<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ahmet Bican Ercilasun | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/tag/ahmet-bican-ercilasun/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Thu, 10 May 2018 13:00:55 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Türk Dünyasında Ortak İletişim Dili</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/turk-dunyasinda-ortak-iletisim-dili/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/turk-dunyasinda-ortak-iletisim-dili/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 Aug 2008 22:42:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim Kalemimizden]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Türkoloji]]></category>
		<category><![CDATA[1990]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Bican Ercilasun]]></category>
		<category><![CDATA[Anadolu]]></category>
		<category><![CDATA[Arap Alfabesi]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan Türkçesi]]></category>
		<category><![CDATA[Azeri]]></category>
		<category><![CDATA[Bağımsızlık]]></category>
		<category><![CDATA[Balkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Bozkurt]]></category>
		<category><![CDATA[Cin]]></category>
		<category><![CDATA[Doğu Türkistan]]></category>
		<category><![CDATA[Fars]]></category>
		<category><![CDATA[Farsça]]></category>
		<category><![CDATA[Gagauz Türkçesi]]></category>
		<category><![CDATA[Gagauzya]]></category>
		<category><![CDATA[iletisim Dili]]></category>
		<category><![CDATA[iran]]></category>
		<category><![CDATA[Kafkaslar]]></category>
		<category><![CDATA[Kazak]]></category>
		<category><![CDATA[Kazakistan]]></category>
		<category><![CDATA[Kazakistan Türkçesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kerkuk]]></category>
		<category><![CDATA[Kibris]]></category>
		<category><![CDATA[Kirgizistan]]></category>
		<category><![CDATA[Kiril Alfabesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kırgızistan Türkçesi]]></category>
		<category><![CDATA[Konuşma Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Latin Alfabesi]]></category>
		<category><![CDATA[Nazal n]]></category>
		<category><![CDATA[Oguz]]></category>
		<category><![CDATA[Ortak Dil]]></category>
		<category><![CDATA[Ortak İletişim Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Ortak Türk Abecesi]]></category>
		<category><![CDATA[Ortak Türk Alfabesi]]></category>
		<category><![CDATA[Ortak Türk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Özbek]]></category>
		<category><![CDATA[Özbekistan]]></category>
		<category><![CDATA[Özerk]]></category>
		<category><![CDATA[Rus]]></category>
		<category><![CDATA[Rusça]]></category>
		<category><![CDATA[Sovyetler Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[Tatar]]></category>
		<category><![CDATA[Tataristan]]></category>
		<category><![CDATA[Turan]]></category>
		<category><![CDATA[Türk]]></category>
		<category><![CDATA[Turk Birligi]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Devletleri]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Turk Dunyasi]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dünyasında Ortak Dil]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dünyasında Ortak İletişim Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Türk illeri]]></category>
		<category><![CDATA[Turk Lehceleri]]></category>
		<category><![CDATA[Turk Siveleri]]></category>
		<category><![CDATA[Turk Ulusu]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Turkiye Turkcesi]]></category>
		<category><![CDATA[Türklük Bilinci]]></category>
		<category><![CDATA[Türkmenistan]]></category>
		<category><![CDATA[Türkmenistan Türkçesi]]></category>
		<category><![CDATA[Uygur]]></category>
		<category><![CDATA[Uzak Doğu]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı Dili]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/?p=3561</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk Dünyasında Ortak İletişim Dili Dünyadaki bütün Türklerin birbirlerini kolayca anlayabilecekleri bir dili kullandıkları, Türkiye&#8217;den Özbekistan&#8216;a giden bir Türk&#8217;ün oradaki soydaşlarımızla hiç zorlanmadan anlaştığı, Tataristan&#8217;dan Ege Üniversitesi&#8217;ne gelen bir Tatar Türk&#8217;ünün ilk yıl Türkiye Türkçesini öğrenmek zorunda olmadığı ve Gagauzya&#8216;da Kazakistan&#8216;da yayın yapan televizyonların izlendiği bir Türk dünyasını düşünebiliyor musunuz? Türk&#8217;ün Türk&#8217;ten kopmadığı, ayaklarını yere [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-dunyasinda-ortak-iletisim-dili/">Türk Dünyasında Ortak İletişim Dili</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><span style="font-family: Maiandra GD; color: #00ff99;"><strong> <span style="font-size: 22pt;">Türk Dünyasında Ortak İletişim Dili</span></strong></span></p>
<p align="justify"><img decoding="async" src="https://farm4.static.flickr.com/3241/2776189478_e561ef93ac.jpg?v=0" alt="" align="left" /><span style="font-family: Maiandra GD;">Dünyadaki  bütün Türklerin birbirlerini kolayca anlayabilecekleri bir dili kullandıkları,  Türkiye&#8217;den  <a style="text-decoration: none;" href="../ozbekistan-cumhuriyeti-turan-illeri/"> <span style="color: #000000;">Özbekistan</span></a>&#8216;a giden bir Türk&#8217;ün oradaki soydaşlarımızla hiç  zorlanmadan anlaştığı, Tataristan&#8217;dan Ege Üniversitesi&#8217;ne gelen bir Tatar  Türk&#8217;ünün ilk yıl Türkiye  <a style="text-decoration: none;" href="../turkcenin-tarihi-gelisimi-muharrem-ergin/"> <span style="color: #000000;">Türkçe</span></a>sini öğrenmek zorunda olmadığı ve <a style="text-decoration: none;" href="../gagauzlar-gok-oguzdan-hristiyan-turkler/"> <span style="color: #000000;">Gagauzya</span></a>&#8216;da <a style="text-decoration: none;" href="../kazakistan-cumhuriyeti-turan-illeri/"> <span style="color: #000000;">Kazakistan</span></a>&#8216;da yayın yapan televizyonların izlendiği bir Türk dünyasını  düşünebiliyor musunuz? Türk&#8217;ün Türk&#8217;ten kopmadığı, ayaklarını yere daha sağlam  bastığı ve dünyadaki üç yüz milyona yakın soydaşının verdiği manevi güçle işe  koyulduğu bir Türk dünyası&#8230; </span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Türkler&#8217;in dünyanın birçok alanına  yayıldığının farkında olan ve yüreği birliği düşlenen  <a style="text-decoration: none;" href="../turan-illeri/"> <span style="color: #000000;">Türk dünyası</span></a>nda atan  herkes, bugün  <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/ortak-turk-dili/"> <span style="color: #000000;">ortak Türk Dili</span></a>&#8216;nin neden oluşturulamadığı konusunda yakınıp  duruyor. Bu yazımda, ortak bir  <a style="text-decoration: none;" href="../Turk-Dili/"> <span style="color: #000000;">Türk Dili</span></a>&#8216;nin neden oluşturulması gerektiğine,  niçin şimdiye kadar oluşturulamadığına ve nasıl oluşturulabileceğine değinmek  istiyorum.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD; color: #33cccc;"><strong>Ortak Türk Dili neden  kurulmalıdır?</strong></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Türkler, dünya üzerindeki izlerini  takip edebildiğimiz günlerden beri, birçok alanda yaşamışlardır. Ana  yurdumuz Tanrı Dağları&#8217;nın çevresinden yayılarak bugünlere gelen biz  <a style="text-decoration: none;" href="../turk-adinin-anlami-turk-ne-demektir/"> <span style="color: #000000;">Türkler</span></a>,  bugün çok geniş bir coğrafyaya yayılmış durumdayız. Anadolu&#8217;dan Avrupa&#8217;ya,  Balkanlar&#8217;dan Kafkaslar&#8217;a, Afika&#8217;dan Uzak Doğu&#8217;ya kadar her yerde  <a style="text-decoration: none;" href="../turk-adinin-anlami-turk-ne-demektir/"> <span style="color: #000000;">Türk</span></a>&#8216;ün  yaşadığına tanık olabiliyoruz. Eski dönemlerden beri çok farklı alanlara  dağıldığımız için, kullanmış olduğumuz ortak dil olan Türkçe de zamanla  birbirinden farklı şiveler &#8211; lehçeler doğurmuş ve birçok  <a style="text-decoration: none;" href="../turan-illeri/"> <span style="color: #000000;">Türk ili</span></a>nde farklı yazı  dilleri oluşmuştur. Sovyetler Birliği&#8217;nin dağılmasından sonra bağımsızlığını  kazanan Azerbaycan,  <a style="text-decoration: none;" href="../kazakistan-cumhuriyeti-turan-illeri/"> <span style="color: #000000;">Kazakistan</span></a>,  <a style="text-decoration: none;" href="../kirgizistan-cumhuriyeti-turan-illeri/"> <span style="color: #000000;">Kırgızistan</span></a>, Türkmenistan ve  <a style="text-decoration: none;" href="../ozbekistan-cumhuriyeti-turan-illeri/"> <span style="color: #000000;">Özbekistan</span></a>&#8216;da,  zamanla Türkçenin özellikle ses yapısında değişmelerin meydana geldiğini  görürüz. Türkler&#8217;in dünya üzerine dağılmasından sonra birbirleriyle pek ilişki  içerisinde bulunmamaları ve diğer Türk illerinden habersiz yaşamaları, dilde de  farklılaşmaları beraberinde getirmiştir. Bu kopukluklar neticesinde,  <a style="text-decoration: none;" href="../kirgizistan-cumhuriyeti-turan-illeri/"> <span style="color: #000000;">Kırgızistan</span></a> Türkçesi, <a style="text-decoration: none;" href="../kazakistan-cumhuriyeti-turan-illeri/"> <span style="color: #000000;">Kazakistan</span></a> Türkçesi, <a style="text-decoration: none;" href="../azerbaycan-cumhuriyeti-turan-illeri/"> <span style="color: #000000;">Azerbaycan</span></a> Türkçesi,  <a style="text-decoration: none;" href="../ozbekistan-cumhuriyeti-turan-illeri/"> <span style="color: #000000;">Özbekistan</span></a> Türkçesi, Türkiye  Türkçesi&#8230; gibi Türkçenin yeni kolları oluşmuştur. Bu kollardan bazıları  birbirine çok yakındır, bazıları ise birbirine çok uzaktır. Örneğin <a style="text-decoration: none;" href="../azerbaycan-cumhuriyeti-turan-illeri/"> <span style="color: #000000;">Azerbaycan</span></a> Türkçesi ile Türkiye Türkçesi birbirine çok yakındır; fakat <a style="text-decoration: none;" href="../saha-yakutistan-cumhuriyeti-turan-illeri/"> <span style="color: #000000;">Yakutistan</span></a> Türkçesi  ile  <a style="text-decoration: none;" href="../gagauzlar-gok-oguzdan-hristiyan-turkler/"> <span style="color: #000000;">Gagauz</span></a> Türkçesi birbirine çok uzaktır.</span></p>
