"
- Bilgicik.Com - http://www.bilgicik.com -
…Yoksul Oduncu…

Yoksul bir oduncu, ıssız bir ormanın kıyısındaki küçük bir kulübede karısı ve üç kızıyla birlikte oturuyormuÅŸ. Bir sabah yine iÅŸine giderken karısına demiÅŸ ki “Bugün öğle yemeÄŸimi büyük kızla ormana gönder. Çünkü öğleye kadar iÅŸimi bitiremeyeceÄŸim. Kız yolunu ÅŸaşırmasın diye yanıma bir torba darı alıp yollara serpeceÄŸim.” GüneÅŸ ormanın tepesine kadar yükselince, kız bir tas çorbayla yola çıkmış. Fakat ormanlarda, kırlarda uçuÅŸan serçeler, çayır kuÅŸları, ispinozlar, kara tavuklar, kanaryalar darı tanelerini çoktan toplayıp yemiÅŸlermiÅŸ. Bu yüzden kız yolu bulamamış. Gün batıncaya, gece oluncaya kadar saÄŸ ve esen dolaşıp durmuÅŸ. Gecenin karanlıkları içinde aÄŸaçlar uÄŸulduyor, baykuÅŸlar ötüyormuÅŸ. Kızın içine bir korku girmeye baÅŸlamış. O sırada uzakta, aÄŸaçların arasında parıldayan bir ışık görmüş. “Orada insanlar olsa gerek. Bunlar beni gece yanlarında misafir ederler” diye düşünmüş; ışığa doÄŸru ilerlemiÅŸ. Çok geçmeden bir evin önüne varmış. Pencerelerinde ışık görünüyormuÅŸ.
Kız kapıyı çalmış. İçeriden boÄŸuk bir ses “gel” diye bağırmış. Kız evin karanlık taÅŸlığına girmiÅŸ. Odanın kapısını vurmuÅŸ. Aynı ses “girsene içeri” demiÅŸ. Kız kapıyı açtığı zaman saçı sakalı bembeyaz bir adamın masanın başında oturduÄŸunu görmüş. Adam yüzünü iki eliyle kapamışmış. Ak sakalı masanın üzerinden yere kadar uzanıyormuÅŸ. Sobanın yanında üç hayvan uzanmış, yatıyormuÅŸ: küçük bir horoz, mini bir tavuk, alaca tüylü bir inek.. Kız başından geçenleri yaÅŸlı adama anlatmış. Geceyi geçirmek için ondan bir yer istemiÅŸ. Adam hayvanlara seslenmiÅŸ “güzel tavuk, güzel horoz, alacalı güzel inek! Ne dersiniz buna siz? ” Hayvanlar hep bir ağızdan “bizce uygun” demiÅŸler. YaÅŸlı adam kıza dönerek “burada her ÅŸeyden bol bol var! Haydi ocaÄŸa git, bize akÅŸam yemeÄŸi piÅŸir” demiÅŸ. Kız mutfakta ne aradıysa bulmuÅŸ.
Güzel bir yemek piÅŸirmiÅŸ, ama hayvanları hiç düşünmemiÅŸ. DoldurduÄŸu tabakları sofraya getirip koymuÅŸ. Ak saçlı adamın yanına oturmuÅŸ, karnını tıka basa doyurduktan sonra “o kadar yorgunum ki demiÅŸ, uzanıp uyuyacağım yatak nerde? ” Hayvanlar seslenmiÅŸler “onunla yedin içtin bizleri düşünmedin. Geceyi nerede geçirirsen geçir! Bunun üzerine yaÅŸlı adam “haydi merdivenden yukarı çık. Orada iki yataklı bir oda göreceksin. O yatakları düzelt, beyaz keten çarÅŸaflarını yay. Biraz sonra ben de gelip yatarım” demiÅŸ. Kız yukarı çıkmış. Yatakları düzeltip çarÅŸaflarını yaydıktan sonra, yaÅŸlı adamı beklemeden, bunlardan birinin içine girip uzanmış. Bir süre sonra ak saçlı adam gelmiÅŸ. Elindeki ışığı kızın yüzüne tutmuÅŸ. Başını sallamış. Kızın derin uykuda olduÄŸunu görünce döşemedeki kapağı açmış. Kızı, odanın altındaki mahzene indirmiÅŸ.
AkÅŸam üstü ortalık kararırken oduncu evine dönmüş. Kendisini bütün gün aç bıraktığı için karısına çıkışmaya baÅŸlamış. Kadın “benim suçum yok. Kız yemeÄŸi alarak çıkıp gitmiÅŸti… Herhalde yolunu ÅŸaşırmış olacak..Sabahleyin dönüp gelir.” Oduncu güneÅŸ doÄŸmadan kalkmış. Yine ormana gidecekmiÅŸ. Bugün de öğle yemeÄŸini ortanca kızın getirmesini tembih etmiÅŸ: “Yanıma bir torba mercimek alıyorum. Taneleri darınınkinden iridir.
