<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Çanakkale Savasi Performans Ödevi | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/tag/canakkale-savasi-performans-odevi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Mon, 24 Dec 2007 11:21:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Çanakkale Savaşı &#8211; (Performans &#8211; Proje Ödevleri)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/canakkale-savasi-performans-proje-odevleri/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/canakkale-savasi-performans-proje-odevleri/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Dec 2007 00:25:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Performans Ödevleri]]></category>
		<category><![CDATA[YKS - KPSS]]></category>
		<category><![CDATA[Biyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Canakkale]]></category>
		<category><![CDATA[Canakkale Savasi]]></category>
		<category><![CDATA[Çanakkale Savasi Performans Ödevi]]></category>
		<category><![CDATA[cografya]]></category>
		<category><![CDATA[Ders]]></category>
		<category><![CDATA[Dil ve Anlatim]]></category>
		<category><![CDATA[Dil ve Anlatim Performans Ödevleri]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat Dönem Ödevi]]></category>
		<category><![CDATA[Fen ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Fizik]]></category>
		<category><![CDATA[Kimya]]></category>
		<category><![CDATA[Lise Performans Ödevleri]]></category>
		<category><![CDATA[Lise Proje Ödevleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ödev]]></category>
		<category><![CDATA[Ödevler]]></category>
		<category><![CDATA[Oks Performans]]></category>
		<category><![CDATA[Ortaögretim Performans Ödevleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ortaögretim Proje Ödevleri]]></category>
		<category><![CDATA[Öss Performans]]></category>
		<category><![CDATA[Performans Ödevi]]></category>
		<category><![CDATA[Proje Ödevi]]></category>
		<category><![CDATA[Proje Ödevleri]]></category>
		<category><![CDATA[Proje ve Performans Ödevleri]]></category>
		<category><![CDATA[Savas]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe Dönem Ödevi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe Ödevi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe Ödevler]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe Performans Ödevi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/canakkale-savasi-performans-proje-odevleri/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çanakkale Savaşı (Performans &#8211; Proje Ödevleri) Yüzyılın son centilmen savaşları Çanakkale Savaşları, “yüzyılın son centilmen savaşları” olarak değerlendirilir. Bu değerlendirme, özellikle karşı karşıya gelmeden sadece teknolojik üstünlüğe dayanarak yüzlerce, hatta binlerce kilometre öteden füzelerle, gemilerle ve uçaklarla yapılan günümüzün ahlâksız savaşlarına kıyasla, savaş ahlâkı ve kuralları açısından bakıldığında son derece farklıdır. &#160; Bu savaşta askerlerimiz, [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/canakkale-savasi-performans-proje-odevleri/">Çanakkale Savaşı – (Performans – Proje Ödevleri)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><strong><font color="#6699ff" face="Maiandra GD" size="5">Çanakkale  Savaşı</font></strong><font face="Maiandra GD"><strong><font color="#6699ff" size="5"><br />
</font><font color="#ff9933" size="2">(Performans &#8211;  Proje Ödevleri)</font></strong></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>Yüzyılın son centilmen  savaşları<br />
</strong><br />
