<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Anadolu Agizlari | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/tag/anadolu-agizlari/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Fri, 28 Sep 2007 11:53:33 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Evliya Çelebi ve Anadolu Ağızları (Prof. Dr. Hasan EREN)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/evliya-celebi-ve-anadolu-agizlari-prof-dr-hasan-eren/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/evliya-celebi-ve-anadolu-agizlari-prof-dr-hasan-eren/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Sep 2007 11:52:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkoloji Makaleleri]]></category>
		<category><![CDATA[Türkoloji Makaleleri (Genel)]]></category>
		<category><![CDATA[Akademik]]></category>
		<category><![CDATA[Anadolu Agizlari]]></category>
		<category><![CDATA[Dil Sorunlar]]></category>
		<category><![CDATA[Dilbilim]]></category>
		<category><![CDATA[Eski Turk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Evliya Celebi]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Hasan Eren]]></category>
		<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Türk]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Turkcemiz]]></category>
		<category><![CDATA[Türkoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Universite]]></category>
		<category><![CDATA[Yazi]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Turk Dili]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/evliya-celebi-ve-anadolu-agizlari-prof-dr-hasan-eren/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Evliya Çelebi ve Anadolu Ağızları (Prof. Dr. Hasan EREN) Büyük Türk gezgini Evliya Çelebi&#8217;nin Seyahatname&#8217;si, abartmalı yanlarına karşın coğrafya, tarih, etnografya, folklor&#8230; bakımlarından üzerinde durulmaya değer büyük bir eserdir. Sağlam bir gözlem yeteneğine sahip olan Seyahatname yazarı, yalnız coğrafya, tarih, etnografya bilgileri vermekle kalmayarak, eserinin birçok yerlerinde yerli diller üzerine topladığı bilgi ve verilere de [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/evliya-celebi-ve-anadolu-agizlari-prof-dr-hasan-eren/">Evliya Çelebi ve Anadolu Ağızları (Prof. Dr. Hasan EREN)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"><strong> <font color="#3366ff" size="5"><span style="font-family: Maiandra GD">Evliya  Çelebi ve Anadolu Ağızları</span></font><font color="#ff6600" size="5"><span style="line-height: 150%; font-family: Maiandra GD"><br />
</span></font><font color="#ff6600" size="3"> <span style="font-size: 15pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD"> (Prof. Dr. Hasan EREN)</span></font></strong><font style="font-size: 15pt" face="Maiandra GD"><br />
</font><font face="Maiandra GD" size="3"> </font></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">Büyük Türk gezgini  Evliya Çelebi&#8217;nin Seyahatname&#8217;si, abartmalı yanlarına karşın coğrafya, tarih,  etnografya, folklor&#8230; bakımlarından üzerinde durulmaya değer büyük bir eserdir.</span></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Sağlam bir gözlem yeteneğine sahip olan  Seyahatname yazarı, yalnız coğrafya, tarih, etnografya bilgileri vermekle  kalmayarak, eserinin birçok yerlerinde yerli diller üzerine topladığı bilgi ve  verilere de yer verilmiştir. Örneğin Seyahatnamemde yazar, Abaza dili, Kaytak  dili, Gürcü dili, Mingrel dili, Arap dili, Türkmen dili, Dob-ruca Tatarlarının  dili, Tiflis Kürt dili, Rus dili, Sırp dili, Boşnak dili, Hırvat dili, Venedik  İtalyancası, Macar dili, Alman dili, Kırım Tatarlarının dili, Nogay dili, Kalmak  dili &#8230; üzerinde durmuştur.