<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Demir | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/tag/demir/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Mon, 12 Mar 2018 13:33:04 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Demir (Keşifler ve Buluşlar)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/demir-kesifler-ve-buluslar/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/demir-kesifler-ve-buluslar/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Nov 2007 09:23:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Karışık Başlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Keşifler ve Buluşlar]]></category>
		<category><![CDATA[Bulus]]></category>
		<category><![CDATA[Buluslar]]></category>
		<category><![CDATA[catlar]]></category>
		<category><![CDATA[Demir]]></category>
		<category><![CDATA[Demir Kesifler ve Buluslar]]></category>
		<category><![CDATA[Demir Nasl Bulunmustur]]></category>
		<category><![CDATA[Demir Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Demirin Bulunusu]]></category>
		<category><![CDATA[Demirin Tarihcesi]]></category>
		<category><![CDATA[icat]]></category>
		<category><![CDATA[Kesif]]></category>
		<category><![CDATA[Kesifler]]></category>
		<category><![CDATA[Maddelerin Kesifleri]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihteki Kesifler ve Buluslar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/demir-kesifler-ve-buluslar/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Demir (Keşifler ve Buluşlar) XIX. Yüzyılın başlarına kadar gözler hep Roma ile Yunan&#8217;daydı. Çağdaş uygarlığımız yalnız bu iki kaynağa indirgenmekteydi. Bu görüş Napolyon&#8217;un Mısır seferiyle değişti. Onunla birlikte Mısır&#8217;a giden bilginler, icat ve anıttan yana zengin bu iki uygarlıktan, çok daha eski bir uygarlığın varlığını şaşkınlık ve hayranlıkla gördüler. 1842&#8217;de ufuk daha da genişledi; Fransa&#8217;nın [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/demir-kesifler-ve-buluslar/">Demir (Keşifler ve Buluşlar)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><font face="Maiandra GD"><strong><font color="#3366ff"><span style="font-size: 22pt"> Demir<br />
</span></font><font color="#ff6600"><span style="font-size: 15pt">(Keşifler ve  Buluşlar)</span></font></strong></font></p>
<p align="center"> <img decoding="async" src="https://www.bilgicik.com/resimler/icatlar_ve_buluslar/demir.jpg" alt="https://www.bilgicik.com/resimler/icatlar_ve_buluslar/demir.jpg" height="150" width="150" /></p>
<p align="justify">  <font face="Maiandra GD" size="2">XIX. Yüzyılın başlarına kadar gözler hep Roma  ile Yunan&#8217;daydı. Çağdaş uygarlığımız yalnız bu iki kaynağa indirgenmekteydi. Bu  görüş Napolyon&#8217;un Mısır seferiyle değişti. Onunla birlikte Mısır&#8217;a giden  bilginler, icat ve anıttan yana zengin bu iki uygarlıktan, çok daha eski bir  uygarlığın varlığını şaşkınlık ve hayranlıkla gördüler. 1842&#8217;de ufuk daha da  genişledi; Fransa&#8217;nın Musul başkonsolosu Botta, Mezopotamya&#8217;nın antik anıtlarını  ortaya çıkardı. Bunu, öteki uygarlıkların, (Sümerler, Babilliler, Egeliler,  Hititliler, Ukrayna&#8217;dan Moğolistan&#8217;a uzayan steplerde yaşayan göçebe halk)  tanınması ve incelenmesi izledi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bugün Atina ve Roma gözümüzde parlak olmakla birlikte uygarlık tarihinin bir  ayrıntısından başka bir şey değildir. Birçok belli başlı teknik icatları artık  onlara mal edemeyiz. Biliyoruz ki bunlar. Roma saltanatının ya da Yunanistan&#8217;ın  ünlü filozoflarının gölgesinde değil, zaman zaman büyük imparatorluklar kurmakla  birlikte sonradan unutulmuş Asyalı toplumların eserleridir. Yukarıda sabanın,  koşumun, gemin bu halkaların icatları olduklarını görmüştük. Ama tereyağının  İşkillerin icadı, demirin de (M.