TÜRK Milletine Açık Mektup

Doğu Türkistan, Uygur Türklerinin yaşadığı özerk bir Türk bölgesidir. Bu bölgeye özerk dense de çin’in yaptığı işkence ve soykırım 50-60 yıldır bağımsızlığımıza gölge gibi, hançer gibi çökmektedir. Onlarca yıldır şehit edilen Uygur Türk’ü soydaşlarımızın bu durunu, satılmış basın-yayın ve etkin siyasette bulunan hain siyasetçilerce dile getirilmemektedir. Çoğunlukla 60 yılı içine alan ama yüzyıllardır yok edilme, soykırıma uğrama siyasetine maruz kalan soydaşlarımızın 5bin yıllık ata yurtlarında bunu yaşamaları ve bizim onlara desteksiz kalışımız bizlere büyük üzüntü vermektedir. Sessiz çığlıklarla yüzyıllardır haykıran soydaşlarımızın deyim yerindeyse bıçağın kemiğe dayanmasıyla sessiz çığlıkları birkaç gün önce haklı başkaldırıya dönüşmüştür.
Bir toprağın o milletin olabilmesi için, nesillere analık etmiş olması, kanla sulanması, şehit bedeniyle onurlanması, yüksek bir kültürle yoğrulması, göğe yükselen (masa başında çizilmeyen) bir bayrağın üzerine dikilmesi, binlerce yıl tozunda, toprağında, içinde artık o milletin terini, kanını taşıması gerekir. Kaşgar, Urumçi, Turfan, Kumul, Yarkent illeri, Türklerin yüzyıllardır ata topraklarıdır. çin’in 1949 yılından bu yana bu bölgelerin yer altı kaynaklarını tek yönlü kullanması, burada yaşayan Uygur Türklerini bölge dışına itmesi ve tutuklu evlerine götürüp orada insanlık dışı işkence yapması, onları kurşuna dizmesi, işkence yoluyla öldürmesi olaylarına Türkiye Türkleri olarak sessiz kalamayız.
Tarihler 5 Temmuz 2009’u gösterdiğinde yıllarca süren baskıya dayanamayan Uygur Türk’ü soydaşlarımız haklı başkaldırısına sabaha karşı başlamışlardır. Soysuz çin’li polislerin ve işçilerin saldırısıyla ilk önce 18 Uygur Türk’ü şehit edilmiştir. Panzerlerle çocuk-yaşlı demeden soydaşlarımızın canlı canlı bedenlerinin üzerinden geçilmiş, bedenleri ezilerek hepsi şehit edilmiştir. Bu olayın ardından seslerini yükselten Uygur Türklerinin evlerinden, ana-babalarından, eşlerinden, çocuklarından ve en önemlisi ata topraklarından uzaklaştırılmasını Türkiye Türkleri göz ardı etmemelidir. 900’e yakın soydaşımız şehit edilmiş, binlerce soydaşımız da işkence ve tutuklu evlerine götürülmüştür. Geçen yıl, Filistin için çıkan sesler nerede? Hümanist(insancı) geçinenler, Milliyetçi geçinenler, Müslüman geçinenler bunu neden göz ardı etmektedir. abd’ye sırtını dayamış siyasetçiler, akp’li, chp’li, mhp’li milletvekilleri birkaç gün önce “çin” gezisinde dtp’li milletvekiliyle oyun havasında karşılıklı göbek attılar. Olayların başladığı tarihe denk gelen bu göbek havası, bir yanda kanla sulanan şehitleri; öte yanda cebini dolduran sahte vekillerin ihanetini gösterdi. Yüzyıllar önce korkudan uzaydan görünebilen çin seddi’ni diken “çin” korkakça hareket etmektedir. Türklüğünü unutmayan milletimiz bu soykırıma kilometrelerce öteden tepkisini koymalıdır. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün söylediği “Bir gün çin seddi’nin önünde bütün Türk devletleriyle toplanacağız.” sözü gerçek olmak için biz Türk gençlerini ve Türk milletini beklemektedir. Bu soykırıma tepkisiz kalamayız. Bir Türk dünyaya bedelse, şimdi sıra SEN’de ey Türk milleti…
Türk Türk’ü; Tanrı Türk’ü Korusun…
Tarsus’lu Türkçü Turancılar
Türk’üz ne mutlu, soyumuz Oğuz’dan, yürürüz Turan’a;
Canlar feda, kanlar feda, birleşmiş Türk Yurduna…




















Sayfalar: [2] 1 »
Yukaridaki mektup taki cagri degil, aslinda büyük bir imdat alarimidir. Asya dan (Cin) cikan bu kardes cigligi, Avrasya da ki degil, bütün Dünyadaki BOZKURTlarin kalbine islenmelidir, cünkü bizler burada, Avrupa da (ALMANYA) böyle mektuplara ve ikazlara cok önem veriyoruz. Buradaki gencligin cogu, degil Sincan bölgesini, Malazgirt i bile bilemiyor. Türkiye nin hangi vilayetinde diyor? Asil olan hür ve gelisme cagindaki bu genc nesil ne zaman TITRETILIP de kendine döndürülecek? Buralardami? bir Cin mezalimi bekliyecek te ondan sonra yukaridaki gibi bir mektubu hangi TÜRK milletine yazacak? Nerede bizim ALPERENLER imiz? Dünya turuna cikan, turistik seyahatlerni, her sene baska bir beldede gecirenler, acaba Cin e seyahat ettiklerinde SINCAN a nicin ugrayamiyorlr?. Neden birlik olamiyoruz? (BIRLIKTEN DIRILIK DOGAR)bizim ata sözümüz degilmi? TANRI TÜRKÜ KORUSUN Her zaman oldugu gibi… Saygim ve sevgilerim sonsuzdur.