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Evliya Çelebi&#8217;nin bu diller üzerine vermiş  olduğu bilgi ve verilerin büyük bir bölümü işlenmiş, değerlendirilmiştir.  Özellikle onun Kafkas dilleri üzerine verdiği bilgiler önemle ele alınmıştır.  Çünkü Seyahatnamemde Kafkas dilleri üzerine verilen bilgiler, bu dillerin en  eski yazılı belgeleri arasında yer alıyordu.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Yalnız, Kafkas dilleriyle ilgili olarak  Evliya Çelebi&#8217;nin işlediği bir &#8220;suç&#8221; üzerinde durmak gerekir.<br />
Evliya Çelebi&#8217;nin eserinde Dağıstanlı Kaytakların dili üzerine küçük bir liste  vardır. Daha çok hayvan adlarını kapsayan bu liste, Kaytak dili ve Kaytak tarihi  ile uğraşanlar için her bakımdan ilginçtir. Bu bakımdan bilginler Evliya  Çelebi&#8217;nin Kaytakça listesi üzerinde sık sık durmuşlardır.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Evliya Çelebi&#8217;nin verdiği Kaytakça söz  listesi ilk kez W. Barthold&#8217;un gözüne çarpmıştır. Barthold, K voprosu o  proisxojdenii kaytakov (Etnografiçeskoe Oboz-renie LXXXIV &#8211; LXXXV, 1910, 37 &#8211;  45) adlı yazısında, Evliya Çelebi&#8217;nin verdiği bilgileri B. Ya. Vladimircov&#8217;un  yardımıyle çözmüştü. Bu çözümlere dayanan bilgin, Kaytak dilinin bir Moğol  diyalekti olduğu inancına varmıştı.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">G. J. Ramstedt&#8217;in 1911&#8217;de çıkan küçük  yazısı (K voprosu o kaytakax. Etnografiçeskoe Obozrenie LXXXVIII &#8211; LXXXIX, 1911,  239 &#8211; 240), bu konuda yeni bir şey getirmemiştir. Buna karşılık, Hamdullah  Kazvinî&#8217;nin Nüzhetü&#8217;l-kulûb adlı eserindeki Moğolca sözleri yayan N. Poppe (Mongol&#8217;skie  uazvaniya jivotnix v trude Xamdallaxa Kazvini. Zapiski Kollegii Vostokovedov I,  1925, 195 &#8211; 208) Moğol dili uzmanlarına Evliya Çelebi&#8217;nin Kaytakça listesi için  yeni olanaklar vermişti. Bir yandan Poppe&#8217;nin verilerine, bir yandan da kendi  birleştirmelerine dayanan P. Pelliot (La pretendu vocabulaire deş Kaitak du  Daghestan. Journal Asiatique 1927, I, 279 &#8211; 294), Kazvinî&#8217;nin Moğolca  verileriyle Evliya Çelebi&#8217;nin Kaytakça sözleri arasında köklü bir karşılaştırma  yaptıktan sonra, Kaytakça verilerle Kazvinî&#8217;nin verdiği Moğolca biçimler  arasında kuşkulu benzerlikler (ressemblances inguietantes) bulunduğunu  belirtmiştir (294. s.).</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Bundan sonra J. Stephenson, Kazvinî&#8217;nin  eseri üzerine yeni bir çalışma yaymıştı (The Zoological Section of the Nuzhat-ul-Qulüb  of Hamdullah al-Mustaufî al-Qazwînî. London, 1928). Pelliot, Poppe&#8217;nin eski  yazışma ve Stephenson&#8217;un ortaya koyduğu yeni gereçlere dayanarak, NüzhetÜ&#8217;l-kulûtfAaki  Türkçe ve Moğolca sözleri uzuıı açıklamalarla tekrar yaydı (Leş Formes turques  et mongoles dans la nomen-clature zoologique du Nuzhatu&#8217;l-kulûb. Bulletin of the  School of Oriental Studies VI, 1931, 555 &#8211; 580). Pelliot&#8217;nun yeni araştırmaları  sonunda Evliya Çelebi&#8217;nin Kaytakça listesiyle bu eserdeki Moğolca biçimler  arasında varlığından söz açtığımız benzerlikler de arttı. Bu benzerlikleri göz  önüne alan yazar, Evliya Çelebi&#8217;yi Kaz-vinî&#8217;yi &#8220;yağma etmek&#8221;le suçladı: &#8220;Deş â  present je considere qu&#8217;Evliyâ Celebi a froidement pillt; Kazwînî.