<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Bayindir Han | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/tag/bayindir-han/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Mon, 22 Jul 2013 22:05:21 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Kam Pürenin Oğlu Bamsı Beyrek Destanı 1. Bölüm (Dede Korkut Destanları)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/kam-purenin-oglu-bamsi-beyrek-destani-1-bolum-dede-korkut-destanlari/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/kam-purenin-oglu-bamsi-beyrek-destani-1-bolum-dede-korkut-destanlari/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Nov 2007 15:53:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dede Korkut Destanları]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir Öykü Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Destanları]]></category>
		<category><![CDATA[Bamsi Beyrek]]></category>
		<category><![CDATA[Bamsi Beyrek Destani]]></category>
		<category><![CDATA[Bay Pure]]></category>
		<category><![CDATA[Bayindir Han]]></category>
		<category><![CDATA[Dede]]></category>
		<category><![CDATA[Dede Korkut]]></category>
		<category><![CDATA[Dede Korkut Hikayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Dede Korkut Oykuleri]]></category>
		<category><![CDATA[Dede Korkut Türk Destanlari]]></category>
		<category><![CDATA[Dedem Korkut]]></category>
		<category><![CDATA[Kam Pure]]></category>
		<category><![CDATA[Korkut Ata]]></category>
		<category><![CDATA[Pay Pure]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/kam-purenin-oglu-bamsi-beyrek-destani-dede-korkut-destanlari/</guid>

					<description><![CDATA[<p>İçerik hazırlanıyor&#8230;</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/kam-purenin-oglu-bamsi-beyrek-destani-1-bolum-dede-korkut-destanlari/">Kam Pürenin Oğlu Bamsı Beyrek Destanı 1. Bölüm (Dede Korkut Destanları)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İçerik hazırlanıyor&#8230;<br />
<!--  



<h2 style="text-align: left;" align="center"><b>DEDE KORKUT HİKAYELERİ </b><b>(</b>Kam Bürenin Oğlu Bamsı Beyrek Destanı<b> -1)</b></h2>


<img decoding="async" class="alignleft size-full wp-image-38522" alt="dede_korkut" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2007/11/dede_korkut.jpg" width="175" height="241" />Kam Gön oğlu Han Bayındır yerinden kalkmıştı. Kara yerin üstüne ak otağını diktirmişti. Alaca gölgeliği gökyüzüne yükselmişti. Bin yerde ipek halı döşenmişti. İç Oğuz, Dış Oğuz beyleri Bayındır Han’ın sohbetine toplanmıştı. Pay Püre Bey de Bayındır Han'ın sohbetine gelmişti.

Bayındır Han'ın karşısında Kara Göne oğlu Kara Budak yayına dayanmış  duruyordu. Sağ yanında Kazan oğlu Uruz, sol yanında Kazılık Koca oğlu Bey Yeğenek durmuştu. Bay Büre Bey bunları gördüğünde “ah” eyledi, başından aklı gitti, mendilini aldı, hüngür hüngür  ağladı.

Böyle edince, kudretli Oğuz'un arkası, Bayındır Han'ın güveyisi Salur Kazan kaba dizinin üzerine çöktü, gözünü dikerek Bay Büre Bey'in yüzüne baktı, ve:

<b>Salur Kazan</b> :”Bay Büre Bey ne ağlayıp bağırıyorsun? “

<b>Bay Büre</b>:” Han Kazan nasıl ağlamayayım, nasıl bağırmayayım? Oğulda nasibim yok, kardeşte kaderim yok. Allah Teala beni lanetlemiştir. Beyler ,tacım tahtım için ağlarım. Bir gün olacak düşüp  öleceğim, yerimde yurdumda kimse kalmayacak .”dedi.

<b>Kazan</b>: “Muradın bu mudur?”

<b>Bay Büre Bey</b>: “Evet muradım budur. Benim de oğlum olsa, Han Bayındır'ın karşısına geçip ona  hizmet eylese, ben de baksam sevinsem, onunla övünsem ,ona  güvensem.” dedi.

Böyle deyince kudretli Oğuz Beyleri yüzlerini göğe doğru çevirdiler, el kaldırıp dua ettiler<b>.” Allah Teala</b> <b>sana bir oğul versin.”</b> dediler. O zamanda beylerin hayır duası hayır dua, bedduası beddua idi, duaları kabul olurdu.

Bay Bican Bey de yerinden kalktı, ve:

<b>Bay Bican</b> <b>Bey</b> :”Beyler, benim için de dua edin de , Allah Teala bana da bir kız versin.” dedi.

Kudretli Oğuz beyleri el kaldırdırıp dua eylediler. <b>“Allah Teala sana da bir kız versin .”</b>dediler.

<b>Bay Bican Bey</b>: “Beyler, Allah Teala bana bir kız verecek olursa, siz şahit olun, benim kızım Bay Büre Bey'in oğluna beşik kertme yavuklu olsun.” dedi.

Bunun üzerine bir kaç zaman geçti. Allah Teala Bay Büre Bey'e bir oğul, Bay Bican Bey'e bir kız verdi. Kudretli Oğuz beyleri bunu işittiler, şad olup sevindiler.

<b>Bay Büre Bey bezirganlarını  yanına çağırdı, buyruk etti :”</b> Bre bezirganlar, Allah Teala bana bir oğul verdi. Rum eline benim oğlum için güzel armağanlar getirin, benim oğlum büyüyünceye kadar.” dedi.

Bezirganlar da gece gündüz yola aldılar. İstanbul'a geldiler.Fevkalade, az bulunur, güzel oyuncaklar aldılar. Bay Büre'nin oğlu için bir deniz tayı boz aygır aldılar. Bir ak kirişli sert yay ile  bir de altı kanatlı gürz aldılar. Yahşi bir de kılıç alıp yol  hazırlığına başladılar. Bay Büre'nin oğlu beş yaşına girdi, beş yaşından on yaşına girdi, on yaşından on beş yaşına girdi. Dönüp baksa çalımlı, kartal hünerli bir güzel yahşi  yiğit oldu. O zamanlar  bir oğlan baş kesip  kan dökmezse ona ad koymazlardı. Bay Büre Bey'in oğlu atlandı, ava çıktı. Av avlarken babasının tavlası(at sürüsü,at grubu) üzerine geldi.

Tavlacı başı (atlara bakan kişi) onu karşıladı, indirdi misafir etti. Yiyip içip oturuyorlardı. Beri yandan da bezirganlar gelerek Kara Derbent  ağzına konmuşlardı. Allah cezalarını versin, Evnük Kalesi'nin kafirleri bunları casusladı.

Bezirganlar yatarken, ansızın beş yüz kafir saldırdılar, vurdular, yağmaladılar. Bezirganların büyüğü tutuldu, küçüğü kaçarak Oğuz'a geldi. Baktı gördü Oğuz'un hududunda bir alaca gölgelik dikilmiş, bir bey oğlu güzel yiğit kırk yiğit ile, sağında ve solunda, oturuyorlar.

<b>Bezirgan:</b>”Oğuz'un bir güzel yiğidi bu, yürüyeyim yardım isteyeyim.” dedi.

<b>Bezirgan:</b> “Yiğit yiğit bey yiğit, sen benim sesimi  anla, sözümü dinle! On altı yıldır Oğuz içinden gitmiştik. Az bulunur  kafir mallarını  Oğuz beylerine getiriyorduk. Pasin’ın Kara Derbent ağzına göğüs vermiştik. Evnük Kalesi'nin beş yüz kafiri üzerimize saldırdı. Kardeşim esir oldu. Malımızı, rızkımızı yağmaladılar, geri döndüler. Kara başımı zor kurtarıp  sana geldim. Kara başının sadakası yiğit, bana yardım et.” dedi.

Bu defa oğlan şarap içerken içmez oldu. Altın kadehi elinden yere çaldı, <b>der:</b> “Ne diyorsam yetiştirin, giyimim ile benim koç atımı getirin hey, beni seven yiğitler atlarına binsinler.” dedi. Bezirgan da önlerine düştü, onlara kılavuz oldu. Bu sırada kafir de inerek bir yerde akçe bölüşmekteydi. İşte tam bu anda  yiğitler meydanının arslanı, pehlivanların kaplanı “boz oğlan” yetişti. Bir iki demedi, kafirlere kılıç vurdu. Baş kaldıran kafirleri öldürdü, gaza eyledi. Bezirganların malını kurtardı.