Sayın Yavuz Bülent Bakiler,eminim ki millet kelimesinin ümmet kelimesinden türeme olduğunu iyi bilir çünkü ümmetçilik ve çapulculuk onların ilgi alanıdır.Ulus kelimesinin ise Moğolca kökenli olduğu çapulculuğun çokca kullandığı bir malzemedir.Halbuki ‘ulus’ kelimesi Türkçe kökenlidir ve Moğolca da da kullanılmaktadır.Bu konuda Hanifi Altaş Beğ in akademik çalışmaları derlediği bir makalesi mevcuttur.Diyelim ki,ulus kelimesi Moğolca kökenli olsun,aynı dil grubuna dahil iki dilin aynı kelimeleri içermesi,biçimsiz Sami dilinden giren kelimelerden daha mı gocuntu verir bizlere?Ziya Gökalp in ‘ulus’ kelimesinin kullanımına dair titizliğini bilmeyen ya da görmezden gelenlerin,’milliyet’ ve ‘milliyetçilik’ kelimelerini ağızlarına almaları kadar abes ne olabilir?
-sel-sal ekinin Latince den girdiği hususuna gelince;akademik alemin Latinlerin de kullandığı Etrüsk alfabesinin öz be öz en eski Türk alfebesi olduğunu kabul ettiği şu son yıllarda,bu tartışmada çapulculuğun başka bir biçimi olsa gerek.
Bence güzeldi ama aradığım bilgiye ulaşamadım.
Sevgili Bilgicik,
Tanıştığımıza çok memnun oldum. Bana ziyadesiyle faydalı olacağınıza inanıyorum. Çok sevdiğimiz Şair Yavuz Bülent Bakiler Bey’in bir fikrini aktarmama müsaade ediniz:
Bakiler Bey, ( -sel) ( -sal) eklerinin ve (ulus) kelimesinin Türkçe olmadığını belirtiyor. (Ulus) kelimesinin Moğolca, yukarıda belittiğim eklerin de Latince olduğunu söylüyor.
Bigilerinize arz ederim. Allah’a Emanet Olunuz.
T T K
Vehbi Okur
Emekli Yapımcı
TRT
Sayın Melda Cinman;
Batılı devletlerin,Misak-ı Milli sınırları dışında kalan,dünya coğrafyasındaki siyasi devlet oluşumlarında,etnik,dini ya da mezhebi azınlıklar üzerinde hassas olmadığı değerlendirmesi,pek doğru değildir,kanımca…Irak örneği verilebilinir mesela;Saddam hükümranlığındaki Irak’da,Batı nın Şii ve Kürt azınlığın,karşı devrim arzularını sürekli okşadığı aşikardır.Batı,kendi çıkarlarına ve amaçlarına engel gördüğü yeryüzündeki her güce karşı,ordaki iç karışıklığı körükleme tarzındaki harb methodunu izlemesi çok bilindik birşeydir.Bunun İslam,Türk ya da Hristiyan ayrımı yoktur.Dün Hristiyan olan,ama İsa ümmeti aidiyeti pek de taşımayan,milliyetçi Rusya’ya da aynı şeyi yapmışlardı,müslüman Irak a bugün komünist Çin e ve hiç şüphesiz yarın İran a dair bu tip kurgular olacaktır.Bugün D.Türkistan daki olaylara karşı pek bi sesini yükseltti,Batı sanılanın aksine..Ama bu Türk ün kaşına gözüne aşık olduğundan değil tabiki ve hatta bu gerilimi körükledikleri de malumdur.Biz de maalesef,Türk yurdunu Rus,Çin işgalinden kurtaralım derken,çoğu kez Amerikan sömürüsünde buluyoruz kendimizi..Çünkü siyasetçilerimiz Ulu AtaTürk gibi ‘kurt’ değil,anca kılkurt diye nitelenebilirler.