Ö. 1300&#8217;de) Mitillerin icadı olduğunu kaçımız  biliriz? </font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/demir-kesifler-ve-buluslar/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Demir madeni</font></a> daha önceden de biliniyordu; Hititlere borçlu olduğumuz, &#8220;demir sanayii&#8221;dir. M.Ö. 2950&#8217;de Ur&#8217;da bir demir balta; M.Ö. 2840-M.Ö. 2700&#8217;den gelen  Sümer kalıntıları arasında ve Keops Piramidi&#8217;nde demir silâhlar bulunmuştur.  Ancak o zamanlar, son derece az bulunan bir maden olduğundan demir değerli  eşyalardan sayılıyordu. Hammurabi zamanında (M.Ö.2000) Babil&#8217;de demirin değeri  gümüşünkinden sekiz kat fazla ve altının dörtle üçü oranındaydı. Günümüz de bol  rastlanan bu madenin o zamanlarda bunca &#8216;ender oluşu&#8217;nun sebebi neydi acaba?</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Çünkü demirin elde edilmesi bakır ya da tunçunkinden daha güçtü. Bakırı eritmek  ve toprağından ayırmak için 1.083 derece ısı yeterlidir. Tuncun yapımında  kullanılan kalaysa daha kolay (232 derecede) erir.   <font color="#000000">Demir</font>in eritilmesi için 1.535  derecilik bir ısı gereklidir. Bundan başka, maden cevheri oksit şeklinde  olduğundan, bunu oksijenden ayırmak için çok miktarda redüktör&#8217;e yani indirgeme  işlemini yapacak bir aracıya, özellikle karbona ihtiyaç vardır, işte bu iki  şart, bakır ve tunç metalürjisinde (madenleri ve arıtılmalarını inceleyen  bilim.) kullanılan fırınlarla gerçekleştirilemiyordu. Bunu, M.Ö. 1700&#8217;de  yapılmış bir Mısır resminde gördüğümüz, ayakla işleyen körüklerle yapmak ve  gerekli miktarda oksijeni maden cevherinden alacak maddeyi sağlamak imkânsızdı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Demiri herkesin kullandığı bir maden haline getirenler, Hititler oldular. Bunun  için de yüksek fırınlardan yaralandıkları kuşku götürmez. Böylece, tunçtan  yapılmış ağır silahlar, zırhlar ve kalkanlar, yerlerini demirden olanlara  bıraktılar. Arkeologlar, Korsabad&#8217;daki II. Sargon&#8217;un sarayında bu silahlardan ve  araçlardan 160 ton bulmuşlardır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Demir, Yakın Doğu&#8217;dan Mısır&#8217;a ve Dorların yaşadığı Balkanlara doğru hızla  yayıldı. M.Ö. 900 yıllarına doğru Avrupa&#8217;da görülmeye başlanan bu madeni  Avrupalılara tanıtan her halde Dorlar olmuşlardı. Doğu Asya, demiri aynı  çağlarda benimsedi. Delhi&#8217;de, M.Ö. IV. yüzyıldan kalma 17 metre yüksekliğinde ve  17 ton ağırlığında büyük bir sütun bulunmaktadır. Vierendeel: &#8220;Bugün bile değme  atölyelerin gözünü korkutacak böylesine dev gibi bir parçanın imalinde  kullanılan madeni Hindular nasıl eritmiş ve nasıl çalışabilmişlerdir, insan  şaşıyor,&#8221; diyor.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Tabii demir önce yalnızca askerlikte kullanıldı. Ağır tunç kılıçlar, demirden  yapılmış ince, hafif ve uzun kılıçların karşısında &#8216;âciz&#8217; kalıyordu, öte yandan  mızrak, ok ve yay daha kullanışlı biçimde yapılmaya başlandı. Gem ve mahmuz  hafifledi. Bunu ev eşyaları ve günlük hayatla kullanılan öteki araçlar izledi.  Bıçak, testere, zincir vb. demircilerin atölyesinden çıkmaya başladı. Bu arada  makas da icat edildi. Önceleri makas sadece savaşçıların saç ve bıyıklarını  kesmekte kullanılıyordu. Bir süre sonra mücevherler de demirden imal edilmeye  başlandı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=demir" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Demir</font></a>in gelişmesini izlemek, çok öğreticidir. Yakın Doğulu bir halkın zekâsının  ürünü olan bu maden Asurlulara&lt; kan dökücü egemenliklerini bütün Yakın Doğu&#8217;ya  yaymaları imkânını vermiştir. II. Sargon, Assurbanipal gibi kralların ün  kazandığı bu imparatorluk, kendi içinde eriyen Sümer, Mısır ve Babil gibi eski  uygarlıkların mirasçısıydı. Asya&#8217;nın bu dev temsilcisi karşısında, Avrupa&#8217;nın ne  önemi olurdu?.. Sadece Yunan dünyasının meydana getirdiği küçük bir ışıklı nokta  dışında. Güneybatı Almanya&#8217;dan göç etmiş tarımcı bir halkın Keltlerin, birkaç  yüzyıldan beri içinde yaşadıkları karanlık, sessiz ve kısır bir dünya, Kelt  köylerinin yoksul kulübeleri,. Babil&#8217;in, Knosos&#8217;un Ninova&#8217;nın sanat eserlerinden  ve banyolu konutlarından çok uzaklardaydı. Ve Avrupa&#8217;nın günün birinde bunları  aşacağı, o dönem için aklın hayalin almayacağı bir şeydi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bununla birlikte M.