<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ali Dundar | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/tag/ali-dundar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Mon, 01 Oct 2007 21:09:17 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Cumhuriyetin 80. yılında “dilimiz” ve “düşüncemiz” (Ali Dündar)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/cumhuriyetin-80-yilinda-dilimiz-ve-dusuncemiz-ali-dundar/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/cumhuriyetin-80-yilinda-dilimiz-ve-dusuncemiz-ali-dundar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Oct 2007 21:07:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkoloji Makaleleri]]></category>
		<category><![CDATA[Türkoloji Makaleleri (Genel)]]></category>
		<category><![CDATA[Akademik]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Dundar]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[Dil Sorunlari]]></category>
		<category><![CDATA[Dilbilim]]></category>
		<category><![CDATA[Dilimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Dusuncemiz]]></category>
		<category><![CDATA[Eski Turk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Türk]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Turkcemiz]]></category>
		<category><![CDATA[Türkoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Universite]]></category>
		<category><![CDATA[Yazi]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Turk Dili]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/cumhuriyetin-80-yilinda-dilimiz-ve-dusuncemiz-ali-dundar/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cumhuriyetin 80. yılında “dilimiz” ve “düşüncemiz” (Ali Dündar) &#8221; Dil, düşünme eylemi ve düşünce açısından ele alındığında insanı düşünen insan yapar, her şeyin büyük ölçüde dil ortamında yer aldığı ya da doğrudan dile yansıdığı görülür. Gerçektende dil, bireyin bilincini oluşturan, benliğini biçimlendiren temeldir; bilincin köklerine, bilinçaltı nın derinliklerine uzanan başlıca insansal işlevlerdendir. Düşünce, us, bilgi, [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/cumhuriyetin-80-yilinda-dilimiz-ve-dusuncemiz-ali-dundar/">Cumhuriyetin 80. yılında “dilimiz” ve “düşüncemiz” (Ali Dündar)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"> <font style="font-size: 22pt" color="#3366ff"> <span style="font-family: Maiandra GD; font-weight: 700">Cumhuriyetin 80.  yılında “dilimiz” ve “düşüncemiz”</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"> <font color="#ff0000" size="3"> <span style="font-size: 15pt; font-family: Maiandra GD; font-weight: 700">(Ali  Dündar)</span></font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"> <font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">&#8221; Dil, düşünme eylemi ve düşünce açısından ele  alındığında insanı düşünen insan yapar, her şeyin büyük ölçüde dil ortamında yer  aldığı ya da doğrudan dile yansıdığı görülür. Gerçektende dil, bireyin bilincini  oluşturan, benliğini biçimlendiren temeldir; bilincin köklerine, bilinçaltı nın  derinliklerine uzanan başlıca insansal işlevlerdendir. Düşünce, us, bilgi,  buluş, insansal anlamda ancak dille olanak kazanır. Düşünsel / tinsel oluşum  etkeni olan dil, dünyayı anlağımızın egemenliğine sokan temel araçtır, başlıca  anlatım yöntemidir; insan yaşamının tüm görünümleriyle içiçedir: İnsanın hem  içindedir, hem dışındada; hem özneldir, hem nesnel. Somut uyaranlar düzlemini  ancak onun aracılığıyla aşabilir İnsanoğlu&#8230;&#8221;<br />
</font><br />
