<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Bilimin Haritasi Oktay Sinanoglu | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/tag/bilimin-haritasi-oktay-sinanoglu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Tue, 11 Dec 2007 12:21:06 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Bilimin Haritası &#8211; (Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/bilimin-haritasi-prof-dr-oktay-sinanoglu/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/bilimin-haritasi-prof-dr-oktay-sinanoglu/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Dec 2007 12:21:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimin Haritasi]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimin Haritasi Oktay Sinanoglu]]></category>
		<category><![CDATA[Harita]]></category>
		<category><![CDATA[Oktay Sinanoglu]]></category>
		<category><![CDATA[Oktay Sinanoglu Makaleleri]]></category>
		<category><![CDATA[Oktay Sinanoglunun Yazilari]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Oktay Sinanoglu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/bilimin-haritasi-prof-dr-oktay-sinanoglu/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bilimin Haritası (Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu) Ali, yabancı ülkede “Mastır”ını çok iyi bir evrenkentte bitirdi; üstün dereceyle, mühendislikte. “Ülkem için faydalı bir şeyler yaparım” düşüncesiyle mühendisliği seçmişti. Hoşuna da gidiyordu, ama asıl merakı temel bilim, fen, ve matematikti (riyâziye yâni). &#160; Makine mühendisliğindeki “Mastır” tezi için araştırma ve deneyler yaparken, konunun temelindeki, mühendisliği besleyen, fende [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/bilimin-haritasi-prof-dr-oktay-sinanoglu/">Bilimin Haritası – (Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="color: #1f86de; font-size: 14pt; padding-bottom: 0px" align="center"> <strong><font face="Maiandra GD" size="5">Bilimin Haritası</font><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 18pt"><br />
</span></font><font style="font-size: 15pt" color="#ff6600" face="Maiandra GD"> (Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu)</font></strong></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Ali, yabancı ülkede “Mastır”ını çok iyi bir  evrenkentte bitirdi; üstün dereceyle, mühendislikte. “Ülkem için faydalı bir  şeyler yaparım” düşüncesiyle mühendisliği seçmişti. Hoşuna da gidiyordu, ama  asıl merakı temel bilim, fen, ve matematikti (riyâziye yâni).</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Makine mühendisliğindeki “Mastır” tezi için araştırma ve deneyler yaparken,  konunun temelindeki, mühendisliği besleyen, fende önündeki meselenin çözümü için  yol ve yordamlar bulacağını sandı. Daha derinine araştırdı. Ama sonunda fark  etti ki, işin temelinde eksiklik var. Gerekli kuramlar sağlam matematik  temellere oturtularak geliştirilememiş. O, fen dalının önemli, temel bir  sorununa, açığına parmağını bastığının, işin başında farkında değildi. Bunu  birkaç yıl sonra kendisi, ve diğer bilimciler anlamağa başlayacaklardir.</p>
<p>Mayıs ayında ‘Mastır’ını bitiren Ali, gene önemli bir evrenkentte doktoraya  kabul edildi. Bu sefer temel bilimde, fizikte. Sırf doktora yapmış olmak için,  veya öğrenciliğini biraz daha uzatmak için değil. Ne yapmak istediğini artık  iyice biliyordu. Makine mühendisliğinde gerekli olduğunu anladığı fizik  konusunu, eksikliğini fark ettiği temel kuramı geliştirmek istiyordu. Yeni  evrenkentine, Güz dönemi başlamadan üç ay önce gitti. Yazı, bilim kütüphanesinde  geçirdi. Araştırma konusuna işte başlamıştı bile; kendi kendine.