<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Basvekil Saracoglu Sukruye Acik Mektup | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/tag/basvekil-saracoglu-sukruye-acik-mektup/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Fri, 21 Jun 2013 14:17:37 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Başvekil Saraçoğlu Şükrü&#8217;ye Açık Mektup (Hüseyin Nihal ATSIZ)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/basvekil-saracoglu-sukruye-acik-mektup-huseyin-nihal-atsiz/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/basvekil-saracoglu-sukruye-acik-mektup-huseyin-nihal-atsiz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 20 Oct 2007 13:38:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hüseyin Nihal Atsız]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar ve Şairler]]></category>
		<category><![CDATA[Basvekil Saracoglu Sukruye Acik Mektup]]></category>
		<category><![CDATA[Nihal ATSIZin Makaleleri]]></category>
		<category><![CDATA[Nihal ATSIZin Yazilari]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçü Nihal ATSIZ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/basvekil-saracoglu-sukruye-acik-mektup-huseyin-nihal-atsiz/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Başvekil Saraçoğlu Şükrü&#8217;ye Açık Mektup (Hüseyin Nihal ATSIZ) Sayın Başvekil, &#160; Hem Türkçü, hem de başvekil olduğunuz için size bu açık mektubu yazıyorum. Yalnız başvekil olsaydınız bunları yazmak emeğine katlanmazdım. Çünkü Türkçü olmayan bir başvekile hitap etmenin ne kadar boş olduğunu bilirim. Yalnız bir Türkçü olsaydınız yine yazmaya lüzum görmezdim. Çünkü, faydasız kalacak olduktan sonra,sizden [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/basvekil-saracoglu-sukruye-acik-mektup-huseyin-nihal-atsiz/">Başvekil Saraçoğlu Şükrü’ye Açık Mektup (Hüseyin Nihal ATSIZ)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><font face="Maiandra GD"><font color="#3366ff"><span style="font-size: 18pt; font-weight: 700"> Başvekil Saraçoğlu Şükrü&#8217;ye Açık Mektup<br />
</span></font><font color="#ff6600"> <span style="font-size: 12pt; font-weight: 700">(</span></font></font><span style="font-weight: 700"><font color="#ff6600" face="Maiandra GD">Hüseyin  Nihal ATSIZ)</font></span></p>
<p align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2">Sayın Başvekil,</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Hem Türkçü, hem de başvekil olduğunuz için size bu açık mektubu yazıyorum.  Yalnız başvekil olsaydınız bunları yazmak emeğine katlanmazdım. Çünkü Türkçü  olmayan bir başvekile hitap etmenin ne kadar boş olduğunu bilirim. Yalnız bir  Türkçü olsaydınız yine yazmaya lüzum görmezdim. Çünkü, faydasız kalacak olduktan  sonra,sizden daha eski Türkçülerle yurdun dertlerini her zaman konuşabilirim.  Fakat Türkçü olarak idare mekanizmasının başında olduğunuz için sizinle  konuşmaktan faydalar doğabileceğine inanıyor, onun için size hitap ediyorum.</p>