<p><center>[ad1]</center></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;"> <a style="text-decoration: none;" href="../turan-illeri/"> <span style="color: #000000;">Türk dünyası</span></a>ndaki dilsel anlamdaki  bu farklılıklar, kuşkusuz bizim kültür, tarih, soy, ulus&#8230; birliğimizi de  derinden etkilemiştir. Özellikle Sovyetler Birliği döneminde Ruslar&#8217;ın  egemenliği altında yaşayan soydaşlarımıza Rusça öğretilmiş ve onlara &#8220;<strong>Sen Türk  değil Azerisin, Özbeksin, Tatarsın, Kazaksın&#8230;</strong>&#8221; denilerek, onları  <a style="text-decoration: none;" href="../Turk-Dunyasi/"> <span style="color: #000000;">Türk  dünyası</span></a>ndan koparmak istemişlerdir. İran&#8217;da yaşayan  <a style="text-decoration: none;" href="../24-oguz-turk-boyu/"> <span style="color: #000000;">Oğuz</span></a> boylu soydaşlarımız, Farslar&#8217;ın baskılarına maruz kalmışlar, genç Türk çocukları Farsça eğitim almak  zorunda kalmışlar ve sonuçta  <a style="text-decoration: none;" href="../turkcenin-tarihi-gelisimi-muharrem-ergin/"> <span style="color: #000000;">Türkçe</span></a>yi Farsça ile iç içe kullanacak hâle  gelmişlerdir. Kerkük&#8217;teki Türkmen yiğitleri, emperyalist güçlerin alçakça  politikalarına kurban gitmiş, kutlu <a style="text-decoration: none;" href="../turkcenin-tarihi-gelisimi-muharrem-ergin/"> <span style="color: #000000;">Türkçe</span></a>lerini Arapçayla iç içe kullanmaya  başlamışlardır. Buna benzer biçimlerde, dünyanın dört yanındaki Türkler, çeşitli  baskılar altında kalmışlar ve dayatmalar sonucu öz dillerini kaybetme  tehlikesiyle karşı karşıla gelmişlerdir. Bizlerin amacı, bütün <a style="text-decoration: none;" href="../turan-illeri/"> <span style="color: #000000;">Türk dünyası</span></a>nda  rahatça konuşulabilecek ve yazıya aktarılabilecek ortak bir  <a style="text-decoration: none;" href="../turkcenin-tarihi-gelisimi-muharrem-ergin/"> <span style="color: #000000;">Türk dili</span></a> oluşturmaktır. Çünkü dil, bir ulusun temel taşlarından biridir. Çünkü dilini  kaybeden uluslar, benliklerini de kaybederler. Biz, benliğimizi kaybetmemek  adına mücadele ediyoruz. Bunun için, İkinci Göktürk Devleti dönemindeki gibi,  bütün Türkler&#8217;in tek çatı altında yaşayabileceği günlerin özlemini duyduğumuz  bir dönemde, o günleri yaşayacağımız zamana hazırlık yapmak için şimdiden Türk  dünyasının bir ortak dile kavuşması gerektiğini düşünüyoruz.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD; color: #33cccc;"><strong>Ortak Türk Dili niçin şimdiye  kadar oluşturulamadı?</strong></span></p>
<p align="justify"><img decoding="async" src="https://farm4.static.flickr.com/3007/2776189546_f52182bd9b.jpg?v=0" alt="" align="right" /><span style="font-family: Maiandra GD;">Tarihin  eski dönemlerinden beri, biz dünyaya düzen verdikçe, düşman sahibi  kazanmışızdır. Bugüne kadar birçok ulusla savaşmış, karşı karşıya gelmişizdir.  Bunun için dünyada bizi gerçekten sevenler kadar, sevmeyenler de vardır. Bugün  Çinliler, hâlâ Doğu Türkistan&#8217;daki soydaşlarımıza akıl almaz eziyetler  etmektedirler. Rusya, hâlâ Sovyetler&#8217;in dağılmasından sonra bağımsızlığına  kavuşan Türk devletlerine baskı yapmaktadır. Avrupa Birliği, ABD&#8230;  Anlayacağınız dünyanın birçok güç odağı, Türkler&#8217;in dünya üzerinde yeni bir güç  odağı oluşturmalarını istemezler. Bunun için, gerek  <a style="text-decoration: none;" href="../turk-birligi-kurulmalidir/"> <span style="color: #000000;">Türk birliği</span></a> gerekse de  Türklüğün yücelmesi için atılması düşünülen bütün adımlar, Türk karşıtı  odaklarca çeşitli yollarla engellenmeye çalışılmaktadır.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Dünyadaki Türk devletlerinden, dünya  siyasetinde en etkili olanı kuşkusuz Türkiye Cumhuriyeti&#8217;dir. Diğer Türk  devletlerinin çoğu, bağımsızlığını yeni kazanmış veya özerk devletler kurmuştur.  Henüz tam bağımsızlık ve iç denetim anlamında bile eksikleri bulunan Türk  devletlerinin çoğu, iç ve dış sorunlarını aşıp dünya Türkleriyle buluşma olanağı  bulamamıştır. Hem dış devletlerin baskısı hem de ekonomik ve siyasal anlamdaki  güçsüzlük, bugüne kadar Türk dünyasında belli anlamda birliğin sağlanabilmesini  zorlaştırmıştır. Ayrıca duygulardan sıyrılarak kabul edilmesi gereken bir şey  vardır ki, bugün varlığını devam ettiren bazı Türk topluluklarının, Türklük  bilinçleri oldukça zayıflamıştır. Örneğin bazı  <a style="text-decoration: none;" href="../saha-yakutistan-cumhuriyeti-turan-illeri/"> <span style="color: #000000;">Yakutistan</span></a> Türkler&#8217;i, atalarının  Türk olduklarını bile bilmezler. Aynı durum,  <a style="text-decoration: none;" href="../kazakistan-cumhuriyeti-turan-illeri/"> <span style="color: #000000;">Kazakistan</span></a>&#8216;da,  <a style="text-decoration: none;" href="../kirgizistan-cumhuriyeti-turan-illeri/"> <span style="color: #000000;">Kırgızistan</span></a>&#8216;da&#8230; da  geçerlidir. Fakat düşünmek gerekir ki, bugün Türkiye&#8217;de bile milli bilinçten  yoksun bir kısım gençlik bulunmaktadır. Bu kadar uzun zaman Türk dünyasından  kopuk yaşayan ve çeşitli baskılara maruz kalan dünya Türkler&#8217;inin içinde, milli  bilincin zayıflaması olağandır. Bunun dışında, Türklüklerine sımsıkı bağlı olan,  hâlâ Göktürkler&#8217;i yaşayan &#8211; yaşatan, bir an önce  <a style="text-decoration: none;" href="../turk-birligi-kurulmalidir/"> <span style="color: #000000;">Türk birliği</span></a>nin (Turan&#8217;ın)  kurulmasını isteyen yürekli Türkler çoğunluktadır.. Yalnızca Türkiye&#8217;de değil, <a style="text-decoration: none;" href="../ozbekistan-cumhuriyeti-turan-illeri/"> <span style="color: #000000;">Özbekistan</span></a>&#8216;da, <a style="text-decoration: none;" href="../gagauz-ozerk-bolgesi-turan-illeri/"> <span style="color: #000000;">Gagauzya</span></a>&#8216;da, Tataristan&#8217;da,  <a style="text-decoration: none;" href="../azerbaycan-cumhuriyeti-turan-illeri/"> <span style="color: #000000;">Azerbaycan</span></a>&#8216;da&#8230; Türklüğe yüreğini  vermiş nice soydaşlarımız vardır.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Yukarıda değindiğim gibi, hem  ekonomik ve siyasal anlamdaki güçsüzlük hem de baskıların getirmiş olduğu kötü  bir ortam, bugüne kadar ortak Türk dilinin oluşturulmasına engel olmuştur.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD; color: #33cccc;"><strong>Ortak Türk Dili nasıl  oluşturulur?</strong></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Yıllar sonra üzerindeki baskıları  atmayı başaran Türk devletleri, gün geçtikçe güçlenmekte ve sanat, edebiyat,  spor, kültür&#8230; etkinliklerinde kendini ileriye taşımaya çalışmaktadır. Örneğin  Türkmenistan, planlı ekonomi ile on yıl kadar kısa bir süre içinde büyük bir  başarı sağlamış ve refaha kavuşmuştur. Bugün Türkmenistan&#8217;da elektrik, su,  doğalgaz, tuz&#8230; bedavadır. İşte böyle başarıları elde eden Türk devletleri  çoğaldıkça, özümüzdeki Türklük bilinci de uyanmaya çalışmaktadır.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Ortak Türk Dili&#8217;nin kurulması için,  ön koşullardan birisi &#8220;<strong>Ortak Türk Abecesi (Alfabesi)</strong>&#8220;dir. Bu konuda, son  zamanlarda çalışmalar yapılmış ve 34 harfli Ortak  <a style="text-decoration: none;" href="../turklerin-kullandiklari-alfabeler-alfabelerimiz/"> <span style="color: #000000;">Türk Alfabesi</span></a> oluşturulmuştur.  Bugüne kadar bu ortak dilin oluşturulamama nedenlerinden birisi de, alfabe  ortaklığının olmamasıdır. <a style="text-decoration: none;" href="../latin-alfabesi/"> <span style="color: #000000;">Latin</span></a>, Kiril ve  <a style="text-decoration: none;" href="../arap-alfabesi/"> <span style="color: #000000;">Arap Alfabeleri</span></a>&#8216;nin kullanıldığı Türk  dünyasında, bugün neredeyse bütün Türk devletlerinde <a style="text-decoration: none;" href="../latin-alfabesi/"> <span style="color: #000000;">Latin Alfabesi</span></a>&#8216;ne  geçilmiştir. Son olarak Gagauzlar, Kiril Alfabesi&#8217;ni bırakıp  <a style="text-decoration: none;" href="../latin-alfabesi/"> <span style="color: #000000;">Latin Alfabesi</span></a>&#8216;ne  geçiş yapmışlardır. Yapılan araştırmalar göstermektedir ki, bugün Türkçe için en  uygun alfabe <a style="text-decoration: none;" href="../latin-alfabesi/"> <span style="color: #000000;">Latin Alfabesi</span></a>&#8216;dir. Bütün Türk devletlerinde  <a style="text-decoration: none;" href="../latin-alfabesi/"> <span style="color: #000000;">Latin Alfabesi</span></a>&#8216;ne  geçişin tamamlanması,  <a style="text-decoration: none;" href="../Ortak-Dil/"> <span style="color: #000000;">ortak dil</span></a> yaratma çabaları açısından oldukça sevindirici  bir gelişmedir. Bütün Türk lehçelerindeki sesleri karşılayabilecek ortak <a style="text-decoration: none;" href="../turklerin-kullandiklari-alfabeler-alfabelerimiz/"> <span style="color: #000000;">Türk  Alfabesi</span></a>, şu harflerden oluşmaktadır:</span></p>
<p align="center"><strong><span style="font-family: Times New Roman;">&#8220;a, b, c, ç, d, e, ä, f, g, ğ, h, x, ı, i, j, k, q, l, m, n, ñ, o, ö,  p, r, s, ş, t, u, ü, v, w, y, z&#8221;</span></strong></p>