Ö. 612&#8217;de heybetli Asur yapısı çöktü; Ninova, ateşler içinde  yok olup gitti. Yıkıntılarından başka bir imparatorluk yükseldi: Pers  İmparatorluğu. Sınırları daha da genişleyen bu devlet, Akdeniz&#8217;e kadar uzandığı  Hellen kıvılcımı, Batı&#8217;nın yoğun karanlığında henüz pek güçsüz bir ışıktı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>DEMİR VE DÖKME DEMİRİN ZAFERİ<br />
</strong><br />
Bu önemli gelişmenin öncüsü, &#8220;çelik sanayinin babası&#8221; diye adlandırılan John  Wilkinson&#8217;dur (1782-1808). Madencilik, araçlarını ve tekniklerinin birçoğunu ona  borçludur. Hadde makinesini 1552&#8217;de Nurenberg&#8217;de Bruler adlı biri icat etmiş;  iki yüzyıl sonra Fransız Chapitet, madeni oluklu iki silindirin arasından  geçirerek &#8220;profil&#8221; (U,T ya da köşeli vb.) demir imal etmişti. Wilkinson, bunun  kullanma alanını o derece genişletti ki, XIX. yüzyılın eşiğinde mimarlar,  mühendisler ve makine yapımcıları her türlü ihtiyaca uygun boy ve biçimde madeni  levha bulabiliyorlardı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Wilkinson 1774&#8217;te boru biçimindeki madeni eşyaların içini &#8220;perdahlama&#8217; ve bir de  &#8216;delme&#8217; makinesi icat etti. O tarihe kadar Fransız Nicolas Focg&#8217;un icadı olan  (1750) &#8216;delici&#8217;den geliştirilmiş bir araç kullanılıyordu. Wilkinson bu aracı  mükemmelleştirerek top namlularına uyguladı. Onun sayesinde yepyeni bir  &#8216;araç-makine ailesi&#8217; türedi. Bu aile yetenekli iki teknisyenin (İngiliz Joseph  Bramah (1749-1814) ve Fransız Marc Brunel (1769-1849) çalışmalarıyla daha da  gelişti. İkisi de tarımcı çocuklarıydı; mutlu bir rastlantıyla sanayi alanına  atılmışlardı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bramah bir yığın icatlar ortaya attı (sözgelişi, bira tulumbası). Ama, asıl ona  büyük ün sağlayan &#8220;hidrolik pres&#8221; (1796) oldu. Brunel, &#8220;delgi makinesi&#8221;, &#8220;yuva  açma makinesi&#8221; ve &#8220;perdahlama makinesi&#8221; yaptı. Bundan başka Liverpool&#8217;da  rıhtımlar ve doklar, Londra&#8217;da Thames ın altına bir tünel inşa etti.  (1824-1842). Henry Bramah nın hidrolik presinin işlerken kuru kalmasını  sağlayan, eski öğrencisi Maudslay&#8217;in (1771-1831) pistonları deriyle kaplaması  oldu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">XVIII. yüzyılın sonlarında mühendisler bu tür araçlara sahip olduktan sonra  odunu bir yana itip yerine maden kullanmaya başladılar. Maden zaten buhar  makinesi için zorunluydu. Araçlar, sonra da en çeşitli mekanizmalar madenden  yapılmaya başlandı. XVIII. yüzyılın sonundan on yıl kadar önce. Mühendis John  Rennie&#8217;nin (1761-1821) yaptığı, dişli çarklılara kadar bütün aksamı madenden  olan ilk buharlı değirmen İngiltere&#8217;de dönmeye başladı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bununla birlikte yapımcılar, kalıba dökmeye son derece uygun olan dökme demiri  birçok alanlarda tercih ediyorlardı. XVIII. yüzyılın ortalarından başlayarak  İngilizler, dökme demirden çok çeşitli dökme eşyalar yaptılar: 1738&#8217;de ray,  1755&#8217;te vagon tekerleği, hidrolik çarklar ve kazanlar&#8230; 1773&#8217;te teknik,  madenden bir köprü yapmaya karar verilmesiyle bir atılım daha yaptı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Köprü yapımcıları bundan önce de maden köprü inşa etmek hevesine kapılmışlar,  1755&#8217;te Lyon&#8217;da üç kemerli bir köprü yapmaya kalkışmışlardı. Ama bu tasarı  zamana göre aşırı ileriydi. 