Ayrıca kısaca ‘Batı’ diye tabir ettiğimiz malum etkin gücün((ki tek bir batı yoktur,onlar da parça parça,bunu bilmek ve bu ayrımı,zaafı siyaseten kullanabilmek de büyük meziyettir)) İslam dünyasına karşı bir düşmanlığı olduğu da koca bir yalandır.Onlar İslam alemini bu cahil,geri ve yobaz haliyle hayli bir severler ve desteklerler.Onlar aydınlık gördükleri yeri sevmezler.AtaTürk’ü ya da çağın reformist müslüman aydınlarını sevmedikleri barizdir.Çünkü şunu çok iyi bilirler ki,kendilerinin bu gelişmişlik ve ilim seviyesine gelmelerine vesile olan kimseler,ilmin zirvesi diye bilinen eski usçu İslam alimleridir(ki onları,bazı aydın kimseler,proto-AtaTürkçüler diye anar).İslam alemini ise bu hale getiren,haçlı zihniyetini ve sapıklığını,ruhbanlığı bu dine sokan ve yüzyıllardır pek bi rağbet gören gayri-usçuluk,Gazzaliciğin kendileri için ne kadar gerekli olduğunun da idrakındadırlar.
Saygılarımla…
Misak-ı Milli sınırlarımız içindeki etnik unsurların hakları konusunda çok titiz olan batılı emperyalistler, bu sınırlar dışındaki etnik azınlıkların hakları konusunda -hele ki bunlar Müslüman ve dahası Türk ise-neden bu kadar duyarsızlar acaba? Ben anlamıyorum da(!)…Anlayan varsa anlatıversin…
Sayın Ünal Akman;
bu sualinize verilecek tek bir cevap vardır;Türk ancak kendinin yegane yaşam kaynağı olan,Türkçülük düşüncesi ve disipliniyle,erdiği gün kendine gelecektir.Bu tarihde hep böyle olmuştur.En yakınından,bakınız AtaTürk dönemi Türkiyesi’ne…O dönemde çok kısa bir sürede,öyle bir milli bilinç yaratılmıştır ki(ekonomik yapıdan bahsetmiyorum dahi,bilen bilir),memlekette başka kavgaların kopamıyacağı kadar Türkçülüğün ve refahın hüküm sürdüğü bu günlerde,memleketin en büyük kavgası,zamanın büyük Türkçüleri arasında kopan küçücük bir akademik tartışma,taraflaşmadır.Buyrunda vaziyeti ve aradaki farkı siz düşünün artık!!
O zamanlar bir taraflarda tüneyen solcu ve dinci pislikler,şimdilerde ve şimdiden daha az öncesinde bu “akademik mevzuyu” çokca propaganda aracı olarak kullanıp,Türkçülüğü bölmeyi hep hedef edinmişlerdir.Tabiii bahsettiğim bu olaylarda,o gün o küçücük “akademik mevzu” da zıtlaşan kimseler ve yakınları,1944 davası ve sonrası süreçde,hain palazlanmasına karşı birleşmeyi de bilmişlerdir.
Verdiğim bu misal,belki çok spesifik bir yakın tarih vakasıdır ama durumu çok iyi izah edici bir yanı mevcuttur.
Kardeşlerim hepiniz doğru yazıyorsunuz fakat kim bizim yanımızda kim karşıda bilemiyorum. Değilmiki bu memleketi yıllardan beri yönetipte, insanlarımızı geçim derdine düşürüpte, sosyal, kültürel olaylara odaklanmamızı engelleyenlerin amacı çözümlenemiyormu?
Sizede soruyorum: yıllardan beri milletimizi özünden uzaklaştıranlar, farklı farklı onlarca sıkıntıya sokanlar bilinçsizcemi yapıyorlar bunları?
Hangi politikalar yürütülüyor?
Nezaman kendimize geleceğiz?
