<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Canakkale Savasi | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/tag/canakkale-savasi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Fri, 21 Jun 2013 14:19:46 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Çanakkale Savaşı &#8211; (Performans &#8211; Proje Ödevleri)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/canakkale-savasi-performans-proje-odevleri/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/canakkale-savasi-performans-proje-odevleri/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Dec 2007 00:25:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Performans Ödevleri]]></category>
		<category><![CDATA[YKS - KPSS]]></category>
		<category><![CDATA[Biyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Canakkale]]></category>
		<category><![CDATA[Canakkale Savasi]]></category>
		<category><![CDATA[Çanakkale Savasi Performans Ödevi]]></category>
		<category><![CDATA[cografya]]></category>
		<category><![CDATA[Ders]]></category>
		<category><![CDATA[Dil ve Anlatim]]></category>
		<category><![CDATA[Dil ve Anlatim Performans Ödevleri]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat Dönem Ödevi]]></category>
		<category><![CDATA[Fen ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Fizik]]></category>
		<category><![CDATA[Kimya]]></category>
		<category><![CDATA[Lise Performans Ödevleri]]></category>
		<category><![CDATA[Lise Proje Ödevleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ödev]]></category>
		<category><![CDATA[Ödevler]]></category>
		<category><![CDATA[Oks Performans]]></category>
		<category><![CDATA[Ortaögretim Performans Ödevleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ortaögretim Proje Ödevleri]]></category>
		<category><![CDATA[Öss Performans]]></category>
		<category><![CDATA[Performans Ödevi]]></category>
		<category><![CDATA[Proje Ödevi]]></category>
		<category><![CDATA[Proje Ödevleri]]></category>
		<category><![CDATA[Proje ve Performans Ödevleri]]></category>
		<category><![CDATA[Savas]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe Dönem Ödevi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe Ödevi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe Ödevler]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe Performans Ödevi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/canakkale-savasi-performans-proje-odevleri/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çanakkale Savaşı (Performans &#8211; Proje Ödevleri) Yüzyılın son centilmen savaşları Çanakkale Savaşları, “yüzyılın son centilmen savaşları” olarak değerlendirilir. Bu değerlendirme, özellikle karşı karşıya gelmeden sadece teknolojik üstünlüğe dayanarak yüzlerce, hatta binlerce kilometre öteden füzelerle, gemilerle ve uçaklarla yapılan günümüzün ahlâksız savaşlarına kıyasla, savaş ahlâkı ve kuralları açısından bakıldığında son derece farklıdır. &#160; Bu savaşta askerlerimiz, [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/canakkale-savasi-performans-proje-odevleri/">Çanakkale Savaşı – (Performans – Proje Ödevleri)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><strong><font color="#6699ff" face="Maiandra GD" size="5">Çanakkale  Savaşı</font></strong><font face="Maiandra GD"><strong><font color="#6699ff" size="5"><br />
</font><font color="#ff9933" size="2">(Performans &#8211;  Proje Ödevleri)</font></strong></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>Yüzyılın son centilmen  savaşları<br />
</strong><br />
Çanakkale Savaşları, “yüzyılın son centilmen savaşları” olarak değerlendirilir.  Bu değerlendirme, özellikle karşı karşıya gelmeden sadece teknolojik üstünlüğe  dayanarak yüzlerce, hatta binlerce kilometre öteden füzelerle, gemilerle ve  uçaklarla yapılan günümüzün ahlâksız savaşlarına kıyasla, savaş ahlâkı ve  kuralları açısından bakıldığında son derece farklıdır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bu savaşta askerlerimiz, iman hassasiyetleriyle bütün dünyaya büyük bir insanlık  dersi vermişler ve savaşın merhamet boyutunu, düşmanlığın dostluğa dönüş  örneklerini göstermişlerdir. Onlara göre düşman cephede iken düşmandır;  kurtarılmayı bekleyen bir acziyet içinde iken ve esir alınmışsa artık  misafirdir. Çünkü insandır. Savaş cephe dışında değil, cephede yapılır. İşte  birkaç örnek:</p>
<p>“Son zamanlarda  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-adinin-anlami-turk-ne-demektir/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türk</font></a>lerle iyi iletişim kuruyoruz. Siperlerine, Mısır&#8217;daki  kamplarımızda tutulmakta olan Türk savaş esirlerinden gelen ve çok iyi  bakıldıklarını anlatan mektuplarıyla, sağlıklı ve mutlu olduklarını gösteren  fotoğraflarını atmıştık. (Gerçi bizim askerler bunu yapmamızı pek istemiyorlardı  ama&#8230;) Karşıdan şu cevabı aldık: Sadaka ile yaşayan bir adam, domuzun, lânetin  tekidir. Karnımız tok olduğu gibi, yedek yiyeceğimiz de bol. Ellerimizde  tüfeklerle hazırız. İngilizlerin çok silah ve cephanesi olabilir. Ancak, bizim  de süngülerimiz ve inancımız var. Eğer iddia ettiğiniz gibi büyük bir millet  iseniz, neden üstün ilkeler doğrultusunda hareket etmiyorsunuz da, başkalarının  aklını çelerek sadakatlerini bozmaya çalışıp alçalıyorsunuz?&#8230;” (Gazeteci  C.E.W. Bean&#8217;ın 10 Kasım 1915&#8217;te günlüğüne “Türkler: Yaşamın Güzel Yanları”  başlığıyla düştüğü notlardan.)</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">“Türkler çok dürüst savaşçılar. Kahramanlık ve cesaretleri tartışılmaz. İşkence,  zulüm ve domdom kurşunu konusundaki tüm iddialar yalandır. Geçen gün,  yanlışlıkla atılan bir şarapnel ile Kızılhaç katırlarından birisini öldürdüler.  Anında özür dilediler. Daha önce de yaralılarımızla ilgilendiler. Onları, kıyıya  bırakıp bize haber verdiler.” (Avustralyalı bir albayın Ekim ayı sonunda  ülkesine yolladığı mektupta “Siperlerdeki Yaşam ve Türkler” başlığı altındaki  ifadelerinden.)<br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p><center><!--adsense#reklam_336x280--></center><br />
<font face="Maiandra GD" size="2"> “&#8230;Hastaneye ateş edilmiyor, zehirli gaz kullanılmıyor. Triumph (savaş gemisi)  isabet alıp batmaya başlayınca, tekrar ateş edilmiyor. Türkler asla ikili  oynamıyorlar. Bunun aksini iddia edenler Gelibolu&#8217;ya gelmiş değillerdir.” (  Otago Times Gazetesi, 1 kasım 1915, “Savaşçı Olarak Türk” başlıklı yazıdan)</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">“&#8230;Şu ana kadar bu cephede Türklerin savaş yöntemlerinin adaletli olduğunu  kabul etmek insaf gereğidir.  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turklerin-ana-yurdu/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türkler</font></a>le Avustralyalılar arasındaki savaş mertçe  cereyan etmektedir ve sonuna kadar böyle kalacaktır. Bu savaştan önce Türkleri  hor görürdük. Artık böyle bir şey söz konusu değil.” (The Age adlı Avustralya  gazetesi, 11 Aralık 1915, “Gaz Bombası Saldırısından Korkulmuyor” başlığıyla  yayınlanan yorum yazısı.)</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>Fatih Sultan Mehmed&#8217;in  kurduğu şehir<br />
</strong><br />