1773&#8217;te İngiltere artık bu iş için olgunlaşmıştı.  Darbylerin fabrikaları, yakınlarında bulunan Severn ırmağının üstüne ilk &#8220;demir  köprü&#8221;yü attı. 1779&#8217;da trafiğe açılan ve hâlâ sapasağlam duran bu köprü,  zamanında bir şaheser olarak karşılanmış, yapımcısı Abraham III. Darby  &#8220;mühendislik ve mimarlık sanatına yeni ufuklar getiren öncü&#8221; olarak kutlanmıştı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Dökme demir köprüler birbirini izledi: 1796&#8217;da Sunderland&#8217;da 1804&#8217;te Paris&#8217;te (le  pont des arts) 1806&#8217;da yine Paris&#8217;te (le pont d&#8217;Austerlitz) Bu başarılar  tutkuları kamçılayınca, dökme demirle büyük binalar inşa etmeyi deneme hevesi  baş gösterdi. Fransız mühendisi François Joseph Belanger (1744-1818), Paris&#8217;te  1811&#8217;de buğday halini 40 metrelik, dökme demir kubbeyle kapatmayı başardı. Dökme  demir doruğuna ulaştığı yerde, demir ve hemen ardından çelik onu geçmeye  hazırdılar. 1787&#8217;de Wilkinson ilk demir gemiyi kızağa koyar, 1796&#8217;da Amerikalı  Finley ilk asma köprüyü tanıtırken, mimarlar da demiri, yapılarda gizli kalan  &#8216;iskelet&#8217; olmaktan çıkarıp &#8216;dekoratif (süsleyici) unsur olarak kullanmayı  düşünüyorlardı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Köprüler, gemiler, araç-makineler, kubbeler gibi yararlı teknik uygulamalara  rağmen, XVIII. yüzyılın sonunda madenin başlıca kullanıldığı yer hâlâ savaş  sanayisiydi. Silah imalâtçılarıyla top dökümcülerinin sanayide yerleri kamu  işleri mühendislerinden önce geliyordu. Fransız Devrimi&#8217;nin Avrupa&#8217;yı karşı  karşıya getireceği bütün büyük çarpışmalarda demir, madenlerin kralı oldu.  Ordunun ihtiyaçları nedeniyle de olağanüstü gelişimini sürdürdü.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Çelik alanında tüfek, Vauban&#8217;dan bu yana değişmemişti. Fransızlar, Devrim ve  İmparatorluk savaşlarını 1777&#8217;de kullanılan silahlarla sürdürmekteydiler.  Bunlar, hâlâ ağızdan döktürülüyorlardı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Tüfeğe karşılık, top yapımı ilerleme kaydetmişti. Gösterdiği balistik (atış  uzaklığı) sorunlardan ötürü matematikçilerin dikkatini çekmiş, bu sayede sağlam  bilimsel temellere kavuşmuştu. İngiliz Benjamin Robins (1701-1751), mermilerin  silahtan çıkış hızını ölçmek için bir &#8220;balistik sarkaç&#8221; icat etmiş ve &#8220;iç  balistiğin&#8221; temellerini atmıştı. İsviçreli Johann Sulzer (1720-1779) da, 1755&#8217;te  havanın direnci üzerine ilk deneyleri yaparak &#8220;dış balistiğin&#8221; esaslarını buldu.  Bu direncin 1781&#8217;de matematik kanununu koyan, Prusyalı Georg von Tempelhof  (1737-1807) ve İngiliz Charles Hutton&#8217;dur (1733-1824).</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bu kuramlarla kişisel gözlemlerin gösterdiği yoldan ilerleyen Fransız Jean-Baptiste  de Gribeauval (1715-1789), yarım yüzyıl boyunca Avrupa savaş alanlarında  gürleyecek olan maddeyi buldu. Ondan önce top hâlâ tunçtan yapılıyor, ama önce  dolu dökülüyor, sonra delinip perdahlanıyordu. Namlu dibi kapalı olduğundan  gülleler hartuçla atılıyor, nişan da nişan çizgisi&#8217; ve &#8216;nişangâh&#8217;la alınıyordu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Aracın, &#8216;sefer topu&#8217; ve &#8216;kuşatma topu&#8217; olarak ikiye ayrılması, parçaların  uzatılması ve kısaltılmasının yanısıra getirilen tek yenilik  standardizasyonuydu. Araçların bölümlerinin aynı ölçüler üzerine imal edilmesi  kolayca parça değiştirilmesini sağlıyordu, İngiliz Henry Shrapnel&#8217;in (1761-1842)  icat ettiği &#8216;obüs,&#8217; topu daha öldürücü bir araç haline getirdi. İspanya  seferinde bu silâhla ilk karşılaşan Napolyon orduları büyük kayıplar verdiler.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p><center><!--adsense#reklam_336x280--></center></p>