Kıymetli Arkadaşlarım;
Doğu Türkistan olayı hiçbir şekilde göründüğü gibi değildir.Burda çok bahsedecek değilim,fakat şu kadarını ifade etsem yerinde olacaktır..Doğu Türkistan sorunu,Çin ve ABD nin ittifak ettiği ve üzerine kurulan projeye ikili onay verdiği ibretlik bir vakadır.Belki öyle görünmüyor ama,Çin ve ABD,100 yıllık ilişkilerinde ne zaman müttefik olmuştur deseler benim aklıma hemen D.Türkistan gelir.Mao dan sonraki süreçde D.Türkistan da,Türk dili ile eğitim yasaklanmıştır malumunuz.Çince ve Arapça ya izin verilmiştir.Sizce de çok ilginç değil mi bu durum,Çin devleti D.Türkistan da Arapça eğitime yol vermiştir ve Türkçe yi yasaklamıştır.Bu ne anlama gelir,D.Türkistanlılar’a Türkçe yi unutturup,Türk Dünyası ile bağlarını kesmek amacını gütmek değil midir düpedüz?Bu doğrultuda çoğunlukla müslüman olan D.Türkistanlılar’a Arapça yı salık verip,hızlı ve koyu bir şekilde İslamlaşmasını,millet olmayı unutturup ümmetleştirmeği mantıklı görmüş,Çin stratejik açıdan.Zaten bunu aynı düzeyde arzulayan ve uygulayan bir oluşum daha var orada ki;onlar tam olarak ABD nin,etki ajanlığı ve nüfus casusluğu görevlerini hakkıyla yerine getiren,Kürt-İslam mücahitleri(!),zamanın hilkat garibesi kürdo said in ilimle donatılmış(!) talebeleri,fettullah ın sümükleri….Bir de işin Türkiye boyutu var tabii..Bugün sesi hayli gür çıkan,Bahçeli nin hükümette olduğu senelerde hükümetin yediği haltı da hatırlamak gerekir.Türkiye deki Mao cuların faaliyetleri,felanlar filanlar…Bugün D.Türkisntan davasına baş olacak,Osman Batur,İsa Yusuf Alptekin yüreğinde adamlar yok maalesef.Rabia Kadir adında neye hizmet ettiği belirsiz,Türklük şuuruna sahip olduğu şüpheli(uygurluluk kimliğine sürekli vurgu yapan,liberal,hümanist) bir bayan var.
Ben sizlere bu konuda bilhassa,merhum Türkçü hocamız Necip Hablemitoğlu Beğ’in 1999 ve diğer yıllarda,Yeni Hayat Dergisi’nde yayınlanan makalelerini okumanızı tavsiye ederim.Zaten bugün Türkçülüğün hakiki manada en sağlam ve ilimsel kalesidir,Yeni Hayat Dergisi ve daimi,demirbaş kadrosu..Orada burada yayın yapan,Türkçülük namına,kendileri gibi davranmayan kimselere küfür etmekden başka bişeyler bilmeyen kimselerin gezindiği sitelerin forumlarındaki,yazıları okumayı çok da tasvip etmiyorum,genç Türkçü kandaşlarımın bilişsel(intellektüel) gelişimi babında..
Saygılarımla…
1933 yılında Mustafa Kemal AtaTürk Şöyle demiştir: ”Bugün Sovyetler birliği dostumuz muttefikimizdir. Fakat yarın ne olacağını kimse bilmez Tıpkı Osmanlı Avusturya Macaristan gibi parcalanıp ufalanabilir. Bugün elinde sımsıkı tuttuğu milletler avuçlarından kaçabilir işte o zaman Türkiyede ne yapacağını bilmelidir. Bizim bu dostluğumuzun İdaresinde dili bir inancı bir özü bir kardeşlerimiz vardır. zamanı geldiğinde onlara sahip çıkmaya hazır olmalıyız.” ama şimdi resmen bazıları çıkarları için soydaşlarımızın katline göz yummaktadır. Benim polisime, benim askerime pkk taş atarken kurşun sıkarken insan hakları oluyor. (Sen birde kasklara numara yazıyorsun çapulcular hainler rahat hareket etsin diye polisimin yetkisini sınırlıyorsun) dünyada Türkler katlediliyor ses çıkmıyor bunun neresi insanlık. Benim milletim Anne karnında dünyaya geldi at sırtında büyüdü şefiyle ölüp omuzlarda taşındı. Benim milletimin barışçıllığınıda savaşcılığınıda tüm dünya biliyor kimse göz ardı etmeye kalkmasın. Çünkü Türk milleti mutlaka intikamını alır ve alacaktır da. Çinli köpekler Türk milletinin korkusundan kilo metrelerce duvar örmüş. Şimdi dünya harikasıymış geç onu kornunun ecele faydası yok. Dün Kürşat ve kırk yiğidi Vardı eli silah tutan şimdide mehmetçik. Tüm Türk Milleti ORDU-YU HÜMAYUM OLARAK HAZIRIZ AMA KUMANDANLARIMIZ NEREDE?
Sayfalar: [2] 1 »