<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Deniz Tasitlarinin Tarihi | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/tag/deniz-tasitlarinin-tarihi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Thu, 16 May 2013 06:06:06 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Deniz Taşıtları (Keşifler ve Buluşlar)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/deniz-tasitlari-kesifler-ve-buluslar/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/deniz-tasitlari-kesifler-ve-buluslar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Nov 2007 09:30:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Karışık Başlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Keşifler ve Buluşlar]]></category>
		<category><![CDATA[Bulus]]></category>
		<category><![CDATA[Buluslar]]></category>
		<category><![CDATA[catlar]]></category>
		<category><![CDATA[Deniz Tasitlari]]></category>
		<category><![CDATA[Deniz Tasitlari Kesifler ve Buluslar]]></category>
		<category><![CDATA[Deniz Tasitlarinin Bulunusu]]></category>
		<category><![CDATA[Deniz Tasitlarinin Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Gemi]]></category>
		<category><![CDATA[icat]]></category>
		<category><![CDATA[Kesif]]></category>
		<category><![CDATA[Kesifler]]></category>
		<category><![CDATA[Maddelerin Kesifleri]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihteki Kesifler ve Buluslar]]></category>
		<category><![CDATA[Tekne]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/deniz-tasitlari-kesifler-ve-buluslar/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Deniz Taşıtları (Keşifler ve Buluşlar) Kara taşıtlarından, henüz hiç sözünü etmediğimiz deniz ulaşımına geçelim. Daha önce anlatılmamasının nedeni, Yunanlıların ve onlardan öncekilerin su üstü ulaşımında geri olmaları değildir; Cilâlı Taş Çağı&#8217;nda bile su üstü ulaşımı bilinmekte ve uygulanmaktaydı. Hatta geminin arabadan önce icat edilmiş olması da olağandır. Öyle ya, ağaç kütüğünü oyarak basit bir kayık [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/deniz-tasitlari-kesifler-ve-buluslar/">Deniz Taşıtları (Keşifler ve Buluşlar)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><font face="Maiandra GD"><strong><font color="#3366ff"><span style="font-size: 22pt"> Deniz Taşıtları<br />
</span></font><font color="#ff6600"><span style="font-size: 15pt">(Keşifler ve  Buluşlar)</span></font></strong></font></p>
<p align="center"> <img decoding="async" src="https://www.bilgicik.com/resimler/icatlar_ve_buluslar/gemi.jpg" alt="https://www.bilgicik.com/resimler/icatlar_ve_buluslar/gemi.jpg" height="112" width="150" /></p>
<p align="justify">  <font face="Maiandra GD" size="2">Kara taşıtlarından, henüz hiç sözünü  etmediğimiz deniz ulaşımına geçelim. Daha önce anlatılmamasının nedeni,  Yunanlıların ve onlardan öncekilerin su üstü ulaşımında geri olmaları değildir;  Cilâlı Taş Çağı&#8217;nda bile su üstü ulaşımı bilinmekte ve uygulanmaktaydı. Hatta  geminin arabadan önce icat edilmiş olması da olağandır. Öyle ya, ağaç kütüğünü  oyarak basit bir kayık yapmak, dingil ve tekerleği gerektiren arabanın icadından  daha kolay değil midir? Hatta gemiciliğin, suyollarının karayollarından daha  kısa ve kullanışlı olduğunun fark edildiği günden başlayarak gelişmiş olduğunu  kabul etmek, daha akla yakındır. Güzel bir yaz günü, körfezin karşı kıyısına  geçmek için kestirmeden denizi aşmak varken, tepeleri ve koruları aşarak  karayolundan gitmek zorunda kalırsak, buna hangimiz üzülmeyiz?