Kız bunları daha iyi görür, yolunu ÅŸaşırmaz!” Öğle üzeri kız yemeÄŸi alıp yola çıkmış. Fakat mercimekler ortada yokmuÅŸ. Orman [1]daki kuÅŸlar bunları da, dünkü gibi, yiyip bitirmiÅŸlermiÅŸ. Kızcağız bütün gün ormanda dolaşıp durmuÅŸ. AkÅŸam olunca o da yaÅŸlı adamın evine varmış. İçeri alınmış. Yiyecek bir ÅŸeyle, yatacak bir yer istemiÅŸ. Ak saçlı adam yine hayvanlara sormuÅŸ. “Güzel tavuk, güzel horoz, alacalı güzel inek! Ne dersiniz buna siz?” Hayvanlar aynı yanıtı vermiÅŸler “bizce uygun” demiÅŸler. Bundan sonra her ÅŸey bir gün önceki gibi olmuÅŸ: Kız güzel yemekler piÅŸirmiÅŸ. YaÅŸlı adamla birlikte yemiÅŸ, içmiÅŸ; fakat hayvanları düşünmemiÅŸ. Yatacağı yeri sorunca hayvanlar “onunla yedin içtin..Bizleri düşünmedin.. Geceyi nerde geçirirsen geçir!” Kız uykuya dalınca yaÅŸlı adam gelmiÅŸ. Kafasını sallayarak kızı seyretmiÅŸ. Onu da mahzene indirmiÅŸ.
Geceyi orada geçirmesini güler yüzle rica etmiÅŸ. Ak sakallı adam yine hayvanlara sormuÅŸ “güzel tavuk; güzel horoz, alacalı güzel inek! Ne dersiniz buna siz.?” Onlar da bir ağızdan “bizce uygun” demiÅŸler! Bunun üzerine kız, önünde hayvanların yattığı sobaya doÄŸru gitmiÅŸ. Tavukla horozun parlak tüylerini okÅŸamış. Alaca ineÄŸin alnını hafif hafif kaşımış. YaÅŸlı adamın isteÄŸi üzerine güzel bir çorba piÅŸirmiÅŸ. Tasa koymuÅŸ. Sofraya getirmiÅŸ. Sonra “ben karnımı doyururken bu hayvancıklara hiçbir ÅŸey yok mu? Dışarıda her ÅŸeyden bol bol var. Önce onlara yiyecek getireyim” demiÅŸ. Dışarı çıkmış; arpa getirerek tavukla horozun önüne serpmiÅŸ. İneÄŸe de bir kucak dolusu güzel kokulu saman vermiÅŸ: “Afiyetle yiyin sevgili hayvanlar! Susadığınız zaman içersiniz diye size serin su da getireyim” demiÅŸ. Bir kova su getirmiÅŸ. Tavukla horoz [1] hemen kovanın kıyısına sıçramışlar, gagalarını suya daldırmışlar; sonra kafalarını havaya kaldırmışlar. Böylece su içmeye baÅŸlamışlar. Alaca inek de bu sudan kana kana içmiÅŸ.
Hayvanlar yemlerini yiyince kız, yaÅŸlı adamın yanına giderek sofraya oturmuÅŸ. Ondan artan yemekleri yemiÅŸ. Çok geçmeden tavukla horoz baÅŸlarını kanatları arasına sokmaya baÅŸlamışlar. Alaca inek de gözlerini kapamış. Bunun üzerine kız “artık ben de dinlenmeliyim” demiÅŸ. Kız merdivenlerden çıkmış, yatağı düzeltmiÅŸ, tertemiz örtüler örtmüş. İşi bitince yaÅŸlı adam gelmiÅŸ, yataklardan birine yatmış. Ak sakalı ayaklarına kadar uzanıyormuÅŸ. Kız ikinci yataÄŸa girmiÅŸ, duasını etmiÅŸ, uykuya dalmış. Küçük kız gece yarısına kadar rahat bir uyku uyumuÅŸ. Fakat ondan sonra evin içinde bir karışıklık olmuÅŸ. Evin köşe bucağından gıcırtılar, çıtırtılar duyuluyormuÅŸ. Kapılar kendiliÄŸinden açılıyor, duvarlar yumruklanıyormuÅŸ. Tavanın kiriÅŸleri yerlerinden fırlayacaklarmış gibi büyük bir gürültü olmuÅŸ. Az sonra daha güçlü bir çatırtı duyulmuÅŸ. Bu kez de evin damı çöker gibi olmuÅŸ. Sonunda her yanı yine sessizlik kaplamış. Keza hiçbir ÅŸey olmamış. Yattığı yerden kımıldanmamış, yine uykuya dalmış.
Sabahleyin ortalık aydınlandıktan sonra uyandığı zaman bir de ne görsün? Kendisi büyük bir salonun ortasında yatıyormuÅŸ. Kız sanki bir saraydaymış. Duvarlarda yeÅŸil ipekten fon üzerinde altından çiçekler fışkırıyormuÅŸ. Yatak fil diÅŸindenmiÅŸ. Üstündeki yorgan kırmızı kadifedenmiÅŸ. Yanındaki bir sandalyenin üzerinde incilerle iÅŸlenmiÅŸ bir çift terlik duruyormuÅŸ. Kız bunları düşte gördüğünü sanmış. Fakat içeriye çok şık giyinmiÅŸ üç uÅŸak girmiÅŸ. Ne gibi buyrukları olduÄŸunu sormuÅŸlar. Kız “gidin, ÅŸimdi yataktan kalkacağım, yaÅŸlı adama çorba piÅŸireceÄŸim. Güzel tavukla güzel horoza, alacalı güzel ineÄŸe de yem vereceÄŸim.”
