<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>30 Agustos ve Turk Ordusu Nihal Atsiz | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/tag/30-agustos-ve-turk-ordusu-nihal-atsiz/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Fri, 21 Jun 2013 14:20:40 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>30 Ağustos ve TÜRK Ordusu (Hüseyin Nihal ATSIZ)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/30-agustos-ve-turk-ordusu-huseyin-nihal-atsiz/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/30-agustos-ve-turk-ordusu-huseyin-nihal-atsiz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Oct 2007 10:40:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hüseyin Nihal Atsız]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar ve Şairler]]></category>
		<category><![CDATA[30 Agustos]]></category>
		<category><![CDATA[30 Agustos ve Turk Ordusu Nihal Atsiz]]></category>
		<category><![CDATA[Nihal ATSIZin Makaleleri]]></category>
		<category><![CDATA[Nihal ATSIZin Yazilari]]></category>
		<category><![CDATA[Otuz Agustos]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçü Nihal ATSIZ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/30-agustos-ve-turk-ordusu-huseyin-nihal-atsiz/</guid>

					<description><![CDATA[<p>30 Ağustos ve TÜRK Ordusu (Hüseyin Nihal ATSIZ) 30 Ağustos deyince, tabii, akla hemen Türk ordusu geliyor. Türk ordusunu düşününce de, insan, ister istemez geçmişin derinliklerine giderek bir savaşlar destanını gururla hatırlıyor. &#160; Tarihimiz her şeyden önce bir kavgalar tarihidir. Eşsiz kahramanlıklarla, kumandanlık sanatının şaheser örnekleriyle dolu bir kavgalar tarihi ve tarihin seçkin ordusunun destanı… [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/30-agustos-ve-turk-ordusu-huseyin-nihal-atsiz/">30 Ağustos ve TÜRK Ordusu (Hüseyin Nihal ATSIZ)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><font face="Maiandra GD"><font color="#3366ff"><span style="font-size: 18pt; font-weight: 700"> 30 Ağustos ve TÜRK Ordusu<br />
</span></font><font color="#ff6600"> <span style="font-size: 12pt; font-weight: 700">(</span></font></font><span style="font-weight: 700"><font color="#ff6600" face="Maiandra GD">Hüseyin  Nihal ATSIZ)</font></span></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">30 Ağustos deyince, tabii, akla hemen  Türk ordusu geliyor. Türk ordusunu düşününce de, insan, ister istemez geçmişin  derinliklerine giderek bir savaşlar destanını gururla hatırlıyor.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Tarihimiz her şeyden önce bir kavgalar tarihidir. Eşsiz kahramanlıklarla,  kumandanlık sanatının şaheser örnekleriyle dolu bir kavgalar tarihi ve tarihin  seçkin ordusunun destanı…</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Türk ordusunun ne zaman kurulduğunu, daha doğru bir deyimle, Türk savaşçılarının  ne vakit ordu haline geldiğini, kesin olarak bilmiyoruz. Tarihin aydınlığına  çıktığımız zaman ordumuz vardı. Hem de ne ordu?&#8230;Destana “Oğuz Han” diye geçen  büyük imparatorumuz Tanrıkut Mete yahut Motun’un yarattığı o bulunmaz ve  yenilmez ordu… Tanrıkut Mete, disiplinin bir ordu için yiğitlikten de üstün  olduğunu anlamıştı. Tarihin en disiplinli ordusunu bu düşünceyle kurdu ve  askerlerine öyle bir ruh aşıladı ki ne buyruk verse körükörüne yapılıyordu. O  kadar ki, Tanrıkut buyruğu verdiği için servetleri olan atlarını ve sevgilileri  olan nişanlıları ile evdeşlerini hedef yaparak vurmaktan çekinmediler.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bugünün yumuşamış insanları, şüphesiz, böyle bir şeyi yapamaz ve yaptıramazlar.  Fakat az kuvvetle çok iş yapmak, büyük devlet kurmak ve millet yaratmak  isteyenlerin felsefesi de pörsük bir ruha dayanamaz. Tanrıkut Mete, Türk  milletinin edebi disiplinini kurdu ve bütün dünyaya askeri disiplinin ne  olduğunu, neler yapabileceğini gösterdi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Disiplin, körükörüne itaattır ve körükörüne itaatta en büyük yaratıcı şuur  gizlidir. Buhranlı anda, ölümün karşısında, tartışmakla hiçbir güçlük çözülemez.  