<hr align="justify" />
<p align="justify"><font face="Maiandra GD"><strong>  <font color="#000000" size="2">Wikipedia</font><font size="2"> Bilgisi:</font></strong></font> <font face="Maiandra GD" size="2">Demir, atom numarası 26 olan bir elementtir.  Simgesi Fe dir (Lat. Ferrum dan).</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Demir, yerkabuğunda en çok bulunan metaldir. Yerkürenin merkezindeki sıvı  çekirdeğin de tek bir demir kristali olduğu tahmin edilmekle birlikte, demir  nikel alaşımı olma ihtimali daha yüksektir. Dünyanın merkezindeki bu kadar  yüksek miktardaki yoğun demir kütlesinin dünyanın manyetik alanına etki ettiği  düşünülmektedir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Demir metali, demir cevherlerinden elde edilir ve doğada nadiren elementel halde  bulunur. Metalik demir elde etmek için, cevherdeki safsızlıkların kimyasal  redüksiyon yoluyla uzaklaştırılmaları gerekir. Demir, aslında büyük ölçüde  karbonlu bir alaşım olarak kabul edilebilecek olan çelik yapımında kullanılır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Demir, karbonla birlikte 1420–1470K sıcaklığa kadar ısıtıldığında oluşan sıvı  ergiyik %96,5 demir ve %3,5 karbon içeren bir alaşımdır. Bu ürün ince detaylı  şekiller halinde dökülebilirse de, içerdiği karbonun çoğunu uzaklaştırmak  amacıyla dekarbürize edilmediği sürece, işlenebilmek için fazlasıyla  kırılgandır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>Kullanım alanları<br />
</strong><br />
Demir, tüm metaller içinde en çok kullanılandır ve tüm dünyada üretilen  metallerin ağırlıkça %95&#8217;ini oluşturur. Düşük fiyatı ve yüksek mukavemet  özellikleri demiri, otomotiv, gemi gövdesi yapımı, ve binaların yapısal bileşeni  olarak kullanımında vazgeçilmez kılar. Çelik, en çok bilinen demir alaşımı olup,  demirin diğer kullanım formları şunlardır:</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">* Pik demir: %4–%5 karbon ve değişen oranlarda safsızlıklar (S, Si, P gibi)  içerir. Demir cevherinden dökme demir ve çeliğe giden yolda bir ara ürün olarak  değerlendirilebilir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">* Dökme demir: %2–%4 arasında karbon, %1 – %6 silisyum, ve az miktarda manganez  içerir. Pik demirde bulunan ve malzeme özelliklerini olumsuz etkileyen, kükürt  ve fosfor gibi empüriteler, kabul edilebiir seviyelere düşürülmüştür. 1420–1470K  arasındaki ergime sıcaklığı, her iki bileşeninin ergime sıcaklığından daha  düşüktür ve bu özelliği ile demir ve karbon birlikte ısıtılmaları durumunda ilk  ergiyen ürün olur. Mekanik özellikleri, büyük ölçüde, bileşiminde bulunan  karbonun aldığı forma bağlıdır. &#8216;Beyaz&#8217; dökme demirlerde karbon sementit veya  demir karbür şeklindedir. Bu sert ve kırılgan bileşik, beyaz dökme demirleri  sertleştirir fakat darbelere karşı dayanıksız kılar. Öte yandan, &#8216;gri&#8217; dökme  demirlerde karbon, serbest ince grafit pulcukları halindedir ve bu da, keskin  kenarlı grafit pulcuklarının gerilim arttırma karakterinden dolayı malzemeyi  kırılgan yapar. Gri dökme demirin daha yeni bir türü olan &#8216;sünek demir&#8217;de ise,  malzemenin tokluk ve mukavemetini arttırmak için, dökme demirin az miktarda  magnezyum ile muamele edilip grafit pulcuklarının şeklinin küresel veya nodüler  hale dönmesi sağlanır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">* Karbon çeliği: %0.4–%1.5 arasında karbon ile az miktarlarda manganez, kükürt,  fosfor, ve silisyum içerir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">* Dövülebilir dökme demir: %0.2 den daha az karbon içerir, tok ve dövülebilr bir  üründür.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">* Alaşımlı çelik: değişen miktarlarda karbonun yanısıra, krom, vanadyum,  molibden, nikel, tungsten gibi diğer metalleri de içerir ve daha çok yapısal  alanlarda kullanılır. Demir-çelik metalurjisindeki son gelişmeler, çok çeşitli  mikro-alaşımlandırılmış çeliklerin (&#8216;HSLA&#8217; veya &#8216;yüksek mukavemet, düşük alaşım&#8217;  çelikleri) ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu çelik alaşımlarının en büyük  özeliği, çok küçük miktarlardaki alaşım elementi ilavesiyle çok yüksek mukavemet  ve tokluğun elde edilebilmesidir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">* Demir(III) oksit: bilgisayarlarda manyetik depolama ünitelerinin yapımında  kullanılır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>Tarihçe<br />
