Ana Sayfa » İslam Öncesi Türk Tarihi » Türklerde Kültür Uygarlık Konu Anlatımı

0



TÜRKLERDE KÜLTÜR UYGARLIK


1. Devlet Yönetimi

  • Eski Türk devletlerinde, Türk toplumlarında siyasi eşkilatlanmanın en üst basamağını, İl denilen devlet oluştururdu. Devletin başında hakan (han veya kağan) bulunurdu.
  • Hükümdarlar, devleti yönetmenin kutsal bir görev olduğuna ve bu görevin kendilerine Gök Tanrı tarafından verildiğine inanırdı. Gök Tanrı tarafından verilen yönetme yetkisine Kut adı verilirdi.
  • Türk devletlerinde hükümdarların erkek çocuklarının, kardeşlerinin ve ailede olan diğer erkeklerin hükümdar olma hakları vardı. Bu anlayış sonucu olarak da hükümdarın ölümünden sonra taht kavgaları başlardı. Bu mücadeleler ülkenin önce zayıflamasına daha sonra parçalanmasına ve yıkılmasına neden olurdu.
  • Türk devletlerinde hükümdarlar, ülkeyi töre hükümlerine, gelenek ve göreneklere göre yönetirlerdi. Töre hükümlerini uygulamak, ülkede dirlik ve düzeni sağlamak, adaleti gerçekleştirmek hükümdarın başlıca göreviydi.
  • Hükümdarın Hatun adı verilen eşi, devlet işlerinin yürütülmesinde hakana yardımcı olurdu. Eski Türk devletlerinde hükümdarlar çeşitli unvanlar kullanmışlardır. Bunların başında; Tanhu ve fianyü unvanları gelir. Ayrıca Türk devlet adamları Kağan, Hakan, Han, Yabgu, İlteber, İdikut gibi unvanlar da kullanmışlardır.

Örnek
İslamiyet’ten önce Türk devletlerinde kağanın eşine “hatun” unvanı verilirdi. Hatunun,
I. Elçileri kabul etmesi,
II. Sarayının olması,
III. Oğlunun veliaht olması
durumlarından hangileri, onun kağanı temsil etme yetkisinin olduğunu gösterir?
A) Yalnız l B) Yalnız II C) Yalnız III
D) l ve II E) Il ve III
2005 ÖSS

Çözüm
Hakanın eşi hatunun elçi kabul etmesi ve görüşmesi kağanı temsil etme yetkisinin olduğunu gösterir. Yanıt A

  • Türklerde ilk devlet teşkilatı Asya Hun Devleti hükümdarı Mete Han tarafından kurulmuştu. Ülke yönetim bakımından “doğu-batı (sağ-sol)” veya “kuzey-güney” diye iki idari bölgeye ayrılırdı. Bu ikili teşkilatın kaynağı, Türklerin Gök Tanrı inancıyla ilgiliydi. Çünkü Gök Tanrı inancına göre güneşin doğduğu taraf kutsal sayılırdı. Bu nedenle idari yönden doğu, batıya göre üstün kabul edilirdi. Devletin batı kanadını genellikle hükümdarın kardeşi yabgu unvanı ile yönetirdi.
  • Türk devletlerinde, devlet işlerinin görüşülüp karara bağlandığı meclise toy veya kurultay adı veriliyordu. Hakanın katılmadığı durumlarda meclise aygucı (vezir) başkanlık ediyordu.
  • Türk devletleri, askeri temel üzerine kurulmuştu. Bu oluşum sonucu olarak, ordu-ulus geleneği ortaya çıkmıştır.
  • Türk devletlerinde, ordu millet anlayışı olduğundan askerlik özel bir meslek sayılmazdı. Türk ordusu devamlıydı; ancak ücretli değildi. Ordunun temelini atlı askerler oluşturuyordu. Türk ordu teşkilatını ilk kuran Mete Han olmuştur. Türk ordusu onlu sisteme göre teşkilatlanmıştı. Buna göre en büyük birlik on bin kişiden oluşur ve buna tümen denirdi. En küçük birlik on kişiden oluşurdu. Türk ordusun iki önemli savaş taktiği vardı. Bunlar; geri çekilme (sahte ric’at) ve pusu kurma idi. Buna göre merkezdeki kuvvetler saldırıya geçtikten sonra yenilmiş gibi yaparak geri çekilirdi. Bu sırada pusuya düşürülen düşman ordusu, çember içine alınarak yenilgiye uğratılırdı. Bu taktiğe eski Türk yurdunun adından dolayı Turan taktiği denilmiştir.
  • Türk ordusu, sahip olduğu bu üstün özellikleriyle Çin, Roma, Bizans, Rus Knezliği ve Moğollar üzerinde etkili olmuştur.
  • Türklerde, yazılı olmamakla beraber, gelişmiş bir hukuk anlayışı vardı. Töre sosyal hayatı ve devletle halkın arasındaki ilişkileri düzenleyen yazısız hukuk kurallarıdır. Töre zaman içinde değişebilen ancak temel olarak değişmeyen hükümler içeriyordu. Türklerde adli örgüt, iki bölümden oluşuyordu: Hükümdarın başkanlık ettiği ve yargu denilen yüksek mahkeme, siyasi suçlara bakardı. Yarganlar (hâkimler) idaresindeki mahkemeler ise adli suçlara bakardı.

