<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Çilgin Türkler | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/tag/cilgin-turkler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Wed, 08 Feb 2017 14:09:22 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Şu Çılgın Türkler (Turgut Özakman) &#8211; Roman (Kitap) Özeti</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/su-cilgin-turkler-turgut-ozakman-roman-kitap-ozeti/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/su-cilgin-turkler-turgut-ozakman-roman-kitap-ozeti/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 13 Jan 2008 20:21:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Roman Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir Öykü Roman]]></category>
		<category><![CDATA[100 Temel Eser Özet]]></category>
		<category><![CDATA[100 Temel Eser Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Çilgin Türkler]]></category>
		<category><![CDATA[Dunya Edebiyati]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Edebiyati Roman Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Klasik Roman Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Özet Romanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Su Cilgin Türkler]]></category>
		<category><![CDATA[Su Çilgin Türkler Kitabi Romani]]></category>
		<category><![CDATA[Su Çilgin Türkler Turgut Özakman]]></category>
		<category><![CDATA[Su Çilgin Türkler Turgut Özakman Kitap 
Roman Özeti]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihi Roman Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Temel Eser Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Turgut Özakman]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Edebiyatindan Romanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yüz Temel Eser Kitap Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Yüz Temel Eser Kitaplari]]></category>
		<category><![CDATA[Yüz Temel Eser Özet]]></category>
		<category><![CDATA[Yüz Temel Eser Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Yüzlerce Roman Özeti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/su-cilgin-turkler-turgut-ozakman-roman-kitap-ozeti/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Şu Çılgın Türkler  (Turgut Özakman) Kitabın Adı :  Şu Çılgın Türkler Kitabın Yazar :  Turgut Özakman KİTABIN ÖZETİ Bu şahane kitap 20. yy.ın sömürgecilerine karşı bir ulusun verdiği onur mücadelesini anlatıyor. Bu topraklarda geçen, hiçbir satırı kurmaca taşımayan; tamamı Türk, Yunan, İngiliz devletleriyle uluslararası kurulların raporlarında, yerli/yabancı gazetelerde ve o günleri yaşamış insanların belleklerinde/anı kitaplarında belgelenen [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/su-cilgin-turkler-turgut-ozakman-roman-kitap-ozeti/">Şu Çılgın Türkler (Turgut Özakman) – Roman (Kitap) Özeti</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt" align="center"> <strong><font color="#0099cc" size="6"><span style="font-family: Maiandra GD">Şu  Çılgın Türkler</span></font></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center" align="center"> <font style="font-size: 15pt" color="#ff6600"> </font><strong><span style="font-size: 15pt; color: #ff6600; font-family: Maiandra GD">(</span><span style="font-family: Maiandra GD; font-size: 15pt; color: #ff6600">Turgut  Özakman)</span></strong></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD"><strong><font size="2">Kitabın Adı :</font></strong><font size="2">   Şu Çılgın Türkler<br />
<strong>Kitabın Yazar :</strong>  Turgut Özakman</font></font></p>
