<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Bilisim Cagi | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/tag/bilisim-cagi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Mon, 01 Oct 2007 23:02:20 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Bilişim Çağı ve Türkçenin Sorunları (Prof. Dr. Şükrü Halûk Akalın)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/bilisim-cagi-ve-turkcenin-sorunlari-prof-dr-sukru-haluk-akalin/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/bilisim-cagi-ve-turkcenin-sorunlari-prof-dr-sukru-haluk-akalin/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Oct 2007 23:02:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkoloji Makaleleri]]></category>
		<category><![CDATA[Türkoloji Makaleleri (Dil Sorunları)]]></category>
		<category><![CDATA[Akademik]]></category>
		<category><![CDATA[Bilisim Cagi]]></category>
		<category><![CDATA[Dil Sorunlari]]></category>
		<category><![CDATA[Dilbilim]]></category>
		<category><![CDATA[Eski Turk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Sukru Haluk Akalin]]></category>
		<category><![CDATA[Türk]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Turkcemiz]]></category>
		<category><![CDATA[Turkcenin Sorunlari]]></category>
		<category><![CDATA[Türkoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Universite]]></category>
		<category><![CDATA[Yazi]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Turk Dili]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/bilisim-cagi-ve-turkcenin-sorunlari-prof-dr-sukru-haluk-akalin/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bilişim Çağı ve Türkçenin Sorunları (Prof. Dr. Şükrü Halûk Akalın) İnsanoğlu 1969’da Ay’a ilk adımını attığında önümüzdeki çağın uzay çağı olacağı ileri sürülmüştü. Çok iyi hatırlıyorum, o günlerde uzay ile ilgili çeşitli haberler gazetelerde yayımlanıyordu. Haberlerde insanlığın gelecekle ilgili uygarlık düşleri de yer alıyordu. Bu haberlere göre 2000 yılında insanlar tatillerini geçirmek üzere artık aya [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/bilisim-cagi-ve-turkcenin-sorunlari-prof-dr-sukru-haluk-akalin/">Bilişim Çağı ve Türkçenin Sorunları (Prof. Dr. Şükrü Halûk Akalın)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><span style="font-weight: 700"> <font color="#3366ff" face="Maiandra GD" size="5">Bilişim Çağı ve Türkçenin  Sorunları</font></span><font face="Maiandra GD"><font color="#3366ff"><span style="font-size: 18pt; font-weight: 700"><br />
</span></font><font color="#ff6600"> <span style="font-size: 12pt; font-weight: 700">(Prof. Dr. Şükrü Halûk Akalın)</span></font></font><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">İnsanoğlu 1969’da Ay’a ilk  adımını attığında önümüzdeki çağın uzay çağı olacağı ileri sürülmüştü. Çok iyi  hatırlıyorum, o günlerde uzay ile ilgili çeşitli haberler gazetelerde  yayımlanıyordu. Haberlerde insanlığın gelecekle ilgili uygarlık düşleri de yer  alıyordu. Bu haberlere göre 2000 yılında insanlar tatillerini geçirmek üzere  artık aya gidecekti, uzayda çeşitli üsler kurulacak, ayda bitki  yetiştirilecekti. Evlerde her şey otomatik olacak, her işi robotlar yapacaktı,  elektronik beyin (o günlerde bilgisayar terimi henüz kullanılmıyordu,  bilgisayarlar da zaten bu kadar yaygın değildi.) insanın yerine düşünecek,  çözümler üretecekti. Yine o günlerde gazetelerde bir devlet dairesine alınan  elektronik beyin ile ilgili haberler yer alıyordu. Bir gazetede bu haber bir  karikatürle birlikte yayımlanmıştı. Haberde bundan sonra devlet dairelerinde  vatandaşın her işini elektronik beyinlerin halledeceği belirtiliyordu. Bu  haberin yanındaki karikatürde ise kasketli, şalvarlı bir vatandaş elindeki  dilekçeyi buzdolabı büyüklüğündeki makineye uzatıyordu. Elektronik beyinden ise  şöyle bir ses geliyordu: “Bu gün git, yarın gel !”</p>