İtaat edilen yanlış karar bile, tartışılan doğru karardan daha verimlidir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Mete’nin Hunlarının yiğitliğe ve nişancılığa ihtiyaçları yoktu. Lüzumundan çok  cesur ve nişancı idiler. Mete, bu meziyetlere disiplini de ekleyerek Türk ırkını  edebileştirdi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Disiplin… Emir vermek gururu ve emir almak sarhoşluğu… Bu sarhoşluk müthiş bir  şeydi ve içinde atom enerjisi gibi korkunç bir kuvvet gizlidir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Hunlar, Tabgaçlar, Aparlar, Gök Türkler, Uygurlar, Karahanlılar ve Selçuklular  hep aynı strateji ve aynı taktikle savaşıyorlardı. Ani baskın yapmak; yahut  düşman saldırınca çekilmek ve onu üssünden iyice uzaklaştırıp yıprattıktan sonra  kesin sonuçlu savaşa girmek. Düşmanla karşılaşınca ok yağdırarak ince ay  şeklinde saldırmak, düşman dayanıyorsa yine ince ay biçiminde hızla çekilmek ve  çekilirken geriye şaşmaz oklarla atış yapmak.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bu ince ay, kovalarken de, kaçarken de düşmanı kıskaç içine almaya daima hazır  bir metottur ve çok kere kapanarak onu yok etmiştir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Savaş, bozkırların bir hayat felsefesi olmuştur. Henüz İslamiyet doğmamıştır ve  Türkler ebedi cenneti henüz bilmedikleri gibi şehitlerin cennete gideceklerinden  de haberleri yoktur. Öyle olduğu halde savaşta ölmeye can atarlar, evde ölmekten  utanırlar, böyle bir ihtimal karşısında benizleri sararır.<br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><center><!--adsense#reklam_336x280--></center><br />
<font face="Maiandra GD" size="2"> Böyle bir orduyu elbette yenemezsin. Yok edebilirsin, fakat mağlup, asla!&#8230;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Babadan oğula askerliğin, iyi savaşçı yetiştirdiği muhakkaktır. İnsan hayatında  işbölümü gelişip toplum daha çapraşık bir durum alınca, Türkler de Tımarlı  askerliği kabul ettiler. Bu daimi bir ordu demekti ve yüzyıllar boyunca çok  verimli sonuçlar doğurdu. Tımarlı asker bir toprağın sahibi idi. Toprağın  gelirini alıyor, fakat daima savaşa hazır bulunuyordu. Ölünce yerine  oğullarından en iyisi geçiyordu. Osmanlıların, bir muamma ve mucize gibi görülen  ilk fetihlerini, küçük toprak aristokrasisi bu Tımarlı ordu yaptı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Mete’nin, büyük bir askeri felsefenin kurucusu olduğunu zaman ispat etti. Türk  ordusu, Mete’nin prensiplerine sadık kaldığı müddetçe yenilmedi, yenilse de  hemen toparlanmasını bildi. Mete’nin prensiplerinden uzaklaşınca bozgunlar  kendini gösterdi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Askerlik, fedakarlık ve feragat mesleğidir. Asker, şahsi kaprislerinden de  feragat edecektir. Kumanda aldığı zaman bunu kayıtsız şartsız uygulayamayan  insan, asker olamaz. Bu itaatta eşsiz bir güzellik vardır. Hoşuna gitmeyen şey  karşısında herkes direnir. Bunu, en seviyesiz insan, hatta hayvan da yapar.  Fakat hoşuna gitmeyi düşünmeden; zevkini, arzusunu, fikrini büyük bir prensip  uğruna feda edebilen insan, en üstün insandır. Tarihimizde, disiplinin bozulduğu  zamanların cezasını bozgunlarla ödedik. Son devrimizde ise, disiplinsizlikten  başka yeni bir mikropla zehirlendiğimiz oldu: Siyaset! Bunun nasıl bir mikrop  olduğunu ve neye mal olabileceğini Balkan Savaşı göstermiştir. Bütün dünyanın,  Balkanları birkaç ayda perişan edecek sandığı Türk ordusu, subay kadrosuna giren  siyaset mikrobu yüzünden korkunç bir bozguna uğradı. Siyasetin, nasıl kemirici  bir mikrop olduğunu anlamak için 1913’te Balkanlılara yenilen bir ordunun,  1914-1918’de İngiltere ve Fransa gibi o zamanın şampiyonları karşısındaki  şerefli ve destani savaşlarına bakmak yeter.