Örnek
İlk Türk devletlerinde kurultayın savaş, barış gibi önemli konularda aldığı kararlar kağanı bağlamazdı. Buna göre, kurultay aşağıdakilerden en çok hangisine benzemektedir?
A) Meclis hükümeti
B) Olağanüstü meclis
C) Kurucu meclis
D) Ulusal meclis
E) Danışma meclisi
2000 ÖSS

Çözüm
Kurultayın savaş ve barış gibi konularda aldığı kararların hakanı bağlamaması kurultayın danışma meclisi niteliğinin olduğunu gösterir. Yanıt E

Örnek
İslamlıktan önceki Türk devletlerinin geleneklerinden bazıları şunlardır:
I. Siyasi, ekonomik, kültürel işlerin kurultayda görüşülüp karara bağlanması
II. Kurultayda boy beylerinin söz sahibi olmaları
III. Kağanın belli bir ailenin üyesi olması
IV. Ülkenin, kağan ailesinin ortak malı sayılması
Bu geleneklerden hangileri, “demokratik” yönetimin özellikleriyle bağdaşabilir?
A) l ve II B) l ve III C) II ve III
D) II velV E) III ve IV

Çözüm
Siyasi, ekonomik, kültürel işlerin kurultayda görüşülüp karara bağlanması ve boy beylerinin kurultayda söz sahibi olmaları demokratik yönetimin ölçütleri ile bağdaşabilir.Yanıt A

Din ve İnanış

  • Eski Türklerde Gök Tanrı inancı, atalar kültü ve doğal kuvvetlere inanma yaygın olarak görülürdü.

Doğa Güçlerine İnanma

  • Tabiattaki varlıkların ruhları olduğuna inanılırdı.
  • Türklerde ölen kişinin ardından düzenlenen törene yuğ adı verilirdi.
  • Öldükten sonra hayatın devamına inanılır, kişinin eşyaları, kurgan adı verilen mezara konulurdu. Mezarın yanına ölen kişinin öldürdüğü düşmanların taştan yontulmuş tasvirleri dikilirdi. Bunlara balbal (mezar taşı) denirdi.

Atalar Kültürü

  • Türklerde büyüklere ve atalar kutsal sayılır ve saygı gösterilirdi.
  • Baba ve genellikle ataların, öldükten sonra, ruhları aracılığıyla aile bireylerini korumaya devam ettiklerine inanılırdı.
  • Mete ve Attila, Türk mezarlarının bozulmasını ve tahrip edilmesini savaş nedeni saymışlardı.