Yunan egemenliğine, Pers hakimiyetine şahit olmuş, İskender&#8217;in eline geçmiş,  Bergama, Roma ve Bizans krallıklarını görmüş, Slav ve Hun saldırılarını  göğüslemiş bir yöre&#8230; 6. ve 7. yüzyıllarda müslüman Arapların akınlarına maruz  kalmış&#8230; Sonra Türkmenlerle tanışmış&#8230; Büyük Selçuklu, Anadolu Selçuklusu,  Karesi Beyliği&#8230; Ve I. Murad Hüdavendigar Dönemi (1360-1389)&#8230; Artık Osmanlı  toprağıdır. Yıldırım Bayezid Han, Çelebi Sultan Mehmed, II. Murad derken,  Fatih&#8230;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Çanakkale boğazından geçişi kontrol altına almak isteyen Sultan, İstanbul&#8217;un  fethinden 10 yıl sonra Anadolu yakasında Kocaçay (Sarı Su) ağzındaki bir düzlük  üzerine Kal&#8217;a-yı Sultaniyye adında bir kale yaptırdı (1463). Kale stratejik  öneme sahipti. Venediklilerle Osmanlılar arasındaki mücadelelerde sık sık  saldırıya uğradı, büyük savaşlara tanık oldu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">18. asrın ortalarında ipekçilik, yelken bezi ve çanak-çömlek imalatı ile şöhret  buldu. Artık Kal&#8217;a-i Sultaniyye yerine Çanak-Kal&#8217;ası adı kullanılmaya  başlanmıştı. Zamanla bu isim Çanakkale&#8217;ye dönüştü ve bu yerleşim birimi bağ ve  bahçelerle çevrili, çınarların gölgelediği bir şehir halini aldı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Fatih, Kal&#8217;a-yı Sultaniyye&#8217;nin karşısına Rumeli tarafına bir başka kale daha  yaptırmıştı. Ona da Kilîdü&#8217;l-bahr (Kilitbahir, deniz kilidi) adını vermişlerdi.  IV. (Avcı) Mehmed zamanında (1648-1693) Sadrazam Köprülü Mehmed Paşa Çanakkale  Boğazı&#8217;na Fatih&#8217;in yaptırdığı kalelerin biraz daha güneyine iki kale daha  yaptırdı. Rumeli kıyısındakine Seddülbahir (Deniz seddi, engeli), Anadolu  yakasındakine ise Kumkale adı verildi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>Acılı günlere doğru<br />
</strong><br />
Fatih Sultan Mehmed&#8217;in hatırası olan Çanakkale, tarihinin en acılı günlerini 20.  yüzyıl başında Birinci Dünya Savaşı esnasında yaşadı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">O dönemde rekabet, sömürgecilik ve  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/huseyin-nihal-atsiz/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">milliyetçilik</font></a> akımları Avrupa&#8217;yı ikiye  bölmüştü. Almanya-Fransa ve Rusya-Avusturya arasındaki çekişme gerginliğe  dönüştü. 28 Haziran 1914&#8217;te Avusturya-Macaristan Veliahdının bir Sırp tarafından  öldürülmesi, bu gerginliği zirveye taşıdı. Avusturya&#8217;nın 28 Temmuz 1914&#8217;te  Sırbistan&#8217;a seferberlik ilanıyla I. Dünya Savaşı başladı: Bir yanda Almanya,  Avusturya-Macaristan, yani İttifak Devletleri, öbür yanda İngiltere, Fransa ve  Rusya&#8217;dan oluşan İtilaf Devletleri&#8230;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bu arada Osmanlı Devleti dışta ve içte bunalım üstüne bunalım yaşıyor, toprak ve  güç kaybediyordu. Son olarak Trablusgarp ve Balkan Savaşları ile arka arkaya  yenilgiler almış, Doğu Trakya dışında Avrupa&#8217;daki bütün topraklarını kaybetmiş,  saygınlığını yitirmişti. Son facialarla devletin Afrika kıtasıyla ilişiği  kesilirken, Avrupa&#8217;da çok küçük bir toprağı kalmıştı. Afrika&#8217;da 1.200.000,  Rumeli&#8217;de ise 250.000 km²&#8217; lik yer elden çıkmıştı. Artık Osmanlı Devleti&#8217;nin  ölümü bekleniyor, paylaşım plânları yapılıyordu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Mesela, Rusya boğazları ele geçirip sıcak denizlere inmeyi hedefliyor, İngiltere  Süveyş Kanalı ve Hint yolunu Osmanlı baskısından kurtarmayı, ayrıca Orta  Avrupa&#8217;ya sızan Alman-Avusturya ordularını arkadan çevirmeyi tasarlıyor, Fransa;  Lübnan, Suriye ve Kilikya&#8217;nın kontrolünü düşlüyor; Almanlar doğuya yayılma  politikası güdüyor, İtalyanlar ise Antalya&#8217;ya sahip olmak istiyordu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Osmanlı Devleti önce İtilaf Devletleri ile birlikte olmaya niyetlendiyse de,  Rusya&#8217;nın bu duruma soğuk bakması Osmanlı&#8217;yı Almanya saflarına yönlendirdi ve 2  Ağustos 1914&#8217;te yapılan gizli bir antlaşma ile Alman-Türk ittifakı kesinleşti.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Güvenliğini sağlama almak için seferberlik ve silahlı tarafsızlık ilan eden  Osmanlı Devleti, 10 Ağustos 1914&#8217;te İngiliz donanmasından kaçan Goeben ve  Breslau adlı Alman savaş gemilerinin boğazlardan geçmesine izin verdi ve  boğazları tüm yabancı gemilere kapattı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>Nerede o eski Osmanlı Donanması?<br />
</strong><br />
Goeben ve Breslau&#8217;ın boğazlardan geçmesi İtilaf devletlerinin tepkisine yol  açtı. Bunun üzerine Osmanlı Devleti, bu iki gemiyi, daha önce İngilizlere  sipariş ettiği ve hatta parasını ödedikleri halde alamadığı iki gemi yerine  satın aldığını açıkladı. Osmanlı Devleti bu konuda haklıydı. Zira bir zamanlar  Akdeniz&#8217;i adeta “Türk Gölü” haline getiren Osmanlı Donanması ne yazık ki o  tarihlerde kayıplara karışmıştı. Düşman da durumun farkındaydı. Nitekim Kraliyet  Armadası Birinci Lordu Earl Selbourne , 1903&#8217;te İngiltere&#8217;deki bir brifingde  Osmanlı Donanması için “Mevcut bile değil!” demekteydi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Devlet, donanmayı güçlendirmek için teşebbüse geçmiş ve İngiltere&#8217;ye 40&#8217;a yakın  irili-ufaklı gemi siparişinde bulunmuştu. Başlangıç için günün değerleriyle 4  milyon Sterlin&#8217;e iki Drednot (Drednot tipi gemiler daha hızlı hareket  edebiliyorlardı, yüzen bir filo gibiydiler, fakat yeni deneniyorlardı)  ısmarlanmıştı. Birine o dönemde tahtta bulunan Sultan 4. Mehmed Reşad&#8217;dan dolayı  Reşadiye, diğerine de Sultan Osman-1 adı verilmişti. Gemilerin alınabilmesi için  bütçe yeterli olmadığından geniş bir bağış kampanyası düzenlenmiş, kahvelerde,  halkın toplu olarak bulunduğu yerlerde, müsamerelerde ve eğlencelerde, hatta  öğrencilerin eline kumbaralar verilerek bayramlarda bile para toplanmıştı.  Yüksek miktarda bağışta bulunanlara “Donanma İane Madalyası” veriliyordu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Fakat işler umulduğu gibi gitmiyordu. Osmanlı Devleti&#8217;nin Birinci Dünya  Savaşı&#8217;na sürüklendiği günlerde İngiltere gemileri vermekte tereddüt ediyordu.  Churchill, Sultan Osman&#8217;a el koymanın çok büyük bir diplomatik karmaşaya sebep  olacağını bilmekle beraber, İngiliz Armadasının önüne çıkabilecek böylesi bir  gemiyi teslim etmek istemiyordu. 3 Ağustos 1914&#8217;te Sultan Osman ve Reşadiye&#8217;ye  el konduğu resmen açıklandı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">İşte Goeben ve Breslau, daha önce İngilizlere sipariş edilip parası ödenen söz  konusu iki gemi yerine satın alınmış oluyordu. Yavuz ve Midilli adı verilen bu  iki savaş gemisi böylece Osmanlı Donanması&#8217;na katıldı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">27 Eylül 1914&#8217;te Amiral Souchon komutasındaki Yavuz, tatbikat amacıyla çıktığı  Karadeniz&#8217;de Ruslar&#8217;a ait Sivastapol ve Novorosisk limanlarını bombalayınca, 1  Kasım 1914&#8217;te Ruslar Kafkasya&#8217;da sınırı geçerek fiilen savaşı başlatmış ve  Osmanlı Devleti de sıcak savaşın içine çekilmiş oldu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Osmanlı Devleti&#8217;nin elinde bulunan boğazlar, konumları nedeniyle özellikle  Avrupa için çok büyük bir önem taşıyordu. Stratejik, ekonomik ve kültürel açıdan  paha biçilmez değerdeydi (hâlâ da öyledir). İtilaf Devletleri&#8217;nin boğazları  açmak istemelerinin baş sebebi, işte bu stratejik mevkie hakim olma arzusuydu.  