" Bilgicik.Com » Yazdır » Türkiye Cumhuriyeti (1.Bölüm)

- Bilgicik.Com - http://www.bilgicik.com -

Türkiye Cumhuriyeti (1.Bölüm)

YENİ TÜRK DEVLETİ’NİN KURULUÅžU
CUMHURİYETİN İLÂNI

1-Büyük Millet Meclisinin Açılması ve Yeni Türk Devleti’nin KuruluÅŸu

http://resim.bilgicik.com/Turk_tarihi_ve_kulturu/Turk_tarihi/Turkiye_cumhuriyeti.JPGMustafa Kemal PaÅŸa, 8 Nisan’da yayımladığı bildiride, Damat Ferid’in Aydın ilini Yunanistan’a teslim ettiÄŸini, tecavüze uÄŸrayan Türklerin müdafaasına engel olduÄŸunu, İtilaf Devletleri’ni askerî iÅŸgalde bulunmaya davet ettiÄŸini fakat milletin bu sefer tedbirli ve hazırlıklı davranacağını Damad Ferit Hükûmetini tanımayacağını açıklıyordu. İstanbul iÅŸgal altında olduÄŸundan normal faaliyetini sürdüremeyen Mebuslar Meclisi’nin olaÄŸanüstü yetki ile Ankara’da toplanması için her türlü tedbir alınmıştı. 19 Mart 1920′de bu hususta her tarafa bildiri gönderildi. Yapılan seçimler sonunda mebuslar Ankara’da toplandılar.


23 Nisan 1920′de Büyük Millet Meclisi açıldı. Mustafa Kemal [1] PaÅŸa derhâl bir hükûmet teÅŸkil edilmesini istedi. Meclis, kurucu meclislerin sahip oldukları bütün haklara sahip olduÄŸu gibi hükûmet vazifesini de üzerine almış bulunuyordu. Yeni kurulan bu devlet teÅŸri, icra ve kaza kuvvetlerini kendinde topladığından bir “cumhuriyet” demekti. Fakat ÅŸartlar uygun olmadığından bu deyim o dönemde kullanılmamıştır. Mustafa Kemal PaÅŸa, Türkiye Büyük Millet Meclisi baÅŸkanlığına seçildi; böylece hem devlet, hem de hükûmetin başına geçmiÅŸ oldu.


Büyük Millet Meclisi, ilk iş olarak çıkarttığı 29 Nisan 1920 tarihinde Hıyanet-i Vataniye Kanunu ile yurtta meydana gelen olumsuz cereyanları önlemek, ayaklanmaları kışkırtanları ve ayaklanmalara katılanları yola getirmeyi amaçlıyordu.


Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun çıkarılmasından hemen sonra Büyük Millet Meclisi, 3 Mayıs 1920′de ÅŸu 11 vekili seçerek programını yapmış ve yeni Türk Devleti’nin ilk hükûmetini I.İcra Vekilleri Heyeti adıyla kurmuÅŸtur.

* Bakan:Mustafa Kemal PaÅŸa,
* İçişleri: Cami Bey (Aydın),
* Adliye; C.Arif Bey (Erzurum),
* Bayındırlık :İ. Fazıl Paşa (Yozgat),
* Dışişleri :Bekir Sami Bey (Amasya ),
* Sağlık :Adnan Adıvar (İstanbul),
* İktisat :Yusuf Kemal Tengirşenk (Kastamonu),
* Maliye:Hakkı Behiç (Denizli ),
* Maarif: Dr. Rıza Nur (Sinop ),
* Millî Müdafaa: Fevzi Paşa (Kozan-Adana ),
* Erkan-ı Harbiye: Albay İsmet İnönü (Edirne ).


İlk Türkiye Büyük Millet Meclisi Cumhuriyet tarihimizde fevkalâde önemli bir mevkiye sahiptir. İlk meclisin fevkalâdeliği farklı ve zıt fikirlere sahip milletvekillerinden meydana gelmiş olmasına rağmen ülke savunması ve bütünlüğü konusunda tek bir ses ve tek bir yürek olabilmesidir. Bu temel hassasiyetine bağlı olarak ilk meclisin diğer özelliklerini de şu şekilde sıralayabiliriz;


1. Bu meclis her ÅŸeyden önce millî bir meclistir. Meclis üyeleri tamamiyle Türklerden oluÅŸmuÅŸtur. Bundan dolayı da “Meclis-i Kebir-i Millî “adını almıştır.

2. Meclis idealist, demokratik bir ruha sahiptir.

3. Olağanüstü hâl meclisidir. Yasama, yürütme ve yargı kavramlarını temel güçler olarak benimsemiş olmakla beraber bu güçleri kendi bünyesinde toplamıştır.

4. Meclisin temeli ve bekası fedakârlık esasına dayandırılmıştır.

5. Şüphesiz bu meclis kahraman bir meclisti.