Gök Tanrı Dini

  • Türklerin asıl dini Gök Tanrı diniydi. Türkler, Tanrı’nın tek olduğuna inanırlardı.
  • Orhun Yazıtları’nda Tengri şekliyle yer alan Tanrı, en yüksek varlıktı.
  • Şamanizm’de doğaüstü bazı güçlere inanılıyor, dünyanın iyi ve kötü ruhların etkisi altında olduğu kabul ediliyordu. Ruhlar ile insanlar arasındaki bağlantıyı sağlayan kişiye fiaman (Kam) deniliyordu.
  • Türklerde çevre kültürlerle kurulan etkileşim sonucu farklı dinlere de rastlanmıştır.
  • Uygurlar arasında Maniheizm ve Budizm dinleri yayılmıştır. Macarlar, Bulgarlar, Peçenekler ve Kumanlar Hristiyanlığı benimserken, Hazarların çoğu Musevilik olmak üzere İslamiyet ve Hristiyanlığı da kabul etmişlerdir.

Örnek
Uygur Türkleri, başta Budizm olmak üzere çeşitli dinlere bağlı değişik kültürlerle ilişki kurdukları hâlde, dinî terimlerin bile Türkçe karşılıklarını kullanmaya özen göstermişlerdir.
Uygurlar bu davranışlarıyla aşağıdakilerden hangisini korumaya çalışmışlardır?
A) Toprak bütünlüğünü
B) Yönetim biçimlerini
C) Millî benliklerini
D) Toplumda eşitlik anlayışını
E) Eski inanç sistemlerini

Çözüm
Uygur Türklerinin farklı inançlar benimsemiş olmasına rağmen dini terimlerin Türkçe karşılıklarını kullanmaları millî benliklerini korumaya çalıştıklarını gösterir. Yanıt C

Sosyal ve Ekonomik Hayat

  • Boy siyasi bir nitelik taşır ve başında bey bulunurdu. Boy beyi, boy içinde dayanışmayı sağlamak, adaleti düzenlemek ve boyun çıkarlarını korumakla görevliydi.
  • Boyların birleşmesiyle bodun (boylar birliği) meydana gelir ve boyların başında boy beyi bulunurdu.
  • Hunlar ve Kök Türkler döneminde halk, konargöçer olarak çadırlarda yaşamıştı. Konargöçerler hayvancılıkla uğraşır, yazlık ve kışlık olarak göç ederlerdi.

NOT: Orta Asya’nın coğrafi yapısı ve iklim koşulları Türklerin hayat tarzını ve ekonomisini etkilemiştir.

  • Bozkırlarda yaşayan Tük topluluklarında, konargöçer yaşantının bir sonucu olarak, her işte hayvan gücünden yararlanılırdı. Türklerde at konargöçer yaşantısının vazgeçilmez bir parçasıydı.
  • Uygurlar döneminde Türkler büyük ölçüde yerleşik hayata geçtiler. Türklerde çeşitli zamanlarda düzenlenen sürek avları, savaş eğitimi yerine geçerdi. Av başlangıcında ve bitiminde büyük şölenler düzenlenirdi.

Örnek
Türklerin göçebe bir hayat tarzından yerleşik toplum düzenine geçmeleri, beraberinde pek çok değişiklik getirmiştir.
Aşağıdakilerden hangisinin bu değişikliklerden biri olduğu savunulabilir?
A) Ticaret yapmaları
B) Sanata ilgi duymaları
C) Ekip biçme aletlerine sahip olmaları
D) Topluluklar hâlinde yaşamaları
E) Kendilerine özgü dilleri kullanmaları
2008 ÖSS

Çözüm
Ekip biçme aletlerine sahip olma yerleşik hayatın bir göstergesidir. Yanıt C

Örnek
I. Kök Türkler
II. Hunlar
III. Uygurlar
Yukarıdaki ilk Türk devletlerinin hangilerinde şehirlerin kurulmasıyla, günümüze kadar gelen evler, tapınaklar, saraylar inşa edilmiştir?
A) Yalnız I B) Yalnız II C) Yalnız III
D) I ve II E) II ve III
2006 ÖSS