Böylece Rusya&#8217;ya yardım edebileceklerdi. Aynı zamanda Almanya&#8217;dan yeterli yardım  alamayacağı ve fazla direnemeyeceği düşünülen Osmanlı yalnız bırakılmış ve  barışa mahkum edilmiş olacaktı. Ayrıca boğazlara hakim olmak, İstanbul&#8217;u ele  geçirip Osmanlı ve tüm Avrupa üzerinde manevi bir yıkıma yol açmak anlamına  geliyordu. Tarafsız kalan pek çok ülke bu başarı sayesinde İtilaf Devletleri&#8217;ne  katılacaktı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Boğazlardan geçilebilirse, kazanılacak olan başarı tüm müslüman sömürgeleri  sindirecek, güneyde sömürge devletlerini rahatsız edecek hiçbir olay  yaşanmayacaktı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">“Denizlere hakim olan dünyaya hakim olabilir”, ama Çanakkale&#8217;ye asla&#8230;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">İngilizler, “denizlere hakim olan dünyaya hakim olur” düşüncesiyle hareket  ediyordu. Boğazları ele geçirmek için donanmanın yeterli olacağına inanmışlardı.  Bu sebeple harekâtın donanmayla gerçekleştirilmesine karar verildi. Tarihinde  hiç yenilgi almamış olan İngiliz donanmasının silah, teknoloji ve başarı  açısından kendine güveni tamdı. Fransa&#8217;nın da desteği ile dünyanın en büyük  armadası oluşturulmuştu. Hiçbir gücün bu donanmaya karşı gelemeyeceği  düşünülüyordu. İngilizlere göre yıpranmış, teknolojik açıdan iyice zayıf düşmüş  ve parçalanmak üzere olan Osmanlı Devleti, bu armada ile asla baş edemezdi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Batılı kaynaklarda Gelibolu Savaşları adıyla da anılan Boğazlara yönelik  harekâtın ilk deniz hücumu 3 Kasım 1914&#8217;te iki İngiliz harp gemisinin Ertuğrul  ve Seddülbahir , iki Fransız gemisinin de Kumkale ve Orhaniye tabyalarını  bombardıman etmesiyle başladı. İtilaf Devletleri 5 Kasım 1914&#8217;te Osmanlı  Devleti&#8217;ne savaş ilan ettiler. Osmanlı Devleti de buna 11 Kasım&#8217;da çıkan bir  irade ile cevap verdi. Fakat asıl deniz harekâtı 19 Şubat 1915&#8217;te başladı.  Şubat-Mart 1915&#8217;te düşman gemileri tabyaları top ateşine tuttu, mayın tarama  gemileri olabildiğince yol açtı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Boğazları zorlayarak geçebileceklerine inanan ve bu iş için tahmini 1 aylık bir  süre biçen düşman, Osmanlı&#8217;nın kararlı direnci karşısında bu işin o kadar da  kolay olmadığını anlamaya başlamıştı. Bir ay boyunca yapılan bombardımana  rağmen, kayda değer bir gelişme elde edilememişti.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">18 Mart&#8217;a kadar geçen bu dönemde boğazın girişinde bulunan Rumeli yakasındaki  Seddülbahir ve Ertuğrul tabyaları ile, Anadolu yakasındaki Kumkale ve Orhaniye  tabyaları tahrip edilmişti. Böylelikle boğaza giriş kapıları aralanmıştı ama  ileride olacaklar hâlâ belirsizdi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>Kara bulut gibi gemi  dolu. Hangisine atarsan at!”<br />
</strong><br />
18 Mart 1915 sabahına böyle gelinmişti. Kimse neyle karşılaşacağını bilmiyordu.  Müttefiklerin plânına göre; 18 Mart sabahı 3 deniz tümeninden oluşan düşman  filosu boğazda belirdi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Yenice-Çınarcık Köyü&#8217;nden Ahmet Başaran 1981 yılında o günü şöyle anlatıyordu:  “Tahir Oğlu Ahmet benim adım. 1303 (1887) doğumluyum. 94 yaşındayım. 6 yıl  askerlik yaptım. Çanakkale Boğazı kara bulut gibi gemi doluydu o gün. Hangisine  atarsan at.”</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">11.30&#8217;da merkez tabyalarına ateş başladı. Saat 14&#8217;e doğru Suffren büyük bir  hızla boğazı terk etmekte ve Bouvet&#8217;de onu izlemekteydi. Derken Bouvet&#8217;de  bir-iki patlama oldu ve 3 dakikada suların altına gömüldü. Derin bir şaşkınlık  yaşanıyordu. Queen Elzabeth ve Agamemnon dışındaki bütün gemiler ateşi  kesmiştiler. 12.30 sularında Goulois isabet almış ve ağır yaralarla boğazı terk  etmişti. 15.30 sularında mayına çarpan Inflexible&#8217;ın durumu kötüydü ama yoğun  bir çabayla Bozcaada&#8217;ya ulaşabilmişti. Saat 15.14&#8217;de İrrisistible&#8217;ın yanında  korkunç bir patlama duyuldu, 16.15&#8217;te de tabyalardan uzaklaşmak isterken bir  mayına çarptı. 18.05&#8217;te geri çekilirken Ocean da mayına çarpmıştı. Tahir oğlu  Ahmet&#8217;in anlatımıyla: “O gün batanı battı, batmayanı geri çekilip kaçtı&#8230;  Gittiler&#8230;” İngiliz ve Fransız filoları mevcutlarının yüzde 35&#8217;ini kaybedip  çekilmek zorunda kalmıştı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Teknik detaylara girmeden söyleyecek olursak, savaş, daha sonra 18 Mart 1915&#8217;ten  itibaren yaklaşık 10 ay denizde olduğu kadar karada da devam etti. Bu dönemde  Osmanlı askeri dünyanın en güçlü zırhlılarınca sürdürülen cehennemî  bombardımanlar altında saldırganlara karşı yılmadan aylarca direnmiş ve sonunda  düşmanlarını yarımadayı terk etmek zorunda bırakmıştır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>Derin ve kalıcı etkiler<br />
</strong><br />
Onca çabaya ve üstünlüğe rağmen İtilaf güçlerinin başarısızlığıyla sonuçlanan  Çanakkale muharebeleri, Birinci Dünya Savaşı&#8217;nın seyrini değiştirip uzamasına  sebep olduğu gibi Çarlık Rusyası&#8217;nın çöküşünü de hazırlamış ve İngiltere&#8217;de  hükümet değişikliğine yol açmıştır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bir yıldan fazla süren ve dünya savaş tarihinde farklı bir yeri olan bu  muharebelerde her iki taraf büyük kayıplar vermiştir. İtilaf Devletleri,  Çanakkale&#8217;ye 410 bin İngiliz, 79 bin Fransız asker göndermiş, sadece İngiliz  kuvvetlerinin toplam kaybı 213.980 kişiyi bulmuştur. Çanakkale muharebelerine  katılan Osmanlı kuvvetleri (yaklaşık 700 bin kişi) genellikle kısım kısım  kullanıldığından, zayiatın belirlenmesi güçleşmiş ve çeşitli rakamlar ortaya  atılmıştır. Bu rakamlar 190 bin ilâ 350 bin arasında değişmektedir. Genelkurmay  Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı&#8217;nın resmi kayıtlarına dayanarak tespit  ettiği şehit sayısı ise 213.882&#8217;dir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Milletimiz bu savaşta çok sayıda yetişmiş insanını (kesin olmayan tahmini  rakamlara göre, o günün şartlarında ülkenin beyin takımını oluşturan 100.000&#8217;den  fazla <a href="https://www.bilgicik.com//" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">öğretmen</font></a>, mülkiyeli, tıbbiyeli ve Türk ocaklarında yetişmiş okur-yazar  yitirilmiştir.) kaybetmesine rağmen, Balkan Savaşı&#8217;ndan kalma ezikliği üstünden  atarak büyük bir askeri başarı kazanmıştır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Çanakkale zaferi bütün İslâm dünyası ve ezilmiş milletler için yeni bir ışık  olmuş,  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-edebiyati-donemleri/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türk edebiyatı</font></a>nda halkın hislerini dile getiren pek çok esere de konu  teşkil etmiştir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><strong><em><font face="Maiandra GD" size="2">Ahmet Miroğlu</font></em></strong></p>