&#8221; (580. s.)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Büyük Fransız bilgininin haklı  eleştirmeleri karşısında, eski eserlerden aldığı bilgileri kendi gözlemi gibi  göstermekten çekinmeyen Evliya Çelebi&#8217;yi savunacak değilim. Yalnız, onun Abaza,  Gürcü, Mingrel, Arap, Kürt, Tatar, Rus, Sırp, Boşnak, Hırvat, Macar&#8230; dilleri  üzerine Verdiği bilgilerin her bakımdan sağlam olduğunu belirtelim. Bu diller  üzerinde duran gezginin doğrudan doğruya kendi gözlemlerine dayandığı  anlaşılıyor.<br />
</font></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">Bu bakımdan sağlam  bilgiler veren bu küçük sözlüklerin bir bölümü uzmanlarca işlenmiş,  değerlendirilmiştir. Örneğin R. Bleich-steiner, Evliya Çelebi&#8217;nin  Seyaftatraame&#8217;sinde Kafkas dilleri üzerine verilen dil örnekleri üzerinde  durmuştur (Die kaukasischen Sprachproben in Evliya Ğelebi&#8217;s Seya-hetname.  Caucasica XI, 1934, 84 &#8211; 126). S. S. Djikiya, Evliya Çelebi&#8217;nin Mingre) ve Gürcü  dilleriyle ilgili verilerini toplamıştır (Evliya Çelebi o mingrelskom i gruzin-skonı  yazıkax.<br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">Sovetskoe  yazıkoznanie II, 1936, 109-128). Bundan sonra Djikiya, Evliya Çelebi&#8217;nin Lazlar  ve dilleri üzerine verdiği bilgileri de gözden geçirmişti (Evliya Çelebi o lazax  i lazskom yazıke. İberiyskokavkazskoe yazıkoznanie VI, 1954, 243 &#8211; 256). H. J.  Kissling, Evliya Çelebi&#8217;nin Almanca örnekleri üzerinde durduğu gibi (Einige  deutsche Sprachproben bei Evliya Celebi. Leipziger Vierteljahrschrift für  Südosteuropa II, 1938, 212 &#8211; 220), L. Ligeti de onun Macarca veri ve örneklerini  değerlendirmiştir (Evliya Cselebi magyar szöjegyzeke. Magyar Nyelv LXVII, 1971,  394 &#8211; 409).</span></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Evliya Çelebi&#8217;nin eserinde Dobruca ve Kırım  Tatarlarının dili, Nogay dili, Türkmen dili gibi Türk dilleri üzerine bilgi  verdiğini yukarıda belirtmiştim. Bu küçük</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">örnekler yanında gezginimiz Anadolu  ağızlarına da değinmiş, yerli halk arasında kullanılan birtakım sözleri  yazmıştır. Benim bildiğime göre, Evliya Çelebi&#8217;nin &#8220;Tosya, Bolu, Dörtdivan  Türklerinin lisan ve lehçeleri&#8221; konusunda sıraladığı örnekler, onun Anadolu  ağızları için verdiği en zengin sözlüktür. Seyahatname yazarının dağınık olarak  verdiği sözler gibi, bu sözlük de şimdiye değin Türk dili ve Türk  diyalektolojisi bakımından değerlendirilmemiştir. Seyahatname&#8217;de dağınık olarak  verilen yerli sözlerin toplanması, işlenmesi uzun sürer. Ancak, Tosya, Bolu ve  Dörtdivan Türklerinin dilleri üzerine verilen örnekler, Anadolu diyalektolojisi  bakımından kolaylıkla değerlendirilebilir.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Seyahatname1 mu Ahmet Cevdet baskısında  Tosya, Bolu, Dörtdivan ağzı sözlüğü olduğu gibi verilmiştir (II, 175-176. s).  Zuhuri Danışman baskısında ise bu sözlük yeni yazıya çevrilmiştir (3. kitap 174  &#8211; 157. s.) Danışman, Evliya Çelebi&#8217;nin verdiği sözlerin okunmasında büyük  güçlüklerle karşılaşmıştır. Bu bakımdan küçük bir notta, bu sözlerin doğru  olarak yeni yazıya çevrildiğini iddia edemeyeceğini belirtmiştir.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Bu sözlükteki verileri değerlendirirken  Evliya Çelebi Seyahatname&#8217;sinin bütün yazmalarını göz önünde tutmak gerekir. Bu  büyük eserin birkaç yazması vardır. Ahmet Cevdet baskısı Millet Kütüphanesindeki  Pertev Paşa yazmasına dayanmaktadır. Danışman, Topkapı Sarayında Bağdad Köşkü  kütüphanesinde bulunan yazmayı kullanmıştır.</font></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><br />