<p align="justify"><span lang="en"><span style="font-family: Maiandra GD;">Bugün, ortak Türk  Dili oluşturma çabaları içerisinde, bütün Türk devletlerinden yukarıdaki 34  harften alınarak oluşturulacak bir alfabe kullanılmaları istenmektedir. Gün  geçtikçe, durum buna doğru yaklaşmaktadır. Ortak Türk Alfabesi&#8217;ndeki &#8220;</span><span style="font-family: Times New Roman;"><strong>ä</strong></span><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8221;  harfi<strong>, </strong>&#8220;<strong>kapalı e</strong>&#8220;<strong> </strong>sesini<strong>; </strong>&#8220;<strong>x</strong>&#8220;<strong> </strong>harfi<strong>, </strong> &#8220;<strong>gırtlak h</strong>&#8221; sini<strong>; </strong>&#8220;<strong>q</strong>&#8220;<strong> </strong>harfi<strong>, </strong>&#8220;<strong>kalın k</strong>&#8220;<strong> </strong> sesini<strong>; </strong>&#8220;</span><strong><span style="font-family: Times New Roman;">ñ</span></strong><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8220;</span><strong><span style="font-family: Maiandra GD;"> </span></strong> <span style="font-family: Maiandra GD;">harfi<strong>, </strong>&#8220;<strong>nazal (burun) n</strong>&#8221; sini<strong> </strong> karşılamaktadır<strong>. </strong>Bu farklılıklar, Türk lehçelerinin ses yapılarındaki  farklılıklardan doğmaktadır. Aslında bu Ortak Türk Alfabesi&#8217;ndeki nazal n (<strong>ñ</strong>)  gibi harflerin karşıladıkları sesler, bugün Anadolu&#8217;da da yaşamaktadır.  Özellikle İç Anadolu Bölgesi&#8217;nde burundan çıkan &#8220;</span><span style="font-family: Times New Roman;"><strong>ñ</strong></span><span style="font-family: Maiandra GD;">&#8221;  sesini, bu harf karşılamaktadır.</span></span></p>
<p align="justify"><span lang="en-us"><span style="font-family: Maiandra GD;">Türkçenin bugün dünya üzerinde  farklı bölgelere yayılmış kollarının, ortak bir iletişim dili oluşturabilmesi,  bugün yaşayan Türk lehçelerinin korudukları söz varlıkları ve yapıları  dolayısıyla daha kolaydır. Kazakistan, Azerbaycan, Kırgızistan, Özbekistan,  Türkmenistan, Yakutistan, Türkiye&#8230; Türkçesinin söz (tümce) dizimleri hep  aynıdır. Ayrıca Türkçenin bu kolları arasında, büyük bir &#8220;<strong>söz varlığı</strong>&#8221;  ortaklığı bulunmaktadır. Bütün Türk lehçelerindeki fiiller, Türkçe kökenlidir.  Zamirlerin neredeyse hepsi, Türkçe kökenlidir. Sayılar, bütün Türk illerinde &#8220;<strong>bir</strong>&#8220;den  başlayıp &#8220;<strong>milyar</strong>&#8220;a kavuşuncaya kadar aynıdır. Renk adları, üç aşağı beş  yukarı aynıdır. Ayrıca &#8220;<strong>temel sözcükler</strong>&#8221; dediğimiz &#8220;burun, ağız, dağ, taş,  gök, yeşil, kuş, bulut&#8230;&#8221; gibi sözcüklerin neredeyse hepsi, bütün Türk  dünyasında ortaktır. Lehçeler arasında, yalnızca &#8220;<strong>ses</strong>&#8221; boyutunda  farklılaşmalar vardır. Örneğin Türkiye Türkçesinde &#8220;<strong>yeşil</strong>&#8221; olan renk adı,  diğer Türk lehçelerinde &#8220;<strong>yaşıl, jasıl, caşıl</strong>&#8221; biçiminde kullanılmaktadır.  İşte bu hem yapı hem de söz varlığı boyutundaki büyük ortaklık, Türk  lehçelerinin bugün kolaylıkla bir ortak iletişim dili oluşturabileceği konusunda,  bize umut vermektedir.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Türk dünyasında ortak bir dil  oluşturma, iki yolla gerçekleşebilir. Ya bütün Türklerin bildiği yabancı bir  dili, ortak dil yapacağız; ya da Türk şiveleri &#8211; lehçeleri içerisinden birini,  <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/ortak-turk-dili/"> <span style="color: #000000;">ortak Türk Dili</span></a> yapacağız. Birincisi hem olanaksız hem de anlamsızdır. Amacımız  kutlu Türkçemizi yüceltmek ve Türk illerindeki soydaşlarımızla, öz dilimizle  konuşmaya çalışmakken, yabancı bir dili bütün Türklerin ortak dili yapmak doğru olmaz.  Zaten bu doğru olsa bile, olanaklı olmaz; çünkü dünyadaki bütün Türklerin  bildiği ortak bir yabancı dil yoktur. Irak&#8217;taki Türkler&#8217;in yabancı dili Arapça,  Makedonya&#8217;daki Türkler&#8217;in yabancı dili Sırpça veya Makedonca, İran&#8217;daki  Türkler&#8217;in yabancı dili Farsça,  <a style="text-decoration: none;" href="../kirgizistan-cumhuriyeti-turan-illeri/"> <span style="color: #000000;">Kırgızistan</span></a>&#8216;daki Türkler&#8217;in yabancı dili ise  Rusçadır. Görüldüğü gibi bütün Türklerin ortak bir yabancı dili yoktur. Bunun  için yabancı dille ortak bir dil oluşturulamaz.  İkinci yöntem bugün  yaşayan Türk şivelerinden &#8211; lehçelerinden birinin, ortak Türk dili yapılmasıdır.  Peki bu Türk lehçesini kim seçecek?  <a style="text-decoration: none;" href="../onemli-turkologlar/"> <span style="color: #000000;">Türkologlar</span></a> mı, <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/Turk-Dil-Kurumu/"> <span style="color: #000000;">Türk Dil Kurumu</span></a> mu, devlet  başkanları mı, yoksa biz mi? Yoksa bütün Türk lehçelerinden toplanacak  sözcüklerin birleştirilmesiyle yeni bir dil mi oluşturulması gerekiyor? Elbette bu, böylesine bir  yolla veya seçimle olacak bir iş  değildir. Dil, canlı bir varlıktır ve bu ortak dil yaratma sürecinin de aynı  canlılık içerisinde olması gerekir. Anlayacağınız, ortak dil oluşum sürecini,  doğallığı içerisinde beklememiz gerekiyor.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Türk şivelerinden &#8211; lehçelerinden  birinin,  <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/ortak-turk-dili/"> <span style="color: #000000;">ortak Türk Dili</span></a> olabilmesi için, bütün Türk dünyasının etkileşim  içerisinde olması gerekiyor. Etkileşim olmadığı sürece,  <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/tag/ortak-turk-dili/"> <span style="color: #000000;">ortak Türk Dili</span></a>&#8216;nin  doğal olarak oluşması olanaksızdır. Bunun için, oturup da bütün Türk  lehçelerinden birkaç sözcük alıp yeni bir ortak iletişim dili oluşturmak yerine,  Türk topluluklarının etkileşimi dolayısıyla dillerin de etkileşimini  gerçekleştirmek ve bunun doğal bir sonucu olarak ortak bir Türk Dili&#8217;nin  oluşmasını sağlamak gerekir.  <a style="text-decoration: none;" href="../turan-illeri/"> <span style="color: #000000;">Türk illeri</span></a>nin, birbirleriyle etkileşiminin  sağlanması çok yönlü olabilir. Farklı Türk illerindeki gençler, evrenkentlere  (üniversitelere) yerleştirilebilir; Türklük bilimciler bu konularda  araştırmalarını sürdürüp Türkoloji toplantılarını arttırabilir; Türk illerine  geziler düzenlenebilir; bütün Türk illerinde farklı  <a style="text-decoration: none;" href="../turan-illeri/"> <span style="color: #000000;">Türk illeri</span></a>nden gelen  öğrencilerin okuyabileceği okullar açılabilir; ortak kültürümüzün ürünleri olan  yazınımıza ait eserler (örneğin <a style="text-decoration: none;" href="../dede-korkut-destanlari/"> <span style="color: #000000;">Dede Korkut Destanları</span></a>) farklı  <a style="text-decoration: none;" href="../turan-illeri/"> <span style="color: #000000;">Türk illeri</span></a>nde  farklı  <a style="text-decoration: none;" href="../Turk-Lehceleri/"> <span style="color: #000000;">Türk lehçeleri</span></a>yle basılarak dağıtılabilir; Türklüğü ve Türklük  değerlerini anlatan belgeseller, filmler çekilip bütün Türk lehçeleriyle  seslendirildikten sonra her Türk ilinde bunlar sunulabilir; herkesin kolayca  erişebileceği internette büyük Türk otağları kurulabilir; devlet başkanlarının  Türk toplulukları arasındaki iletişime her yönden destek olması sağlanabilir&#8230;</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Yukarıda sıralananlar yapılırsa,  ortak iletişim dilimiz kendi doğallığı içerisinde oluşur ve bütün Türk dünyası  uyanıp yeniden dünyada büyük bir güç odağı oluşturabilir. İnanın bu hiç de zor  değil. Tam tersine çok kolay. Ahmet Bican Ercilasun hocamızın  &#8220;<strong><a style="text-decoration: none;" href="../Ortak-iletisim-Dili/"><span style="color: #000000;">Ortak İletişim Dili</span></a> ve Ortak Alfabe Üzerine</strong>&#8221; adlı makalesinde belirttiği üzere:  &#8220;Bir Türkiye Türk&#8217;ü ile bir  <a style="text-decoration: none;" href="../azerbaycan-cumhuriyeti-turan-illeri/"> <span style="color: #000000;">Azerbaycan</span></a> Türk&#8217;ü birkaç saat içinde; bir Türkiye  Türk&#8217;ü ile bir  <a style="text-decoration: none;" href="../Turkmen/"> <span style="color: #000000;">Türkmen</span></a>,  <a style="text-decoration: none;" href="../Kirim/"> <span style="color: #000000;">Kırım</span></a>, Özbek veya Uygur Türk&#8217;ü 7-10 gün içinde; bir  Türkiye Türk&#8217;ü ile bir Tatar Türk&#8217;ü 15 &#8211; 20 gün içinde; bir Türkiye Türk&#8217;ü ile  Kazak, Kırgız ve Başkurt Türk&#8217;ü bir ay içinde %70-80&#8217;lik anlaşma seviyesine  ulaşabilmektedir.&#8221; Yani buradan anlaşılacağı üzere, bütün Türkler çok sıkı  ilişkiler içerisinde yaşasa ve sürekli birbirleriyle konuşabilse, en geç 1-2 ay  içerisinde herkes birbiriyle sorunsuz olarak anlaşabilecektir. Elbette öz  Türkçeden oldukça uzaklaşmış Türkçeyi kullanan  kandaşlarımız için, bu süre  daha fazla olabilir. Veya bir Kırgızistan Türk&#8217;ü ile bir <a style="text-decoration: none;" href="../kazakistan-cumhuriyeti-turan-illeri/"> <span style="color: #000000;">Kazakistan</span></a> Türk&#8217;ünün  anlaşabilme süresi, çok daha azalabilir. Bunun örneği, bugün Türkiye Türkleri  ile <a style="text-decoration: none;" href="../azerbaycan-cumhuriyeti-turan-illeri/"> <span style="color: #000000;">Azerbaycan</span></a> Türkleri arasındaki ilişkinin doğal sonucu olarak ortaya çıkan  dilsel benzerliklerde görülebilir. Hem özellikle Doğu Anadolu Bölgesi&#8217;nde  milyonlarca Azerbaycan Türk&#8217;ünün yaşaması ve bir o kadar Anadolu Türk&#8217;ünün de  Azerbaycan&#8217;da yaşaması hem de coğrafi yakınlık nedeniyle ilişkilerin artması,  dillerimizin de birbirinden etkilenerek çok benzer olmasını sağlamıştır.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">İşte bu anlatılanlar çerçevesinde,  ortak bir Türk Dili&#8217;ni oluşturabilmenin tek yolunun,  <a style="text-decoration: none;" href="../turan-illeri/"> <span style="color: #000000;">Türk dünyası</span></a> ile ilişkileri  arttırmaktan geçtiğini ortaya koyabiliriz. Bir günde devlet yıkıp, bir gecede  devlet kuran yüce Türk ulusu olarak, her türlü engele karşı  <a style="text-decoration: none;" href="../turk-birligi-kurulmalidir/"> <span style="color: #000000;">Türk birliği</span></a>nin ilk  adımı olan dil birliğini de oluşturacağımız gün, yakındır. </span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Tanrı, Türk&#8217;ün yardımcısı olsun&#8230;</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;"><strong>Yavuz Tanyeri</strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-dunyasinda-ortak-iletisim-dili/">Türk Dünyasında Ortak İletişim Dili</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/turk-dunyasinda-ortak-iletisim-dili/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>15</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tarihten Geleceğe Türk Dili &#8211; (Prof. Dr. Ahmet B. ERCİLASUN)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/tarihten-gelecege-turk-dili-prof-dr-ahmet-b-ercilasun/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/tarihten-gelecege-turk-dili-prof-dr-ahmet-b-ercilasun/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 14 Dec 2007 00:35:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dilimizle İlgili Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Bican Ercilasun]]></category>