<p><font style="font-size: 10pt" face="Maiandra GD">  </font></p>
<p align="center"><font style="font-size: 10pt" face="Maiandra GD"><strong> <font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"><font color="#808080"> <span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/performans-proje-odevleri/">»<span lang="tr">  “Performans Ödevleri” Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span></span></font></strong></font></p>
<p align="center"><span style="font-size: 9pt" lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…</font></strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/canakkale-savasi-performans-proje-odevleri/">Çanakkale Savaşı – (Performans – Proje Ödevleri)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/canakkale-savasi-performans-proje-odevleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>25</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çanakkale Savaşı (Hüseyin Nihal ATSIZ)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/canakkale-savasi-huseyin-nihal-atsiz/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/canakkale-savasi-huseyin-nihal-atsiz/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Oct 2007 09:38:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hüseyin Nihal Atsız]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar ve Şairler]]></category>
		<category><![CDATA[Canakkale Savasi]]></category>
		<category><![CDATA[Canakkale Savasi Nihal Atsiz]]></category>
		<category><![CDATA[Nihal ATSIZin Makaleleri]]></category>
		<category><![CDATA[Nihal ATSIZin Yazilari]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçü Nihal ATSIZ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/canakkale-savasi-huseyin-nihal-atsiz/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çanakkale Savaşı (Hüseyin Nihal ATSIZ) Her yıl olduğu gibi bu yıl da bir heyet, Gülcemal vapuru ile Çanakkale&#8217;ye gitti. Sahillerden bakarak gûya şehitleri ziyaret etti. Hattâ bu yıl, garip bir tesadüfle İngiliz donanmasına mensup askerler de karaya çıkarak kendi mezarlarını ve âbidelerini ziyaret ederken bizimkiler yalnız denizden, o kahramanlık meydanına bakarak hasretli ahlar çekmekle iktifa [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/canakkale-savasi-huseyin-nihal-atsiz/">Çanakkale Savaşı (Hüseyin Nihal ATSIZ)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><font face="Maiandra GD"><font color="#3366ff"><span style="font-size: 18pt; font-weight: 700"> Çanakkale Savaşı<br />
</span></font><font color="#ff6600"> <span style="font-size: 12pt; font-weight: 700">(</span></font></font><span style="font-weight: 700"><font color="#ff6600" face="Maiandra GD">Hüseyin  Nihal ATSIZ)</font></span></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Her yıl olduğu gibi bu yıl da bir heyet,  Gülcemal vapuru ile Çanakkale&#8217;ye gitti. Sahillerden bakarak gûya şehitleri  ziyaret etti. Hattâ bu yıl, garip bir tesadüfle İngiliz donanmasına mensup  askerler de karaya çıkarak kendi mezarlarını ve âbidelerini ziyaret ederken  bizimkiler yalnız denizden, o kahramanlık meydanına bakarak hasretli ahlar  çekmekle iktifa ettiler. Edebiyat Fakültesi tarih zümresi talebesinden bir  hanım, Çanakkale ziyaretinin gemi ile değil, İstanbul&#8217;dan yaya olarak  yapılmasını ve bizzat harp sahasının ve şehitliklerin gezilmesini teklif ederek  ortaya yepyeni bir düşünce attı. Biz yapmak istediğimiz halde bu yıl, bir çok  engeller dolayısıyla, bu işi yapamadık. Fakat ey Türk gençliği, sana soruyoruz:</font><br />
<font face="Maiandra GD" size="2"> </font><br />
<font face="Maiandra GD" size="2"> Sen Arap Muhammed&#8217;in mezarını artık bıraktıktan sonra senin kâben Çanakkale,  Sakarya ve Dumlupınar değil midir? Sen, kâbene, rahat bir geminin içinde cazbant  dinleyerek mi, yoksa yalçın yollarda, vaktiyle Çanakkale&#8217;de Türk vatanını  korumağa koşanların çektiği zahmeti çekerek, yayan mı gitmek istersin?  Görüyorsun ki eller kendi şerefsizce yenilen ölülerine bile ihtiram  gösteriyor,onların başına ne büyük taşlar dikiyor&#8230; Sana gelince: Senin ölüme  göz kırpmadan bakan şerefli şehitlerinin hâlâ bir âbidesi yok!.. Ey Türk  gençliği! Çanakkale senin vatanındır!.. 18 yıl önce orada korkunç ve nispetsiz  bir boğuşma oldu. Bir tarafta her türlü vesaitle pusatlanmış soğuk kanlı  İngilizler, cesur İrlandalılar, yaygaracı Fransızlar, çevik Avustralyalılar,  sporcu Yeni Zelandalılar; korkunç Senegallılar, diğer tarafta da sessiz ve  gösterişsiz Türkler vardı. Bu korkunç boğuşmayı harikulâde kahramanlıkları ile  senin kanından olan Türkler kazandı. Fakat ne korkunç tecellidir ki 18 yıl  geçtikten sonra orada yenilen düşmanların âbideleri yükseliyor&#8230; Senin  vatanında düşman âbideleri&#8230; Buna nasıl tahammül ediyorsun Türk genci? Diyelim  ki paran olmadığı için onlara lâyık bir taş dikemedin! Fakat yılda bir defa  oraya gidecek kadar kendinde kuvvet bulamıyor musun?</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Türk genci! Yurdunda mekteplerin açılmasını, yolların yapılmasını, fabrika  bacalarının tütmesini devletten bekliyebilirsin! Fakat büyük ölülerine hürmet  merasimini yapmak icap etti mi devlet senin gerinde kalmalıdır. Her yıl muntazam  bir kütle halinde İstanbuldan kalkıp yaya olarak Çanakkaleye gitsen, kanlı  boğuşma sahalarını gezsen ve orada mertlik dersi alsan nasıl olur? Türk genci  Çanakkale destanını hiç bir kalem bize olduğu kuvvetle anlatamaz. Eğer sen  damarlarında temiz Türk kanı taşıyan bir insansan aşağıdaki kısaltılmış  satırlarda kendi ırkının kahramanlığını oku:</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><center><!--adsense#reklam_336x280--></center></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Türkiye, Almanya ile ittifak ettikten sonra boğazları kapatmağa mecbur olmuştu.  10 Ağustos 1914’te iki Alman harp gemisi boğazdan içeri girerek bize iltica  ettiler. (Bu gemiler satın alınarak Yavuz ve Midilli adı konuldu.) Bu iki gemiyi  kovalıyan İngiliz donanması boğazın topları karşısında durdu. Eylülden itibaren  boğaz düşman tarafından abluka edildi. Boğazlar kapanınca Rusya, kendi  müttefiklerinden ayrılmış oldu. Halbuki Rus ordusunun teçhizatı kötü, cephanesi  azdı. Boğazlar açılırsa İngiliz ve Fransızların yardımı ile Rusların milyonluk  askerleri silâhlandırılacak ve bu büyük kuvvetle Almanya ezilecekti. Diğer  taraftan 1914 teşrinisanisinde Kafkas cephesinde Ruslara karşı başlıyan Türk  taarruzu üzerine Rus başkumandanı İngiltere’ye müracaat ederek Türklerin  dikkatini başka tarafa çekmek için Türkiye aleyhine bir nümayiş yapılmasını rica  etti. Bu suretle uzun müzakerelerden sonra Çanakkale’ye taarruza karar verildi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Düşman 1915 şubatında Çanakkale’ye deniz hücumları yapmağa başladı. Birkaç defa  yapılan bombardımanlardan bazıları oldukça muvaffakiyetli oldu. Fakat boğaz  geçilemedi. Bu sıralarda yalnız deniz kuvvetleriyle bu işin başarılamıyacağı  anlaşıldığından 60.000 İngiliz ve 17.000 Fransızdan mürekkep bir de ordu  hazırlandı. 18 Martta düşman Türk tabyalarını sert bir ateş altına aldı ve  düşmanın mayın tarayıcı gemileri Türk torpillerini topladı. Düşman bu suretle  ertesi gün kolaylıkla boğazı geçeceğini umuyordu. 