<p align="justify"><strong><font face="Maiandra GD" size="2">KİTABIN ÖZETİ</font></strong></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bu şahane kitap 20. yy.ın  sömürgecilerine karşı bir ulusun verdiği onur mücadelesini anlatıyor. Bu  topraklarda geçen, hiçbir satırı kurmaca taşımayan; tamamı Türk, Yunan, İngiliz  devletleriyle uluslararası kurulların raporlarında, yerli/yabancı gazetelerde ve  o günleri yaşamış insanların belleklerinde/anı kitaplarında belgelenen olaylar…  Sadece belgelere atıfta bulunan dipnotlar kırk yedi sayfa sürüyor! Bu  coğrafyayı,tarihi, bu Anadolu’yu bilmeyen yabancı bir göz okuduğunda yazar fazla  abartmış diyebilir, yaşananlar öyle olağanüstü.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Yazar önce Mondros  Mütarekesi’yle II nci İnönü savaşı arasında geçen dönemi özetliyor. Peşinden  altıyüzelli sayfalık bir destan. Sanki elinde kamera varmış gibi bir Türk  tarafına, bir Yunan tarafına; bir İstanbul’a, bir İngiltere’ye odaklıyor  bakışlarını (Belki bu akış şekli kimi okuru rahatsız edebilir) . Ve bu ahlaksız  işgale dağıyla, çiçeğiyle, insanıyla, hayvanıyla; canlı-cansız bütün varlığıyla  topyekün direnen Anadolu’yu anlatıyor. Adını hiç duymadığımız, ama biz bilmesek  de bu temele kanını harç yapmış,kefenine sarınıp ta işgalcinin<br />
karşısına dikilmiş, kim bilir hangi gelinciğe kök olmuş binlerce insan… Adım  adım, gün gün izliyoruz bu büyük mücadeleyi.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Gelelim romanın  kahramanlarına: Osmanlı’nın imzaladığı Sevr antlaşmasıyla yurdu parçalanmış,  toprakları santim santim satılmış; sal-tanat koltuğu uğruna sömürgecilere peşkeş  çekilmiş bir halk var. Ama her şeye rağmen bu halkın küllerinden yeniden  doğmasını sağ-layan biri, dönemin Britanya Başbakanı, Lloyd George’un istifa  etmeden kısa süre önce “… yüz yıllar nadir olarak dahi yetiştirir. Şu  talihsizliğimize bakın ki o büyük dahiyi bu yüz yılda Türk milleti yetiştirdi…  Mustafa Kemal Paşa’ya yenildik.” demesine sebep olan biri, Gazi…Ve bu zaferi  Atatürk’le birlikte var eden İsmet Paşa, diğer komutanlar,erler, akıncılar,  vekiller, köylüler, direnişe yardım için ayağındaki tek çorabı yıkayıp veren  Deli Battal gibiler, kağnılarıyla cephane taşırken yolda ölen ya da doğuran  Elifler, yaşadığı rahat hayatı bırakıp cephede gönüllü hemşire olan Nesrinler…  Yani etiyle kemiğiyle, onurlu, namuslu, dürüst “Büyük İnsanlık”…</font><font face="Arial"><font style="font-size: 1pt" color="#ffffff">Yüz Temel Eser Özetleri</font><font style="font-size: 1pt"><font color="#ffffff">, </font>  <font color="#ffffff">Kitap Özetleri</font><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/roman-ozetleri-turk-ve-dunya-edebiyatindan/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Roman Özetleri</font></a><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/yuz-100-temel-eser/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Yüz Temel Eser</font></a><font color="#ffffff">, </font> </font>  <font style="font-size: 1pt" color="#ffffff">Özet</font></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Savaştan galip çıkan  devletlerin kuklası olan ve iktidardakilerin hırsı yüzünden gözünü Anadolu  toprağı bürümüş Yunanistan. İnsanlık tarihine büyük katkıları olan bir  uygarlığın şimdiki torunları. Büyük Yunanistan hayalinin peşinde Anadolu’ya  gelip “ Büyük Felaket”i yaşayanlar. Kimisi vahşi kimisi insan, kahraman da var  aralarında korkak ta… Vatanlarından deniz milleri, kara milleri uzakta çarpışan,  bir zavallı hayalin uğruna heder olan Yunan gençleri. Ve bu iki halkı birbirine  kırdıran emperyalist devletler. En başta İngiltere. Tam Sevr antlaşmasını  imzalatmışken huzurunu kaçıran “Kemal’in Askerleri”ne elini ateşe sokmadan tokat  atmak isteyen, asıl büyük derdi sömürgesindeki Müslüman halkların bu savaşın  etkisiyle uyanacağı ve “Üzerine Güneş Batmayan İmparatorluk”un parçalanacağı  endişesi olan İngilizler. Fakir ve geri kalmış Doğu’nun önünde uygar(!) ve  zengin Batı’nın en büyük temsilcisi. İnsanların ölmesi umurlarında bile değil. </font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bu