Kısaca İlk Türkiye Büyük Millet Meclisi Türk milletinin tarihteki mevkiine paralel yüksek seviyeli bir meclisti.


2-TBMM’nin Açılmasından Sonra Meydana Gelen Askerî ve Siyasî Olaylar

Türk İstiklâl Savaşı’nda, giriÅŸilen mücadeleyi baÅŸarısızlığa uÄŸratmak için, ülke sınırları dahilinde çeÅŸitli yörelerde iç isyanlar meydana gelmiÅŸtir. Bu tür isyanların bir kısmı saltanat ve hilâfet adına, bir kısmı da Türk yurdunu parçalayarak yeni siyasî oluÅŸumları gerçekleÅŸtirmek amacıyla çıkarılmıştır.


BMM’nin meÅŸruiyetine karşı çıkarılan ve ülke bütünlüğünü tehlikeye düşüren, askerî, siyasî ve sosyal yönlerden büyük zararlar meydana getiren bu isyanlar sonuç itibariyle BMM Hükûmeti tarafından bastırılmıştır.Anadolu’da meydana gelen iç isyanların yanı sıra DoÄŸu Anadolu Rus destekli Ermenilerin, Güney Anadolu ise İngiliz Ermeni ve Fransızların iÅŸgaline uÄŸramıştı. Buna karşılık Türkiye Büyük Millet Meclisi, Misak-ı Milli sınırları içindeki topraklarının bir bütün olduÄŸunu kabul etmiÅŸ ve bunu gerçekleÅ£tirmek için harekete geçmiÅŸtir.


İlk olarak Kâzım Karabekir PaÅŸa komutasındaki kuvvetler Ermeniler’i bozguna uÄŸratarak Sarıkamış ve Kars’ı Türkiye’ye kazandıran Gümrü AntlaÅŸmasını 2 Aralık 1920 tarihinde imzaladı. Kısa süre sonra anlaÅŸma yoluyla Ardahan ve Artvin de ana vatana baÄŸlandı. Böylece Misak-ı Millî’nin DoÄŸu Anadolu’daki sınırına kısmen ulaşılmış oluyordu.


Güney ve GüneydoÄŸu Anadolu’da meydana gelen iÅŸgale karşı bölge halkı kendi imkânlarıyla bu haksızlığa karşı koymaya çalışmıştır. Bu bölgelerimizde açılan Adana, MaraÅŸ, Urfa ve Antep Cepheleriyle Anadolu’da kurtuluÅŸa giden yol açılmıştır. Güney cephelerimizde Türk kuvvetlerinin kazandığı zaferler sonucu Fransa, 20 Ekim 1921′de Ankara Hükûmeti ile Ankara İtilâfnamesini imzalamak zorunda kaldı. Bu antlaÅŸma, Fransa ile Türkiye arasındaki savaşı sona erdirmiÅŸ, Türklere karşı batılı devletlerin kurmuÅŸ oldukları ortak cephe yıkılmıştır.


DoÄŸu ve kısmen güney cephelerinde çarpışmalar baÅŸarıyla sona erince Ankara Hükûmeti bütün gücüyle Batı Cephesi’ne yönelme imkanı buldu. Batı Cephesi’ndeki dağınık birlikler düzenli bir ordu hâline getirildi ve cephe komutanlığına İsmet Bey (İnönü) atandı.


Bu sırada ileri harekâta geçen Yunan kuvvetleri 9 Temmuz 1920′de Bursa’yı iÅŸgal ederek EskiÅŸehir yönünde ilerlemeye baÅŸladı. İnegöl-Pazarcık yoluyla ilerleyen Yunanlılar İnönü mevkiinde Türk kuvvetleriyle karşılaÅŸtılar. 9-10 Ocak 1921 günlerinde savaÅŸ sürdü. Yunan kuvvetleri 11 Ocakta geriye çekildiler. Üç aylık bir aradan sonra yeniden saldırıya geçen Yunanlılar, 23-31 Mart 1921 tarihleri arasında yine İnönü’de Türk kuvvetleri karşısında bozguna uÄŸradılar. Fakat yeni birliklerle desteklenen Yunan Ordusu 10 Temmuzda saldırıya geçerek Afyon (13 Temmuz), Kütahya (17 Temmuz) ve EskiÅŸehir’i (19 Temmuz) iÅŸgal ettiler. Türk ordusu Sakarya hattına çekildi. Yunanlılar’ın son büyük saldırısı Sakarya hattında durduruldu.


22 gün ve gece süren (23 AÄŸustos-13 Eylül 1921) Sakarya savaşı Türk ordusunun zaferiyle sonuçlandı. Artık saldırı sırası Türk [2] ordusuna gelmiÅŸti. Anadolu’dan düşman kuvvetlerini atmak için bir yıllık bir hazırlıktan sonra 26 AÄŸustos 1922 tarihinde saldırıya geçildi. 30 AÄŸustosta düşman kuvvetleri periÅŸan edildi. Yunan baÅŸkomutanı Trikopis esir edildi (2 Eylül 1922). 9 Eylülde İzmir’de Yunan kuvvetleri denizine döküldü. 11 Eylülde Bursa kurtarıldı. Esirlerden baÅŸka Anadolu’da baÅŸka Yunan askeri kalmadı.