</span></p>
<p><center>[ad#reklam_336x280]</center><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">Bunlardan başka,  Süleymaniye Kütüphanesinde Beşir Ağa kitapları arasında da Seyahatname&#8217;nin güzel  bir yazması vardır. Bu yazmalar arasında bugüne değin sağlam bir karşılaştırma  yapılmamıştır. Evliya Çelebi ve eseri üzerine güzel bir araştırma yapmış olan  Prof. Cavit Baysun da bu konu üzerinde pek durmamıştır. Bu duruma göre  Seyahatname&#8217;nin sağlam yazmasının hangisi olduğunu bilmiyoruz. Bu koşullar  altında Evliya Çelebi&#8217;nin Tosya, Bolu, Dörtdivan Türklerinin dilleri üzerine  verdiği örnekleri değerlendirirken Seyahatname&#8217;nin bütün yazmalarını göz önünde  bulundurmaktan başka çıkar yol yoktur. Biraz sonra sunacağım örneklerden de  anlaşılacağı gibi, gezginimizin Tosya, Bolu, Dörtdivan ağzı üzerine verdiği  örneklerin bir bölümü, bütün yazmaların göz önünde tutulması halinde bile  çözülememektedir.</span><font face="Maiandra GD" size="2">Seyahatname&#8217;râ.n &#8220;Tosya, Bolu, Dörtdivan  Türklerinin lisan ve lehçeleri&#8221; adlı bölümü, bu eserde yer alan dil örneklerinin  en büyüklerinden biridir. Yukarıda adlarını andığımız yabancı diller için örnek  olarak 40 &#8211; 50 söz vermekle yetinmiş, olan yazar, bu listede 100&#8217;den çok biçim  sıralamıştır.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Bu bildirinin dar çerçevesi içinde bütün bu  örnekler üzerinde birer birer duru-lamayacağı açıktır. Bu bakımdan Evliya  Çelebi&#8217;ye borçlu olduğumuz bu sözlüğün kapsam ve değerini belirtirken ancak  birkaç örnek vermekle yetineceğiz.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Evliya Çelebi&#8217;nin yabancı dilleri  tanıtırken tuttuğu belirli bir yol vardır. Yazar, önce l&#8217;den başlayarak 15&#8217;e,  20&#8217;ye değin sayı adlarının yabancı dildeki karşılıklarını verir, sonra ekmek,  su, şarap gibi yiyecek ve içeceklerin adlarını sayar. Yabancı diller üzerine  verilen bilgiler, birtakım sorularla sona erer. Sırpça, Hırvatça, Gürcüce,  Mingrelce gibi diller konusunda verilen örnekler bu plana göre düzenlenmiştir.  (Bildirimin başında sözünü ettiğim Kaytakça sözlüğün yapısı bu plandan  farklıdır. Bu sözlükteki örneklerin Hamdullah Kazvinî&#8217;nin eserinden olduğu gibi  alınmış olması, yazarın, dillerin tanıtılmasında uyduğu plandan ayrılmasına yol  açmıştır, sanıyorum.)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Evliya Çelebi&#8217;nin Tosya, Bolu, Dörtdivan  ağızlarının özelliklerini belirtirken de yabancı diller için kullandığı plandan  ayrıldığı göze çarpıyor. Yazarın Anadolu ağızlarını tanıtırken bu yoldan  uzaklaşması doğaldır. Türk ağızlarında s ayı adlarında bir başkalık söz konusu  değildir. Bu bakımdan yazar, Türk ağızlarının özelliklerini belirtmeye  çalışırken sayı adlarını saymaktan çekinmiştir. Nitekim Güney-doğu Anadolu  Türkmenlerinin dilinde kullanılan özel biçimleri verirken sayı adlarını anmamış,  bunun sebebini de açık açık söylemiştir: &#8220;Türkman dilinde hesaplar bildiğimiz  gibi &#8220;bir&#8221;, &#8220;iki&#8221;, &#8220;üç&#8221; vesairedir, ama &#8220;diğer kelimat ve tabirleri&#8221; &#8220;bir nebze&#8221;  verilmiştir.