</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Geminin icadını şu ya da bu halka mal etmekten kaçınmamız yerinde olur. Gemi  yolculuğunun, ta ilk zamanlardan beri dünyanın her yanında uygulandığını kesin  olarak kabul etmeliyiz. Yunan gemiciliğine öteki ülkelerdekinden (sözgelişi,  Çinlilerden ve İskandinavlardan) fazla önem verişimiz. Yunanlı gemicilerden  birinin adının &#8220;Ulysse&#8221; (Odusseus) oluşundan ve Homeros adlı ünlü şairin onu  ölümsüzlüğe kavuşturmasındandır</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Gerçektende, ilk klasik gemiciyi gözümüzde canlandırmamıza imkân veren  Homeros&#8217;tur. Şair, kahramanını: &#8220;Kabaca işlenmiş birkaç ağaç kütüğüne hayatını  emanet etmiş ve dalgalara meydan okuyan bir yiğit,&#8221; diye tanımlar. Klasik bir  tanım, ama onu ta tarih öncesine kadar, çok gerilere götürmemiz gerekir, işte o  zaman, M.Ö. III.-II. binde bile nasıl olumlu bir gelişmeye ulaşıldığını anlarız.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Daha iyisi, Louvre&#8217;a bir gidelim ve Mısır kayıklarının resimlerini gözden  geçirelim. Bunlar, birkaç çift kürekçinin çektiği uçları kıvrık gondollardır.  Yön, dümenle belirlenmekte, dümenci pupada oturarak gondola belirli açılar  vermektedir. Daha büyük hacimdeki gemilerde, dümen yerine çark kanadı  kullanılmaktaydı. Çark kanadının görevi, artık teknenin ekseni üzerinde değişik  eğriler vermek değil, bir bağlama sistemiyle dikey tutturulduğundan, mili  çevresinde dönme hareketi sağlamaktı. Bu haliyle, gerçek bir dümenin ilkel  şekline varmış oluyorlardı; ama daha da ileriye gidemeyeceklerdi. Çünkü dümen  için menteşe şarttı ve henüz bilinmiyordu bu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Fenikeliler, Mısır &#8220;Gondol&#8221;larını geliştirdiler, uzattılar. Bunların iki uçları,  ön ve arka kasara (geminin baş ve kıç tarafında ,asıl güverteden yüksek olan  kısa güverte.) biçimini aldı, boyu yirmi metreyi, su iç derinliği de iki metreyi  buldu. Sanayici, tüccar, armatör ve korsan bir halk olan Fenikeliler,  Akdeniz&#8217;deki üstünlüklerini bu gemiler sayesinde kurdular. Hatta Karadeniz&#8217;e ve  Atlas okyanusuna çıktılar.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p><center><!--adsense#reklam_336x280--></center></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bu sürekli yolculuklar, onları mevsime göre değişen rüzgârları incelemeye ve  -pusula bilinmediğinden- yıldızlara bakarak yön bulma yöntemini keşfetmeye  götürdü.   <font color="#000000">Gemiciliğin</font> ilk kurallarını da belirleyerek edindikleri bilgileri  derlediler. Bu kurallar, derme çatma sayılmasalar gerekti; çünkü Firavun Nekao,  M.Ö. 600 yılında bunlara dayanarak Afrika&#8217;nın çevresini dolaşmış ve Bartolomeo  Diaz&#8217;dan yirmi yüzyıl önce Ümit burnunu aşmayı başarmıştı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Şimdi bu dönemi geçip üç dört yüzyıl ileriye giderek Yunan tarihinin altın  çağında Atina&#8217;nın limanı Pire&#8217;yi ziyaret edelim: Rıhtımına 40 metre uzunluğunda  300-400 tonajlık gemiler yanaşmış. Bunlar, pupadaki çift kat kürekle idare  edilmekte ve yelkenle hareket etmekteler Donatımı, son derece basit: Hepsi de  yatay birer serene bağlanmış tek kare yelken taşıyor. Kaldı ki, direk çarmıhlara  dik tutulduğundan, kaptan sadece pupadan ya da gerektiğinde, yan-arkadan esen  rüzgârla yol alabilir. Başka bir gidişin gemiyi alabora etmesi işten bile  değildir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Ancak, savaş gemilerinin bu çeşit sınırlandırmalarla engellenmesine imkân yoktu  elbet. Bu nedenle, savaş donanması, su altı derinliği 3.50 metre olan üç sıra  kürekli kadırgalardan meydana getirilirdi. Yelkenden başka sayıları bazen üç  yüze varan kürekçiler de bulunurdu: Sıkı bir disiplinle idare edilişi, ayrıca  pruvaya (geminin ön tarafına) eklenen madeni mahmuz, bu gemileri korkunç savaş  araçları haline getirmekteydi. Buna son şeklini almış olan çapayı ve istenen  yerde durmayı sağlayan dikey demiri, çipo&#8217;yu da eklemek gerekir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Ancak bu tekneler, İskenderiye&#8217;nin sonraları denize indireceği kocaman gemilerin  yanında neydi ki? Karınca yuvası gibi kaynayan Siraküza limanındaki şu göz  kamaştırıcı gemiye bir bakın hele: II. Hieron&#8217;un komutasındaki bu gemi, Korintli  Arşias&#8217;ın tersanelerinde inşa edilmiş. 