<p>Millet meclisinde, 5 Ağustos 1942 günü verdiğiniz nutukta : &#8220;Biz Türküz,Türkçüyüz  ve daima Türkçü kalacağız. Bizim için Türkçülük bir kan meselesi olduğu kadar ve  laakal o kadar bir vicdan ve kültür meselesidir.&#8221; demiştiniz. Türk tarihi ile  uğraşmış bir münevver olarak söyleyebilirim ki ne ırkımızın, ne de devletimizin  tarihinde, Türk milliyetçiliği resmî bir ağızdan bu kadar kesin sözlerle hiçbir  zaman açığa vurulmamıştı. Bu sözlerin Türkçü çevrelerde nasıl sevinçle  karşılandığını anlatmaya lüzum yoktur. Fakat ardından bir buçuk yılı aşan bir  zaman geçtiği hâlde biz, bu Türkçülüğün iş alanına geçmediğini görmekten doğan  bir sıkıntı içindeyiz. Fikirler iş hâline geldiği zaman manalıdır. Buna ülkü  deriz. İş hâline gelmeyecek fikirler ise ham hayalden başka bir şey değildir.  Yetmiş yıldan beri işlene işlene bugünkü duruma erişen kuvvetli Türkçülüğün  artık tatbikat alanında da kendisini göstermesi zamanı elbette gelmiştir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">İşte bu satırların güttüğü istek ,size,Türkçülüğün niçin yalnız sözde kalarak,  bugünün imkânları nispetinde iş hâline gelmediğini sormak ve Türkçülük tatbikat  sahasına geçmediği için yurdumuzun düşmanı olan fikirlerin nasıl gelişip  yayıldığını anlatmaktadır. Bir başvekile hangi sıfat ve cür&#8217;etle bu soruyu  soruyorsun diyemezsiniz. Halkçı bir hükûmetin başvekili iseniz, mensup  bulunduğunuz, partinin gazeteleri tarafından birçok defa tekrarlandığı gibi  rejimimiz demokrat bir rejimse ve siz de birçok defa söylediğiniz gibi halk  arasından yetişmiş olmaktaki gururu belirten sözlerinizde samimî iseniz ve eğer  Millet Meclisinin azaları hakikaten bizim vekillerimiz iseler, siz de bir  başvekil, halk adamı, demokrat, halkçı ve Türkçü olmak dolayısıyla beni  dinlemeye mecbursunuz. Yok, bunlar doğru değil de birer gösterişten ibaretse,  şüphesiz, benim bu hitabım cür&#8217;etkârlığı da aşan bir küstahlıktır ve bunun için  ilk karşılığı da Orhun&#8217;un susturulmasıdır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Sayın Başvekil,</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Esefle söylemeye mecburum ki, Türkçülük nazariyat sahasında kalmaya devam  ederken , bu milletin ve bu ülkenin düşmanı olan solcu fikirler bazen sinsi,  bazen açık yürümekte, propagandasını yapmakta devam ediyor. Hâlbuki sizin Türkçü  ve partinizin altı okundan bir tanesininde milliyetçilik olmasına göre bunun  böyle olmaması icap ederdi. Pek uzun konuşarak esastan ayrılmaktansa örnek  vererek bugünün gerçeklerini göstermek daha doğru olacağından size  memleketimizin, kanunlarımızın milliyetçiliği ile, sizin Türkçülüğünüzle  bağdaşması kabil olmayan olayları göstereceğim.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Birkaç gün önce Baltacıoğlu İsmail Hakkı &#8216;nın Eminönü Halkevinde verdiği bir  konferansta mühim bir hadise oldu. Gazetelerin ancak mizah sütunlarında yer alan  bu hadiseyi bilmem işittiniz mi? Herhâlde işitmemiş olacağınız bu vak&#8217;ayı ben  size kısaca anlatayım: Baltacıoğlu&#8217;nun milliyetçilik lehinde söz söyleyeceğini  haber alan bazı zümreler (yani solcular, komünistler, yani vatan hainleri), bu  konferansta bir hadise çıkarmaya karar veriyorlar, konferans günü salonun sol  tarafını (dikkatinizi çekerim!) dolduruyorlar ve konferansçıyı kürsüye geldiği  zaman lüzumundan fazla dakikalarca süren alkışlarla ilk nümayişi yapıyorlar.  