		<category><![CDATA[Dilimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Kutlu Dilimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihten Gelecege]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihten Gelecege Türk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dilinin Gelecegi]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dilinin Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Türkolog]]></category>
		<category><![CDATA[Türkoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/tarihten-gelecege-turk-dili-prof-dr-ahmet-b-ercilasun/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tarihten Geleceğe Türk Dili (Prof. Dr. Ahmet B. ERCİLASUN) Türk dilinin en eski izleri Sümer kaynaklarındaki Türkçe sözlerdir. M.Ö. 3100-M.Ö. 1800 yılları arasına ait Sümerce metinlerde 300&#8217;den fazla Türkçe söz yer almaktadır. Sümerceyle Türkçedeki ortak sözler ya ortak kökenden gelmektedir ya da alış veriş sonucu ortaya çıkmıştır. Hangi ihtimal doğru olursa olsun Türkçenin ilk verileri [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/tarihten-gelecege-turk-dili-prof-dr-ahmet-b-ercilasun/">Tarihten Geleceğe Türk Dili – (Prof. Dr. Ahmet B. ERCİLASUN)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><strong> <font style="font-size: 22pt" color="#3366ff" face="Maiandra GD">Tarihten  Geleceğe Türk Dili</font><font style="font-size: 15pt" color="#ff6600" face="Maiandra GD"><br />
(Prof. Dr. Ahmet B. ERCİLASUN)<br />
</font></strong></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Türk dilinin en eski izleri  Sümer kaynaklarındaki Türkçe sözlerdir. M.Ö. 3100-M.Ö. 1800 yılları arasına ait  Sümerce metinlerde 300&#8217;den fazla Türkçe söz yer almaktadır. Sümerceyle  Türkçedeki ortak sözler ya ortak kökenden gelmektedir ya da alış veriş sonucu  ortaya çıkmıştır. Hangi ihtimal doğru olursa olsun Türkçenin ilk verileri M.Ö.  2000-3000 arasına çıkmakta, yani bundan 4-5000 yıl geriye gitmektedir. Ortak  sözler Türklerle Sümerlerin komşu olduklarını da gösterir. Türklerin hiç olmazsa  bir bölümü M.Ö. 2000-3000 yılları arasında, belki de daha önce Ön Asya&#8217;da  yaşamış olmalıdır.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">M.Ö. 7.-3. yüzyıllar  arasında Karadeniz&#8217;le Hazar&#8217;ın kuzeyinde ve Kuzeydoğusunda yaşayan Sakaların  önemli bir bölüğü ve yöneticileri de büyük ihtimalle Türktü. M.Ö. 6. yüzyılda  yaşamış olan Sakaların kadın hükümdarının adı Yunan kaynaklarında <strong>Tomiris</strong>  olarak geçer. Bu kelime Türkçe <strong>Temir </strong>(demir) olsa gerektir.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Dîvânü Lûgati&#8217;t-Türk&#8217;te  anlatıldığına göre İskender&#8217;in Türkistan seferi sırasında (M.Ö. 330&#8217;lar) <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-adinin-anlami-turk-ne-demektir/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türk</font></a>lerin bir kısmı, hükümdarları Şu  yönetiminde Hocent civarında, yani Seyhun&#8217;un yukarı havzalarında idiler.  İskender&#8217;in gelişiyle Şu ve idaresindeki Türkler Altaylara çekildiler; Oğuzlar  ise Hocent civarında kaldılar.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Çin kaynaklarındaki ilk  bilgilere göre Türkler Çin&#8217;in kuzeyindeki bozkırlarda yaşıyorlardı. M.Ö.  220&#8217;lerde ortaya çıkan <strong>Tuman </strong>(Teoman) <strong>Yabgu </strong>ve M.Ö. 209&#8217;da  hükümdar olan oğlu <strong>Motun </strong>(Mete) <strong>Yabgu</strong>, Hunların büyük hükümdarları  idiler ve merkezleri bugünkü Moğolistanda bulunan Orhun vadisinde idi. Hunlardan  sonra da Topalar, Avarlar, Göktürkler, Uygurlar dönemlerinde, M.S. 840&#8217;a kadar  Türklerin merkezi Orhun vadisinde olmuştur. M.Ö. 220 &#8211; M.S. 840 arasındaki 1000  küsur yıllık dönemde Türkler kudretli zamanlarında Okyanus kıyılarından Hazar&#8217;a,  hatta bazen Karadeniz&#8217;in kuzeyine kadar uzanan topraklara hükmediyorlardı.  Türklerden bir bölüğü M.S. 370&#8217;lerde İdil&#8217;i geçmiş ve Kafkaslarla Karadeniz&#8217;in  kuzeyine ulaşmıştı. Batı Hunları, Bulgarlar, Avarlar, Peçenekler ve Kıpçaklar  370&#8217;ten başlayarak yüzyıllar boyunca Doğu Avrupa ve Balkanları yönetimleri  altında bulundurmuşlardır.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Asya ve Avrupa Hunlarına  ait herhangi bir Türkçe metin elimizde bulunmamaktadır. Ancak Çin ve Bizans  kaynaklarına geçen bazı özel adlar ve kelimeler onlara ait Türkçe veriler olarak  kabul edilmektedir. Çin kaynaklarında geçen <strong>tehri, kut, yabgu, ordu, temir</strong>  gibi sözlerin Çinceleşmiş biçimleri, milât yıllarına ait Türkçe verilerdir.  Attilâ&#8217;nın babasının adı olan <strong>Muncuk </strong>(Boncuk) ve oğullarının adları <strong> Dehizik, İrnek, İlek</strong> Türkçeyle açıklanabilmektedir. 6.-9. yüzyıllardaki Tuna  Bulgarlarından yıl ve ay adları ile birkaç kelimelik bazı küçük metinler  kalmıştır. Yıllar hayvan adlarıyla adlandırıldığı için yıl adları aynı zamanda  çeşitli hayvanların adlarını gösteriyordu. Aylar sıra sayılarıyla ifade edildiği  için Bulgar Türkçesindeki sayıların adlarını da böylece öğrenmiş oluyorduk.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Moğolistan&#8217;da bulunmuş olan  6 satırlık Çoyr yazıtı tarihi bilinen en eski metindir. İlteriş Kağan&#8217;a katılan  bir askeri anlatan metin 687-692 arasında yazılmış olmalıdır. Orhun anıtları  olarak bilinen İşbara Tamgan Tarkan (Ongin), Köl İç Çor (İhe-Huşotu), Tonyukuk,  Köl Tigin, Bilge Kağan anıtları 719-735 yılları arasında yazılmışlardır.  Uygurların ikinci kağanı Moyun Çor Kağan&#8217;a ait Taryat, Tes ve Şine-Usu anıtları  753-760 arasında dikilmiştir. Moğolistan&#8217;da, Yenisey vadisinde, Kazakistan&#8217;da,  Talas&#8217;ta (Kırgızistan), Kuzey Kafkasya&#8217;da, İdil-Ural bölgesinde, Bulgaristan,  Romanya, Macaristan ve Polonya&#8217;da Göktürk harfleriyle yazılmış daha yüzlerce  yazıt bulunmuştur. Bu küçük yazıtların 7.-10. yüzyıllar arasında yazıldığı  tahmin edilmektedir. Demek ki bu yüzyıllarda Doğu Avrupa ve Balkanlardan, hatta  Macaristan&#8217;dan Güney Sibirya&#8217;ya ve Moğolistan içlerine kadar uzanan sahada  Türkçe, Göktürk harfleriyle yazılan bir yazılı dil olarak kullanılmaktaydı.</font></p>
<p><center><!--adsense#reklam_336x280--></center></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">9. yüzyıldan itibaren  Türkçenin yazılı ürünlerini daha güneyde, Tarım havzasında da görmeye  başlıyoruz. 840&#8217;ta Tarım havzasında ve Gansu bölgesinde devletler kuran  Uygurlar; Göktürk, Uygur, Soğdak ve Brahmi alfabeleriyle kâğıt üzerine yüzlerce  eser yazdılar, yüzlerce belge bıraktılar. Hatta bunların bir kısmı yazma değil,  basma eserlerdi. Uygur yazılı eserleri, Gansu bölgesinde 17. yüzyıla kadar devam  etmiştir.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">11. yüzyılda Kâşgar ve  Balasagun çevresi de bir Türk kültür çevresi olarak ortaya çıkar. 1069 tarihli <em>Kutadgu Bilig</em> Balasagun&#8217;da yazılmaya başlanmış, Kâşgar&#8217;da Karahanlı  hükümdarına sunulmuştur. 1070&#8217;lerde Bağdat&#8217;ta kaleme alınan <em>Dîvânü Lûgati&#8217;t-Türk</em>  de aslında Kâşgar muhitinin eseridir. Türkler 10. yüzyılda Müslüman oldukları  hâlde 11. yüzyılda Arap yazısı henüz Türklerin yazısı hâline gelmemişti.  Kâşgarlı Mahmud 1070&#8217;lerde Türk yazısının Uygur yazısı olduğunu kesin şekilde  kaydeder.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Kâşgarlı Mahmud Türklerin  20 boy olduğunu yazar ve onları batıdan doğuya doğru şöyle sıralar: 1. <em> Beçenek</em>, 2. <em>Kıfçak</em>, 3. <em>Oğuz</em>, 4. <em>Yemek</em>, 5. <em>Başgırt</em>,  6. <em>Basmıl</em>, 7. <em>Kay</em>, 8. <em>Yabaku</em>, 9.<em>Tatar</em>, 10. <em>Kırkız</em>,  11. <em>Çigil</em>, 12. <em>Tohsı</em>, 13. <em>Yağma</em>, 14. <em>Uğrak</em>, 15. <em> Çaruk</em>, 16. <em>Çomul</em>, 17. <em>Uygur</em>, 18. <em>Tangut</em>, 19. <em>Hıtay</em>.  Listedeki Hıtay&#8217;ı Kâşgarlı&#8217;nın ifadesiyle &#8220;Çin ülkesi&#8221; olarak ayırmak gerekir.  Bu sıralamadan az sonra Kâşgarlı Beçeneklerle Kıfçaklar arasına <em>Suvarlarla  Bulgarları</em> yerleştirir. Kâşgarlı&#8217;nın iki dilli oldukları için dillerini  bozuk saydığı <em>Soğdak, Kençek, Argu </em>ve <em>Tangutlardan Arguları</em> da  Türk boyları arasında saymalıyız. Demek ki 11. yüzyılda Balkanlardaki Bizans  sınırından Çin ve Moğalistan içlerine kadar Türkçe konuşuluyordu.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">13. yüzyılda Türk yazı  dilinin merkezîleştiği bölge Aral&#8217;ın güneyindeki Harezm bölgesidir. 13.-14.  yüzyıllarda Altınordu&#8217;nun merkezi olan Hazar&#8217;ın kuzey kıyısındaki Saray&#8217;dan  hatta daha batıdaki Kırım&#8217;dan Tarım havzasının doğusundaki Gansu&#8217;ya kadar Türk  yazı dili kesintisiz olarak kullanılıyordu. Tarım havzasıyla Gansu&#8217;da kullanılan  dile Türkoloji literatüründe Uygur Türkçesi, Altınordu ve Türkistan sahasında  kullanılan dile ise Harezm Türkçesi denmektedir. Ancak ikisi arasında ses ve  gramer yönünden hemen hemen hiç fark yoktur. Yazıları ise farklıdır. Birincisi  Uygur, ikincisi Arap yazısını kullanır.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">13. ve 14. yüzyıllarda Türk  yazı dili, bu ana sahadan başka üç coğrafyada daha kullanılıyordu. Bunlardan  biri Yukarı İdil (bugünkü Tataristan) sahasıdır. Burada bulunan mezar  kitabelerinin dili İdil Bulgarcası idi. İkincisi Mısır ve kısmen Suriye idi.  