<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Azerbaycan Yazarı | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/tag/azerbaycan-yazari/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Sat, 08 Aug 2009 16:25:51 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Batı Karşısına Türk Dünyası İle Çıkalım</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/bati-karsisina-turk-dunyasi-ile-cikalim/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/bati-karsisina-turk-dunyasi-ile-cikalim/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Jun 2009 00:12:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim Kalemimizden]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan Yazarı]]></category>
		<category><![CDATA[Batı ve Doğu]]></category>
		<category><![CDATA[Güney Azerbaycan]]></category>
		<category><![CDATA[Türk dünyasının birliyi]]></category>
		<category><![CDATA[Zümrud]]></category>
		<category><![CDATA[Zümrüd Yağmur]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/?p=5120</guid>

					<description><![CDATA[<p>Batı Karşısına Türk Dünyası İle Çıkalım Dünya qütpleşenden sonra , Batının Doğunu sümürülmek üçün bir vasite olarak seçmesinden beri hem Türk dünyası, hem de bütünlükde Doğudakı halklar eziyete dücar olmakdadır. Bunu bir tarafden Batının esaretde saklamak üçün Doğu halklarının kalkınmasına izin vermemesı ile izah etmek olarsa , diger yandan iktidarların hep Batı yanlı olması ve [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/bati-karsisina-turk-dunyasi-ile-cikalim/">Batı Karşısına Türk Dünyası İle Çıkalım</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><span style="font-family: Maiandra GD; color: #00ccff;"><strong><span style="font-size: 19pt;">Batı Karşısına Türk Dünyası  İle Çıkalım</span></strong></span></p>
<p align="center"><span style="font-family: Maiandra GD;"> <img decoding="async" src="https://www.bilgicik.com/resimler/Turk_destanlari/ergenekon_destani.jpg" alt="" /></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Dünya qütpleşenden sonra , Batının Doğunu sümürülmek üçün bir  vasite olarak seçmesinden beri hem Türk dünyası, hem de bütünlükde Doğudakı  halklar eziyete dücar olmakdadır. Bunu bir tarafden Batının esaretde saklamak  üçün Doğu halklarının kalkınmasına izin vermemesı ile izah etmek olarsa , diger  yandan iktidarların hep Batı yanlı olması ve kendi halklarına deyil, Batıdakı  buyruk ağalarına sadik olub kulluk etmeleri ile izah etmek gerekir. Biz hep  bütün zilletlerimizde Batını suçlayırık, amma unutmak olmaz ki, bizlerin de  bunda payı vardır. Burada en büyük sucumuz çağdaş dünyanın kanunauyğunluğu ile  deyil, daha çok duyğularımızla hereket etmemiz, bir de hain iktidarları başımıza  gelmesi, getirilmesine göz yummamızdır. Dünya , hüsusen Batı felsefesinden  devlet idare etmeye keçmiş &#8220;güclü zafı mahv etmelidir&#8221; ideyası artık 2 yüzyıldan  yukarı bir dönemde Dünyanın siyasi idaresinde oturmakdadır. </span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;">Batı güc felsefesi  ile uğraşarken, Doğu hala da ruh felsefesi ile uğraşıyordu, neticede Batı bu  felsefe ile de Dünyanı idare etmeye başlarken Doğunun buna karşılık verecek bir  idare etme felsefesi yokdu. Mesala, kedim Romada senatda Ruh felsefesi ile  meşkul olan senatorlar idam olunurdu. Ben Doğu, yahud da ruh felsefesinin  eleyhine deyilim, yazarım ve ruh insanı olarık yaradılmamdan memnunum, amma bu  ferdi bir yanaşma terzidir, bütünlükdese halkları azad ve hilas etmez. Bir sozle,  Batı demirle-gücle meşkulken bizler altun-ruhla meşkulduk. Neticede bizler yenik  düşdük. Unutmak olmaz ki, insanlık ve dünyanın yapısında, karakterinde güce  meyllilik var. Böyle olmasaydı, Allahın Resulu bile Hakk üçün kılınca sarılmak  zorunda kalmazdı ve tarıh Bedr, Hendek savaşlarına şahid olmazdı.</span><br />