Yunan kuvvetlerinin ezilmesinden sonra Mudanya’da mütareke görüşmeleri 3 Ekim 1922 tarihinde baÅŸladı.11 Ekimde imzalanan Mudanya Mütarekesi’ne göre, Türkler ile Yunanlılar arasındaki savaÅŸ 14-15 Ekim gecesi sona erecek, Meriç ırmağına kadar olan DoÄŸu Trakya Yunanlılar tarafından boÅŸaltılacak ve İstanbul, barış antlaÅŸması imzaladıktan sonra İtilaf Devletlerince boÅŸaltılacaktı.


Trakya’yı teslim almak için 19 Ekim 1922 ‘de İstanbul’a gelen Ankara temsilcisi Refet PaÅŸa büyük gösterilerle karşılandı. 4 Kasım’da İstanbul Hükûmeti kendi görevinin sona erdiÄŸini ilan etti. 26 Kasım’da Trakya Türk yönetimine geçti. Böylece Yunan iÅŸgaline uÄŸramış olan bütün vatan toprakları kurtarılmış oluyordu.


Sıra barışın yapılmasına gelmiÅŸti. Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükûmeti 20 Kasım 1922 tarihinde toplanan Lozan Konferansı’na İsmet PaÅŸa baÅŸkanlığında bir heyet gönderdi. Görüşmeler 4 Åžubat 1923′te kesildi. Ancak tarafların barış isteÄŸi ağır basınca 23 Nisan’da görüşmeler yeniden baÅŸladı ve 23 Temmuz 1923 tarihinde XX. yüzyılın en önemli barış antlaÅŸmalarından biri olan Lozan AntlaÅŸması imzalanarak yeni Türk Devleti dünyaca tanınıyor, sınırları saptanıyordu.


Türkler dışında, Birinci Dünya savaşının bütün maÄŸlûp devletleri, kendilerine zorla kabul ettirilen antlaÅŸmalara boyun eÄŸmek zorunda kalmışlardı. Türk milleti ise Sevres AntlaÅŸması gibi bir esaret belgesini kendi tarihinin ÅŸeref ve haysiyetine layık görmemiÅŸ, istiklâlinin sona erdiÄŸinin zannedildiÄŸi bir anda, vatanın müdafaası için neler yapabileceÄŸini düşmanlarına önce savaÅŸ meydanlarında göstermiÅŸtir. Daha sonra bu baÅŸarılarını I.Dünya Savaşı’nın galiplerine, karşılıklı eÅŸitlik prensibine dayanan bir antlaÅŸmayla tasdik ettirmiÅŸ kendi üzerine oynanan bütün oyunları bozmuÅŸtur.


I. Dünya Savaşı’nın sonunda imzalanan adaletsiz anlaÅŸmalar, Avrupa’da yeni bir savaşın çıkmasına sebep olup yürürlükten kalkmış fakat gerçek barışın kurulmaya çalışıldığı Lozan AndlaÅŸması ise I. Dünya Savaşı sonrasının günümüze kadar geçerliÄŸini koruyan tek antlaÅŸması olmuÅŸtur. AntlaÅŸmanın Türk [2] milleti bakımından önemini en güzel ÅŸekilde Mustafa Kemal PaÅŸa açıklamıştır. ” Bu antlaÅŸma, Türk milletine karşı, yüzyıllardan beri hazırlanmış ve Sevres AntlaÅŸması’yla tamamlandığı zannedilmiÅŸ büyük bir suikastin, sonunda neticesiz bırakıldığını ifade eder bir vesikadır”.


|» “Türk Tarihi” Sayfasına Dön! « [3] |

Not: İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiÅŸtir…


2 yorum var. ( | Kapat)

2 yorum var. To "Türkiye Cumhuriyeti (1.Bölüm)"

#1. Yorum: buse sengür | 12 Şubat 2008 - 17:24

SİTE MÜTHİŞ ZATEN !!!!!!

#2. Yorum: cadı | 19 Ekim 2008 - 20:24

Bu site harika bana çok yardımcı oldu. TEŞEKKÜRLER.


Yazının kaynağı: Bilgicik.Com - http://www.bilgicik.com

Yazının bağlantısı: http://www.bilgicik.com/yazi/turkiye-cumhuriyeti-1bolum/

URLs in this post:

[1] Mustafa Kemal: http://www.bilgicik.com/yazi/ataturk/

[2] Türk: http://www.bilgicik.com/yazi/turk-adinin-anlami-turk-ne-demektir/

[3] » “Türk Tarihi” Sayfasına Dön! «: http://www.bilgicik.com/yazi/turk-tarihi/

© 2010 - Bilgicik.Com | Tüm hakları saklıdır.