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Evliya Çelebi&#8217;nin &#8220;Tosya, Bolu, Dörtdivan  Türklerinin lisan ve lehçeleri&#8221; adı altında verdiği sözlükle ilgili olarak  üzerinde durulması gereken en önemli sorun, verilen örneklerin gerçekten bu  ağızlarda kullanılıp kullanılmadığı sorunudur. Bu soruna olumlu bir karşılık  vermek gerekir. Sözlükte verilen biçimlerin büyük bir bölümü bugün de Tosya,  Bolu ve Dörtdivan çevrelerinde kullanılmaktadır. Evliya Çelebi&#8217;nin listesinde  bugün yalnız bu ağızlarda kaldığı anlaşılan birkaç örnek de vardır. Örneğin  Evliya Çelebi, Tosya, Bolu ve Dörtdivan ağızlarında kullanılan yemiş adlarını  sıralarken &#8220;kiraz&#8221;, &#8220;kiraz kurusu&#8221;, &#8220;incir&#8221; anlamına gelen adlar yanında kişne  (veya gişne) biçimini veriyor ve bunun &#8220;vişne&#8221; anlamına geldiğini belirtiyor.</font><br />
<span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">Vişne biçiminin  Anadolu ve Rumeli ağızlarında kullanıldığını biliyoruz. Öbür Türk  diyalektlerinde kullanılmayan bu sözün komşu dillerden alındığı açıktır. Bizim  için ilginç olan, yazarın verdiği kişne biçimidir. Dialectologique  sözlüklerimizde kişne (veya gişne) biçimi verilmemiştir. Ancak, Evliya  Çelebi&#8217;nin vermiş olduğu bu biçimin varlığından şüphe edilemez. Öğrencilerim, bu  biçimin Bolu köylerinde bugün de kullanıldığını bildirdiler. Böylelikle Evliya  Çelebi&#8217;ye borçlu olduğumuz bu verinin Bolu ağzında kullanıldığı anlaşılmış oldu.</span></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Evliya Çelebi&#8217;nin listesinde &#8220;ağaç bardak&#8221;  anlamına gelen boduç biçimi de geçer. Bu, Anadolu ağızlarında yaygın olarak  kullanılan bir biçimdir. Bu sözün Sinop, Samsun, Ordu, Giresun, Zonguldak,  Çankırı, Kastamonu, Çorum, Tokat, Yozgat, Amasya, Bolu, Bursa, Afyon, Bilecik,  Denizli, Aydın, İsparta, Muğla, Kütahya, Konya, Niğde, Ankara, Sivas, Kayseri,  îçel, Antalya&#8230; illerinde kullanıldığını biliyoruz. Bilecik, Kütahya,  Balıkesir, İsparta, Konya, Niğde, îçel, Adana illerinde boduç yanında  melalhetique bocut biçimi de vardır. Buna göre, Evliya Çelebi&#8217;nin verdiği boduç  da Tosya, Bolu, Dörtdivan ağzında kullanılan sağlam bir veridir.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Evliya Çelebi, Tosya, Bolu, Dörtdivan  Türkleri arasında &#8220;güneş&#8221; anlamına gelen çoğaç biçimini de vermiştir.  Dialectologique sözlüklerimize göre çoğaç, Bolu, Konya, Denizli, îçel  illerimizde kullanılan bir biçimdir. Bunlardan başka, bu sözün Anadolu&#8217;da çuvaş  biçiminde kullanıldığını da biliyoruz. Bu Türkçe sözün eski kaynaklarda  kullanıldığına da tanık oluyoruz. Bu duruma göre, Evliya Çelebi&#8217;nin verdiği  çoğaç da bu bölge ağızlarının malıdır. (Evliya Çelebi, Seyahatnameydin başka bir  yerinde Kastamonu bölgesi Türkleri arasında &#8220;bardak&#8221; anlamına gelen seyek  biçiminin kullanıldığını da bildirmiştir. Boduç gibi, bu söz de Anadolu  ağızlarında kalmış eski bir biçimdir.)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Seyahatname yazarının verdiği başka bir söz  de apıştı sözüdür. &#8220;Sacayak&#8221; anlamına gelen bu biçimin Konya ve Eskişehir  illerinde kullanıldığını biliyoruz.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Bunun yanında yazar, Tosya, Bolu, Dörtdivan  çevresinde &#8220;sacayak&#8221;a üçbastı adının verildiğini haber veriyor. Bu adın Anadolu  ağızlarında ve özellikle Tosya, Bolu, Dörtdivan çevresinde kullanıldığı açıktır.  