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Şunu da bu ara belirtelim: Ali sonradan fizikte çok başarılı oldu; halbuki  lisansı ve “Mastır”ı fizikte değil, mühendislikteydi. Mühendislik, ilgili temel  bilim dalına iyi bir temel oluşturuyor. Mühendisler sonuç almayı, gereken  verileri bulmayı, veri yoksa gerçekçi tahminler yapmayı öğrenirler. Mertebeleri,  büyüklükleri kestirebilir, kafadan yaklaşık hesaplar yapıp ne gibi sonuçlar  çıkacağı hakkında önceden fikir sahibi olabilirler. “O yok, bu yok” diye  mazeretlere sığınmak yerine eldeki veri ve imkânlarla bir iş başarmağa  alışırlar. İşte bu alışkanlıklar, temel bilime geçenlerin araştırmalarında da  etkisini gösterir. Nitekim, yirminci yüzyılın büyük fizikçileri, bilimcileri  arasında mühendislik temeliyle başlamış olanların sayıları az değildir: E.  Wigner, E. Teller, L. Onsager, Türklerden de Rahmetli Turan Onat gibi bazıları  hep mühendislikle başlamışlardı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bizim Ali, yıllar sonra, yurdunda yeni bir evrenkentin kuruluşunda yer alırken,  bu uygulamalı ile saf temel bilim ikilisini hatırladı ve “çift anadal” diye bir  düzenleme önerdi: Yetenekli, meraklı, ve başarılı öğrenciler, “çift anadal” ile  mezun olacaklardı. Kimya mühendisliği ve kimya, makine mühendisliği ve fizik  gibi. Tabii bu öneride, üçüncü dünya ülkelerinin özel koşulları, o ülkeler için  doğrudan daha da faydalı olabilecek bir eğitim düzeni de göz önünde  bulundurulmuştu. [O yıllarda “üçüncü dünya” kavramı hâlâ canlı idi. Tek bir  dünya küresel kıraliyeti kurma saldırganlıkları henüz açıkça başlamamıştı.  Gerçi, ülkelerin kültürlerini, geleneklerini, dillerini, tarih bilinçlerini el  altından yok ederek, küresel kıraliyetin alt yapısını hazırlama faaliyetleri  için için yürüyordu, ama bu hainliklerin hangi âkıbete götüreceğini pek az kişi  o zamanlar idrâk ediyordu.]<br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><center><!--adsense#reklam_336x280--></center><br />
<font face="Maiandra GD" size="2"> Dönelim biz gene Ali’nin doktoraya başlarkenki ilk günlerine, neler düşünüp  hedefini nasıl belirlediğine:</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Ali’nin önünde iri boy, sayfaları çıkmaz bir defter. Her gün çalışmağa başlarken  tarih atıyor, sayfaları da numaralandırıyor. Baktığı kaynakları, okurken aklına  gelenleri oraya yazıyor. Bazen kafası karışıyor; o zaman kendine bir soru  yazıyor. Cevabını düşünüyor; tüm düşünceleri, fikirleri defterde. Tam bir ‘kafa  defteri’. [Bin yıl önceki büyük Türk düşünürleri, mutasavvıf şairler, Yunus  Emre’ler, daha önceki ve sonraki âlimlerimiz, çok eski bir Asya ve Türk  geleneğine uyarak böyle defterler, günlükler, ‘cönkler’ tutarlardı. Bu geleneğin  hem kişilerin kendi çalışmalarında, hem başkaları için ne kadar yararlı olduğunu  anlatmaya söz yetmez.]</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Ali, âdetâ defteriyle konuşuyor. Bir şeyi anlamadığı, kafası karıştığı zamanlar  endişeleniyor, özgüveni sarsılır gibi oluyordu; ama sonra idrâk etti ki, her  kafası karıştığında çözüm bulup işin mâhiyetini kavrıyor. Neredeyse bir formül  çıkardı: ‘Kaydettiğin ilerleme, kaç kere kafanın karıştığı ile doğru orantılı’.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">İlgi alanı olarak seçtiği fiziğin bir alt dalında karşısına eski, yeni yüzlerce  yayın, atıf, dergi makalesi çıkıyor; durumu toparlayan özet-yazılar, kitap az.  Bir öğrendiği, birçok yeni soruya yol açıyor; dipsiz kuyu. Daha başlangıçta bir  yordam edindi: Dedi ki: “Bir yayını, kitabı, vb. okurken, önce şöyle bir göz  gezdirip, ‘genel bir fikir edinmek için mi okuyacağım? Yoksa ayrıntılara inmem  mi gerekecek?’ diye bir ön-karar vermeliyim.” Defterine kaynağı yazıp, yanına  ‘ayrıntılı’, veya ‘üstünkörü’ diye not düşüyordu. Bir de, “‘zum merceği’ gibi  olmalıyım” diye düşündü. “Bazen uzaktan ormana, bazen yakından önemli tek tek  ağaçlara bakmalıyım”. Tek bir ağacın kabuğunu bile dikkatle incelemem olur ki  gerekebilir. Ama, arasıra şöyle bir durup yukardan ormana bakmalıyım. Yoksa  ayrıntılarda boğulup giderim; yolumu da şaşırırım”.