17/18 mart gecesi “Nusret”  adındaki Türk mayın gemisi mayın kumandanı Yeniköylü binbaşı Hafız Nazmi Bey ve  geminin süvarisi Tophaneli kolağası Hakkı Bey kumandasında olarak son kalan 20  kadar Türk torpilini büyük bir cesaretle düşmanın geçeceği yerlere serpti.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Düşman bu hareketi okadar ummuyordu ki oraları projektörle aydınlatmaya bile  lüzum görmedi. Eğer Türk gemicilerinin böyle bir fedakârlık yapabileceğini bir  an düşünseydi bu harekete engel olabilirdi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">18 Mart 1915’te düşmanın kat’î deniz saldırışı yapıldı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">İngiliz ve Fransızların 316 topuna biz 93 topla karşı koyduk. Akşama kadar süren  bu çetin çarpışmada vaziyet bizim için oldukça buhranlı oldu. Umumî seferberlik  dolayısıyla orduya gelen en ihtiyar efrat bile hiç olmazsa su taşımak suretiyle  vazifelerini yaptılar ve bazıları ezan okuyarak mâneviyatı takviye ettiler.  Harpte düşmanın üç zırhlısı ve iki torpitosu torpillere çarparak ve topçu  ateşimizle battı. İki zırhlısı da mühim surette zedelendi. Düşmanın insan  zayiatı da 2000’den çoktu. Buna karşı biz 3 zabit 22 nefer şehit, 2 zabit 59  nefer yaralı vermiştik. Bu harpte Türk ordusunun cepanesi bitmişti. Eğer ertesi  gün düşman yeniden taarruz etseydi belki kazanabilirdi. Fakat yedikleri tokattan  mâneviyatları okadar kırılmıştı ki taarruz edemediler. Bu darbe düşmanları mânen  çok sarstı. Büyük bir şaşkınlık ve kararsızlık içinde kaldılar. Boğazın  dışındaki 77.000 kişilik taze kuvvetlerini karaya çıkararak taarruz edecek yerde  mânâsız bir hareket olarak bu kuvveti Mısır’a sevkettiler.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Nisanda bu kuvvetler yeniden adalarda toplanmağa başladı. İngiliz – Fransız  sefer heyetinin başkumandanı general Hamilton 23 Nisanda ihraç yapmağa karar  verdi ise de ancak 25 Nisanda yapabildi. Düşmanın pilanı şöyle idi: Asıl kuvvet  Seddilbahir’e çıkacak ve buradan merkez istihkâmlarının arkasında yürüyerek. Bu  hareketi Kumkale’ye çıkacak takviye edilmiş bir Fransız alayı setredecek, “hem  de fırsat bulursa en kısa yolla merkez istihkâmlarının arkasına yürüyerek asıl  kuvvetle hareket edecek. Saros Körfezinde ve daha sair bazı yerlerde de Türkleri  aldatmak için nümayişler yapılacak&#8230;” Bu pilan çok güzeldi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bize gelince: Düşmanın 18 Mart taarruzunsan sonra Çanakkale’yi oldukça takviye  etmiştik. 65 taburdan, yani takriben 60.000 kişiden mürekkep bir Türk ordusu  Çanakkale’yi müdafaa edecekti. Ordu kumandanı Alman müşür Liman paşa idi. İki  kolordu kumandanı da Almandı. Orduda cem’an 10-115 Alman zabiti vardı. Fakat  Alman kumandan yanlış bir müdafaa sistemi tatbik etti: Bir kere İngiliz ve  Fransızların asıl taarruzunu Anadolu cihetinden bekliyerek birinci orduyu teşkil  eden iki kolordudan birini tamamen Anadolu sahasına geçirmişti. Bu suretle  hakikî ihraç sahasında kuvvetimiz azalmıştı. Saniyen düşmanın karaya çıkmasına  mâni olmak usulünü takip ediyordu. Türk kumandanları bunun mahzurlarını Liman  paşaya söyledilerse de anlatamadılar. Sonradan Alman başkumandanın takip ettiği  usulün yanlışlığı meydana çıktı. Fakat artık yapılacak bir şey kalmamıştı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">25 Nisan sabahı düşman gemileri şiddetli bir ateşle tabyalarımızı döğmeğe  başladılar. Liman paşanın asıl taarruzu Anadolu tarafından beklemek hakkındaki  yanlışlığı anlaşılınca Anadolu’daki kolordudan Rumeli tarafına takviye kıt’aları  geçirilmeğe teşebbüs edildi. Fakat bu iş pek güçlükle oluyordu. Çünkü düşman  tahtelbahirleri de Marmara’ya girmişlerdi ve şiddetli faaliyette bulunuyorlardı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Düşman takip ettiği pilan mucibince Kumkale’ye bir Fransız livasını ihraç etti.  Burada Fransızlarla pek kanlı boğuşmalar, taarruz ve mukabil taarruzlardan sonra  26/27 Nisan gecesi düşman burayı boşaltarak çekildi. Buradaki iki günlük  harplerde Fransızlar 780, biz ise 1750 zayiat vermiştik.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Arıburnu cihetine gelince: Burada o zaman kaymakam bulunan Gazinin  kumandasındaki 19’uncu fırkamız ve bir de 9’uncu fırkamız vardı. Düşman,  ihracını, Avusturalya ve Yeni Zelanda efradından mürekkep olan ve kısaca “Anzak”  denilen kolordusu ile yapacaktı. Düşman donanmasının şiddetleri ateşi altında  burada da 25 Nisan günü ilk kafile olan 1500 Anzak sabah saat 4.20’de karaya  çıktı. Bunu gören 27’nci Türk alayının ikinci taburu derhal mukabeleye başladı.  Düşman arkadan 2500 kişilik öncüsünü de çıkardı. Üçüncü parti olarak asıl  kuvvetten 4000 kişi daha ihraç olundu. Bu üstün kuvvet bizim bir tek taburumuzu  sürerek ilerlemeğe başladı. Halbuki bu sırada Liman paşa hâlâ Bolayıra yapılan  gösteriş hareketini hakikî sanarak onunla meşguldü. İşte bu sırada ihtiyat  olarak Bigalı – Maltepe civarında bulunan 19’uncu Türk fırkasının kumandanı  kaymakam Mustafa Kemal Bey kendi kendine bir karar vermek mecburiyetinde kalarak  emir beklemeden, fırkasının büyük bir kısmını harekete hazır bir halde Bigalıda  bırakarak 57’nci alayla Arıburnu’na yürüdü. Düşman zayıf Türk kıt’alarını geriye  sürerek Conk Bayırına doğru ilerliyordu. Kaymakam Mustafa Kemal Bey Conk  Bayırına düşmandan daha önce geldi. Ricat etmekte olan perakende Türk  neferlerine siper aldırarak mukavemet etti. 57’nci alay gelinceye kadar vakit  kazandı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Takriben 4.500 kişilik bir Türk kuvveti bir cebel bataryasının himayesiyle  12.000 kişilik Avusturalya fırkasına taarruz etti. Vaziyet bizim için buhranlı  olmak üzere bulunduğu bir sırada düşman geriye atılarak deniz kenarına  hapsedildi. Düşman ancak donanmasının ateşi sayesinde denize dökülmekten  kuruldu. Bu harpte Türkler büyük bir aşk ve şevkle çarpışmışlardı. Birçok efrat  ayak üzerinde çamaşır değiştirip aptest alarak temiz elbise ile şehit olmak  üzere harbe giriyorlardı. Bu suretle seçme ve birkaç misli faik Avusturalya  fırkasını yüz geri ettirmişlerdi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Düşmanın asıl hedefi olan Seddilbahire gelince: Burası da ayrı bir erlik meydanı  olmuştu. İhracın ilk gününde karaya çıkan bir Fransız ve iki İngiliz fırkası  yani 40.000 kişi karşısında bizim yalnız 26’ncı alayımızın iki taburuyla bir  istihkâm bölüğümüz, bir jandarma taburumuz ve 24 topumuz vardı (yani en çok  3.000 kişi). Burada makineli tüfeğimiz hiç yoktu. 25 Nisan sabahı düşmanın 6  zırhlı, 4 kravezör ve birçok muhriplerden mürekkep donanmasının kuvvetli ateşi  altında düşman beş noktadan (Zığındere, Tekeburnu, Tekekoyu, Ertuğrulkoyu, Murtu  limanı) karaya çıkmağa başladı. Bu zayıf sahil kuvvetimiz düşmanın insan yüklü  birkaç şalopesini batırdıktan ve Ertuğrulkoyu’na yapılan ilk ihracı reddettikten  sonra, düşman nihayet karaya çıkabildi ve birinci hattaki bölüğümüz ilk ihraç  kademesindeki en az 8-10 taburla saatlerce taarruz, mukabil taarruzlarla  boğuştuktan sonra geriye çekildi. Eğer burada 26’ncı alayın kumandanı merhum  Kaymakam Kadri Beyle bir avuç askerinin her türlü hesap ve ihtimalinin  haricindeki harikulâde kahramanlıkla dolu dayanışı olmasaydı, ihtimal ki düşman  o günden hâkim bir tepeyi tutar ve bizim için elîm bir vaziyet meydana  gelebilirdi. 