<span style="font-family: Maiandra GD;"><br />
Uyğur Türklerinin son dönemler yaşadıkları Türklerin bir daha dünya ile sanki  dil tapa bilmemesinin , bu dünyanın güclüsense &#8220;öldür&#8221; yapısına  uyğunlaşmamasının neticesidir ki, aslında biz Türkleri Allah bu vehşi yapıdan  koruyursa buna şükr edib, bir yandan da Allaha tevekkülden once işimizi itibarlı  tutmalıyık. Nasıl?&#8230; İlk olarak Türklerin bir arada tekce edebi ve menevi  cehetden deyil, hem de siyasi olarak bir arada olması gerekir. İndiki dönemde bu  mümkünsüz görünü, çünki Türk devletleri iktidarları helelik sözden emele  kecmekde o kadar da hevesli görünmürler. Bunun neticesidir ki, ABD-nin  Ermenistan sınırlarının açılması teklifi gündeme getirilib tartışıla bilinir,  halbuki, Batıya Türklerin birliyinin her şeyden önde olduğu mesajını vermiş  olsaydıq Batı da bu rahatlıkla böyle şeyleri bizlerden talep etmezdi. Mesala,  ABD-den İngilterenin menafelerine zıdd bir şeyin talebinde bulunmak kimsenin  aklının ucundan bele kecmez&#8230; Yahud da Orta Asiyadakı Türk devletlerinde  Türkiyenin yeterince siyasi güce malik olmamasının neticesidir ki, bu gün Rusiya  Orada olan Türk Cümhuriyyertlerini Türkiyenin manafeyine zıdd kararlar almasına  vadar ede biliyor. Sovetlerin ç öküşünden sonra bu ve ya digər sebeblerden  bir-birinden uzak düşmüş ve düşürülmüş Türk devletlerinin aslında inkişaf ve  gücünün birlikde olmasını anlamanın vaktı ötür ve dünya da bundan meharetle  istifade ediyor.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Dünyanın Doğu, ya da Türklerin ezilib soykırım  edilmesine &#8220;dur&#8221; deyeceyini gözlemek ebesdir. Artık butun Doğu halkları  &#8220;Demokrasi ve insan hakları&#8221; deyiminin ne kadar sahte ve yalan olduğunu biliyor.  Artık Batı bu yalana sarılarak kimseni kandira bilmiyor, kendi de bunun  farkındadır. Yeni bir maska aktarışına çıksa da bunun başarılı olacağına inanmak  çetindir. Artık her cür merhumiyyetlere dücar olmuş Doğu kendinde bir güc tapıb  kalkınmalıdır. Hüsusen Türklerin Türkiye adına sarılacak böyük bir istinad  noktaları vardır, Çünki Türkiye dünyaya inteqre etmiş, güçlü herbiye malik bir  ülkedir. Bu aslında Türklerin bir –birini tutması üçün böyük avantajdır. Aks  halde bizlerin zaman kecdikce bir-birimizden daha da uzaklaşması baş verecekdir  ki, bu da Batının işine yarıyor. Türklerin kalkınmasını hic kimse istemiyor,  eger istenseydi, bu gün Cinle rakabetde olan ABD Uyğurların soykırımına daha  dikkatla yanaşar, dünyanın dikkatını bu meseleye yönelderdi. Yahud da İrandakı  karşıdurma , Nükliyar silah etrafında yaranmış ziddiyyetlerde Batı İranda bir  bomba kimi partlamağa hazır olan Güney Azerbaycandan istifade ederek oradakı  Türklerin desteklenmesini deyil, İranla sanki, söz duellosuna girmeyi tercif  ediyor. Halbuki 2 yüzyıldan artık bir dönəmdə 5 defa inkilab etmiş, her  defasında da soykırıma uğradılmışdır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Azerbaycan Türklerinin  mücahidleri indi de İranın zindanlarında eziyyet çekir, 30 milyonluk bir halkın  kendi dilinde bir okulu, kazetesi, dergisi yok, kendi dilinde evinden kenarda  danışmak kimi dehşetli bir yasaklarla yaşamını sürdürmek zorundadır ve bu halkın  hukuklarını dile getiren kimse yok&#8230; İranın nükliyar silah imalı dünyanı  korkutsa da oradakı Türklerin kalkması demek ki bundan artık korkudur ki,  Türkleri deyil, silahı seçirler&#8230;. Bu korku neden?