<br />
<font face="Maiandra GD" size="2">Ziya Paşa&#8217;mn, Londra&#8217;da yayımlanan Hürriyet  gazetesinin 7 Eylül 1868 günlü sayısında yayımlanan &#8220;Şiir ve Düzyazı&#8221; başlıklı  yazısında anlattığına göre, o zaman imparatorluğa bağlı olan Tunus Valiliği,  bağlı bulunduğu devletin yasalarını anlayamadığı için, bölgenin anadili olan  Arapça&#8217;ya çevrilmesi dileğiyleDüstur&#8217;u İstanbul&#8217;a göndermiş. Onlar da, iyi  Arapça ve Osmanlıca bildiğine güvendikleri bir kişiyi, sözkonusu çeviri için  görevlendirmişler. Yasaları alan,günlcrce çalışmış, ama bir türlü içinden  çıkamamış. Her sayfada on yirmi çözümsüzlükle karşılaşıyörmüş. Bakmış olacak  gibi değil, İstanbul&#8217;da şiir ve yazı yazan, iyi Arapça, iyi Osmanlıca / Türkçe  bildiğine inandığı yedi sekiz kişiyi bir araya getirererk durumu anlatmış. O  ünlü yedi sekiz ozan ve yazar da yasa metinleri üzerinde günlerce tartışmışlar,  ama bir türlü içinden çıkamamışlar. Hattâ onların çevirileri de biri ötekini  tutmuyor, biri ötekini yalanlıyormuş. Ziya Paşa sonucu şöyle bağlıyor (Türk Dili  Dergisi okurlarından özür diliyerek bu son bölümü Z. Paşa&#8217;mn dilinden  vereceğim): &#8220;Sonra Düstûr bir başka ulema zata havale olunur. O da yapamaz.  Hâsılı Tunus vilayeti mensup olduğu devletin kanunnamesine malik olamaz. (&#8230;)  Taaccübe şayan değil midir ki bizde yazı bilmek başka, katip olmak yine  başkadır. Halbuki şâir lisanlarda yazı ve imlâ bilen kâtip olur. Vakıa her  lisanda edip olmak hayli ma&#8217;lûmata tevakkuf ederse de, âdeta muradını kâğıt  üzerinde ifade etmek için yazı yazmak kifayet eyler. Bizde ise yazı talim  edildikten mâda birçok şeyler daha bilinmek lâzım gelir.&#8221; </font><br />
<br />
<font face="Maiandra GD" size="2">Yazı devirimi gündeme geldiğinde iman elden  gidiyor, kimliğimizi yitiriyoruz, ekinimiz, bilimimiz yok olacak&#8230; diye,  mangalda kül bırakmayanların torunları bu gün, bir Türk kızının sesinden  İngilizce&#8217;nin birincilik kazanmasına devlet törenleri, resm-i kabulleri,  düzenliyorlar. Oysa, Cumhuriyet&#8217;in yıktığı, yok ettiği savlanan Osmanlı ekininin  ve dilinin ne olduğu, o dönemleri yaşamış Ziya Paşa&#8217;mn anlattıklarından belli.  İsterseniz bir de Osmanlı bilimine bakalım, ünlü bir Osmanlı uleması Gelibolulu  Ali Efendi (1541 &#8211; 1600) nin ağzından. Efendiye bir gün, denizlerin neden  kaabrıp iniştiğini, yani gel &#8211; git olayını ve nedenlerini sormuslar Efendinin  bilmediği yok. Şöyle anlatmış: </font><br />
<br />
<font face="Maiandra GD" size="2">&#8220;Med ve cezir ahvali ve mucibesi Peygamberimiz  efendimizin huzuru şeriflerinde de zikrolunmuştur. Bunun üzerine S.V. Efendimiz  buyurmuşlardır ki, denizlerden sorumlu olan melek deryaya ayağını sokmakla med  meydane gelir, meleğin deryadan ayağını çekmesiyle de cezir hali vuku bulur.&#8221; </font><br />
<br />
<font face="Maiandra GD" size="2">İşte eski bilimimiz ve bilimsel (!)  kaynakçamız. Araştırmacılar, Cumhuriyetin kuruluşunda dilimizin %46 Arapça, % 14  Farsça ve % 5 Batı kaynaklı sözcük içerdiğini, buna karşılık Türkçe &#8216;nin %35  oranında kaldığını; Osmanlı yazışmalarında devlet dairelerinin %11 &#8211; 14, özel  yazışmaların ve ozanların yazarların da %20 &#8211; 25 dolayında Türkçe  kullandıklarını belgeleriyle belirtiyorlar. </font><br />
<br />