<p>İnsanoğlu 1969’da Ay’a ilk adımını attığında önümüzdeki çağın uzay çağı olacağı  ileri sürülmüştü. Çok iyi hatırlıyorum, o günlerde uzay ile ilgili çeşitli  haberler gazetelerde yayımlanıyordu. Haberlerde insanlığın gelecekle ilgili  uygarlık düşleri de yer alıyordu. Bu haberlere göre 2000 yılında insanlar  tatillerini geçirmek üzere artık aya gidecekti, uzayda çeşitli üsler kurulacak,  ayda bitki yetiştirilecekti. Evlerde her şey otomatik olacak, her işi robotlar  yapacaktı, elektronik beyin (o günlerde bilgisayar terimi henüz kullanılmıyordu,  bilgisayarlar da zaten bu kadar yaygın değildi.) insanın yerine düşünecek,  çözümler üretecekti. Yine o günlerde gazetelerde bir devlet dairesine alınan  elektronik beyin ile ilgili haberler yer alıyordu. Bir gazetede bu haber bir  karikatürle birlikte yayımlanmıştı. Haberde bundan sonra devlet dairelerinde  vatandaşın her işini elektronik beyinlerin halledeceği belirtiliyordu. Bu  haberin yanındaki karikatürde ise kasketli, şalvarlı bir vatandaş elindeki  dilekçeyi buzdolabı büyüklüğündeki makineye uzatıyordu. Elektronik beyinden ise  şöyle bir ses geliyordu: “Bu gün git, yarın gel !”</p>
<p>O günlerde 2000 yılıyla ilgili tahminlerden hangilerinin tuttuğunu bugün gördük.  İnsanoğlunun uzay macerası bugün halâ devam ediyor, ama Ay’da tatil, uzayda  balayı, Ay’da tarım, Merih’te futbol maçı gibi fantezilerin gerçekleşmesi için  daha uzun yıllara ihtiyacımız var. Evlerimizde robotlar da iş görmüyor henüz. Bu  robotların öncüleri olan mutfak robotları, elektrik süpürgeleri, otomatik  çamaşır ve bulaşık makineleri ise gelişerek yaygınlaşıyor. Elektronik beyinlerle  yani bilgisayarla ilgili tahminler ise beklenenin çok çok ötesinde gerçekleşti.  Bilgisayarların bu kadar yaygınlaşacağı, evlere, okullara, kahvehanelere ve  kafelere, hatta lahmacunculara gireceği, o yıllarda asla tahmin edilmiyordu.  Çünkü o yıllarda bilgisayarlar dörde dört oda büyüklüğündeydi, muazzam elektrik  harcıyorlardı ve müthiş bir ısı yayıyorlardı. Tabiî ekonomik değillerdi. O  yıllarda internet hayal bile edilemiyordu. İnternetin atası olan ve askerî  haberleşme amacıyla kullanılan ARPANET’in temeli de 1969’da atılmıştı.</p>
<p>Neden diğer tahminler, fanteziler gerçekleşmedi de bilgisayar teknolojisi  tahminlerin ötesinde bir gelişme gösterdi ? Elbette bunun birkaç sebebi var, ama  bence en önemli sebep şu: insanoğlu bilginin önemini bir kere daha kavradı.  Bilimde ve teknolojide bugün ulaşılan nokta insanoğlunun düşlerini ve  fantezilerini gerçekleştirmeye henüz yeterli değil. Daha pek çok bilinmeyen bizi  bekliyor. Geçen zaman içerisinde insanı uzayın derinliklerine ulaştıracak tek  şeyin bilgi olduğu anlaşıldı. Her şeyin temelinde bilgi vardı. Gelişen teknoloji  ile insanoğlunun sahip olduğu bilgi sürekli olarak artıyordu. İnsanlık tarihi  göz önüne alındığında daha önce bilimde yüzyıllar süren gelişmeler artık birkaç  yılda yaşanmaktaydı. Bu nedenle yaşadığımız dönem artık uzay çağı değil, bilgi  çağı olarak adlandırılmaya başlandı. Bilgi çağının ana ürünü ise hiç şüphesiz  bilgisayar oldu.</p>