<b>Bezirganlar:</b> Bey yiğit, bize sen erlik işledin, gel şimdi beğendiğin maldan al .”dediler. Yiğidin gözü bir deniz tayı boz aygırı tuttu, bir de altı kanatlı gürzü, bir de ak kirişli yayı tuttu. Bu üçünü beğendi. <b>Der:</b> “Bre bezirganlar bu aygırı ve sonra bu yayı ve bu gürzü bana verin.” dedi.

Böyle deyince bezirga lar bozuldu. <b>Yiğit</b>: “Bre bezirganlar, çok mu istedim? dedi.

<b>Bezirganlar:</b>” Niye çok olsun, amma bizim bir beyimizin oğlu vardır, bu üç şeyi ona armağan götürmemiz gerekiyor.” dediler.

<b>Oğlan</b>: “Bre beyinizin oğlu kimdir? Dedi.

<b>Bezirganlar</b> :” Bay Büre' nin oğlu vardır, adına Bamsı derler.” dediler. Bay Büre'nin oğlu olduğunu bilemediler. Yiğit parmağını ısırdı.

<b>Oğlan</b>: “Burda minnetle almaktansa, orada babamın yanında minnetsiz almak daha iyidir.” dedi. Atını kamçıladı yola girdi. Bezirganlar ardından baka kaldılar.

<b>Bezirganlar</b> :”Vallahi güzel yiğit, faziletli yiğitmiş.” dediler. Boz oğlan babasının evine geldi. Ama yaşadıklarından babasına bir şey anlatmadı.

Babasına haber verildi bezirganlar geldi diye. Babası sevindi, çadır otağ, alaca gölgelik diktirdi, ipek halılar serdirdi, geçti oturdu. Oğlunu sağ yanına aldı. Oğlan bezirganlar hususundan bir söz söylemedi, kafirleri öldürdüğünden bahsetmedi. Birdenbire bezirganlar geldiler. Baş indirip selam verdiler.

Gördüler ki baş kesen, kan döken o yiğit  Bay Büre Bey'in sağında oturuyor. Bezirganlar yürüdüler yiğidin elini öptüler. Bunlar böyle edince Bay Büre Bey'in hiddeti tuttu, bezirganlara:

<b>Bay Büre</b> :”Bre kavat oğlu kavatlar, baba dururken oğul eli  öpülür mü? Dedi.

<b>Bezirganlar:</b> “Hanım, bu yiğit senin oğlun mudur?  Dediler.

<b>Bay Büre</b> :”Evet benim oğlumdur.” dedi.

<b>Bezirganlar:</b>” Şimdi incinme Han’ım, önce onun elini öptüğümüze, eğer senin oğlun olmasaydı ,bizim malımız Gürcistan'a gitmişti, hepimiz de  esir olmuştuk.” dediler.

<b>Bay Büre</b>: “Bre, benim oğlum baş mı kesti, kan mı döktü? Dedi.

<b>Bezirganlar:</b> “Evet baş kesti, kan döktü, adam devirdi.” dediler.

<b>Bay Büre</b>: “Bre, bu oğlana ad koyacak kadar var mıdır? dedi.

<b>Bezirganlar:”</b>Evet sultanım, fazlasıyla hakkıdır.” dediler.

Bay Büre Bey kudretli Oğuz beylerini çağırdı misafir etti.Oğlunun yaşadıklarını beylere anlattı.

Dedem Korkut geldi, oğlana ad koydu.

<b>Dedem Korkut:</b>

Ünümü anla, sözümü dinle Bay Büre Bey!

Allah Taala sana bir oğul vermiş sana bağışlasın.

Ak sancak kaldırınca Müslümanlar yardımcısı olsun.

Karşı yatan kara karlı dağlardan aşar olsa,

Allah Taala senin oğluna aşıt(geçit) versin.

Kanlı kanlı sulardan geçer olsa geçit versin.

Kalabalık kafire girince,

Allah Taala senin oğluna fırsat versin.

Sen oğlunu “Bamsam” diye okşarsın,

Bunun adı boz aygırlı “Bamsı Beyrek” olsun.

Adım ben verdim, yaşını Allah versin.

&nbsp;

dedi. Kudretli Oğuz beyleri el kaldırıp dua ettiler. “Bu ad bu yiğide kutlu olsun.”dediler. Beyler hep birlikte atlarına binip  ava çıktılar. Boz aygırını çektirdi, Beyrek de atına bindi. Alaca dağa   ava çıktı. Birdenbire Oğuz'un üzerine bir sürü geyik geldi. Bamsı Beyrek birini, kovalamaya  başladı.

Kovalaya kovalaya bir yere geldi ki  ne görsün? Yeşil çayırın üzerine bir kırmızı otağ dikilmiş.

“Yarab bu otağ kimin ola?”dedi. Haberi yok ki ,alacağı ela gözlü kızın otağı olsa gerek. Bu otağın üzerine varmağa utandı.

<b>Bamsı Beyrek</b>: “Ne olursa olsun, hele ben avımı yakalayayım.” dedi. Otağın önüne gelip, geyiği arka ayağından vurdu. Baktı gördü  bu otağ Banı Çiçek’in otağıymış. Beyrek’in beşik kertme nişanlısı, sözlüsünün otağı.Banı Çiçek otağdan bakıyordu.

<b>Banı Çiçek</b> :“Bre dadılar, bu kavat oğlu kavat bize erlik mi gösteriyor.  Varın geyikten pay  isteyin, bakalım ne diyecek.” dedi. Kısırca Yenge derler bir hatun var idi. İleri vardı pay istedi.

<b>Kısırca Yenge</b>: “Hey bey yiğit, bize de bu geyikten pay ver.” dedi.

<b>Beyrek:</b> “Bre dadı, ben avcı değilim, bey oğlu beyim, hepsini size vereyim. Ama sormak ayıp olmasın bu otağ kimindir ?dedi.

<b>Kısırca Yenge</b>: “Bey yiğidim, bu otağ Bay Bican Bey kızı Banu Çiçek’indir dedi. Bunun üzerine  Beyrek’in kanı kaynadı, edeple usul usul geri döndü. Kızlar geyiği kaldırdılar, güzeller şahı Banı Çiçek’in önüne getirdiler. Baktı gördü ki bir sultan semiz yabani geyiktir.

<b>Banı Çiçek:</b> “Bre kızlar, bu yiğit nasıl bir  yiğittir?dedi.

<b>Kızlar:</b> “Vallahi sultanım, bu yiğit yüzü örtülü yahşi bir yiğittir. Bey oğlu beymiş.” dediler.

<b>Banu Çiçek</b>: “Hey hey dadılar, babam bana ben seni yüzü örtülü Beyrek’e vermişim derdi, sakın bu o olmasın. Bre çağırın gelsin, onunla konuşayım.” dedi.

Çağırdılar Beyrek geldi. Banu Çiçek yaşmaklandı(yüzünü örttü.)

<b>Banu Çiçek</b>: “Yiğit, nerden geliyorsun?dedi.

<b>Beyrek :”</b> İç Oğuz'dan.” Dedi.

<b>Banu Çiçek:”</b> İç Oğuz'da kimin nesisin? dedi.

<b>Beyrek :</b>Bay Büre oğlu Bamsı Beyrek dedikleri benim.” dedi.

<b>Banu Çiçek:”</b> Peki ya buraya ne yapmaya geldin yiğit? dedi.

<b>Beyrek :</b> “Bay Bican Bey’in bir kızı varmış, onu görmeğe geldim.” dedi.

<b>Banu Çiçek:”</b> O öyle bir  insan değildir ki sana görünsün.Amma ben Banu Çiçek’in dadısıyım, gel şimdi seninle ava çıkalım. Eğer senin atın benim atımı geçerse, onun atını da geçersin. Hem seninle ok atalım, beni geçersen onu da geçersin .Sonra  seninle güreşelim, beni yenersen onu da yenersin .”dedi.

<b>Beyrek:</b> “Pekala şimdi atlanın.”dedi.İkisi  de atlarına bindiler. Meydana çıktılar. At teptiler. Beyrek’in atı kızın atını geçti. Ok attılar. Beyrek kızın okunu geride bıraktı.