Çanakkale Savaşları, “yüzyılın son centilmen savaşları” olarak değerlendirilir.  Bu değerlendirme, özellikle karşı karşıya gelmeden sadece teknolojik üstünlüğe  dayanarak yüzlerce, hatta binlerce kilometre öteden füzelerle, gemilerle ve  uçaklarla yapılan günümüzün ahlâksız savaşlarına kıyasla, savaş ahlâkı ve  kuralları açısından bakıldığında son derece farklıdır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bu savaşta askerlerimiz, iman hassasiyetleriyle bütün dünyaya büyük bir insanlık  dersi vermişler ve savaşın merhamet boyutunu, düşmanlığın dostluğa dönüş  örneklerini göstermişlerdir. Onlara göre düşman cephede iken düşmandır;  kurtarılmayı bekleyen bir acziyet içinde iken ve esir alınmışsa artık  misafirdir. Çünkü insandır. Savaş cephe dışında değil, cephede yapılır. İşte  birkaç örnek:</p>
<p>“Son zamanlarda  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-adinin-anlami-turk-ne-demektir/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türk</font></a>lerle iyi iletişim kuruyoruz. Siperlerine, Mısır&#8217;daki  kamplarımızda tutulmakta olan Türk savaş esirlerinden gelen ve çok iyi  bakıldıklarını anlatan mektuplarıyla, sağlıklı ve mutlu olduklarını gösteren  fotoğraflarını atmıştık. (Gerçi bizim askerler bunu yapmamızı pek istemiyorlardı  ama&#8230;) Karşıdan şu cevabı aldık: Sadaka ile yaşayan bir adam, domuzun, lânetin  tekidir. Karnımız tok olduğu gibi, yedek yiyeceğimiz de bol. Ellerimizde  tüfeklerle hazırız. İngilizlerin çok silah ve cephanesi olabilir. Ancak, bizim  de süngülerimiz ve inancımız var. Eğer iddia ettiğiniz gibi büyük bir millet  iseniz, neden üstün ilkeler doğrultusunda hareket etmiyorsunuz da, başkalarının  aklını çelerek sadakatlerini bozmaya çalışıp alçalıyorsunuz?&#8230;” (Gazeteci  C.E.W. Bean&#8217;ın 10 Kasım 1915&#8217;te günlüğüne “Türkler: Yaşamın Güzel Yanları”  başlığıyla düştüğü notlardan.)</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">“Türkler çok dürüst savaşçılar. Kahramanlık ve cesaretleri tartışılmaz. İşkence,  zulüm ve domdom kurşunu konusundaki tüm iddialar yalandır. Geçen gün,  yanlışlıkla atılan bir şarapnel ile Kızılhaç katırlarından birisini öldürdüler.  Anında özür dilediler. Daha önce de yaralılarımızla ilgilendiler. Onları, kıyıya  bırakıp bize haber verdiler.” (Avustralyalı bir albayın Ekim ayı sonunda  ülkesine yolladığı mektupta “Siperlerdeki Yaşam ve Türkler” başlığı altındaki  ifadelerinden.)<br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p><center><!--adsense#reklam_336x280--></center><br />
<font face="Maiandra GD" size="2"> “&#8230;Hastaneye ateş edilmiyor, zehirli gaz kullanılmıyor. Triumph (savaş gemisi)  isabet alıp batmaya başlayınca, tekrar ateş edilmiyor. Türkler asla ikili  oynamıyorlar. Bunun aksini iddia edenler Gelibolu&#8217;ya gelmiş değillerdir.” (  Otago Times Gazetesi, 1 kasım 1915, “Savaşçı Olarak Türk” başlıklı yazıdan)</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">“&#8230;Şu ana kadar bu cephede Türklerin savaş yöntemlerinin adaletli olduğunu  kabul etmek insaf gereğidir.  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turklerin-ana-yurdu/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türkler</font></a>le Avustralyalılar arasındaki savaş mertçe  cereyan etmektedir ve sonuna kadar böyle kalacaktır. Bu savaştan önce Türkleri  hor görürdük. Artık böyle bir şey söz konusu değil.” (The Age adlı Avustralya  gazetesi, 11 Aralık 1915, “Gaz Bombası Saldırısından Korkulmuyor” başlığıyla  yayınlanan yorum yazısı.)</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>Fatih Sultan Mehmed&#8217;in  kurduğu şehir<br />
</strong><br />
