<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Dil Sorunlar | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/tag/dil-sorunlar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Sat, 29 Sep 2007 23:00:26 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Türkçenin Kullanımı ve Dil Politikası</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-kullanimi-ve-dil-politikasi/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-kullanimi-ve-dil-politikasi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 29 Sep 2007 22:57:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkoloji Makaleleri]]></category>
		<category><![CDATA[Türkoloji Makaleleri (Genel)]]></category>
		<category><![CDATA[Akademik]]></category>
		<category><![CDATA[Dil Politikasi]]></category>
		<category><![CDATA[Dil Sorunlar]]></category>
		<category><![CDATA[Dilbilim]]></category>
		<category><![CDATA[Eski Turk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Mujdat Kayayerli]]></category>
		<category><![CDATA[Türk]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Turkcemiz]]></category>
		<category><![CDATA[Turkcenin Kullanimi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Universite]]></category>
		<category><![CDATA[Yazi]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Turk Dili]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-kullanimi-ve-dil-politikasi/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkçenin Kullanımı ve Dil Politikası (Müjdat KAYAYERLİ) Türkçe, dünyanın en çok konuşulan altıncı dilidir ve yayıldığı alan bakımından dünyanın üç büyük dili arasındadır. Türkçe, günümüzde resmi dil, devlet dili, azınlık dili ve göçmen dili olarak 12 milyon kilometrekarelik bir coğrafyada kullanılmaktadır. Türkçe, yazı ve edebi dil, eğitim ve öğretim dili, sözlü, görüntülü yayın ve basın [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-kullanimi-ve-dil-politikasi/">Türkçenin Kullanımı ve Dil Politikası</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"> <font style="font-size: 22pt" color="#3366ff"> <span style="font-family: Maiandra GD; font-weight: 700">Türkçenin Kullanımı ve  Dil Politikası</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; text-align: center" align="center"> <font color="#ff5050" size="3"> <span style="font-size: 15pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD; font-weight: 700"> (Müjdat KAYAYERLİ)</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; text-align: center" align="center"> <font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font size="3"><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> Türkçe, dünyanın en çok konuşulan altıncı dilidir ve yayıldığı alan bakımından  dünyanın üç büyük dili arasındadır. Türkçe, günümüzde resmi dil, devlet dili,  azınlık dili ve göçmen dili olarak 12 milyon kilometrekarelik bir coğrafyada  kullanılmaktadır. Türkçe, yazı ve edebi dil, eğitim ve öğretim dili, sözlü,  görüntülü yayın ve basın dili, ağız ve lehçe, yabancı dil olarak da Avrasya’da,  Asya’da ve Avrupa’da en fazla kullanılan dil olmasına rağmen devletimizin ve  milletimizin belirgin bir Türkçe dil politikası olmaması ‘Türkçe sevdalılarını’,  ‘filologları’ ve ‘Türkologları’ derinden üzmektedir.<br />
</span></font></p>
<p><font size="3"><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><br />
</span></font></p>
<p><font size="3"><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> Türkoloji sahasında yetişecek uzman ve öğrencilerimizin dilbilimi, sosyoloji,  tarih, karşılaştırmalı edebiyat, kültür, antropoloji ve halk bilimi gibi  dersleri görmeleri, yabancı dillere vakıf olmaları sağlanmalıdır. Böylece 21.  yüzyılda ana dilimiz Türkçe’nin varlığı daha iyi korunabilecek ve dille ilgili  daha çok araştırma yapılabilecektir. </span></font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Tarihi ve kültürel alanda varlık mücadelesi  veren Türkçe yakın çevresinde ve komşu ülkelerde iç içe kullanılmaktadır.  Türkiye ve çevresine, Kafkaslar’a, Türkistan’a, İdil Ural Bölgesi’ne,  Sibirya’ya, Balkanlar’a yayılan Türkçe, bugün soy, din, tarih ve kültür  ortaklıklarıyla beslenip geleceğe zengin kelime hazinesiyle ve iletişim dili  olarak varlığını sürdürme mücadelesi vermektedir. Günümüzde Türkçe, eski Doğu  Bloku’nun ortak kültür dili olan Rusça’nın ve bilim, teknik, diplomasi dili  olarak kullanılan İngilizce’nin baskısıyla karşı karşıyadır.</font></p>
<p><font size="3"><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><br />
</span></font></p>
<p><font size="3"><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> Bulgarca, Sırpça, Romence, Yunanca, Arapça, Farsça, Çince gibi resmi dillerin  devlet dili olarak kullanıldığı ülkelerde Türkçe, siyasi ve sosyal şartlara  bağlı olarak, hatta uluslar arası ilişkiler çerçevesinde tamamıyla yasaklanmış,  bazen serbest bırakılmış şekliyle ‘azınlık dili’ olarak varlığını devam  ettirmiştir. Avrupa’da Almanca, Fransızca, İngilizce ve Flamence dilleriyle  birlikte kullanılan Türkçe’ye ‘azınlık dili’ statüsü bile verilmemiştir.</span></font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Doğuda Arapça, Farsça, Çince, Hintçe Batıda  ise Almanca, Fransızca, İngilizce, İspanyolca, kuzeyde Rusça tarihte ve  günümüzde önemli devlet ve kültür dili olarak kullanılırken, Türkçe’miz hem  doğuda, hem de batıda köklü geçmişi ile geniş bir alana yayıldığından ülkemizde  yeni dil politikalarının geliştirilmesinin ve gözden geçirilmesinin tam  zamanıdır.<br />
</font></p>
<p><font size="3"><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><br />
</span></font></p>
<p><font size="3"><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">Yeni  dil politikaları geliştirilirken dünyanın en önemli beş dili ve o dilleri dünya  dili, iletişim dili, kültür dili, yabancı dil haline dönüştüren ‘dil politikası  üreten merkezlerin stratejileri’ araştırılmalı ve karşılaştırmalı çalışmalar  yapılarak “uygulamalı Türkçe politikası” gündeme getirilmelidir. Türkçe eğitim  ve öğretim merkezlerinin, özellikle Türkçe’nin yabancı dil olarak öğretilmesi  konusunda yeni stratejilerin geliştirilerek uygulanmasının Türk varlığına ve  Türk ekonomisine de katkısının büyük olacağı şüphesizdir.</span></font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Çünkü Türkçe’nin zengin, kültürel, tarihi  derinliğe sahip, iletişim, mantık ve bilgisayar, hatta müzik dili olduğunu bütün  dilbilimciler kabul etmiş durumdadır.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Türkçe, Türkiye’de ‘Türkiye Türkçe’siyle’,  Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde Azerbaycan’da, Özbekistan ve Türkmenistan’da o  ülkenin geçerli lehçesi ile, Kazakistan ve Kırgızistan da ise resmi dil  özelliğini Rusça ile paylaşarak kullanılmaktadır. Kuzey Kafkasya  cumhuriyetlerinde Kumuk ve Nogay, Karaçay -Malkar Türkçesi ve Kafkas Türkmen  Türkçeleri eğitim-öğretim, yazı, günlük konuşma ve basın dili olarak  kullanılmaktadır. Gürcistan’daki Türk Toplulukları, Ahıska Bölgesinden sürgün  edilen Ahıska Türkleri de Türkçeyi konuşma dili olarak kullanırken,</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Çuvaşistan’da Çuvaş, Başkurdistan’da  Başkurt, Tataristan’da Tatar Türkçeleri resmi dil olarak kullanılmaktadır. Saha  Cumhuriyeti’nde Saha, Altay Cumhuriyeti’nde Altay, Hakas Cumhuriyeti’nde Hakas,  Tuva Cumhuriyeti’nde Tuva Türkçeleri Rusça gibi resmi dil olarak kullanılmaya  devam edilmekte olup, Altay ve Hakas Türklerinde dil kaybolmakta olduğundan ‘ana  dilleri Türkçe’ye sahip çıkmak’ haysiyet meselesi haline gelmiştir.<br />
</font></p>
<p><font size="3"><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><br />
</span></font></p>
<p><font size="3"><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">Şor  Türkleri de yok olmak üzere olan dillerini yaşatma gayreti içerisindedir. Kırım  Tatar Türkçesi yeniden eğitim-öğretim, basın ve yayın dili haline gelirken,  Kırımçak ve Karay Türkçesi kaybolmak üzeredir. Abhazya ve Azak Denizine yakın  yerlerde yaşayan Urumlar ise Türkçe’yle birlikte ‘iki dilli’ hayatlarını  sürdürmektedir. Gagavuz Yeri’nde ise Gagavuz Türkçesi, Rusça ve Moldava diliyle  birlikte resmi dil olarak kullanılmaya devam etmektedir. Odesa Bölgesindeki  Gagavuz Türkleri de Moldova’daki Gagavuzlarla dil ve kültür ilişkilerini  pekiştirmektedir.<br />
</span></font></p>
<p><font size="3"><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><br />
</span></font></p>
<p><font size="3"><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> Bulgaristan ve Yunanistan’da yaşayan Gagvuz ve Pomak Türkleri ile Romanya’daki  Kırım Tatar, Gagavuz ve Nogay Türkleri Türkiye Türkçe’sinden farklı şiveleri  kullanmaktadırlar. Türkçe, İran’da, Irak’ta ve Suriye’de azınlık dili olarak  varlığını devam ettirmektedir. Türkçe, Irak’ta Türkmenler tarafından  radyo-televizyon dili olarak kullanılırken, Suriye’de konuşma dilinden öteye  adım atamamıştır. Türkçe son günlerde Suriye’de AB dili olarak eğitimi verilen  18 yabancı dil arasına girmiştir.</span></font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Özellikle İran’da ‘Türkçe şuuru ve  kullanımı’ için stratejik yöntem ve diyalog aranmalıdır! Çünkü otuz milyon  civarındaki İran Türklüğünün dünyaya Türkçe gözlüğü ile bakabilmesi için  ‘Türkçe’yikullanma seferberliğine’ ihtiyaç vardır. Kıpçak grubundan olan Halaç  Türkçe’si ise kaybolmaya yüz tutan bir dil olduğundan yeniden araştırılmalıdır.  Türkçe, Fas, Tunus, Cezayir, Mısır, Libya gibi ülkelerde yüzyıllarca konuşma ve  edebiyat dili olarak kullanılmışken; Mısır’da Memluk Kıpçak Türkçe’si olarak  ortaya çıkmış, ama bugün bu ülkelerde Türkçe hiç kalmamıştır. </font></p>
<p><center>[ad#reklam_336x280]</center><font face="Maiandra GD" size="2">Doğu Türkistan’daki Türk topluluklarının  dil varlıklarının korunmasına Rusya ve Çin her zaman politik yaklaşmıştır. Bu  yüzden yazı ve edebi dil olarak bilinen Uygur Türkçe’sinin eğitim-öğretim dili  olmasına izin verilmemiştir. Fu-Yu Kırgız, Sarı Uygur ve Salar Türkçeleri ise,  konuşanları gittikçe azalan ve kaybolmaya yüz tutmuş, ancak araştırılması  gereken dillerdir. Afganistan’da Özbek, Kazak, Türkmen, Kırgız, Türk boyu olan  Aymak Türkçeleri konuşma dili olarak varlıklarını sürdürmekte iken, Oğuz esaslı  Lakay Türklerinin yaşadığı Tacikistan’da Özbek Türkçe’si sosyal hayatta  ağırlığını hissettirmektedir. ‘Hazara’ ve ‘Lakay’ dilleri hakkında fazla bir  kaynak bulunmadığı için bu dillerin kullanımı her yönden incelenmelidir.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Türkiye dışında yaşayan Türk  vatandaşlarının ve çocuklarının ana dilleri Türkçe’dir. Ancak üçüncü ve dördüncü  kuşak Türk çocukları ana dillerini kaybetmiş olup, ana dil yerine İngilizce,  Almanca ve Fransızca kullanmaktadırlar. Türkçe’yi sadece yabancı dil olarak  öğrenen çocuklarımızın sayısı da gittikçe artmaktadır! Türkçe’nin kaybı demek  Türkçe düşünülmesinin kaybı demektir.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Türklerin göçmen olarak gittikleri AB  ülkeleriyle, Amerika ve Avustralya’da da Türkçe, iletişimde, eğitim ve  öğretimde, yazılı ve sözlü edebiyatta, sesli ve görüntülü yayınlarda o ülkenin  dilleriyle birlikte iç içe kullanılmaktadır. Sosyal ve kültürel sıkıntılar yurt  dışında yaşayan Türklerin hem kendi kimlikleriyle olan bağlarını koparmamaları,  hem de yaşadıkları ülkeye dil ve kültür açısından uyum sağlayabilmeleri amacıyla  ilkokuldan itibaren iki dilde okuma yazma ders projeleri uygulamasına  geçilmesine rağmen istenilen hedefe ulaşılamamıştır. Bu bakımdan Türkçe, hem  Türkler için, hem de o ülkenin yerli insanları için daha önemli dil olarak  gündeme gelmektedir. Türkçe, ne kadar bilim dili olarak kullanılırsa, kültür,  müzik, edebiyat, sözlü ve yazılı, görüntülü yayın olarak güçlü ve etkili bir dil  olursa, Türk kültür varlığı olan dil de o kadar uzun korunur ve yaşar.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">“Her Türk Topluluğunu bir millet, her Türk  lehçe ve ağzını bir dil yapma projesini” ustaca uygulayan ülkeler Türkçe’yi de,  Türk milletini de parçalamak istemişlerdir. Türkçe ve Türk milleti bu görüntüden  mutlaka kurtarılmalıdır. Türk dili kollarının büyük bölümünün “kayboluş ve yok  oluş”sürecini engellemek için Türkçe’de birlik sağlanmalıdır. Dilde bütünleşmek  için Türkçe’nin bir kolu değil, bir sözcüğü bile yok sayılmamalıdır. Kültür ve  düşünce zenginliğini sözcük anlamlarından alan Türkçe, etimolojik sözlüklerle,  karşılaştırmalı çalışmalarla ve dialektoloji , ağız ve lehçe araştırmalarıyla,  alan tarama sözlükleriyle ve yabancı kelimelere karşılık bulma çalışmalarıyla  ‘Türkçe’nin Sözcük varlığı’ genişletilmelidir.<br />
</font></p>
<p><font size="3"><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><br />
</span></font></p>
<p><font size="3"><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">Ortak  iletişim Türkçe’si siyasi bir kararla değil, internet siteleriyle, uydu  aracılığı ile, radyo ve televizyon yayınlarıyla, yazar ve edebiyatçılarımızın  eserleriyle güçlendirilmiş, bilim ve teknikte işlenmiş 2023’te 300 milyon  insanın kullandığı bir dil olarak ortaya çıkmalıdır. Bütün bu bilgileri  araştırarak yazan Nevzat Özkan’ın ‘Türk Dili’nin Yurtları’ adlı eserini  etraflıca okumalı ve okutmalıyız.</span></font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">AB ile bütünleşme sürecinde çıkarılan  ‘mahalli dil ve lehçelerde yayın ve eğitim yapılması’ konusundaki yasa  hükümlerinin dil kullanımında nasıl bir değişikliğe yol açacağı ve hangi  önlemlerin alınması gerektiğine ilişkin belirsizliklerin olduğu da ortadadır.  Çünkü anayasanın 42. maddesinde “Türkçe’den başka hiçbir dil, eğitim ve öğretim  kurumlarında Türk vatandaşlarına ana dilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez”  hükmü yer almaktadır.<br />
</font></p>
<p><font size="3"><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><br />
</span></font></p>
<p><font size="3"><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> Türkiye Cumhuriyeti sosyal hayattaki mahalli zenginlikleri ve çeşitlikleri  koruyarak geliştirme ilkesini benimsemiş, milli devlet ilkesinin gereği olarak  da her ülke gibi “tek dil, tek bayrak ve bütünlük içinde bir ülke olmak”  ilkesine dayandığı için Türkiye Türkçe’sini her zaman koruyacaktır. Yeter ki  Türkçe’nin zenginliğine güvenelim, her yerde her zaman Türkçe konuşalım ve  yazalım, yazdıralım! Türkçe öğretelim! Türkçe’yi resmi bir Avrupa Birliği ve  Birleşmiş Milletler dili durumuna getirmek için, Türkologlarımızın Türk dilini,  Türk edebiyat ve kültürünü bütün dünyaya tanıtma fırsatı verilmelidir. İşte o  zaman &#8220;Benim vatanımın sınırları ‘Edirne’den başlayıp Hakkari’de bitmez, benim  vatanımın sınırları Türkçe konuşulan yerde başlar, Türkçe konuşulan yerde biter”  diyen Ömer Seyfettin’i haklı çıkarabiliriz.</span></font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Türkçe hakkındaki olumlu görüşlere rağmen  Türkçe’nin ve Türk kimliğinin erimemesi, yozlaşmaması için ve Türkçe’nin  işlevini koruyan bir dil olarak kalması için Kıbrıs Türk’ü Yusuf Yanç’ın  aşağıdaki sözlerini aklımızdan çıkarmamalıyız:</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">“Toprağımızı, bayrağımızı, inancımızı  çaldırmayalım derken dilimizin çalındığını, talan edildiğini, özün el diline  özendiğine, içi yananınız var mı? Masallarımızı, tekerlemelerimizi, ata  sözlerimizi kaybettik, Şarkılarımızı, türkülerimizi, ninnilerimizi kaybettik.  Türkçe’miz elden gidiyor, dizini döveniniz var mı?”</font></p>
<p><span style="font-style: italic"><font face="Maiandra GD" size="2">Alıntı:  Aygazete 29.07.2003</font></span></p>
<p style="margin: 0px">&nbsp;</p>
<p style="margin: 0px">&nbsp;</p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"> <span style="font-size: 15pt"><font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkoloji-makaleleri-genel/">»<span lang="tr">  “Türkoloji Mak. &#8211; Genel” Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span> </span></font></strong></p>
<p align="center"><span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…</font></strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-kullanimi-ve-dil-politikasi/">Türkçenin Kullanımı ve Dil Politikası</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-kullanimi-ve-dil-politikasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>8</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkçenin Gelecekteki Görünümü Üzerine (Doç. Dr. V. Doğan Günay)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-gelecekteki-gorunumu-uzerine-doc-dr-v-dogan-gunay/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-gelecekteki-gorunumu-uzerine-doc-dr-v-dogan-gunay/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 29 Sep 2007 22:55:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkoloji Makaleleri]]></category>
		<category><![CDATA[Türkoloji Makaleleri (Genel)]]></category>
		<category><![CDATA[Akademik]]></category>
		<category><![CDATA[Dil Sorunlar]]></category>
		<category><![CDATA[Dilbilim]]></category>
		<category><![CDATA[Dogan Gunay]]></category>
		<category><![CDATA[Eski Turk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Gelecek]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Türk]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Turkcemiz]]></category>
		<category><![CDATA[Turkcenin Gorunumu]]></category>
		<category><![CDATA[Türkoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Universite]]></category>
		<category><![CDATA[Yazi]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Turk Dili]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-gelecekteki-gorunumu-uzerine-doc-dr-v-dogan-gunay/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkçenin Gelecekteki Görünümü Üzerine (Doç. Dr. V. Doğan Günay) Değerli dinleyiciler, &#160; Bu tür toplantılarda genelde Türkçenin yozlaştığından, başka dillerin etkisinde kaldığından, dilimize giren yabancı sözcüklerin çokluğundan söz edilir. Dilimizdeki biçimbirim, sözcükbirim, sözdizim ya da anlamsal alandaki değişmelerden, isterseniz bozulma da diyebilirsiniz, söz etmek neredeyse gelenekselleşmiştir. Herkes, günlük yaşamda karşılaştığı farklı türden yanlışlıkları bir araya [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-gelecekteki-gorunumu-uzerine-doc-dr-v-dogan-gunay/">Türkçenin Gelecekteki Görünümü Üzerine (Doç. Dr. V. Doğan Günay)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"> <font style="font-size: 22pt" color="#3366ff"> <span style="font-family: Maiandra GD; font-weight: 700">Türkçenin Gelecekteki  Görünümü Üzerine</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; text-align: center" align="center"> <font color="#ff6600"><strong> <span style="font-size: 15pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD"> (Doç. Dr. V. Doğan Günay)</span></strong></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; text-align: center" align="center"> <font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p style="text-align: left">   <font size="3"><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">   Değerli dinleyiciler, </span></font><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; text-align: center" align="center">&nbsp;</p>
<p>     <font size="3"><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">Bu tür    toplantılarda genelde Türkçenin yozlaştığından, başka dillerin etkisinde    kaldığından, dilimize giren yabancı sözcüklerin çokluğundan söz edilir.    Dilimizdeki biçimbirim, sözcükbirim, sözdizim ya da anlamsal alandaki    değişmelerden, isterseniz bozulma da diyebilirsiniz, söz etmek neredeyse    gelenekselleşmiştir. Herkes, günlük yaşamda karşılaştığı farklı türden    yanlışlıkları bir araya getirip, dilimizin ne denli bozulduğunu ayrıntılı    olarak ortaya koyar.</span></font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Sözü edilen yanlışlıklar gerçekten  dilimizde vardır ve söylenildiği biçimde son zamanlarda dilimizde olumlu ve  olumsuz yönleriyle birlikte hızlı bir değişim söz konusudur. Kısacası bu tür  çalışmaların gerekli olduğuna inanıyorum. Kullandığımız Türkçenin sağlıklı  biçimde gelişip zenginleşmesi için kullanılan dile özen göstermeliyiz. Türkçenin  yapısına uymayan kullanımlar konusunda bu dili konuşanların daha dikkatli olması  gereklidir. Yani dilimizdeki bozulmaları ele alan durum saptamaları ve  önerilerin dikkate alınması zorunludur. Ancak yalnızca, deyim yerindeyse &#8220;kuru  kuruya&#8221; Türkçeyi savunmak bu dile ne kadar katkı sağlar? Bunu da düşünmek  gerekiyor. </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">  </font><font size="3"><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> Size farklı türden bir `dilimize sahip çıkma biçimi&#8217;nden söz edeceğim. Bu açıdan  konuşmam belki de beklenilen duruma çok uymuyor olabilir. Nedir bu yöntemler?  Hemen söyleyeyim, konuşmamın tamamında &#8220;en iyi savunma karşı saldırıdır&#8221;  ilkesinden yola çıkılarak Türkçe ile ilgili görüşler oluşturulacaktır. Bu  yaklaşımın futbol için geçerli olduğu kadar, bir kanıtlama biçiminde ya da  toplumsal bir durum için de geçerli olduğunu düşünüyorum. Neden böyle bir  yaklaşımın gerekli olduğuna da, şu söyleyeceklerimi göz önünde bulundurarak siz  karar verin:</span></font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Türkiye Cumhuriyeti Devleti&#8217;nin yıllardır  yaptığı şey savunma durumudur, bir türlü karşı saldırıya geçememiştir. Ermeni  sorunu konusunda bir deli bir şey söyler, kuyuya bir taş atar; sonra Türkiye  yıllarca o söylenenin yanlış olduğunu kanıtlamaya çalışır. Bu kanıtlamalarda ne  kadar başarılı olunduğu da tartışmalıdır. Bu tür yaklaşıma &#8220;çamur at izi kalsın&#8221;  mı demek gerekir yoksa &#8220;hasmını en zayıf yerinden vurmak&#8221; mı demek gerekir,  bilemiyorum.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Burada söz konusu yanlış bilgiyi alan  kişileri suçlamak gereksizdir. İnsanın bir konudaki yargısı her zaman doğru  bilgiye dayanmaz. İnsan en çok hemen çevresinde verilen bilgiye bağlı bir  inanmaya elverişli yapıdadır. Bu açıdan birisi bir şey söyler, diğerleri de ona  inanır. Örneğin zamanında bize verilen Sovyetler Birliği ile ilgili bilgilerin  hangisini doğrulamaya çalıştık?</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">En anlamsız bilgi bile olsa, verilen her  şeye inandık ya da inandırıldık. Avrupa insanına ülkemizle, dilimizle ilgili  verilen yalan yanlış bilgileri de bu bağlamda düşünmek olasıdır. Yanlış  bilgilere inanan bu insanlardan bir tanesi bile, kendisine aktarılan bilgilerle  ilgili olarak &#8220;acaba böyle midir?&#8221; diye sormaz. Türk diplomasisi, yıllarca  Ermeni sorunu konusunda ya da başka konularda gelen yalan yanlış bilgilerin  doğrusunu vermeye çalıştı, ama hiçbir zaman biz de bir şeyler söyleyelim ve  dünya kamuoyunu bilgilendirelim demedik. </font></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">Avrupa topluluğu,  Türkiye ile ilgili bir konuyu eleştirir. Biz de suçlu bir konumda &#8220;tamam  efendim&#8221;leri ardı ardına sıralarız. Ama bir türlü de istediklerini  gerçekleştiremeyiz. Bir başkası çıkıp da &#8220;Ey Avrupa, sen IRA&#8217;ya nasıl  davranıyorsun, Baider-Mainhoff örgütünü yok ederken insan hakları aklına gelmedi  mi?