<p>Bilimdeki gelişme her alanda olduğu gibi iletişim alanında da büyük bir  gelişmeye yol açmıştı. Gelişen iletişim araçları, bilgiye ulaşmadaki zorlukları  ortadan kaldırdı. Bilgisayar ve iletişim teknolojisindeki gelişmeler bu iki  sektörü önce birbirine yaklaştırdı, sonra da bilgi ve iletişimin birlikteliği  ile bilişim terimi gündeme geldi. Bilgisayar ve iletişim teknolojileri  bütünleşmeye başladı. İş yerimizdeki, okulumuzdaki, evimizdeki, bilgisayarlar  kablo ile birbirine bağlanmaya başladı. Askerî amaçla kullanılan ağ, genelleşti  ve internetin omurgası ortaya çıktı. Bilgisayarlar böylece iletişim aracı  özelliğini de kazandı. Ancak bu iletişim aracı, asla basit bir iletişim aracı  değildir. Telefonun, belgegeçerin (facsimile&gt;fax), telgrafın işlevlerini gören,  veri aktarımında kullanılabilen, görüntülü konuşmayı (video conference)  gerçekleştirebilen, sizin yerinize telefon açabilen, hatta telefonlara cevap  verebilen, randevularınızı düzenleyebilen, veri bankası olarak kullanılabilen,  görüntü ve ses alıcısı-vericisi olabilen araç haline geldi bilgisayar. Bunlar,  şu anda aklıma gelenler. Bildiğiniz gibi bilgisayarın başka pek çok marifeti var  ve yakın gelecekte bunlara yenileri eklenecek.<br />
</font></p>
<p><center><!--adsense#reklam_336x280--></center><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
Bilgisayar teknolojisindeki bu gelişme diğer sektörleri ürküttü. Çünkü  bilgisayar önüne gelen teknolojiyi yiyor, yutuyor kendi bünyesine dahil  ediyordu. Bilgisayarın bu atağı diğer sektörlerde anlayış değişikliğine yol  açtı. Bilgisayarların televizyonlaşmasına karşılık televizyonlar  bilgisayarlaşmaya başladı. İnternet televizyonu bunun sonucudur. Telefonlar  bilgisayarlaştı. KUP (Kablosuz Uygulama Protokolü: WAP) işte bu rekabetin  sonucudur.</p>
<p>Bu gelişmeler olurken dilimize de bir şeyler oluyordu. Hiç duymadığımız  sözcükler, terimler dilimize yerleşmeye başladı. Çünkü bilişim teknolojisinde  biz üretici değil kullanıcıydık, tüketiciydik. Teknolojiyi icat eden, üreten  terimlerini de kendi diliyle karşılıyordu. Bu teknolojiyi alan diğer milletler  de bilgi alıntısı olarak bu terimleri, sözcükleri de ister istemez dillerine  alıyorlardı. Her bilim dalının, her teknolojinin kendi özel terimleri vardır.  Doğal olanı, her dilde bu terimlerin karşılıklarının olmasıdır. Ancak bilişim  teknolojisinin kendisine özgü bir özelliği var: Bilişim teknolojisi bir maden  mühendisliği gibi, otomotiv gibi sınırlı bir topluluğu ilgilendirmiyor. Bilişim  teknolojisi toplumun her kesimini ilgilendiriyor. Beş yaşındaki çocuktan,  üniversite öğrencisine, esnaftan öğretmene, hatta bir internet kuruluşunun  reklâmında gördüğümüz gibi kokoreççi ile kestaneciye kadar herkes bilişim  teknolojisini kıyısından köşesinden kullanıyor. Durum böyle olunca da bilişim  teknolojisinin terimleri diğer teknik terimlerden daha çabuk, daha yaygın bir  şekilde dilimize yerleşiyor. Düşününüz, reklâmdaki kestaneciye disgonnekt  sözcüğünü bile öğretiyor bu teknoloji. “Yapma yahu !” şeklindeki hayret sözü  reklâmda karşımıza “Wapma yahu !” olarak çıkıyor.</p>