5.000 tonajlık hacmi var ve 3.900 ton  tutarında mal taşıyabiliyor. Yolcular, özel kamaralarında kalıyor ve lüks  salonlarda vakit geçiriyorlar. İskenderiye-Siraküza yolunu, altı günde alabilen  bu dev gemide 600 tayfa hizmet ediyor, 300 asker de onlara eşlik ediyor.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Birkaç yüzyıl atlayarak. Roma egemenliğinin en parlak cağında 6 kilometrelik  rıhtımı, 112 hektarlık havuzlarıyla Akdeniz ticaretini Roma&#8217;ya bağlayan Ostia  limanına gidelim. Kalyonları, Ben Hut&#8217;un ünlü üç sıra kadırgalarını ve  Arşimet&#8217;ten bu yana pek önemli bir gelişme göstermemiş olmakla birlikte 200  yolcu ve 3.400 hektolitre buğday taşıyabilecek kapasitedeki kabotaj (bir ülkenin  iskele ya da limanlan arasında işleyen gemiler; bu gemileri işletme işi.)  gemilerini selâmlayalım. Bunlar İskenderiye den Roma&#8217;ya sadece on günde  gidiyor&#8230; Romalılar, rüzgârları iyi tanıdıklarından, yolculuklarını Hint  okyanusuna; oradan da kervanlarla Çin&#8217;e kadar uzatabiliyorlar.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>DENİZ VE IRMAK GEMİCİLİĞİ<br />
</strong><br />
Kristof Kolomb zamanındaki, 1.600 tonajlık, 1.200 kişiyle 200 top taşıyan  yelkenliler ve 100-200 tonajlık küçük gemiler de gelişmişti. XIII. Louis 70  metre uzunluğunda, 15 metre genişliğinde, 72 top taşıyan ve 15.000 metre kare  yelkenleri olan bir gemiyi 1638&#8217;de denize indirdi. XIV. Louis zamanında,  özellikle Fransız ve Hollandalılar sayesinde düzenli yolcu seferleri başladı.  Gemilerin uzunluğu hâlâ 60 metreyi geçmiyordu, ama denge sağlayıcı yan  omurgaları, bir kablo aracılığıyla idare edilen çember dümeni ve mükemmel  manevra kabiliyeti sağlayan sayısız kare yelkenleri vardı. Kat kat uzanan  güvertelerdeki namlular, düşmana 500-600 metre yaklaşınca ateşe başlarlardı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">1624 yıllarında bir Hollandalı fizikçi, elips biçiminde keresteden yapılmış ilk  denizaltıyı suya indirmişti. Yukarı aşağı işleyebilen küreklerle yol alan bu  gemi, Westminster&#8217;den Greenwich&#8217;e doğru dört metre derinlikte, iki mil kadar  ilerleyebilmişti.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/deniz-tasitlari-kesifler-ve-buluslar/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Gemiciliğe</font></a> paralel olarak limanlar da gelişmekteydi. Gemilerin limanlara  girişini güvenliğe almak için kıyı dalgakıranları inşa etmek, karaya  yanaşabilmeleri için havuzları derinleştirmek ve yüklerini boşaltabilmek için  rıhtımları uzatmak gerekiyordu. Hamburg, Amsterdam, Le Havre, Liverpool, Nantes,  Bordeau,Lisbon gibi  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/deniz-tasitlari-kesifler-ve-buluslar/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">deniz</font></a> limanları durmadan büyüyor, Anvers, Londra gibi ırmak  limanları gelişiyordu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Suyolunun avantajları uzun zamandan beri bilinmekteydi. Ticaret trafiğinin  gerektirdiği, tarifelere göre düzenli işleyişe en iyi suyolu karşılık  verebiliyordu. Üstelik itici güç burada, karayollarından daha yüksek verim  sağlıyordu. Tonlarca yükün dağları ve vadileri aşması için kaç beygire ihtiyaç  vardır? Oysa, bunlar küçük bir mavnaya yüklendikten sonra, kıyıdan tek bir  beygirle çekilebiliyordu. Akarsuyun bu işe uygun olmadığı yerlerde de kanallar  açmak zorunlu oluyordu. Venedik&#8217;in olağanüstü gelişmesi ve önemi, sahip olduğu  kanal şebekeleri sayesinde Batı Avrupa ile doğu ülkeleri arasında bağlantı  sağlayabilmesinden ileri gelmiyor muydu? Bunu, daha sonra. Kuzey ve Orta Avrupa  ile Amerika arasında, Amsterdam yapmaya başladı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">İtalya, Rönesans&#8217;ta uygarlığın öncülüğünü yapmıştı; araştırmacıların zekâlarını  kanal tekniği yönünde de işletmeleri beklenirdi. Lombardiya, arklarla sulama  sistemini XI. yüzyılda uyguladı. XII. yüzyılda Tessin&#8217;in, XIII. yüzyılda da  Adda&#8217;nın yatağını değiştirmeyi başardılar. Su işleri tekniği yaygınlaşıyordu.  