Yunan egemenliğine, Pers hakimiyetine şahit olmuş, İskender&#8217;in eline geçmiş,  Bergama, Roma ve Bizans krallıklarını görmüş, Slav ve Hun saldırılarını  göğüslemiş bir yöre&#8230; 6. ve 7. yüzyıllarda müslüman Arapların akınlarına maruz  kalmış&#8230; Sonra Türkmenlerle tanışmış&#8230; Büyük Selçuklu, Anadolu Selçuklusu,  Karesi Beyliği&#8230; Ve I. Murad Hüdavendigar Dönemi (1360-1389)&#8230; Artık Osmanlı  toprağıdır. Yıldırım Bayezid Han, Çelebi Sultan Mehmed, II. Murad derken,  Fatih&#8230;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Çanakkale boğazından geçişi kontrol altına almak isteyen Sultan, İstanbul&#8217;un  fethinden 10 yıl sonra Anadolu yakasında Kocaçay (Sarı Su) ağzındaki bir düzlük  üzerine Kal&#8217;a-yı Sultaniyye adında bir kale yaptırdı (1463). Kale stratejik  öneme sahipti. Venediklilerle Osmanlılar arasındaki mücadelelerde sık sık  saldırıya uğradı, büyük savaşlara tanık oldu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">18. asrın ortalarında ipekçilik, yelken bezi ve çanak-çömlek imalatı ile şöhret  buldu. Artık Kal&#8217;a-i Sultaniyye yerine Çanak-Kal&#8217;ası adı kullanılmaya  başlanmıştı. Zamanla bu isim Çanakkale&#8217;ye dönüştü ve bu yerleşim birimi bağ ve  bahçelerle çevrili, çınarların gölgelediği bir şehir halini aldı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Fatih, Kal&#8217;a-yı Sultaniyye&#8217;nin karşısına Rumeli tarafına bir başka kale daha  yaptırmıştı. Ona da Kilîdü&#8217;l-bahr (Kilitbahir, deniz kilidi) adını vermişlerdi.  IV. (Avcı) Mehmed zamanında (1648-1693) Sadrazam Köprülü Mehmed Paşa Çanakkale  Boğazı&#8217;na Fatih&#8217;in yaptırdığı kalelerin biraz daha güneyine iki kale daha  yaptırdı. Rumeli kıyısındakine Seddülbahir (Deniz seddi, engeli), Anadolu  yakasındakine ise Kumkale adı verildi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>Acılı günlere doğru<br />
</strong><br />
Fatih Sultan Mehmed&#8217;in hatırası olan Çanakkale, tarihinin en acılı günlerini 20.  yüzyıl başında Birinci Dünya Savaşı esnasında yaşadı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">O dönemde rekabet, sömürgecilik ve  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/huseyin-nihal-atsiz/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">milliyetçilik</font></a> akımları Avrupa&#8217;yı ikiye  bölmüştü. Almanya-Fransa ve Rusya-Avusturya arasındaki çekişme gerginliğe  dönüştü. 28 Haziran 1914&#8217;te Avusturya-Macaristan Veliahdının bir Sırp tarafından  öldürülmesi, bu gerginliği zirveye taşıdı. Avusturya&#8217;nın 28 Temmuz 1914&#8217;te  Sırbistan&#8217;a seferberlik ilanıyla I. Dünya Savaşı başladı: Bir yanda Almanya,  Avusturya-Macaristan, yani İttifak Devletleri, öbür yanda İngiltere, Fransa ve  Rusya&#8217;dan oluşan İtilaf Devletleri&#8230;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bu arada Osmanlı Devleti dışta ve içte bunalım üstüne bunalım yaşıyor, toprak ve  güç kaybediyordu. Son olarak Trablusgarp ve Balkan Savaşları ile arka arkaya  yenilgiler almış, Doğu Trakya dışında Avrupa&#8217;daki bütün topraklarını kaybetmiş,  saygınlığını yitirmişti. Son facialarla devletin Afrika kıtasıyla ilişiği  kesilirken, Avrupa&#8217;da çok küçük bir toprağı kalmıştı. Afrika&#8217;da 1.200.000,  Rumeli&#8217;de ise 250.000 km²&#8217; lik yer elden çıkmıştı. Artık Osmanlı Devleti&#8217;nin  ölümü bekleniyor, paylaşım plânları yapılıyordu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Mesela, Rusya boğazları ele geçirip sıcak denizlere inmeyi hedefliyor, İngiltere  Süveyş Kanalı ve Hint yolunu Osmanlı baskısından kurtarmayı, ayrıca Orta  Avrupa&#8217;ya sızan Alman-Avusturya ordularını arkadan çevirmeyi tasarlıyor, Fransa;  Lübnan, Suriye ve Kilikya&#8217;nın kontrolünü düşlüyor; Almanlar doğuya yayılma  politikası güdüyor, İtalyanlar ise Antalya&#8217;ya sahip olmak istiyordu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Osmanlı Devleti önce İtilaf Devletleri ile birlikte olmaya niyetlendiyse de,  Rusya&#8217;nın bu duruma soğuk bakması Osmanlı&#8217;yı Almanya saflarına yönlendirdi ve 2  Ağustos 1914&#8217;te yapılan gizli bir antlaşma ile Alman-Türk ittifakı kesinleşti.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Güvenliğini sağlama almak için seferberlik ve silahlı tarafsızlık ilan eden  Osmanlı Devleti, 10 Ağustos 1914&#8217;te İngiliz donanmasından kaçan Goeben ve  Breslau adlı Alman savaş gemilerinin boğazlardan geçmesine izin verdi ve  boğazları tüm yabancı gemilere kapattı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>Nerede o eski Osmanlı Donanması?<br />