Fakat bu nümayiş alkış şeklinde olduğu için kimsenin aklına kötü bir şey  gelmiyor. Herkes bunu terbiyesiz bir sevgi gösterisi sanıyor. Konferansın bir  yerinde Baltacıoğlu hoşa giden bir jest ve teşbih yaptığı zaman herkes  gülümsüyor. Fakat sol taraf bu gülümseyişi kahkahalar şeklinde uzun zaman devam  ettiriyor. Yine kimsenin aklına bir şey gelmiyor. Herkes bunu da kıt  terbiyelilerin bir gülüşü sanıyor. Fakat biraz sonra Baltacıoğlu Türk  tiyatrosundan bahsettiği sırada yine aynı sol tarafta bir öksürme başlıyor,  çoğalıyor, gürültü hâlini alıyor. Yine kimse bunun bir komünist nümayişi  olduğunun farkında değil. Konferansçı gürültüden dolayı susmaya mecbur oluyor.  Herkesin gözü öksürenlerin üzerinde iken sol tarafın en arkasından bir nefer  kalkıyor ve öksürenlere doğru: &#8220;Üniversite gençleri ! Dinlemeye mecbursunuz !&#8221;  diye bağırıyor.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">İşte o zaman salondakiler ilk önceki alkışın, daha sonraki kahkahanın ve şimdiki  öksürüklerin manasını anlıyor. Münevver bir Türk olduğu anlaşılan nefer elbiseli  gencin sert ihtarı üzerine bir anda öksürmeler kesiliyor ve o anda işi  kavrayanlardan milliyetçi bir tıbbiyeli sağ taraftan ayağa kalkarak öksürenlere:  &#8220;Namussuz komünistler! Milliyetçilik hakkında söz söylendiği için böyle  yapıyorsunuz değil mi!&#8221; diye haykırıyor. Tabiî dir, haysiyet ve namusu bir  burjuva uydurması diye telâkki eden komünistlerden kimse bu tahrike aldırmıyor,  yalnız kendilerine çevrilmiş olan ateşli bakışlar altında sinip susuyorlar. 0  zaman Baltacıoğlu, nümayişçilere bakarak şöyle diyor : &#8220;Korktuğum için sustum  sanmayın,sadece acıdığım için sustum&#8221;. Hatip konferansına devam ediyor.  Kendisine has olan belâgatla komünistliği paçavraya çeviren birkaç söz söylüyor.  Artık bu kadarına dayanamayan ve konferansın bitmek üzere olduğunu sezen  Marksist taslakları salonu terk etmeye başlıyorlar. Fakat bunu da nümayiş  şeklinde ve kastî bir gürültü içinde yapıyorlar. Salonun dışında, holde, ikişer  üçer kişilik gruplar hâlinde toplanan bu güruhun arasında merak dolayısıyla  dolaşan milliyetçi bir üniversite genci bu taslaklardan birinin Baltacıoğlu&#8217;ya  tulumbacı ağzıyla bir küfür savurduktan sonra: &#8220;&#8230;. bize milliyetçilik dolması  yutturacaktı&#8221;. dediğini işitiyor. Bu sırada içeriye resmî kılıklı dört beş  polisin geldiğini görünce taslaklar çabucak sokağa fırlayıp kayboluyorlar.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Fakat şaşılacak nokta şu ki : Halk Partisinin bir mebusu Halk Partisi&#8217;nin bir  müessesesinde vatan ve millet düşmanları tarafından tahkir olunduğu hâlde  kimsenin kılı kımıldamıyor. Ne halk evi, ne polis bir takibat veya tahkikat  yapmaya lüzum görmüyor. Aynı gece Leylî tıp talebe yurtlarında milliyetçilerle  solcular arasında başlayan münakaşa dövüşe binmek üzere iken her iki yerde daima  görülen uzlaştırıcı tarafsızların araya girmesiyle mesele kapanıyor.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Sayın Başvekil !</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><center><!--adsense#reklam_336x280--></center></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">İşte Türkçülüğün hâkim olduğu bir Türk ülkesinde böyle bir olay oluyor. İşin en  kötü ciheti de bu nümayişi yapanların hem üniversiteli, hele çoğunun devlet  parasıyla talebe yurtlarında okuyan talebeler oluşudur. Demek ki devlet bilmeden  koynunda yılan besliyor. Kızıl gözlü, sinsi ve zehirli yılanlar. Bu yılanlar  yarın birer doktor olup yurt köşelerinde vazife aldıkları zaman ilk işleri  baltalama hareketlerine girmek olacak, vatanı arkadan vuracaklar,bekledikleri  kızıl sabahı Türkiye&#8217;ye getirecek olan yabancı ordulara ajanlık edeceklerdir.  