Ancak, öğrencilerim arasında bu biçimi bilenler çıkmadığı gibi, Bolu köylerinde  yaptığım araştırmalarda da bu ada rastlamadım. Dialectologique sözlüklerimizde  de bu ad verilmemiştir. Yalnız, Söz Derleme Dergisinde apıştı maddesinde &#8220;üçbastı&#8221;  karşılığı da kullanılmıştır. (Anadolu ağızlarında sacayak yanında üçayak adı da  kullandır.) İşte Evliya Çelebi&#8217;nin apıştı biçimi yanında saydığı üçbastı adı da  anlam bakımından üçayak&#8217;tan farksızdır.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Evliya Çelebi&#8217;nin &#8220;araba&#8217; anlamıyle verdiği  gaŋlı biçimi de ilginçtir. Bu sözü bugün kağnı olarak kullanıyoruz. Ancak,  Seyahatnamemde verilen biçim, bu sözün eski biçimine daha yakındır.<br />
Evliya Çelebi&#8217;nin listesinde üzerinde durulmaya değer birtakım meyve ve sebze  adları da vardır. &#8220;Muşmula&#8221; anlamına gelen döngel, &#8220;kestane&#8221; anlamına gelen  dombak, &#8220;lahana&#8221; anlamına gelen kelem gibi.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Döngerin. Bolu, Denizli, İsparta, Ankara  illerinde kullanıldığını biliyoruz. Samsun, Sinop, Bolu, Giresun&#8230; illerinde  ise töngel olarak kullandır. (Anadolu&#8217;nun birçok yerlerinde döngel&#8217;e beşbıyık ve  ezgil gibi birtakım adlar da verilir. Ancak, Evliya Çelebi Tosya, Bolu,  Dörtdivan çevresi için yalnız döngefi vermekle yetinmiştir.)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Evliya Çelebi&#8217;nin verdiği dombak da sağlam  bir veridir. Yalnız, dialectologique sözcüklerimizde bu biçim daha çok  &#8220;şeftali&#8221;, &#8220;zerdali&#8221; veya &#8220;kayısı&#8221; olarak verilmiştir. Anadolu ağızlarında  tombak (&gt; dombak) yanında tüylü tombak, tüylü tombalak biçimleri de kullandır.  Bunlardan başka, tombalak biçimi &#8220;domates&#8221; anlamına da gelir.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">&#8220;Lahana&#8221; anlamına gelen kelem&#8217;e gelince:  Kelemdin Bolu çevresinde kullanıldığını biliyoruz. Bundan başka, bu söz  Safranbolu, İsparta, Kütahya, Denizli ve Kara-ağaç&#8217;ta da kelem olarak  kullanılır. (Anadolu&#8217;nun kuzeybatı illerinde &#8220;lahana&#8221;ya dürme adı da verilir.  Ancak, Seyahatname yazarının bu adı Tosya, Bolu, Dörtdivan Türkleri arasında  duymadığı anlaşılıyor.)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Evliya Çelebi, &#8220;havuç&#8221; için kızıl ağaç,  pürçüklü ve yer sapı adlarını sayıyor. Anadolu ağızlarında &#8220;havuç&#8221;un türlü  adları vardır: badul (Konya), deber otu (Denizli, Bilecik), deper otu (Afyon,  İsparta, Kütahya), teber otu (Afyon, Kütahya), teper otu (Ankara, Eskişehir,  Uşak, Kütahya, İsparta, Bursa, Eskişehir, Aydın, Bilecik, Afyon, Antalya, Konya,  Denizli, Çankırı, Bolu, Muğla, içel&#8230;), kızıl ot (Muğla, İsparta, Denizli),  sarı ot (Denizli)&#8230; gibi. Yazarımızın vermiş olduğu kızıl ağaç biçimi  bakımından kızıl ot ve son ot adları üzerinde durulmaya değer.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Pürçüklü biçimine gelince: Bu, Anadolu  ağızlarında &#8220;havuç&#8221;a verilen en yaygın addır: Dialectologique sözcüklerimizde bu  adın Bolu ilinde kullanıldığı belirtilmemişse de, bu ad Niğde, İzmir, Ankara,  Çorum, Afyon, Sivas&#8230; illerinde pürçüklü, Kastamonu, Amasya, Bilecik, Tokat  illerinde ise pürçekli biçiminde kullanılır.