</strong><br />
Goeben ve Breslau&#8217;ın boğazlardan geçmesi İtilaf devletlerinin tepkisine yol  açtı. Bunun üzerine Osmanlı Devleti, bu iki gemiyi, daha önce İngilizlere  sipariş ettiği ve hatta parasını ödedikleri halde alamadığı iki gemi yerine  satın aldığını açıkladı. Osmanlı Devleti bu konuda haklıydı. Zira bir zamanlar  Akdeniz&#8217;i adeta “Türk Gölü” haline getiren Osmanlı Donanması ne yazık ki o  tarihlerde kayıplara karışmıştı. Düşman da durumun farkındaydı. Nitekim Kraliyet  Armadası Birinci Lordu Earl Selbourne , 1903&#8217;te İngiltere&#8217;deki bir brifingde  Osmanlı Donanması için “Mevcut bile değil!” demekteydi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Devlet, donanmayı güçlendirmek için teşebbüse geçmiş ve İngiltere&#8217;ye 40&#8217;a yakın  irili-ufaklı gemi siparişinde bulunmuştu. Başlangıç için günün değerleriyle 4  milyon Sterlin&#8217;e iki Drednot (Drednot tipi gemiler daha hızlı hareket  edebiliyorlardı, yüzen bir filo gibiydiler, fakat yeni deneniyorlardı)  ısmarlanmıştı. Birine o dönemde tahtta bulunan Sultan 4. Mehmed Reşad&#8217;dan dolayı  Reşadiye, diğerine de Sultan Osman-1 adı verilmişti. Gemilerin alınabilmesi için  bütçe yeterli olmadığından geniş bir bağış kampanyası düzenlenmiş, kahvelerde,  halkın toplu olarak bulunduğu yerlerde, müsamerelerde ve eğlencelerde, hatta  öğrencilerin eline kumbaralar verilerek bayramlarda bile para toplanmıştı.  Yüksek miktarda bağışta bulunanlara “Donanma İane Madalyası” veriliyordu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Fakat işler umulduğu gibi gitmiyordu. Osmanlı Devleti&#8217;nin Birinci Dünya  Savaşı&#8217;na sürüklendiği günlerde İngiltere gemileri vermekte tereddüt ediyordu.  Churchill, Sultan Osman&#8217;a el koymanın çok büyük bir diplomatik karmaşaya sebep  olacağını bilmekle beraber, İngiliz Armadasının önüne çıkabilecek böylesi bir  gemiyi teslim etmek istemiyordu. 3 Ağustos 1914&#8217;te Sultan Osman ve Reşadiye&#8217;ye  el konduğu resmen açıklandı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">İşte Goeben ve Breslau, daha önce İngilizlere sipariş edilip parası ödenen söz  konusu iki gemi yerine satın alınmış oluyordu. Yavuz ve Midilli adı verilen bu  iki savaş gemisi böylece Osmanlı Donanması&#8217;na katıldı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">27 Eylül 1914&#8217;te Amiral Souchon komutasındaki Yavuz, tatbikat amacıyla çıktığı  Karadeniz&#8217;de Ruslar&#8217;a ait Sivastapol ve Novorosisk limanlarını bombalayınca, 1  Kasım 1914&#8217;te Ruslar Kafkasya&#8217;da sınırı geçerek fiilen savaşı başlatmış ve  Osmanlı Devleti de sıcak savaşın içine çekilmiş oldu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Osmanlı Devleti&#8217;nin elinde bulunan boğazlar, konumları nedeniyle özellikle  Avrupa için çok büyük bir önem taşıyordu. Stratejik, ekonomik ve kültürel açıdan  paha biçilmez değerdeydi (hâlâ da öyledir). İtilaf Devletleri&#8217;nin boğazları  açmak istemelerinin baş sebebi, işte bu stratejik mevkie hakim olma arzusuydu.  