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Çekirdek silahların ortaya çıktığı zamanımızda, askerliğin değeri kalmış mıdır  diyenler var. Bunlar kasıtlı bozgunular değilse, karamsar gafillerdir. Askeri  ruha sahip bir millet, aklın gerektirdiği şekilde hazırlanmışsa, birkaç atom  bombası ile yenilmesine imkan yoktur. Küçük İsveç, atom silahları olmadığı halde  atom savaşına hazırlanmıştır. Sığınaklarla, atom savaşı eğitimi ve gerillacıları  ile…</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Çekirdek silahlı düşmanın saldırısına uğrayan Türk ordusu ne yapar? Kendisinin  de aynı silahları varsa mesele yok. Aynı cinsten silahları yoksa, dağlara ve  mağaralara dağılarak tarihin en şanlı ve kanlı, en uzun ve çetin savaşını yapar.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">İngilizler, Fransızlar Çanakkale’ye saldırdığı zaman, o üstün silahlar  karşısında, o maneviyat ve o eğitim karşısında, Balkan Savaşı’ndan çıkmış Türk  askerinin bir şey yapamayacağından emindiler. Hatta Türk ordusundaki Alman  subayları da aynı düşüncede idiler. Fakat Enver Paşa’nın sıkı disiplini ile bir  buçuk yılda hazırlanan ordu, yetişkin ve fedakar subayların kumandasında, bire  karşı iki ölerek, onları durdurup kaçırdı. Çünkü ruhlarını zafer inancı  sarmıştı. Fakat ruhlarında zafer inancı olmayan Fransızlar, Majino’nun arkasında  oldukları halde Alman saldırışı karşısında 12 günde yere serildiler.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">30 Ağustosu anarken, bir inanç gücünün kazandırdığı zaferi düşünüyor ve ona  başlangıç olan 26 Ağustosu da hatırlıyoruz. 26 Ağustos, 40.000 kişinin 100.000’i  darmadağın ettiği başka bir inanç savaşının Malazgird’in de yıldönümüdür. Ve  doğrusunu isterseniz, Türkiye Türklerine yakışan asıl bayram 26-30 Ağustos  günlerinin bayramıdır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">30 Ağustosu anarken, onun şehitlerini ve bütün savaşların şehitleri olan elli  milyon kahramanı kutluyoruz. Milletimizin özü olan ordumuzu ve onun şeref  tablosunu düşünüyoruz. Subaylarımızın Tanrıkut Mete ordusu subayları kadar çelik  iradeli olmasını diliyoruz askerliğin zorlaştığı çağımızda, subay ve  astsubaylarımızın daha çekirdekten yetişmesini istiyor, bu sebepten askeri  okullarımızın kapatılması yolundaki hareketleri üzüntüyle karşılıyoruz.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Hayat savaştır. Ölümden korkanlar yaşamasın. Bayraklar, nasıl kanlandıkça bayrak  oluyorsa, toprak nasıl kanla sulandıkça vatan haline geliyorsa, toplumlar da  ölmesini bildikleri nisbette millettirler. Ölümden ancak hayvan ve hayvanlaşmış  insan kaçar. Ölümlerin en güzeli ise, yurt ve şeref uğrunda ölümdür. İçimizi  sızlatan şehitlerimiz aynı zamanda övüncümüz ve sevincimizdir de…</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bu yazı, Türkçülerin, Türk ordusuna, onun elli milyon şehidine ve yarınki  şehitlerine saygı duruşudur.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Nihâl Atsız, Milli Yol Dergisi, 31 Ağustos 1962, Sayı: 31</font></p>
<p><strong><font face="Maiandra GD" size="2"><font color="#ff0000">Kaynak:</font>  <font color="#000000">Nihal-Atsız.Com</font></font></strong></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"> <font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/huseyin-nihal-atsiz/">»<span lang="tr">  H. Nihal ATSIZ Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080"> |</font></span></span></font></strong></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/30-agustos-ve-turk-ordusu-huseyin-nihal-atsiz/">30 Ağustos ve TÜRK Ordusu (Hüseyin Nihal ATSIZ)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/30-agustos-ve-turk-ordusu-huseyin-nihal-atsiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