&#8221;, &#8220;Ey Amerika sen faşistin en faşisti, ırkçının en ırkçısı değil misin?  Kızılderili ırkı ne oldu?&#8221; diye sormaz. Eğer siz sürekli savunmada kalırsanız ve  hasmınız da bu durumu bilirse, sizin bu zayıflığınızdan fazlasıyla yararlanır ve  başarma şansınız neredeyse sıfırdır. </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">Diğer yandan şu da  kesin bir durumdur. Ülkemizde var olan her türlü insan hakları ile ilgili  engellemeler ve kısıtlamalar bir an önce düzeltilmesi gereklidir. Bu durumun  düzeltilmesi dışarıdan gelen bir baskıya bağlı olarak değil, bu ülke  insanlarının onurlu biçimde yaşaması için zorunludur. </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">Bu yaklaşımdan yola  çıkınca Türkçe ile ilgili nelerin yapılabileceği sorulabilir. Ya da Türkçe ile  karşı atağa nasıl geçilir? Ben Türkçe ile karşı atağa geçmeyle ilgili durumları  kısa kısa açıklamaya çalışayım. </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">1. Öncelikle Türkçe,  Şili önlerindeki Ateş adasında, dünya üzerinde sadece 46 kişi tarafından  konuşulan Kavaşkar dili değildir. Yani Türkçenin dünyada belli bir yeri ve  ağırlığı vardır. Sözünü ettiğimiz dil, anadili olarak dünya üzerinde en fazla  konuşulan dillerden birisidir. Bugün için dilimizin dünyada en yaygın biçimde  kullanılan ilk on dil içinde yer aldığı söylenir.</span></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Hangi ölçütü alırsanız alın, her türlü  sıralamada Türkçe, ilk 6 ila 11 arasında olacaktır. Günümüzde, on milyondan  fazla kişi tarafından konuşulan dünyadaki 29 dilden, sözlü ve yazılı edebiyatı  olan 78 civarındaki dilden birisidir. Tüm dünyamızda değişik dönemlerde bir  devlet dili olabilen dillerin sayısı 118 kadardır . Türkçe belki de ilk devlet  dili olmuştur. M.Ö. III. Yüzyılda Hunların tarih sahnesine çıktığı dönemde Hun  Türkçesi devlet dili olmuştur. </font></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">Hatta bu dilin diğer  birçok gelişmiş denen dilden oldukça farklı yönleri de vardır: Örneğin Türkçenin  seslerindeki uyum ve musiki bakımından dünyanın en iyi dillerinden birisidir.  Yapısı ve işleyişi bakımından çok düzgün ve ünlüler bakımından en zengin dünya  dillerinden birisi olduğu belirtilir.</span></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Çok geniş bir coğrafyada konuşulur.  Dilimizin dizgeli ve türetken bir anlatım gücü olduğu söylenir, ve hatta bu  durumun &#8220;insan zekasının dilde gerçekleşen bir başarısı&#8221; olarak gösterilir.  Dünyada en çok sözcük üretmeye elverişli olan dilimizin türetme olanakları ve  gücü, gerek batılı araştırmacılar, gerekse bizim dilcilerimiz tarafından  sıklıkla vurgularlar. Örneğin İsmail Hakkı Baltacıoğlu &#8220;Türk dili türetme gücü  çok yüksek bir dildir. Hem de bu güç Türk dilini başka dillerden ayıran en büyük  özelliktir&#8221; der. </font></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">İşte sözü edilen  dilin bu denli önemli bir yeri var. Ama arkasından şu sorulabilir: &#8220;Ey Türk, sen  bu dünya dilini, dünyada yaymak, daha fazla kişi tarafından konuşulmasını  sağlamak için ne yaptın?&#8221; Yanıtı çok kısa: &#8220;Hiçbir şey&#8221;. Aslında çok da karamsar  olmamak gerekir. Yani bütünüyle olumsuz da değil. Size Metin Aydoğan&#8217;ın Bitmeyen  Oyun kitabından bir bölümünü aktarayım. Dilimiz ve kültürümüz için neler  yapmışız ya da yaptırıyorlar birlikte görelim: </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">&#8220;Türkiye, 27 Aralık  1949 tarihinde ABD ile; «Türkiye ve ABD hükümetleri arasında eğitim komisyonu  kurulması hakkında anlaşma» adıyla ikili bir anlaşma imzaladı. (&#8230;) Anlaşma;  Türkiye&#8217;den ABD&#8217;ye gönderilecek Türk öğrenci, öğretim üyesi ve kamu görevlileri  ile ABD&#8217;den Türkiye&#8217;ye gönderilecek Amerikalı `uzman&#8217;, `araştırmacı&#8217; ve `eğitimci&#8217;nin  statülerini belirliyordu. Anlaşmanın birinci maddesi şöyleydi; &#8220;Türkiye&#8217;de  BİRLEŞİK DEVLETLER EĞİTİM KOMİSYONU adı altında bir komisyon kurulacaktır. Bu  komisyon, niteliği bu anlaşmayla belirlenen ve parası T.C. Hükümeti tarafından  finanse edilecek olan eğitim programlarının yönetimini kolaylaştıracak ve  Türkiye Cumhuriyeti ile Amerika Birleşik Devletleri tarafından tanınacaktır&#8221;.  (&#8230;)</span></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">1949 yılında imzalanan anlaşma, Türk Milli  Eğitimini ABD denetimine bırakan bir süreci başlattı. Yeni dünya düzeni  politikalarının, azgelişmiş ülkeler için öngördüğü &#8220;dinsel eğitim&#8221; ya da  &#8220;eğitimin dinselleştirilmesi&#8221; bu anlaşmayla büyük boyut kazandı. Eğitimin  birliği, &#8220;dinsel eğitimde birlik&#8221;e kaydı. Milli Eğitim Bakanlığı, Milli Eğitim  bakanlarının bile insiyatif kuramadığı bir kurum haline geldi. Binlerce Türk  ABD&#8217;ye &#8220;eğitilmek-etkilenmek&#8221; için gitti, yüzlerce Amerikalı da Türkiye&#8217;ye  &#8220;eğitmek-etkilemek&#8221; için geldi. Amerika&#8217;ya gönderilen Türklerin hemen tamamı  Türkiye&#8217;ye döndüklerinde üst düzey görevlere getirildi. </font></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">Milli Eğitim  Bakanlığı&#8217;nda bugün çalışmalarını etkin bir biçimde sürdüren, personel  politikasından ders programlarına, imam-hatip okullarının açılmasından yüksek  islam enstitülerinin yaygınlaştırılmasına kadar pekçok konuda stratejik kararlar  &#8220;önerebilen&#8221;, &#8220;MİLLİ EĞİTİMİ GELİŞTİRME&#8221; adlı bir komisyon vardır. 1994 yılında  60 personeli olan bu komisyonda çalışanların üçte ikisi Amerikalı idi.  Komisyonun başında L. Cook adlı bir Amerikalı bulunuyordu. L. Cook&#8217;tan ayrı  olarak adı Haward Reed, ünvanı MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI BAĞIMSIZ BAŞDANIŞMANI  olan, başka etkin Amerikalılar da vardı&#8221; . </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">Bu açıklamanın  üstüne başka şey söylemeye gerek var mı? Adı &#8220;milli&#8221; kendisi &#8220;gayri milli&#8221; ya da  &#8220;Amerikalı&#8221; bir bakanlığımızdan Türkçe ile ilgili özgün politikalar üretmesini  beklememiz yerinde olacaktır. Elbette birilerinin de bunu araştırması gerekiyor.  Sayın Aydoğan&#8217;ın sözünü ettiği &#8220;yetkili ve etkili&#8221; Amerikalı ya da Amerikalılar,  Milli Eğitimimize hâlâ yön vermekte midir? </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">Şaka bir yana çok da  karamsar olmaya gerek yok. Zamanında Avrupa&#8217;da bir kimlik bulamayan yoz ve  uyumsuz insanların torunları olan şimdiki Amerikalıların, genetik yolla da olsa  atalarından az çok bazı şeyleri taşıdığı söylenebilir. Bu tür insanların her  şeye burnunu sokmasını görerek karamsarlığa kapılmaya gerek yok. Aksine şimdi  eylem zamanı demek daha doğru bir yaklaşım gibi görünüyor bana. İşte karşı  ataklardan birisi ve en zorunlu olanı böyle başlayabilir.</span></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Nasıl İspanyol, İtalyan, İngiliz ya da  Fransız dilleri dünyanın her yanında ilgili ülkelerce öğretilmeye çalışılıyorsa,  bunun için ilgili ülkeler eline geçen fırsatları değerlendirip her yerde kültür  merkezleri (Amerikan, İngiliz, İtalyan, Arap, Rus, Fransız vb.) ya da enstitüler  (Goethe, Cervantes) açıyorsa, Türkçe için de Türkiye aynı yolu izlemek  zorundadır. Bu arada, Amerikan Eğitim bakanlığına bir Türk danışmanın atanmasını  da araştırmak gerekiyor.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Bu merkezler nasıl olmalı gibi sorulara  gerek yok. İzmir&#8217;deki Goethe Enstitüsü ya da Fransız Kültür Merkezi nasıl  çalışıyorsa, Düsseldorf&#8217;taki ya da Lyon&#8217;daki Türk Kültür Merkezi de aynı biçimde  çalışmalıdır. Aynı işlevleri yerine getirmelidir. Türk dili öğretilmeli; Türk  edebiyatı, Türk sineması, Türk kültürü, Türk mutfağı kısacası bize ait her şey  bu tür merkezlerde tanıtılmalı, öğretilmelidir. </font></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">Bu merkezlerin  işleyişi ve söz konusu alanla ilgili elemanların sağlanması çok önemlidir. Yani  bir anlamda &#8220;Kapanın elinde kalıyor&#8221; mantığı ile belirli siyasal düşüncenin  arenası olmaması gerekir. Konuyla ilgili atanan bir yetkili, &#8220;Bu merkezlerde  bütünüyle kendi görüşünden insanlar olsun, konuyu hiç bilmese de önemli değil&#8221;  biçiminde bir yaklaşımla işe girişmemeli. Bunların her defasında söylenmesi  gerekiyor. Maalesef ülkemizde bu tür yapılanmalarda özellikle merkez sağ  partilerin bu biçimde konuya yaklaştıklarını görüyoruz. </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">Bu konuda  geliştirdiğim bazı fantezilerimi de sizinle paylaşayım. Bu merkezlerde dil  öğrenme basamakları vardır. En yüksek basamak olan &#8220;Yunus Emre Basamağı&#8221;nı  bitiren doğrudan Türkiye&#8217;deki bir üniversiteye kayıt yaptırabilir. Her merkezden  yılda en az on öğrenci değişik yarışmaları başarır ya da basamaklarda birinci  olursa bir aylık Türkiye&#8217;de eğitim görmeye hak kazanır. Elbette Türkiye&#8217;de bu  türden gelecek öğrenciler için üniversiteler bünyesinde açılmış değişik  merkezler vardır. Tüm dünyada Türkçe öğrenenler arasında değişik yarışmalar  düzenlenir, başarılı olanlar ödüllendirilir. </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">2. Yukarıdaki Türk  kültür merkezlerine ya da dünyanın başka yerlerinde okutulacak Türkçe dersleri  için Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi bölümleri bir an önce açılmalıdır. Böyle  bir bölümün Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü&#8217;nde ve Yıldız  Teknik Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü&#8217;nde yüksek lisans izlencesi olarak  açıldığını belirtmekten mutluluk duyuyorum. İleride lisans izlencesinin de  açılacağını ummaktayım. Bu bölümlere olabildiğince dünyanın değişik ülkelerinden  öğrenciler alınmalıdır. Kendi ülkemizde de bu konuda yetişmiş belirli sayıda  elemanın olması gereklidir.</span></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Söz konusu bölümlerin açılması ile bu  konuda belirli yol alınacağını düşünüyorum. Aynı konu ile ilgili olan Yabancı  Dil Türkçe Öğrenme Kitaplarını da anmak gerekiyor. Birden çok yöntemle  hazırlanmış bu türden değişik kitaplara gelecekte fazlasıyla gereksinimimiz  olacaktır. Yine ileride UBİLA (İnternet = Ulusulararası BİLgi Ağı) üzerinden  dünyanın her yerindeki öğrencilere yönelik bir bölümün de hazırlıklarına  başlamak yerinde olur diye düşünüyorum. Çok yakında e-üniversite kavramını  duyacağız. Daha şimdiden e-devlet, e-eğitim, e-yüksek lisans, e-doktora türü  sanal etkinlikler bu yolla işlemeye başladı. </font></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">3. Ülkemizdeki  üniversiteler her dönemde kontenjanlarının belli bir oranını (%5, %3 gibi bir  sayı belirlenebilir) yabancı öğrencilere ayırmalıdır. Şunu unutmamak gerekiyor:  Ülkemizde okuyan her yabancı öğrenci daha sonra fahri birer Türk elçisi  olacaktır. Elbette getirilen öğrencilere ingilizce eğitim yaptırmayı düşünen  aymazları konu dışında tuttuğumu da belirtmek isterim.</span></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Bu öğrencilerin bir an önce Türkçe  öğrenmesini sağlamalı ve diplomasını alarak ülkesine gitmesi teşvik edilmelidir.  Yıllar önce Fransa&#8217;da uygulanan bir yaklaşımı burada anımsatmam yeterli olur.  Fransızlar bazı diplomanın altına &#8220;bon pour l&#8217;orient&#8221; (doğu için yeterli)  yazarlardı. Yani verilen diploma Fransa&#8217;da geçerli olmayabilir, ancak Fransızca  bilen ve Fransa&#8217;ya hayran bir kişi, kendi ülkesinde Fransa adına birçok olumlu  işler yapabilir. </font></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">Diğer yandan yabancı  öğrenci kavramı yalnızca Asya Türk Cumhuriyetleri ve kardeş Türk toplulukları  olmamalıdır. Dünyanın her yanında katılımcıların olmasına özen  gösterilmelidir.Biliyorum, daha ülkemizdeki çocuklara bu olanak zor sağlanırken  niçin başka uluslara katkı sağlayalım diye sorulabilir. Ama söylediğim gibi bu  insanlar bizim yurt dışındaki yandaşlarımız olacaktır. Ayrıca her sınıfta iki  yabancının olması bizim öğrencilerimiz için de yeni açılımlar getirebilir. </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">4. Türkiye  Cumhuriyeti Devleti, dünya üzerindeki Türkçe öğretimini bir gelir kapısı olarak  görmemelidir. Bu alanda çalışan kişiler bazı kazançlar elde edebilir, ancak  devlet özellikle dilini yaymada, sorunu ekonomik açıdan ele almamalıdır. Bu  nedenle Milli Eğitim ve Kültür Bakanlıklarının, TDK ve Milli Kütüphane gibi  kurumların UBİLA sayfalarında Türkçe öğretimi ile ilgili sesli ya da yazılı  sayısız belge ve bilgi bulunmalıdır. Bugünkü UBİLA ortamı bize bu olanağı  vermektedir. Dünyanın her yerinden insanlar bu sitelerden farklı belgeleri kendi  bilgisayarına indirip istediği biçimde çalışmasına olanak yaratılmalıdır.</span></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Hatta olası ise her sitede farklı bir  yöntemle Türkçe öğretim izlencesi olmalı ve her site, diğer sitelere de  göndermelerde bulunmalı, bağlantılar sağlanmalıdır. Kısaca bu siteler hem  birbiriyle rekabet yapmalı hem de eşgüdüm içinde olmalıdır diye düşünüyorum. Bu  tür etkinliklerin ilk günü para kazanılmaz, ama zaman içinde bu yatırımlar  ülkemize farklı biçimlerde geri dönecektir. </font></p>
<p><center>[ad#reklam_336x280]</center><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">5. Farklı ortamlarda  söylediğim bir durumun gerçekleşmiş olmasından mutluluk duyuyorum. Artık UBİLA  üzerinden erişebileceğimiz sanal bir Türkçe sözlük var. Bu olumlu gelişme. Bazı  eksiklikleri de yok değil. Örneğin her sözcüğü bulamıyorsunuz. Yine birçok  sözlük uzmanının yazdığı hatalar sanal sözlükte de bilinçli olarak korunmuş.  Ayrıca bazı özel alan terimlerini bulmak da olası değil.Bu sözlüğün yanında yer  alabilecek değişik dillerle ilgili çift dilli sözlüklerin de olması gereklidir.  Umarım bunlar da olur. Yine bu sözlüğün yanına eşanlamlılar sözlüğü, karşıt  anlamlılar sözlüğü gibi farklı türleri de eklenirse Türkçeye önemli katkılar  sağlanmış olur. </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">6. Söz UBİLA&#8217;dan  açılmışken bu konuda da yapılaması gereken başka şeylerin de olduğunu  belirtelim. Öncelikle şunu bilelim: İstesek de istemesek de geleceğin haberleşme  ortamı UBİLA gibi görünüyor. Bu alanın önemi çok fazla olduğundan daha şimdiden  bu alanda ilginç savaşımlar yaşanmaya başladı. 10 Eylül 2003 tarihli  gazetelerdeki bir haberden aldığımız şu kısım olayın şu andaki durumunu ve  gelecekte daha hangi düzeye geleceğini göstermektedir. Haberin başlığı  &#8220;Korsanların hedefi Türkiye&#8221; olarak geçiyor.&#8221;Türkiye 2003 yılında sanal ortamda  en çok saldırıya uğrayan 5 ülke arasına girdi. Irak&#8217;ta yaşanan savaş sonrasında  internet üzerinden yapılan saldırılar 4 kat artarken özellikle kamu kurumları,  bankalar ve İMKB yoğun saldırılara maruz kalıyor. </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">Uzmanlar başarılı  saldırılarda görülen artışın tehlikeli boyutlara ulaştığı uyarısında bulunuyor.  Elektronik güvenlik ve danışmanlık şirketi Infonet Genel Müdürü Taner Özdeş,  2002 yılının ilk yarısında 40 başarılı saldırı gerçekleştiren `hacker&#8217;ların 2003  yılının ilk yarısında saldırılarını 210&#8217;a yükselttiğini kaydetti. Genel Müdür  Özdeş, bu saldırıların çok önemli bir bölümünün com.tr uzantısı taşıyan ticari  şirketlere gerçekleştirildiğinin altını çiziyor. Yılbaşından bu yana  Türkiye&#8217;deki kurum ve kuruluşlara yönelik saldırıların tam dört kat arttığına  dikkat çeken Özdeş, şu ana kadar 691 siber saldırıya uğrayan Türkiye&#8217;de kamu  kurumlarının internet uzantısı olan gov.tr ve Türk Silahlı Kuvvetleri&#8217;nin  uzantısı olan mil.tr adreslerine yönelik saldırılarda da artış gözlendiğinin  altını çiziyor.</span></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Özel sektörün dışında kamu kurum ve  kuruluşlarında bilgisayar kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte artan güvenlik  açıklarını kullanan hackerların özellikle mali piyasalar üzerine odaklandığı  belirtiliyor. Yabancı istihbarat örgütleri tarafından da desteklenen  saldırıların ABD, Rusya, İsrail ve Almanya üzerinde yoğunlaştığı öğrenildi.  CeBİT 2003 Fuarı kapsamında gerçekleştirilen `Ulusal Kodların Yaratılması&#8217;  konulu panelde konuşan Havelsan Genel Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Hakan Çağlar,  Türkiye&#8217;nin elektronik savaş ve siber saldırıların odağında yer almaya  başladığını açıkladı. İkinci Körfez Savaşı sırasında elektronik savaşın tüm  nimetlerinden yararlanan ABD&#8217;nin Irak&#8217;ın komuta kontrol ve haberleşme  birimlerini felç ettiğini hatırlatan Çağlar, &#8220;Bugün ülkeler birbirlerine karşı  savaşı artık internet ortamına taşıdı. Fakir ülkelerin atom bombası ise siber  saldırılar oldu&#8221; diye konuştu.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Uluslararası bilgisayar korsanlarının  (hacker) özellikle finansal kuruluşlar ve enerji nakil hatları üzerinde yoğun  saldırılar gerçekleştirdiğini kaydeden Çağlar, &#8220;Bir ülkeyi teslim almanın  yolunun borsa ve bankacılık sisteminin çökertilmesi olduğunu bilen hackerlar  organize bir şekilde buralara saldırılar düzenliyor&#8221; dedi. Sayısal bilgi  harekatı çalışmalarında siber ortamda olabilecek saldırı veya karşı saldırılar  için özel bir `stratejik planlamaya&#8217; ihtiyaç olduğunu anlatan Çağlar, bu konuda  bir devlet politikasının şart olduğunu sözlerine ekledi. </font></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">Saniyede milyonlarca  dolar zarar İçişleri eski Bakanı Sadettin Tantan, `siber savaş&#8217; olarak  tanımlanan bilgisayar ortamındaki savaşların ulusal güvenlik açısından büyük  tehlikeler oluşturduğuna dikkat çekti. Tantan, küreselleşen ekonominin  beraberinde getirdiği gelişmiş teknolojik altyapının bir saniyelik duraklamaya  bile tahammülsüz olduğunu hatırlatarak, &#8220;Ekonomik bilgi engellemeleri ve bilgi  savaşlarının saniyelik maliyeti milyonlarca dolara mal olabiliyor. Bunu  engellemek için ulusal bilgi güvenliği üst kurulunun bir an önce kurulması büyük  önem taşıyor&#8221; dedi.</span></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Havelsan tarafından yürütülen, `Ulusal  Güvenlik Duvarı&#8217; adını taşıyan proje ile stratejik kuruluşlar dışarıdan gelecek  saldırılara karşı geliştirilen özel yazılımlar ile korunmaya başlandı. Başta  Silahlı Kuvvetler, Dışişleri Bakanlığı ve MİT olmak üzere kritik kamu kurum ve  kuruluşlarındaki bilgisayar sistemlerini dışarıdan gelecek saldırılara karşı  korumayı amaçlayan yazılım sistemi ile şimdiye kadar başta İsrail olmak üzere  yabancı şirketlerden alınan yazılımların devre dışı bırakılması öngörülüyordu.  Tamamen yerli bir yazılım sistemi üzerine inşa edilen yeni güvenlik duvarı ilk  olarak Genelkurmay Başkanlığı tarafından kullanılmaya başlandı. Aşamalı olarak  diğer kritik kamu kuruluşlarının sistemlerine bu yazılımın yerleştirilmesi  amaçlanıyor&#8221; . </font></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">Sanıyorum UBİLA&#8217;nın  gelecekteki yerini bu haber oldukça ayrıntılı bir biçimde ortaya koyar. İlgili  birimlerin ülkenin her türlü birikiminin </span><font size="3"> <font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">yansıtıldığı  UBİLA sayfalarının güvenliği için gerekli önlemi alması gereklidir. Diğer yandan  güvenlik dışında bu ortamda yapılacak başka </span> <font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">şeyler de var.  Öncelikle her Türk firması, kurumu, kuruluşu kendi sayfalarını Türkçe hazırlamak  zorunda olmalıdır. Bunu yasa ile </span><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">sağlamak yerinde  olur. İsterlerse, Türkçenin yanı sıra başka dillerle de hazırlayabilirler. </span></font></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">UBİLA ortamındaki  Türkçe belge sayısını yüzde üçlere-beşlere çıkarmak için herkese görev düşüyor.  UBİLA erişimi ülkemizde daha ucuz olmalı ve her kuruluşun kendi sayfasını  hazırlaması teşvik edilmelidir. Şimdiden yapılmazsa gelecekte, bugün yaptığımız  gibi &#8220;bir an önce bunu yapmalıyız, şunu yapmalıyız&#8221; gibi dilek ve önerleri  kapsayan sayısız toplantılar yapar dururuz.Kuşkusuz UBİLA ile ilgili sorunlar  yalnızca sözcük düzeyinde değildir. Bu alanda, teknoloji değil, yalnızca izlence  düzeyinde yapılabilecek birçok şeyin olduğu söylenebilir.</span></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Her şeyi devletten istemek doğru mu  bilemiyorum ancak iyi bir arama motoru TUBİTAK tarafından oluşturulmalı ve  Türkçe ile ilgili her türlü bilgiye bu motordan ulaşılabilmelidir. Fransızların  en gelişmiş arama motoru CNRS&#8217;e (Ulusal Bilimsel Araştırmalar Merkezi) ait.  Şimdilerde olan birkaç Türkçe arama motorları çok verimli görünmemektedir.Bu  sanal ortamdaki Türkçenin yaygınlaşmasını istemek ve sağlamak İngilizce konuşan  halkın öncelikli sorunu arasında yer almıyor. Söz konusu yaygınlaştırmanın  Türkçe konuşan insanları ilgilendiren bir sorun olduğu açıktır.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Toplumların dil konusundaki  duyarlılıklarını bildiklerinden, yazılım izlencesi hazırlayan firmalar anında  birden çok dile çevrilmiş biçimlerini de piyasaya sürüyorlar. Birçok yazılım  izlencesinin ya da arama motorlarının değişik dillerdeki kullanımı varken, büyük  bir Pazar durumundaki Türkiye&#8217;ye yönelik Türkçeleri yok. UBİLA&#8217;ya ilk  girdiğinizde &#8220;Yahoo&#8221;, &#8220;Altavista&#8221; ya da başka önemli arama mortorları  sayfalarına bir bakın. Örneğin Yahoo arama motorunun çevrildiği diller gerçekten  ilginç. Dört-beş milyonluk Norveçli için Norveççe dilindeki arama motoru var.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Yahoo&#8217;nun çevrildiği diller arasında,  Almanca, Çince, Danca, Fransızca, Hintçe, İrlandaca, İspanyolca, İsveççe,  İtalyanca, Japonca, Katalanca, Korece, Norveççe, Singapur dili gibi diller var.  Ama Türkçe çevirisi yok. Nedeni belli. Bizim Türkçe konusunda bir ısrarımız yok.  Biz İngiliz&#8217;den daha çok İngilizce&#8217;sini istiyoruz. Hatta Avrupa topluluğundaki  dil savaşlarını düşünürsek, belki bir gün İngilizlerbize madalya bile verebilir. </font></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">7. Geçen gün Dokuz  Eylül Üniversitesi UBİLA sitesinde gördüğüm bir durumu söyleyeyim. İstanbul&#8217;da  &#8220;Uluslararası Amerikan Üniversitesi&#8221; adlı yeni bir üniversite adını gördüm.  Tamam Kıbrıs&#8217;ta bir tane vardı, ama şimdi İstanbul&#8217;da bir yenisi kurulmuş. Eğer  bu bir meraklının işi ise dur demek gerekiyor. Yok Amerika böyle istiyorsa  New-York&#8217;ta &#8220;Uluslararası Türk Üniversitesi&#8221; kurulması koşuluyla kabul  edilmelidir. Benim sıklıkla söylediğim, hatta bende saplantı haline gelen  düşüncemi sizinle de paylaşayım: Kültürel programlar eşit karşılıklı değişim  temelinde yapılmalıdır. Almanya ülkemizde bir lise açacaksa, Türkiye de benzer  bir liseyi Almanya&#8217;da açmalıdır.