</strong><br />
Demirin ilk kullanımına dair işaretler, mızrak uçları, bıçak ve süs eşyası  şeklinde olup Sümerlere ve eski Mısırlılara kadar (yaklaşık M.Ö. 4000 yılları)  dayanmaktadır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">M.Ö.3500 ile M.Ö.2000 yılları arasında, Mezopotamya, Anadolu, ve Mısır civarında  ergitilmiş demirden yapılmış objeler daha çok görülmeye başlanır. Bu objelerin  içeriğinde nikele rastlanmaması da meteor taşlarından yapılmadıklarının bir  göstergesidir. Ancak bunların kullanımlarının daha çok törensel olması, demirin  o çağlarda altından bile daha pahalı olmasından dolayıdır. Örneğin İlyada&#8217;da  savaş silahları bronzdan yapılmasına karşın demir ingotlar ticarette  kullanılmaktadır. Bazı kaynaklara göre o çağlarda demir, bakır&#8217;ın  saflaştırılması sırasında bir yan ürün olarak (&#8216;sünger demir&#8217;) ortaya çıkmakta  ve devrin metalurji bilgisi, demiri yeni baştan üretmeye yetmemektedir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">M.Ö.1600 ile M.Ö.1200 yıllarına gelindiğinde demirin Orta Doğu&#8217;da giderek artan  bir şekilde kullanıldığı görülür, fakat gene de bronzun yerini alamaz.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">M.Ö.1200 ile M.Ö.1000 yıllarında Orta Doğu&#8217;da, araç-gereç ve silah yapımında  bronzdan demire hızlı bir geçiş yaşanmasının ardında demir işleme teknolojisinde  kaydedilen bir gelişme değil, bronz yapımında kullanılan kalayın arzında yaşanan  kesinti yatmaktadır. Dünyanın değişik yörelerinde değişik zamanlarda yaşanan bu  geçiş süreci, yeni bir çağın, &#8216;Demir Çağı&#8217;nın başlangıcının işareti olmuştur.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bu simge, demirin, silahların metali olduğunu, savaş tanrısı Mars&#8217;ı işaret  etmekteydi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bronzdan demire geçiş süreci sırasında gerçekleşen bir başka keşif de  karbürizasyon olmuştur. Karbürizasyonun kelime anlamı demire karbon ilavesi  prosesidir. Demir, sünger demir şeklinde kazanılmış ve tekrarlı bir şekilde  katlanarak dövülmek suretiyle içerdiği curufun kütleyi terketmesi ve karbonun  oksitlenmesi sağlanmıştır. Ancak dövülmüş dökme demirin çok az karbon içermesi  nedeniyle su verme ile sertleştirilmesi pek kolay olmamaktaydı. Orta Doğu  insanları, dökme demiri, odun kömürü üzerinde uzun süre ısıtıp daha sonra su  veya yağda su vererek çok daha sert bir ürün elde etmeyi başarmışlardır. Elde  edilen ürün, çeliğin yüzeyine sahipti ve yavaş yavaş yerini almaya başlayacağı  bronzdan çok daha sert ve daha az kırılgandı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Çin&#8217;de Zhou hanedanının son yıllarına doğru (M.Ö.550), oldukça gelişmiş ocak  teknolojisi nedeniyle yeni bir demir üretim yöntemi ortaya çıktı. 1300K  sıcaklıkları aşan yüksek fırın yapabilmeleri, Çinlilerin dökme demir (veya pik  demir) üretmelerini sağladı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Hindistan&#8217;da demirin kullanılışı M.