&#8230; Acaba bizim kendimize  belli olmayan bir gücdenmı korkuyorlar?&#8230; Bizse Batının buyrukları ile  oturup-kalkmakla kendimizi rezil etmekle meşkuluz. Neden, Türkiye Uyğur Mühacır  hükumetine Türkiyede oturmak izni vermiyor? Neden Türkiye Güney  Azerbaycanlıların &#8220;Güney Azerbaycan televizyonu&#8221; prokramlarının Türksatla  yayımına defalarca müracaata bakmayarak izn vermiyor?&#8230; Cin, İran kendinden  olanlara böylemi yanaşardı acaba&#8230; Neden Türkiye üzerine düşün Abilik  vezifesini üstenmiyor&#8230; Felestin halkının soykırımı zamanı gösterilen  duyarlılık nerede?&#8230; Ikdidarları keçelim, oralarda ne olduğunu anladık&#8230;Amma  Cazze hadıseleri zamanı haklı olarak ağlaya- ağlaya dua edən din hocalarımız  nerede?&#8230;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;">Men Azerbaycan Türküyem ve Baküde yaşayıram, bütün  cetinliklere rağmen vetenim ve Türk dünyasının birliyi üçün kendi savaşımı  verirem, çünki ben güclü Türk dünyasının bir parcası olmak isteyirem. Tanrı  bizlere güc ve bu kabiliyeti vermiş, neden haklı olarak Hakk üçün  savaşmayalım&#8230;</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: Maiandra GD;"><em><strong>Dr. Zümrüd Yağmur</strong></em></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/bati-karsisina-turk-dunyasi-ile-cikalim/">Batı Karşısına Türk Dünyası İle Çıkalım</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/bati-karsisina-turk-dunyasi-ile-cikalim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Günahkarın Ölümü &#8211; Zümrüd Yağmur</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/gunahkarin-olumu-zumrud-yagmur/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/gunahkarin-olumu-zumrud-yagmur/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Jun 2009 23:55:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim Kalemimizden]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan Yazarı]]></category>
		<category><![CDATA[Günahkarın Ölümü]]></category>
		<category><![CDATA[Günahkarın Ölümü Hikayesi]]></category>
		<category><![CDATA[Günahkarın Ölümü Öyküsü]]></category>
		<category><![CDATA[Günahkarın Ölümü Zümrüd Yağmur]]></category>
		<category><![CDATA[Hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[Oyku]]></category>
		<category><![CDATA[Yazar]]></category>
		<category><![CDATA[Zümrüd Yağmur]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/?p=5087</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günahkarın Ölümü (Dr. Zümrüd Yağmur) Diktatorlara ithaf&#8230; O bu günahlarla ölmeye bele qorxurdu, buz parcası kimi icinde donub qayaya dönmüş qelbi batdığı günahların ağırlığı altında inildeye &#8211; inildeye döyünürdü ve ona ele gelirdi ki, divardan asılmış saat dayananda qelbi de onunla birlikde tükenecek. Buza dönmüş qelbinin derinliklerinde emin idi ki, qelbi bu saatla ekiz kimidir [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/gunahkarin-olumu-zumrud-yagmur/">Günahkarın Ölümü – Zümrüd Yağmur</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><strong> <span style="font-family: Arial; color: #00ccff;"> <span style="font-size: 25pt;">Günahkarın Ölümü<br />
