına müjde ver. Berk: şimsek)

Söylenen sözün ya da kavramın gerçek ya da mecaz anlamı dışında büsbütün tersini söyleme sanatıdır. Bu söz sanatında birini küçük düşürmek, onunla alay etmek için sözü ters söyleme amacı vardır.

Bir gün, genç sairlerden biri Yahya Kemal’e kendi şiirlerini okuduktan sonra “hangilerini beğendiniz?” diye sorar.Yahya Kemal, “henüz okumadıklarınızı” der. Bu cevapta tariz vardır.

Şair Huzuri’nin “Ters Öğüt Destanı” güzel bir tariz örneğidir. Destanda söylenen sözlerin hep tersi kastedilmiştir:

Üç parmak noksan ölç ölçersen kile
Tatlı söz konuşma bir kimse ile
Dört kuruşa sekiz kuruş et hile
Hilekârlık hoş sanattır usanma

Anlamca birbirine uygun, birbiriyle ilişkili sözcüklerin bir arada kullanılması sanatıdır. Zıt anlamlı sözcüklerin bir arada kullanılmasıyla tenasüp oluşmaz.

Her sabah başka bahar olsa da ben uslandım
Uğramam bahçelerin sentine gülden yandım

Bu dizelerde gül, bahçe, bahar sözcükleriyle tenasüp sanatı yapılmıştır.

  • Pek taze penbe tenlere benzer bu taşları
    Yontarken eski Bergama heykeltıraşları

Bir sözcüğün, aynı beyitte ya da aynı cümlede birden çok anlamı sezdirecek biçimde kullanılmasıdır. Başka bir deyişle, sesteş sözcüklerin bir kez söylenip her iki anlamıyla da kullanılmasına tevriye denir.

Gül gülse daim ağlasa bülbül aceb değül
Zirâ kimine ağla demişler kimine gül

Bu beyitte “gül” sözcüğü tevriyeli kullanılmıştır. “Gül” ün yakın anlamı tebessüm etmek uzak anlamı ise güzel kokulu bir çiçektir.

  • Gül, yağını eller sürünür, çatlasa bülbül
    El fi 1. organ
    2. yabancı

Bilinen bir olayı bilmiyormuş veya başka türlü biliyormuşgibi anlatma sanatıdır.

Kimdir bu miskin, ol ne resendir? dedim, dedi:
Zülfüm kemendi tutkunu canındürür senin

(Bu miskin kimdir, o ip nedir? dedim. Zülfümün kemendine tutulmuş senin canındır dedi.)

Bu beyitte şair, sevgilisinin saçlarına tutulmuş miskinin kendisi olduğunu sevgilisinden öğreniyor. Yine ipin de sevgilisinin saçları olduğunu biliyor ve onu da sevgilisinden öğreniyor. Aslında şair her iki durumda da bildiği bir durumu bilmezlikten geliyor. Böylece tecahül-i ârif sanatı yapılmıştır.

Sebebi bilinen bir olayı, durumu gerçek sebebi dışında, daha güzel bir sebebe bağlama sanatıdır.

Saksında ruhumun bütün yası var
Derdimle soluyor açılan gonca

Bu dizelerde “gonca”nın solması doğal bir olay olduğu halde şair, bu olayı başka bir sebebe bağlıyor; gonca, yaşlı olduğu için solmuştur. Böylece hüsn-i talil sanatı yapılmıştır.

  • Yeni bir ülkede yem vermek için atlarına
    Nice bin altı kapılmıştı fetih rüzgarına

(Söz Simetrisi)

Birkaç şeyi söyledikten sonra onlarla ilgili başka şeyleri bir sıra gözeterek anlatma sanatıdır. Leff ü neşr, yazıda bir çeşit söz simetrisi sanatıdır.

Gönlümde ateştin, gözümde yaştın
Ne diye tutuştun, ne diye taştın

Birinci dizedeki “ateş” ve “yaş” sözcükleri, ikinci dizede ateşle ilgili olarak “tutuşmak”, yaşla ilgili olarak “taşmak” fiilleri geçmektedir. Böylece bu iki mısrada leff ü neşr sanatına başvurulmuştur.

bahar yayınevi uyarı



İle Yorum Yap!
2 Yorum Var.
gizem | 27 Aralık 2011 - 15:53 | Bağlantı

harika bir konuydu. ama az konu vardı. birazdaha eklerseniz daha iyi olacak

seldamm | 14 Şubat 2012 - 16:47 | Bağlantı

süper bir şey Tğrkçeden yüz aldım çok tşk ederim bu siteye :))

Yorum Yap!

(İletinizi yazmadan önce, lütfen buraya dokunarak uyarıları okuyun!)

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.

Yazı Detayı
  • Yazının Bağlantısı: Mecaz-ı Mürsel (Ad Aktarması) Konu Anlatımı
  • Yazının Kategorisi: Söz Sanatları
  • Yazar:
  • Eklenme Tarihi: 30 Eylül 2011
  • Bu yazıya yapılan yorumları RSS kaynağı ile takibe alın.
  • Bu yazıya kendi sayfanızdan geri izleme yapın.
  • Diğer kaynaklarda arayın:
  • Etiketler:, , , , , , , ,