<p>Bilişim teknolojisinin bu kadar geliştiğini (bu gelişmenin sonunun olmadığını da  söyleyeyim) ve etkili olduğunu göz önüne aldığımızda, Türkçeyi bilişim çağında  hangi tehlikeler bekliyor, bilişim çağı Türkçesi nasıl olacak, İngilizceleşmiş  bir Türkçeyle mi konuşacağız yoksa Türkçeyi bırakıp hepimiz İngilizce mi  konuşacağız soruları, aklı başında her Türk aydınını düşündürüyor,  kaygılandırıyor.</p>
<p>Gelecekte İngilizcenin bütün insanlığın dili olacağı şeklinde tahminlerde  bulunanlar var. Teknolojideki gelişmeye ve İngilizcenin en yaygın yabancı dil  olma özelliğine bakarak bir süre sonra bütün dillerin yerini İngilizcenin  alacağını savunanlar ülkemizde de mevcut. İngilizce en yaygın yabancı dildir,  farklı uluslardan insanların birbiriyle anlaşma ve iletişim kurma dilidir. Bütün  bunlar doğru. Ama dünyadaki 6 milyar insanın tamamının tek bir dili konuşacağını  düşünmek bugün için de yakın gelecek için de hatta uzak gelecek için de kolay  bir şey değildir. İnternetin yaygınlaşmasıyla İngilizcenin hakimiyetinin  artacağı söyleniyordu, bu hiç de sanıldığı kadar bir hakimiyet şeklini almadı.  Şu anda internette her dilden ağ kümesi (web site) ve ağ sayfası (web page) var.  İnternette Türkçe ağ kümeleri ve sayfaları arzu edilen düzeyde değilse de  giderek yaygınlaşıyor.</p>
<p>Bilgisayar programlarına gelince dünyaca ünlü bilgisayar firmaları ürettikleri  programın daha fazla kişi tarafından satın alınması için programlarını pek çok  dilde üretiyorlar. Şu anda en yaygın işletim sistemi olma ününü koruyan Windows,  bildiğim kadarıyla 33 dilde üretiliyor. Microsoft yerelleştirme adını verdiği bu  uygulamayla dünyadaki bütün bilgisayar kullanıcılarına hitap etmeye çalışıyor.  Bilgisayarın ve internetin yaygınlaşması İngilizcenin diğer diller üzerinde bir  hakimiyet kurmasını değil diğer dillerin bu teknolojide önem kazanmasını  sağlıyor. Şu anda bilgisayar ortamında çeviri üzerinde çalışan çeşitli firmalar  var. Benim de Türkçe konusunda danışmanlığını yaptığım Rusya’daki bir kuruluş,  bilgisayarda pek çok dili birbirine çevirebilen harika bir program üzerinde  çalışıyor. Program epey mesafe aldı ve yapılan denemeler, sonucun başarılı  olacağını gösteriyor. Gerçi şu anda bilgisayarlar için çeviri programları var  ama bunlar daha çok İngilizceden bir başka dile (ki bu da birkaç dille sınırlı)  çeviri yapabiliyorlar. İnternet üzerinde de bazı programlar var, bunlar da  bahsettiğim bilgisayar programlarından farksız. Dünyada başka firmalar da benzer  çeviri programları üzerinde çalışıyorlar. Bütün bunlar bilgisayar ve internet  ortamında diğer dillerin varlığını daha da güçlendireceğini gösteriyor. Şu halde  gelecekte İngilizce bilişim sektöründe tek dil haline gelecek sözü bana pek de  doğru görünmüyor. İngilizceyi veya bir başka dili, yabancı dil öğrenmek için  öğrenmek gerekir. Yabancı dille eğitimin, yabancı dille öğretimin sömürgelerde  bile yavaş yavaş kalktığı günümüzde bizde halâ bunda ısrar edilmesi gibi  İngilizce bilgisayarda ve internette tek dildir demek cahillikten başka bir şey  değildir.</p>