</span></span> <span style="font-family: Arial; color: #ff9933;"><span style="font-size: 15pt;">(Dr. Zümrüd  Yağmur)</span></span></strong></p>
<p align="center"><span style="font-family: Arial; color: #808080;"><em>Diktatorlara ithaf&#8230;</em></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Arial;">O bu günahlarla ölmeye bele qorxurdu, buz  parcası kimi icinde donub qayaya dönmüş qelbi batdığı günahların ağırlığı  altında inildeye &#8211; inildeye döyünürdü ve ona ele gelirdi ki, divardan asılmış  saat dayananda qelbi de onunla birlikde tükenecek. Buza dönmüş qelbinin  derinliklerinde emin idi ki, qelbi bu saatla ekiz kimidir ya da onu günaha  batıran, buz parcasına cevirən zamanın göstericisi olan bu saat idi. İllər  uzunu, bu dünyada yaşadığı vaxtdan bu saat işleyirdi, zamanı eridirdi. Zaman  saatın eqreblerinde eridikce o da eriyirdi, evezinde günahları artırdı və son  vaxtlar hiss edirdi ki, onun özündən daha hec nə qalmayıb, qalan elə  günahlarıdır. Her şeyi, hetta damarlarındakı qan da günah idi, bele olmasaydı,  üreyi bu qanla işleye bilmezdi.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Arial;">Daha tək- tənha qalmışdı. Arvadı coxdan  ölmüşdü, övladlari da coxdan ondan üz döndermişdilər, ya da onun günahlarından  diksinib getmişdilər. Qoca bunu düşündükce ölüm xofu onu basırdı. Bu qelble, bu  gunahlarla hara gedəcəkdi?… Gözlemekden başqa caresi yoxdu. Her defe otağa girib-cıxanda  zamanı eriden saatın dayanmadan işleyən eqreblerine hesretle baxırdı. Zamanın,  bu saat eqrebinin ucunda eriyen anların hec neden qorxusu yox idi, o ise adi  saata vahimesiz baxa bilmirdi.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Arial;">Qocanın qelbi boşaldığı kimi evi, heyeti  də boşalmışdı. Eynen ici kimi heyetini de çoktak tikan basmışdi, arvadının  sağlığında cicekleyen ağaclar coxdan qurumuşdu, toyuq-cücenin sesi de coxdan  kesilmişdi. Bütün günü evde tek oturub xarabaya cevrilmiş heyete cıxıb meqsedsiz  fırlanmaqdan cana doymuşdu, küceye cıxmağasa xecalet cekirdi. Qonşular onunla  salamlaşmırdı. Oturub söhbet edib təsbeh cevirən, onu görendə üzünü yan tutan  qocaların gülüşünü eşidendə az qalırdı üreyi partlasın. Nisgil, peşimancılıq göz  yaşına cevrilib tük basmış üzünə süzülürdü. “Gör ne etdim, ne etdim?” sualından  başqa bir qınaq tapa bilməyib başını bulaya-bulaya kol-kosların arasında  fırlanırdı, gün batandasa üzünü ovxalaya-ovxalaya doyunca ağlayıb eski yorğanını  üstüne cekib gözlerini berk-berk qapayırdı. Bilirdi ki, öləndən sonra en azı  iki-üc gün ondan hec kim xeber tutmayacaqdı. Yeqin erzaq almağa getdiyi dukanın  sahibi duyuq düşüb övladlarına xeber verecekdi. Övladlar da elgözüne defn edib  onu bir defelik unudacaqdı.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Arial;">Amma son vaxtlar bunları düşünmürdü daha.  Indiye qeder fikirleşmedikləri düşüncelerini işğal etmişdi. Elə indi, yaz  gecesində de erken uzandığı yatağında son vaxtlar düşündüklerini fikirleşirdi. “  Ay Allah men ele günahlar etmişem ki, senden ne ise dilemeye , arzu etmeyə üzüm  yoxdur, bağışlanmamı dilemeyese xecalet cekirem. Son illere qeder etdiklerim.  