</span></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Türk dili ve kültürünü yurt dışında tanıtma  konusunda, başka ülkelere Türkçe eğitim veren üniversitelerin de açılması  düşünülmelidir. Türk Üniversitelerinden kendisine güvenen, yeterli alt yapısı  olan Avrupa&#8217;nın değişik ülkelerinde (Almanya, Arnavutluk, Fransa, İngiltere)  kampüsler açmalıdır. Elbette şu andaki YÖK ve diğer organların üniversitelere  böyle olanak vermeyecekleri söylenebilir. Sonuçta bazı kanun, kararname, vb.  şeyleri yeniden düzenlemekle bu tür eksiklikler giderilebilir. </font></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">8. Türk Kültürüne  yönelik bazı çalışmalar da yapılabilir. Televizyonlarda ve sinemada gösterilen  yabancı film ve dizi film konusunda kısıtlama getirilmelidir. Sinema ve  televizyonda gösterilen her yabancı filmden belli bir miktar para alınmalı ve bu  paralar Türk sinemasının güçlenmesinde kullanmalıdır. Hukuksal altyapısı  oluşturulacak bir Türk Sinema Kurumu bu tür bir örgütlenmeden sorumlu olabilir.  Yine televizyonlarda Türk filmleri ve dizi filmlerinin gösterilmesi teşvik  edilmeli, yabancı filmler ve dizilerin % 60&#8217;ı kendi orijinal dillerinde  gösterilmeli, dublajı yasaklanmalıdır. Böylece hem bir Türk sinemasından söz  edebilecek hem de Türk Sinema Dilinin oluşumuna katkı sağlanacaktır. </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">9. Kendi kültürel  değerlerimizi olduğu gibi korumak ve günlük yaşamdan soyutlamak yerine, onu her  dönemin kullanabileceği farklı biçimlerde yeniden değerlendirmek gerekiyor. Yani  Türk kültürünün önemli kaynaklarını kütüphanelerde hapsetmeyi ya da önemli bir  mimari yapının kapısına kilit vurarak korumayı sonlandırmak gerekiyor. Günümüzde  çocuklar üzerinde karşı konulamaz bir etkisi olan çizgi filmler konusunda Türk  kültüründen yararlanmak doğru olur. &#8220;Zeyna&#8221;, &#8220;Herkül&#8221; gibi dizi filmlerin çok  daha iyisi, Türk söylencelerinden, Dede Korkut anlatılarından, Nasrettin Hoca  fıkralarından, Keloğlan masallarından, Türk destanlarından yapılabilir.</span></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Çevrenize bir bakın, neredeyse tüm çocuklar  Avrupalının, Amerikalının ya da Japonların en küçük söylencesini bile biliyor.  Ama kendi kültürel değerlerinden haberleri yok. Birileri bizim kültürel  değerlerimizi de günümüzün anlatım olanaklarına uygun biçimde yeniden  oluşturursa, başka ülkelerdeki çocuklar da bizim kahramanlarımızı öğreneceği  kesindir. Burada söylenen kültürel değerler sinema, opera, bale, tiyatro gibi  başka alanlar için de geçerlidir. </font></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">10. Kendi  ülkelerinde okunurluk oranı yüksek olan yazar ve gazetecilerin kısa ve uzun  süreli ülkemize davet edilmesi de hem dilimiz hem de kültürümüz için önemli bir  etkinliktir. Kültür bakanlığı Avrupa&#8217;da ve belki dünyanın değişik ülkelerinde  tanınmış yazarları, şairleri, eleştirmenleri, gazete yazarlarını ve turizm  konusunda kendi toplumuna yön verebilen yazanları ülkemizde ağırlamalıdır. Bu  konaklama belki bir yıl sürmelidir. Gelen kişiye her türlü temel olanaklar  sağlanmalıdır.</span></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Bunun etkinliğin sonunda ülkemizin elde  edebileceği kazanımlar konusunda Mısır örnek verilebilir. Bugün en çok satan  kitaplar Mısır mitolojisi ile ilgili ve Mısır bu dönemde oldukça fazla turist  çekebilmektedir. Zamanında Mısır devleti böylesi bir etkinlik gerçekleştirmişti.  Bizim kültürümüz, mitolojimiz, dilimiz, geleneğimiz kısacası her şeyimiz batıda  yeterince tanınmamaktadır. Bize ait birçok şeyi Yunanlar ve başka ülkeler kendi  kültürel değerleri olarak başkalarına tanıtmaktadır. </font></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">11. Sıklıkla gündeme  gelen bir konu da, uluslararası bilim dili uydurmasıdır. Uluslararası bir bilim  dili yoktur. Uluslararası toplantılarda kullanılan diller olabilir. Bizde  kullanılan &#8220;uluslararası bilim dili&#8221; tanımı, ortak köklerin ve eklerin bulunduğu  batı dillerindeki ortak kökenli sözcüklerin varlığının yüzeysel ve yanlış bir  yorumunun sonucudur. Bilderberg adını bir araştırın, nelerle karşılacaksınız,  sanırım sizin de ilginizi çeker. 1800&#8217;lerde kurulan Bilderberg grubunun  amaçlarından birisi de dünyada İngilizce konuşan beyaz bir ırk yaratmadır. Yoksa  bu uluslararası bilim dili denilen şey, batının bilinç altında yatan Bilderber  ruhu mudur? O halde Türkiye&#8217;de yapılan her toplantıda öncelikle Türkçe,  gerekiyorsa başka diller bilimsel toplantı dili olarak belirlenmelidir. </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">12. Yabancı dille  eğitim yabancı dil öğretimi konusu bilindiğinden kısa geçiyorum. Ama bu konuda  bir çift sözüm var. Yabancı dilde uygulanacak yöntemin ve okutulacak kitabın  önemli olduğunu biliyorum. Yalnız her yıl değiştirilecek kadar önemli olduğunu  düşünmüyorum. Özellikle İngilizceyi ele aldığımızda, yabancı dil öğretimi bir  ekonomi sektörü olmuştur. Yani bir kısım girişimci bu alana önemli kaynaklar  ayırmış ve bu alandan kazanç elde etme çabasındadır. Her ne kadar güncelliğini  yitiren resim ve metinlerin güncel olanları ile değiştirmek ve hedef kitlenin  beklentisine göre değişiklikler yapmak gibi eğitimsel yönünden söz edilse de,  asıl sorun ekonomiktir. İlgili yayınevi pazar payını korumak, kullanılmış  kitapların eski kitapçılardan alımını önlemek istemektedir. Üst sınıfa geçen  öğrencilere yeni kitaplar satamayacağından, kitaplarda değişiklik yapmak  gerekmektedir. </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">Böyle olunca, her  yıl aynı kitapların &#8220;new&#8221;, &#8220;nouveau&#8221; örnekleri öğrenciye satılması gereklidir.  Elbette bu yeni kitapların değişimine öncelikle öğretmenler inandırılır. Kapağı  kırmızdan maviye dönüşen ve kapağına &#8220;new&#8221; yazısı eklenen kitapların özellikleri  ve güzellikleri öylesine hoş anlatılır ki, öğretmen aynı kitabın &#8220;new&#8221; yazmayanı  ile neden İngilizce öğretemediğine haklı olarak inanır. Öğretmeni derste  kullandığı kitabın &#8220;new&#8221; yazanı ile değiştirmeye inandırmanın başka yolları da  vardır. Ancak o bizim konumuzun dışındadır. Sonuç olarak, her yıl yeni bir  yöntemin uygulanması, kitabın kapağının değişmesi ya da kapağa &#8220;new&#8221; sözcüğünün  eklenmesi eğitimsel bir yan ile ilgili değil, tamamıyla ekonomik bir durumdur.  Sorun anlaşılmıştır sanırım. Ülkemizden hatırı sayılır bir dövizin harcandığı  yabancı dil kitapları konusunda da bazı yeniliklerin düşünülmesi gerekli  olduğuna inanıyorum. </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">Konuyu fazla  uzatmayayım ve sonucu kısaca şöyle bitireyim: Türkçeyi var olduğu durumda, sığ  bir alanda korumaya çalışmak yerine; zenginleştirerek, konuşma alanını  genişleterek, hiç Türkçe bilmeyenlere de Türkçe öğreterek korumak daha doğru bir  yaklaşım olduğunu düşünüyorum. Bir anlamda dilimizi dünya gündemine taşıyarak,  varolan ya da olabilecek sorunlara birlikte çözüm getirmek daha sağlıklı  görünmektedir. Türkçe&#8217;nin zenginleştirilmesi de; bilimden sanata, felsefeden  uygulayıma (teknolojiye) kadar her alanda Türkçe&#8217;yi kullanmaktan geçer. </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">HENGİRMEN, Mehmet  (1995) Türkçe Dilbilgisi, Ankara: Engin Yayınları, s.19. </span><font size="3"> <font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">ONG, Walter J.  (1995) Sözlü ve Yazılı Kültür, Çev. Sema Postacıoğlu Banon, İstanbul: Metis  Yayınları, s.19. </span><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">ÜNLÜ, Şemsettin  (1987) &#8220;Roman Dili&#8221;, Bilim Dili, Yazın Dili Türkçe içinde, Ankara:Dil Derneği  Yayınları, s.64. </span><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">BALTACIOĞLU,  İsmail Hakkı (1974) &#8220;Türkçe Niçin Klasik Dildir?&#8221; Dil Yazıları II, Ankara: TDK  yayınları, s.74. </span><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">AYDOĞAN, Metin  (1999) Bitmeyen Oyun, Ankara: Kuvayı Milliye Yayınları, ss. 17, 18, 19, 20. </span><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></font><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> http://astex.virtualave.net/asp/sondakika.html (10 eylül 2003) </span></p>
<p style="margin: 0px">&nbsp;</p>
<p style="margin: 0px">&nbsp;</p>
<p style="margin: 0px">&nbsp;</p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"> <span style="font-size: 15pt"><font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkoloji-makaleleri-genel/">»<span lang="tr">  “Türkoloji Mak. &#8211; Genel” Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span> </span></font></strong></p>
<p align="center"><span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…</font></strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-gelecekteki-gorunumu-uzerine-doc-dr-v-dogan-gunay/">Türkçenin Gelecekteki Görünümü Üzerine (Doç. Dr. V. Doğan Günay)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-gelecekteki-gorunumu-uzerine-doc-dr-v-dogan-gunay/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>10</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yer Adlarımızın Dili (Prof Dr. Hasan Eren)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/yer-adlarimizin-dili-prof-dr-hasan-eren/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/yer-adlarimizin-dili-prof-dr-hasan-eren/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Sep 2007 13:17:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkoloji Makaleleri]]></category>
		<category><![CDATA[Türkoloji Makaleleri (Genel)]]></category>
		<category><![CDATA[Akademik]]></category>
		<category><![CDATA[Dil Sorunlar]]></category>
		<category><![CDATA[Dilbilim]]></category>
		<category><![CDATA[Eski Turk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Hasan Eren]]></category>
		<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Türk]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Turkcemiz]]></category>
		<category><![CDATA[Türkoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Universite]]></category>
		<category><![CDATA[Yazi]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Turk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Yer Adlarimizin Dili]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/yer-adlarimizin-dili-prof-dr-hasan-eren/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yer Adlarımızın Dili (Prof Dr. Hasan Eren) Şu son yıllarda Avrupa&#8217;da yer adlarıyla ilgili çalışmalar bağımsız bir bilim kolu meydana getirecek kadar artmıştır. Bu yeni bilim koluna Avrupa dillerinde toponymie adı verilmektedir. Dil bilgisinin bu yeni kolu, yer adlarım yapı, anlam ve köken bakımlarından açıklamaya çalışır. Bu çalışmalarda bütün yer adları, köy ve şehir gibi [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/yer-adlarimizin-dili-prof-dr-hasan-eren/">Yer Adlarımızın Dili (Prof Dr. Hasan Eren)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"><strong> <font style="font-size: 22pt" color="#3366ff"> <span style="line-height: 150%; font-family: 'Maiandra GD'">Yer Adlarımızın  Dili</span></font><font style="font-size: 22pt" color="#ff6600"><span style="line-height: 150%; font-family: Maiandra GD"><br />
</span></font><font color="#ff6600" size="3"> <span style="font-size: 15pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD">(Prof  Dr. Hasan Eren)</span></font></strong><font style="font-size: 15pt" face="Maiandra GD"><br />
</font><font face="Maiandra GD" size="3"> </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Şu son yıllarda Avrupa&#8217;da yer adlarıyla ilgili  çalışmalar bağımsız bir bilim kolu meydana getirecek kadar artmıştır. Bu yeni  bilim koluna Avrupa dillerinde toponymie adı verilmektedir.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Dil bilgisinin bu yeni kolu, yer adlarım  yapı, anlam ve köken bakımlarından açıklamaya çalışır. Bu çalışmalarda bütün yer  adları, köy ve şehir gibi yerleşme yerlerinin (yani eski tabirle meskûn  yerlerin) adları, tabiî yer adları (yani dağ, dere, tepe &#8230; adları) göz önünde  tutulur. Toponymıe&#8217;nin dağ, tepe, bel, sırt &#8230; adları üzerinde duran kolu  oronymie, dere, çay, ırmak, göl&#8230; adlarını ele alan kolu da hrydronymie adıyla  anılır. Bu bakımdan Fransızca toponymie adıyla anılan bu bilim koluna Türkçede  yer adları bilgisi adını verebiliriz.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Son elli yıl içinde yer adları üzerinde  birçok kimseler çalışmış, bu alanda birçok araştırmalar yayımlanmıştır. Bu  alandaki çalışmaların olumlu sonuçlar vermesi toponymie araştırmalarında , dil  bilimi metotlarının kullanmasıyla kat daha artmıştır. metotlarla yapılan  araştırmalar sonunda foponyme lerin, yani kelimelerden farksız anlaşılmış,  kelimeler gibi fonetik kurallara uyduğu meydana çıkmıştır. bundan başka, bütün  yer adlarının bir anlam taşıdığı da tespit edilmiştir. buna göre, bu adların  verilmesinde de birtakım kuralların hâkim olduğu açıktır.&gt;<br />
Toponymie alanında Fransa&#8217;da birçok kimseler çalışmıştır. Houze, Quicherat,  Cocheris, d&#8217;Arbois de Jubainvİlle, Auguste Longnon, Albert Dauzat&#8230; gibi.  1922&#8217;de Ecole deş Hautes Etudes&#8217;de Longnon&#8217;un yerine Dauzat geçmiş ve kısa bir  süre içinde pek çok toponymiste yetiştirmiştir. 1932&#8217;den başlayarak &#8220;Revue deş  Etudes Anciennes&#8221; dergisinde toponymie haber ve yazılarına yer verilmiştir.  1938&#8217;de Paris&#8217;te Uluslar arası I. Toponymie ve Anthroponymie Kongresi  toplanmıştır. Bu kongreye 20&#8217;ye yakın ülke katılmıştır. Bu kongre sonunda  Fransa&#8217;da bir Toponymie ve Arthroponymie Komisyonu da kurulmuştur. Sonraki  yıllarda Paris&#8217;te (1947) ve başka yerlerde (Bruxelles, 1949; Uppsala, 1952) bu  kongrelere devam edilmiştir.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Fransa&#8217;ya paralel olarak, toponymie  çalışmalarının Belçika&#8217;da da geliştiğini biliyoruz. Belçika&#8217;da yetişen  toporıymıste&#8217;ler Fransa&#8217;daki yer adları üzerinde de çalışmalardır. Örnek olarak  A. Vincent&#8217;ın 1937&#8217;de çıkan Toponymie de la France adlı eserini gösterebiliriz.  Belçikalı toponoy miste&#8217;ler arasında Vincent&#8217;dan başka, Carnoy, Vannerus, Van de  VVijer&#8217;i de anabiliriz. 1926&#8217;da Belçika&#8217;da bir Toponymie ve Diyalektoloji  Komisyonu kurulmuştur. &#8220;Revue de Dialectologie et de Toponymie&#8221; dergisi bu  komisyon tarafından çıkarılmaktadır.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Toponymie çalışmaları İsviçre&#8217;de de büyük  bir gelişme göstermiştir. İsviçre&#8217;de bu alanda Jaccard ve Leş noms de lieux dans  leş langues romanes (1930) yazarı Ernest Muret&#8217;den sonra bugün Aebischer ve  Hubschmied gibi seçkin bilginler çalışmaktadır.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">İtalyan toponymiste&#8217;leri arasında Battisti,  Bertoldi, Bertoni, Olivieri, Pieri, Serra &#8230; anılabilir. Genç İtalyan toponym/ste&#8217;lerinden  Alessio, Lambroglia, Pasquali de verimli çalışmalarıyla tanınmışlardır.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">İspanya ve Portekiz&#8217;de de toponymie  çalışmalarına büyük bir önem verilmiştir. İspanya&#8217;da Griera ve Montoliu,  Portekiz&#8217;de ise Leite de Vasconellos toponmiste olarak ün yapmıştır.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Almanya&#8217;da da yer adları üzerinde ciddî  araştırmalar yapılmıştır. P. Skok ve Kaspers gibi bilginlerin çalışmalarından  sonra, H. Gröhler (Über Ursprung uıd Bedeutung der französischen Ortsnamen,  Heidelberg, I. 1913, II, 1933), Gamillscheg ve Schnetz&#8217;in bu alanda ciddî  yayınlar yaptığını biliyoruz. Fransız dilinin etymologique sözlüğünü yazmış olan  Gamillscheg, Kuzey Fransa&#8217;daki Frank yerleşmeleri üzerinde durmuştur. Schnetz  ise &#8220;Zeitschrift für Ortsnamen, forschungen&#8221; adlı dergiyi çıkarmıştır. 1925&#8217;te  Münih&#8217;te çıkmaya başlamış olan bu dergi, 1938&#8217;de &#8220;Zeitschrift für Namen  Forschungen&#8221; adını almış, böylelikle programını bütün özel adları kapsayacak  ölçüde genişletmiştir.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Slav ülkelerinde de toponymie  çalışmalarının eski bir geçmişi vardır. Büyük slaviste Franz Miklosich, Slav yer  adlarını yapı ve anlam bakımlarından ele almıştır. Daha sonra Çekoslovakya,  Polonya, Rusya, Yugoslavya ve Bulgaristan&#8217;da da bu alanda birçok yayınlar  çıkmış, dergilerde toponymie yazılarına geniş bir yer ayrılmıştır.  Çekoslovakya&#8217;da Antonın Profous Çek yer adlarını büyük bir eserde toplanmıştır.</font></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">(Mîstnî jmena ve  Gechâch&#8230; I &#8211; V. Praha, 1947 &#8211; 1960). Onun toplamış olduğu adlara dayanan  Vladimir Smilauer, Çekoslovakya&#8217;nın yerleşme tarihini yazmıştır (Osîdleni Gech  ve svetle mistnfch jmen. Praha, 1960). Smilauer yalnız Çek alanında çalışmakla  yetinmeyerek, ayrıca bütün Slav yer adları üzerinde de durmuştur. Son olarak,  Smilauer, Uvod do toponomastiky (nauky vlastnich jmenech zemepisnych) (Praha,  1963) adlı bir eser de yaymıştır.<br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">Rus dilinin  etymologique sözlüğünü yazmış olan Max Vasmer, Rus yer adları üzerinde durduğu  gibi, Balkan topraklarındaki Slav yer adlarını da ele almış, Slav dilleri  bakımından büyük bir önem taşıyan Yunanistan&#8217;daki Slavca adları gözden  geçirmiştir. Slav ülkelerindeki bu çalışmalara Fin ve Macar s/auiste&#8217;leri de  katılmışlardır.<br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">Tanınmış Fin slaviste&#8217;i  J. J. Mikkola&#8217;nın, Martti Râsânen&#8217;in bu alandaki yayınları, Rus topraklarındaki  Türk yer adlarına ait bilgilerimizi yeni verilerle derinleştirmiş,  zenginleştirmiştir. Bu alandaki çalışmaların uzun uzun tanıtılması, bu  konuşmamızın dar çerçevesine sığdırılamaz. Yalnız, bu yolda küçük bir fikir  vermek üzere, Prof. Mikkola&#8217;nın Volga adı üzerine yazmış olduğu yazıları  belirtmek isterim. Seçkin Fin bilgini, bu büyük ırmağın Rusça adının Türkçeden  geldiğini &#8211; sağlam verilere dayanarak ileri sürmüştür.</span></p>
<p><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 10pt">Fin bilginleri gibi,  Macar slaviste ve <a href="https://www.bilgicik.com//" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türkolog</font></a>ları da yer adlarına sık sık  dokunmuşlardır. Bu yoldaki çalışmalarıyla büyük bir ün kazanmış olan Macar  bilginleri olarak J. Melich, J. Nemeth, I. Kniezsa ve L. Râsonyi&#8217;yi anmakla  yetineceğim.</span></font></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">Seçkin Macar dil  bilgini Z. Gombocz ile birlikte Macar dilinin büyük etymologigue sözlüğünü  yayımlamış olan Melich, dil çalışmalarında yer adlarına büyük bir değer  vermiştir. Lumtzer ile birlikte yazmış olduğu büyük bir eserde, Macarcadaki  Almanca kelimeleri gözden geçirirken Alman kökünden gelen yer adlarını da ele  almıştır.<br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">Sonra, Gombocz&#8217;la  birlikte yazmış olduğu etymologique sözlüğe Macaristan topraklarında rastlanan  yer adlarını da almıştır. O bakımdan bu sözlük, dünya ölçüsünde büyük bir  yenilik getirmiştir. Yazarlar, yalnız yer adlarıyla da yetinmemişler,  sözlüklerine kişi adlarını da almışlardır. Böylelikle, bu eserin değeri bir kat  daha artmıştır. Prof. Melich, bu sözlük yanında, Macaristan&#8217;daki yer adları  üzerine başka eserler de vermiştir.<br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">Onun bu yoldaki  çalışmaları arasında Honfoglalâskori Magyarorszâg adlı eseri, özel bir yer  tutar. Melich, bu güzel eserinde, Macarların bugünkü yurtlarına yerleştikleri  sırada hangi uluslarla ilişki kurduklarını, bu topraklarda hangi uluslarla  karşılaştıklarını yer adlarına dayanarak tespite çalışmıştır.</span></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Macaristan&#8217;la Romanya arasında Transilvanya  konusunda yapılan tartışmalarda da yer adlarının tanıklığına sık sık  başvurulmuştur. Bu tartışmalar özellikle ikinci Dünya Harbinden önceki yıllarda  sıklaşmıştı. Macarlar ve Rumenler Transilvanya davasını daha çok toponym/e&#8217;ye  dayanmak suretiyle çözmeye çalışmışlardır. Böylelikle, toponym/e uluslar arası  politikada büyük bir önem kazanmıştır.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Türk toponymie&#8217;sine gelince: Bizde bu  alandaki çalışmaların henüz başlangıç evresinde bulunduğunu söyleyebiliriz.  Prof. Fuad Köprülü, Türkiyat Mecmuası&#8217;nda (I, 1925} çıkan bir yazısında (Oğuz  etnolojisine dair tarihî notlar) &#8220;Oğuzların muhaceret yollarıyla iskân  sahalarındaki bilumum coğrafî isimler ve bilhassa köy isimleri&#8221; üzerinde  durmuştu.<br />
</font></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">Köprülü&#8217;nün bu  yazısı üzerine 1928&#8217;de H. Nihal ile A. Naci, Türkiyat Mecmuası&#8217;nda (II) bir yazı  yayımladılar (Anadolu&#8217;da Türklere ait yer isimleri). Bu yazı, genel kurmay  haritalarından toplanmış birtakım yer adlarını kapsıyordu. Mehmet Şakir&#8217;in  1928&#8217;de çıkan bir yazısı ise Sinop ve çevresinde Oğuzlarla diğer Türk  zümrelerine ait köy adlarına tahsis edilmişti (Halk Bilgisi Mecmuası, 1928).  1936&#8217;da İsparta Halk evi yayınları arasında F. Aksu&#8217;nün İsparta ili yer adları  adlı küçük bir eseri çıkmıştı.<br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">Bu eserde bir yandan  şehir, kent, köy, mahalle, semt, yayla, kışla ve çiftlik gibi yerleşme adları,  bir yandan da dağ, tepe, hüyük, bel, belen, sırt, etek, yamaç, seki, boğaz,  gedik, geçit, ırmak, dere, çay, pınar, arık, göl, gölet, düden &#8230; gibi tabiî  yer adları toplanmıştır. Aksu&#8217;nun bu eserinden sonra, Sırrı Üçer ile Mesud  Koman, Konya ili köy ve yer adları üzerinde bir deneme (Konya, 1945) adlı küçük  bir eser yayımladılar. Bu yayınlara ek olarak, İshak Refet Isıtman&#8217;m 1945&#8217;te  çıkan bir yazısını da sayabiliriz.<br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">Köy adları üzerine  bir irdeleme (Türk Dili Belleten, 1945) adı altında çıkan bu yazıda, Anadolu&#8217;da  Türk ve özellikle Oğuz boylarına ait yer adları üzerinde durulmuştur. Abdülkadir  İnan, 1945&#8217;te çıkan Anadolu&#8217;nun toponimisi ve Türk boylarının adları meselesi  (Türk Dili Belleten, 1945) adlı yazısında, Anadolu toponymie&#8217;siyle ilgili  yayınlan özet olarak tanıtmakla yetinmiştir. Fuad Köprülü, 1925&#8221;te çıkan  yazısından sonra da muhtelif vesilelerle yer adlarından yararlanmıştır. Örnek  olarak &#8216;halk şairi, âşık&#8217; anlamına gelen ozan kelimesinden bahsederken,  Anadolu&#8217;da tesadüf edilen Ozan, Ozanlar gibi yer adlarını vermiştir.<br />
</span></p>
<p><center>[ad#reklam_336x280]</center><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><br />