sebeple –dengeler  Türkler’in lehine değişene kadar- Yunanistan’a pek çok araç ve gereç satıyorlar,  el altından silah ve cephane veriyorlar. Fransa, İtalya, Rusya … Hepsi bu büyük  oyunun içinde az veya çok yer alıyorlar. Sonra hainler… Başta Vahdettin ve  sadrazam(lar) olmak üzere işgalcilerden medet uman aciz yönetim kadrosu. Bir ham  hayal uğruna doksan bin Anadolu gencini Sarıkamış’ta kırdırdığı yetmiyormuş gibi  mücadelenin en kritik yerinde Anadolu’ya geçip iktidar olma hevesindeki Enver  Paşa ve onun Meclis’teki yardakçıları. Basındaki İngiliz ve Yunan  işbirlikçileri. En zorlu zamanlarda isyana kalkışan Delibaş Mehmetler, Çerkez  Ethemler. Halkın içindekiler: Kasabalarını, Kuvvacıları, onurlarını satan eşraf,  yerel yöneticiler, bazı din adamları… Asker kaçakları… Altmış bin kişilik  ordunun otuz bini bazı işbirlikçilerin, mandacıların, teslimiyetçilerin  söylediklerine kanıp, kandırılıp silahlarıyla birlikte askerden kaçıyor. Düşman  o esnada yüz yirmi bin kişi! 1911’den beri dört bir tarafta durmaksızın savaşan  halkın içinden çıkan, direnişe inanmayan, bu savaşın diğerlerinden farklı  olduğunu anlayamayan bu kaçaklara üzülmek mi lazım, öfkelenmek mi?</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">İşte Turgut Özakman bu  romanda insanların, insanlığın hikayesini anlatıyor bize. Onun elli küsur yıllık  emeğinin sonucundan bir kaç sayfada bahsedip geçmek mümkün değil aslında. Haddim  olmayarak bunu yapmak ve sizlerle paylaşmak istedim. Artık ülkedeki siyasal  düşünce tarzının tam teslimiyete dönüştüğü günümüzde, tam bağımsızlıktan başka  bir istekleri olmayan bu insanlara ve onların destanını yazarak onlara en güzel  anmayı yapan yazara bu sayfada şapka çıkartmak. Niyetim bu. Kitabın kalınlığına  aldanıp okumaya gözü korkanlara bayağı magazinlerden, ucuz sitkomlardan, pespaye  dizilerden uzakta, hüzünlü, acılı ama çok etkileyici birkaç saat vaat eden bu  destanı mutlaka okuyun. Pek çok şeyin günümüzde yaşadıklarımıza ne kadar  benzediğini görüp üzüleceksiniz ama ayırdığınız zamana değecek. Peşinden de  Nazım’dan “23” centlik askere dair ile Kuvay-i Milliye destanını okursanız  kendiniz için çok güzel işler yapmış olarak günü kapatacaksınız…</font></p>
<p>[ad1]</p>
<p align="justify"><strong><font face="Maiandra GD" size="2">YAZARIN HAYATI</font></strong></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Turgut Özakman, 1930′da  Ankara’da doğdu. Ankara Üniv. Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Bir süre avukatlık  yaptı. Köln Üniversitesi Tiyatro Bilimi Enstitüsü’ne devam ettikten sonra Devlet  Tiyatrosu’na  girdi. TRT’de Merkez Program Daire başkanlığı, Genel Müdür  Yardımcılığı, Devlet Tiyatrolarında Genel Müdür Başyardımcılığı ve 1983-1987  yılları arasında Genel Müdürlük yaptı. 1988-1994 arasında Radyo-Televizyon  Yüksek Kurulu’nda üyelik ve Başkan Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Evli. Üç  çocuğu, üç torunu var. 28 Eylül 1998′de, ‘üstün hizmetleri dolayısıyla’ Anadolu  Üniversitesi’nce ‘fahri doktor’ unvanı verilen Özakman, sayısız esere imza attı.  2002 Nisanında Eskişehir Belediye Başkanlığı, açtığı ikinci tiyatroya ‘Turgut  Özakman Sahnesi’ adını verdi.</font></p>
<p align="justify"><strong><font face="Maiandra GD" size="2">KİTAP HAKKINDAKİ  ELEŞTİRİLER</font></strong></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Kitaba olan ilgi alaka en  üst düzeyde. Kitap şu an yaklaşık 140 baskı yaptı ve 300.000′den fazla satmış  durumda. Aslında kitap için yapılan eleştiriler genelde oldukça müspet ve duygu  yüklü! Bu yüzden o tür eleştirilere hiç değinmeyeceğim! Kitap üzerinde yapılan  birtakım polemikler var ben esas onlar üzerinde durmak istiyorum!<br />