<b>Kız </b>: “Bre yiğit benim atımı kimsenin geçtiği yok, okumu kimsenin geride bıraktığı yok, şimdi gel seninle güreş tutalım.” dedi. Beyrek attan indi. Kavuştular, iki pehlivan olup birbirine sarmaştılar. Beyrek kaldırır kızı yere vurmak ister, kız kaldırır Beyrek’i vurmak ister. Beyrek bunaldı.

<b>Beyrek</b>:”Bu kıza yenilecek olursam, kudretli Oğuz içinde başıma kakarlar, yüzüme vururlar. “ dedi. Gayrete geldi, kavradı kızı sarmaya aldı, memesinden tuttu. Kız gocundu. Bu sefer Beyrek kızın ince beline girdi, sarmalayıp, arkası üzerine yere yıktı.

<b>Kız:</b> “Yiğit şunu bil ki, Bay Bican'ın kızı Banı Çiçek benim.” dedi. Beyrek üç öptü ,bir dişledi.”Düğün kutlu olsun han kızı.” diye parmağından altın yüzüğü çıkarıp, kızın parmağına geçirdi.

<b>Beyrek</b> :”Aramızda bu nişan olsun han kızı.” dedi.

<b>Kız </b>: “Mademki böyle oldu, hemen şimdi acele etmek  gerek bey oğlu.” dedi.

<b>Beyrek</b>:” Doğru söylüyorsun, baş üzerine.” dedi.

Beyrek kızdan ayrılıp evlerine geldi. Ak sakallı babası karşıladı.

<b>Babası:</b> “Oğul bugün Oğuz'da ne gördün?dedi.

<b>Beyrek</b>: “Ne göreyim, oğlu olan evlendirmiş, kızı olan kızını gelin etmiş.”dedi.

<b>Babası</b>: “Oğul yoksa seni evlendirmek mi gerek?”dedi.

<b>Beyrek</b> :”Evet ya ak sakallı aziz baba, evlendirmek gerek.” dedi.

<b> Babası:</b> “Oğuz'da kimin kızını alıvereyim.” dedi.

<b>Beyrek:</b> “Baba bana öyle bir kız alıver ki ben yerimden kalkmadan o kalkmalı, ben kara koç atıma binmeden o atına binmiş  olsun. Ben düşmanıma  varmadan o bana düşman baş getirmeli.İşte bana  böyle kız alıver baba .” dedi.

<b>Babası</b>: “Oğul sen kız istemiyorsun, kendine bir yoldaş  istiyorsun. Oğul galiba senin istediğin kız Bay Bican Bey kızı Banı Çiçek'tir.” dedi.

<b>Beyrek</b>:” Evet  ak sakallı aziz baba, benim de istediğim odur.” dedi.

<b>Babası </b>: “Ay oğul Banı Çiçek’in bir deli kardeşi vardır, adına Deli Karçar derler, kız isteyeni öldürür.”dedi.

<b>Beyrek</b>:” Peki ya ne yapalım o zaman?”dedi.

<b>Babası </b>: “Oğul kudretli Oğuz beylerini evimize çağıralım, nasıl uygun görürlerse ona göre iş yapalım.” dedi.

Kudretli Oğuz beylerinin hepsini  çağırdılar, evlerine getirip onları en güzel şekilde ağırladılar. Söz açıp konuyu konuştular.

<b>Kudretli Oğuz beyleri:</b> “Bu kızı istemeğe kim varabilir? Dediler.Kendi aralarında bu iş için Dede Korkut’u uygun gördüler.

<b>Dede Korkut:</b> “Dostlar, mademki beni gönderiyorsunuz, biliyorsunuz ki Deli Karçar kız kardeşini isteyeni öldürür. Bari Bayındır Han'ın tavlasından(at grubu) iki güzel koşucu at getirin. Bir keçi başlı geçer aygırı, bir toklu başlı doru aygırı getirin de  ansızın kaçma kovalama olursa birisine bineyim, birisini yedekte çekeyim.” dedi.

Dede Korkut' un sözü haklı görüldü. Vardılar Bayındır Han'ın tavlasından o iki atı getirdiler. Dede Korkut birine bindi, birini yedeğine aldı.

<b>Dede Korkut</b> :”Dostlar sizi Allah’a ısmarladım.” Dedi,gitti.

Meğer sultanım, Deli Karçar da ak çadırını, ak otağını kara yerin üzerine kurdurmuştu. Arkadaşları ile nişan talimi yapıyordu. Dedem Korkut öteden beriye geldi. Baş indirdi, bağır bastı; ağız dilden güzel selam verdi. Deli Karçar ağzını köpüklendirdi. Dede Korkut' un yüzüne baktı.

<b>Deli Karçar</b>: “Aleykümselam, ey işleri bozulmuş, Kadir Allah ak alnına bela yazmış!. Ayaklıların buraya geldiği yok, ağızlıların bu suyumdan içtiği yok, sana ne oldu? İşlerin mi bozuldu, ecelin mi geldi? Buralarda neylersin?” dedi.

<b>Dede Korkut:</b>

Karsı yatan kara dağını aşmağa gelmişim.

Akıntılı güzel suyunu geçmeğe gelmişim.

Geniş eteğine dar koltuğuna sığınmağa gelmişim.

&nbsp;

Allahı’ ın buyruğu ile Peygamberin kavli ile aydan arı, güneşden güzel kız kardeşin Banı Çiçek’i Bamsı Beyrek’e istemeğe gelmişim.” dedi. Dede Korkut böyIe söyleyince,

<b>Deli Karçar</b>: “Bre ne diyorsam yetiştirin, kara aygırı silah ve teçhizatla getirin.” dedi.

Kara aygırı silah ve teçhizatla getirdiler. Deli Karçar'ı bindirdiler.Dede Korkut toklu başlı doru aygıra binip ,durmadan kaçtı. Deli Karçar ardına düştü.

Toklu başlı doru aygır yoruldu. Dede Korkut keçi başlı geçer aygıra sıçradı bindi. Dedeyi kovalaya kovalaya Deli Karçar on tepe yer aşırdı. Dede Korkud'un ardından Deli Karçar erişti. Dede şaşkına döndü, Allah'a sığındı, “ismiazam duasını” okudu. Deli Karçar kılıcını eline aldı, yukarısından öfke ile hamle kıldı. Deli Bey diledi ki Dede’yi tepeden aşağı uçursun.

<b>Dede Korkut</b>: “Vurursan elin kurusun .”dedi.

Hak Taala'nın emri ile Deli Karçar'ın eli yukarıda asılı kaldı. Zira Dede Korkut keramet sahibi idi, dileği kabul olundu.

<b>Deli Karçar</b>:

Medet aman’el’aman,Allah’ın  birliğine yoktur güman.Dede sen benim elimi iyileştiriver, Allah’ın  buyruğu ile, Peygamberin kavli ile kız kardeşimi Beyrek’e vereyim .”dedi.

&nbsp;

Üç kere ağzından ikrar eyledi, günahına tövbe eyledi. Dede Korkut dua eyledi. Deli Kaçar’ın eli Hak emri ile sapasağlam oldu.

<b>Deli Karçar</b>: “Dede, kız kardeşimin yoluna ben ne istersem verir misin?”dedi.

<b>Dede Korkut:</b> “Verelim dedi, görelim ne istersin?” dedi.

<b>Deli Karçar</b>: “Bin erkek deve getirin ki dişi deve görmemiş olsun, bin de aygır getirin ki hiç kısrakla çiftleşmemiş olsun. Bin de koyun görmemiş koç getirin, bin de kuyruksuz kulaksız köpek getirin, bin de iri pire getirin bana.Eğer bu dediğim şeyleri getirirseniz pekala kardeşimi veririm. Amma getirmeyecek olursan bu sefer öldürmedim, o vakit öldürürüm.” dedi.

&nbsp;

Dede Korkut  döndü Bay Büre Bey'in evlerine geldi.

<b>Bay Büre Bey:</b> “Dede, oğlan mısın kız mısın?dedi.

<b>Dede Korkut:</b> “ Oğlanım.” dedi.

<b>Bay Büre Bey:</b> “Peki ya nasıl kurtuldun Deli Karçar'ın elinden?” dedi.