Çözüm
Yerleşik hayata geçerek günümüze kadar gelen evler tapınaklar ve saraylar inşa eden Türk toplumu Uygurlardır. Yanıt C

  • Toy, düğün ve şölenlerde bütün boy bir arada eğlenirdi.
  • Orta Asya’da ekonomi daha çok hayvancılığa dayanıyordu.
  • Tarım yağışa elverişli alanlarda ve nehir kenarlarında yapılırdı. Hun ve Kök Türklerden kalan sulama kanalları tarım yapıldığını kanıtlamaktadır.
  • Türkler komşu ülkelere canlı hayvan, deri, kösele, kürk ve hayvansal gıdalar satar, karşılığında tahıllar ve giyim eşyası alırlardı.
  • Asya Hunları, Kök Türkler ve Uygurlar, Çin ile Avrupa Hunları ise Bizans’la ticaret antlaşmaları yapmışlardır.
  • İpek Yolu’nun büyük bir bölümü Türk ülkelerinden geçiyordu. Bu yolla yapılan kervan ticareti, Türk devletlerinin önemli bir gelir kaynağıydı.
  • İpek Yolu’na egemen olmak Türkler ve Çinlilerin başlıca amacı olmuştur. Talas Savaşı’ndan sonra ticari yaşamda, Çinli tüccarların yerini giderek Müslüman tüccarlar almaya başladı. Türklerle Müslümanlar arasında ticari etkinlikler, İslam dininin Türkler arasında yayılmasında etkili oldu.

Örnek
I. Türk topluluklarının farklı boylardan oluşması
II. Türk topluluklarının genelde yerleşik düzene geçmemeleri
III. Türk topluluklarının dini inançları
Başlangıçta, Orta Asya’daki Türk devletlerinin ekonomilerinin temelinin hayvancılığa dayanmasında yukarıdakilerden hangilerinin etkili olduğu savunulabilir?
A) Yalnız I B) Yalnız II C) I ve II
D) I ve III E) II ve III

Çözüm
Türk topluluklarının yerleşik düzene geçmemesi Türklerde konar geçer bir yaşantının olması ekonominin temelinin hayvancılığa dayalı olması sonucu doğurmuştur. Yanıt B

Örnek
Türkçe’de buğday, arpa, darı gibi tahıl adları ile altın, gümüş, bakır, kurşun, demir gibi metal adlarının bulunması ve kurganlardan kılıç, süngü, bıçak ve balta gibi silahların çıkması, Türklerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine bir kanıt olamaz?
A) Tarım ürünlerini tanıdıklarına
B) Savunma amacıyla kullanılabilecek araçlar edindiklerine
C) Mezarlara kişisel eşyaların da konulduğuna
D) Metal eşyalardan yararlandıklarına
E) Komşu ülkelerle iyi ilişkiler içinde olduklarına
1999 ÖSS

Çözüm
Türklerde buğday, arpa ve deri gibi tahıl adlarının yer alması A seçeneğine; kılıç, süngü, bıcak gibi silahların olması B seçeneğine ve D seçeneğine ulaşmamızı sağlar. Mezarda kişisel eşyalarında konulması C seçeneğine ulaşmamızı sağlar.
Yanıt E

Örnek
Ticaret yollarından biri olan İpek Yolu’nun tarih boyunca farklı güzergâhlar izlemesinde aşağıdakilerden hangisinin etkisi olduğu savunulabilir?
A) Egemen güçlerin değişmesinin
B) Kabileler arasında kültür farklılıkları olmasının
C) İpeğin ticari bir değişim aracı olarak kullanılmasının
D) Ticari malların Avrupa’ya götürülmesinin
E) Kervan ticareti yapılmasının
2008 ÖSS