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Karanlıkta kör dövüşü gibi araştırma yapmaktansa seçtiği bilim dalının  haritasını çıkarmağa karar verdi. Bu alt dalın ana konuları, matematiksel, ve de  deneysel ana yöntemleri nelerdir? Bildiklerini hatırladı, düşündü, defterine  yazdı. Araştırmalar hangi yollarda ilerliyor? Hangi merkezlerde, kimler ne  yapıyor? Daha zor soru: ‘Acaba niye yapıyor, ya da yaptırılıyor?’. Soruları  devam etti; baktı ki, dalın birkaç, bazen birbirine rakip, ‘babası’ var. Fikir  akımları (ekoller) oluşmuş. ‘Baba’nın biri çok sayıda doktoralı, veya  doktora-üstü öğrenci, araştırmacı yetiştirmiş. Bir şey tutturmuşlar gidiyorlar;  yüzlerce yayın. Bir de bu takımın etki alanına düşenler, veya yamananlar. Öbür  tarafta başka takım. ‘Mafiyalaşan’ takımlar da var. Bunlar yeni genç  bilimcilerin yeni fikirlerle ortaya çıkmalarından hiç hoşlanmıyorlar (aslında bu  sonuncusunu anlaması yıllar sonra olacaktı; önceleri, tüm bilimciler sâde bilim  için uğraşır zannediyordu; sâfiyâne. Tabii hepsi öyle değil; insanoğlu bu; gönlü  de gelişeni var, gelişmeyip hayvanî alt mertebelerde kalanı da. Yaldızı, mevkii  ne olursa olsun).</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Ali ‘haritayı’ çıkarmağa devam etti: Hangi gelişmeler yenilerine yol açmış?  Nasıl? İlintiler? Ama baktı ki, kısa tarihsel süreç içinde birileri bir akıma  kapılmış, asfaltta dümdüz yürüyüp dururken, bazı püf noktalar, yepyeni çıkış  yolları fark edilmemiş, bazı bazı göz ardı edilmiş. Onları buldu. Eylül gelip  doktorasına resmen başladığında artık hazırdı. Önüne çıkan rasgele bir hocanın,  rasgele işinin ucunun ucunu birkaç yıl geveleyerek araştırma yaptığını zan  edenlerden olmayacaktı. Kolay olmadıysa da, konusu üzerinde çalışmasına müsamaha  gösterecek, olgun, geniş bilgili bir danışman , bir doktora hocası buldu. Hoca,  Ali’nin geliştirdiği konularda hatâ yapmamasına yardımcı oldu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Yıllar sonra Ali de bir hoca oldu. Düzinelerce ve her milletten doktora  öğrencileri yetiştirdi; araştırmaları dünyanın dört bir yanına yayıldı. Ama,  gönlündeki bilim aşkı ile vatanına, milletine olan aşkı hiç eksilmedi. Bunun  için her gün Allah’a şükrediyordu. O yıllar boyunca, ülkesinin iç ve dış  düşmanları, toplumunu köklü bir millet yapan değerleri tahrip ediyor, milletin  mayasını bozuyordu. Ali, bir yandan sık sık vatanına gidip gelerek, bu konularda  da mücadele ediyor, gençlerin bilinçlenmesine katkıda bulunuyordu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Ali, öğrencilerine, deneyimlerinden edindiklerini, yayınlarda bulamayacakları  şeyleri de tavsiyeler demeti gibi aktarıyordu. Sonunda baktı ki, sevgili  yurdundan dış ülkelere, doktora yapacaklar bahanesiyle iteklenmiş yüzlerce,  binlerce genç var; onların karanlıkta el yordamı ile dolaşıp, hedefsizlikten  hebâ olmalarına gönlü râzı olmadı. Oturup onlar için ‘göncüyle ve cönküyle  konuşurken’ öğrendiklerini yazmağa başladı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><em><strong><font face="Maiandra GD" size="2">12.Mart 2003 </font></strong></em></p>
<p style="text-align: center"><strong><font face="Maiandra GD"> <span style="font-size: 15pt"><font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/prof-dr-oktay-sinanoglu/">»<span lang="tr">  &#8220;Oktay Sinanoğlu&#8221; Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span></span></font></strong></p>
<p style="text-align: center"><span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…</font></strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/bilimin-haritasi-prof-dr-oktay-sinanoglu/">Bilimin Haritası – (Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/bilimin-haritasi-prof-dr-oktay-sinanoglu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>4</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