</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">Sonra, Uran  kabilesine ait yazısında, Anadolu&#8217;da yer adlarında kullanılan viran, ören  kelimesine temas etmiştir. Köprülü&#8217;nün bu yazısı üzerine ben de yer adlarında  sık sık kullanılan bu ören kelimesi üzerinde durdum (Türk dili ve tarihi  hakkında araştırmalar. I. Ankara, 1950). Yakında çıkacak olan başka bir yazımda  Ozan (ve Hozan) adlarını ele almış bulunuyorum. Bu yazımda, yurdumuzun muhtelif  yerlerinde tesadüf edilen Kozan adının da Ozan biçiminden çıktığını ispata  çalışacağım.</span><font face="Maiandra GD" size="2">Köprülü&#8217;den başlayarak tarihçilerimiz  Anadolu&#8217;daki yer adlarını tarih bakımından değerlendirmeye çalışmışlardır.  Gerçekten Anadolu&#8217;da Oğuz boylarıyla ilgili birçok yer adı vardır. Afşar  (Avşar), Bayat, Bayındır, Beydili, Büğdüz, Çavundur, Çepni, Dodurga, Döğer,  Eymir, İğdır, Kargın, Kınık, Kızık, Salur, Yazır, Yıva (veya Yuua), Yüreğil  (Yüreğir veya Üreğil, Üreğir) gibi.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Yer adlarımızı köken bakımından iki büyük  gruba ayırabiliriz: 1. Türk kökünden gelen adlar; 2. Yabancı dillerden alınmış  olan adlar.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Yabancı dillerden alınmış adlara  Anadolu&#8217;nun birçok yerlerinde, özellikle sınır bölgelerinde rastlamaktadır. Batı  Anadolu&#8217;da kullanılan yabancı adlar daha çok Rumcadan gelir. Doğuda kullanılan  adların ise doğu dillerinden geldiği açıktır.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Bu konuşmamda daha çok Türk kökünden gelen  adlar üzerinde durmak istiyorum.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Yer adlarının birçok ülkelerde politik  sebeplerle değiştirildiğini biliyoruz. En yakın bir örnek olarak Kıbrıs&#8217;ı  gösterelim. Rumlar yıllardan beri sistemli çalışmaları sonunda Kıbrıs&#8217;taki  Türkçe yer adlarının çoğunu Rumcalaştırmışlardır. Onların iştirakiyle İngiliz  devrinde çıkan bir turistik haritada yalnız bir Türkçe ad vardır: Gaziveran.  Öbür Türkçe adlar silinmiş, yerlerine Rumca adlar konulmuştur. 1959 yılında  Kıbrıs&#8217;ta birkaç ay süren dil araştırmaları yapmıştım.</font></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">O fırsattan  yararlanarak yer adlarını da toplamaya çalışmıştım. Bu maksatla eski haritaları  gözden geçirdim. Eski haritalarda pek çok Türkçe yer adı olduğunu tespit ettim.  Fakat bu adlar sonradan birer birer değiştirilmiş, yerlerine Rumcaları  konulmuştur. Meselâ Yayla adı bugün tamamen unutulmuştur.</span></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Oğuz boyları üzerinde dururken, yer  adlarının tanıklığından yararlanmak kolaydır. Örnek olarak, eski kaynaklarda  Arap harfleriyle tespit edilmiş olan boy adlarını bu adların yardımıyla kesin  olarak okuyabiliriz. Oğuz boylarından birinin adı tarihçilerce Dudurga diye  okunuyordu (Vladimir Gordlevskiy de bundan 25 yıl önce çıkan Selçuklu tarihinde  bu adı Dudurga biçiminde yazmıştır). Oysa Anadolu&#8217;daki yer adlarına göre, bu adı  Dodurga diye okumak lâzımdır.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Oğuz boylarından başka birinin adı eski  yazmalarda biçiminde yazılmıştır. Tanınmış bir Hollandalı bilgin, Houtsma (WZKM  II) bu adı Boğdur diye okumuştu. Macar Türkologlarından biri bu adı Bökedür diye  okumuş ve İğdir, Bayındır, Çavdar gibi boy adlarını göz önünde tutarak, bu adı  böfce-dür biçiminde açıklamıştır. Bu kelimenin kökü (böke) ona göre &#8216;güçlü,  kahraman&#8217; anlamına gelmektedir.<br />
</font></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">Oysa başka kaynaklar  da bu ad diye yazılmıştır ve bu biçim Anadolu&#8217;da kullanılan Büğdüz adlarıyla da  desteklenebilir. Nitekim büyük Fransız Sinologu Paul Pelliot da Büğdüz biçiminin  doğru olduğunu ileri sürmüştür (Notes sur I&#8217;histoire de la Horde d&#8217;Or. Paris,  1950. 194-195. s. 1. not).</span></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Bu örneklerden anlaşıldığına göre, yer  adları tarih çalışmalarında sağlam bir dayanak olarak kullanılabilir. Fakat bu  adlar bize yalnız eski boy adlarını saklamakla kalmaz, ayrıca bu boyların  yayılışı ve dağılışı üzerine de elimize değerli ip uçları verebilir. Yalnız, yer  adlarını bu bakımdan değerlendirirken, birtakım prensipleri göz önünde tutmak  lâzımdır.<br />
</font></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">Tarihçilerimiz Oğuz  boylarına ait yer adlarını eskiden beri kullanmışlar ve bu adlar sayesinde tarih  kaynaklarındaki bilgileri bu boyların yayılışı ve dağılışı bakımından bütünlemek  istemişlerdir. Tarih kaynaklarında bu hususların açık bırakılması, yer adlarının  değerini bu bakımdan bir kat daha artırmaktadır. Tarihçiler &#8211; ad vermek  istemiyorum &#8211; Oğuz boylarına ait yer adlarının tanıklığına müracaat ederken  yalnız üzerinde durdukları boylara ait yer adlarını illere göre sıralanmakla  yetinmişlerdir.</span></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">İlk bakışta bu tutum tabiîdir. Gerçekten bu  toponyme&#8217;ler boyların durumu üzerine bize bir fikir verebilir. Fakat bu adlar  ancak bu boyların birtakım kollarının dağılışını gösterebilir. Bütün boyun  yerleştiği alanda o boyun adım taşıyan yer adlarının meydana gelmesi beklenemez.  Geniş bir çevre düşünelim. Bu çevreye Afşar boyunun yerleştiğini kabul edelim.<br />
</font></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">Şimdi, bu çevrenin  sınırları içinde Afşar, Afşarlar, Afşarlı gibi bir yer adının hiçbir anlamı  olamaz. Çünkü yer adı, en kısa şekilde belirtilmiş bir adres demektir. Yalnız  Afşar boyunun yerleşmiş olduğu bir çevrede A/şar veya Afşarh biçiminde bir yer  adı, hiçbir işe yarayamaz. Fakat Afşarlarm toplu olarak yerleşmiş bulundukları  çevrede Bayat veya Bayındır boyuna ait küçük bir yerleşme yerine Bayat, Bayatlı,  Bayatlar veya Bayındır, Bayındır/ı, Bayındır/ar gibi bir ad yerilebilir ve bu  ad, her bakımdan bir adres olarak kullanılabilir.</span></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Şu hâlde, tarih araştırmalarında yer  adlarının tanıklığına müracaat ederken bu hususun göz önünde tutulması şarttır.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Toponyme&#8217;lerde yalnız boyların adları  kullanılmamıştır. Yer adlarında kişi adlarına dayanan pek çok örnek de vardır:  Ahmet, Ahmetler, Ahmetağa, Ahmetağıh, Ahmetbey, Ahmetçavuş, Ahmetdağı,  Ahmetdamları, Ahmetdede, Ahmetefendi, Ahmetli, Ahmetoğlu, Ahmetpaşa, Ahmetpmarı,  Ahmettepesi, Ahmetyeri, Karaahmet, Karaahmetler, Karaahmetağa veya Mehmet,  Mehmetağa, Mehmetalan, Mehmetbey, Mehmetbeyli, Mehmetbeyobası, Mehmetçavuş,  Mehmetpaşa, Karamehmet, Karamehmetler&#8230; gibi.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Yayla, kışla, oba, çiftlik, köy&#8230; gibi  yerleşme yerlerine ad verilirken, o yerin tabiî durumu da göz önünde  tutulmuştur: Bel, Belen, Belenalan, Belenhan, Belenköy, Belenören, Belenyayla,  Dere, Derealan, Derebağ, Derebahçe, Dereçukuru, Deredam, Derekuyu, Dereyayla,  Dereyolu, Deretarla, Dereoua, Eğridere, Karadere, Akdere, Gökdere, Pınarbaşı,  Subaşı, Dağdibi, Gedik, Gedikönü, Çamardı, Çamönü, Gökbel, Gökboyun, Göksu&#8230;  gibi.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Toponyme&#8217;lerde o çevrede yetişen bitki  adlarından veya o çevrede yaşayan hayvan adlarından da yararlanılmıştır.  Örnekler: Söğütlü, Söğütlük, Kavaklı, Kavaklıdere, Söğütözü, Çamlıca, Akçam,  Karaçam, Gökçam, Karaağaç, Kızılağaç, Kızılelma, Kızılılgın, Sankavak,  Sarıçiçek, Sarısöğüt, Yeşilkavak, Elmalı, Ayvalı, Ayvacık, Ahlatlıbel, Kızılcık,  Kızılcıktı veya:<br />
Tavşanlı, Akdoğan, Karadoğan, Kuşlu, Kuştepe, Güvercin, Güvercinlik, Turna,  Turnadere, Turnagöl, Turnasuyu, Kargabük, Kargakonmaz, Kargasekmez, Kurt,  Kurtbeli, Kurtdere, Kurtboğaz, Kurtkuyusu, Kurtluca, Kurttepe, Koyunlu, Kuzuluk,  Koçluca, Tokluağıl, Toklucak, Akkoyunlu, Karakoyunlu, Keçili, Karakeçili,  Öveçli, Öveçağılı, Öveçyatağı, Geyikli&#8230;</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Yukarıdan beri saydığım adlardan da  anlaşılacağı gibi. yen adlarında renk adlarının da önemli bir rolü vardır:  Akkavak, Karakavak, Aktaş, Karataş, Göksu, Gökçebel, Sarıtaş, Kızıltoprak&#8230;</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Bunlardan başka, meslek adlarıyla yapılmış  yer adlarımız da çoktur: Demirci, Sütçüler, Ayrancı, Yoğurtçuçayırı, Sirkeci,  Çerçiler, Çerçili, Boyacı, Ancı, Kuzucu, Koyuncu, Saraç, Saraçlar, Eyerci,  Samancı, Elmacı&#8230;</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Tarihî olayların hatırasını saklayan yer  adları arasında Sırpsındığı adını anabiliriz.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Toponyme&#8217;lere ait örneklere burada son  veriyorum. Çünkü amacımız eksiksiz bir sınıflama yapmak değildir.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Yer adlarımız arasında bugün unutulmuş  birtakım kelimeler, güzel Türkçe kelimeler de vardır. İşte birkaç örnek:</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Tanınmış Polonyalı Türkolog Tadeusz  Kowalski, bundan kırk yıl önce küçük bir yazı yayımlamıştı. Bu yazısında,  Anadolu diyalektolojisi alanında çalışırken, Pelitözü, Söğütözü, Özbaşı, Özlüce  gibi birtakım yer adları tespit ettiğini belirtiyor, fakat bu adlarda  kullanılmış olan öz kelimesinin Türkçe sözlüklerde (Kamus-i Türkî&#8217;de)  geçmediğini ilâve ediyordu. Prof. Kowalski, bu kelimenin &#8216;dere&#8217; anlamına gelmesi  gerektiğini de ileri sürüyordu. Anadolu&#8217;da yapılan derlemeler sonunda,  Kovvalski&#8217;nin gözüne çarpan öz kelimesinin, yurdumuzun birçok yerlerinde  kullanıldığı tespit edilmiş ve bu kelime TDK&#8217;nin çıkarmış olduğu sözlüğe de  alınmıştır.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Bunun gibi, Anadolu&#8217;da kullanılan yen  adlarını gözden geçirirken Sinop, Zonguldak ve Kastamonu illerinde soku  kelimesinin yer adlarında sık sık kullanıldığını gördüm: Soku, Kozsökü, Sulusökü,  Güzsökü, Avlağısökü, Alasökü, Kestanesökü, Kirazsökü, Orta Soku, Aşağı Soku,  Yukarı Soku, Sökücük, Sokuveren, Söküler, Söküçayırı, Aksökü, Başsökü, Çukursökü,  Güneysökü, Kuzsökü, Osmansökü, Kazmasökü, Sarısökü.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Bu verilere göre, soku adının Sinop,  Zonguldak ve Kastamonu illerinde kullanılan bir kelime olduğu anlaşılıyor. Benim  tahminime, hatta daha kesin bir tâbirle söyleyelim, fikrime göre, soku kelimesi  &#8216;ormandan açılan tarla, açma&#8217; anlamına gelmektedir. Bu anlamda Anadolu&#8217;da  muhtelif kelimeler kullanıldığını biliyoruz.<br />
</font></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">Birkaç örnek: göynük  &#8216;orman sökülerek veya yakılarak yapılan tarla&#8217;. (Bilindiği gibi, bu kelime yer  adı olarak da kullanılmıştır. Bolu, Kastamonu, Kütahya illerinde Göynük adlı  yerler vardır. Ayrıca Göynükbe/en, Göynükçukuru, Göynük/er, Göynük/ü, Göynükören,  Göynükseki gibi biçimler de tespit edilmiştir.) Sinop ilinde tarla yapmak için  ormanda yakılan yerlere kök/ük adı da verilir. Orman yakılarak veya kesilerek  açılan tarlalara. Adana ve Konya çevrelerinde hopur adı verilir. İçel çevresinde  Hopur adlı bir köy vardır.<br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">Adana çevresinde  ört/ek diye bir kelime tespit edilmiştir, anlamı &#8216;ormanı yakarak açılan  tarla&#8217;dır. Başka bir kelime: kırık &#8216;ormandan açılmış tarla&#8217; (Samsun, Ordu).  Tokat ilinde kırık yeri-&#8216;ne kırma kelimesi kullanılmaktadır. İçel çevresinde  &#8216;ormandan açılan tarla&#8217; anlamında kullanılan keleme kelimesi de tespit  edilmiştir. Zonguldak, Tokat ve Kastamonu illerinde &#8216;ormandan açılan tarla&#8217;  anlamına gelen ilit kelimesi kullanılmaktadır.<br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">Giresun ilinde ise  Ilıt adını taşıyan bir köy vardır. Ormanları yakarak, keserek veya sökerek  açılan tarlalara verilen birtakım adlar daha vardır : Antalya ve İçel  çevrelerinde kullanılan ütük kelimesi gibi : &#8216;ormandan yakılarak açılan yer,  tarla&#8217;. Bu kelime de Kocaeli, Tokat ve Sivas illerinde yer adı olarak  kullanılmaktadır: Ütük, Ütükyurdu. Sinop ve Samsun illerinde ormandan açılan  yeni tarlalara sökme adının verildiğini biliyoruz. Son olarak, Kastamonu  köylerinde ekim için boz yerden veya ormandan açılan tarlaya söküntü de denir.  Şu halde, soku kelimesinin de — sökme ve söküntü kelimeleri gibi — &#8216;ormandan  açılan tarla&#8217; anlamına geldiği açıktır.</span></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Dum/upmar adında da eski bir Türkçe kelime  saklanmıştır. Türkiye&#8217;de Meskûn Yerler Kılavuzu&#8217;na göre, Kütahya, İzmir,  Çankırı, Aydın ve Ankara illerinde Dum/upınar adını taşıyan meskûn yerler  vardır. İzmir, Antalya, Eskişehir ve Samsun&#8217;da ise Dumluca adında birer köy  vardır. Bütün bu adlarda eski Türkçede kullanılmış olan bir kelime saklanmıştır:  dum/u &lt; tum/uğ &#8216;soğuk&#8217;. Buna göre, Dum/upınar adı &#8216;Soğukpmar&#8217; anlamına  gelmektedir. Nitekim Anadolu&#8217;nun birçok yerlerinde bugün Soğukpınar, Soğuksu,  Soğukkuyu gibi adlar vardır.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Çanakkale, Manisa, Sinop, Giresun gibi  illerimizde Yaykın adını taşıyan birtakım köylere rastlanmaktadır. Bu köy  adlarında &#8216;kızılağaç&#8217;, &#8216;dağ tepelerinde veya dere kenarlarında birkaç dönüm  büyüklüğünde olan düzlük&#8217;, &#8216;çay kıyısında veya çukur yerlerde olan tepecik&#8217;  anlamlarına gelen Türkçe yaykın kelimesi saklanmıştır.<br />
Giresun ilinde Ya/ç adını taşıyan bir köy vardır. Türkiye&#8217;de Halk Ağzından Söz  Derleme Dergisi&#8217;ne göre, Giresun çevresinde bu kelime &#8216;balta girmemiş orman&#8217;  anlamında kullanılmaktadır.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Yazı dilimizde yay/a ve kışla (veya yay/ak  ve kışlak) kelimelerini kullanırız. Bu kelimeler yaylamak ve kışlamak kökünden  çıkmıştır. Kışlamak kelimesinin kış kökünden geldiği açıktır. Yaylamak kelimesi  ise &#8216;yaz&#8217; anlamına gelen yay kökünden yapılmıştır. (Türkçe yay, Anadolu&#8217;nun  birçok yerlerinde &#8216;yaz&#8217; anlamında kullanılmaktadır.) Anadolu&#8217;da Yay la ve Kışla  adıyla anılan birçok yerler biliyoruz. Bu adlar yanında Afyon.<br />
Antalya, Balıkesir, Tokat illerimizde Güzle adında birçok köyler vardır. Bu ad  da yayla ve kışla gibi güzel bir kelimedir ve &#8216;güzün oturulan yer&#8217; anlamına  geldiği açıktır.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Bunun gibi, Muğla, İsparta illerinde ise  Yazla adında birkaç köy vardır. Şu hâlde, bu ad da &#8216;yazm oturulan yer&#8217; anlamına  gelen yeni bin kelimedir.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Yer adlarımız yalnız zengin Türkçeyi  saklamakla kalmaz. Türk halkının dilinde doğan bu adiar, aynı zamanda güzel  Türkçeyi ve özlemini duyduğumuz sağlam Türkçeyi, öz Türkçeyi dile getirir.  Yurdumuzu süsleyen bu adlarda bir şiir havası eser, şiir kokar, toprak kokar,  yurt kokar&#8230; Çamlıbel veya Çamlıca gibi bir ad, size bir çam ormanının  güzelliğini duyurmaz mı? Soğukpmar, Soğuksu veya Dumlupmar adında yazın  susuzluğunu gideren bir hava yok mudur? Çınarpınar adı bir şiir kadar güzel  değil midir?<br />
</font></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">Karagöl, Aladağ veya  Göksu adlarında büyük bir renk zenginliği gözümüzün önüne gelmiyor mu? Güllüce,  Gülpınar, Ihlamur, Akçiçek, Çiçekpmar&#8230; adlarında burcu burcu yurt kokmaz mı?  Elmalı, Ayvalık, Ayvacık, Bademli veya Payamlı, Kirazlıyayla, Kızılakçukuru,  Armutlu, Ahlatlıbel, Üvezpınarı, Fındıklı, Erikli gibi adlarda toprağın verdiği  renk renk yemişler dile gelmiyor mu? Kavaklıdere, Söğütözü, Meşebükü,  Gürgenpmarı, Çamalan, Ardıçbeli adlarında bir orman serinliği duyulmaz mı?</span></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Bu örnekleri artırmak kolaydır. Fakat benim  amacım, yer adlarımızın bütün güzelliğini uzun uzun sayıp dökmek değildir.  Burada daha çok yer adlarımızın, özlediğimiz temiz Türkçeyi, sağlam Türkçeyi  sakladığını belirtmek istiyorum.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Aydınlarımızın diline Arapçadan, Farsçadan  birtakım kelimeler geçmiştir. Türkçe ak kelimesi varken beyaz kelimesini veya  Türkçe kara kelimesi dururken siyah kelimesini almış bulunuyoruz. Fakat halk, bu  kelimeleri kabul etmemiş, benimsememiştir. Bu bakımdan yer adlarımızın bize  verdiği ders çok öğreticidir: Akağıl, Akarmut, Akbaş, Akbayır, Akbel, Albelen,  Akbıyık, Akboyun, Akbulak, Akçakışla, Akçaalan, Akçabük, Akçaelma, Akçakavak,  Akçakent, Akçakoca, Akçakoyun, Akçaköy, Akçal, Akçalı, Akçam, Akçaova, Akçaören,  Akçapmar, Akçay, Aksu, Aktaş, Akdoğan, Akhisar, Aksakal, Aktepe&#8230; gibi binlerce  yer adımız var.<br />
</font></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">Buna karşılık,  yurdumuzda Beyazarmut, Beyazkoyun, Be-yazkışla, Beyazalan gibi bir yer adına  rastlanamaz. Çünkü Türk dilini yaratan ve yaşatan halk beyaz kelimesini  benimsememiştir. Akdeniz adı bu ulusun malıdır, Beyazdeniz aydınların eseridir.</span></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Kara kelimesinin yanındaki siyah kelimesi  de yalnız aydınların dilinde kalmıştır. Halk bu kelimeyi de kullanmamıştır. Yer  adlarında yalnız Türkçe kara kelimesi kullanılmıştır: Karaköy, Karaağaç,  Karaağıl, Karaahmet, Karaali, Karaayıt, Karabağ, Karabalçık, Karabalta, Karabaş,  Karabayır, Karabel, Karabelen, Karabey, Karabıyık. Karaboğaz, Karabörk,  Karabucak, Karabulut, Karabük, Karaca, Karacaağaç, Karaardıç, Karacabey,  Karacakaya, Karacaören, Karaçam, Karaçay, Karasu, Karaçukur, Karaçal, Karaçalı,  Karadağ, Karadere, Karadoğan, Karagöl, Karadut, Karagöz, Karagömlek, Karahan,  Karaharman, Karahisar, Karain, Karakaya, Karakaş, Karakışla, Karakız, Karakuz,  Kara-köprü, Karakiraz, Karakoç, Karakoyunlu, Karakuyu, Karakuzu, Karakütük,  Karapınar, Karaorman, Karaoluk, Karasu, Karasakal, Karaseki, Karatepe gibi yer  adları arasında Siyahtepe, Siyahsu, Siyaholuk diye bir tek yer adı yoktur. Şu  hâlde, siya/ı kelimesi de ancak dar bir çevrede, ancak aydınların dilinde  kalmış, Türk topraklarında dal budak salmamıştır.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Bunun gibi, Türkçe kızıl kelimesi yanında  kırmızı kelimesi de yayılamamıştır. Kızılelma, Kızılağaç, Kızılalan, Kızılbel,  Kızı/bey, Kızı/burun, Kızı/geçit, Kızılgöl, Kızı/deniz, Kızı/dere, Kızı/toprak,  Kızı/kaya, Kızı/kurt, Kızı/taş, Kızı/ören, Kızı/öz&#8230;</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Türkçe gök kelimesi varken mavi kelimesini  kullanmaya lüzum var mıdır? Aydınlarımız maui gözden bahsederler, fakat halk gök  göz der, Gökbel, Gökbelen, Gökçeören, Gökgöl, Gökfcaya, Gökpınar, Gökseki der,  Gökkaya, Gökyar, Göktepe, Göksu der, fakat aydınlar Mavi Nil ve &#8220;Mavi Tuna&#8221;  derler. Göknil ve Göktuna daha güzel ve daha Türkçe değil midir?</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Demek ki yer adlarımızdan türlü türlü  dersler alabiliriz. Her şeyden önce Türkçe sevgisini, Türkçe saygısını, Türkçe  duygusunu, Türkçe ölçüsünü, Türkçe tadını bu adlardan öğrenebiliriz.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Toponymiste&#8217;ler toponymie&#8217;yi bazen  &#8220;toprağın dili&#8221; diye tarif ederler. Yukarıdan beri verdiğimiz örneklere göre, bu  toprağın dili Türkçedir. Türkçe, sağlam Türkçe, zengin Türkçe, güzel Türkçe, öz  Türkçe &#8230;</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Epeyce uzamış olan bu konuşmayı burada  bitiriyorum. Yalnız, son söz olarak bir dilekte bulunmak istiyorum. Türk Dil  Kurumu Anadolu&#8217;da kullanılan kelimeleri derleme ve eski yazılı kaynaklarımızı  tarama alanında olumlu çalışmalar yapmıştır ve yapmaktadır. Bu verimli ve  faydalı çalışmalara ek olarak yurdumuzdaki yer adlarının &#8211; bu kavramın en geniş  anlamıyla &#8211; derlenmesi ve yayımlanması, başlangıçtan beri üzerinde durduğumuz  gibi, dilimizin zenginliğinin ve güzelliğinin anlaşılması, gün ışığına çıkması  için çok büyük bir yardımcı olacaktır. Bu yolda bütün arkadaşların Türk Dil  Kurumuna yardım etmeyi ulusal bir borç sayacaklarına inanıyorum. </font></p>
<p style="text-align: justify"> <span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><em>Kaynak : Türk Dili  ve Kompozisyon Bilgileri, Korkmaz, Zeynep; Hamza Zülfikar; Mehmet Akalın; Ahmet  B. Ercilasun; İsmail Parlatır; Tuncer Gülensoy, Yargı Yayınevi, Ankara 2001</em></span></p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"> <span style="font-size: 15pt"><font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkoloji-makaleleri-genel/">»<span lang="tr">  “Türkoloji Mak. &#8211; Genel” Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span><br />
</span></font></strong></p>
<p align="center"><span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…</font></strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/yer-adlarimizin-dili-prof-dr-hasan-eren/">Yer Adlarımızın Dili (Prof Dr. Hasan Eren)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/yer-adlarimizin-dili-prof-dr-hasan-eren/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkçenin Geleceği (Prof Dr. Hayati Develi)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-gelecegi-prof-dr-hayati-develi/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-gelecegi-prof-dr-hayati-develi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Sep 2007 12:41:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkoloji Makaleleri]]></category>
		<category><![CDATA[Türkoloji Makaleleri (Genel)]]></category>
		<category><![CDATA[Akademik]]></category>
		<category><![CDATA[Dil Sorunlar]]></category>
		<category><![CDATA[Dilbilim]]></category>
		<category><![CDATA[Eski Turk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Hayati Develi]]></category>
		<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Türk]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Turkcemiz]]></category>
		<category><![CDATA[Turkcenin Gelecegi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Universite]]></category>
		<category><![CDATA[Yazi]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Turk Dili]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-gelecegi-prof-dr-hayati-develi/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkçenin Geleceği (Prof Dr. Hayati Develi) Bu konuşmada Türkçenin geleceğinden bahsedeceğiz. Ama biz ne bir kâhin ne de bir müneccim olduğumuza göre gelecekten haber verecek değiliz. Yapmak istediğimiz dünün ışığında bugünü değerlendirerek yarın neler olabileceğine dair bir tasarımda bulunmaktan ibarettir. İnsan, tarihsel bir varlıktır; yani var oluşu tarih ile, zaman boyutu ile mümkün olabilen bir [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-gelecegi-prof-dr-hayati-develi/">Türkçenin Geleceği (Prof Dr. Hayati Develi)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"> <font style="font-size: 22pt" color="#3366ff"><strong><span style="font-family: Maiandra GD"> Türkçenin Geleceği</span></strong></font><strong><font color="#ff6600" size="3"><span style="font-size: 22pt; line-height: 150%; font-family: 'Maiandra GD'"><br />