</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">1- Kitabın bazı güç  odaklarınca(derin devlet ya da Genelkurmay tarafından) ısmarlama olarak  yazdırıldığı polemiği. Bana göre ister ısmarlama ister kendiliğinden yazılmış  olsun bunun hiç önemi olmadığını düşünüyorum. Kim ne niyetle ısmarlamış olursa  olsun helal olsun diye düşünmekteyim. İyi ki ısmarlamışlar Turgut Özakman’da iyi  ki yazmış bu şaheseri. Bu konunda bence hiç önemi yok!</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">2- Atatürk’ün ilahlaştırma  çabalarında son mertebe olması polemiği. Aslına bakılırsa bu polemik azıcık  haklı gibi görünsede şahsi kanaatim 20.yy’ın dahisi bir devlet adamı, lider,  asker olarak Gazi Mustafa Kemal Atatürk bu övgüyü hak ediyor. O ve silah<br />
arkadaşlarının öngörülemez mantık ve taktikleri yokluk içerisinde o savaşlar  kazanılmıştır.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">3- Mehmet Akif Ersoy ve  İstiklâl Marşımızdan hemen hemen hiç bahsedilmemesi polemiği. Benim tek  katıldığım eksiklikte bu. Kitapta İstiklâl Marşımızın kabulü hiç bahsedilmemiş,  Mehmet Akif Ersoy’dan ise tek pasajla bahsedilip geçilmiştir. Bunun neden  olduğunu da hiç anlayamadım. Unutulmuş mu, atlanmış mı bilemem ama kitabın tek  eksiği bu! İnşaallah gözden geçirilecek yeni baskılarda bu eksiklik giderilir ya  da bu konuyla ilgili yeni bir destan yazılır.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">4- Kitabın tarih kitabı  olarak lanse edilmesine rağmen roman oluşunun gözardı edilmesi polemiği. Doğru  bu kitap bir tarih kitabı değil. Yazarı roman olarak tanımlamış. Aslında  romandan çok bir anılar almanağı. Yine doğru bir tespitte roman ya da benzeri  edebi metinlerden tarih öğrenilemeyeceği! Ancak bana göre bunun iki istisnası  var! a- Kilit-Anahtar-Kapı-Konak-Çatı-Üçler Yediler Kırklar-Bu Atlı Geçide  Gider-Geçitteki Ülke-Darağacı-Gecevakti Gündönümü-Sabır-Ebemkuşağı’ndan oluşan  Mustafa Necati Sepetçioğlu’nun 12 ciltlik dev eseri ve Turgut Özakman’ın Şu  Çılgın Türkler isimli şaheseri. Bu kitaplardan bal gibi tarihte öğreniyoruz.</font></p>
<p align="justify"><strong><font face="Maiandra GD" size="2">KİTAPTAN  BAZI BÖLÜMLER</font></strong></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">“Sabah İstanbullular,  Kızılay’ın çağrısına<br />
uyarak para yardımı yapmak üzere gazetelerde sıraya girdi. İleri gazetesinin dar<br />
idarehanesine sığmayanların büyük kısmı, dışarıda kalmıştı.<br />
Kaldırımın sonunda bir işgal devriyesi<br />
göründü. Düzenli adımlarla yaklaşmaya başladı. İşgal askerlerine, her zaman<br />
kenara çekilerek yol veren İstanbullular, bu sefer kıllarını bile<br />
kıpırdatmadılar. Devriye kolu, kalabalığın arasından geçmeyi göze alamadı, yola<br />
inerek geçip gitti.<br />
İçerde, daha afyonu patlamamış olan huysuz<br />
idare memuru, bir deftere, söylene söylene, bağış yapanın adını ve bağış<br />
miktarını yazıyordu.<br />
‘Kahveci Ali, 100 kuruş.’<br />
‘Eskici Yusuf, 50 kuruş.’<br />
‘Hallaç Asım, 75 kuruş.’<br />
‘Bakkal Ahmet, 100 kuruş.’<br />
‘Terlikçi Adem, 200 kuruş.’<br />
Sırada, küçük, cılız bir oğlan vardı. Bir<br />
önceki bağışçının çocuğu sanan memur, öfkeyle, yürüyüp yol vermesi için işaret<br />
etti. Ama çocuk yürümedi, büyük bir ciddiyetle, bütün servetini çıplak masanın<br />
üzerine bıraktı:<br />
‘Hasan, 5 kuruş.’<br />
Suratsız idare memurunun birdenbire gözleri<br />
doldu. Ağladığını göstermemek için yüzünü, kocaman mendilinin arkasına<br />
saklayarak gürültü ile burnunu sildi.”</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">“Yetmiş beş kağnılık bir  kağnı kolu<br />
İnebolu-İkiçay’dan yola çıkmak üzere idi. Zafer Kemal ‘Uğurlar olsun anam!’diye<br />
seslendi.<br />
Kolbaşı, ‘Sağ ol oğul’ dedi,<br />
elindeki sopayla öküzünü dürttü.Kağnılar tekerleri inleyerek kımıldayıp<br />
yürüdüler. Kağnıcıların hepsi kadındı. Yalnız üçüncü kağnıyı on iki yaşında bir<br />
erkek çocuk yediyordu. Kadınlardan biri hamile idi. Yedinci kağnının yanında<br />