Çözüm
İpek Yolu’nun tarih boyunca farklı güzergâhlar izlemesi egemen gücün değişmesi ile ilgilidir. Yanıt A

Yazı, Dil ve Edebiyat

  • Türkçe, Ural-Altay dil ailesinin Altay grubu içinde yer alır. Türk yazısının ilk örneklerine IX. yüzyıl başlarından itibaren Orhun Yazıtları’nda rastlanmaktadır.
  • Türkler tarih boyunca Kök Türk, Uygur, Soğd, Süryani, Arap, Kiril ve Latin alfabelerini kullanmışlardır. Bunlardan Kök Türk ve Uygur alfabeleri, Türklerin kendi buldukları ulusal alfabelerdir.
  • Kök Türk alfabesi 38 harften meydana gelirdi. Kök Türk yazısına, ilk olarak Orhun Irmağı dolaylarında bulunan yazıtlarda rastlandığı için, Orhun Alfabesi de denmiştir.
  • Türklerde yazılı edebiyat fazla gelişmemiştir. Sözlü edebiyat ürünleri önem taşırdı. Sözlü edebiyat ürünleri; Türklerin yaşam biçimlerini, dünya görüşlerini anlatan savlar, ölen büyükler için söylenen sagular, sürek avlarında, savaşlarda ve şölenlerde söylenen koşuklardır.
  • Sözlü edebiyatın diğer önemli unsurları destanlardı. En eski Türk destanları; Oğuz Kağan (Hun), Türeyiş (Uygur), Alp Er Tunga (İskit), Göç (Uygur), Ergenekon, Bozkurt (Kök Türk) ve Manas (Kırgız) olarak sayılabilir.

İlk Türk Kitabeleri (Yazıtları)

  • Türklere ait ilk yazıtlar VII. yüzyıla ait Yenisey Yazıtları ve VIII. yy’a ait Orhun Yazıtları’dır.
  • Yenisey Yazıtları; mezar taşlarına yazdıkları yazılardır.
  • Orhun Yazıtları, İkinci Kök Türk Devleti hükümdarlarından Bilge Kağan (735), Kül Tigin (732) ve vezir Tonyukuk (727) adına dikilmiştir. Bilge Kağan ve Kül Tigin adına dikilen yazıtlar Yuluğ Tigin (Yuluğ Tekin) tarafından yazılmıştır.
  • Orhun Yazıtları’ndaki yazılar XIX. yüzyılda Danimarkalı Thomsen (Tomsen) tarafından okunmuştur. İlk Türkçe yazılı kaynak olan Orhun Kitabeleri’nde Türklerde sosyal devlet anlayışının olduğuna, hükümdarın halkına karşı sorumluluğu gibi Türklerle ilgili bilgilere ulaşabiliriz.
  • Orhun Kitabeleri, Türk tarihi hakkında bilgi veren Türklere ait eserler olmalarından dolayı oldukça önemlidir. Bu döneme kadar Türk tarihi hakkında bilgilere, Çin yıllıklarından veya Bizans kaynaklarından ulaşılıyordu.

Bilim ve Sanat

  • İlk Türk devletlerine ait ulaşabilen yazılı kaynaklar oldukça azdır. Gök bilimi ile ilgilenen Türkler, bir yılı 365 gün 5 saatten biraz fazla olarak hesaplamışlardır. Türkler bu çalışmalar sonucu, On İki Hayvanlı Türk Takvimini oluşturmuşlardır.
  • Orta Asya Türk sanatı, geleneksel konargöçer yaşantısı çerçevesinde şekillenmişti. Bu nedenle, Orta Asya Türkleri Uygurlara kadar yerleşik hayata özgü olan saray, tapınak, kale gibi sanat yapılarına sahip değillerdi.
  • Demircilik ve maden işlemeciliği, gelişmişti.
  • Dokumacılık, altın ve diğer madenlerden yapılan süs eşyaları, eyer ve koşum takımları başlıca el sanatlarıydı.
  • Uygurlar döneminde yerleşik hayata geçilmesiyle evler, tapınaklar ve kentler kurulmaya başlanmıştır.
  • Uygur mimarisinde Maniheizm ve Budizm dinlerinin etkisi görülür.
  • Türk kültürüne ait son yılların en önemli buluşu, 1970 yılında Kazakistan’ın merkezi Alma-Ata yakınlarındaki bir kurgandan çıkarılan Altın Elbiseli Adam heykelidir. Altın Elbiseli Adam heykelindeki altın işçiliği, Türk maden sanatının en gelişmiş örneğini göstermektedir.
  • Altaylarda, Pazarık Kurganı’nda bulunan halı (MÖ IV. yüzyıl), dünyanın en eski halısıdır. Bu halıda süvari, geyik ve hayvan figürleri yer almaktadır.

