Sözleşmeli Öğretmenlik Haksızlığına Son Verilsin!

Sözleşmeli Öğretmenlik
Haksızlığına Son Verilsin!

Milli Eğitim Bakanlığı’nın öğretmenlik mesleğini türlü kademelere ayırır gibi yaparak, bir işi en ucuz maliyete yaptırmaya çalışan bir firma zihniyetiyle öğretmenleri sınıflandırmaya tâbi tutması, bu kutlu mesleğin saygınlığının kaybolmasına ve genç öğretmenlerin meslekten soğumasına neden olmaktadır. Çünkü bir firma anlayışına dayanarak KPSS gibi gereksiz bir sınavdan başarılı olan öğretmenleri “ücretli, sözleşmeli, kadrolu” gibi sınıflara ayıran anlayış, sahip oldukları mesleğin saygınlığını hissedemeyen binlerce öğretmen adayını çileden çıkarmakta, onları daha göreve başlamadan görevden soğutmaktadır.

Nimet Çubukçu’dan önceki Milli Eğitim Bakanı‘mız olan Hüseyin Çelik’in başlatıp, sözü verdiği sözleşmeli öğretmenler, yıllardır aynı çileyi çekiyorlar. Yapılan birkaç iyileştirme sözleşmelilerin dudağına bir parmak bal çalmaktan öteye gidememiştir ve bu durum Milli Eğitim Bakanlığı’nın utancı olmalıdır. Özünde aynı sıralarda yetişen öğretmen adaylarının birbirine çok yakın puanlarla atanmış olmalarına rağmen sözleşmeli ve kadrolu öğretmen arasında özlük hakları açısından uçurumlar yaratan farkların bulunması, 70 bin öğretmene ve dahası öğretmenlik mesleğine yapılan bir haksızlıktır.



Eşi Edirne’de öğretmenlik yapıyorken, sırf sözleşmeli diye Mardin’in bilmem hangi köyünden eşinin yanına gidemeyen bir öğretmenin psikolojisini düşünün ve bu hâlde kutlu mesleğinizi nasıl yerine getirebileceğinizi düşünün. Aynı okulda, aynı işi yaparken; ’in “kadrolu” unvanına layık gördüğü bir öğretmenin aldığı maaşın yarısını alan bir ücretli öğretmenin kaderine isyan ederken, öğrencilere nasıl ders anlatabileceğini hayal edin. Vergi kesintileri nedeniyle verilen maaşın hayrını göremeyen, üstelik az maaş aldığı hâlde kadrolu öğretmenden daha önce vergi dilimine giren bir sözleşmeli öğretmenin görevine nasıl saygı duyabileceğini hissetmeye çalışın…

Bir köye öğretmen olarak atandığınızı ve daha ilk günden köy halkının size “Hocam sözleşmeli misiniz, kadrolu mu?” diye sorduğunu hayal edin. İlkokul mezunu insanların bile sizi bir sınıflandırmaya ve neticede bir aşağılık kompleksine soktuğunu düşünün, sonra gelin de cevap verin. Elif öğretmen gibi kanser olduğunuzu öğrenin, bu acı yetmiyormuş gibi sırf sözleşmeli öğretmen olduğunuz için 30 günden fazla rapor kullanmanıza izin verilmediğinden Milli Eğitim’den kapı dışarı edilin, işsiz kalın ve derdiniz ikiye katlansın. Milli Eğitim teşkilatı içinde ikinci sınıf öğretmen muamelesi görüp, bu durumu Milli Eğitim Bakanımız Nimet Çubukçu’ya anlatan Filiz öğretmen yerine koyun kendinizi. Siz “Özlük haklarımızı kazanmak için kadro sözünüzü tutmanızı istiyoruz.” diye sorarken, Milli Eğitim Bakanı’mızın “Sözleşmeli öğretmenliği tercih etmeseydiniz.” diye alaycı bir yanıtla o kadar kamera önünde sizi dikkate almadığını ve üstelik sizinle dalga geçtiğini azıcık zihninizde canlandırın.

Ve şimdi sınıfınıza dönüp idealist bir öğretmen olarak kutlu öğretmenlik mesleğini en iyi biçimde yerine getirmeye çalışan; fakat daha atanmadan psikolojisi alt üst olduğu için zihni hep gereksiz hesaplarla dolu olan bir öğretmen olarak milli (?) eğitim (!) camiasının şerefli (!) bir üyesi olun…Bu hayal ruhsal çöküntü içinde böyle sürüp gider. Anlaşılan şu ki; bürokratlar Milli Eğitim Bakanı’nı, Bakan öğretmenleri, öğretmenler de öğrencileri kandırıyor. Ee, eğitim bunun neresinde?

Öğretmenlik, böyle sınıflara ayrılarak ele güne dalga konusu olacak bir meslek olmadığı için sözleşmeli ve ücretli öğretmenlik utancı kaldırılmalı, Milli Eğitim Bakanı verilen sözü tutup 24 Kasım Öğretmenler Günü hediyesi olarak tüm sözleşmeli öğretmenleri kadroya geçirmelidir.

Orkun KUTLU

Orkun Kutlu

Sınavlara Hazırlık Arama Robotu
YGS & LYS TEOG KPSS TUS KPDS Ehliyet Sınavı PMYO JANA

Seçim esnek olup ilgili alanları seçiniz, Örneğin ehliyet sınavı için branş olarak matematik seçmeyiniz :)