Ö.250 yıllarına kadar geri gider. Delhi&#8217;de  Kutup kompleksindeki ünlü demir direk, saf demirden (%98) yapılmış olup bugüne  kadar bozulmadan gelebilmiş ve paslanmamıştır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Demir, karbonla birlikte 1420–1470K sıcaklığa kadar ısıtıldığında oluşan sıvı  ergiyik %96,5 demir ve %3,5 karbon içeren bir alaşımdır. Bu ürün ince detaylı  şekiller halinde dökülebilirse de, içerdiği karbonun çoğunu uzaklaştırmak  amacıyla dekarbürize edilmediği sürece, işlenebilmek için fazlasıyla  kırılgandır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Avrupa&#8217;da dökme demirin gelişimi, ergitme ünitelerinde 1000K nin üzerine  çıkılamadığı için epeyce geç olmuştur. Batı Avrupa&#8217;da, orta çağın büyük bir  kısmında demir, sünger demirin dövülerek dökme demire dönüştürülmesiyle elde  edilmiştir. Dökme demirin Avrupa&#8217;da ilk ortaya çıkışı İsveç&#8217;in Lapphyttan ve  Vinarhyttan bölgelerinde 1150 ve 1350 yıllarında olmuştur. Bu gelişimin Moğollar  tarafından Rusya üzerinden bu bölgelere getirildiği şeklindeki hipotezler  doğrulanmamıştır. 14. yüzyılın sonlarına doğru, top güllelerine olan talep  artışıyla birlikte dökme demir pazarı oluşmaya başlamıştır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">İlk demir izabe (ergitme) işlemlerinde, hem ısı kaynağı hem de redükleme aracı  olarak odun kömürü kullanılmıştır. 18. yüzyıl İngiltere&#8217;sinde ağaç kaynaklarının  azalmasıyla birlikte alternatif olarak kok kömürü kullanılmış ve Abraham  Darby&#8217;nin bu buluşu endüstri devrimi için gerekli olan enerji kaynağını ortaya  çıkarmıştır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>Bulunuşu<br />
</strong><br />
Demir uzayda en çok bulunan elementlerden birisi olup yerkabuğunda %5 oranında  bulunur. Bu demirin büyük bir çoğunluğu, hematit, manyetit, ve takonit  mineralleri içinde oksitli olarak bulunur. Dünyanın çekirdeğinin de büyük oranda  metalik demir nikel alaşımından meydana geldiği tahmin edilmektedir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Cevherden kazanımı</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Endüstriyel anlamda demir üretimi, başlıca cevherleri olan hematit (Fe2O3) ve  manyetitin (Fe3O4) 2000°C sıcaklıklardaki yüksek fırın içerisinde karbotermik  reaksiyonu (karbon ile redüksiyon) ile gerçekleşir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Yüksek fırında demir cevheri, karbon (kok kömürü şeklinde) ve flaks (curuf  yapıcı katkılar) ile birlikte yukarıdan beslenirken, ısıtılmış hava fırına  alttan üflenir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Fırın içerisinde, kok, oksijenle reaksiyona girerek karbon monoksit (CO) yapar:</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">6 C + 3 O2 =&gt; 6 CO</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Karbon monoksit, aşağıdaki denklemde görüldüğü gibi cevheri (örnekte hematit  verilmiştir) ergimiş demire redükleyerek karbon dioksite dönüşür:</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">6 CO + 2 Fe2O3 =&gt; 4 Fe + 6 CO2</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Flaks, cevherdeki safsızlıkların (özelikle SiO2 nin ve diğer silikatların)  ergimesini sağlar. Yaygın olarak bilinen curuflaştırıcılar kireç taşı (kalsiyum  karbonat) ve dolomit&#8217;tir (magnezyum karbonat). Cevherden uzaklaştırılması  gereken empüritelerin cinsine göre farklı flakslar da kullanılabilir. Yüksek  fırının içindeki sıcaklık kireç taşının kalsiyum oksit&#8217;e parçalanmasına neden  olur:</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">CaCO3 =&gt; CaO + CO2</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Daha sonra kalsiyum oksit, silisyum oksit ile birleşerek curuf yapar.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">CaO + SiO2 =&gt; CaSiO3</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Curuf, fırın içerisindeki sıcaklıkta ergir. Fırının tabanında curuf, kendinden  daha yoğun olan sıvı demirin üzerinde yüzer. Fırının kenarında açılan oluklardan  sıvı demir ve curuf ayrı ayrı alınır. Üretilen demir, pik demir olarak  adlandırılır. Curuf soğuduktan sonra, kırılıp öğütülerek yol yapımında dolgu  maddesi veya mineral bakımından fakir toprakların zenginleştirilmesi amacıyla  kullanılabilir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">2000 yılında dünyada 1,1 milyar ton demir cevheri üretilmiştir. Bu miktarın  piyasa değeri yaklaşık 25 milyar dolardır. Dünyada 48 ülkede demir cevheri  üretimi yapılmakta olup en büyük beş üretici Çin, Brezilya, Avustralya, Rusya ve  Hindistan&#8217;dır. Bu beş ülkenin toplam üretim içindeki payı %70&#8217;dir. Üretilen 1,1  milyar ton demir cevherinden yaklaşık 572 milyon ton pik demir elde edilmiştir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>Demir ve insan vücudu<br />