Camaata cekdirdiklerim, hele sene xor baxmam… of, ne kadar rezil adammışam… Öz  elimle öz evimi yıxdım, indi budur tekem, sokağa cıxmağa üzüm yoxdur. Hamı hele  çoldedir. Mense bu istide girmişem eve… Hara gedim, kimin yanına? Bir üz  qoymuşam ki… Lanetlenmiş adamamam men, bu kadar ezab cekdiyime baxmayaraq  Allahın da rehmi gelmir mene… Hec olmasa indi, lanete layiq olduğumu anladığım  vaxtda bir sans vereydi mene, kimese yaxşılıq edib yüngülleşeydim. Men her  şeyden mehkum olmuşam, Allah da meni xatırlamaq istemir, niye də xatırlasın, men  özümden iyrenirem…Ay Allah. Nece oldu ki, bele quduz oldum men…” Yaşayıb geride  buraxdığı ömür yene saatın eqrebinde, geri dönmüş zamanın anlarında gözleri  önünde canlandı. Bedenine soyuq ter geldi, havanın istisine baxmayaraq üşümeye  başladı. Büzüşüb yumağa döndü, eşinin ağlar siması xeyalına geldi, qalxıb  yatağında oturdu, hereketsiz qalıb başını sinesine eydi. </span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Arial;">Son vaxtlar lap arıqlamışdı, ciyinleri  sallanırdı, damarları cıxmılş ellerini dizlerinin üstüne qoyub donuq nezerlerini  namelum noqteye zilledi. Hec ne düşüne bilmirdi. Ele bil beyni, bütün ici  boşalmışdı. Amma eşinin siması gözleri önünde idi. Daha doğrusu, ele bil başının  üstündə durmuşdu. Eşinin nezerlerini üzerinde hiss edib üşendi, daha biraz da  büzüşüb eyildi. Titreşen barmaqlarını seyrellmiş saclarının arasına soxub başını  sıxdı. eşi ölende cavan idi, yazığı o cerledib öldurmüşdü. Onun etdiklerine göre  eziyyet cekirdi. Xecaletinden adam arasına cıxmazdı. Gözleri de hemişe nəmli  olardı, nece defe gizlince ağladığını görmüşdü, amma hec vaxt da ehemiyyet  vermemişdi. O zamanlar ağlamaq, xecalet hissi ona yad idi, yaxşılıq etmek  kimi…Eşi ilə danışırmış kimi ucadan şikayetlenmeyə başladı. “Sen tez, cavan  ölsen de menden bextever adamsan, ömründe bir adama bir kelme ağır söz  dememişdin, ancaq menim günahlarımın ezabını sen cekirdin.Vallah, sen bextever  adamsan, men bedabaxtsa ölmeyə bele qorhuram, ne edim, ölmeye de üzüm yoxdur. Bu  günahlarla nece ölüm? Deyirler filankes ölende it kimi öldü. Men bedbext hec it  kimi de öle bilmirem, ne edim. Belke sen bir yol gösteresen… Hec olmasa sen  bağışla , Allahda dilemeyə üzüm yoxdur,hec olmasa sen bağışla”- deyib eşini adı  ilə cağırıb hönkürdü. eşinin xeyalı yox oldu. Lap üşendi, ici ezabla doldu. “  Hec bu da bağışlamadı, cekilib getdi, dileyen kimi getdi, ay Allah, ay Allah”…  Tekrar edə- edə üzü üste düşdü.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Arial;">Seher acılanda onun ücün hec ne  deyişmemişdi, başı daş kimi idi, hec ne fikirleşe bilmirdi. Geceni yata  bilmediyinden yorğun qalxdı, iştahsız yediyi seher yemeyinin süfresini çırpıb  təkrar eve girdi. Saat işleyirdi və qocaya ele geldi ki, onun sesi deyişib,  başqalaşıb, amma tez də özüne etiraz etdi. “Yox, saat da, sesi de ele  evvelkidir, deyişen menem, evveller üreyim xarab idi, indi de başım xarab olur.”  Qoca yene bayıra çıxdı, gün tezece qalxmışdı. Evveller gec qalxardı,günortaya  qeder yatıb doyardı. Sonra hec üzüne baxmadığı eşinin hazırladığını yeyib  növbeti emellerle günaha batmağa yollanardı. “ O kadar azğınlaşmışdım ki, son  vaxtlar bişirdiklerini, açdığı süfreleri beyenmirdim. Bah, qınımı beyenmirdim,  axırı da bele…” fikirleşib yene heyeti fırlandı, indi taze başlayan günü yola  salmaq dehşeti, darıxmağın nisgili onu gözleyirdi, yuxuya gedene kadar emelli  başlı ezab cekecekdi, oradan durub, bura oturacaqdı. Gah eli qoynunda namelum  noqteye dikdiyi gözlerinden axan göz yaşlarını sile-sile başını bulayacaqdı, gah  da durub otura-otura günü ötürmeyə calışacaqdı.