Böylece Rusya&#8217;ya yardım edebileceklerdi. Aynı zamanda Almanya&#8217;dan yeterli yardım  alamayacağı ve fazla direnemeyeceği düşünülen Osmanlı yalnız bırakılmış ve  barışa mahkum edilmiş olacaktı. Ayrıca boğazlara hakim olmak, İstanbul&#8217;u ele  geçirip Osmanlı ve tüm Avrupa üzerinde manevi bir yıkıma yol açmak anlamına  geliyordu. Tarafsız kalan pek çok ülke bu başarı sayesinde İtilaf Devletleri&#8217;ne  katılacaktı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Boğazlardan geçilebilirse, kazanılacak olan başarı tüm müslüman sömürgeleri  sindirecek, güneyde sömürge devletlerini rahatsız edecek hiçbir olay  yaşanmayacaktı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">“Denizlere hakim olan dünyaya hakim olabilir”, ama Çanakkale&#8217;ye asla&#8230;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">İngilizler, “denizlere hakim olan dünyaya hakim olur” düşüncesiyle hareket  ediyordu. Boğazları ele geçirmek için donanmanın yeterli olacağına inanmışlardı.  Bu sebeple harekâtın donanmayla gerçekleştirilmesine karar verildi. Tarihinde  hiç yenilgi almamış olan İngiliz donanmasının silah, teknoloji ve başarı  açısından kendine güveni tamdı. Fransa&#8217;nın da desteği ile dünyanın en büyük  armadası oluşturulmuştu. Hiçbir gücün bu donanmaya karşı gelemeyeceği  düşünülüyordu. İngilizlere göre yıpranmış, teknolojik açıdan iyice zayıf düşmüş  ve parçalanmak üzere olan Osmanlı Devleti, bu armada ile asla baş edemezdi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Batılı kaynaklarda Gelibolu Savaşları adıyla da anılan Boğazlara yönelik  harekâtın ilk deniz hücumu 3 Kasım 1914&#8217;te iki İngiliz harp gemisinin Ertuğrul  ve Seddülbahir , iki Fransız gemisinin de Kumkale ve Orhaniye tabyalarını  bombardıman etmesiyle başladı. İtilaf Devletleri 5 Kasım 1914&#8217;te Osmanlı  Devleti&#8217;ne savaş ilan ettiler. Osmanlı Devleti de buna 11 Kasım&#8217;da çıkan bir  irade ile cevap verdi. Fakat asıl deniz harekâtı 19 Şubat 1915&#8217;te başladı.  Şubat-Mart 1915&#8217;te düşman gemileri tabyaları top ateşine tuttu, mayın tarama  gemileri olabildiğince yol açtı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Boğazları zorlayarak geçebileceklerine inanan ve bu iş için tahmini 1 aylık bir  süre biçen düşman, Osmanlı&#8217;nın kararlı direnci karşısında bu işin o kadar da  kolay olmadığını anlamaya başlamıştı. Bir ay boyunca yapılan bombardımana  rağmen, kayda değer bir gelişme elde edilememişti.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">18 Mart&#8217;a kadar geçen bu dönemde boğazın girişinde bulunan Rumeli yakasındaki  Seddülbahir ve Ertuğrul tabyaları ile, Anadolu yakasındaki Kumkale ve Orhaniye  tabyaları tahrip edilmişti. Böylelikle boğaza giriş kapıları aralanmıştı ama  ileride olacaklar hâlâ belirsizdi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>Kara bulut gibi gemi  dolu. Hangisine atarsan at!”<br />
</strong><br />
18 Mart 1915 sabahına böyle gelinmişti. Kimse neyle karşılaşacağını bilmiyordu.  Müttefiklerin plânına göre; 18 Mart sabahı 3 deniz tümeninden oluşan düşman  filosu boğazda belirdi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Yenice-Çınarcık Köyü&#8217;nden Ahmet Başaran 1981 yılında o günü şöyle anlatıyordu:  “Tahir Oğlu Ahmet benim adım. 1303 (1887) doğumluyum. 94 yaşındayım. 6 yıl  askerlik yaptım. Çanakkale Boğazı kara bulut gibi gemi doluydu o gün. Hangisine  atarsan at.”</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">11.30&#8217;da merkez tabyalarına ateş başladı. Saat 14&#8217;e doğru Suffren büyük bir  hızla boğazı terk etmekte ve Bouvet&#8217;de onu izlemekteydi. Derken Bouvet&#8217;de  bir-iki patlama oldu ve 3 dakikada suların altına gömüldü. Derin bir şaşkınlık  yaşanıyordu. Queen Elzabeth ve Agamemnon dışındaki bütün gemiler ateşi  kesmiştiler. 12.30 sularında Goulois isabet almış ve ağır yaralarla boğazı terk  etmişti. 15.30 sularında mayına çarpan Inflexible&#8217;ın durumu kötüydü ama yoğun  bir çabayla Bozcaada&#8217;ya ulaşabilmişti. Saat 15.14&#8217;de İrrisistible&#8217;ın yanında  korkunç bir patlama duyuldu, 16.15&#8217;te de tabyalardan uzaklaşmak isterken bir  mayına çarptı. 