</span></font><font style="font-size: 15pt" color="#ff6600"> <span style="line-height: 150%; font-family: 'Maiandra GD'">(Prof Dr. Hayati Develi)</span></font></strong><font style="font-size: 15pt" face="Maiandra GD"><br />
</font></p>
<p class="MsoBodyText" style="text-align: justify"> <font face="Maiandra GD" size="2">Bu konuşmada Türkçenin geleceğinden  bahsedeceğiz. Ama biz ne bir kâhin ne de bir müneccim olduğumuza göre gelecekten  haber verecek değiliz. Yapmak istediğimiz dünün ışığında bugünü değerlendirerek  yarın neler olabileceğine dair bir tasarımda bulunmaktan ibarettir.</font></p>
<p class="MsoBodyText" style="text-align: justify"> <font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">  İnsan, tarihsel bir varlıktır; yani var oluşu  tarih ile, zaman boyutu ile mümkün olabilen bir varlıktır. Bu şu demektir :  İnsan birey olarak hayata başladığında kendisinden önceki atalarının  başarılarını tevarüs eder. Bu tevarüs süreci öğrenme ile mümkün olur. Sonra her  nesil kendi başarılarını tevarüs ettiği başarılara eklemleyerek bir sonraki  nesile öğretir, yani aktarır. Bütün bu tevarüs edilip miras bırakılan başarılar  toplamına kısaca “kültür” diyebiliriz.<br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Kültür aktarımını mümkün kılan yegâne vasıta  ise “dil”dir. Dil olmazsa başarıların öğrenilip öğretilmesi, aktarılması; insana  tarihsellik boyutunu kazandıran sürecin işlemesi mümkün olmaz. Toplum hâlinde  yaşamak insana has bir yaşama biçimi sayılamasa da tarihselliğin doğurduğu  “kültür toplumu” olma niteliği insana hastır. Ve söylediğimiz gibi bunu mümkün  kılan “dil” adını verdiğimiz varlık-alanıdır. Şu hâlde şöyle diyebiliriz :<br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Eğer dil varlık-alanı olmasaydı, tarihsel  varlık-alanına sahip bir canlı türü olarak insan var olamayacaktı, yani insan  bir kültür-toplumu oluşturamayacaktı. Nitekim, hepimizin bildiği kimi hayvan  türleri -karınca, kurt, arı vs. gibi birçok canlı türü- toplum halinde  yaşamakta, ancak bunlar bir toplumsal belleğe, tevarüs edilip aktarılan bir  kültüre sahip bulunmamakta, tarihsel boyuttan yoksun oluşları yüzünden  yüzyıllardır yaklaşık olarak aynı biçimde yaşamaktadırlar. Bunun sebebi  tarihselliği ve kültür aktarımını mümkün kılacak bir dile sahip olmayışlarıdır. </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">   </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">  İnsanın toplum hâlinde yaşamasının bir başka  hikmeti de bilişip tanışmadır. Yahut şöyle de diyebiliriz : Bilişip tanışıyor  olmak insan toplumunun ayırıcı niteliklerindendir. Ancak bu biliş ve tanış olma  durumu yalnızca eşsüremli olmaktan ziyade artsüremli boyutu da olan bir olgu  olarak değerlendirilmelidir. Biz, zamandaşımız olan insanları dil aracılığıyla  bilip tanıdığımız gibi bizden önceki nesillerin yapıp ettiklerini, yani  başarılarını da dil ile tanırız.<br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Bilişip tanışıyor olmak aslında anlaşıp  paylaşıyor olmak demektir. Böylece toplumlar kendilerine özgü ortak  paylaşımlardan oluşan bir kültürel kimlik oluştururlar. İnsanın üretmediği,  ancak tevarüs ettiği, kendi başarılarını eklemlediği bu başarılar bütünü, yani  kültür o toplumun kimliğini oluşturur. Eğer başkalarına benzemeyen bir toplumdan  bahsediyorsak aslında başkalarından farklı olan bir kültürden bahsediyoruz,  demektir. Söylediğimiz gibi bunu mümkün kılan dildir. </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">   </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">  Buraya kadar söylediklerimiz kısaca şundan  ibarettir : Nasıl insanın varlığı dil ile mümkün olabiliyorsa, bundan daha  bağlayıcı bir şekilde kültür-toplumunun varlığı da dil ile mümkündür. Daha  bağlayıcı bir şekilde diyoruz; zira dili olmayan bir insanın hayatiyetini  sürdürmesi belki tasarlanabilir bir şeydir, ancak dili olmayan bir toplum  tasarımı mümkün değildir. Dil yoksa toplum da yoktur. Demek ki, aslında bir  dil’in geleceğinden bahsederken o dil ile toplum içi iletişim kuran ve kültür  aktarımını sağlayan toplumun geleceğinden bahsediyoruzdur.<br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Elbette birer birer yok edilmedikleri sürece  herhangi bir toplumun bireyleri üreme yoluyla varlıklarını sürdüreceklerdir.  Ancak tarihsellik bağını mümkün kılan dilin ortadan kalkması kültürel zincirin  kopmasına, toplum hafızasının ve dolayısıyla kimliğinin yok olmasına sebep  olacağı için, o dil ile iletişim kurmayan toplumlar başka bir kimlik edinip  başka bir kültüre eklemlenirler. Şöyle diyebiliriz : Hâlâ aramızda Sümerlerin,  Hititlerin, Lidyalıların soyundan gelenler yaşamaktadır. Ancak bunların hem  eşzamanlı hem de artzamanlı olarak toplumsal bağlarını sağlayan dilleri ortadan  kalktığı için artık bu toplumlar yaşamıyorlar.<br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Eski Türk halklarından olan İdil boyu  Bulgarları başka bir Türk toplumunun, yani Kıpçakların içinde kendi dillerini  kaybettikleri için bugün Bulgar halkından bahsetmek mümkün değildir. Aslında  yine bir Türk halkı olan Tuna boyu Bulgarlarının durumu bize etnosun adının  taşınmasının kültürel kimliğinin taşınması anlamına gelmediğini gösteren ilgi  çekici bir örnektir. Türk dilli olan Tuna Bulgarları, dillerini unutup  Slavlaşmışlar; hâlâ Bulgar etnonimini taşımakla birlikte tarihsel Bulgar  kimliğini kaybetmişler; yeni, Slavyen bir halk olarak ortaya çıkmışlardır. </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">   </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">  Bütün bu söylediklerimizin özeti olmak üzere  şunu ifade edebiliriz : Dili, bir toplumun kültürel kimliğini mümkün kılan bir  varlık-alanı olarak görüyoruz. Ancak bu varlık alanı toplumsal olanı dışından  değil içinden sarıp sarmaladığı, onun biçimini aldığı için, dile baktığımız  zaman toplumun ne olduğunu da görebiliriz. Bu durumda kültürel bir kimlik sahibi  olarak<br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Türkler gelecekte şu iki yoldan birine girmiş  olacaklardır : Türk dilli ve tarihsel Türk kültürel kimliğini taşıyan bir toplum  olmak veya Türk dilli olmayan bir toplum olmak. Ben tarihsel kültürel kimliğin  taşıyıcısı olan dilini unutup da yine de bu tarihsel kimliği doğal akışı içinde  sürdüren bir topluluk bilemiyorum. </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">   </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">  Artık buradan itibaren şu soruya cevap  aramalıyız: Bir dilin hayatiyetini mümkün kılan şartlar nelerdir? </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">  Yukarıda dedik ki, dil bir toplumu sarıp  sarmalar, onun biçimini alır. Bu aslında şu demektir : Dil bir toplumun  aynasıdır. İnsan başarılarının tümü dilde bir karşılık bulur; çünkü herhangi bir  “şey”in varlık alanına çıkabilmesi ancak dilsel varlık-alanında karşılığının  olması ile mümküdür.<br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">“Gösteren”i olmayan bilinemez. Eğer bir şey  varsa göstereni vardır, yani dilsel göstergeler sisteminde yerini almıştır. Şu  hâlde biz toplumun diline, dil kategorilerine bakarak kimliği ve kültürünün  niteliği konusunda açık bilgiler edinebiliriz. Demek ki, dil nasıl bir toplumun  varlığını mümkün kılıyorsa, toplum da başarılarıyla dilini geliştirmektedir. Şu  halde eğer bir dilin zenginliğinden, gücünden söz ediyorsak, aslında o dille  iletişim kuran toplumun zenginliğinden ve gücünden yahut fakirliğinden,  zayıflığından söz ediyoruz demektir. </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">  11. yüzyılda yaşayan İslâm âlimi İbn Hazm,  dillerin güçlü ve zengin oluşuyla o dili konuşan toplumların siyasî ve iktisadî  durumu arasında bir doğru orantı bulunduğunu söyler. İnsanlık tarihi ve  günümüzdeki durum bu görüşü kuvvetle desteklemektedir : Siyasî ve iktisadî güç,  bilhassa bir arada olduğunda o toplumun dili güçlenmekte, kavramsal genişliği  artmakta, diğer diller üzerindeki tesir alanı genişlemektedir.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Kendi tarihimize bakarsak, Türklerin nihayete  ermekte olan ikinci bin yılda güçlü bir şekilde tarih sahnesine çıktığını,  siyasî güçlerinin artmasına paralel olarak dillerinin de güçlendiğini, kavramsal  zenginliğini artırdığı gibi, tesir coğrafyasını da genişlettiğini görürüz.  İkinci binin başlarında Anadolu’da Türkçe konuşulmazken yaklaşık dört yüz sene  içerisinde Türkçe bütün Anadoluya, Balkanlara hakim olmuş; Arabistan, Kuzey  Afrika, Yunan yarımadası Türkçe konuşulan veya Türkçenin ortak dil olduğu  alanlar hâline gelmiştir.<br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Bu imkânı Türkçeye sağlayan, onu konuşan  toplumun enerjisi, üstün başarıları olmuştur. Toplumun başarılarının azalması  dilin gücünü zayıflatan unsurlar arasında yer almaktadır. Elbette gelecekte  Türkçenin ne olacağı Türklerin ne olacağından, gelecekteki Türkçenin gücü yine  gelecekteki Türklerin gücünden bağımsız olarak ele alınamaz.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">  Birkaç yüzyıldır Türkçe, Türklerin siyasi  varlık alanlarının daralmasına paralel olarak daralıp küçülmekte, etki alanını  azaltmakta. Örnek olarak 18. veya 19. yüzyılı ele alırsak kendi zamanında Türkçe  olarak nitelenen herhangi bir metin -bugünlerde terkedilmekte olan bir söylemle-  Adriyatikten Çin seddine kadar uzanan bir dolaşım alanı bulabiliyordu kendine.  Belgrad’dan yola çıkan biri anılan coğrafyayı sadece Türkçe konuşarak  gezebiliyordu.<br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Bugün ise dünya coğrafyası değişmiş, bu  coğrafyada Türklerin oynadığı rol küçülmüş; “Türkçe” yalnızca Türkiye’de  konuşulan dili ifade eder olmuştur. Orta Asya ve deşt-i Kıpçakta yaşayaşn  halklar Stalinci uygulamalarla Türk olmaktan çıkarılmış Tatar, Kazak, Kırgız,  Azerbaycanlı olmuşlar; her birine ayrı bir ulusal kimlik, yerel bir dil, özgün  birer alfabe verilerek bütünden uzaklaştırılmışlardır. Bizim entellektüellerimiz  de anılan coğrafyada Türk dilli halkların yaşadığını son on yılın gelişmeleri  sayesinde farketmiştir. Bugün herhangi bir Türkçe metnin yukarıda anılan  coğrafyada tedavülü mümkün görünmüyor. </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">   </font></p>
<p><center><!--adsense#reklam_336x280--></center><font face="Maiandra GD" size="2">  Bir toplumun ayakta durabilmesi ancak  başarılarıyla mümkündür. Üretmeyen toplumlar yok olmaya mahkûmdurlar. Varlığını  sürdürmek isteyen her toplum ileriye doğru adımlar atmalıdır. Bu bağlamda  yerinde sayan toplumların bile varlıklarını sürdürme şansları çok fazla  değildir. Peki, bir toplum hangi başarıları gösterirse varlığını, hayatiyetini  sürdürme imkânı bulur? Kanaatimce herhangi bir toplumun öncelikle zihinsel  alanda üretken olması gerekir.<br />
</font><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font><font face="Maiandra GD" size="2">Çünkü kavramları ve nesneleri doğuran zihinsel  alandaki üretimdir. Bu alanda üretici olmayan, ancak başkalarının ürettiğini  alıp satan toplumların da her zaman bir var oluş tehlikesi altında yaşamalarını  sürdürmeleri kaçınılmazdır. Zihinsel alandan kastımız esas olarak felsefe, bilim  ve sanat üretimleridir. Bunların bir piramide benzeyen bütün insan  faaliyetlerinin en tepesinde yer aldığını düşünüyorum. Eğer bunlar arasında da  bir sıralama yapmamız gerekirse en üste felsefî düşünceyi, ondan sonra bilim ve  sanat faaliyetlerini koymalıyız.<br />
</font><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font><font face="Maiandra GD" size="2">Çünkü bilimi de sanatı da üreten felsefî  düşünce olsa gerektir. Bu zihinsel alan her türlü yeniliğin, kavrayışın, buluşun  ortaya çıktığı alandır. Bir toplum düşünce imal etmiyorsa kendi orijinalitesini  yitirir; kendi kavramlarını üretemez. Bir süre sonra bakar ki, başka toplumların  kavramlarıyla konuşuyor, başka toplumların terminolojisiyle algılıyor dünyayı.  Hemen arkasından gelen ve sırtını felsefî düşünceye, yani teorik alana dayayan  bilim, bilgiyi ve teknolojiyi üretir. Piramidin en tepesi toplumun aklı ve  yüreği mesabesindedir.<br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Burası temiz ve canlı olduğu sürece toplum  üretken ve sağlıklı olur. Dilin gücünü belirleyen de felsefî düşüncenin ve  bilimsel üretkenliğin gücüdür. Bu alanlarda üretken olmayan, tembel olan bir  toplum elbette ihtiyaçlarını başka toplumların üretimlerini tüketerek karşılamak  zorunda kalır.<br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Üretmeden tüketmek siyasî ve iktisadî alanda  olduğu gibi dil alanında da bir büzülmeye, giderek yok olmaya götürür. Felsefe  ve bilim üretmeyen bir toplum önce kelimeler almaya başlar; sonra kendi dilini  yetersiz görüp dilini değiştirmeye kalkışır. Başdöndürücü bilimsel gelişmelerin  yaşandığı günümüz dünyasında tek tek kelimeleri, kavramları karşılamaya,  çevirmeye kalkışmak çoğu zaman onları üretmekten daha yorucu bir iş halini  almakta ve bunun yerine bu başarıların ortaya konulduğu dillerin kullanımı  gündeme gelmektedir.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">  Türkçenin geleceğini bu açıdan  değerlendirirsek iç açıcı bir manzarayla karşılaşamayız : Türkiye’de hâlâ bir  felsefe geleneği kurulmuş değildir, güçlü bir felsefî faaliyetten söz etmek  mümkün görünmüyor. Felsefeci gibi görünenlerin çoğu aslında bu işe hevesli  aydınlar.<br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Bunun sebeplerini elbette siyasal yapının  özgür düşünceyi kısıtlayıcılığında arayabiliceğimiz gibi, entellektüel  tembellikte ve dahası felsefî geleneğin olmayışında aramak da mümkündür. Netice  olarak, orijinal teorilerle, yeni kavramlarla Türk entellektüellerinin, bilim  adamlarının ufkunu açacak bir felsefî başarıdan bugün için yoksunuz. Buna  bağlantılı olarak bilim üretimimizin de dünyayla kıyaslandığında yok mesabesinde  olduğu görülüyor.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">  Güçlü bir dil olduğu kabul edilen İngilizce  ile bu noktada bir karşılaştırma yapmakta fayda var : Bilgisayar teknolojileri  ile ilgili çalışmalar aşağı yukarı Kırklı yıllarda başlamış, günümüze  gelindiğinde bu çalışmalar İngilizceye orta büyüklükte bir sözlük hacminde yeni  kelime veya anlam kazandırmıştır. Yine uzaya araç gönderme ile ilgili  çalışmaların İngilizceye getirisi on beş bin kelime civarındadır. Biz ise bu  zamanı kısır siyasî çekişmeler ve çatışmalarla doldurduk.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Bugün bu devasa sözvarlığına karşı tercümeden  başka bir yol bulamıyoruz. Oysa iş tercümeyle, kelimelere karşılık bulmakla  olacak gibi görünmüyor. Şu hâlde diyebiliriz ki, Türkçenin geleceğini  belirlemede önümüzdeki yüzyılda felsefî düşünceye, dahası her türlü düşünceye ne  kadar özgürlük tanınacağı, bilimsel özgürlük ve üretkenliğin ne derece mümkün  olacağı, önemli bir etken olacaktır.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">  İnsanların ana dillerini edinmeleri  çocukluktan başlayıp devam eden bir süreçtir. Dil edinimi belki yaklaşık olarak  ergenlik çağının sonlarında, üniversite yıllarında büyük ölçüde tamamlanmış  sayılabilir, ama sona ermez. İnsan ölünceye kadar dilini öğrenmeye, geliştirmeye  devam eder. Asıl dil eğitiminin ise iki safhası vardır : Birincisi ve aslî olanı  okul öncesi, ikincisi ise okul dönemi. Hepimiz ana dilimizin temelini ailede,  sokakta öğreniriz.<br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Okulda bize öğretilen okuma yazmanın dışında  standart dildir. Okul bize felsefî ve bilimsel düşünceye hazırlayan bir dil  başarısı kazandırır. Bilim ve kültür kavramlarının birçoğunu okul döneminde  ediniriz. Okul döneminde iyi bir dil eğitimi almamış bireyin o dilin standardını  elde etmesi, kültür kavramlarını bilmesi mümkün olmaz. Türkçenin geleceğini  anlamaya çalışırken işte okul dönemindeki bu dil eğitimi meselesine de bir  projeksiyon tutmamız gerekir. Burada iki durumla karşılaşıyoruz : 1) Türkçenin  öğretilmesi 2) Öğretim dilinde Türkçeden uzaklaşma.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">  Bu maddeleri kısaca ele almak istiyorum.  Türkçenin öğretilmesi konusunda eğitim ve öğretim aygıtımızın pek de başarılı  olduğu söylenemez. Liseyi bitiren bir öğrencinin zengin bir Türkçe dağarcığına  ve Türkçe kullanım kapasitesine sahip olduğunu söylemek son derece zordur.  Bırakalım konuşmayı, sadece kaligrafi konusu olarak yazı yazmada bile bir  standart tutturulabilmiş değildir.<br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Orta halli bir öğrenci kendini güzel Türkçe  ifadelerle anlatmaktan, birazcık edebî ve felsefî tat verilmiş söylemleri  anlamaktan mahrumdur. Daha birkaç yıl öncesine kadar ilkokul öğrencileri yoğun  bir sınav baskısı altında beş yıllarını test çözmekle geçiriyorlar, ne doğru  dürüst bir kompozisyon yazıyor, ne de tahtaya çıkıp herhangi bir konuda konuşma  konusunda eğitiliyorlardı. Bugün de durum çok değişmiş değildir. Kırk elli  kişilik sınıflarda bir Türkçe öğretmeni hangi düzeyde  dil eğitimi verebilir ki?</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">  Bundan daha da vahim olan bir durum, yabancı  dille eğitim virüsünün bugün ilkokullara, hatta anaokullarına kadar yayılmış  olmasıdır. Devlet paradoksal bir biçimde kendi varlığını tehdit edebilecek bir  gelişmeye kendisi destek vermekte, yabancı dille eğitim yapan okullar açmakta;  hatta hep tenkit edilen Cumhuriyet öncesi medreselerinde bilim dilinin Türkçe  olmayışı durumu yeniden yaratılmaktadır.<br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Bugün yabancı dille eğitimde şöyle bir duruma  ulaşılmış bulunuluyor : Yabancı dille eğitim o eğitimi veren kurumlara itibar  kazandırmakta ve Türkiye’nin en itibarlı üniversiteleri de yabancı dille eğitim  vermektedir. Bu üniversiteler arasında ODTÜ’yü, Boğaziçi’yi, Bilkent’i, Koç,  Sabancı gibi özel üniversiteleri saymalıyız. Bunlar devlet aygıtının başında  oturacak birinci sınıf aydınları, teknokratları yetiştirmektedirler. Gazetelerin  “İnsan Kaynakları” sayfalarında neredeyse Türkçe ilan yok gibi. Bir toplumun  kendi dilini bırakıp da başka bir toplumun / üstün gördüğü bir toplumun diliyle  eğitim yapmasındaki yıkıcı ve kahredici aşağılık kompleksini bir yana bırakalım.<br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Böyle bir eğitim sistemi asıl Türkçe bilim  dilinin, terminolojisinin yok olmasına sebep olmaktadır ki, bilim diline  yukarıda verdiğimiz kıymet göz önüne alındığında son derece zararlı sonuçlar  doğurması kaçınılmazdır. Yabancı dille eğitim gören veya veren bilim adamları  kendi buluşlarını bile bu yabancı dil aracılığıyla isimlendirmekte, Türkçe  adların onları bilimsel alanın dışında bırakacağını düşünmektedirler.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">  Bir işadamı niçin yabancı dilde ilan verir?  Elbette yabancı dili iyi bilen eleman istihdam etmek için. Sonra da bu elemandan  o yabancı dili kullanmasını ister. Bugün birçok büyük şirkette iletişim dili  Türkçe değildir. Gününün sekiz on saatini yabancı dil ortamında geçiren adamın  ana dili güdükleşmekte, hele ailelerde eşlerin ikisi de iyi derecede yabancı dil  biliyorsa iş Türkçeyi bırakıverme noktasına varmaktadır.<br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Benim vaktiyle “Livaneli sendromu” olarak  isimlendirdiğim bu durumda birey artık yabancı dilin kelimelerini günlük hayatın  bir parçası olarak algılamakta, Türkçesi gerektiğinde “Aham, buna ne derlerdi  Türkçede?” gibi ifadelere başvurmaktadır. Tepeden başlayan bu Türkçeden kaçışın  sonuçları elbette Türkçe ve Türk kimliği açısından hayırlı olmayacaktır.  Sözümüzün başında vermeye çalıştığımız teorik yaklaşımda ifade ettiğimiz gibi,  dil kültürel kimliğin ne olduğunu belli eder; eğer dilinizi terkederseniz  kültürel kimliğinizi de terketmiş olursunuz.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">  Bu olumsuz tablonun ardından kendimce iyi  bulduğum haberlere geçiyorum :</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">  Bugün Türkçe son yıllarda Türklerin iktisadî  ve siyâsî sıçramalarına paralel olarak kendine yeni imkân alanları keşfetmiştir.  Herşeyden önce Avrupada yaşayayan TC vatandaşı insanları Türkiye Türkçesinin  etki alanını ve gücünü artıran unsurlar olarak değerlendirmek gerekir.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">  </font></p>
<p class="MsoBodyText" style="text-align: justify"> <font face="Maiandra GD" size="2">Sovyetlerin dağılmasından sonra ortaya çıkan  durum da Türkçe için yeni imkân alanları aşmıştır. Burada Türkçe derken Türkiye  Türkçesini kastediyorum. Buralarda açılan resmi ve özel okullarda yüzlerce insan  Türkiye Türkçesini öğreniyor.<br />
</font></p>
<p class="MsoBodyText" style="text-align: justify"> <font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; text-align: justify"> <font face="Maiandra GD" size="2">Türkçe bir metnin anlaşılabilirlik alanı hızla  genişliyor. Eğer Türkiye Türkçesi iyi işlenir, uygun araçlar oluşturulabilirse  Türk dünyasındaki ortak iletişim aracı olması muhtemeldir. Uydu üzerinden yayın  yapan onlarca televizyon ve radyo kanalı Türkçenin hayat süresini uzatan, onu  destekleyen, etki alanını genişleten birimler değerindedir.</font></p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"> <span style="font-size: 15pt"><font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkoloji-makaleleri-genel/">»<span lang="tr">  “Türkoloji Mak. &#8211; Genel” Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span><br />
</span></font></strong></p>
<p align="center"><span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…</font></strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-gelecegi-prof-dr-hayati-develi/">Türkçenin Geleceği (Prof Dr. Hayati Develi)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-gelecegi-prof-dr-hayati-develi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkçe Dünya Dilidir (Mehmet Nuri Yardım)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/turkce-dunya-dilidir-mehmet-nuri-yardim/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/turkce-dunya-dilidir-mehmet-nuri-yardim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Sep 2007 12:09:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkoloji Makaleleri]]></category>
		<category><![CDATA[Türkoloji Makaleleri (Genel)]]></category>
		<category><![CDATA[Akademik]]></category>
		<category><![CDATA[Dil Sorunlar]]></category>
		<category><![CDATA[Dilbilim]]></category>
		<category><![CDATA[Dunya Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Eski Turk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Nuri Yardim]]></category>
		<category><![CDATA[Türk]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Turkcemiz]]></category>
		<category><![CDATA[Türkoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Universite]]></category>