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Arial;">Gün günortadan eyilmişdi, qoca evde  darıxıb onun kimi qocalıb koğuşlaşmış ağacın kölgesinde oturmaq ücün elindeki  döşekceni yere atıb eyleşmek istedi, amma gözüne sataşan narın parıltıya  ehtiyatla dikeldi. Parıldayan ilan yumrulanıb ağacan koğuşunda yatırdı, qoca onu  duyuq salacağından endişelenib sakitce geri çekildi, dönüb uzaqlaşdı.Evə girib  oturdu, nə kadar bele qaldı bilmedi, amma düşünceden ayılanda neyise  itireceyinden qorxan adam kimi bayıra çıxdı, ehtiyatla ağaca yaxınlaşdı, ilanı  tekrar görüb sevinen kimi oldu: “Şükür, şükür, gör bir ne vaxtdır canlı görmürem,  ilan olanda ne olar, Allahın yaratdığıdır …Ele bu havada ilan da ac- susuz olar,  ne olar ilandır, ne olsun” fikirlerini tez-tez tekrarlayıb telesik eve döndü,  bir qab su, bir tike çörekle geri qayıtdı, yere atdığı yastığın yanına qoydu.  İlan duyuq düşmüşdü, haça dilini çıxardıb süyüldedi.Qoca uzaqdan durub ona  baxırdı. İlan yastığa teref sürünüb su dolu qaba yaxınlaşdı, azca yastı başını  qaldırıb sudan içdi, yubanmadan qıvrıla -qıvrıla gözden itdi. Nezerleri ile  gözden itene kadar ilanı izleyen qocanın üzünde, güzlerinde sevinc oynaşırdı,  çoxdan idi bele sevinmirdi, ona ele gelirdi Allah onun yalvarışlarını eşidib  yaxşılıq etmek şansı vermişdi ona…Bu isti yaz günlerinde ilanında üreyi sudan  ötrü yanırmış, şükr sene, şükr, heç olmasa neyinsə, kiminse işine yaradım, yanan  üreyinə su tökdüm, ilanda heyvandır, Allah yaradıb…Allah nə etsin. Elə  günahkaram ki, ilandan başqa heç kim menim elimden heç ne yeyib içmez”.  Sevincinden bir yerde dura bilmeyib heyetde var gel etdi, biraz da heyacanlı  idi, hem de içinde xecalet hissi vardı, özünden utanırdı. Öz veziyetini, ömründe  bir yaxşılıq etmediyini xatırladıqca az qalırdı başın döyüb ağlasın.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Arial;">İndi, tek tenha gündüzleri darıxanda,  geceleri qorxudan ezab çekende birden –bre liana bir udum su vermekle yaxşılıq  etmeyin gözel olduğunu, qelbinin nece yüngülleşdiyini hiss etmişdi ve ele indice  də anlamışdı ki eslinde o, həyatını heç etmişdi. Ele ona göre ölümünün de kimse  üçün deyeri olmayacaqdı.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Arial;">Qoca axşam düşende eve girib bir tike  cörek yedi, ele bil iştahı bir az acılmışdı, dişsız damağı da cöreyi yaxşı  ezirdi deyesen… Evvelki kimi saata da tez-tez baxmırdı, ilanı düşünendə lezzetle  fikileşirdi ki, yəqin indi susuzluqdan eziyyet cekmir, rahat yatır. Özü de onun  sayesinde… </span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Arial;">Yatağına girib rahat uzandı. Coxdan  duymadığı rahatlığı duyub şirin-şirin gülümsündü, sonra da ilanın sabah da  gelmesini Allahdan dileye-dileye yuxuya getdi. Səher yene erken qalxdı, özünü  gümrah hiss edirdi, her gün ağrıyan başı bu seher sakit idi. Qoca gunortaya  kadar heyeti gezib dolandı, fikri ağacın yanında idi, uzaqdan bir nece defe  boylanıb ilanın gelib- gelmediyini yoxlamışdı, amma hale ilan göze deymirdi. Su  ilə doldurduğu qabı “ birden su az olar, ice bilmez” telaşa ilə tekrar-tekrar  doldurub vurnuxurdu. Nehayet yorulub kenarda, iri daşın üstünde oturub başını  deyeneyine söykedi. “ İlahi, deyesən hec ilan da menim elimden su icmek istemir.  