<b>Dede Korkut:</b> “Allah'ın inayeti, ipi kopardı, bağı kopardı, erenlerin himmeti oldu, kızı aldım.” dedi. Beyrek’e ve anasına ve kız kardeşlerine müjdeci geldi, sevindiler, şad oldular.

<b>Bay Büre Bey</b>: “Deli ne kadar mal istedi?” dedi.

<b>DedeKorkut:</b> “Murada maksuda ermesin, Deli Karçar öyle mal istedi ki hiç bitmez. “dedi.

<b>Bay Büre Bey :</b> “Hele ne istedi söyle?”dedi.

<b>Dede Korkut:</b> “Bin aygır istedi  ki kısrakla çiftleşmemiş olsun, bin de erkek deve istedi ki dişi deve görmemiş olsun, bin de koç istedi  koyun görmemiş olsun, bin de kuyruksuz kulaksız köpek istedi, bin de ufacık karacık pireler istedi. Bu şeyleri getirecek olursanız kız kardeşimi veririm, getirmeyecek olursan gözüme görünmeyesin, yoksa seni öldürürüm.” dedi.

<b>Bay Büre Bey </b>: “Dede ben üçünü bulursam ikisini de  sen bulur musun?” dedi.

<b>Dede Korkut</b>: “Evet Han’ım, bulurum.” dedi.

<b>Bay Büre Bey:</b> “Şimdi dede, köpek ile pireyi sen bul.” dedi.

Sonra, kendisi tavla tavla atlarına vardı, bin aygır seçti, develerine vardı bin erkek deve seçti, koyunlarına vardı bin koç seçti.

Dede Korkut da bin kuyruksuz kulaksız köpek ile bin de pire buldu. Alıp bunları Deli Karçar'a gitti. Deli Karçar işitti onu karşılayıp:”göreyim dediğimi getirdiler mi?” dedi. Aygırları görünce beğendi, develeri gördüğünde beğendi, koçları beğendi, köpekleri görünce kah kah güldü.

<b>Deli Karçar:</b> Dede i hani benim pirelerim? Dedi.

<b>Dede Korkut</b>: “Hay oğul Karçar insan içinpireler  tıpkı sığır sineği gibi tehlikelidir. O bir müthiş canavardır, hep bir yerde topladımr, gel gidelim, semizini al zayıfını bırak.” dedi.

Aldı Deli Karçar'ı bir pireli yere getirdi. Deli Karçar'ı çırıl çıplak eyledi, ağıla soktu. Pireler Deli Karçar'a üşüştüler. Gördü başa çıkamayınca,

<b>Deli Karçar:”</b> Medet Dede, kerem eyle Allah aşkına kapıyı aç  da çıkayım.” dedi.

<b>Dede Korkut</b>: “Oğul Karçar ne gürültü patırtı ediyorsun? Bu ısmarladığın şeydir, ne oldun böyle bunaldın?Semizini al ,zayıfını bırak.” dedi.

<b>Deli Karçar</b>: “Hay Dede Sultan, Allah bunun semizini de alsın zayıfını da alsın.Bunlar seçilecek gibi değil.Dede Allah aşkına rhal beni dışarı çıkar.” dedi. Dede  Korkut kapıyı açtı. Deli Karçar çıktı. Dede Korkut  gördü ki Delinin canına geçmiş, başının derdine düşmüş, gövdesi pireden görünmez, yüzü gözü belirmez. Dedenin ayağına kapandı. “Allah aşkına beni kurtar.” dedi.

<b>Dede Korkut</b>: “Var oğul kendini suya at.” dedi. Deli Karçar koşarak vardı suya atladı. Piredir suya aktı gitti. Pirelerden kurtuldu.Geldi elbisesini giydi, evine gitti.Düğün hazırlığını yaptı. Oğuz zamanında bir yiğit ki evlense ok atardı, oku nereye düşse orada gelin odası dikilirdi. Beyrek Han da okunu attı, dibine gelin odasını dikti. Adaklısından gelin hediyesi olarak bir kırmızı kaftan geldi. Beyrek giydi. Arkadaşlarına bu iş hoş gelmedi, müteessir oldular.

<b>Beyrek:</b> “Niye müteessir odlunu?” dedi.

<b>Dediler:</b> “Nasıl müteessir olmayalım. Sen kızıl kaftan giyiyorsun, biz ak kaftan giyiyoruz .”dediler.

<b>Beyrek</b>: “Bu kadar şeyden ötürü niye müteessir oluyorsunuz, bugün ben giydim, yarın naibim giysin, kırk gün kadar sıra ile giyiniz, ondan sonra bir dervişe verelim .”dedi.

Kırk yiğit ile yiyip içip oturuyorlardı. Murada maksuda ermesin, kafirin casusu bunları casusladı.Varıp Bayburt Hisarı’nın beyine haber verdi.

<b>Casuslar:</b> “Ne oturuyorsun sultanım, Bay Bican Bey o sana vereceği kızı Beyrek’e verdi, bu gece gelin odasına giriyor. Dediler. Murada maksuda ermesin, o mel'un, yedi yüz kafir ile dört nala hücum etti.

Beyrek ap alaca gelin odası içinde yiyip içip habersiz oturuyordu. Geceleyin  uykusunda kafir otağa saldırdı. Naibi kılıcını sıyırdı eline aldı, “Benim başım Beyrek’in başına Kurban olsun.” dedi. Naip paralandı, şehit oldu. Derin olsa batırır kalabalık korkutur, at işler er övünür, yayan erin ümidi olmaz. Otuz dokuz yiğit ile Beyrek esir gitti. Tan ağardı, güneş doğdu. Beyrek’in babası anası baktı gördü ki, gerdek görünmez olmuş. Ah ettiler, akılları başlarından gitti. Gördüler ki uçanlardan kuzgun kalmış, tazı dolaşmış yurtta kalmış, gelin odası paralanmış, naip şehit olmuş.

Beyrek’in babası kaba sarığı kaldırıp yere çaldı, çekti yakasını yırttı. Oğul oğul diyerek ağlayıp  feryat figan etti. Ak saçlı  anası hüngür hüngür  ağladı, acı tırnağını ak yüzüne çaldı, al yanağını yırttı, kargı gibi kara saçını yoldu. Ağlayıp  sızlayarak evine geldi.

Bay Büre Bey'in penceresi altın otağına feryat figan girdi. Kızı gelini kah kah gülmez oldu. Kızıl kına ak eline yakmaz oldu. Yedi kız kardeşi ak çıkardılar, kara elbiseler giydiler.” Vay beyim kardeş, muradına maksuduna ermeyen yalnız kardeş.” diyip ağlaştılar böğrüştüler. Beyrek’in yavuklusuna haber oldu, Banı Çiçek karalar giydi ak kaftanını çıkardı, güz elması gibi al yanağını  çekti yırttı,

Vay al duvağımın sahibi,

Vay alnımın başımın umudu,

Vay şah yiğidim, vay şahbaz  yiğidim,

Doyuncaya kadar yüzüne bakmadığım Han’ım,

Nereye gittin beni yalnız koyup canım yiğit?

Göz açıp da gördüğüm,

Gönül ile sevdiğim,

Bir yastıkta baş koyduğum,

Yolunda öldüğüm kurban olduğum,

Vay Kazan Bey'in inandığı,

Vay kudretli Oğuz’un imrenileni Han Beyrek.

&nbsp;

deyip  ağladı. Bunu işiten Kıyan Selçuk oğlu Deli Dündar ak çıkardı kara giydi. Beyrek’in yar ve yoldaşları akı çıkarıp karalar giydiler. Kudretli Oğuz beyleri Beyrek için büyük yas tuttular, ümit kestiler.

Bunun üzerine on altı yıl geçti, Beyrek’in ölüsünden, dirisinden haber alamadılar. Bir gün kızın kardeşi Deli Karçar Bayındır Han’ın divanına geldi, dizini çöktü,

<b>Deli Karçar</b>:”Devletli Han’ın ömrü uzun olsun. Beyrek sağ olsa on altı yıldan beri gelirdi, bir yiğit olsa dirisi haberini getirse, sırmalı elbise, cübbe, altın akçe verirdim, ölüsü haberini getirene kız kardeşimi verirdim .”dedi.

Böyle deyince, murada maksuda ermesin.

<b>Yalancı oğlu Yaltacuk:</b> “Sultanım ben varayım, ölü mü diri mi haberini  getireyim.” dedi.