26 Nisanda düşmanın buradaki kuvveti en yüksek derecesine varmıştı.  26 Nisanda düşmanın taarruz eden 35-40 taburuna karşı bizim yalnız 9 taburumuz  vardı. 27-28 Nisan günleri düşman taarruzuna devam etti; biraz ilerledi.  Düşmanın bugün vardığı hat, son hattır. Bundan sonra düşman Çanakkale’den  kaçıncaya kadar hiç ilerliyememiştir. 1 Mayısta buradaki kuvvetimiz en çok  13.000 kişilik 19 tabura varmıştı. Bu kuvvetle an aşağı üç misli üstün düşmana  taarruz yapıldı. maddî bir netice alamadık. Fakat zatî teşebbüsü düşmandan  aldık. 2/3 Mayısta 23 tabura çıkan, fakat verdiğimiz zayiat dolayısıyla sayısı  10.000’e düşen kuvvetimizle yeni bir gece taarruzu daha yaptık. Fransızların  kısmında bazı yerlerde denize kadar gittik. Düşman bu harpte müthiş zayiata  uğradı. Bu taarruz sayesinde Seddilbahir cihetinde tehlike durduruldu ve vaziyet  tespit edildi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">6, 7, 8, 9 Mayıs günlerinde İngiliz ve Fransızlar mütemadiyen sıkı taarruzlar  yaptılar. Fakat kendilerine okadar şiddetle mukabele edildi ki düşman hiçbir  netice alamadı. 15 Mayısta biz taarruz ederek düşmandan mühim bir tepeyi geri  aldık. 22 Mayısa kadar siper harbi devam etti. Bu sırada gelen Alman  tahtelbahirleri düşman donanmasını taciz etmeğe başladıklarından kumandanlık bu  fırsattan istifade ederek evvela Arıburnu’ndaki düşmanı denize dökerek sonra  cenup gurubuna taarruza karar verdi. 18/19 Mayıs gecesi yeni gelen İstanbul  ikinci fırkasının da iştirakiyle şiddetli bir gece taarruzu yapıldı. düşman  iyice yerleşmiş olduğundan ve faik kuvvetlere malik bulunduğundan muvaffak  olamadık. Bundan sonra Arıburnu muharebeleri siper harbine inkılap etti. 22  Mayısta cenup gurubunda yalnız Fransızlar tarafından sol cenahımıza bir taarruz  yapıldı. bu taarruz bizim 43 şehit ve 427 yaralımıza karşı düşmanın yalnız  2000’den fazla ölüsü siperlerimiz önünde kalmak şartıyla kırıldı. 4 Haziranda  tekmil İngiliz ve Fransız kuvvetleri kara topçusunun da yardımıyla taarruza  kalktı. Bugün cenup grubundaki kuvvetimiz 25.000 kişilik 37 taburdu. Düşman ise  takviye edilmiş beş fırka yani 65.000 kişiyle taarruza kalkmıştı. Ertesi geceye  kadar süren pek kanlı boğuşmalardan sonra düşmanın önceden zaptedebildiği bazı  siperlerimiz yine geri alınarak bu taarruz da kırıldı. Bu harpler iki taraf  içinde müthiş zayiata sebep oldu. Bizim zayiatımız 12.000 kişi idi. Düşman top  başına belki 100 mermi attığı halde bizim toplarımız 20-30 mermi atabilmişti.  Çünkü cephanemiz azdı. 21 Haziranda sol cenahımızda müthiş bir Fransız taarruzu  inkişaf etti. Fakat büyük zayiatla kırıldı. 28 Haziranda sağ cenahımızda İngiliz  taarruzu başladı. Bu da pek çetin oldu. 6 Temmuza kadar süren taarruzlar,  mukabil taarruzlar halinde devam etti ve neticede kırıldı. 13-13 Temmuz  günlerinde yine Fransızlar gayet şiddetli ve aralıksız taarruzlar yaptılarsa da  pek kanlı boğuşmalardan sonra bu da kırıldı. Bundan sonra düşman buralardan  geçemiyeceğini anladığı için ya çekilmek yahut başka bir yerde talih denemek  mecburiyeti karşısında kalıyordu. Düşman ikinci şıkkı seçti. Bu suretle  Anafartalar Savaşı başladı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Düşman yine doğru düşünmüş, bizim yüksek kumanda heyetimiz yanlış düşünmüş ve  aldanmıştı. Düşman gayet doğru olarak Anafartalara yeni bir kuvvet çıkarmağa ve  bunun yardımıyla Arıburnu cephesini yıkıp cenup gurubundaki ordumuzu mahsur  bırakmağa ve harbi bir hamlede bitirmeğe karar vermişken biz yine düşmanın yeni  ihracını Saros Körfezinde, Bulayır tarafında bekliyorduk. Hattâ ilk takıldığımız  fikir mucibince Anadolu tarafını bile gözden kaçırmıyorduk. Düşman bizim  nazarımızı başka yerlere çekmek için bazı yerlerde gösteriş taarruzu da  yapacaktı. Bu cümleden olarak 6/7 Ağustos gecesi bir Yunan mülaziminin  kumandasındaki 300 Rum gönüllüsü Saros Körfezi mıntıkasında Sazlıdere civarına  çıktı. Aynı 6 ağustos gününde de müttefiklerinin cenup gurubu cephesindeki Türk  kuvvetlerini şimale, Anafartalar mıntıkasına sevketmelerine mâni olmak için  yapacakları taarruz başlamıştı. Saat 14.30&#8217;dan 16&#8217;ya kadar süren topçu ateşinden  sonra sekizinci İngiliz kolordusu taarruza geçti. Bazı siperleri zaptettiyse de  mukabil saldırışla bu siperler geri alındı. Akşam üstü yapılan ikinci bir  taarruz da aynı neticeyi verdi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Arıburnu mıntıkasındaki İngiliz ordusu da gizlice 17.800 kişiyle takviye  edilmişti. Bu cephede İngiliz 6 Ağustosta şiddetle taarruza geçtiler. “Kanlı  Sırt”ı Avusturalyalılar zaptetti. Türklerin yaptığı mukabil taarruz da muvaffak  olamadı. Geceleyin yapılan yeni mukabil taarruzlar da muvaffak olamadı. 7  Ağustosta düşman ilerlemek istedi. Fakat söktüremedi. 8 Ağustosta düşman,  donanmasının da iştirakiyle yeni bir taarruz daha yaptı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Düşmanın sağ kolu Conk Bayırı’na çıktı ve yüz metrelik bir kısmı zaptetti.  Düşmanın diğer yerlerdeki taarruzları püskürtüldü. Fakat Conk Bayırı  tarafımızdan yapılan birkaç mukabil taarruza rağmen geri alınamadı. Ancak, hattı  bâlânın bir kısmını almağa muvaffak olmuş olan İngilizler bir mukabil saldırışla  15-20 metre kadar geriye atıldı. 9 Ağustosta düşman tekrar saldırdı. Fakat  netice alamadı. 9 Ağustos akşamı Anafartalar gurubu kumandanı olan GAZİ Conk  Bayırı’na geldi. Conk Bayırı’nı geri almak için yapılacak hareketi tertip etti.  10 Ağustos günü sabah saat 5.30’da topçu istihzaratı olmaksızın, fakat bir anda  ve baskını tarzında yapılan bir süngü hücumu ile oradaki düşman geri atıldı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Epeyce de kovalandı. 6-10 Ağustos çarpışmalarında biz 18.000, İngilizler 12.000  kişi kaybetti.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Düşman bu suretle cenupta şiddetli taarruzlarla bizi oyalarken Anafartalar  ihracı da başlamıştı. Evvelki ihraçlardan alınan dersle bu sefer her şey daha  mükemmel bir surette hazırlanmıştı. 6 Ağustos gecesi 13.000 asker ve 24 toptan  mürekkep olan ilk İngiliz kıt’ası üç noktaya çıkarıldı. İngilizler hareketi  gayet gizli tutmuşlar ve mükemmel bir muvaffakiyetle sevkülceyş baskını tarzında  bu ihracı yapmışlardı. Bu mıntıkadaki kuvvetimiz (buradan ihraç ummadığımız  için) iki buçuk kadardı. Karaya müşkilâtsız çıkan İngilizler çabucak  intizamlarını iade ederek karşılarına çıkan ufak bir müfrezemizi geri attılar.  Fakat karanlıkta yolu şaşırmamak için sabahı beklemek gibi büyük bir korkaklık  gösterdiler. Daha şimalde Suvla’da yapılan ihraç bu kadar kolay ve muntazam  olmadıysa da umumiyetle 9’uncu İngiliz kolordusu karaya muvaffakiyetle çıkmıştı.  7 Ağustos günü İngilizler ilerleyebilse idiler kazanacaklardı. Çünkü 26.750  kişilik İngiliz ordusunun karşısında nacak 3.000 Türk vardı. Fakat İngiliz  generali ilerlemek cesaretini gösteremedi. 8 Ağustosta da İngiliz kolordusu bir  şey yapamadı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">9 Ağustos Türkler geriden gelen kuvvetlerle takviye edilmiş bulunuyorlardı. Bu  suretle hem Türkler hem İngilizler taarruza hazırdı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bugün karşılıklı taarruzlarla geçti. 