Buradaki yazı dili Harezm Türkçesine çok yakındı ve Kıpçak Türkçesi adını  taşıyordu. Üçüncü saha Azerbaycan ve Anadolu sahasıydı. 13. yüzyılda bu alanda  Oğuz ağzına dayanan yeni bir yazı dili doğmuştu. Bu yazı dili Balkanlara doğru  sahasını genişleterek kesintisiz şekilde bugüne dek sürmüştür. Sadece mezar  kitabelerinde gördüğümüz İdil Bulgarcası 14. asırdan sonra yerini Kıpçakçaya  bırakır. Mısır ve Suriye&#8217;de ise 15. yüzyıldan sonra Kıpçak Türkçesi kullanılmaz  olur.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Karadeniz, Kafkaslar, Hazar  denizi ve İran, Kuzey-Doğu Türkçesi ile Batı <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-tarihi-gelisimi-muharrem-ergin/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türkçe</font></a>sini ayıran tabiî sınırlardır. 11.  yüzyıldan itibaren Oğuzlar İran&#8217;ı aşarak Azerbaycan ve Anadolu&#8217;ya gelmişler ve  Batı Türklüğünü oluşturmuşlardır. Batı Türklüğü 14. yüzyılda Balkanlara taşmış,  daha sonra Macaristan sınırına dayanmıştır. Bugünkü Irak ve Suriye&#8217;nin kuzey  bölgeleri de Batı Türklerinin 11. yüzyıldan itibaren yerleştikleri yerlerdi ve  buralardaki nüfus Anadolu Türklüğünün tabiî uzantısıydı. Öte yandan Kuzey Afrika  ve Arap ülkelerine de önemli miktarda Osmanlı Türkü yerleşmişti. Bütün bu  sahalarda Batı Türkçesi ortak bir yazı dili olarak kullanılmıştır. 13. ve 14.  yüzyıllarda Anadolu ve Azerbaycan&#8217;da yazılan eserleri, yazı dili olarak  birbirinden ayırmak kolay değildir. </font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bu asırlarda yazı dili  henüz standartlaşmamıştır; esasen Azerbaycan, Anadolu ve Balkanlarda henüz  siyasî birlik de yoktur; bölgede çeşitli Türk beylik ve devletleri hüküm  sürmektedir. 15. yüzyılda Osmanlılar güçlenerek birliği kurmaya yönelirler ve  yeni oluşmaya başlayan İstanbul ağzı esasında Osmanlı Türkçesi standart hâle  gelir. 16. yüzyılda Doğu ve Güney-Doğu Anadolu ile birlikte Suriye ve Irak da  Osmanlı topraklarına dahil olur; böylece bu bölgeler de Osmanlı Türkçesi alanı  içine girerler. Kuzey ve Güney Azerbaycan, İran&#8217;la birlikte bir başka Türk  devletinin, Safevîlerin yönetiminde kalır. Ancak yine de 16. asırda Azerbaycan  ve Osmanlı yazı dillerinin kesin şekilde ayrıldığını söylemek doğru değildir.  Hatayî ve Fuzulî her iki çevrenin de şairidir. 17. yüzyıldan sonra iki yazı  dilinin ayrıldığını söylemek mümkündür; ancak aralarındaki fark yok denecek  kadar azdır.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Kuzey ve doğu Türklerinde  Harezm Türkçesinin devamı niteliğindeki Çağatay Türkçesi tek ve ortak yazı dili  olarak 15. yüzyıldan 20. yüzyıl başlarına kadar sürdü. Bunun bir tek istisnası  vardı: Kırım Hanlığı. Osmanlı idaresinde bulunduğu için Kırım Hanlığında  kullanılan yazı dili Osmanlı Türkçesi idi.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">13. yüzyıldan itibaren iki  ayrı yazı dili hâlinde gelişen Doğu ve Batı Türkçeleri sürekli olarak  birbirleriyle temasta olmuşlardır. Çağatay sahası eserleri, özellikle Nevayî  Osmanlı ve Azerbaycan Türklerince hep okunmuştur. Buna karşılık Osmanlı eserleri  de özellikle İdil-Ural bölgesinde sürekli okunmuştur. Osmanlı ve Azerbaycan  sahasında Nevayî&#8217;ye Çağatayca olarak nazireler yazılmış ve bu 19. yüzyıla kadar  sürmüştür.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">1552&#8217;de Kazan&#8217;ın düşmesiyle  başlayan Rus yayılması 1885&#8217;te Batı Türkistan&#8217;ın işgaliyle tamamlanmıştır. Doğu  Türkistan 1760&#8217;larda Çin işgaline uğramıştı. 19. yüzyılın sonuna gelindiğinde  bağımsız olan Türkler sadece Osmanlı Türkleriydi.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">19. yüzyılın ortalarında  Türk yazı dilleri için yeni bir süreç başlar. Kazan Üniversitesinde hocalık  yapan müsteşrik ve papaz İlminski, her Türk boyunun konuşma dilinin ayrı bir  yazı dili hâline gelmesi gerektiği görüşünü ortaya koyar ve bunun için çalışmaya  başlar. Özellikle Tatar aydınlarıyla Kazan&#8217;da okuyan Kazak aydınları üzerinde  etkili olur. Bu iki Türk boyunun bazı yazar ve şairleri, ortak olan Çağatay yazı  dili yerine kendi konuşma dillerini yazı dili hâline getirmeye çalışırlar.  Yüzyılın sonlarına doğru Tatar ve Kazak yazı dillerinin ilk eserleri verilmeye  başlar. İlminski&#8217;ye karşılık Gaspıralı İsmail, 1884&#8217;te Bahçesaray&#8217;da (Kırım)  çıkarmaya başladığı <em>Tercüman</em> gazetesi ve Türk dünyasının her tarafında  açtırdığı usûl-i cedit okulları vasıtasıyla ortak yazı dilini savunur; bütün  Türk dünyasının sadeleştirilmiş İstanbul Türkçesinde birleştirilmesini ister. </font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Rusya&#8217;da Meşrutiyetin ilân  edildiği 1905 yılından itibaren Kırım, İdil-Ural, Azerbaycan ve Türkistan  bölgelerinde Türk yazı dili konusu sıkı bir şekilde tartışılır. Gaspıralı  İsmail&#8217;in tesirinde kalan Türk aydınları yazı dilinde birlik fikrini savunurlar  ve buna uygun eserler verirler. İlminski&#8217;nin fikirleri ise başka müsteşrikler ve  Çarlık memurları tarafından yayılmaya çalışılır. İlminski gibi bir papaz ve  müsteşrik olan Nikolay Ostroumov 1870&#8217;ten 1918&#8217;e kadar <em>Türkistan Vilâyetinin  Gazeti</em>’ni çıkararak bu gazete vasıtasıyla İrancalaşmış Özbek ağızlarını yazı  dili hâline getirmeye çalışır. 1888-1902 arasında çıkarılan <em>Dala Vilâyeti</em>  gazetesi Kazakçayı, 1905-1908 arasında çıkarılan <em>Mecmûa-yı Mâverâyı Bahr-ı  Hazar </em>Türkmenceyi yazı dili yapmaya uğraşır. Her üç gazete de Çar idaresince  çıkarılmaktadır. Yüzyılın başındaki bu tartışma ve uygulamalar kaynaklara  ulaşmanın zorluğu yüzünden bugüne kadar ciddî şekilde araştırılmış değildir.  Ancak 1917&#8217;deki Bolşevik ihtilâlinden sonra serbest tartışma ortamı yok edilmiş,  İlminski ve Ostroumov&#8217;un fikirleri zorla uygulanarak her Türk boyunun konuşma  dili ayrı yazı dili hâline getirilmiştir. Bu süreç Sovyetler Birliği’nde  1930&#8217;larda tamamlanmıştır. </font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Çin idaresindeki Doğu  Türkistan&#8217;da ise Uygurca, Çağatay yazı dilinin devamı olarak sürerken 1949&#8217;daki  komünist idareden sonra mahallîleştirilmiştir. Alfabe değişiklikleriyle bu süreç  hızlandırılmış, her Türk yazı dili için ayrı alfabeler oluşturularak farklılık  artırılmaya çalışılmıştır. Bütün bu çalışmalar sonunda bugün 20 Türk yazı dili  ortaya çıkmış bulunmaktadır: 1) <em>Türkiye Türkçesi</em>, 2) <em>Gagavuz Türkçesi,</em>  3) <em>Azerbaycan Türkçesi,</em> 4) <em>Türkmen Türkçesi,</em> 5) <em>Kırım Tatar  Türkçesi,</em> 6) <em>Karaçay-Malkar Türkçesi,</em> 7) <em>Nogay Türkçesi</em>, 8) <em> Kumuk Türkçesi,</em> 9) <em>Kazan Tatar Türkçesi,</em> 10) <em>Başkurt Türkçesi,</em>  11) <em>Kazak Türkçesi,</em> 12) <em>Karakalpak Türkçesi,</em> 13) <em>Kırgız  Türkçesi,</em> 14) <em>Özbek Türkçesi,</em> 15) <em>Uygur Türkçesi,</em> 16) <em>Altay  Türkçesi, </em>17) <em>Hakas Türkçesi,</em> 18) <em>Tuva Türkçesi,</em> 19) <em>Saha </em>(<em>Yakut</em>) <em>Türkçesi</em>, 20) <em>Çuvaş Türkçesi.</em> Rusya bugün dahi  yeni yazı dilleri oluşturma fikrini bırakmış değildir. Tataristan Cumhuriyeti  dışında kalan Batı Sibirya Tatarları ile Güney Sibirya&#8217;daki Şorların ağızları  bazı fonlar ve yardımlar yoluyla yazı dili hâline getirilmeye çalışılmaktadır.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Türk dünyasında 1990&#8217;dan  beri yeni bir süreç başlamıştır. Beş Türk cumhuriyeti bağımsız olmuş, diğerleri  de daha serbest hareket edebilme imkânlarına kavuşmuştur. Şimdi artık kendi  kültür politikalarını kendileri tayin edecek duruma gelmişlerdir. Nitekim bunun  etkisi de kısa zamanda görülmeye başlanmıştır. 1991 Aralığında Azerbaycan, 1993  Nisanında Türkmenistan, 1993 Eylülünde Özbekistan, 1994 Şubatında  Karakalpakistan Lâtin alfabesine geçme kararı almışlardır. Bu ülkelerde yeni  alfabeye geçiş kademeli olarak uygulamaya konmuştur. Öte yandan Kırım Türkleri  ile Gagavuzlar da Lâtin alfabesine geçerek bazı süreli yayınlarını yeni  alfabeyle basmaya başlamışlardır.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">&#8220;Dil dışı şartlar&#8221;  dediğimiz siyasî, iktisadî ve kültürel ilişkiler de Türk yazı dilleri arasında  yeni etkileşim ve oluşumlara yol açmaya başlamıştır. Türkiye&#8217;de Türk  cumhuriyetlerinin edebiyatlarına ait bazı parçalar lise edebiyat kitaplarına  konmuştur. Türk Ocakları, Kültür Bakanlığı, TÖMER gibi kuruluşlarca Türk  lehçelerini öğreten kurslar açılmıştır. Nihayet dört üniversitede (Ankara, Gazi,  Muğla, Atatürk) Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları bölümleri açılmıştır. Pek  çok Türkiyeli genç Türk cumhuriyetlerinde öğrenim görmektedir. Sayıları az da  olsa sosyal bilim dallarındaki bazı genç araştırıcılar Türk toplulukları  arasında araştırmalar yapmaya başlamışlardır. Avrasya televizyonunun bazı genç  yapımcıları da Türk dünyasına sık sık giderek yeni yapımlara imzalarını  atmaktadırlar. Siyasî, iktisadî, ilmî ve kültürel heyetler de sık sık bu dünyaya  yolculuk etmektedir. Türk cumhuriyet ve topluluklarında uzun süreli kalan iş  adamları ve görevliler de az değildir. Bütn bu teşebbüs ve ilişkiler Türk  lehçelerinin Türkiyeli aydınlar ve gençler tarafından öğrenilmesine yol  açmaktadır.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Türkiye Türkçesinin diğer  Türklerce öğrenilmesi ise çok daha büyük ölçülerde karşımıza çıkmaktadır.  Türkiye&#8217;de öğrenim görerek bizim lehçemizi öğrenen öğrencilerin sayısı 10.000&#8217;i  geçmiştir. İktisadî, kültürel veya ilmî sebeplerle Türkiye&#8217;ye gelip kısa veya  uzun süreli ülkemizde kalan ve Türkiye Türkçesiyle bizlerle anlaşabilen pek çok  insan vardır. Öte yandan Türk cumhuriyet ve topluluklarında pek çok okul  açılmıştır ve bu okullarda on binlerce öğrenci okumakta, Türkiye Türkçesini  öğrenmektedir. Doğrudan doğruya Türk televizyonlarını izleyebilen Azerbaycan  veya Avrasya yayınlarına bakan Türkistan cumhuriyetleri bu kanalla da Türkiye  Türkçesine aşina olmaktadır.