Meğer Beyrek buna bir gömlek bağışlamışta giymezdi, saklardı. Vardı, gömleği kana mana batırdı, Bayındır Han'ın önüne getirip bıraktı.

<b>Bayındır Han:”</b> Bre bu ne gömlektir? Dedi.

<b>Yalancı oğlu Yaltacuk</b> :”Beyrek’i Kara Derbent’te öldürmüşler, işte delili sultanım.” dedi.

Gömleği görünce beyler hüngür hüngür ağlaştılar, feryat figan ettiler.

<b>Bayındır Han:</b> “Bre niye ağlıyorsunuz, biz bunu tanımayız, adaklısına götürün görsün, o iyi bilir, zira o dikmiştir, yine o tanır.” dedi.

Vardılar, gömleği Banı Çiçek’e ilettiler. Gördü tanıdı, odur dedi, çekti yakasını yırttı, acı tırnağı  ak yüzüne aldı çaldı, güz elması gibi al yanağını yırttı.

--></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/kam-purenin-oglu-bamsi-beyrek-destani-1-bolum-dede-korkut-destanlari/">Kam Pürenin Oğlu Bamsı Beyrek Destanı 1. Bölüm (Dede Korkut Destanları)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/kam-purenin-oglu-bamsi-beyrek-destani-1-bolum-dede-korkut-destanlari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dirse Han Oğlu Boğaç Han Destanı (Dede Korkut Destanları)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/dirse-han-oglu-bogac-han-destani-dede-korkut-destanlari/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/dirse-han-oglu-bogac-han-destani-dede-korkut-destanlari/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Nov 2007 15:28:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dede Korkut Destanları]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir Öykü Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Destanları]]></category>
		<category><![CDATA[Bayindir Han]]></category>
		<category><![CDATA[Bogac Han]]></category>
		<category><![CDATA[Dede]]></category>
		<category><![CDATA[Dede Korkut]]></category>
		<category><![CDATA[Dede Korkut Hikayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Dede Korkut Oykuleri]]></category>
		<category><![CDATA[Dede Korkut Türk Destanlari]]></category>
		<category><![CDATA[Dedem Korkut]]></category>
		<category><![CDATA[Dirse Han]]></category>
		<category><![CDATA[Dirse Han Oglu Bogac Han Destani]]></category>
		<category><![CDATA[Korkut Ata]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/dirse-han-oglu-bogac-han-destani-dede-korkut-destanlari/</guid>

					<description><![CDATA[<p>İçerik hazırlanıyor&#8230;</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/dirse-han-oglu-bogac-han-destani-dede-korkut-destanlari/">Dirse Han Oğlu Boğaç Han Destanı (Dede Korkut Destanları)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İçerik hazırlanıyor&#8230;<br />
<!-- 




<h2 style="text-align: left;" align="center"><b>DEDE KORKUT HİKAYELERİ </b><b>(Dirse Han Oğlu Boğaç Han Destanı)</b></h2>


<img decoding="async" class="alignleft" alt="" src="https://www.bilgicik.com/resimler/dede_korkut.jpg" width="175" height="241" />

Hanlar Hanı Bayındır Han   yılda bir kere ziyafet verip Oğuz beylerini misafir eder onları en güzel şekilde ağırlardı.Yine bir gün  ziyafet düzenletmiş,misafirleri için  attan aygır, deveden erkek deve, koyundan koç kestirmişti.Onun ziyafetlerinde her şeyin kusursuz olması gerekiyordu.O bir yere ak çadır, bir yere kızıl çadır, bir yere kara çadır kurdurmuş ve:

“Misafirlerden oğlu olanı ak çadıra,kızı olanı kızıl çadıra,çocuğu olmayanı da  kara çadıra yerleştirin, kara çadıra kara keçe altına döşeyin, kara koyun yahnisinden önüne getirin, yerse yesin, yemezse kalksın gitsin, oğlu kızı olmayana Allah Taala beddua etmiştir, biz de beddua ederiz,herkes bunu böyle bilsin.” Demiş.

&nbsp;

Oğuz beyleri bir bir gelip şölen yerinde toplanmaya başladı.Ziyafet başlamıştı.Dirse Han adında bir beyin oğlu ve kızı yoktu.Söylemiş, görelim hanım ne söylemiş:

&nbsp;

Serin serin tan yelleri estiğinde,
Sakallı boza çalan çayır kuşu öttüğünde,
Sakalı uzun müezzin ezan okuduğunda,
Büyük cins atlar sahibini görüp homurdandığında,
Aklı karalı seçilen çağda,
Göğsü güzel koca dağlara gün vuranca,

Bey yiğitlerin kahramanların birbirine koyulduğu çağda.

Dirse Han sabahın ilk aydınlığında kalkarak yerinden doğrulup, kırk yiğidini yanına alıp Bayındır Han’ın ziyafetine geldi. Bayındır Han‘ın yiğitleri Dirse Han’ı karşıladılar. Onu kara çadıra yerleştirdiler.Oturacağı yere kara keçe döşediler. Önüne kara koyun yahnisinden getirdiler ve  Bayındır Han’dan buyruk böyledir Beyim, dediler.Bunun üzerine,

<b>Dirse Han:</b> “Bayındır Han benim ne eksiğimi gördü? kılıcımdan mı gördü. soframdan mı gördü? Benden aşağı kimseleri ak çadıra, kızıl çadıra yerleştirdi. Benim suçum ne oldu da beni kara çadıra yerleştirdi.” dedi.



<b>Dediler:</b> Hanım, bugün Bayındır Han’dan buyruk şöyledir ki oğlu kızı olmayana Tanrı Taala beddua etmiştir, biz de beddua ederiz demiştir. dediler.Dirse Han hemen yerinden doğruldu ve ayağa kalkarak: “Yiğitlerim yerinizden doğrulun, bu tuhaf durum bana ya bendendir ya hatundandır.” dedi.

Dirse Han evine geldi. Hatununu yanına çağırıp hatununa söyledi, görelim ne söyledi:Bilgicik.Com, Türkçe, Edebiyat, Dede Korkut Destanları, Türkoloji, Dilimiz, Türk Destanları

<b>Beri gel başımın bahtı evimin tahtı;
Evden çıkıp yürüyünce selvi boylum;
Topuğunda sarmaşınca kara saçlım,
Kurulu yaya benzer çatma kaşlım,
Çift badem sığmayan dar ağızlım,
Kadınım, yemişim düvleğim,
Görüyor musun neler oldu?</b><b></b>

&nbsp;

Han Bayındır bir yere ak çadır, bir yere kızıl çadır, bir yere kara çadır kurdurmuş, oğlu olanı ak çadıra, kızı olanı kızıl çadıra, oğlu kızı olmayanı kara çadıra yerleştirin,Altlarına kara keçe döşeyin, kara koyun yahnisinden önüne getirin, yerse yesin, yemezse kalksın gitsin! Oğlu kızı olmayana Allah Taala beddua etmiştir, biz de beddua ederiz, demiş.

Ben varınca gelerek karşıladılar ve kara çadıra  yerleştirip, altıma  kara keçe döşediler, kara koyun yahnisinden önüme getirdiler,ve bana:” oğlu kızı olmayana Allah Taala beddua etmiştir, biz de beddua ederiz, böyle bil!” dediler.

Senden midir, benden midir? Allah Taala bize bir topaç gibi oğul vermez nedendir? Dedi.Sinerlenerek hatununa şunları söyledi:

&nbsp;

<b>Han kızı yerimden kalkayım mı?
Yakan ile boğazından tutayım mı?
Ayağımın  altına alayım mı?
Kara çelik öz kılıcımı elime alayım mı?
Öz gövdenden başını keseyim mi?
Can tatlılığını sana bildireyim mi?
Al kanını yer yüzüne dökeyim mi?
Han kızı sebebi nedir söyle bana?
Müthiş gazap ederim şimdi sana!</b><b></b>

&nbsp;

&nbsp;

Bunun üzerine Dirse Han’ın hatunu gözlerinden kanlı yaşlar akarak  şunları söylemiş:

“Hey Dirse Han, bana gazap etme, incinip acı sözler söyleme. Yerinden kalk, alaca çadırını yer yüzüne diktir. Attan aygır, deveden erkek deve, koyundan koç kes, İç Oğuz’un Dış Oğuz’un beylerini başına topla.Aç görsen doyur, çıplak görsen donat, borçluyu borcundan kurtar, tepe gibi et yığ, göl gibi kımız sağdır, büyük bir ziyafet ver. Dilek dile. Olur ki bir ağzı dualının hayır duası ile Allah bize bir topaç gibi çocuk verir.” dedi.