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Son olarak Evliya Çelebi &#8220;havuç&#8221;a bu  çevrede yer sapı adının verildiğini bildiriyor. Sözlüklerimizde onun verdiği bu  ada da rastlanmıyor. Ancak, yurdumuzda buna benzer birtakım adlar vardır.  Örneğin yer otu (Kayseri, Konya, Çorum, Yozgat, Adana) adı her bakımdan yer  sapı&#8217;na benzer bir addır. Kerkük&#8217;te kullanılan yer kökü adı ise yer sapı adına  büsbütün yakındır. Anadolu&#8217;da &#8220;havuç&#8221;a yerebatan (Bile-cik&gt;, yeregeçen (İsparta,  Afyon), yerekaçan (İsparta) gibi adlar da verilir.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Evliya Çelebi &#8220;kereviz&#8221; için hanza veya  hınza diye bir biçim de veriyor. Anadolu ağızlarında &#8220;kereviz&#8221;, çorduk (Kayseri,  Konya), gelin parmağı (Amasya), kokar ot (Aydın) gibi adlarla anılır. Anadolu&#8217;da  çorduk biçimi daha çok &#8220;ahlat&#8221; anlamında kullanılır. Gelin parmağı ise &#8220;kereviz&#8221;  yanında &#8220;havuç&#8221; anlamına da gelir. Kokar ot&#8217;un da &#8220;kereviz&#8221;den başka &#8220;bir çeşit  yaban otu&#8221; anlamında kullanıldığım biliyoruz. Ancak, Anadolu ağızlarında  &#8220;kereviz&#8221; (veya &#8220;havuç&#8221;) anlamına gelen ve Evliya Çelebi&#8217;nin yazdığı veriye  benzer bir biçime rastlayamadık.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Bunun gibi, &#8220;turp&#8221; anlamına geldiği  bildirilen sepüger (veya sepüker) sözüne benzer bir söz de bulamadık. Yurdumuzda  turp yanında acurga &#8220;yaban turpu&#8221; (Manisa), baştankara &#8220;kara turp&#8221; (istanbul)  gibi birtakım sözler kullanılır. Ancak, bu sözlerle Evliya Çelebi&#8217;nin verdiği  veri arasında bir bağ kurmak olanaksızdır.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Seyahatnamemde Evliya Çelebi Tosya, Bolu,  Dörtdivan çevresinde rastladığı köpek türlerini de sırahyor: göblez &#8220;yavru  köpek&#8221;, çomar &#8220;koyun köpeği&#8221;, mastı &#8220;fino köpeği&#8221;, tula &#8220;zağar&#8221;. Bu veriler  arasında yazar, &#8220;tazı&#8221; anlamına gelen ilginç bir biçim de veriyor. Yazmalarda bu  veri yetken (veya yitken) biçiminde yazılmıştır. Topkapı Sarayı yazmasında ise  bu veri yetekez ( veya yetkez) olarak verilmiştir. Evliya Çelebi, Seyahatnamemin  başka bir yerinde, Sarıkeçili dağında yaylayan Türkmenlerin dilini tanıtırken de  bu sözü tekrarlamıştır. Atsız (Evliya Çelebi Seyahat-nâmesi&#8217;nden Seçmeler. II,  istanbul, 1972) bu veriyi tigen diye okumuştur (239. s.). Ancak, bunun bizim  üzerinde durduğumuz yetken veya yetfcez&#8217;den başka bir şey&#8230;</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p style="font-style: italic; text-align: justify"> <span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">Kaynak: Bilimsel  Bildiriler, TDK Yayınları, 1972</span></p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"> <span style="font-size: 15pt"><font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkoloji-makaleleri-genel/">»<span lang="tr">  “Türkoloji Mak. &#8211; Genel” Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span><br />
</span></font></strong></p>
<p align="center"><span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…</font></strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/evliya-celebi-ve-anadolu-agizlari-prof-dr-hasan-eren/">Evliya Çelebi ve Anadolu Ağızları (Prof. Dr. Hasan EREN)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/evliya-celebi-ve-anadolu-agizlari-prof-dr-hasan-eren/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>3</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