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bütün bu temas ve  faaliyetlerin sonuçlarını önümüzdeki yıllarda görebiliriz. Türk televizyonlarını  izleyen Azerbaycanlı çocuklar daha şimdiden Türkiye Türkçesindeki farklı  kelimeleri tanımaya ve hatta kullanmaya başlamışlardır. <em>Samaylot</em> yerine <em>uçak </em>kelimesi pek çok Türk topluluğuna ulaşmıştır. Türkiye Türkleri de  artık <em>orun </em>(yer), <em>kıyın </em>(zor), <em>çalar</em><strong> </strong>(nüans), <em> kayıtmak</em> (geri dönmek), <em>aylanmak</em> (çevresinde dönmek), <em>uçraşmak</em><strong> </strong>(karşılaşmak), <em>tapmak</em><strong> </strong>(bulmak) gibi kelimeleri tanımaya  başlamalıdırlar.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Eski Sovyetler dışındaki  Türk dünyası ile ilişkilerimiz de artmıştır. Batı Trakya, Bulgaristan,  Makedonya, Yugoslavya, Romanya gibi Balkan ülkelerinde yaşayan Türklerle artık  daha sık temas hâlindeyiz. Balkanlardan gelen pek çok Türk genci de Türk  üniversitelerinde okumaktadırlar. Bu ülkelerin çoğunda ilk ve orta dereceli  okullarda Türkçe öğretim yapılmakta, Türkçe gazete ve dergiler çıkarılmaktadır.  Hemen hemen hepsinden Türk televizyonları izlenmektedir. İran&#8217;da da Azerbaycan  Türkçesiyle (Arap harfleriyle) dergi ve kitaplar yayımlanmakta, belirli saatlere  mahsus olarak radyo ve televizyon yayınları yapılmaktadır. İran’da artık Türkçe  eğitim talepleri başlamıştır. Irak&#8217;ta, 36. paralelin kuzeyinde birkaç yıldan  beridir Türkçe öğretim yapılmaya başlanmıştır; <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-tarihi-gelisimi-muharrem-ergin/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türkçe</font></a> gazete ve televizyon yayınları  yapılmaktadır.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Türk dili yarın nasıl  olacaktır? Yukarıda sayılan gelişmeler elbette Türk dilinin yarınını büyük  ölçüde belirleyecektir. 20 yıl sonra Türkiye Türkçesi, Türk dünyasındaki pek çok  aydın tarafından bilinen ve Türkler arası plâtformlarda kullanılan bir iletişim  dili olacaktır. Bu süre içinde Birleşmiş Milletlerce kabul edilmiş olması da  muhtemeldir. Türk dünyasının bazı genç aydınları az da olsa makale, şiir, hikâye  ve kitaplarını Türkiye Türkçesiyle yazmaya başlayacaklardır. Onların, bizim yazı  dilimizle yazdıkları eserlerde kendi lehçelerine ait bazı kelimeler, hatta  fonetik ve morfolojik özellikler bulunabilecektir. Böylece bizler de o  lehçelerden küçük tatlar almaya başlayacağız. Şüphesiz Türkiye Türklerinden  yetişmiş bazı şair ve yazarlar da eserlerine Türk lehçelerinden kelimeler ve  bazı özellikler serpiştireceklerdir. Bu hem Türkiye Türkçesinin kendi  kaynaklarından beslenerek zenginleşmesine, hem de yeni tatlarla çeşitlenmesine  yol açacaktır. Böylece 4000 yıl önce Sümer kaynaklarında görülen <strong>agar</strong>  (ağır), <strong>di- </strong>(demek),<strong> dingir</strong> (tenri-tanrı), <strong>dug-</strong> (dökmek), <strong>men</strong> (ben), <strong>zae</strong> (sen), <strong>zag</strong> (sağ), <strong>gişig</strong> (eşik-kapı)  gibi kelimeler önümüzdeki bin yıllarda sonsuzluğa doğru yollarına devam  edeceklerdir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="center"><font face="Maiandra GD"><strong> <span style="font-size: 15pt"><font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/category/turk-dili/dilimizle-ilgili-yazilar/">»<span lang="tr">  “Dilimizle İlgili Yazılar” Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span><br />
</span></strong></font></p>
<p align="center"><span lang="tr"><font face="Maiandra GD"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…</font></strong></font></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/tarihten-gelecege-turk-dili-prof-dr-ahmet-b-ercilasun/">Tarihten Geleceğe Türk Dili – (Prof. Dr. Ahmet B. ERCİLASUN)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/tarihten-gelecege-turk-dili-prof-dr-ahmet-b-ercilasun/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>4</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>21. yy’a Girerken Milli Kimlik Oluşturmada Dilin Önemi (Prof. Dr. Ahmet. B. ERCİLASUN)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/21-yya-girerken-milli-kimlik-olusturmada-dilin-onemi-prof-dr-ahmet-b-ercilasun/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/21-yya-girerken-milli-kimlik-olusturmada-dilin-onemi-prof-dr-ahmet-b-ercilasun/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Oct 2007 09:56:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkoloji Makaleleri]]></category>
		<category><![CDATA[Türkoloji Makaleleri (Genel)]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Bican Ercilasun]]></category>
		<category><![CDATA[Akademik]]></category>
		<category><![CDATA[Dil Sorunlari]]></category>
		<category><![CDATA[Dilbilim]]></category>
		<category><![CDATA[Dilin Onemi]]></category>
		<category><![CDATA[Eski Turk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Geel]]></category>
		<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[Türk]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Turkcemiz]]></category>
		<category><![CDATA[Türkoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Universite]]></category>
		<category><![CDATA[Yazi]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Turk Dili]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/21-yya-girerken-milli-kimlik-olusturmada-dilin-onemi-prof-dr-ahmet-b-ercilasun/</guid>

					<description><![CDATA[<p>21. yy’a Girerken Milli Kimlik Oluşturmada Dilin Önemi (Prof. Dr. Ahmet. B. ERCİLASUN) Dili çok defa insanlar arasında anlaşmayı sağlayan bir vasıta olarak tarif ederiz. Son zamanlarda “anlaşma” yerine “iletişim kurma” diyoruz. Bu tanım, dilin sosyal ve kültürel boyutunu ihmal eden çok eksik bir tanımdır. Dili âdeta bir cep telefonu gibi düşünen eksik bir tanım. [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/21-yya-girerken-milli-kimlik-olusturmada-dilin-onemi-prof-dr-ahmet-b-ercilasun/">21. yy’a Girerken Milli Kimlik Oluşturmada Dilin Önemi (Prof. Dr. Ahmet. B. ERCİLASUN)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"> <font style="font-size: 22pt" color="#3366ff"> <span style="font-family: Maiandra GD; font-weight: 700">21. yy’a Girerken  Milli Kimlik Oluşturmada Dilin Önemi</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; text-align: center" align="center"> <font color="#ff0000" size="3"><strong> <span style="font-size: 15pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD"> (Prof. Dr. Ahmet. B. ERCİLASUN)</span></strong></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; text-align: center" align="center"> <font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><span style="color: black"><font face="Maiandra GD" size="2">       </font><font size="2"><span style="font-family: Maiandra GD">  Dili çok defa insanlar arasında anlaşmayı sağlayan bir vasıta olarak tarif  ederiz. Son zamanlarda “anlaşma” yerine “iletişim kurma” diyoruz. Bu tanım,  dilin sosyal ve kültürel boyutunu ihmal eden çok eksik bir tanımdır. Dili âdeta  bir cep telefonu gibi düşünen eksik bir tanım. Bilgisayarların gelişmesiyle  ortaya çıkan makine dilleri düşünülecek olursa bu tanım belki yeterli  sayılabilir; ancak insan dilleri için bu tanımı yeterli saymak mümkün değildir.</span></font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; font-family: Maiandra GD; text-align: justify"> <font size="2"><span style="color: black"><br />
</span></font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><span style="color: black">         İnsan dili binlerce yılın  tecrübe ve birikimini taşıyan çok özel bir vasıtadır. Her dil farklı bir  toplumun tecrübe, bilgi ve anlayışını biriktirmiştir. Çok derinlerde, henüz  bilimin öğrenemediği kadar eski bir tarihte ortaya çıkan bir dil, daha doğarken  belli bir coğrafyanın ve o coğrafyada yaşayan belli bir toplumun izlerini  taşıyarak doğar. Bulunduğu coğrafyanın iklimi, tabiat şartları, bitki örtüsü,  hayvan varlığı dilin muhtevasını belirler. Söz gelişi Araplar <em>deve</em> için  pek çok kelime kullanırken Eskimolar <em>buz</em> ve <em>kar</em> için yüzlerce  kelime oluşturmuşlardır. Böylece daha doğuşlarında farklılaşan diller,  toplumların tarih öncesi ve tarih içinde yaşadığı bütün macerayı bünyesinde  toplayarak gelişir.</span></font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><span style="color: black"><br />
</span></font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">  <span style="color: black">         Bir bozkır kavmi olarak  tarih sahnesine giren Türklerin dünyayı çok geniş olarak algılayan, harekete  dayalı bir dil oluşturmaları son derece tabiîdir. Ilıman kuşakların durgun hayat  tarzı, bitki ve çiçekleri yerine alabildiğine uzanan bozkırların enginliği; mavi  gök altındaki bütün toprakları yaşanacak bir yurt olarak gören geniş bir  anlayış; uzun mesafeleri <span class="spelle">katedebilecek</span> en uygun  varlık olarak at; bozkırda yaşayan serazat hayvanlar ve sürüler; onlarla iç içe  geçen ve yarım saat içinde sökülüp günlerce süren yolculuklardan sonra çok uzak  bir yerde yeniden yarım saat içinde kurulabilen çadırlarda yaşanan hayat tarzı  Türk dilinin başlangıcına damgasını vurmuştur.<br />
</span></font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><span style="color: black"><br />
</span></font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><span style="color: black">            Bozkır hayvanlarının her  birine özel adlar veren; yalnız atlar için kullanılan özel renk isimleri icat  eden; hatta at rengini genel renk kavramından ayrı bir kelimeyle, <em>don</em>  kelimesiyle ifade eden; doğuya <em>gün doğusu </em>(güneşin doğduğu yer), batıya <em>gün batısı,</em> kuzeye <em>gece ortası, </em>güneye <em>gündüz ortası</em> diyen;  göğü <em>gök</em> (mavi) <em>tanrı </em>(gök), toprağı <em>yağız yer </em>olarak  düşünen; <em>göğü çadır, güneşi mızrak</em> olarak algılayan, çadırı <em>yurt</em>  ve <em>ev</em> olarak adlandıran fiile dayalı bir dil. Fiile dayalı bir dil, fakat  bozkırın enginliği içinde kendinden emin ve sakin düşünebilen insanların  psikolojisini de yansıtıyor; hemen <em>geldim, gittim, koştum</em> demelerine  ihtiyaç yok.<br />