Zaten toplu ve teşkilâtlı bir hâlde daha şimdiden konferanslarda nümayiş  yapmaları da bu günden ajanlık etmeye başladıklarının delilidir. Bu nümayişi  yapanların arasında, Almanya&#8217;ya tahsile gönderilerek komünistlik yaptığı için  talebe müfettişi tarafından geri alınan, fakat bazı mebus amcalar sayesinde  Ankara üniversitesine doçent olarak giren bir komünistin iki kardeşinin  bulunması da bilmem ki ibretle bakılmaya değmez mi?</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Acaba, böyle bir vak&#8217;a başka ülkelerde olabilir miydi ?</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Rusya&#8217;da Marksizme, Almanya ve İtalya&#8217;da milliyetçiliğe aykırı en ufak bir  hareket nasıl karşılık görürdü?</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Hatta şu küçük Bulgaristan&#8217;da Bulgarlık aleyhindeki bir söz veya hareket  tasarlaması nasıl karşılanırdı? Her hâlde kökünden kazınmak suretiyle  karşılanırdı. Yazık ki anayasamızda yasak edilmiş olan yabancı fikirleri  benimseyen ve yarın devlette münevver tabakayı teşkil edecek olan çocuklar  milliyetçiliğe karşı geldikleri hâlde onlara bir şey yapmıyoruz.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">İstanbul&#8217;da Türklüğe karşı yapılan küstahlıklar bu kadar değildir. Yine halk  evinde İstiklâl Marşı çalınırken ayağa kalkmayan melezler, bir erkek lisesinde  Türkçülükle alay ederek: &#8220;Arabacı araba olmadığı gibi Türkçü de Türk değildir!&#8221;  diyen tarih öğretmeni, bir kız ortaokulunda talebesine :&#8221;Türk değil misiniz?  Allah belânızı versin. Alman veya İngiliz olmadığıma pişmanım&#8221;, diyen başka bir  tarih öğretmeni hep millî şefimize saldıran, fakat karşılık görmediği için  küstahlığını arttırmakta devam eden mikroplardır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bu mikropların tehlikesini artık örtbas edecek çağda ve durumda değiliz.  Vaktiyle Başvekil İsmet Paşa : &#8220;Hava tehlikesi vardır en aşağı 500 uçağımız  olmalı!&#8221; diyerek tehlikeleri olduğu gibi göstermek usulüne koymuş, sizden önceki  Başvekil Refik Saydam da : &#8220;Devlet teşkilâtı A&#8217;dan Z&#8217;ye kadar bozuktur,düzeltmek  ister&#8221; diyerek açık konuşma usulünde bir adım daha atmıştır. Sizde ihtikârla  başa çıkamadığınızı, zeytinyağı ticaretiyle uğraşan bazı kimselerin devletin  başına belâ olduğunu söylemekle bu çığırda devam etmekte olduğunuzu gösterdiniz.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bunlara bakarak kuvvetle umuyorum ki sizinle açık konuşmak kabildir. Gerek  reisicumhur İsmet İnönü gerekse siz nutuklarınızda milletin iş birliğini  istememişmi idiniz? İşte ben de sizin samimî sözlerinize bütün millî ve şahsî  samimiyetimle cevap vererek işbirliği yapıyor,devlet işlerine yukarıdan  baktığınız için ancak aşağıdan görülmesi kabil olan ve sizin nazarınıza  ulaşamayan bazı olayları size haber veriyorum.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Sayın Türkçü Başvekil !</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Yukarıda anlattıklarımı münferit vak&#8217;alar olarak sayamayız. Solculuk, gördüğü  müsamaha ve kayıksızlıktan faydalanarak sinsi sinsi ilerliyor. Liselerde bu  fikre saplanmış hastalar görülüyor. Bunlar arkadaşlarına &#8220;Yakında hepiniz  komünist zindanlarında çürüyeceksiniz!