Örnek
Genel olarak Türklerde sanat Uygurlara kadar taşınabilir. Türklerde sanat deri, ahşap, metal ve taş işçiliğine dayalıdır. Uygurlarda ise sanat manastır, saray yapımı ve bunların iç donanımı biçiminde gelişme göstermiştir. Türklerde sanatta görülen bu gelişme, aşağıdakilerden hangisinin bir göstergesidir?
A) Göçebe hayattan yerleşik hayata geçildiğinin
B) Ülkenin sınırlarının genişlediğinin
C) Komşu devletlerle ilişkilerin zayıfladığının
D) Ticaret anlayışının değiştiğinin
E) Ülkenin istilalardan korunduğunun

Çözüm
Uygurlarla beraber manastır, saray gibi mimari eserlerin görülmesi yerleşik hayata geçildiğini göstermektedir. Yanıt A

Örnek
Kök Türk hükümdarı Bilge Kağan şehirlerin surlarla çevrilmesi, Budizm ve Taoizm’in tanıtılması gibi konuları meclise getirmiş fakat bu görüşler mecliste reddedilmiştir. Bu bilgiye dayanarak Kök Türklerle ilgili olarak aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz?
A) Hükümdar bazı inanç sistemlerinin bilinmesini istemektedir.
B) Mecliste sadece belli konular tartışılmaktadır.
C) Hükümdarın meclise sunduğu her öneri kabul edilmemektedir.
D) Hükümdar demokratik bir tutum içindedir.
E) Hükümdar şehirlerin korunmasını istemiştir.

Çözüm
Kurultayda sadece belirli kavramların görüşüldüğü yargısına ulaşılamaz. Yanıt B

Örnek
Bir başka ulusun diliyle konuşanlar, giderek o ulus gibi düşünürler. Yukarıda verilen yargı ile aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?
A) Ulusal dillerin okunduğu gibi yazılması gerektiğine
B) Uluslarrası ilişkilerde farklı dillerin güçlük yarattığına
C) Dilin ulusal bilincin gelişmesinde başlıca etken olduğuna
D) Ulusal dillerde yabancı sözcüklerin kullanılması gerektiğine
E) Ulusların uygarlık dünyasına katkıda bulunduklarına
2009 ÖSS

Çözüm
Verilen yargı dilin milli bilincin korunmasındaki ve gelişmesindeki öneme vurgu yapmaktadır. Yanıt C

bahar yayınevi uyarı


İle Yorum Yap!
Yorum Yap!

(İletinizi yazmadan önce, lütfen buraya dokunarak uyarıları okuyun!)

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.

Yorum yapmadan abone ol

Yazı Detayı
  • Yazının Bağlantısı: Türklerde Kültür Uygarlık Konu Anlatımı
  • Yazının Kategorisi: İslam Öncesi Türk Tarihi
  • Yazar:
  • Eklenme Tarihi: 12 Aralık 2011
  • Bu yazıya yapılan yorumları RSS kaynağı ile takibe alın.
  • Bu yazıya kendi sayfanızdan geri izleme yapın.
  • Diğer kaynaklarda arayın:
  • Etiketler:, ,