<center><!--adsense#reklam_336x280--></center>   <font face="Maiandra GD" size="2">Osmanlı&#8217;nın son dönemlerine bakalım. H.Ziya  Uşaklıgil&#8217;i örnek alırsak, H.Z. Uşaklıgil, hem Osmanlı&#8217;da dil sorunsalının  gidcrik gündeme yerleştiğini ve tartışılmaya başlandığı bir aşamanın yazan, hem  de dili en çok kullanan bir yazar. İşte Mavi ve Siyah romanının ilk baskısından  bir bölümce: </font><font face="Maiandra GD" size="2">&#8220;Nazarın imkân-ı imtidadı kadar medid bi-şaibe,  saf-ü nıiiccllâ bir ufk-ı müşcmmcs altında bir derya yi nur içinde kaynaşıyor  zannedilen çöl bir kum satîha-i sefid-ü şa&#8217;şaadârı ki semâ- yi pür&#8217; iltizamın  dûnunda güya eb-ad-ı bi-nihayeye firar eden ufk&#8217;a yetişmek için koşarak tâ  ilerde fark olunmaz,görülmez bir mev-id-i baid-i telâkide yetişiyor; ikisi, bu  sema-yı pakize ile o derya-yı sâf-ı beyaban tâ orada, güya koşmaktan,  birbirlerini kovalamakatan yorgun ve bi &#8211; tab düşerek bir buse-i bitab-ı visal  ile yekdiğerine dudaklarını uzatıyor; tâ yukarıda da âzadede-i selıap bir güneş  bütün incilâ-yı şâ-şaasıyla beyaz bir fanus-ı hacle gibi şu bezm-i visalin  üzerine zülâl-i saadetini döküyor.&#8221; (3) </font><br />
<br />
<font face="Maiandra GD" size="2">Toplam yüz sözcükten oluşturulan tek tümcenin  yalnızca 33 sözcüğü anlaşılabilir, geri kalanı ortalama insanın anlayamayacağı  Arapça ve Farsça. Peki, bu kimin romanı; hangi dilin ürünü; okur yazar oranı  %9.6 olan bir toplumun romanı olabilr miydi? Onun için Atatürk: </font><br />
<br />
<font face="Maiandra GD" size="2">&#8220;Ulusal duygu ile dil arasındaki bağ çok  güçlüdür. Dilin ulusal ve varsıl olması, duygunun gelişmesinde başlıca etkendir.  Türk dili, dillerin en varsıllarındaftdır; yeter ki bu dil bilinçle işlensin&#8230;&#8221;  dedikten sonra ekledi: </font><br />
<br />
<font face="Maiandra GD" size="2">&#8220;Ülkesini, yüksek geleceğini korumasını bilen  Türk ulusu, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır. 2.9.1930&#8221; </font><br />
<br />
<font face="Maiandra GD" size="2">Atatürk başta olmak üzere, dil sorunsalına  köktenci bir devlet siyasası öngörüsüyle yaklaşan devrim önderleri, özgürleşen,  tam bağımsızlaşan ulusumuzun, dil sorunsalını da kendi iç devingenliği, iç  canlılığıyla çözeceğini ve Türk Aydınlanmasının cğitimleşme / ekinleşme ve bu  yolla toplumsallaşma / uluslaşma ayağını sağlam temcilere oturtacağına  inanıyorlardı. Çünkü onlar, yazı ve dil sorununu salt/ basit ve soyut bir okuma  yazma işi olarak görmüyor: Yazının yaygınlaşarak işlevsellcşmcsi, Türkçe&#8217;nin  yabancı sözcük ve kurallarından arınarak aslındaki varsıllığına / üretkenliğine  kavuşmasının, toplumu derinden kirizmalayacağını  tasarlıyorlardı. Bu tasarı  gerçekleştiğinde: </font><br />
<br />
<font face="Maiandra GD" size="2">1.Dilsel ve toplumsal ortamlarda dilini yazılı  konuşma oranı hızla yükselecek; </font><br />
<br />
<font face="Maiandra GD" size="2">2.Dilini yazılı konuşabilme yetkinliğine eren  insan, elifba karanlığından ebece aydınlığına çıkacağından, kendi kendine özgür  / özgün düşünüş ortamları oluşturabilecek. </font><br />
<br />
<font face="Maiandra GD" size="2">3.Yüzünü Batı&#8217;ya dönen insan / toplum  anadilini yazılı konuştuğu, yazılı konuştuğu anadiliyle düşünüş yolları /  yöntemleri üretme aşamasına gelmiş olacağından, Batı&#8217;dan gelebilecek bilimsel,  ekinsel / eğitsel kavramları, teknik terimleri kavramada / Türkçe  karşılıklarıyla değiştirmede zorlanmayacak; </font><br />
<br />
<font face="Maiandra GD" size="2">4.Anadilini yazılı konuşma oranı yükselen,  anadili ortamında düşünen ve düşün üretebilen, başka ortamlardan kendisine  ulaşan terim &#8211; kavram ve sözcükleri anadiliyle karşılamakta zorlanmayan, kendi  özitimiyle derneşmiş / kurumlaşmış bir toplum dokusu oluşacağı için;<br />