&nbsp;

Dirse Han karısının sözü ile büyük bir ziyafet verdi, dilek diledi. Attan aygır, deveden erkek deve, koyundan koç kestirdi. İç Oğuz, Dış Oğuz beylerini başına topladı. Aç görse doyurdu. Çıplak görse donattı. Borçluyu borcundan kurtardı.Tepe gibi et yığdı, göl gibi kımız sağdırdı. El kaldırıp dua ederek dilek dilediler. Bir ağzı dualının hayır duası ile Allah Taala bir çocuk verdi. Hatunu hamile oldu.

Bir nice zamandan sonra bir oğlan doğurdu. Oğlancığını dadılara verdi, baktırdı. At ayağı çabuk(yel gibi), ozan dili çevik olur. Her kemikli gelişir, kaburgalı büyür. Oğlan on beş yaşına girdi. Oğlanın babası Bayındır Han’ın ordusuna karıştı.

&nbsp;

Meğer hanım, Bayındır Han’ın bir boğası vardı, bir de erkek devesi vardı. O boğa sert taşa boynuz vursa un gibi öğütürdü. Bir yazın, bir güzün boğa ile erkek deveyi savaştırırlardı. Bayındır Han kudretli Oğuz beyleri ile temaşa ederdi. seyreder eğlenirdi.

Meğer sultanım, yine bir  yaz gününde boğayı saraydan çıkardılar. Üç kişi sağ yanından, üç kişi sol yanından demir zincir ile boğayı tutmuşlardı. Gelip meydanın ortasında koyuverdiler. Meğer sultanım, Dirse Han’ın oğlancığı ve üç de kabile çocuğu meydanda aşık oynuyorlardı. Boğayı koyuverdikten sonra oğlancıklara kaçın dediler.

O üç oğlan kaçtı.Dirse Han’ın oğlancığı kaçmadı. Ak meydanın ortasında baktı durdu. Boğa da oğlana doğru geldi. Diledi ki oğlanı helak kılsın. Oğlan yumruğu ile boğanın alnına kıyasıya tutup vurdu. Boğa geri geri gitti. Boğa oğlana doğru tekrar geldi. Oğlan yine boğanın alnına yumruğu ile sert vurdu. Oğlan bu sefer boğanın alnına yumruğunu dayadı, sürdü, meydanın başına çıkardı. Boğa ile oğlan bir hamle çekiştiler. Boğanın iki kürek kemiğinin üstüne köpük bağlandı. Ne oğlan yener, ne boğa yener. Oğlan şöyle düşündü ve şöyle dedi: “Bir dama direk vururlar, o dama destek olur, ben bunun alnına niye destek oluyorum duruyorum.”

Oğlan boğanın alnından yumruğunu giderdi, yolundan savuldu.Boğa ayak üstünde duramadı, düştü. Tepesinin üstüne yıkıldı. Oğlan, bıçağını çekip boğanın basını kesti. Oğuz beyleri gelip, oğlanın başına toplandılar, “aferin!” dediler. Dedem Korkut gelsin, bu oğlana ad koysun.Onu yanına alıp alıp babasına varsın ve babasından oğlana beylik istesin.Taht alıversin dediler. O zamanlar erkek çocuğu baş kesip,kan dökmezse ad koymazlardı.Dedem Korkut geldi.Oğlanı alıp babasına vardı. Dede Korkut oğlanın babasına söylemiş, görelim hanım ne söylemiş:

&nbsp;

<b>“Hey Dirse Han beylik ver bu oğlana,
Taht ver erdemlidir.
Boynu uzun büyük cins at ver bu oğlana,
Biner olsun hünerlidir.
Ağıllardan on bin koyun ver bu oğlana,
Etlik olsun hünerlidir.
Develerden kızıl deve ver bu oğlana,
Yük taşıyıcı olsun hünerlidir.
Altın başlı çadır ver bu oğlana,
Gölge olsun erdemlidir.
Omuzu kuşlu cübbe elbise ver bu oğlana,
Giyer olsun hünerlidir.</b>

<b>Bayındır Han’ın ak meydanında </b>

<b>Bu oğlan cenk etmiştir, </b>

<b>Bir boğa öldürmüş senin oğlun, </b>

<b>Adı “Boğaç” olsun, </b>

<b>Adını ben verdim yaşını Allah versin!” </b>dedi.

Dirse Han oğlana beylik verdi, taht verdi. Oğlan tahta çıkınca babasının kırk yiğidini anmaz oldu.O kırk yiğit haset eylediler, birbirine şunları söylediler:

“Bu oğlan tahta çıkalı Dirde Han’ın bize ilgisi azaldı.Gelin oğlanı babasına çekiştirelim. olur ki babası onu öldürür, yine bizim izzetimiz hürmetimiz onun babasının yanında hoş olur, ziyade olur.” dediler. Vardı bu kırk yiğidin yirmisi bir yana. yirmisi de bir yana oldu. Önce yirmisi vardı, Dirse Han’a şu haberi getirdi:

“Görüyor musun Dirse Han neler oldu, murada maksuda ermesin, senin oğlun hayırsız çıktı. Kırk yiğidini yanına aldı. Kudretli Oğuz’un üstüne yürüyüş etti, nerede güzel ortaya çıktı ise çekip aldı, ak sakallı ihtiyara saygısız davrandı, ak bürçekli kadının sütünü kaçırdı,saçını yoldu.

Akan duru sulardan haber geçer, çapraz yatan alaca dağdan haber aşar.Hanlar hanı Bayındır’a haber varır, Ona Dirse Han’ın oğlu böyle görülmemiş şeyler yapmış derler, gezdiğinden öldüğün daha iyi olur.Bayındır Han seni çağırır, sana müthiş gazap eyler, böyle oğul senin neyine gerek, böyle oğul olmaktan olmamak daha iyidir. Öldürsene! dediler.

Dirse Han “Varın getirin, öldüreyim.Böyle oğul bana gerekmez.” dedi. Böyle deyince hanım, o namertlerin yirmisi daha çıka geldi ve bir dedikodu onlar da getirdiler ve onlar da:

“Dirse Han senin oğlun yerinden doğruldu, göğsü güzel koca dağa ava çıktı. Sen var iken av avladı kuş kuşladı. anasının yanına alıp geldi. Al şarabın keskininden aldı içti. Anası ile sohbet etti. Babasına kasdeyledi. Senin oğlun kötü çıktı, hayırsız çıktı. Çapraz yatan aladağdan haber geçer, hanlar hanı Bayındır’a haber varır, Dirse Han’ın oğlu böyle görülmemiş işler yapmış derler, seni çağırtırlar, Bayındır Han sana öfkelenir. Böyle oğul neyine gerek, öldürsene!” dediler.

&nbsp;

<strong>Dirse Han :</strong> Varın getirin, öldüreyim. Böyle oğul bana gerekmez, dedi.

Dirse Han’ın adamları : Biz senin oğlunu nasıl getirelim? Senin oğlun bizim sözümüzü dinlemez. Bizim sözümüzle gelmez, kalkıp yerinden doğrul, yiğitlerini de yanına al, oğluna uğra, yanına alıp ava çık, kuş uçurup av avlayıp oğlunu oklattırıp öldürmeye bak. Eğer böyle öldürmezsen başka bir türlü öldüremezsin, bunu böyle bil!” dediler.

&nbsp;

<strong>Deyiş:</strong>

<b>Serin serin tan yelleri estiğinde,
Sakallı boz çayır kuşu öttüğünde,
Büyük cins atlar sahibini görüp kişnediğinde,
Sakalı uzun müezzin ezan okuduğunda,
Aklı karalı seçilen çağda,
Kudretli Oğuzun gelininin kızının bezendiği çağda,
Göğsü güzel koca dağlara gün vurunca,
Bey yiğitlerin kahramanların birbirine koyulduğu çağda…</b>

&nbsp;

Sabahın ilk aydınlığında Dirse Han yerinden kalktı. Oğlancığını yanına alıp kırk yiğidi beraberine aldı ve  ava çıktı. Av avladılar, kuş kuşladılar. O kırk namerdin birkaçı oğlanın yanına geldiler ve ona : “Baban, geyikleri kovalasın getirsin, benim önümde tepelesin, oğlumun at koşturuşunu, kılıç çalışını, ok atışını göreyim, sevineyim, kıvanayım, güveneyim dedi.” dediler.