10 Ağustosta İngilizler taarruz etti. Fakat  bir netice alamadılar.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">7-10 Ağustosta düşman 54’üncü fırkasını da Anafartalara ihraç etti. Bu suretle  11 ağustosta 20.000 Türk’e karşı 30.000 İngiliz bulunuyordu. Bununla beraber  vaziyet değişmedi. 12 Ağustosta, yeni ihraç edilen 54’üncü düşman fırkası  taarruza sevkedildiyse de taarruz bu fırkanın birinci alayının Türklere esir  olmasıyla neticelendi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">15 ve 16 Ağustosta düşman Kireçtepe’ye muvaffakiyetli bir taarruz yaptıysa da bu  da durduruldu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">21 Ağustosta general Hamilton yeniden aldığı kuvvetlerle yeniden taarruza karar  verdi. Bir saat süren ve donanma ateşiyle takviye edilen topçu hazırlığından  sonra İngilizler saat 15.30’da taarruz ettiler. Bir kısım Türk siperlerini  zaptettiler. Bu siperler mukabil bir saldırışla derhal geri alındı. Bu taarruzda  bir İngiliz livası topçu mermilerinden çıkan bir fundalık yangınından kaçmak  için girdiği derede Türk ateşi altında mahvoldu. Ertesi günü de düşman şiddetle  taarruza devam etti ve bu sefer aldığı bir iki siperi tekrar geriye kaptırmadı.  Bu taarruz da bu suretle bitti.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">21-22 Ağustos harplerinde İngilizler 7.500, Türkler 3.300 zayiat vermişlerdi. Bu  harpler iki tarafı da fena halde yorduğundan bundan sonra belli başlı bir harp  olmadı. Ve düşman bilfiil mağlûbiyeti kabul etti. 12 kânunuevvelde düşman  tahliyeye başladı. Anafarta ve şimal guruplarının tahliyesi 19/20 kânunuevvel  gecesi bitti. Havaların iyi gitmesi tahliyeye çok yardım etti. Bu tahliye büyük  bir muvaffakiyetle yapıldı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Türklerin hiç haberi olmadı. Fakat düşman bize bir çok levazım ve mühimmat  bıraktı. 8/9 kânunusani gecesinde cenup gurubu boşaltıldı. Burada da birçok  mühimmat elimize geçti. Bu suretle şimal grubunda 236, Anafartalar grubunda 136  gün aralıksız süren bu savaş şanlı Türk silahlarının zaferiyle bitiyordu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Fakat bu zafer ucuz kazanılmamıştır. Burada harbeden kuvvetlere göre verilen  zayiat okadar korkunçtur ki, eğer Fransızlar garp cephesinde bu nispette zayiat  verselerdi bir ayda 6 milyon insan kaybederlerdi. Halbuki Fransa 4 senden 3  milyon zayiat vermiştir. Çanakkale Savaşı’nda iki tarafın zayiatı şudur:</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Ölü Yaralı Hasta<br />
İngilizler 33.000 120.000 100.000<br />
Fransızlar 3.700 23.000 20.000<br />
Türkler 55.000 100.000 85.000</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Hastaların da bir kısmı ölmüştür. Meselâ 85.000 Türk hastasından 21.000’i  ölmüştür. Bunlardan başka iki tarafın birbirine verdiği esirler ve kayıplar da  vardır. Umumiyet itibarıyla Türklerin zayiatı 250.000, düşmanların 300.000’dir.  harp müddetince Çanakkale’ye İngilizler 460.000, Fransızlar 80.000 kişi  sevketmişlerdir. Mecmuu 540.00 eden bu kuvvetin 300.000 zayiat verdiği  düşünülürse ne müthiş bir zayiat verdiği anlaşılır. Türkler de en seçme ve  değerli askerlerinden yarım milyonunu Çanakkale’de kullanmışlardır. Fakat akıtan  kanlar boşa gitmemiş, harp iki yıl daha uzıyarak Rusya’nın devrilmesine sebep  olmuştur. Bunun için umumî harbin garp cephesinde değil burada hallolunduğu  kabul etmek lâzımdır. Çanakkale müdafaası olmasaydı Rus çarlığı devrilmiyecek ve  İstiklâl Harbi yapılmıyacaktı. Bunu hiçbir zaman unutma Türk genci&#8230;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Adalar Denizinden Altayların daha<br />
ötesine kadar bütün Türk gençliğine&#8230;.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">1</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Yer bulmasın gönlünde ne ihtiras, ne haset.<br />
Sen bütün varlığına yurdumuzun malısın.<br />
Sen bir insan değilsin; ne kemiksin, ne de et;<br />
Tunçtan bir heykel gibi ebedi kalmalısın.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Iztırap çek, inleme&#8230; Ses çıkarmadan aşın.<br />
Bir damlacık aksa da, bir acizdir göz yaşın;<br />
Yarı yolda ölse de en yürekten yoldaşın<br />
Tek başına dileğe doğru at salmalısın.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Ezilmekten çekinme&#8230; Gerilmekten sakın!<br />
İradenle olmalı bütün uzaklar yakın,<br />
Dolu dizgin yaparken ülküne doğru akın<br />
Ateşe atılmalı, denize dalmalısın.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Ölümlerden sakınma, meyus olmaktan utan!<br />
Bir kere düşün nedir seni dünyada tutan?<br />
Mefkuresinden başka her varlığı unutan<br />
Kahramanlar gibi sen, ebedi kalmalısın&#8230;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">2</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Sen ne elde ve dilde gezen billur bir sağrak,<br />
Ne de sıska bir göğüse takılan bir çiçeksin;<br />
Senin de bu dünyada nasibin var: Savaşmak!..<br />
Kayalarla güreşip dağlarda öleceksin.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Yoldaşlık ederekten gökte güneşle, ayla<br />
Aşarsın tepe, ırmak; yürürsün ova, yayla&#8230;<br />
Hayata ne biçimde geldinse bir borayla<br />
Daha sert bir kasırga içinde biteceksin.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Kızıl Elma uğrunda kılıç çekince kından<br />
Bahtiyarlık denen şey artık geçmez yakından;<br />
Mesut olup gülmeyi sök, çıkar hatırından.<br />
Belki öldükten sonra bir parça güleceksin.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Yüz paralık kursunla gider “Hayat” dediğin;<br />
“Tanrı Yolu” uzaktır; erken kalk, sıkı giyin.<br />
Yazık, bütün ömrünce o kadar özlediğin<br />
Güzel Kızıl Elma’na varmadan öleceksin.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">3</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Belki bir gün çöllerde kaybedersin eşini,<br />
Belki bir gün ağlarsın kaçtı diye karına.<br />
Işıksız kulübende boranın esişini<br />
Dinleyerek çıkarsın bir ümitsiz yarına.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Gün olur ki mertliğin uğrar kahpe bir hınca;<br />
Namert bir el arkandan seni vurur kadınca;<br />
Bir gün sabrın tükenir&#8230; Silahını kapınca<br />
Haykırarak çıkarsın yurdunun dağlarına&#8230;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Hayatin kamçısıyla sızar derinden kanlar,<br />
Senin büyük derdinden başkaları ne anlar?<br />
Vicdanını Paris`e, Moskova`ya satanlar,<br />
Küfür diye bakarlar senin dualarına.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Hey arkadaş! Bu yolda ben de coşkun bir selim,<br />
Beraberiz seninle, işte elinde elim.<br />
Seninle bu hayatin gel beraber gülelim<br />
Ölümüne, gamına, tipisine, karına&#8230;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">4</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Atandan kalmış olan kılıcı iyi bile,<br />
Onu bütün gücünle vuracaksın çağında.<br />
Savaş&#8230;.. Bunun tadını ey Türk sen bulamazsın,<br />
Ne sevgili yanında, ne baba ocağında.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Savaşmaktan kaçınır, kim varsa alnı kara;<br />
Kan dökmeyi bilenler hükmeder topraklara&#8230;<br />
Kazanmanın sırrını bilmiyorsan git, ara<br />