		<category><![CDATA[Yazi]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Turk Dili]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/turkce-dunya-dilidir-mehmet-nuri-yardim/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkçe Dünya Dilidir (Mehmet Nuri Yardım) Taksim&#8221;deki Atatürk Kültür Merkezi, Salı akşamı muhteşem bir törene ev sahipliği yaptı. Yüreği Türkçe sevdâsıyla, gönlü Türk dilinin muhabbetiyle dolu olan yüzlerce meraklının doldurduğu salonda dilimiz konuşuldu, tarihî birikimi ve geniş coğrafyadaki te&#8221;siri üzerinde duruldu, yeryüzündeki gücüne temas edildi. Türk Kültürüne Hizmet Vakfı&#8221;nın üç yılda bir düzenlediği &#8220;Türk Dünyası [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkce-dunya-dilidir-mehmet-nuri-yardim/">Türkçe Dünya Dilidir (Mehmet Nuri Yardım)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"> <font color="#3366ff" size="5"><strong><span style="font-family: Maiandra GD">Türkçe  Dünya Dilidir</span></strong></font><strong><font color="#ff6600" size="5"><span style="line-height: 150%; font-family: Maiandra GD"><br />
</span></font><font color="#ff6600" size="3"> <span style="font-size: 15pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD"> (Mehmet Nuri Yardım)</span></font></strong><font style="font-size: 15pt" face="Maiandra GD"><br />
</font><font face="Maiandra GD" size="3"> </font></p>
<p><font size="3"> <span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Maiandra GD"> Taksim&#8221;deki Atatürk Kültür Merkezi, Salı akşamı muhteşem bir törene ev  sahipliği yaptı.</span></font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Yüreği Türkçe sevdâsıyla, gönlü Türk  dilinin muhabbetiyle dolu olan yüzlerce meraklının doldurduğu salonda dilimiz  konuşuldu, tarihî birikimi ve geniş coğrafyadaki te&#8221;siri üzerinde duruldu,  yeryüzündeki gücüne temas edildi. Türk Kültürüne Hizmet Vakfı&#8221;nın üç yılda bir  düzenlediği &#8220;Türk Dünyası Türk Dili Şeref Ödülleri&#8221;nin üçüncüsü AKM&#8221;de  sahiplerine verildi.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Törende Türk dilini dünyada en iyi kullanan  beş akademisyen ve yazar Prof.Dr. Kâmil Veli Nerimanoğlu (Azerbaycan), Prof. Dr.  Giuli Alasania (Gürcistan), Prof. Dr. Cevat Heyet (İran), Prof. Dr. Lars E. A.  Johanson (İsveç) ve Prof. Dr. Tadeusz Majda (Polonya)ydı.Ödül, Türkçe&#8221;yi dünya  dili seviyesine yücelten Türkolog, düşünür ve edebiyatçılardan beşine şükrân  nişanesi olarak veriliyor.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Bugüne kadar 15 şair, yazar ve akademisyene  bu seçkin armağan dağıtıldı. &#8220;Türkçe&#8221;nin dünyanın en çok konuşulan beşinci dili  olduğunu&#8221; vurgulayarak açış konuşmasına başlayan vakıf başkanı Dr. Metin Eriş,  &#8220;Türk dili ebediyete uzanan çizgide olacak. 4 bin yıllık tarihinden aldığı  güçle, gelecek asırlara da mührünü vuracaktır.&#8221; diyerek sözlerini tamamladı.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Daha sonra kürsüye gelen Milli Eğitim  Bakanı Hüseyin Çelik, bir topluluğu millet yapan en büyük faktörün dil olduğunu  vurguladı ve Türkçe&#8221;ye daha fazla sahip çıkılması gerektiğini söyledi. Prof.  Dr. Kâmil Veli Nerimanoğlu, Türk dilinin farklı lehçelerinden bahsederken ortak  dilin Türkiye Türkçesi&#8221;nin zenginliğiyle sağlanabileceğine dikkat çekti.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Nerimanoğlu&#8221;nun bir sözü temenniden  ziyâde, bir müjde gibiydi: &#8220;Birleşmiş Milletlerin 7&#8221;nci dili Türkçe olacaktır.&#8221;  Prof. Dr. Giuli Alasania, hayatının en büyük ve en değerli ödülünü kabul  ettiğini belirtirken sempatik davranışlarıyla dinleyicilerden takdir topladı.  Prof. Dr. Lars E. A. Johansan ise, Türk diliyle uğraşmanın kendisinde bir  &#8220;meftuniyet&#8221; meydana getirdiğini söyledi ve ekledi: &#8220;Bu meftunluk, bu sevda, bu  aşk 20&#8221;li yaşlarımdan beri bende devam ediyor.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Türkoloji ve bendeniz yıllardan beri  birbirine sâdık kalmış yârlarız.&#8221; Prof. Dr. Tadeusz Majda ise, Türkçe&#8221;nin  kendisini büyülediğini belirttikten sonra şu itirafta bulundu: &#8220;Türk kültürü ve  Türk dili beni öylesine büyülemiştir ki, ona harcadığım 50 yıl için hiç  pişmanlık duymadım.&#8221; Bana göre gecenin yıldızı İran&#8221;dan dâvet edilen değerli  ilim adamı Prof. Dr. Cevat Heyet&#8221;ti.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Türkoloji&#8221;nin İran&#8221;daki bânisi Cevat  Heyet&#8221;in Türkçe&#8221;ye olan aşkını dile getirdiği konuşma, göz yaşartacak  nefâsetteydi: &#8220;İran&#8221;da Pehleviler zamanında dilim yasak olmuştur. Kültürüm  inkâr edilmiştir. Bu yüzden Türk diline olan aşkım, hıncımdan doğmuştur.&#8221; Tıp  tahsilini Türkiye&#8221;de yapan ve genel cerrah olarak yetişen ilim adamı, &#8220;Babam  beni Türkiye&#8221;ye sadece tıp tahsili yapmak için göndermemiş, aslında Türk  tarihini ve edebiyatını öğretmek için yollamıştır.&#8221; İlerlemiş yaşına rağmen  babacan davranışları, rind tavrı, esprili sözleri ve güzel konuşmasıyla  misafirlerin gönlünde taht kuran Heyet, &#8220;Dil insanlığın işaretidir, irtibat  vasıtasıdır.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Dil olmadı mı millet de olmaz. Dil öldü mü  millet de ölür&#8221; dedi. Zaman zaman hâtıralarını anlatan Cevat Bey&#8221;in bir  anekdotu vardı ki oldukça mühim ve kayda değer bence. İlim adamı, önce Şemsettin  Sâmi&#8221;nin Kâmus&#8221;ül Âlam&#8221;ı üzerinde uzun uzun durdu. Kâmus&#8221;ul Âlam&#8221;ın  kendisine babasından armağan kaldığını belirten Cevat Heyet, şunu söyledi:  &#8220;Kütüphanemde 500&#8221;den fazla sözlük ve ansiklopedi var. Hiç birinde bulamadığım  kelime ve kavramları Kamus&#8221;ul Âlam&#8221;da buluyorum.&#8221; Böylece, bu dev eserin hâlâ  aşılamadığını belirtmiş oluyordu. Prof. Dr. Cevat Heyet&#8221;in alkışlar ve sevgi  gösterileri arasında tamamladığı konuşmasının son cümleleri şöyleydi: &#8220;Bu dili  biz yapmadık. Türkçe asırlardır yapılıyor. Dilciler ancak yol gösterir.<br />
</font></p>
<p><font size="3"> <span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Maiandra GD"></span></font></p>
<p><center>[ad#reklam_336x280]</center><font size="3"> <span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Maiandra GD">Dilimiz  bir mucizedir.</span></font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">İyi öğrenelim, doğru öğretelim, sahip  çıkalım, kadrini bilelim. Beş dil biliyorum, vallahi bunların en güzeli  Türkçe&#8221;dir.&#8221; Program, barkovizyon gösterimleri ve her ülkenin müziği ile  dinleyicileri âdeta büyüledi. Hele Gürcü müzik grubu, salondakilerin heyecanını  doruğa çıkardı. Üç saat süren sanat yolculuğu nefisti doğrusu.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Konuşmaları ve müzikleri nefeslerimizi  tutarak tâkip ettik, Türkçe&#8221;ye daha bir gönül bağlamış olarak salondan çıktık.  Bu programı müşterek olarak hazırlayan T.C.Kültür Bakanlığı, Türk Kültürüne  Hizmet Vakfı ile Çamlıca Kültür ve Yardım Vakfı&#8221;nı kutlarken bir hususa işaret  etmek isterim.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Ne yazık ki pek çok kültür sanat programı  sessiz sedâsız yapılıyor. Görüştüğüm pek çok kültür adamı ve edebiyatçının bu  programdan haberi yoktu. Güzel bir hizmette bulunuyorsanız, iyi bir faaliyet  düzenliyorsanız insanları haberdâr edeceksiniz ki gelsinler, çalışmalarınızı  görüp takdir etsinler, sonra size teşekkür etsinler.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Üç yılda bir tertip edilen bu programa  izdiham derecesinde katılım olmalıydı. Ne yazık ki, salonun ancak yarısı  dolmuştu. Vakıflarımız, kültür sanat müesseselerimiz, faaliyetlerini duyurmakta  yetersiz kalıyorlar. Bu meseleyi mutlaka çözmeliler.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Son söz, böyle bir gecede Türk müziği, daha  ağırlıklı olmalıydı diye düşünüyorum. Sanat mûsikîsi ve halk müziği baskın  çıkmalı, arada tasavvuf ile mehter müziğinden örnekler sunulmalıydı. Herşeye  rağmen, Türkçe&#8221;nin ihtişamına lâyık güzel bir gece yaşandı.</font></p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"> <span style="font-size: 15pt"><font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkoloji-makaleleri-genel/">»<span lang="tr">  “Türkoloji Mak. &#8211; Genel” Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span><br />
</span></font></strong></p>
<p align="center"><span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…</font></strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkce-dunya-dilidir-mehmet-nuri-yardim/">Türkçe Dünya Dilidir (Mehmet Nuri Yardım)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/turkce-dunya-dilidir-mehmet-nuri-yardim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Evliya Çelebi ve Anadolu Ağızları (Prof. Dr. Hasan EREN)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/evliya-celebi-ve-anadolu-agizlari-prof-dr-hasan-eren/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/evliya-celebi-ve-anadolu-agizlari-prof-dr-hasan-eren/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Sep 2007 11:52:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkoloji Makaleleri]]></category>
		<category><![CDATA[Türkoloji Makaleleri (Genel)]]></category>
		<category><![CDATA[Akademik]]></category>
		<category><![CDATA[Anadolu Agizlari]]></category>
		<category><![CDATA[Dil Sorunlar]]></category>
		<category><![CDATA[Dilbilim]]></category>
		<category><![CDATA[Eski Turk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Evliya Celebi]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Hasan Eren]]></category>
		<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Türk]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Turkcemiz]]></category>
		<category><![CDATA[Türkoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Universite]]></category>
		<category><![CDATA[Yazi]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Turk Dili]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/evliya-celebi-ve-anadolu-agizlari-prof-dr-hasan-eren/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Evliya Çelebi ve Anadolu Ağızları (Prof. Dr. Hasan EREN) Büyük Türk gezgini Evliya Çelebi&#8217;nin Seyahatname&#8217;si, abartmalı yanlarına karşın coğrafya, tarih, etnografya, folklor&#8230; bakımlarından üzerinde durulmaya değer büyük bir eserdir. Sağlam bir gözlem yeteneğine sahip olan Seyahatname yazarı, yalnız coğrafya, tarih, etnografya bilgileri vermekle kalmayarak, eserinin birçok yerlerinde yerli diller üzerine topladığı bilgi ve verilere de [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/evliya-celebi-ve-anadolu-agizlari-prof-dr-hasan-eren/">Evliya Çelebi ve Anadolu Ağızları (Prof. Dr. Hasan EREN)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"><strong> <font color="#3366ff" size="5"><span style="font-family: Maiandra GD">Evliya  Çelebi ve Anadolu Ağızları</span></font><font color="#ff6600" size="5"><span style="line-height: 150%; font-family: Maiandra GD"><br />
</span></font><font color="#ff6600" size="3"> <span style="font-size: 15pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD"> (Prof. Dr. Hasan EREN)</span></font></strong><font style="font-size: 15pt" face="Maiandra GD"><br />
</font><font face="Maiandra GD" size="3"> </font></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">Büyük Türk gezgini  Evliya Çelebi&#8217;nin Seyahatname&#8217;si, abartmalı yanlarına karşın coğrafya, tarih,  etnografya, folklor&#8230; bakımlarından üzerinde durulmaya değer büyük bir eserdir.</span></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Sağlam bir gözlem yeteneğine sahip olan  Seyahatname yazarı, yalnız coğrafya, tarih, etnografya bilgileri vermekle  kalmayarak, eserinin birçok yerlerinde yerli diller üzerine topladığı bilgi ve  verilere de yer verilmiştir. Örneğin Seyahatnamemde yazar, Abaza dili, Kaytak  dili, Gürcü dili, Mingrel dili, Arap dili, Türkmen dili, Dob-ruca Tatarlarının  dili, Tiflis Kürt dili, Rus dili, Sırp dili, Boşnak dili, Hırvat dili, Venedik  İtalyancası, Macar dili, Alman dili, Kırım Tatarlarının dili, Nogay dili, Kalmak  dili &#8230; üzerinde durmuştur.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Evliya Çelebi&#8217;nin bu diller üzerine vermiş  olduğu bilgi ve verilerin büyük bir bölümü işlenmiş, değerlendirilmiştir.  Özellikle onun Kafkas dilleri üzerine verdiği bilgiler önemle ele alınmıştır.  Çünkü Seyahatnamemde Kafkas dilleri üzerine verilen bilgiler, bu dillerin en  eski yazılı belgeleri arasında yer alıyordu.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Yalnız, Kafkas dilleriyle ilgili olarak  Evliya Çelebi&#8217;nin işlediği bir &#8220;suç&#8221; üzerinde durmak gerekir.<br />
Evliya Çelebi&#8217;nin eserinde Dağıstanlı Kaytakların dili üzerine küçük bir liste  vardır. Daha çok hayvan adlarını kapsayan bu liste, Kaytak dili ve Kaytak tarihi  ile uğraşanlar için her bakımdan ilginçtir. Bu bakımdan bilginler Evliya  Çelebi&#8217;nin Kaytakça listesi üzerinde sık sık durmuşlardır.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Evliya Çelebi&#8217;nin verdiği Kaytakça söz  listesi ilk kez W. Barthold&#8217;un gözüne çarpmıştır. Barthold, K voprosu o  proisxojdenii kaytakov (Etnografiçeskoe Oboz-renie LXXXIV &#8211; LXXXV, 1910, 37 &#8211;  45) adlı yazısında, Evliya Çelebi&#8217;nin verdiği bilgileri B. Ya. Vladimircov&#8217;un  yardımıyle çözmüştü. Bu çözümlere dayanan bilgin, Kaytak dilinin bir Moğol  diyalekti olduğu inancına varmıştı.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">G. J. Ramstedt&#8217;in 1911&#8217;de çıkan küçük  yazısı (K voprosu o kaytakax. Etnografiçeskoe Obozrenie LXXXVIII &#8211; LXXXIX, 1911,  239 &#8211; 240), bu konuda yeni bir şey getirmemiştir. Buna karşılık, Hamdullah  Kazvinî&#8217;nin Nüzhetü&#8217;l-kulûb adlı eserindeki Moğolca sözleri yayan N. Poppe (Mongol&#8217;skie  uazvaniya jivotnix v trude Xamdallaxa Kazvini. Zapiski Kollegii Vostokovedov I,  1925, 195 &#8211; 208) Moğol dili uzmanlarına Evliya Çelebi&#8217;nin Kaytakça listesi için  yeni olanaklar vermişti. Bir yandan Poppe&#8217;nin verilerine, bir yandan da kendi  birleştirmelerine dayanan P. Pelliot (La pretendu vocabulaire deş Kaitak du  Daghestan. Journal Asiatique 1927, I, 279 &#8211; 294), Kazvinî&#8217;nin Moğolca  verileriyle Evliya Çelebi&#8217;nin Kaytakça sözleri arasında köklü bir karşılaştırma  yaptıktan sonra, Kaytakça verilerle Kazvinî&#8217;nin verdiği Moğolca biçimler  arasında kuşkulu benzerlikler (ressemblances inguietantes) bulunduğunu  belirtmiştir (294. s.).</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Bundan sonra J. Stephenson, Kazvinî&#8217;nin  eseri üzerine yeni bir çalışma yaymıştı (The Zoological Section of the Nuzhat-ul-Qulüb  of Hamdullah al-Mustaufî al-Qazwînî. London, 1928). Pelliot, Poppe&#8217;nin eski  yazışma ve Stephenson&#8217;un ortaya koyduğu yeni gereçlere dayanarak, NüzhetÜ&#8217;l-kulûtfAaki  Türkçe ve Moğolca sözleri uzuıı açıklamalarla tekrar yaydı (Leş Formes turques  et mongoles dans la nomen-clature zoologique du Nuzhatu&#8217;l-kulûb. Bulletin of the  School of Oriental Studies VI, 1931, 555 &#8211; 580). Pelliot&#8217;nun yeni araştırmaları  sonunda Evliya Çelebi&#8217;nin Kaytakça listesiyle bu eserdeki Moğolca biçimler  arasında varlığından söz açtığımız benzerlikler de arttı. Bu benzerlikleri göz  önüne alan yazar, Evliya Çelebi&#8217;yi Kaz-vinî&#8217;yi &#8220;yağma etmek&#8221;le suçladı: &#8220;Deş â  present je considere qu&#8217;Evliyâ Celebi a froidement pillt; Kazwînî.&#8221; (580. s.)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Büyük Fransız bilgininin haklı  eleştirmeleri karşısında, eski eserlerden aldığı bilgileri kendi gözlemi gibi  göstermekten çekinmeyen Evliya Çelebi&#8217;yi savunacak değilim. Yalnız, onun Abaza,  Gürcü, Mingrel, Arap, Kürt, Tatar, Rus, Sırp, Boşnak, Hırvat, Macar&#8230; dilleri  üzerine Verdiği bilgilerin her bakımdan sağlam olduğunu belirtelim. Bu diller  üzerinde duran gezginin doğrudan doğruya kendi gözlemlerine dayandığı  anlaşılıyor.<br />
</font></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">Bu bakımdan sağlam  bilgiler veren bu küçük sözlüklerin bir bölümü uzmanlarca işlenmiş,  değerlendirilmiştir. Örneğin R. Bleich-steiner, Evliya Çelebi&#8217;nin  Seyaftatraame&#8217;sinde Kafkas dilleri üzerine verilen dil örnekleri üzerinde  durmuştur (Die kaukasischen Sprachproben in Evliya Ğelebi&#8217;s Seya-hetname.  Caucasica XI, 1934, 84 &#8211; 126). S. S. Djikiya, Evliya Çelebi&#8217;nin Mingre) ve Gürcü  dilleriyle ilgili verilerini toplamıştır (Evliya Çelebi o mingrelskom i gruzin-skonı  yazıkax.<br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">Sovetskoe  yazıkoznanie II, 1936, 109-128). Bundan sonra Djikiya, Evliya Çelebi&#8217;nin Lazlar  ve dilleri üzerine verdiği bilgileri de gözden geçirmişti (Evliya Çelebi o lazax  i lazskom yazıke. İberiyskokavkazskoe yazıkoznanie VI, 1954, 243 &#8211; 256). H. J.  Kissling, Evliya Çelebi&#8217;nin Almanca örnekleri üzerinde durduğu gibi (Einige  deutsche Sprachproben bei Evliya Celebi. Leipziger Vierteljahrschrift für  Südosteuropa II, 1938, 212 &#8211; 220), L. Ligeti de onun Macarca veri ve örneklerini  değerlendirmiştir (Evliya Cselebi magyar szöjegyzeke. Magyar Nyelv LXVII, 1971,  394 &#8211; 409).</span></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Evliya Çelebi&#8217;nin eserinde Dobruca ve Kırım  Tatarlarının dili, Nogay dili, Türkmen dili gibi Türk dilleri üzerine bilgi  verdiğini yukarıda belirtmiştim. Bu küçük</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">örnekler yanında gezginimiz Anadolu  ağızlarına da değinmiş, yerli halk arasında kullanılan birtakım sözleri  yazmıştır. Benim bildiğime göre, Evliya Çelebi&#8217;nin &#8220;Tosya, Bolu, Dörtdivan  Türklerinin lisan ve lehçeleri&#8221; konusunda sıraladığı örnekler, onun Anadolu  ağızları için verdiği en zengin sözlüktür. Seyahatname yazarının dağınık olarak  verdiği sözler gibi, bu sözlük de şimdiye değin Türk dili ve Türk  diyalektolojisi bakımından değerlendirilmemiştir. Seyahatname&#8217;de dağınık olarak  verilen yerli sözlerin toplanması, işlenmesi uzun sürer. Ancak, Tosya, Bolu ve  Dörtdivan Türklerinin dilleri üzerine verilen örnekler, Anadolu diyalektolojisi  bakımından kolaylıkla değerlendirilebilir.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Seyahatname1 mu Ahmet Cevdet baskısında  Tosya, Bolu, Dörtdivan ağzı sözlüğü olduğu gibi verilmiştir (II, 175-176. s).  Zuhuri Danışman baskısında ise bu sözlük yeni yazıya çevrilmiştir (3. kitap 174  &#8211; 157. s.) Danışman, Evliya Çelebi&#8217;nin verdiği sözlerin okunmasında büyük  güçlüklerle karşılaşmıştır. Bu bakımdan küçük bir notta, bu sözlerin doğru  olarak yeni yazıya çevrildiğini iddia edemeyeceğini belirtmiştir.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Bu sözlükteki verileri değerlendirirken  Evliya Çelebi Seyahatname&#8217;sinin bütün yazmalarını göz önünde tutmak gerekir. Bu  büyük eserin birkaç yazması vardır. Ahmet Cevdet baskısı Millet Kütüphanesindeki  Pertev Paşa yazmasına dayanmaktadır. Danışman, Topkapı Sarayında Bağdad Köşkü  kütüphanesinde bulunan yazmayı kullanmıştır.</font></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><br />
</span></p>
<p><center>[ad#reklam_336x280]</center><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">Bunlardan başka,  Süleymaniye Kütüphanesinde Beşir Ağa kitapları arasında da Seyahatname&#8217;nin güzel  bir yazması vardır. Bu yazmalar arasında bugüne değin sağlam bir karşılaştırma  yapılmamıştır. Evliya Çelebi ve eseri üzerine güzel bir araştırma yapmış olan  Prof. Cavit Baysun da bu konu üzerinde pek durmamıştır. Bu duruma göre  Seyahatname&#8217;nin sağlam yazmasının hangisi olduğunu bilmiyoruz. Bu koşullar  altında Evliya Çelebi&#8217;nin Tosya, Bolu, Dörtdivan Türklerinin dilleri üzerine  verdiği örnekleri değerlendirirken Seyahatname&#8217;nin bütün yazmalarını göz önünde  bulundurmaktan başka çıkar yol yoktur. Biraz sonra sunacağım örneklerden de  anlaşılacağı gibi, gezginimizin Tosya, Bolu, Dörtdivan ağzı üzerine verdiği  örneklerin bir bölümü, bütün yazmaların göz önünde tutulması halinde bile  çözülememektedir.</span><font face="Maiandra GD" size="2">Seyahatname&#8217;râ.n &#8220;Tosya, Bolu, Dörtdivan  Türklerinin lisan ve lehçeleri&#8221; adlı bölümü, bu eserde yer alan dil örneklerinin  en büyüklerinden biridir. Yukarıda adlarını andığımız yabancı diller için örnek  olarak 40 &#8211; 50 söz vermekle yetinmiş, olan yazar, bu listede 100&#8217;den çok biçim  sıralamıştır.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Bu bildirinin dar çerçevesi içinde bütün bu  örnekler üzerinde birer birer duru-lamayacağı açıktır. Bu bakımdan Evliya  Çelebi&#8217;ye borçlu olduğumuz bu sözlüğün kapsam ve değerini belirtirken ancak  birkaç örnek vermekle yetineceğiz.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Evliya Çelebi&#8217;nin yabancı dilleri  tanıtırken tuttuğu belirli bir yol vardır. Yazar, önce l&#8217;den başlayarak 15&#8217;e,  20&#8217;ye değin sayı adlarının yabancı dildeki karşılıklarını verir, sonra ekmek,  su, şarap gibi yiyecek ve içeceklerin adlarını sayar. Yabancı diller üzerine  verilen bilgiler, birtakım sorularla sona erer. Sırpça, Hırvatça, Gürcüce,  Mingrelce gibi diller konusunda verilen örnekler bu plana göre düzenlenmiştir.  (Bildirimin başında sözünü ettiğim Kaytakça sözlüğün yapısı bu plandan  farklıdır. Bu sözlükteki örneklerin Hamdullah Kazvinî&#8217;nin eserinden olduğu gibi  alınmış olması, yazarın, dillerin tanıtılmasında uyduğu plandan ayrılmasına yol  açmıştır, sanıyorum.)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Evliya Çelebi&#8217;nin Tosya, Bolu, Dörtdivan  ağızlarının özelliklerini belirtirken de yabancı diller için kullandığı plandan  ayrıldığı göze çarpıyor. Yazarın Anadolu ağızlarını tanıtırken bu yoldan  uzaklaşması doğaldır. Türk ağızlarında s ayı adlarında bir başkalık söz konusu  değildir. Bu bakımdan yazar, Türk ağızlarının özelliklerini belirtmeye  çalışırken sayı adlarını saymaktan çekinmiştir. Nitekim Güney-doğu Anadolu  Türkmenlerinin dilinde kullanılan özel biçimleri verirken sayı adlarını anmamış,  bunun sebebini de açık açık söylemiştir: &#8220;Türkman dilinde hesaplar bildiğimiz  gibi &#8220;bir&#8221;, &#8220;iki&#8221;, &#8220;üç&#8221; vesairedir, ama &#8220;diğer kelimat ve tabirleri&#8221; &#8220;bir nebze&#8221;  verilmiştir.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Evliya Çelebi&#8217;nin &#8220;Tosya, Bolu, Dörtdivan  Türklerinin lisan ve lehçeleri&#8221; adı altında verdiği sözlükle ilgili olarak  üzerinde durulması gereken en önemli sorun, verilen örneklerin gerçekten bu  ağızlarda kullanılıp kullanılmadığı sorunudur. Bu soruna olumlu bir karşılık  vermek gerekir. Sözlükte verilen biçimlerin büyük bir bölümü bugün de Tosya,  Bolu ve Dörtdivan çevrelerinde kullanılmaktadır. Evliya Çelebi&#8217;nin listesinde  bugün yalnız bu ağızlarda kaldığı anlaşılan birkaç örnek de vardır. Örneğin  Evliya Çelebi, Tosya, Bolu ve Dörtdivan ağızlarında kullanılan yemiş adlarını  sıralarken &#8220;kiraz&#8221;, &#8220;kiraz kurusu&#8221;, &#8220;incir&#8221; anlamına gelen adlar yanında kişne  (veya gişne) biçimini veriyor ve bunun &#8220;vişne&#8221; anlamına geldiğini belirtiyor.</font><br />