Oy, oy, gör ne qeder murdar adamam , Allah. Menim günahlarımdan kec, Allahım”  düşüncesini hönkürtüsü kesdi. Göz yaşları saqqalına süzülüb üz-gözünü islatdı,  etdiklerini, töretdiyi emelleri tekrar xatırlayıb qorxdu, xecaletden dizləri  büküldü. Bağışlanmasını dilediyine peşmanladı. “ Meni niye bağışlamalıdır, indi  bu güne düşüb Allahdan yapışmışam, başqa olsaydı, Allahı yene xatırlamayacaqdım.  Beleyem men, doğulanda bele doğulmuşam, lenetə tuş gelmişem… Adam olan sehv de  eder, yaxşılıq da … Men yox, men adam deyilem, vessalam!” Doyunca ağlayıb elinin  arxası ilə üz-gözünü silib dikeldi. Gözləri ixtiyarsız su dolu qaba dikeldi. Bu  anda qocanın üzünde ümid dolu bir ezab vardı, dodaqları yuxaru dartılmaşdı,  gözlerindeki keder bütün vücudu, oturuşu, hereketsizliyinde donub qalmışdı  sanki… Birden dikelib qaşlarını catıb gözlerini qıydı, üzüne sezilecek bir işıq  geldi, qoca qaba yaxınlaşan ilanı görüb onu duyuq salacağından ehtiyatlanırmış  kimi hereketsiz qaldı. İlan qaba yaxınlaşıb arxayın –arxayın su icmeye başladı,  doyub gəldiyi yolla geri qayıtdı. İlan gözden iten kimi qoca qaba yaxınlaşıb  uşaq kimi sevine-sevine qaba baxıb xeyli orada dayandı, sonra eve girib qapını  arxasınca bağladı.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Arial;">Artıq bir hefteden cox idi ki, ilan hər  gün heyete gelirdi, qoca da bütün diqqetini, qayğısını bu liana yöneltmişdi.  Qoca emellice dircelmişdi. Elə bil kalbi günahlarin ağırlığından yüngülleşmişdi  bir az…Susuz ilanı sulamaq şansını ona vermiş Allaha minnetdar idi. Amma bir  yandan ezabı da artmışdı, indi, ölümünə az qalmış bir vaxtda başa düşmüşdü ki,  yaxşılıq etmek cox gözelmiş və həyatını başqa cür yaşadığına heyfsilenirdi.  kalbinin derinliklerinde yaxşılıq edenlere hesed hiss edirdi və bundan tekrar  gunaha batacağından qorxa-qorxa bu duyğunu qelbinden cıxarmaq ücün dua edirdi.  İndi de dua ede -ede saata baxırdı, işleyirdi, amma qocanın vahimesi azalmışdı,  birden ne düşündüse saata yaxınlaşıb yellenen kefkirini tutub saxladı. Saatın  eqrebi titreşib daytandı. Eslində qoca öz hereketini özü də anlamamışdı. “ Men  onda bedbext olmuşam ki, her şeyi gec anlamışam, amma əvvel de bilə bilerdim ki,  ölümün günah qorxusu, vahimesi var, bilerdim ki, bu dünyanın yükünü qorxusuz  daşımağın yolu yaxşılıqdan kecir” düşündükleri rüzgar kimi beyninden kecdi.  Birden ilanı xatırlayıb celd bayıra cıxdı. Bu gün hava cox sıcak idi və qoca  qaba yaxınlaşıb dolu olmasına baxmayaraq, yene su ilə doldurub geri qayıtdı.  Hemenki yerinde oturub gözlemeye başladı, onun hesabına göre ilan bir azdan  gelmeli idi. Amma ilan hele göze deymirdi ve vaxt ötdükce qoca daha da  heyacanlanırdı, üzündeki sevinc de yavaş-yavaş ölmeye başlayırdı. Köks ötürüb  bir az dikeldi, ilanı görmeyib yene gözlemek qerarına geldi.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Arial;">Həmin andasa qocanın görmediyi ilan qabdan  bir az kenardakı ağacın yarpaqları arasından qocaya göz qoyurdu. İlan başını  yumurladığı bedeninin ustune qoyub qocanın üzünde hər an bir az ölen sevinci  gördükce ilan üreyi ile ona acısa da merhemet etmeyi düşünmürdü, amma qocanın  halına yanırdı, cünki bu günler erzinde suyunu icdiyi qocanın nece deyişib  dirceldiyini gördükce insanoğlunun halına hem teccüblenmişdi, hem de yanmışdı.  