<p>Bilgisayar ve internet terimlerinin İngilizceden dilimize olduğu gibi girmesi,  Türkçenin son yıllarda yaşadığı sorunun bir başka boyutudur. Dilimize yabancı  dillerden, özellikle de İngilizceden, yoğun bir sözcük ve terim akışı olduğu  bilinen bir gerçek. Bu akış, Türkçeyi söz varlığının yanı sıra ses bilgisi,  şekil bilgisi ve söz dizimi özellikleri açısından da kötü olarak etkiledi.  Bilgisayar teknolojisi alanında çalışanlar, gönüllü kuruluşlar Türkçe konusunda  çok büyük bir duyarlılık göstererek terimlere Türkçe karşılıklar bulmuşlardı. Bu  konuda Türkiye Bilişim Derneğinin çalışmalarını takdirle karşılamak gerekir.  Bugün kullandığımız bilgisayar, yazılım, donanım, bellek, yazıcı, sürüm gibi  Türkçe kökenli terimler işte bu çabaların sonucunda dilimize kazandırıldı. Bu  terimler bilişim dünyasında tartışılmıştı. Zamanla önerilen karşılığın yerine  İngilizceden girip Türkçeleşen terimler de kullanılır oldu. Buna en iyi örnek  Microsoft ürünlerindeki Yazı Tipi Biçemi’dir. Gelen eleştiriler üzerine  Microsoft yeni sürümlerde bunu Yazı Tipi Stili’ne çevirmiştir.</p>
<p>Bilgisayar ve iletişim teknolojilerinin son derece hızlı gelişmesi, teknolojiye  her geçen gün yüzlerce yeni terim eklenmesi karşısında bu çabalar ne yazık ki  etkili olmamağa başladı. Karşılık bulunması gereken terim sayısı artık binlerle  ifade ediliyordu. Bir terime karşılık bulmak, onu benimsemek, yayılmasını  sağlamak aylar, yıllar alırken İngilizce bir terim elini kolunu sallayarak  Türkçeye giriyor ve pek çok kişi bu durumu yadırgamıyor, yabancı kökenli terimi  olduğu gibi kabul ediyordu.</p>
<p>Türk Dil Kurumu da bilgisayar terimlerindeki bu durumu göz önüne alarak Yabancı  Kaynaklı Sözcüklere Karşılıklar Komisyonu çalışması içerisine bilgisayar  terimlerini de aldı. Karşılıklar önerdi. Ancak bu karşılıkların benimsenmesi  zaman alacak. Bunlardan kullanılmağa başlananlar var. Meselâ elmek terimini  internette benim yöneticisi olduğum Türkoloji Haberleşme Grubunda (http://www.egroups.com/group/turkoloji)  uzun süre tartıştık, sonuçta grubun pek çok üyesi bu sözü benimsedi.  Benimsemeyenler de var, ama zaman terimlerin kaderini belirleyecek. Bu konuda  Türk Dil Kurumunun desteği ile yürüttüğümüz Bilgisayar Terimleri Sözlüğü projesi  henüz başladı. Üniversitelerimizdeki bilgisayar bölümlerinden, Türk Dili ve  Edebiyatı, İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümlerinden öğretim üyelerinin ve  bilgisayar uzmanlarının oluşturduğu çalışma grubu içerisinde bilgisayar  terimleri tartışılmakta, Türkçe karşılıklar önerilmektedir. Önerilen karşılıklar  yakın zaman içerisinde internette kamu oyuna duyurulacak ve kamu oyunun  düşünceleri alınacaktır. Geniş katılımlı bu çalışmayla mesafe alacağımıza  inanıyorum. Türk Dil Kurumu üzerine düşen görevi yerine getirmeğe çalışıyor. Bu  çalışmaların başarıya ulaşması, toplumun bu konuda duyarlı davranmasına ve  önerilen karşılıkları benimsemesine bağlıdır.</p>
<p>Bu konuda eleştiri aldığımız da oluyor. Kimileri bilgisayar terimlerinin Türkçe  karşılık bulunmasını, hatta programların Türkçe olmasını eleştiriyor. Terimlerin  evrensel olduğu, değiştirilmemesi gerektiği söyleniyor. Önerilen terimler alaya  alınıyor. Evet, yerleşmiş yaygınlaşmış yabancı terimlere karşılık bulmak zor  olmaktadır. Ama hiçbir şey yapmadan oturup bekleyelim mi ? Bilgi ve iletişim  gibi son derece önemli konularda İngilizce terimleri mi kullanalım ? O zaman  sormak gerekmez mi bu nasıl iletişim, bu nasıl bilgi iletişimi diye ? Şimdi  hepimiz bilgisayar terimini kullanıyoruz. Eğer bu konuya duyarlı bilgisayarcılar  olmasaydı ve bu terimi türetmeselerdi ben eminim bugün hepimiz computer terimini  kullanacaktık. Tabiî kimimiz kampuytr, kimimiz komputer, kimimiz de computer  diyecektik. Ve birileri computer için bir karşılık türetmeğe çalışınca da yine  bilinen çevreler «Canım, ne gerek var şimdi computer’a karşılık aramaya.  