</span></font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><span style="color: black"><br />
</span></font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><span style="color: black">            Önce o fiillerin  yerlerini, zamanlarını, şartlarını söylemeyi düşünecek soğukkanlılıkları var. <em> Geldim eve dün</em> demiyorlar; <em>dün eve geldim; dün güneş batmadan eve geldim;  dün kır atımın üzerinde, güneşin yakıcı sıcağına aldırmadan, mavi göklere, yeşil  çayırlara baka <span class="spelle">baka</span> eve geldim, </em>diyorlar. Bu  şartlarda doğan Türk dili, bugünkü Moğolistan’da bozkır medeniyeti  diyebileceğimiz bir hayat tarzını yansıtırken bir yandan da Uzakdoğu’daki  sürekli komşuları Moğollar, Çinliler, Hint-Avrupa kavimlerinin en doğudaki ucu <span class="spelle">Soğdaklarla</span> ilk kültür alış verişlerini  gerçekleştiriyorlar ve bu alış verişlerin sonuçları dillerine de yansıyor.<br />
</span></font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><span style="color: black"><br />
</span></font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><span style="color: black">            Sonrası bildik macera:  Tarım havzasında yerleşik hayat tarzı, Hint medeniyetiyle (<span class="spelle">Budizmle</span>)  temas, 10. yüzyılda Müslüman oluş ve Ön Asya medeniyetine giriş, Anadolu ve  Balkanlara geliş, Akdeniz havzası ve Balkan kavimleriyle ilişkiler, 200 yıl önce  başlayan Batılılaşma süreci ve 10 yıl önce başlayan dünyaya açılma. İşte bugün  kullandığımız Türkiye <span class="spelle">Türkçesinde</span> bütün bu macera ve  ilişkilerin izlerini buluruz. Dil, nesilden nesle değişip gelişerek ve bütün bu  tarihî macerayı özümsemiş olarak kendini bize sunar. Ancak dili konuşan hiçbir  fert, özel olarak düşünüp incelemeler yapmadıkça bu uzun macerayı fark etmez;  fertler doğuştan kendilerini dil denen evrenin içinde bulurlar. Ana dili,  yabancı bir dil öğrenir gibi muhakeme yoluyla öğrenilmez. Ana dili edinilirken  henüz muhakeme yeteneği oluşmamıştır.<br />
</span></font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><span style="color: black"><br />
</span></font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><span style="color: black">            Çocuklar aynı nesne ve  hareketlere aynı kelimelerin ad olarak verildiğini algılayıp şartlı refleks ve  hafıza yoluyla dili edinirler. Dolayısıyla ana dili bizim için herhangi bir  organımız, meselâ gözümüz, elimiz kadar tabiîdir. İşte bizim içine doğduğumuz bu  tabiî evren, anne babalarımızın, dedelerimizin de içine doğmuş oldukları tabiî  evrendir. Çocuklarımızın ve torunlarımızın da içine doğacakları tabiî evren  aynıdır. Ancak yukarıda bahsettiğim, asırlar içinde fark edilemeyen bir değişip  gelişme de söz konusudur.<br />
</span></font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><span style="color: black"><br />
</span></font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><span style="color: black">            Bir yandan aynı toplumun  yüzyıllara ve hatta tarihin bilinmeyen dönemlerine uzanan geçmişinin bütün  tecrübe ve birikimlerini taşıyan özelliğiyle, bir yandan sonradan öğrenmeyle  değil tabiî edinme yoluyla öğrenilmesi özelliğiyle dil, toplumun en belirleyici  unsuru olmaktadır. Yani <strong>dil sayesinde</strong> hem fert çevreyi anlamaya başladığı  andan itibaren kendini aynı toplum içinde hissetmekte, hem de toplum diğer  toplumlardan farklı olduğunu idrak etmektedir. Böylece dil, ferdi içinde  bulunduğu toplumun parçası hâline getirirken toplumu da başka toplumlardan <span class="spelle">ayırarak</span> millet hâline getirir. Tabiî ki dil yanında  her millet için ayrı <span class="spelle">ayrı</span> ve farklı oranlarda başka  unsurlar da bu oluşumu sağlar. Ancak birçok araştırmacıya göre milleti oluşturan  en önemli unsur dildir.</span></font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><span style="color: black"><br />
</span></font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">  <span style="color: black">         Yukarıda belirtmeye  çalıştığımız bu önemli işlevi dolayısıyla dil, özel olarak üzerinde durulmayı  hak etmektedir ve her toplum kendi diline bu özel ilgiyi göstermektedir. Bu özel  ilgi hem dilin araştırılması ve geliştirilmesi için söz konusudur, hem de  toplumu bir ve beraber olarak devam ettirebilmek için. Ancak dilin araştırılma  ve geliştirilmesi ile toplumu bir ve beraber olarak devam ettirebilmek için dil  konusunda takip edilecek politika birbirinden tamamen ayrı değildir. İkisi  karşılıklı olarak birbirini etkiler. Araştırma ve geliştirme, toplumun tutkalı  olan dilin daha iyi anlaşılması ve sağlamlaştırılması sonucunu doğurur;  uygulanacak özel dil politikaları da araştırma ve geliştirmeye ilgiyi arttırır.</span></font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><span style="color: black"><br />
</span></font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">  <span style="color: black">         Araştırma ve geliştirme,  üniversitelerin ve akademik kuruluşların işidir. Toplumun birlik ve  beraberliğini ve bunun devamını sağlayan unsur olarak takip edilecek dil  politikası ise öğretim kurumlarını ilgilendirmektedir. Öğretim kurumları dilin  bu özelliğini sağlayacak ölçüde ve kuşatıcılıkta bir dil eğitimi vermek  göreviyle karşı karşıyadırlar. Ölçü, fertleri kendi dillerinin tadına  vardırmaktır. Bunun yolu ise dilin tarih boyunca ve daha çok edebî eserler  yoluyla ortaya çıkan belli başlı verimlerini fertlere tanıtmak ve okutmaktan  geçer.<br />
</span></font></p>
<p><font size="2"><span style="color: black"><center><!--adsense#reklam_336x280--></center><font face="Maiandra GD"><br />
</font></span></font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><span style="color: black">            Hiçbir toplum  örgütlenmesi fertlerini, sadece günlük konuşma seviyesinde bir dil becerisiyle  baş başa bırakmaz, bırakamaz. İlk ve orta öğretimin, bütün diğer amaçlardan önce  ve önemli olan ana amacı, ülkenin resmî dilini en iyi şekilde fertlerine  öğretmek, onlarda dili yanlışsız kullanma becerisini oluşturmaktır. Bu, eğitimin  olmazsa olmaz şartıdır. Bir ülkenin ilk ve orta öğretimi bunu yapamıyorsa o  ülkede böyle bir öğretim yok demektir. Öğrenci sayısı, öğretmen sayısı, okul  sayısı hiçbir şey ifade etmez. Bir ülkenin gençleri liseyi bitirinceye kadar  ülkenin resmî dilini yanlışsız kullanabilme becerisini kazanamıyorlarsa bütün bu  sayılar sıfıra denk demektir. Toplumun, millet olarak yaşayıp devam edebilmesi  de buna bağlıdır.</span></font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><span style="color: black"><br />
</span></font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><span style="color: black">            Eğitim bu sonucu  sağlıyorsa millet devam eder; sağlamıyorsa millet çözülür. Türkiye’de birkaç on  yıldan beri görülen manzara budur. Yöneticiler öncelikle bu sorunun varlığını  kabul etmek, sonra da sorunun ortadan kaldırılması için gereğine teşebbüs etmek  ödeviyle karşı karşıyadırlar. Bu sorun çözülmeden kaydedilecek hiçbir ekonomik  ve siyasî gelişmenin <strong>Türk milletine</strong><em> </em>yararı yoktur. Burada <strong> <a href="https://www.bilgicik.com//" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türk  milleti</font></a></strong><em> </em>terimi özellikle kullanılmıştır. Elbette ekonomik ve siyasî  gelişmeler topluma yarar sağlar; ancak toplumun <strong>millet</strong> olarak devamını  sağlayamazlar.</span></font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><span style="color: black"><br />
</span></font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><span style="color: black">            Ekonomik başarılarla  zenginleşmiş fertler, millî dil ve kültür bilinci taşımadıkları takdirde başka  devletlerin uydusu, hatta <span class="spelle">teb’ası</span> olmayı rahatlıkla  isteyebilirler; ülkelerinin bölünmesine, uydulaşmasına rahatlıkla razı  olabilirler; yabancı bir dil ve kültürü hiç kaygı duymadan kendi dil ve  kültürlerinin önüne geçirebilirler. Sayılan bu emarelerin tamamı şu anda  ülkemizde görülmektedir. Eğitim politikalarının, dili doğru kullanma becerisi ve  dil zevki vermemesi yüzünden dilin toplumu yapıştırıcı işlevi tamamen ortadan  kalkmış, fertler başı boş kalmıştır.</span></font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><span style="color: black"><br />
</span></font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><span style="color: black">            Hangi etnik kökenden  gelirse gelsin ülkenin resmî dilini yeterince öğrenmemiş olan fertlerden, içinde  bulundukları toplumun tek bir millet olduğuna inanmalarını ve toplumun  bütünlüğüne bağlanmalarını bekleyemeyiz. O hâlde resmî dilin bütün  vatandaşlarımıza en iyi şekilde öğretilmesiyle ilgili politika hayatî öneme  sahiptir. Dilin, toplumun çözülmesini önleyici ve bütün vatandaşlarımızı ortak  bir kimlikte birleştirici rolünü oynayabilmesi için dil öğretimindeki aksaklık  hatta yokluk sorununun, şu anda akla gelebilecek bütün sorunların önüne alınıp  çözülmesi yönünde adımların atılması şarttır.</span></font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><span style="color: black"><br />
</span></font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">  <span style="color: black">         Bu yapıldıktan sonra veya  bununla birlikte teşebbüs edilecek diğer bir iş, Türkiye <span class="spelle"> Türkçesinin</span> bütün Türk dünyasında öğrenilmesini sağlayacak tedbirleri  almaktır. Türkiye’ye getirilen öğrenciler ve Türk dünyasında açılan okullarla bu  teşebbüs aslında başlamıştır. Ancak Türkiye <span class="spelle">Türkçesini</span>,  Türk dünyasının ortak iletişim dili hâline getirecek tedbirlerin arttırılmasına  ve hızlandırılmasına ihtiyaç vardır. Türkiye olarak yalnızlığa veya uyduluğa  itildiğimiz yeni dünya şartlarında güçlü bir Türk dünyasına her zamankinden  fazla ihtiyacımız vardır.<br />