İndi qocaya baxdıqca ilan olduğuna sevindi. ”Yaradan ne yaxşı ilan yaradıb meni,  insan olub bir liana su vermeklə günahlarını yuduğunu zenn etmekdense ilan olub  bütün bunlardan uzaq olmaq daha yaxşıdır. Ay bedbext, men ilan idim, sancıb  öldürürdüm ki, ac qalmayım, yada bununla özümü qoruduğumu zan edirdim, sene nə  düşmüşdü ne olmuşdu ki , işin başqalarına zülm etmək idi? Vallah, size mat  qalasıdır, sizi başa düşmək olmur, bir-birinize qenim kesilmisiniz, ilan  deyilsiniz, amma çalmağa fürset axtarırsınız, sizin etdiklerinizi, töretdiyinizi,  günahları men etseydim özüm özümü sancıb öldürerdim.Oturub meni gözleyirsen,  mene su vermeyi yaxşılıq sayırsan, ele bilirsen su qehetdir? Senin verdiyin su  bir ilanın zeherini artırmaq üçündür. Bir udum suyu haradan olsa tapıb içecerem.  Amma görünür yaradan bele buyurub, O kadar yalvarıb sızladın ki, lütfükarın  merhemeti meni sene gönderdi, ne etsin kim yaxın düşər senin kimisine, ele gerek  soyuq ilan olasan ki, senin kimisinin günahlarından diksinmeyesen. Amma ilan  olanda ne olar, men de ezab çekirem senin kimisinin elinden su içmeye. Siz  insanlardan cana doymuşam, bu dünyanın başına ne oyun açmısınız, yaxşılığı ne  güne salıb xırdalamısınız ki, liana su vermek yaxşılıq olub.Gör ne güne  düşmüsünüz ki, bir-birinize pulsuz –parasız mezar bele qazmırsınız.” İlan  düşündüklerine ara verib başını dikeltdi, qocanı nezerdən keçirdi, açılıb  qıvrıla-qıvrıla ireli süründü.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Arial;">Qoca ilanı görüb dikeldi, üzüne sevinc  qondu, ümüd dolmuş gözleri ile liana nezer yetirdi, ilan asta-asta sürünüb qaba  çatdı, bir qədər yubandı, sonra qocaya taraf süründü. Qoca təlaşlandı. “ niyə  icmedi. Bəlke suyu görmedi, yox qab doludir. Bəs nə oldu?“düşünüb qalxmaq  istedi, amma ele bil hansısa bir qüvve çiyinlerinden basıb onu hereket etmeye  qoymadı, ilan ona catmağa az qalmış dayanıb dikeldi ve qocaya ele geldi ki,  ilanla göz-göze geldi. “ Vay, gör ne dünya imiş. Yaxşııllıq etdiyim öldürəcək  meni, suyumdan icen sancaşaqmış meni” fikirler beynindən kecdi. İlan ona catıb  ətrafında fırlandı ve qoca sehv etdiyini anladı, “ilan olan bele öldürmez adamı,  bu ilan deyil, men ilana su vermemişəm, öz ölümümü sulamışam, bu vaxt erzinde  ölümmüş meni ümidlendiren. Allah ölüme yaxşılıq etmek şansı verib mene. Başqa  yolun yoxmuş senin İlahi, o kadar günahım var ki, ölümü ilan edib elimle su  icirtmisen ki, yaxşılığı daddırasan mene…” ayağında hiss etdiyi sancı  düşüncelerini yarımçıq kesdi. Bir azdan beyninin söndüyünü hiss etmeye başladı,  amma üreyi hele işleyirdi. Saatı xatırlamağa ancaq macal tapdı ve ilanın sürünüb  quyruğu ilə qabı aşırdığını dumanlı şəkildə gördü. Taqətsizleşdi, ilan gözden  itene kadar onu izlədi. Hele ölmemişdi, qalxıb eve kecmek istedi, amma gucu yox  idi. Başa düşdü ki, o bu dünyada cox şeyi etmək şansını itirdiyi kimi evde,  sakit, doğmalarının əhatesinde dünyasını deyişmek şansını da itirib. Bunu  düşündükce boğazına yığılan qeher onsuz da cətin aldığı nefesini daha da  cetinleşdirdi, yan üstə düşüb hereketsiz qaldı.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Arial;">İlansa göze deymirdi.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Arial;"><em><strong>Dr. Zümrüd Yağmur</strong></em></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/gunahkarin-olumu-zumrud-yagmur/">Günahkarın Ölümü – Zümrüd Yağmur</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/gunahkarin-olumu-zumrud-yagmur/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>6</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