&#8221; demek cür&#8217;etini gösterebiliyor. Yüksek  öğretimde bu hastalık daha çok artıyor. Arasına gayrimemnunları, gayritürkleri  de alarak büyüyor. Yalnız mahrem ve samimî düşünce hâlinde kalmayarak hareket  hâline geçiyor. Boy boy dergiler çıkıyor. Bu dergilerde aynı teranelerle ahlâka,  vatan ve şeref duygusuna, millet hakikatına saldırılıyor. Taassupla mücadele  ediliyormuş gibi gözükerek mukaddesatla eğleniliyor. Bu dergilerden biri  kapatılınca aynı imzalarla bir başkası çıkıyor. Bu işsiz güçsüz serseriler  parayı nereden buluyor? Satılmayan bedava dağıtılan dergileri nasıl yaşıyor.  Fakat en zorlusu siz bunlara nasıl göz yumuyorsunuz? Dergilerle ve hatta günlük  gazetelerle işlenen bu vatan düşmanı fikrin bazen devletçi, bazen vatancı, bazen  insancı, bazen ilimci kılıklarla Türk milletini zehirlemesine niçin müsaade  ediyorsunuz?</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Niçin bu memlekete istiklâli çok görmüş,onu başkalarına köle etmek istemiş  olanlara yüksek makamlarda yer veriyorsunuz? Bunlar demokrasinin icapları ise o  zaman memlekette, bilhassa ilmî alanda da geniş bir fikir hürriyeti olması  gerekir. Bu sözlerim, demokrasiye has tesamuh ile karşılanırsa daha söyleyecek  çok sözlerim vardır. 0 zaman ben size ilmî sahada bile fikir hürriyetinin nasıl  olmadığını, bu hürriyeti boğmaya çalışanların kimler olduğunu, bizi başkalarına  köle etmek istedikleri hâlde mühim mevkiler işgal edenlerin listesini,  Türkçülükle eğlenen, Türk geldiğine pişman olan öğretmenlerin kimler olduğunu  söyleyebilirim ve inanın ki sözlerimi şahitler ve maddî deliller ile ispat  edebilirim. Fakat bunun için bu ön sözümün karşılanacağını bilmem lâzımdır. Bu  sözlerimin göreceği Türkiye&#8217;de ciddî bir yazı hürriyetinin olup olmadığını  gösterecek, millet fertlerinin hiçbir karşılık beklemeden hükûmete yardım etmesi  kabil midir bunu ortaya koyacak, sizinde hakikî bir demokrat olup olmadığınızı  belirtmek bakımından pek önemli bir sonuç vererek daha birçok karanlık noktaları  aydınlanmasına yardım edecektir. Aksi taktirde, eski bir tarihî efsaneyi tanzir  ederek diyebilirim ki 700 yıl önce Anadolu&#8217;ya gelen 400 arslana karşılık, bugün  400 koyun hâlinde çadırlarımızı yeniden dererek arslanların geldiği yolun tam  dikine doğru yola koyulmamız gerekecektir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Maltepe, 20 Şubat 1944 Pazar<br />
Orkun, 16 Şubat 1951, Sayı: 20</font></p>
<p><strong><font face="Maiandra GD" size="2"><font color="#ff0000">Kaynak:</font>  <font color="#000000">Nihal-Atsız.Com</font></font></strong></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"> <font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/huseyin-nihal-atsiz/">»<span lang="tr">  H. Nihal ATSIZ Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080"> |</font></span></span></font></strong></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/basvekil-saracoglu-sukruye-acik-mektup-huseyin-nihal-atsiz/">Başvekil Saraçoğlu Şükrü’ye Açık Mektup (Hüseyin Nihal ATSIZ)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/basvekil-saracoglu-sukruye-acik-mektup-huseyin-nihal-atsiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