</span></font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><span style="color: black"><br />
</span></font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><span style="color: black">            Ortak iletişim dili  hâline gelecek olan Türkiye <span class="spelle">Türkçesi</span>, bütün Türk  dünyasında ortak bir üst kimliğin oluşmasında birinci derecede müessir  olacaktır. Okulların sayısını arttırmak, Türk dünyasının her bölgesinde Türkiye <span class="spelle">Türkçesi</span> kursları verecek <strong>Kültür Merkezleri</strong><em> </em>açmak ilk akla gelen tedbirlerdir. Türkiye televizyonlarının bütün Türk  dünyasında dinlenmesini sağlayacak teknik ve muhtevaya dayalı tedbirleri almak,  daha büyük kitlelere ulaşmayı sağlayacak yaygın öğretim tedbirleridir. Gerek  Türkiye’de gerek Türk dünyasında en yetenekli gençlerin seçilerek bu konularda  yetiştirilmesi, geleceği teminat altına almak bakımından önemlidir. </span> </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">  <span style="color: black"><br />
</span></font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><span style="color: black">       Bütün bu tedbirler alınırken  Türk dünyasında herhangi bir üstünlük, herhangi bir imtiyaz hissi uyandıracak  söz ve fiillerden şiddetle kaçınmak gerekir. Herkesin zihnine ve gönlüne  samimiyetle yerleştirmesi gereken fikir şudur: <em>Hiç bir Türk topluluğu  diğerinden üstün ve imtiyazlı değildir. Hiçbir Türk topluluğunun menfaati  diğerinden önce gelmez; alınacak tedbirler bütün Türk dünyasının ortak menfaati  içindir. </em>Bu fikir, günün şartları gerektirdiği için değil, politika böyle  gerektirdiği için değil, samimiyetle ve inanarak zihnimizde ve gönlümüzde yer  etmelidir. Aksi takdirde istemeden de olsa üstünlük ve imtiyaz anlamına gelecek  hareketler yapabilir, sözler sarf edebiliriz. Unutmayalım ki herhangi bir Türk  topluluğunda eleştirdiğimiz kusurlar, çok daha elverişli şartlarda ve asırlardan  beri bağımsız olarak yaşadığımız hâlde bizlerde de vardır. Ana dili konusunda  yukarıda belirtilen vahim tablo bunun en açık örneğidir. “Türk üst kimliği”  büyük hedefine ulaşabilmenin ilk şartı, eşit Türklerden oluştuğumuzun kabulüdür.  Bu kabul ile atacağımız adımlar sağlıklı olacak ve bizi hedefe biraz daha  yaklaştıracaktır.</span></font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><span style="color: black"><br />
</span></font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">  <span style="color: black">         Karar vermemiz gereken  şudur: Sadece zengin ve müreffeh bir toplum mu olmak istiyoruz; yoksa hem Türk,  hem müreffeh bir toplum mu olmak istiyoruz? İkinci seçeneği kabul ediyorsak  eğer, Türk dilinin öğretimini başka bütün meselelerin önüne almak zorundayız.</span></font></p>
<p style="background: white url('') repeat scroll 0% 50%; text-indent: 37.5pt; line-height: 150%; text-align: justify; margin-bottom: 15pt; -moz-background-clip: -moz-initial; -moz-background-origin: -moz-initial; -moz-background-inline-policy: -moz-initial">&nbsp;</p>
<p style="background: white url('') repeat scroll 0% 50%; text-indent: 37.5pt; line-height: 150%; text-align: justify; margin-bottom: 15pt; -moz-background-clip: -moz-initial; -moz-background-origin: -moz-initial; -moz-background-inline-policy: -moz-initial">&nbsp;</p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"> <span style="font-size: 15pt"><font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkoloji-makaleleri-genel/">»<span lang="tr">  “Türkoloji Mak. &#8211; Genel” Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span> </span></font></strong></p>
<p align="center"><span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…</font></strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/21-yya-girerken-milli-kimlik-olusturmada-dilin-onemi-prof-dr-ahmet-b-ercilasun/">21. yy’a Girerken Milli Kimlik Oluşturmada Dilin Önemi (Prof. Dr. Ahmet. B. ERCİLASUN)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/21-yya-girerken-milli-kimlik-olusturmada-dilin-onemi-prof-dr-ahmet-b-ercilasun/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>9</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/prof-dr-ahmet-bican-ercilasun/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/prof-dr-ahmet-bican-ercilasun/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Sep 2007 13:43:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Önemli Türkologlar]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Bican Ercilasun]]></category>
		<category><![CDATA[Türkolog]]></category>
		<category><![CDATA[Türkoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/prof-dr-ahmet-bican-ercilasun/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun (1943 &#8211; ) Hayatı 1943 yılında İzmir&#8217;de doğdu. İlk ve orta öğrenimimi İzmir&#8217;de tamamladı. 1963&#8217;te İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü&#8217;ne girdi. 1967&#8217;de Atatürk üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi&#8217;ne asisitan olarak girdi. Kars&#8217;tan derlediği metinlere dayanarak hazırladığı &#8220;Kars İli Ağızları &#8211; Ses Bilgisi&#8221; adlı teziyle 1971&#8217;de &#8220;doktor&#8221; ünvanını aldı. [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/prof-dr-ahmet-bican-ercilasun/">Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="color: #1f86de; font-size: 14pt; padding-bottom: 0px;" align="center"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><strong><span style="font-size: 16pt;">Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun</span></strong> </span><strong> <span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: 16pt;"><br />
</span></span> <span style="font-size: 10pt; color: #ff6600; font-family: 'Maiandra GD';">(1943 &#8211; )</span></strong></p>
<p style="color: #1f86de; font-size: 14pt; padding-bottom: 0px;" align="center"><img decoding="async" src="https://www.bilgicik.com/resimler/onemli_turkologlar/a_bican_ercilasun.jpg" alt="" width="85" height="102" /></p>
<p style="color: #ff6600; padding-bottom: 0px;" align="center"><u> <strong><span style="font-size: 15pt; font-family: 'Maiandra GD';">Hayatı</span></strong></u></p>
<p style="color: #1f86de; font-size: 14pt; padding-bottom: 0px;" align="justify"><span style="color: black; font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">1943 yılında İzmir&#8217;de doğdu. İlk ve orta öğrenimimi İzmir&#8217;de tamamladı. 1963&#8217;te İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü&#8217;ne girdi. 1967&#8217;de Atatürk üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi&#8217;ne asisitan olarak girdi. Kars&#8217;tan derlediği metinlere dayanarak hazırladığı &#8220;Kars İli Ağızları &#8211; Ses Bilgisi&#8221; adlı teziyle 1971&#8217;de &#8220;doktor&#8221; ünvanını aldı.</span></p>
<p><span style="color: black; font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">1976 Haziran&#8217;ı ile 1977 Ağustos&#8217;u arasında Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nin Seattle şehrinde Üniversity of Washington&#8217;da misafir araştırıcı olarak bulundu. 1979 yılında &#8220;Kutadgu Bilig&#8217;de Fiil&#8221; adlı teziyle doçent oldu.1983&#8217;te ek görevli Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi&#8217;nde Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü&#8217;nün başkanlığına getirildi. 1986&#8217;da Gazi Üniversitesi Fen-Edebiyat Faktültesi&#8217;ne profesör olarak tayin edildi ve bu fakültenin Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü&#8217;nü kurdu.</span></p>
<p><span style="color: black; font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">1992&#8217;de Gazi Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Bölümü kurulunca bu bölümün başkanlığına getirildi. Hacettepe Üniversitesi&#8217;nde Yeni Türk Edebiyatı profesörü olarak görev yapan Bilge Ercilasun&#8217;la evlidir; iki çocuğu vardır. Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun&#8217;un Türk dili, edebiyatı, Çağdaş Türk Lehçe ve şiveleri konusunda pek çok eseri ve kalesi bulunmaktadır.</span></p>
<hr align="justify" />
<p style="color: #ff6600; padding-bottom: 0px;" align="center"><u> <strong><span style="font-size: 15pt; font-family: 'Maiandra GD';">Eserleri</span></strong></u></p>
<p style="padding-bottom: 0px;"><strong> <span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">Arpaçay Köylerinden Derlemeler (1976)<br />
Bugünkü Türk Alfabeleri (1977)<br />
Kars İli Ağızları-Ses Bilgisi (1983)<br />
Kutadgu Bilig Grameri-Fiil (1984)<br />
Dilde Birlik (1984)<br />
Uygur Halk Masalları (Şekür Turan&#8217;la, 1989)<br />
Türk Dili ve Kompozisyon Bilgileri (Ortak, 1989)<br />
Moğolistan ve Çin Günlüğü (1991)<br />
Karşılaştırmalı Türk Lehçeleri Sözlüğü (1992)<br />
Türk Dünyası Üzerine İncelemeler (1993)</span></strong></p>
<p style="text-align: center;">
<p style="text-align: center;"><strong><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: 15pt;"> <span style="color: #808080;"><span lang="tr">|</span></span><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/onemli-turkologlar/">»<span lang="tr"> Önemli Türkologlar Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <span style="color: #808080;">|</span></span></span></span></strong></p>
<p style="text-align: center;">
<p style="text-align: center;"><strong><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: 15pt;"><br />
</span></span></strong></p>
<p style="text-align: center;"><span lang="tr"><strong> <span style="font-size: 10pt; color: #ff0000; font-family: 'Maiandra GD';">Not:</span><span style="font-size: 10pt; color: #808080; font-family: 'Maiandra GD';"> İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</span></strong></span></p>
<p style="text-align: center;">
<p style="text-align: center;">The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/prof-dr-ahmet-bican-ercilasun/">Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/prof-dr-ahmet-bican-ercilasun/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>3</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