&nbsp;

Oğlandır ne bilsin.Bu namertlerin sözünü gerçek sandı. Geyiği kovalayıp  babasının önüne kadar getirip babasının yanında  vuruyordu.

“Babam at koşturuşuma baksın kıvansın, ok atışıma baksın güvensin. Kılıç çalışıma baksın sevinsin.” diyordu.

O kırk namertten bazıları Dirse Han’a; “görüyor musun oğlanı, kırda bayırda geyiği kovalıyor senin önüne getiriyor, geyiğe ok atar gibi yapıp seni  vurup öldürecek, oğlun seni öldürmeden sen oğlunu öldürmeye bak!” dediler.

Oğlan geyiği kovalarken babasının önünden gelip geçiyordu. Dirse Han kurt sinirli sert yayını eline aldı.Üzengiye kalkıp kuvvetle çekti, doğrultup attı, oğlanı iki omzunun  arasından vurup  yıktı. Ok isabet etti, alaca kanı fışkırdı, koynu kanla  doldu.Bedeni büyük cins atının boynunu kucakladı yere düştü. Dirse Han istedi ki oğlancığının üstüne gürleyip düşsün. O kırk namert bırakmadı. Atının dizginini döndürdü, yurduna geri geldi.

Dirse Han’ın hatunu oğlancığının ilk avıdır diye attan aygır, deveden erkek deve, koyundan koç kestirdi. Oğuz beylerine ziyafet vereyim dedi. Toparlanıp yerinden kalktı, kırk ince kızı yanına alıp, Dirse Han’ı karşılamaya  gitti.

Başını kaldırdı, Dirse Han’ın yüzüne baktı. Sağına  soluna göz gezdirdi, oğlancığını göremedi. Kara bağrı sarsıldı.İçine bir ateş düştü. Kara  gözleri kanlı yaşla doldu.

&nbsp;

<strong>Üzüntüsünden bağırıp,çağırarak  Dirse Han’a şunları söyler:</strong>

&nbsp;

<b>Beri gel, başımın bahtı, evimin tahtı;
Han babamın güveyisi,
Kadın anamın sevgisi,
Babamın anamın verdiği,
Göz açıp da gördüğüm,
Gönül verip sevdiğim,
Dirse Han!
Kalkarak yerinden doğruldun,
Yelesi kara cins atına atlayıp bindin,
Göğsü güzel koca dağa ava çıktın,
İki vardın ,bir geliyorsun yavrum hani?
Karanlık gecede bulduğum oğul hani?
Çıksın benim görür gözüm,Dirse Han yaman seğriyor,
Kesilsin oğlumun emdiği süt damarım, yaman sızlıyor.
San yılan sokmadan, akça tenim kalkıp şişiyor.
Yalnızca oğlum görünmüyor, bağrım yanıyor.
Kuru kuru çaylara su saldım,
Kara elbiseli dervişlere adaklar verdim,
Aç görsem doyurdum, çıplak görsem donattım,
Tepe gibi et yığdım, göl gibi kımız sağdırdım,
Dilek ile bir oğul zorla buldum.
Yalnız oğlumun haberini Dirse Han söyle bana,
Karşı yatan Ala Dağdan bir oğul uçurdunsa söyle bana,
Taşkın akan koşan sudan bir oğul akıttınsa söyle bana,
Aslan ile kaplana bir oğul yedirdinse söyle bana,
Kara giyimli kafirlere bir oğul aldırdınsa söyle bana.
Han babamın katına ben varayım,
Ağır hazine bol asker alayım,
Azgın dinli kafire ben varayım,
Paralanıp cins atımdan inmeyince,
Yenim ile alca kanımı silmeyince,
Kol but olup yer üstüne düşmeyince,
Yalnız oğul yollarından dönmeyeyim.
Yalnız oğul haberini Dirse Han söyle bana.
Kara başım kurban olsun bugün sana.</b>

&nbsp;

dedi.

Feryat figan eyledi, ağladı. Böyle deyince, Dirse Han hatununa cevap vermedi. O kırk namert karşı geldi: “Oğlun sağdır,esendir, avdadır, bugün yarın nerde ise gelir. Korkma kaygılanma, bey sarhoştur, cevap veremez.” dediler.

&nbsp;

Dirse Han’ın hatunu çekildi, geri döndü. Dayanamadı, kırk ince kızı yanına aldı. Büyük cins ata binip oğlancığını aramaya gitti. Kışta yazda karı buzu erimeyen Kazılık Dağı’na geldi çıktı. Alçaktan yüce yerlere koşturup çıktı. Baktı gördü bir derenin içine karga kuzgun iner çıkar, konar kalkar.

&nbsp;

Büyük cins atını ökçeledi, o tarafa yürüdü. Meğer sultanım, oğlan orada yıkılmıştı. Karga kuzgun kan görüp oğlanın üstüne konmak isterdi. Oğlanın iki köpekceğizi var idi. Kargayı kuzgunu kovalardı, kondurmazdı. Oğlan orada yıkılınca boz atlı Hızır oğlana hazır oldu, üç defa yarasını eli ile sıvazladı. “Bu yaradan sana ölüm yoktur, korkma oğlan.Dağ çiçeği ananın sütü ile senin yarana merhemdir.” Dedi ve oradan kayboldu.

&nbsp;

Oğlanın anası oğlanın üstüne koşturup çıka geldi. Baktı gördü oğlancığı alca kana bulanmış yatıyor. Çağırarak oğlancığına söyler, görelim hanım ne söyler:

&nbsp;

<b>Kara süzme gözlerini uyku bürümüş aç artık ey oğul!
On iki kemikçiğin harap olmuş topla artık oğul!
Allah’ın verdiği tatlı canın seyranda, yakala artık.
Öz gövdende canın var ise oğul haber ver  bana.
Kara başım kurban olsun oğul sana.
Akar senin suların Kazılık Dağı,
Akarken akmaz olsun.
Biter senin otların Kazılık Dağı,
Biterken bitmez olsun.
Kaçar senin geyiklerin Kazılık Dağı,
Kaçarken kaçmaz olsun, taşa dönsün.
Ne bileyim oğul ;</b>

<b>Arslandan mı oldu,
Yoksa kaplandan mı oldu sana böyle?
Bu kazalar sana nereden geldi?
O gövdende canın varsa,  oğul haber ver bana.
Kara başım kurban olsun oğul sana.
Ağız dilden birkaç kelime haber ver bana.</b>

&nbsp;

dedi. Böyle deyince oğlanın kulağına ses dokundu. Başını kaldırdı, birdenbire gözlerini  açtı ve anasının yüzüne baktı. Söylemiş, görelim hanım ne söylemiş:

&nbsp;

&nbsp;

<b>Beri gel, ak sütünü emdiğim canım anam!
Ak bürçekli, izzetli canım anam!
Akar  sularına beddua etme,
Kazılık Dağı’nın günahı yoktur.
Biten otlarına beddua etme.
Kazılık Dağı’nın suçu yoktur.
Kaçan geyiklerine beddua etme.
Kazlık Dağı’nın günahı yoktur.
Arslan ile kaplanına beddua etme.
Kazılık Dağı’nın suçu yoktur.
Beddua edersen babama et,
Bu suç, bu günah babamdandır.</b><b></b>

dedi.

Ve yine şöyle devam etti sözlerine:Ağlama canım  anam ağlama! Bana bu yaradan ölüm yoktur .Korkma, boz atlı Hızır bana geldi, üç kere yaramı sıvazladı. “Bu yaradan sana ölüm yoktur. Dağ çiçeği, ananın sütü sana merhemdir.” dedi.