</strong><br />
Besin maddeleri ve suda bulunur. Topraklarda bol miktarda demir bileşikleri  bulunur. Bitkiler demiri topraktan, hayvan ve insan organizması da bitkilerden  alır. Günlük ihtiyaç 8 mg kadardır. Demir için en iyi kaynaklar karaciğer,  böbrek, kalp, sakatatlar, yumurta sarısı, balık, istiridye, fasulye, ıspanak,  buğday ve yulaf unu, hurma, ceviz ve pekmezdir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Organizmada hemoglobin, miyoglobin, solunum enzimlerinde bulunur. Besinlerde  Fe3+ şeklinde bulunur.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">1. Etlerde porfirin sisteminde kompleks halde<br />
2. Sebzelerde anorganik demir halinde<br />
3. Hayvan ve insan organizmasında ise iyonlaşan demir halinde bulunur.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Demir eksikliğine anemi denir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Toksikolojik önlemler<br />
Bu maddede yazılanlar yalnızca bilgi verme amaçlıdır; doktor uyarısı ya da  önerisi yerine geçmez.<br />
Ayrıca bakınız: Vikipedi:Tıbbi sorumluluk reddi</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Demirin fazlası insanlar için zehirleyicidir, çünkü aşırı miktarda alınan iki  değerli demir (ferros demir) vücuttaki peroksitlerle reaksiyona girerek serbest  radikaller yapar.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">İnsan vücudu demirin emilimini çok sıkı kontrol eden bir mekanizmaya sahipse de  vücuttan atılmasına ilişkin fizyolojik bir yetisi yoktur. Dolayısıyla, alınan  aşırı mikardaki demir, sindirim sisteminin tüm bölgelerindeki hücrelere zarar  verebilir ve kan dolaşım sistemine girebilir. Kan dolaşımına giren demir, kalp,  karaciğer ve diğer organların hücrelerine de zarar vermeye başlar ve bu da, uzun  süreli organ hasarları veya aşırı dozdan ölümlere kadar gidebilir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">İnsanlarda demir zehirlenmesinin başlangıç değer; vücut ağırlığının kilogramı  başına alınacak 20 miligram demirdir. Kilogram başına 60 miligram demir,  öldürücü dozdur. Demir zehirlenmesi ile ilgili fazla bilgi için tıklayınız  (İngilizce ve dış kaynak). Altı yaşından küçük çocuklarda en çok görülen  zehirlenme yoluyla ölüm nedeni, ferros sülfat tabletlerinin aşırı tüketimidir.  Vücudun dayanabileceği günlük demir üst sınırı yetişkinlerde 45 miligram, 14 yaş  altı çocuklarda ise 40 miligramdır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Demir eksikliği hastalığı olanların haricinde ve bir doktora danışmaksızın demir  takviyesi ilaçlarının kullanımı sakıncalıdır. Kan veren kişiler de düşük demir  seviyesi riskine sahip olup demir alımlarını takviye etmelidirler.</font></p>
<p align="center"><span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</font></strong></span></p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"> <font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/kesifler-ve-buluslar/">»<span lang="tr">  &#8220;Keşifler ve Buluşlar&#8221; Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span></span></font></strong></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/demir-kesifler-ve-buluslar/">Demir (Keşifler ve Buluşlar)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/demir-kesifler-ve-buluslar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>3</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