Kız yaÅŸlı adamın kalktığını sanıyormuÅŸ. Onun yatağına bakmış. Fakat yatakta yaÅŸlı adamın yerine yabancı bir erkek yatıyormuÅŸ. Dikkatle bakınca bu adamın hem genç, hem de güzel olduÄŸunu görmüş. Adam uyanmış. Yatakta doÄŸrulmuÅŸ “ben bir prensim demiÅŸ, kötü bir cadı beni ak saçlı, ak sakallı bir yaÅŸlı kılığına sokarak ormanda yaÅŸamaya zorlamıştı.Bir tavuk, bir horoz ve alacalı bir inek kılığında üç uÅŸaktan baÅŸka hiç kimse benim yanıma gelemiyordu. Eski durumuma dönmem için yalnızca insanlara deÄŸil; hayvanlara da iyilik etmeyi seven, temiz yürekli bir kızın yanıma gelmesi gerekti. İşte bu kız sen oldun. Cadının yaptığı tılsım, bu gece yarısı senin yardımınla bozuldu. Eski orman kulübesi yeniden sarayıma dönüştü.”
Yataktan kalkınca prens üç uÅŸağını kızın ana-babasına yollamış. Onları düğüne çağırmış. Bu sırada kız “ama benim öbür kız kardeÅŸlerim nerede?” diye sormuÅŸ. OÄŸlan yanıt vermiÅŸ: “Onları mahzene kilitledim. Sabahleyin ormana götürülecekler. Kötü huylarını düzeltinceye, zavallı hayvanları aç bırakmayıncaya kadar bir kömürcüye hizmetçilik edecekler!…”
|» Masallar Sayfasına Dön! « [1] |
Not: İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiÅŸtir…
Yazının kaynağı: Bilgicik.Com - http://www.bilgicik.com
Yazının bağlantısı: http://www.bilgicik.com/yazi/yoksul-oduncu-masal/
URLs in this post:
[1] Orman: http://www.bilgicik.com/yazi/masallar/
Yazdırmak için buraya tıklayın.
© 2010 - Bilgicik.Com | Tüm hakları saklıdır.
11 yorum var. To "Yoksul Oduncu (Masal)"
#1. Yorum: ahmet | 08 Ocak 2008 - 15:47
çok güzellll
#2. Yorum: damla | 19 Åžubat 2008 - 17:00
çok güzel bir masal şimdi en sevdiğim masallar arasında
#3. Yorum: gizem | 25 Åžubat 2008 - 19:54
çooook güzel bir masalmış bilgisayarıma kayıtladım herkese sitenin adını veririm gerçekten süpermiş zaten sınıfta liste düzenlediler neler yazdırıcam diye düşünürken sağ olun yani
#4. Yorum: elaaa | 26 Nisan 2008 - 18:47
Okudum gerçekten güzelmiş.
#5. Yorum: elaaa | 26 Nisan 2008 - 18:48
İyiler her zaman mükafatını kötüler de cezasını bulur demişler.
#6. Yorum: leyla | 19 Ekim 2008 - 20:35
Hikayelerinizi çok beğendim ama bu hikayeler genellikle bilindik hikayeler biraz değişik olsa daha güzel olur. Ben de çocuk gelişimi okuyorum bu sene. Plan hazırldağımdan dolayı hikayelerinizden yararlanmaya çalışıyorum ama bilindik oldukları için pek işime yaramıyor. Genellikle 3 yaş gurbu için onların seviyelerine uygun kısa hikayeler arıyorum. Bulursanız e-postama atarsanız çok sevinirim. Teşekkürler. İyi akşamlar.
LEYLA
#7. Yorum: SeLiN | 23 Ekim 2008 - 21:54
Gerçekten çok güzel olmuÅŸ. Yazann eline saÄŸlık çok beÄŸendim. Valla ilk gözüme çarpan hikayeydi. Ggerçekten ÅŸahane…
#8. Yorum: kazım kazım | 13 Aralık 2008 - 19:36
Çok güzel bir masal bunların devamını dilerim.
#9. Yorum: meryem | 12 Åžubat 2010 - 22:18
Bence bu masal çok güzel. Ve bu masalda anladılmak istenen şey iyilik yapan iyilik bulur.
#10. Yorum: meryem | 12 Åžubat 2010 - 22:20
Bence bu masal çok güzel anlatılmak istenen şey iyilik yapan iyilik bulur.
#11. Yorum: Bilge | 15 Mayıs 2010 - 20:45
Bence bu hikaye çok güzel.Yayınladığınız için teşekkür ederim.
Saygılarımla.