<span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"><br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">Vişne biçiminin  Anadolu ve Rumeli ağızlarında kullanıldığını biliyoruz. Öbür Türk  diyalektlerinde kullanılmayan bu sözün komşu dillerden alındığı açıktır. Bizim  için ilginç olan, yazarın verdiği kişne biçimidir. Dialectologique  sözlüklerimizde kişne (veya gişne) biçimi verilmemiştir. Ancak, Evliya  Çelebi&#8217;nin vermiş olduğu bu biçimin varlığından şüphe edilemez. Öğrencilerim, bu  biçimin Bolu köylerinde bugün de kullanıldığını bildirdiler. Böylelikle Evliya  Çelebi&#8217;ye borçlu olduğumuz bu verinin Bolu ağzında kullanıldığı anlaşılmış oldu.</span></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Evliya Çelebi&#8217;nin listesinde &#8220;ağaç bardak&#8221;  anlamına gelen boduç biçimi de geçer. Bu, Anadolu ağızlarında yaygın olarak  kullanılan bir biçimdir. Bu sözün Sinop, Samsun, Ordu, Giresun, Zonguldak,  Çankırı, Kastamonu, Çorum, Tokat, Yozgat, Amasya, Bolu, Bursa, Afyon, Bilecik,  Denizli, Aydın, İsparta, Muğla, Kütahya, Konya, Niğde, Ankara, Sivas, Kayseri,  îçel, Antalya&#8230; illerinde kullanıldığını biliyoruz. Bilecik, Kütahya,  Balıkesir, İsparta, Konya, Niğde, îçel, Adana illerinde boduç yanında  melalhetique bocut biçimi de vardır. Buna göre, Evliya Çelebi&#8217;nin verdiği boduç  da Tosya, Bolu, Dörtdivan ağzında kullanılan sağlam bir veridir.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Evliya Çelebi, Tosya, Bolu, Dörtdivan  Türkleri arasında &#8220;güneş&#8221; anlamına gelen çoğaç biçimini de vermiştir.  Dialectologique sözlüklerimize göre çoğaç, Bolu, Konya, Denizli, îçel  illerimizde kullanılan bir biçimdir. Bunlardan başka, bu sözün Anadolu&#8217;da çuvaş  biçiminde kullanıldığını da biliyoruz. Bu Türkçe sözün eski kaynaklarda  kullanıldığına da tanık oluyoruz. Bu duruma göre, Evliya Çelebi&#8217;nin verdiği  çoğaç da bu bölge ağızlarının malıdır. (Evliya Çelebi, Seyahatnameydin başka bir  yerinde Kastamonu bölgesi Türkleri arasında &#8220;bardak&#8221; anlamına gelen seyek  biçiminin kullanıldığını da bildirmiştir. Boduç gibi, bu söz de Anadolu  ağızlarında kalmış eski bir biçimdir.)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Seyahatname yazarının verdiği başka bir söz  de apıştı sözüdür. &#8220;Sacayak&#8221; anlamına gelen bu biçimin Konya ve Eskişehir  illerinde kullanıldığını biliyoruz.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Bunun yanında yazar, Tosya, Bolu, Dörtdivan  çevresinde &#8220;sacayak&#8221;a üçbastı adının verildiğini haber veriyor. Bu adın Anadolu  ağızlarında ve özellikle Tosya, Bolu, Dörtdivan çevresinde kullanıldığı açıktır.  Ancak, öğrencilerim arasında bu biçimi bilenler çıkmadığı gibi, Bolu köylerinde  yaptığım araştırmalarda da bu ada rastlamadım. Dialectologique sözlüklerimizde  de bu ad verilmemiştir. Yalnız, Söz Derleme Dergisinde apıştı maddesinde &#8220;üçbastı&#8221;  karşılığı da kullanılmıştır. (Anadolu ağızlarında sacayak yanında üçayak adı da  kullandır.) İşte Evliya Çelebi&#8217;nin apıştı biçimi yanında saydığı üçbastı adı da  anlam bakımından üçayak&#8217;tan farksızdır.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Evliya Çelebi&#8217;nin &#8220;araba&#8217; anlamıyle verdiği  gaŋlı biçimi de ilginçtir. Bu sözü bugün kağnı olarak kullanıyoruz. Ancak,  Seyahatnamemde verilen biçim, bu sözün eski biçimine daha yakındır.<br />
Evliya Çelebi&#8217;nin listesinde üzerinde durulmaya değer birtakım meyve ve sebze  adları da vardır. &#8220;Muşmula&#8221; anlamına gelen döngel, &#8220;kestane&#8221; anlamına gelen  dombak, &#8220;lahana&#8221; anlamına gelen kelem gibi.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Döngerin. Bolu, Denizli, İsparta, Ankara  illerinde kullanıldığını biliyoruz. Samsun, Sinop, Bolu, Giresun&#8230; illerinde  ise töngel olarak kullandır. (Anadolu&#8217;nun birçok yerlerinde döngel&#8217;e beşbıyık ve  ezgil gibi birtakım adlar da verilir. Ancak, Evliya Çelebi Tosya, Bolu,  Dörtdivan çevresi için yalnız döngefi vermekle yetinmiştir.)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Evliya Çelebi&#8217;nin verdiği dombak da sağlam  bir veridir. Yalnız, dialectologique sözcüklerimizde bu biçim daha çok  &#8220;şeftali&#8221;, &#8220;zerdali&#8221; veya &#8220;kayısı&#8221; olarak verilmiştir. Anadolu ağızlarında  tombak (&gt; dombak) yanında tüylü tombak, tüylü tombalak biçimleri de kullandır.  Bunlardan başka, tombalak biçimi &#8220;domates&#8221; anlamına da gelir.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">&#8220;Lahana&#8221; anlamına gelen kelem&#8217;e gelince:  Kelemdin Bolu çevresinde kullanıldığını biliyoruz. Bundan başka, bu söz  Safranbolu, İsparta, Kütahya, Denizli ve Kara-ağaç&#8217;ta da kelem olarak  kullanılır. (Anadolu&#8217;nun kuzeybatı illerinde &#8220;lahana&#8221;ya dürme adı da verilir.  Ancak, Seyahatname yazarının bu adı Tosya, Bolu, Dörtdivan Türkleri arasında  duymadığı anlaşılıyor.)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Evliya Çelebi, &#8220;havuç&#8221; için kızıl ağaç,  pürçüklü ve yer sapı adlarını sayıyor. Anadolu ağızlarında &#8220;havuç&#8221;un türlü  adları vardır: badul (Konya), deber otu (Denizli, Bilecik), deper otu (Afyon,  İsparta, Kütahya), teber otu (Afyon, Kütahya), teper otu (Ankara, Eskişehir,  Uşak, Kütahya, İsparta, Bursa, Eskişehir, Aydın, Bilecik, Afyon, Antalya, Konya,  Denizli, Çankırı, Bolu, Muğla, içel&#8230;), kızıl ot (Muğla, İsparta, Denizli),  sarı ot (Denizli)&#8230; gibi. Yazarımızın vermiş olduğu kızıl ağaç biçimi  bakımından kızıl ot ve son ot adları üzerinde durulmaya değer.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Pürçüklü biçimine gelince: Bu, Anadolu  ağızlarında &#8220;havuç&#8221;a verilen en yaygın addır: Dialectologique sözcüklerimizde bu  adın Bolu ilinde kullanıldığı belirtilmemişse de, bu ad Niğde, İzmir, Ankara,  Çorum, Afyon, Sivas&#8230; illerinde pürçüklü, Kastamonu, Amasya, Bilecik, Tokat  illerinde ise pürçekli biçiminde kullanılır.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Son olarak Evliya Çelebi &#8220;havuç&#8221;a bu  çevrede yer sapı adının verildiğini bildiriyor. Sözlüklerimizde onun verdiği bu  ada da rastlanmıyor. Ancak, yurdumuzda buna benzer birtakım adlar vardır.  Örneğin yer otu (Kayseri, Konya, Çorum, Yozgat, Adana) adı her bakımdan yer  sapı&#8217;na benzer bir addır. Kerkük&#8217;te kullanılan yer kökü adı ise yer sapı adına  büsbütün yakındır. Anadolu&#8217;da &#8220;havuç&#8221;a yerebatan (Bile-cik&gt;, yeregeçen (İsparta,  Afyon), yerekaçan (İsparta) gibi adlar da verilir.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Evliya Çelebi &#8220;kereviz&#8221; için hanza veya  hınza diye bir biçim de veriyor. Anadolu ağızlarında &#8220;kereviz&#8221;, çorduk (Kayseri,  Konya), gelin parmağı (Amasya), kokar ot (Aydın) gibi adlarla anılır. Anadolu&#8217;da  çorduk biçimi daha çok &#8220;ahlat&#8221; anlamında kullanılır. Gelin parmağı ise &#8220;kereviz&#8221;  yanında &#8220;havuç&#8221; anlamına da gelir. Kokar ot&#8217;un da &#8220;kereviz&#8221;den başka &#8220;bir çeşit  yaban otu&#8221; anlamında kullanıldığım biliyoruz. Ancak, Anadolu ağızlarında  &#8220;kereviz&#8221; (veya &#8220;havuç&#8221;) anlamına gelen ve Evliya Çelebi&#8217;nin yazdığı veriye  benzer bir biçime rastlayamadık.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Bunun gibi, &#8220;turp&#8221; anlamına geldiği  bildirilen sepüger (veya sepüker) sözüne benzer bir söz de bulamadık. Yurdumuzda  turp yanında acurga &#8220;yaban turpu&#8221; (Manisa), baştankara &#8220;kara turp&#8221; (istanbul)  gibi birtakım sözler kullanılır. Ancak, bu sözlerle Evliya Çelebi&#8217;nin verdiği  veri arasında bir bağ kurmak olanaksızdır.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Seyahatnamemde Evliya Çelebi Tosya, Bolu,  Dörtdivan çevresinde rastladığı köpek türlerini de sırahyor: göblez &#8220;yavru  köpek&#8221;, çomar &#8220;koyun köpeği&#8221;, mastı &#8220;fino köpeği&#8221;, tula &#8220;zağar&#8221;. Bu veriler  arasında yazar, &#8220;tazı&#8221; anlamına gelen ilginç bir biçim de veriyor. Yazmalarda bu  veri yetken (veya yitken) biçiminde yazılmıştır. Topkapı Sarayı yazmasında ise  bu veri yetekez ( veya yetkez) olarak verilmiştir. Evliya Çelebi, Seyahatnamemin  başka bir yerinde, Sarıkeçili dağında yaylayan Türkmenlerin dilini tanıtırken de  bu sözü tekrarlamıştır. Atsız (Evliya Çelebi Seyahat-nâmesi&#8217;nden Seçmeler. II,  istanbul, 1972) bu veriyi tigen diye okumuştur (239. s.). Ancak, bunun bizim  üzerinde durduğumuz yetken veya yetfcez&#8217;den başka bir şey&#8230;</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p style="font-style: italic; text-align: justify"> <span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">Kaynak: Bilimsel  Bildiriler, TDK Yayınları, 1972</span></p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"> <span style="font-size: 15pt"><font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkoloji-makaleleri-genel/">»<span lang="tr">  “Türkoloji Mak. &#8211; Genel” Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span><br />
</span></font></strong></p>
<p align="center"><span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…</font></strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/evliya-celebi-ve-anadolu-agizlari-prof-dr-hasan-eren/">Evliya Çelebi ve Anadolu Ağızları (Prof. Dr. Hasan EREN)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/evliya-celebi-ve-anadolu-agizlari-prof-dr-hasan-eren/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>3</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bilişim Terimleri ve Türkçe Üzerine (Ahmet Sönmez)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/bilisim-terimleri-ve-turkce-uzerine-ahmet-sonmez/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/bilisim-terimleri-ve-turkce-uzerine-ahmet-sonmez/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Sep 2007 11:24:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkoloji Makaleleri]]></category>
		<category><![CDATA[Türkoloji Makaleleri (Genel)]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Sonmez]]></category>
		<category><![CDATA[Akademik]]></category>
		<category><![CDATA[Bilisim]]></category>
		<category><![CDATA[Dil Sorunlar]]></category>
		<category><![CDATA[Dilbilim]]></category>
		<category><![CDATA[Eski Turk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Terim]]></category>
		<category><![CDATA[Türk]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Turkcemiz]]></category>
		<category><![CDATA[Türkoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Universite]]></category>
		<category><![CDATA[Yazi]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Turk Dili]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/bilisim-terimleri-ve-turkce-uzerine-ahmet-sonmez/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bilişim Terimleri ve Türkçe Üzerine (Ahmet Sönmez) Türkiye Bilişim Derneği tartışı ortamındaki bir konu, &#8220;Türkçe konuşan bir toplulukla yazışırken İngilizce kullanmanın anlamlı olup olmadığı&#8221;ydı. Yazışmalar sırasında tartışıya katılanlardan bir sayın üyenin &#8220;elmek&#8221; sözcüğünü kullandığını görünce merak ettim ve çevremdeki arkadaşlara sordum. &#8220;Elmek&#8221;, &#8220;elektronik mektup&#8221; anlamına geliyormuş ve şu anki Türk Dil Kurumu’nca (Atatürk’ün Türk Dil [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/bilisim-terimleri-ve-turkce-uzerine-ahmet-sonmez/">Bilişim Terimleri ve Türkçe Üzerine (Ahmet Sönmez)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"><strong> <font color="#3366ff" size="5"> <span style="line-height: 150%; font-family: 'Maiandra GD'">Bilişim Terimleri  ve Türkçe Üzerine</span></font><font color="#ff6600" size="5"><span style="line-height: 150%; font-family: Maiandra GD"><br />
</span></font><font color="#ff6600" size="3"> <span style="font-size: 15pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD"> (Ahmet Sönmez)</span></font></strong><font style="font-size: 15pt" face="Maiandra GD"><br />
</font><font face="Maiandra GD" size="3"> </font></p>
<p><font size="3"> <span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD"> Türkiye Bilişim Derneği tartışı ortamındaki bir konu, &#8220;Türkçe konuşan bir  toplulukla yazışırken İngilizce kullanmanın anlamlı olup olmadığı&#8221;ydı.  Yazışmalar sırasında tartışıya katılanlardan bir sayın üyenin &#8220;elmek&#8221; sözcüğünü  kullandığını görünce merak ettim ve çevremdeki arkadaşlara sordum. &#8220;Elmek&#8221;,  &#8220;elektronik mektup&#8221; anlamına geliyormuş ve şu anki Türk Dil Kurumu’nca  (Atatürk’ün Türk Dil Kurumu değil) Türkçe terim olarak kullanılması  öngörülüyormuş!</span></font></p>
<p><font size="3"> <span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD"><br />
</span></font></p>
<p><font size="3"> <span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD">Önce  kısa bir yanıt görüşü yazarak &#8220;…Elektronik Fransızca, mektup da Arapça olduğuna  göre, Fransızcayla Arapçayı kısaltıp birbirine ekleyince Türkçe mi oluyor.?&#8221;  diye sordum. Sonra hızımı alamadım, kendi kafamdan bir söz uydurup bir soru daha  sordum. &#8220;…Hidrolik/Hydrolic terimiyle münakalat terimini kısaltıp ekleyince  “hidmun” olur.</span></font></p>
<p><font size="3"> <span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD"><br />
</span></font></p>
<p><font size="3"> <span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD"> Şimdi acaba akışkan ortamda iletilen nesne anlamında yeni bir Türkçe terim icat  etmiş olur muyum… ?! Baktım ki sağdan soldan destek ve yergi yazıları gelmeye  başladı. Bunun üzerine bir yazı daha yazdım ve okuyanları &#8220;elmek&#8221; sözünün  anlamsızlığı üzerinde düşünceye yönlendirmek amacıyla abuk sabuk yeni sözler  uydurdum. Ana dili Türkçe olan 55 yaşında ben, &#8220;Türkçe&#8221; terim yaratmak uğruna  kendimi paralarken, bakın ortaya neler çıktı :</span></font></p>
<p><font size="3"> <span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD"><br />
</span></font></p>
<p><font size="3"> <span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD">          Al sana &#8220;Türkçe&#8221; ( ! ) :</span></font></p>
<p><font size="3"> <span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD">          ELMEK (elektronik + mektup [Fransızca + Arapça]) &#8220;Türkçe” terim olarak  öneriliyorsa ben de öneriyorum :</span></font></p>
<p><font size="3"> <span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD">          YELLENMEK (yellen + mektup [Türkçe + Arapça]) Havadan iletilen yazı.</span></font></p>
<p><font size="3"> <span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD">          HİDMUN (hidrolik + münakalat [İngilizce + Arapça]) Akışkan ortamda iletilen  nesne. </span></font></p>
<p><font size="3"> <span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD">          MANTAR (manual + tarife [İngilizce + Arapça]) Elle yapılan listeleme.</span></font></p>
<p><font size="3"> <span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD">          DESTUR (design + turquoise [İngilizce + Fransızca] Türk işi (Türk  tarzı) tasarım. </span></font></p>
<p><font size="3"> <span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD">          MOTHAF (mother + hafıza [İngilizce + Arapça) Ana bellek</span></font></p>
<p><font size="3"> <span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD">          SOLHAF (solar + hafıza [İngilizce + Arapça]) Güneş enerjisiyle çalışan  bellek.</span></font></p>
<p><font size="3"> <span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD">          SOLBEK (solar + bekçi [İngilizce + Türkçe]) Güneş enerjisiyle çalışan  belleğin koruma devresi.</span></font></p>
<p><font size="3"> <span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD">          MEZE (mechanical + zelzele [İngilizce + Arapça]) Yapay ortamda deprem  test aygıtı.</span></font></p>
<p><font size="3"> <span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD">          RAKI (random + kışkırtma [İngilizce + Türkçe]) Şu anda benim yapmakta  olduğum kışkırtma.</span></font></p>
<p><font size="3"> <span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD">          </span></font></p>
<p><font size="3"> <span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD">          Şimdi dikkat edilmesi gereken çok önemli bir nokta var. Türkçe terim  olarak kullanılmak üzere yeni öneriler yapılmasına karşı değilim. Benim karşı  olduğum “elmek” gibi saçmalıkların Türkçe terim olarak önerilmekte olmasıdır.</span></font></p>
<p><font size="3"> <span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD"><br />
</span></font></p>
<p><font size="3"> <span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD">          Dikkat edilecek olursa, bu konudaki derdimi anlatırken &#8220;…Yazdığım bu  uydurma terimler de acaba ELMEK gibi bilişim terimleri arasında kullanılmak  üzere uzmanlarca önerilecek mi..?&#8221; biçiminde yazıyorum. &#8220;…Tahrir ettiğim&#8221; diye  başlayıp &#8220;…mütehassıslar tarafından tavsiye edilecek mi?&#8221; diye bitirmiyorum.</span></font></p>
<p><font size="3"> <span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD"><br />
</span></font></p>
<p><font size="3"> <span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD">          Ülkemizde, aydınlığa, bilime ve ilerlemeye karşı olan çevrelerin sıkça  karşı çıktığı konulardan biri, Osmanlıca sözcüklerin Türkçe karşılıklarının  bulunabilmesi çabasıdır. Üstelik bu çabaları gülünç gösterebilmek amacıyla ve  sanki (Atatürk’ün) Türk Dil Kurumu öneriyormuş gibi bir kışkırtma altında &#8220;Gök  Konuksal Avrat&#8221; (hostes), &#8220;Ulusal Düttürü&#8221; (Ulusal Marş) gibi tuhaflıklar  kamuoyuna duyurulmuş ve (Atatürk’ün) Türk Dil Kurumu&#8217;nun çabaları karalanmak  istenmiştir.<br />
</span></font></p>
<p><font size="3"> <span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD"><br />
</span></font></p>
<p><font size="3"> <span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD"> (Atatürk’ün) Türk Dil Kurumu&#8217;nun çabaları olmasaydı, biz &#8220;bilgisayar&#8221; yerine &#8220;komputer&#8221;-&#8220;kompütür&#8221;-&#8220;kompiter&#8221;  gibi sözler yazıp kullanacak bunun nasıl yazılması gerektiğini tartışıyor  olacaktık. (Bakınız; bugünkü TDK’den Hasan Eren, “İnternet mi, internet mi,  Internet mi, ınternet mi?”) “İnternet”in Türkçesi “Genelağ”ı kullanmak ve bunu  yaygınlaştırmak için çalışmak varken…</span></font></p>
<p><font size="3"> <span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD"><br />
</span></font></p>
<p><font size="3"><strong> <span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD">          </span></strong> <span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD">Daha  da üzücü bir örnek vermek gerekirse bugün &#8220;…bir üçgenin alanı, kenarlarından  biriyle o kenarının yüksekliğinin çarpımının yarısına eşittir.&#8221; yazabilenler,  &#8220;..Bir müsellesin mesaha-i sathiyesi, dıllarından biri ile mezkur dılına ait  irtifaının hasılı zarbının nısfına müsavidir.&#8221; Yazıp söylemeyi ve anlamayı  becerebilecekler miydi.? Yine dikkat edilecek olursa ana dili Türkçe olan, “55”  yaşındaki ben, &#8220;…üzücü bir örnek vermek gerekirse&#8221; diyorum. &#8220;…müessif bir misal  arz etmek iktiza ederse&#8221; demiyorum. Bu aşamaya sizce nasıl gelindi ? Yaşayan  Türkçe düşüncesiyle mi?</span></font><font face="Maiandra GD" size="2"> </font></p>
<p><font size="3"> <span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD"><br />
</span></font></p>
<p><font size="3"> <span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD">           <strong>Ana Dil Etkilenir mi? Etkilenmeli mi? </strong></span></font></p>
<p><font size="3"> <span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD">          Türkçe okuma yazma bilen ve 2001 yılında yaşayan birisinin,  anlatılanları anlam ile içerik olarak rahatça anlayabildiği kanısındayım. &#8220;Anlam  ile içerik&#8221; yazıyorum, &#8220;Mana ve muhteva&#8221; yazmıyorum. Niye? Çünkü TDK&#8217;nin  çabaları başta olmak üzere önerilmiş olan bir çok terim, kamuoyunca benimsenerek  gündelik kullanım dilimize girebilmiş de ondan.</span></font></p>
<p><font size="3"> <span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD"><br />
</span></font></p>
<p><font size="3"> <span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD">              Öte yandan, dikkate alınması gereken bir başka olgu var : Dünya her  geçen gün biraz daha küçülüyor. Eskiden, dünyanın çeşitli yörelerinde kendi  kabuğu içinde yaşayan insan toplulukları, bugün gelişen iletişim olanaklarını  kullanarak birbirlerini duyabiliyorlar, görebiliyorlar. &#8220;Kendi kabuğu içinde  gelişen kültür&#8221;ler, her geçen gün öbür kültürlerin etkisi altında kalıyor. Kabuk  kırılmasa bile çatlaklar sızdırıyor.</span></font></p>
<p><font size="3"> <span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD"><br />
</span></font></p>
<p><font size="3"> <span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD">          Adına &#8220;Osmanlıca&#8221; denen dil, Türkçe temel yapısı içinde Arapça, Farsça  ve sonraları Fransızca sözcükleri içeren bir &#8220;kültür&#8221;. Öyle bir &#8220;kültür&#8221; ki  Osmanlıca yazılmış bir yazıyı, Arap da İranlı da Fransız da Türk de anlamıyor.  Ayrıca Cumhuriyet öncesi yazılan ve konuşulan &#8220;Osmanlıca&#8221;nın Anadolu&#8217;da ne kadar  kullanıldığı, sıradan yurttaşça ne kadar anlaşılabildiği, daha doğrusu  anlaşılamadığı da belli.</span></font></p>
<p><font size="3"> <span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD"><br />
</span></font></p>
<p><font size="3"> <span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD">          1920&#8217;li yılların sonlarında, Cumhuriyet Hükümeti’nce başlatılıp kesin  olarak korunan &#8220;Dil Devrimi&#8221;nin kısa sürede başarıya ulaşmasının arkasında, bu  konuda çaba gösterenlerin akıllı ve özverili mücadeleleri kadar &#8220;Osmanlıca&#8221;nın  anlaşılmaz, çapraşık ve eklemli yapısının da etkisi olmuştur diye düşünüyorum.<br />
</span></font></p>
<p><font size="3"> <span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD"><br />
</span></font></p>
<p><font size="3"> <span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD"> Osmanlıca, çağdaş değerler karşısında ayakta duramadı, ömrünü tamamlayarak  yerini Türkçeye bıraktı. Olay budur. Bu nedenle, &#8220;Milli kültürümüz&#8221;, &#8220;Türk  Milleti&#8217;nin kullandığı Milli Dil&#8221; gibi Osmanlı&#8217;ya özenen söylemler de gerçeği  yansıtmıyor. Bakar mısınız; otomobil, televizyon, telefon, radyo, video,  dekoder, teyp gibi terimler, gelişen teknolojinin kaçınılmaz baskısıyla gelmiş  Türkçe&#8217;ye yerleşmiş.</span></font></p>
<p><font size="3"> <span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD"><br />
</span></font></p>