Hollanda ve Fransa ilk tasarılarını hazırladılar. XV. yüzyılda Seine&#8217;de Eure&#8217;den  Troyes&#8217;a kadar gemiler işlemeye başladı. XVI. yüzyılda, Fransız mühendisi Adam  de Craponne (1527-1576), Ourance ile Rhone sularını birleştiren bir kanal yaptı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Mühendis Domenico kardeşlerin (XV. yüzyıl) geliştirdiği &#8216;çifte kapılı tasfiye  havuzu&#8217; en son mükemmelliğine erişti. IV. Henri 1604&#8217;te Briare&#8217;da kanal  şantiyeleri açtırdı. Bu iş, Tourslu mühendis Hugues Crosnier&#8217;ye verildi ve  1642&#8217;de işletmeye açıldı. Kralın bir suikasta kurban gitmesi, iç kargaşalıklar  ve savaşlar nedeniyle bu iş oldukça uzamıştı. Bununla birlikte resmi makamlar ve  mühendisler heyecan yaratan bir proje hazırladıkları için çalışmalar  sürdürülmüştü. Proje, Okyanus&#8217;la Akdeniz&#8217;i bir kanalla birleştirmekti ama, bu  yüce kişiler, hiç bir şey gerçekleştiremediler. Uygulanabilir bir planı sonunda  Languedodu basit bir vergi memuru olan Pierre-Paul Riquet (1604-1608) teklif  etti ve Colbert&#8217;in de desteğiyle 1667&#8217;de ilk kazmayı vurdu. Eserinin sona  erdiğini (1681) görmenin kıvancına erişemediyse de, Riquet&#8217;in onur verici bir  işi başardığı tartışmasız kabul edildi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bu çağda Hollanda&#8217;da iç suyolları gemiciliğinde büyük gelişmeler görülmüştü.  Sanayi ve tarım merkezleri, mavna seferleriyle birbirlerine bağlanmıştı.  Sözgelişi Delft ile Rotterdam arasında en az on altı tekne işlemekteydi. Bu  ulaşım araçlarının düzenliliğinden suyolunda sarsıntı olmadığı için  rahatlığından ve ucuzluğundan ötürü, insanlar, âdeta eşyalara imreniyorlardı&#8230;  Çünkü bunlar ırmaklar boyunca keyifli keyifli giderlerken, insanların, yoldan  başka her şeye benzeyen, atların ayaklarını ya da arabaların dingillerini  kırdıkları şoselerde eziyetli yolculuklara mahkûm edilmeleri haksızlık değildi  de neydi? Bu nedenle de XV. yüzyıldan başlayarak insanların da suyoluyla  taşınması tasarlandı. Bu girişimler, XVII. yüzyılda resmiliğe büründü ve  suyoluyla düzenli şekilde insan taşıma işi ancak o zaman gerçekleştirilebildi.  Böylece &#8220;su arabaları&#8221;, kara arabalarıyla ciddi bir rekabete başladı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Su arabaları, Fransa&#8217;da 1625&#8217;te Paris-Tours arasında işlemeye konuldu. Bunu  Auxerre, Lyon, Nantes &#8220;hatları&#8221; izledi. Yolculuk uzun sürüyordu, ama en az üç  kat daha ucuz ve kara taşıtlarıyla kıyaslanamayacak kadar da rahattı. Yolcu  taşıyan şık ve süslü vapurlarda yolculara ayrılan bölümlere, manzarayı  seyredebilmeleri için baştan başa cam takılmıştı.</font></p>
<p align="center"><span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</font></strong></span></p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"> <font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/kesifler-ve-buluslar/">»<span lang="tr">  &#8220;Keşifler ve Buluşlar&#8221; Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span></span></font></strong></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/deniz-tasitlari-kesifler-ve-buluslar/">Deniz Taşıtları (Keşifler ve Buluşlar)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/deniz-tasitlari-kesifler-ve-buluslar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