bugün içinde bocalayıp durduğumuz çirkinliklerin, ilkelliklerin, yetersizlik  aymazlık ve karanlıkçılıkların hiçbiri yaşanmıyor olacaktı, yaşanmayacaktı.  Böylesine çaplı,böylesine çağcıl ve böylesine kimi beyinlerin kavrayamayacağı  denli uzakgörülü, uzgörülü bir ulusal diriliş ve yaşama tasarısıydı yazı ve dil  devriminin artalanım kapsayan öngörü. </font><br />
<br />
<font face="Maiandra GD" size="2">Bu beklenen Öngörülere, tasımlara, tasarımlara  ulaşılamadıysa da, dönüp ardımıza baktığımızda, seksen yıl gibi kısa bir sürede  gene de epey yol alınmış olduğunu; kimi kez yollaramız kesilip duraksamak  zorunda kaldığımızı, kimi kez yollarımızın hepten kapandığını, kimi kez yoz  yollara, çakıllı, çakıldaklı izleklere yol verildiğine tanık olsak da, gene de  epeyce yol aldığımız, hattâ Önümüz hepten açık olmasa da, en azından kesinkes  geriye gidiş / dönüş yollarının sonuna dek kapalı olduğunu görebiliyoruz. 1923  devriminin ilk günlerinde ulusun okuma yazma oranınından, devlet yazışmalarında  ve özel yazışmaların Türkçe kullanma oranlarından kısaca söz etmcştim. Yazıyı  noktalamadan önce Türkçe kullanımıyla ilgili olarak sayımlamalardan söz etmek  istiyorum. 1993 yılında Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesinin yaptığı bir  sayımlamaya göre: </p>
<p>Ülkemizde en doğru ve en yüksek oranda Türkçe kullanan gazete  %75 oranıyla Cumhuriyet gazctesiymiş, öteki gazetelerin hiçbiri bu orana  yetişcmiyormuş. Kimi gazete ve yazarlar Türkçe&#8217;yi uydurukça diye küçümserken,  yazarlardan Mustafa Ekmekçi %96 ile Türkçe kullanımında birinci, %87 ile Melih  Cevdet ikinci, %85 &#8216;le Oktay Akbal üçüncü sırayı alıyorlarmış. G. Civaoğlu ilcG.Mengü  %80, M. Soysal %79.2, İ.Selçuk %78.2, Ertuğrul Özkök %78, H.Cemal %77.2, Ali  Sirmen %77, E. Çölaşan ile F.Koru %74.8, Mim Kemal Öke %69.2, A.Kabakh %65.3,  R.Tamer %64, Gürbüz Azak %64.Türkçe kullananlar olarak yazarlar &#8211; yazıncılar  sıralanıyor. Devletin resmi yazışmalarında oran %68,9, özel yazışmalarda ve  yazında / sanat dallarında % 70.1, bilimsel metinlerde % 63 dolayında  kalıyormuş. </font><br />
<br />
<font face="Maiandra GD" size="2">Ne olursa olsun, kim ne derse desin Türkçe  artık gücünü ürünleriyle kanıtlamış , kurumlaşma aşamasına gelmiş bir bilim ve  yazın / sanat dili. Tanrı korkusu ve inanç baskısı altında bile gücünü  yitirmeyerek Zümrüdüankaörneği, yeniden doğuşu başardı ve yaşamını sürdüyor.  Cumhuriyetin 80. yılında güzel dilimizin almış olduğu bunca utkularla dolu yolu  azımsamam alıyız, ama neden, gerekli taşları hâlâ yerli yerine oturtamadığımızı  sorgulamaktan da geri kalmamalıyız.</font></p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"> <span style="font-size: 15pt"><font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkoloji-makaleleri-genel/">»<span lang="tr">  “Türkoloji Mak. &#8211; Genel” Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span> </span></font></strong></p>
<p align="center"><span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…</font></strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/cumhuriyetin-80-yilinda-dilimiz-ve-dusuncemiz-ali-dundar/">Cumhuriyetin 80. yılında “dilimiz” ve “düşüncemiz” (Ali Dündar)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/cumhuriyetin-80-yilinda-dilimiz-ve-dusuncemiz-ali-dundar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