18.05&#8217;te geri çekilirken Ocean da mayına çarpmıştı. Tahir oğlu  Ahmet&#8217;in anlatımıyla: “O gün batanı battı, batmayanı geri çekilip kaçtı&#8230;  Gittiler&#8230;” İngiliz ve Fransız filoları mevcutlarının yüzde 35&#8217;ini kaybedip  çekilmek zorunda kalmıştı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Teknik detaylara girmeden söyleyecek olursak, savaş, daha sonra 18 Mart 1915&#8217;ten  itibaren yaklaşık 10 ay denizde olduğu kadar karada da devam etti. Bu dönemde  Osmanlı askeri dünyanın en güçlü zırhlılarınca sürdürülen cehennemî  bombardımanlar altında saldırganlara karşı yılmadan aylarca direnmiş ve sonunda  düşmanlarını yarımadayı terk etmek zorunda bırakmıştır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>Derin ve kalıcı etkiler<br />
</strong><br />
Onca çabaya ve üstünlüğe rağmen İtilaf güçlerinin başarısızlığıyla sonuçlanan  Çanakkale muharebeleri, Birinci Dünya Savaşı&#8217;nın seyrini değiştirip uzamasına  sebep olduğu gibi Çarlık Rusyası&#8217;nın çöküşünü de hazırlamış ve İngiltere&#8217;de  hükümet değişikliğine yol açmıştır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bir yıldan fazla süren ve dünya savaş tarihinde farklı bir yeri olan bu  muharebelerde her iki taraf büyük kayıplar vermiştir. İtilaf Devletleri,  Çanakkale&#8217;ye 410 bin İngiliz, 79 bin Fransız asker göndermiş, sadece İngiliz  kuvvetlerinin toplam kaybı 213.980 kişiyi bulmuştur. Çanakkale muharebelerine  katılan Osmanlı kuvvetleri (yaklaşık 700 bin kişi) genellikle kısım kısım  kullanıldığından, zayiatın belirlenmesi güçleşmiş ve çeşitli rakamlar ortaya  atılmıştır. Bu rakamlar 190 bin ilâ 350 bin arasında değişmektedir. Genelkurmay  Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı&#8217;nın resmi kayıtlarına dayanarak tespit  ettiği şehit sayısı ise 213.882&#8217;dir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Milletimiz bu savaşta çok sayıda yetişmiş insanını (kesin olmayan tahmini  rakamlara göre, o günün şartlarında ülkenin beyin takımını oluşturan 100.000&#8217;den  fazla <a href="https://www.bilgicik.com//" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">öğretmen</font></a>, mülkiyeli, tıbbiyeli ve Türk ocaklarında yetişmiş okur-yazar  yitirilmiştir.) kaybetmesine rağmen, Balkan Savaşı&#8217;ndan kalma ezikliği üstünden  atarak büyük bir askeri başarı kazanmıştır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Çanakkale zaferi bütün İslâm dünyası ve ezilmiş milletler için yeni bir ışık  olmuş,  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-edebiyati-donemleri/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türk edebiyatı</font></a>nda halkın hislerini dile getiren pek çok esere de konu  teşkil etmiştir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><strong><em><font face="Maiandra GD" size="2">Ahmet Miroğlu</font></em></strong></p>
<p><font style="font-size: 10pt" face="Maiandra GD">  </font></p>
<p align="center"><font style="font-size: 10pt" face="Maiandra GD"><strong> <font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"><font color="#808080"> <span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/performans-proje-odevleri/">»<span lang="tr">  “Performans Ödevleri” Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span></span></font></strong></font></p>
<p align="center"><span style="font-size: 9pt" lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…</font></strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/canakkale-savasi-performans-proje-odevleri/">Çanakkale Savaşı – (Performans – Proje Ödevleri)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/canakkale-savasi-performans-proje-odevleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>25</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