Böyle deyince kırk ince kız yayıldılar, dağ çiçeği topladılar. Oğlanın anası memesini bir sıktı sütü gelmedi, iki sıktı sütü gelmedi, üçüncüsünde kendisini zorladı,  sıktı süt ile kan karışık geldi. Dağ çiçeği ile sütü oğlanın yarsına sürdüler. Oğlanı ata bindirip yurduna gittiler. Oğlanı hekimlere emanet edip Dirse Han’dan bu durumu sakladılar. At ayağı çabuk, ozan dili çevik olur. Hanım, oğlanın kırk günde yarası iyileşti, oğlan sapasağlam oldu.

&nbsp;

Oğlan ata biner, kılıç kuşanır oldu. Av avlar kuş kuşlar oldu. Bu durumdan Dirse Han’ın haberi yok, çünkü o  oğlancığını öldü biliyor. O kırk namert bunu duyunca, ne eyleyelim diye konuştular. “Dirse Han eğer oğlancığını görürse, bırakmaz bizi, öldürür.” dediler. Gelin Dirse Han’ı tutalım, ak ellerini ardına bağlayalım, kıl sicimi ak boynuna takalım, onu alıp kafir ellerine yönelelim, diyerek. Dirse Han’ı tuttular. Ak ellerini ardına bağladılar, kıl sicimi boynuna taktılar, ak etinden kan çıkıncaya kadar dövdüler.Dirse Han yayan, bunlar atlı yürüdüler, alıp kanlı kafir ellerine yöneldiler. Dirse Han esir oldu gider. Dirse Han’ın esir olduğundan Oğuz beylerinin haberi yok. Meğer sultanım, Dirse Han’ın hatunu bunu duymuş. Oğlancığına karşı varıp söylemiş, görelim hanım ne söylemiş:

&nbsp;

<b>Görüyor musun ey oğul, neler oldu?
Sarp kayalar oynamadan,yer sarsıldı. </b>

<b>Yurtta düşman yokken,</b>

<b> senin babanın üstüne düşman geldi.</b>

<b> O kırk namertler babanın arkadaşları babanı tuttular,</b>

<b> Ak ellerini ardına bağladılar, </b>

<b>Kıl sicimİ ak boynuna taktılar.</b>

<b> Kendileri atlı, babanı yayan yürüttüler.</b>

<b> Alıp kafir ellerine yöneldiler.</b>

<b> Han’ım oğul! kalk yerinden doğrul, </b>

<b>Kırk yiğidini yanına al.</b>

<b> Babanı o kırk namertten kurtar. </b>

<b>Yürü oğul! baban sana kıydıysa da sen babana kıyma.</b>

dedi.

&nbsp;

Oğlan anasının sözünü kırmadı. Boğaç Han yerinden kalktı. Kara çelik öz kılıcını beline kuşandı. Ak kirişli, sert yayını eline aldı. Altın mızrağını koluna aldı. Büyük cins atını tutturdu, sıçrayıp bindi. Kırk yiğidini yanına aldı ve babasının ardınca koşturup gitti. O namertler de bir yerde konaklamışlardı. Al şarabın keskininden içiyorlardı. Boğaç Han atını sürüp yetişti. O kırk namert de bunu gördüler. Dediler: “Gelin varalım şu yiğidi tutup getirelim, ikisini bir arada kafire yetiştirelim.” dediler.

Dirse Han bunu işitti ve şöyle dedi: “Kırk yoldaşım aman, Allah’ın birliğine yoktur güman. Benim elimi çözün, kolca kopuzumu elime verin. O yiğidi öldüreyim.Sonra ister beni öldürün, ister d bırakıverin.” dedi.

Dirse Han’ın elini çözdüler, kolca kopuzunu eline verdiler. Dirse Han oğlancığı olduğunu bilmedi.Onun karşısına  gelip söyledi.Görelim ne söyledi:

<b>Boynu uzun büyük cins atlar giderse benim gider,
Senin de içinde bineğin varsa yiğit söyle bana.
Savaşmadan, vuruşmadan alıvereyim, dön geri.
Ağıllardan on bin koyun giderse benim gider,
Senin de içinde etliğin varsa söyle bana.
Savaşmadan, vuruşmadan alıvereyim dön geri.
Develerden kızıl deve giderse benim gider,
Senin de içinde yük taşıyıcın varsa söyle bana.
Savaşmadan, vuruşmadan alıvereyim dön geri.
Altın başlı çadırlar giderse benim gider,
Senin de içinde odan varsa yiğit söyle bana.
Savaşmadan, vuruşmadan alıvereyim dön geri.
Ak yüzlü, ela gözlü gelinler giderse benim gider,
Senin de içinde nişanlın varsa yiğit, söyle bana.
Savaşmadan, vuruşmadan alıvereyim dön geri.
Ak sakallı ihtiyarlar giderse benim gider,
Senin de içinde ak sakallı baban varsa yiğit, söyle bana.
Savaşmadan, vuruşmadan kurtarayım, dön geri.
Benim için geldinse oğlancığımı öldürmüşüm,
Yiğit sana günahı yok, dön geri.</b><b></b>

&nbsp;

<strong>dedi. Oğlan burada babasına söylemiş, görelim hanım ne söylemiş:</strong><b></b>

&nbsp;

<b>Boynu uzun büyük cins atlar giderse ,senin gider,
Benim de içinde bineğim var,
Bırakmam o kırk namerde.
Develerde kızıl deve giderse senin gider,
Benim de içinde yük taşıyıcım var,
Bırakmam o kırk namerde.
Ağıllarda on bin koyun giderse senin gider,
Benim de içinde etliğim var,
Bırakmam o kırk namerde.
Ak yüzlü ela gözlü gelin giderse senin gider,
Benim de içinde nişanlım var,
Bırakmam o kırk namerde.
Altın başlı otağlar giderse senin gider,
Benim de içinde odam var,
Bırakmam o kırk namerde.
Ak sakallı ihtiyarlar giderse senin gider,
Benim de içinde bir aklı şaşmış, şuuru yitmiş ihtiyar babam var,
Bırakmam o kırk namerde.</b><b></b>

&nbsp;

dedi. Kırk yiğidine tülbent salladı, el eyledi. Kırk yiğit büyük cins atını oynattı. Boğaç Han’ın etrafına toplandılar. Oğlan kırk yiğidini yanına aldı, at tepti, cenk ve savaş etti. Kiminin boynunu vurdu, kimini esir eyledi. Babasını kurtardı, çekildi geri döndü. Dirse Han burada oğlancığının sağ olduğunu öğrendi. Hanlar hanı Bayındır oğluna beylik verdi, taht verdi.

<b>Dedem Korkut</b> destan söyled,i deyiş dedi, bu Oğuznameyi düzdü, <strong>böyle dedi:</strong>

&nbsp;

<b>Onlar da bu dünyaya geldi geçti,
Kervan gibi kondu göçtü,
Onları da ecel aldı, yer gizledi,
Fani dünya kime kaldı?
Gelimli gidimli dünya,
Son ucu ölümlü dünya!</b><b></b>

<b>Kara ölüm geldiğinde geçit versin.</b>

<b>Ak imandan ayırmasın. </b>

<b>Sağlıkla, akılla devletini Hak artırsın. </b>

<b>O övdüğüm yüce Allah dost olup yardım etsin.</b><b></b>

&nbsp;

<b>Dua edeyim hanım: </b>

&nbsp;

<b>Yerli kara dağların yıkılmasın. </b>

<b>Gölgeli büyük ağacın kesilmesin </b>

<b>Coşkun akan güzel suyun kurumasın. </b>

<b>Kanatların uçları kırılmasın. </b>

<b>Koşarken ak boz atın sendelemesin. </b>

<b>Vuruşunca kara çelik öz kılıcın kesilmesin. </b>

<b>Dürtüşürken alaca mızrağın utanmasın. </b>

<b>Ak bürçekli ananın yeri cennet olsun. </b>

<b>Ak sakallı babanın yeri cennet olsun. </b>

<b>Hakkın yandırdığı çırağın yana dursun. </b>

<b>Yüce Allah seni namerde muhtaç eylemesin hanım hey!…</b><b></b>

<span style="color: #ff0000;"> Not: Yazılar yazarlarımız tarafından en baştan oluşturulmuş olup izinsiz kopyalanması yasaktır</span>
--></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/dirse-han-oglu-bogac-han-destani-dede-korkut-destanlari/">Dirse Han Oğlu Boğaç Han Destanı (Dede Korkut Destanları)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/dirse-han-oglu-bogac-han-destani-dede-korkut-destanlari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>31</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