“Çanakkale” ufkunda, “Sakarya” toprağında.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Siyasette muhabbet&#8230; Hepsi yalan palavra&#8230;<br />
Doğru sözü “Kül Tegin” kitabesinde ara&#8230;<br />
Lenin’den bahsederse karşında bir maskara<br />
Bir tebessüm belirsin sadece dudağında.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Yatağında ölmeyi hatırından sök, çıkar!<br />
Döşeğin kara toprak, yorganındır belki kar&#8230;<br />
Sen gurbette kalırsan, ben ölürsem ne çıkar?<br />
Ruhlarımız buluşur elbet Tanrıdağı`nda&#8230;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">5</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Mukadderat isterse seni yoldan çevirsin,<br />
Sen hele bu yollarda yıpranarak aşın da,<br />
Varsin bütün ömrünce bir an nasip olmasın<br />
Yorgunluğunu gidermek serin bir su başında.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bir gülüşten ne çıkar, ne çıkar ağlamaktan?<br />
Kullar kancıklık eder, bela bulursun Hak’tan.<br />
Gün olur ki bir yudum su ararsın bataktan,<br />
Gün olur ki bir tutam tuz bulunmaz aşında.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bir çığ gibi yürürsün bir lahza durmaksızın,<br />
Bir ilahi kaynaktan geliyor çünkü hızın.<br />
Duygular ölmüştür&#8230; Tapınılan bir kızın<br />
Bir füsun bulamazsın gözlerinde, kaşında.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Iztırabı kanına katta göz kırpmadan iç!<br />
Varsın gülsün ardından, ne çıkar, bir iki piç&#8230;<br />
Bu varlık dünyasında yalnız senin hiç mi hiç<br />
Bir şeyin olmayacak&#8230; Hatta mezar taşın da&#8230;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">ATSIZ</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Atsız Mecmua, 1932, Sayı: 17</font></p>
<p> <strong><font face="Maiandra GD" size="2"><font color="#ff0000">Kaynak:</font>  <font color="#000000">Nihal-Atsız.Com</font></font></strong></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"> <font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/huseyin-nihal-atsiz/">»<span lang="tr">  H. Nihal ATSIZ Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080"> |</font></span></span></font></strong></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/canakkale-savasi-huseyin-nihal-atsiz/">Çanakkale Savaşı (Hüseyin Nihal ATSIZ)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/canakkale-savasi-huseyin-nihal-atsiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>3</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çanakkale Savaşı</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/canakkale-savasi-cizgi-film/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/canakkale-savasi-cizgi-film/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Sep 2007 22:27:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosyalar]]></category>
		<category><![CDATA[Görüntüler]]></category>
		<category><![CDATA[Asker]]></category>
		<category><![CDATA[Bolum]]></category>
		<category><![CDATA[Canakkale]]></category>
		<category><![CDATA[Canakkale Savasi]]></category>
		<category><![CDATA[Cizgi Film]]></category>
		<category><![CDATA[Goruntu]]></category>
		<category><![CDATA[Savas]]></category>
		<category><![CDATA[Sunum]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[Youtube]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/canakkale-savasi-cizgi-film/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çanakkale Savaşı (Çizgi Film) (1. Bölüm) &#160; &#160; &#160; https://www.youtube.com/v/iB0cH_6GpKY (2. Bölüm) https://www.youtube.com/v/WF4nhNkn92U &#160; (3. Bölüm) &#160; https://www.youtube.com/v/dQ6-zl3KAwQ (4. Bölüm) &#160; https://www.youtube.com/v/HvEeYdTU9Ys (5. Bölüm) &#160; https://www.youtube.com/v/7IkeZHdakoc (6. Bölüm) &#160; https://www.youtube.com/v/XvXsFF8gVS4 (7. Bölüm) https://www.youtube.com/v/KPIkjQwoEoMÇanakkale Savaşı&#8217;nı anlatan ve belki de birçoğumuzun televizyonda izlediği bir çizgi film gösterisi&#8230; &#124;» “Görüntüler” Sayfasına Dön! « &#124; Not: İçerik, internetten alıntılanarak [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/canakkale-savasi-cizgi-film/">Çanakkale Savaşı</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><strong> <font style="font-size: 24pt" color="#3366ff" face="Maiandra GD">Çanakkale  Savaşı</font><span style="font-size: 24pt"><br />
</span><font style="font-size: 18pt" color="#ff6600" face="Maiandra GD">(Çizgi  Film)</font></strong></p>
<p align="center"><strong> <font style="font-size: 15pt" color="#ff0066" face="Maiandra GD">(1. Bölüm)</font></strong></p>
<p class="content">&nbsp;</p>
<p><center></p>
<p class="content">&nbsp;</p>
<p><center></p>
<p class="content">&nbsp;</p>
<p><center><br />
<video>https://www.youtube.com/v/iB0cH_6GpKY</video> </p>
<hr />
<p align="center"><strong>       <font style="font-size: 15pt" color="#ff0066" face="Maiandra GD">(2.        Bölüm)<br />
</font></strong><br />
<video>https://www.youtube.com/v/WF4nhNkn92U</video></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<hr />
<p align="center"><strong>       <font style="font-size: 15pt" color="#ff0066" face="Maiandra GD">(3.        Bölüm)</font></strong></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center">  <video>https://www.youtube.com/v/dQ6-zl3KAwQ</video></p>
<hr />
<p align="center"><strong>       <font style="font-size: 15pt" color="#ff0066" face="Maiandra GD">(4.        Bölüm)</font></strong></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center">  <video>https://www.youtube.com/v/HvEeYdTU9Ys</video></p>
<hr />
<p align="center"><strong>       <font style="font-size: 15pt" color="#ff0066" face="Maiandra GD">(5.        Bölüm)</font></strong></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center">  <video>https://www.youtube.com/v/7IkeZHdakoc</video></p>
<hr />
<p align="center"><strong>       <font style="font-size: 15pt" color="#ff0066" face="Maiandra GD">(6.        Bölüm)</font></strong></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center">  <video>https://www.youtube.com/v/XvXsFF8gVS4</video></p>
<hr />
<p align="center"><strong>       <font style="font-size: 15pt" color="#ff0066" face="Maiandra GD">(7.        Bölüm)</font></strong></p>
<p></center> </center><center>  <video>https://www.youtube.com/v/KPIkjQwoEoM</video><strong><font color="#ff0066" face="Maiandra GD" size="2">Çanakkale Savaşı&#8217;nı      anlatan ve belki de birçoğumuzun televizyonda izlediği bir çizgi film      gösterisi&#8230;</font></strong></p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"> <span style="font-size: 15pt"><font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/category/dosyalar/goruntuler/">»<span lang="tr">  “Görüntüler” Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span><br />
</span></font></strong><span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD"><br />
Not: </font> <font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">İçerik,  internetten alıntılanarak derlenmiştir… </font></strong></span></p>
<p></center> </center></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/canakkale-savasi-cizgi-film/">Çanakkale Savaşı</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/canakkale-savasi-cizgi-film/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