Evrensel bir sözcük işte.» diyerek karşı çıkacaklardı. Oysa bakın herkes  bilgisayar terimini kullanıyor. Şimdi kimse bu terimi oluşturan sözcüklerin  gerçek anlamını düşünerek, «Bu alet bilgi saymıyor öyleyse bu terim uygun  değil!» demiyor. Şu halde ciddî olarak bu işin üzerine eğilirseniz, duyarlı  davranırsanız, Türkçenin yapısına uygun terim üretirseniz, toplum da benimserse  dilin söz varlığına yeni terimler, yeni sözcükler katılabilir.</p>
<p>Web’in sözlükte 11 anlamı var. 1. Dokuma, dokunmuş kumaş. 2. Örümcek ağı. 3. Ağ  gibi karışık şey. 4. Kuşların parmakları arasındaki zar, perde. 5. Kuş tüyünün  yumuşak kısmı. 6. Bağlantı levhası. 7. Örs boğazı. 8. Tomar, kâğıt rulosu. 9.  Halı saçağı. 10. Giz, sır. 11. Haberleşme ağı, muhabere şebekesi. (Hâmit Atalay,  İngilizce-Türkçe Sözlük, TDK yayını, Ankara, 1999, s.3635)</p>
<p>Ancak web karşılığında ağ deyince, «Ne ağı ? Balıkçı ağı mı, örümcek ağı mı ?»  diye sözlerle karşılaşıyorsunuz. Oysa bilgisayardan, internetten bahsederken bir  İngilizin veya bir Amerikalının aklına on bir anlamdan haberleşme ağı anlamı  geliyor. Meselâ ben internetteki sayfalarım için web site demiyorum ağ kümem  diyorum. Bu terim de giderek yaygınlaşıyor. Eğer sayfamızı hem Türkçe hem  İngilizce hazırlıyorsak web site terimini Türkçe sayfamızda niye kullanalım ?  İngilizce terimleri İngilizce sayfalarda kullanalım, Türkçe sayfalarda ise  Türkçe terimleri kullanalım. Çünkü bu sayfaları Türkler okuyacak.</p>
<p>Zaman zaman internetteki söyleşi (chat) programlarını izliyorum. Buralarda  kullanılan dilin özel radyo ve televizyonlarda kullanılan dile rahmet okuttuğunu  da belirtmem gerekir. İnternette zaman önemli olduğu için söyleşide kısaltmalar  yaygın olarak kullanılıyor. Bu dünyanın her yerinde böyle. Hatta Amerika’da  söyleşide kullanılan kısaltmalar ve işaretler sözlüğü bile yayımlandı. Beni asıl  üzen kaba dil kullanılması, ana dili Türkçe olan gençlerin birbiriyle İngilizce  yazışması, Türkçe yazışmalarda ise yabancı kökenli sözcüklerin çok sık  kullanılması.</p>
<p>Genç kuşak ana diline sahip çıkmalı, Türkçemiz konusunda duyarlı davranmalı,  dilimizi bozanları uyarmalı. Bizim yaptığımız bu çalışmalar, genç kuşakların ana  diline sahip çıkmasıyla başarıya ulaşacaktır.</p>
<p>Sözlerimi bir kızılderili şefin dünya için söylediklerini Türkçemize uyarlayarak  bitireceğim:</p>
<p>BİZ BU DİLİMİZİ ATALARIMIZDAN MİRAS ALMADIK, GELECEK KUŞAKLARDAN ÖDÜNÇ ALDIK&#8230;</p>
<p>Hep birlikte Türkçemize sahip çıkalım, bilişim çağında gelecek kuşaklara Türk’e  yakışır bir Türkçe bırakalım.</font></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"> <span style="font-size: 15pt"><font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkoloji-makaleleri-genel/">»<span lang="tr">  “Türkoloji Mak. &#8211; Genel” Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span> </span></font></strong></p>
<p align="center"><span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…</font></strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/bilisim-cagi-ve-turkcenin-sorunlari-prof-dr-sukru-haluk-akalin/">Bilişim Çağı ve Türkçenin Sorunları (Prof. Dr. Şükrü Halûk Akalın)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/bilisim-cagi-ve-turkcenin-sorunlari-prof-dr-sukru-haluk-akalin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