yürüyen sırım gibi genç kadının ayakları çıplaktı. Bazı kadınlar bebeklerini<br />
torbalayıp sırtlarına bağlamıştı.<br />
Genç subaylardan biri içi ürpererek,<br />
‘Ne mübarek kadınlar bunlar’ dedi. Öyleydiler. Yavrularına yiyecek taşıyan anaç<br />
kuşlar gibi orduyu besliyorlardı.<br />
Kağnı kolu gacırdaya gacırdaya<br />
uzaklaşıp gitti.”</font><br />
[m2]</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">“Ela gözlü bir genç kadın  usulca Kara<br />
Fatma’ nın yanına sokuldu,alçak bir sesle,”Aradığım iti sonunda buldum abla”dedi.Kara<br />
Fatma da fısıltıyla sordu:<br />
‘Hangisi?’<br />
‘Ateşin yanında duran.’<br />
Ateşin yanında esmer,kıvırcık saçlı,dolgun<br />
dudaklı bir çeteci duruyordu.Kara Fatma’nın bakışından huylanıp başın öne eğerek<br />
suratını saklamaya çalıştı.<br />
‘Komutan diri isterim dediydi.’<br />
‘Öldürmeyeceğim.’<br />
‘Peki öyleyse.’<br />
Ela gözlü kadın ilerlerdi, tüfeğinin<br />
namlusuyla Rum çetecinin çenesinin altına dokundu:<br />
‘Kaldır başını!’<br />
Erkek başını doğrulttu.<br />
‘Bana bak!’<br />
Erkek baktı.<br />
‘Tanıdın mı beni?’<br />
Erkek gözlerini kapadı, zor duyulur bir<br />
sesle ‘Affet’ dedi.<br />
Kadın bir adım geri çekildi. Olacağı sezen<br />
kadınlar ve çeteciler nefeslerini tuttular. Erkeğin apış arasına ardarda iki el<br />
ateş etti. Erkek yakıcı bir çığlık atarak parçalanan kasıklarını tuttu, sarsıla<br />
sarsıla dizlerinin üstüne çöktü, başı önünde, ulur gibi bağırmaya başladı. Ela<br />
gözlü kadın Kara Fatma’ya minnetle baktı:<br />
‘Sağol abla. Belki artık rahat<br />
uyuyabilirim.’<br />
‘Tamam kızım.’ ”</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">“Bunları konuşurlarken  birden odanın<br />
kapısı ardına kadar açıldı. Kapının çerçevesi içinde Emirdağ’ın delisi Battal<br />
belirdi.<br />
Bağırdı:<br />
‘Selamünaleyküm!’<br />
Kaymakam öfkelendi:<br />
‘Ulan deli, baksana çalışıyoruz. Çık<br />
dışarı!’<br />
‘Kızma beyim, biliyorum, onun için<br />
geldim. Duydum ki Kemal’in askeri çıplakmış. Allah şahidimdir üzerimdekinden<br />
başka çamaşırım yok. Çoraplarımı getirdim. Şimdi yıkadım, temizdir.’<br />
Yaklaşıp masanın üzerine bir çift<br />
ıslak yün çorap koydu. Çarıklarını sıyırıp odanın ortasında bıraktı.:<br />
‘Aha bunlarda çarıklarım. Haydi<br />
kolay gelsin!’<br />
Çıplak ayak, huzur içinde yürüyüp<br />
çıktı. Kapıyı gümleterek kapadı.<br />
Üyelerin dilleri tutulmuştu sanki.<br />
Kaymakam, ‘Halktan kuşkulandığımız için tövbe edelim beyler..’ dedi,’..Deli<br />
Battal gibi bir garibin bile yüreği köpürdüyse, tekmil halk ayaklanacak<br />
demektir.Hızlanalım.’ ”</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">” ‘Ağlaşmayı kesin, sıhhiye  geldiiii!’<br />
Tedavi yöntemleri çok basitti. Tabanı<br />
kabaranlara biri süvari çizmesi giydiriyor, öteki sırtına binip bağırıyordu:</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">‘Zıpla!’<br />
Asker zıplayıpta yere basınca, taban derisi<br />
patlayıp anında ete kaynıyıveriyordu.”</font></p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"> <span style="font-size: 15pt"><font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/roman-ozetleri-turk-ve-dunya-edebiyatindan/">»<span lang="tr">  Roman Özetleri Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080"> |</font></span></span></font></strong></p>
<p align="center"> <span lang="tr"><strong><font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…</font></strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/su-cilgin-turkler-turgut-ozakman-roman-kitap-ozeti/">Şu Çılgın Türkler (Turgut Özakman) – Roman (Kitap) Özeti</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/su-cilgin-turkler-turgut-ozakman-roman-kitap-ozeti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>46</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