<p><center><!--adsense#reklam_336x280--></center>  <font size="3"> <span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD">          Ortaya şöyle bir sonuç çıkıyor: </span></font><font size="3"> <span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD">          1. Osmanlıca ömrünü tamamladı. Yerini &#8220;bugün kullanmakta olduğumuz&#8221;  Türkçeye bıraktı. </span></font></p>
<p><font size="3"> <span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD">          2. &#8220;Bugün kullanmakta olduğumuz&#8221; Türkçeyse; </span></font></p>
<p><font size="3"> <span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD">          2.1. Geçmişten kalan Osmanlıca terim ve sözlerin yerleşmiş ve genel  kabul görmüş olanlarını, </span></font></p>
<p><font size="3"> <span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD">          2.2. Dil Devrimi sonrası Osmanlıca&#8217;dan Türkçe&#8217;ye dönüşüm süreci içinde  önerilen ve yine genel kabul görerek kullanılır duruma gelen (ve adına Öz Türkçe  denen) yeni sözcükleri, </span></font></p>
<p><font size="3"> <span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD">          2.3. Giderek &#8220;küçülen&#8221; dünyanın gün geçtikçe artan teknolojik  gelişmelerinin bombardımanı altında seçeneksiz kalındığı için kendiliğinden  gelip yerleşen Batı kökenli terimleri, </span></font></p>
<p><font size="3"> <span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD">bir  arada, iç içe kullanan bir dil durumuna geldi.</span></font></p>
<p><font size="3"> <span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD"><br />
</span></font></p>
<p><font size="3"> <span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD">              Bu üç bölümlemenin ;</span></font></p>
<p><font size="3"> <span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD"><br />
</span></font></p>
<p><font size="3"> <span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD"> Birincisine örnek : &#8220;Bankanız nezdindeki hesap&#8221;, &#8220;Mülkiyet hukuku&#8221;, &#8220;Hakim&#8221;,  &#8220;Muhasebe evrakı&#8221;… gibi kullanımı sürdürülen &#8220;kelime&#8221;ler ve &#8220;tarif&#8221;ler. </span> </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font size="3"> <span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD"> İkincisine örnek : &#8220;Mektep&#8221; yerine &#8220;okul&#8221;, &#8220;müselles&#8221; yerine &#8220;üçgen&#8221;, &#8220;Divan-ı  Muhasebat&#8221; yerine &#8220;Sayıştay&#8221;, &#8220;şakuli&#8221; yerine &#8220;düşey&#8221;, &#8220;amudi&#8221; yerine &#8220;dikey&#8221;…  gibi benimsenen ve gündelik olarak kullanılan &#8220;sözcük&#8221;ler ve &#8220;tanım&#8221;lar. </span> </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font><font size="3"> <span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD"> Üçüncüsüne örnek : &#8220;Example&#8221;, &#8220;Audio&#8221;, &#8220;Video&#8221; (zaman zaman Odyo ve Vidyo),  &#8220;Faks&#8221;, &#8220;Taksi&#8221; (zaman zaman fax ve taxi -üstelik taxsi) gibi &#8220;word&#8221;ler. </span> </font></p>
<p><font size="3"> <span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD"><br />
</span></font></p>
<p><font size="3"> <span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD">Son  75 yıl içinde yaşadığımız bunca gelişim, dönüşüm, etkileşim süreçleri içinde ;  niçin kimi sözcükler her şeye karşın varlığını koruyor? Büyük Millet Meclisi  deniliyor. Atatürk’ün önerdiği &#8220;Kamutay&#8221; niçin kullanılmıyor? Niçin kimi  sözcükler Osmanlıca&#8217;yı gömdü, geldi Türkçe&#8217;ye yerleşti? Sayıştay kullanılıyor.  Divan-ı Muhasebat kalktı. Niçin kimi sözcükler kültür etkileşimine karşın  benimsendi? Bilgisayar “computer”i ezdi geçti. Niçin bize sunulan her yeni  ürünü, her yeni teknolojiyi, duyduğumuz gibi alıyoruz? Video, teyp, televizyon,  radyo…</span></font></p>
<p><font size="3"> <span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD"><br />
</span></font></p>
<p><font size="3"> <span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD">Bu  soruların yanıtı Atatürk’ün şu sözlerinin içinde :</span></font></p>
<p><font size="3"> <span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD"><br />
</span></font></p>
<p class="MsoTitle" style="text-indent: 35.4pt; line-height: 150%; text-align: justify"> <font size="3"> <span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD"> “Türk dili varsıl (zengin), geniş bir dildir. Bütün kavramları anlatma yeteneği  vardır. Yalnız, onun bütün varlıklarını aramak, bulmak, toplamak, onlar üzerinde  işlemek gereklidir. Öyle istiyorum ki Türk dili bilimsel yöntemlerle kurallarını  ortaya koysun. Bütün dallarda yazı yazanlar bütün terimleriyle çoğunluğun  anlayabileceği, güzel uyumlu dilimizi kullansınlar.”</span></font></p>
<p class="MsoTitle" style="text-indent: 35.4pt; line-height: 150%; text-align: justify"> <font size="3"> <span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD"><br />
</span></font></p>
<p class="MsoTitle" style="text-indent: 35.4pt; line-height: 150%; text-align: justify"> <font size="3"> <span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD"> “Türk demek dil demektir. Ulus olmanın en belirgin niteliklerinden biri dildir.  Türk ulusundanım diyen insanlar her şeyden önce ve kesinlikle Türkçe  konuşmalıdır.”</span></font></p>
<p class="MsoTitle" style="text-indent: 35.4pt; line-height: 150%; text-align: justify"> <font size="3"> <span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD"><br />
</span></font></p>
<p class="MsoTitle" style="text-indent: 35.4pt; line-height: 150%; text-align: justify"> <font size="3"> <span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD"> “Başka dillerdeki her bir sözcüğe karşılık olarak dilimizde en az bir sözcük  bulmak ya da türetmek gerekir. Bu sözcükler kamuoyuna sunulmalı, böylece,  yaygınlaşıp yerleşmesi sağlanmalıdır.”</span></font></p>
<p class="MsoTitle" style="text-indent: 35.4pt; line-height: 150%; text-align: justify"> <font size="3"> <span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD"><br />
</span></font></p>
<p class="MsoTitle" style="text-indent: 35.4pt; line-height: 150%; text-align: justify"> <font size="3"> <span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD"> “Türk dilinin özleştirilmesi, varsıllaştırılması (zenginleştirilmesi) ve  kamuoyuna bunların benimsetilmesi için bütün yayın araçlarından yararlanmalıyız.  Her aydın, hangi konuda olursa olsun, yazarken buna dikkat edebilmeli, konuşma  dilimiziyse uyumlu, güzel bir duruma getirmeliyiz.”</span></font></p>
<p class="MsoTitle" style="text-indent: 35.4pt; line-height: 150%; text-align: justify"> <font size="3"> <span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD"><br />
</span></font></p>
<p class="MsoTitle" style="text-indent: 35.4pt; line-height: 150%; text-align: justify"> <font size="3"> <span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD"> “Türk dilinin kendi benliğine, özündeki güzellik ve varsıllığına (zenginliğine)  kavuşması için, bütün devlet kurumlarımızın, dikkatli, ilgili olması başkoşuldur.”</span></font></p>
<p class="MsoTitle" style="text-indent: 35.4pt; line-height: 150%; text-align: justify"> <font size="3"> <span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD"><br />
</span></font></p>
<p><font size="3"> <span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD">          <strong>Son Söz :</strong></span></font></p>
<p><font size="3"> <span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD">          &#8220;Dil&#8221;le “oynanamaz”. Dil, çağdaş ve tutarlı amaçlar doğrultusunda  &#8220;budanabilir&#8221;, &#8220;aşılanabilir&#8221;. Budanmalı ve aşılanmalıdır. Yeni terimler  önerilebilir ancak bunlar önerilmeden önce üzerinde düşünülmeli, tutarlılığı,  önerenlerce sınanmalıdır. Her önüne gelen, her aklına geleni önerip &#8220;ya tutarsa&#8221;  diye kullanmaya kalkışırsa bundan önce &#8220;Türkçe&#8221; zarar görür.</span></font></p>
<p><font size="3"> <span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD"><br />
</span></font></p>
<p><font size="3"> <span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD">           Teknoloji ve kültür bombardımanı yoksayılamaz çünkü vardır ve  olacaktır. En iyisi, bütün dünyanın kullanmak için can atacağı yeni  teknolojileri ve ürünleri bizim üretmemiz; bunların adlarını da Türkçe  koymamızdır. Bu durumda öbür ülkeler bizim Türkçe terimleri kendi dillerinde  nasıl uyarlayacaklarını tartışsınlar.<br />
</span></font></p>
<p><font size="3"> <span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD"><br />
</span></font></p>
<p><font size="3"> <span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD">Biz  işimize bakalım! Ancak bunu daha gerçekleştiremiyorsak da “Başka dillerdeki her  bir sözcüğe karşılık olarak dilimizde en az bir sözcük bulmak ya da türetmek  gerekir. Bu sözcükler kamuoyuna sunulmalı, böylece, yaygınlaşıp yerleşmesi  sağlanmalıdır.”</span></font></p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"> <span style="font-size: 15pt"><font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkoloji-makaleleri-genel/">»<span lang="tr">  “Türkoloji Mak. &#8211; Genel” Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span><br />
</span></font></strong></p>
<p align="center"><span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…</font></strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/bilisim-terimleri-ve-turkce-uzerine-ahmet-sonmez/">Bilişim Terimleri ve Türkçe Üzerine (Ahmet Sönmez)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/bilisim-terimleri-ve-turkce-uzerine-ahmet-sonmez/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>3</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkçenin Anadil Olarak Dünyadaki Yeri (Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-anadil-olarak-dunyadaki-yeri-prof-dr-oktay-sinanoglu/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-anadil-olarak-dunyadaki-yeri-prof-dr-oktay-sinanoglu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Sep 2007 11:21:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkoloji Makaleleri]]></category>
		<category><![CDATA[Türkoloji Makaleleri (Genel)]]></category>
		<category><![CDATA[Akademik]]></category>
		<category><![CDATA[Anadil]]></category>
		<category><![CDATA[Dil Sorunlar]]></category>
		<category><![CDATA[Dilbilim]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Eski Turk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Türk]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Turkcemiz]]></category>
		<category><![CDATA[Türkoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Universite]]></category>
		<category><![CDATA[Yazi]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Turk Dili]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-anadil-olarak-dunyadaki-yeri-prof-dr-oktay-sinanoglu/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkçenin Anadil Olarak Dünyadaki Yeri (Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu) AMAÇ &#160; Sovyetler Birliği&#8217;nde, Ağustos 1991&#8217;deki başarısız darbe girişimini izleyen aylarda, bu devleti oluşturan cumhuriyetler sırayla bağımsızlıklarını elde edince gözlerimiz öncelikle Kafkasya ve Orta Asya&#8217;daki Türk Cumhuriyetleri&#8217;ne çevrildi. Çünkü, artık bu ülkelerle siyasi, ekonomik ve kültürel alanlarda ilişki kurarken söz konusu olan sınırlamalar büyük ölçüde ortadan [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-anadil-olarak-dunyadaki-yeri-prof-dr-oktay-sinanoglu/">Türkçenin Anadil Olarak Dünyadaki Yeri (Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"> <font color="#3366ff" size="5"><strong><span style="font-family: Maiandra GD"> Türkçenin Anadil Olarak Dünyadaki Yeri</span></strong></font><strong><font color="#ff6600" size="3"><span style="font-size: 14pt; line-height: 150%; font-family: 'Maiandra GD'"><br />
</span></font><font style="font-size: 15pt" color="#ff6600"> <span style="line-height: 150%; font-family: Maiandra GD">(Prof. Dr. Oktay  Sinanoğlu)</span></font></strong><font style="font-size: 15pt" face="Maiandra GD"><br />
</font><font face="Maiandra GD" size="3"> </font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center"> <font face="Maiandra GD" size="2"><span style="color: red">AMAÇ</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center">&nbsp;</p>
<p> <font face="Maiandra GD" size="2">Sovyetler  Birliği&#8217;nde, Ağustos 1991&#8217;deki başarısız darbe girişimini izleyen aylarda, bu  devleti oluşturan cumhuriyetler sırayla bağımsızlıklarını elde edince gözlerimiz  öncelikle Kafkasya ve Orta Asya&#8217;daki Türk Cumhuriyetleri&#8217;ne çevrildi. Çünkü,  artık bu ülkelerle siyasi, ekonomik ve kültürel alanlarda ilişki kurarken söz  konusu olan sınırlamalar büyük ölçüde ortadan kalkmıştı.<br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Bu  nedenledir ki, bazı genel pürüzler  nedeniyle doğan gecikmeler hesaba  katılmazsa, artık düzenli olarak Türk Cumhuriyetleri&#8217;nin Devlet Başkanları,  Başbakanları ve hükümet temsilcileri bir araya geliyor ve çeşitli alanlarda  işbirliği olanakları yaratmaya çalışıyor, en azından ilişkileri geliştiriyorlar.  Buna ek olarak da düzenli aralıklarla dil kongreleri düzenlenmeye başlanmış  bulunmaktadır.<br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Bu  kongrelerde ana amaç, öncelikle bir ortak alfabenin en kısa zamanda  oluşturulması, Türkçenin bütün lehçelerini kapsayan geniş bir Türkçe sözlüğün  hazırlanması, ortak bir dil oluşturulması için gerekli altyapı koşullarının  incelenmesi ve bunların oluşturulması olarak özetlenebilir. Bu yazıda, Türkçenin  çeşitli lehçe ve şiveleri ile bunları &#8220;anadil&#8221; olarak konuşan Türk devletleri,  özerk cumhuriyetleri ve toplulukları konu edilecek, ayrıca bu lehçe ve şivelerin  yaklaşık kaç kişi tarafından konuşulduğuna, bu toplulukların ağırlıklı olarak  nerelerde yaşadıklarına yer verilecektir. </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"> </font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center"> <font face="Maiandra GD" size="2"><span style="color: red">TÜRKÇENİN LEHÇELERİ  VE YAYILDIKLARI COĞRAFYA</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center">&nbsp;</p>
<p> <font face="Maiandra GD" size="2">Burada,  (biri dışında) tüm Türk topluluklarının kendi dillerini yani Türkçenin  lehçelerini ve şivelerini </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">anadil  olarak konuştukları kabulu kesinlikle yanlış olmayacaktır. İkinci dil olarak  ise, geçmişte veya </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">günümüzde  de bağımlı bulundukları devletlerin resmi dilini konuşmaktadırlar. Bunlar  içinden en </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"> önemlileri Rusça, Çince, Farsça, Bulgarca ve Ukraynaca&#8217;dır. Kuşkusuz bu dillere  ayrıca Arapça, </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Yunanca  ile 1960&#8217;dan sonra Türklerin işçi olarak yabancı ülkere göçü sonucu öğrendikleri  diller olan</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"> Almanca,  Hollandaca Fransızca ve İngilizce de eklenebilir.<br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Anadolu  Türkçesi: Anadolu Türkçesi, Türk dilleri içinde Oğuz dilleri grubunda yer alır.  Toplam nüfusları 60 milyona yaklaşan ve Anadolu, Trakya, Kuzey Kıbrıs&#8217;ta  (Kıbrıs&#8217;taki Türk nüfusu yaklaşık 140 bindir) yaşayan Anadolu Türkleri  tarafından konuşulan bu dil, Türk lehçeleri arasında en büyük grubu oluşturur.  Ayrıca bu lehçe, şu Türk azınlıklarının da ana dilini oluşturmaktadır: </font></p>
<p class="MsoNormal" style="font-weight: bold" align="justify"> <font face="Maiandra GD" size="2">Türk Azınlıklar  Nüfus  :</font></p>
<p> <font face="Maiandra GD" size="2"> Bulgaristan Türk azınlığı  750.000  </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Batı  Trakya Türkleri (Yunanistan)  140.000  </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Makedonya  Türk azınlığı  66.000  </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Irak  Türkmenleri  300.000  </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Başta  Almanya (1.920.000) olmak üzere </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Hollanda  (250.000),</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Fransa  (240.000), </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Belçika  (85.000), </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">İngiltere  (65.000) </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">ve  Danimarka&#8217;ya (37.000)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">1960&#8217;lı   yılların başından itibaren göç etmiş Türkler  2.600.000  </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"> </font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center"> <font face="Maiandra GD" size="2"><span style="color: red">Azeri Türkçesi: </span></font></p>
<p> <font face="Maiandra GD" size="2">Anadolu  Türkçesine yakınlığı ile bilinen Azeri Türkçesi de Oğuz dil grubundadır. </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">&#8220;Azeri  Türkleri&#8221;nin toplam nüfusu yaklaşık 23 milyon kadardır ve Azerilerin ancak </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">6,5  milyon kadarı Azerbaycan Cumhuriyeti&#8217;nde yaşarken yaklaşık 16 milyon Azeri,</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">İran  İslam Cumhuriyeti&#8217;nin kuzeyinde (Güney Azerbaycan), 330 bini Gürcistan&#8217;da </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">ve 110  bini  Ermenistan&#8217;da yaşamaktadır. </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"> </font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center"> <font face="Maiandra GD" size="2"><span style="color: red">Özbek Türkçesi: </span></font></p>
<p> <font face="Maiandra GD" size="2">Dilleri  Karluk grubunda yer alan &#8220;Özbek Türkleri&#8221;nin büyük çoğunluğu Özbekistan</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">  Cumhuriyeti&#8217;nde (16,2 milyon) yaşamaktadır. Başta Tacikistan (1,5 milyon) olmak </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">üzere  Kazakistan, Kırgızistan, Türkmenistan ve Afganistan&#8217;da yaklaşık 3 milyon Özbek </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"> bulunmaktadır. </font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center"> <font face="Maiandra GD" size="2"> <span style="color: red">Kazak Türkçesi: </span></font></p>
<p> <font face="Maiandra GD" size="2">Kazakça,  Türk dillerinin Kıpçak grubunda yer alır.&#8221;Kazak Türkleri&#8221;nin büyük bölümü </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"> Kazakistan&#8217;da yaşarken, komşu cumhuriyetlerde de (özellikle Türkmenisten,  Moğolistan)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Kazak  azınlıklara rastlanır ve toplam nüfusları 9 milyonu aşar. Kırgız Türkçesi: </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Kırgız  dili, Kırgız-Kıpçak grubunda yer alır ve bu dili konuşan Kıgızların sayısı, </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">diğer  komşu cumhuriyetlerde yaşayanlarla birlikte 4 milyonu bulur.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"> </font></p>
<p style="text-align: center">   <font face="Maiandra GD" size="2"><span style="color: red">Türkmence: </span>   </font></p>
<p> <font face="Maiandra GD" size="2"> Türkmenistan Cumhuriyeti&#8217;nde bugün 3 milyon, diğer bölgelerde de </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">(İran,  Irak, Afganistan) yine yaklaşık 3 milyon Türkmen yaşamaktadır. </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Dilleri  Oğuz grubunda yer alır ve Anadolu Türkçesine çok yakın nitelikler taşır.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"> </font></p>
<p style="text-align: center">   <font face="Maiandra GD" size="2"><span style="color: red">Tatarca: </span>   </font></p>
<p> <font face="Maiandra GD" size="2">&#8220;Tatar  Türkleri&#8221;nin 2 milyonu Rusya Devleti&#8217;nin içinde (Moskova&#8217;nın yaklaşık</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"> 750 km  güneydoğusunda) Tataristan Özerk Cumhuriyeti&#8217;nde </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">(Kazan  Tatarları) yaşarken, 1,1 milyon Tatar yine Rusya içindeki </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"> Başkurdistan Özerk Cumhuriyeti&#8217;nde, 350 bini Kazakistan&#8217;da ve 300 bini ise</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"> Kırım  Yarımadası&#8217;nda (Kırım Tatarları) yerleşmiştir. Dilleri Kıpçak grubundandır. </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"> </font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center"> <font face="Maiandra GD" size="2"><span style="color: red">Başkurt Türkçesi: </span></font></p>
<p> <font face="Maiandra GD" size="2">Günümüzde  Başkurdistan Özerk Cumhuriyeti&#8217;nde (Moskava&#8217;nın yaklaşık </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">1.250 km  Güneydoğusu&#8217;nda 1milyon, diğer bölgelerde ise 1,6 milyon Başkurt </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Türkü  yaşamaktadır. Dilleri Kıpçak grubunda yer alır. </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"> </font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center"> <font face="Maiandra GD" size="2"><span style="color: red">Karakalpak Türkçesi: </span></font></p>
<p> <font face="Maiandra GD" size="2">Dilleri  Kıpçak grubunda yer alan Karakalpak Türkleri,Özbekistan&#8217;da </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">(Aral  Gölü&#8217;nün güneyinde) Karakalpak Özerk Cmmhuriyeti&#8217;inde yaşarlar;</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">  nüfusları 500 bin civarındadır. </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"> </font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center"> <font face="Maiandra GD" size="2"><span style="color: red">Çuvaş Türkçesi: </span></font></p>
<p> <font face="Maiandra GD" size="2"> Çuvaşistan Özerk Cumhuriyeti&#8217;nde (Moskova&#8217;nın yaklaşık </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"> 600 km  güneydoğusunda, Tataristan Özerk Cumhuriyeti&#8217;nin </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"> kuzeybatısında) 950 bin civarında Çuvaş Türkü yaşamaktadır. </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"> </font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center"> <font face="Maiandra GD" size="2"><span style="color: red">Sors Türkçesi: </span></font></p>
<p> <font face="Maiandra GD" size="2">Kültür ve  dil yönüyle Hakas ve &#8220;Altay Türkleri&#8221;ne çok yakın olan Sors </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Türkleri  Rusya&#8217;nın Kemerowo bölgesinde (Alma-Ata&#8217;nın yaklaşık </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">1.750 km  kuzeydoğusunda) yaşarlar; sayıları 17.000 dolayındadır. </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"> </font></p>
<p><center><!--adsense#reklam_336x280--></center></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center"> <font face="Maiandra GD" size="2"><span style="color: red">Altay Türkçesi: </span></font></p>
<p> <font face="Maiandra GD" size="2">Altay (Oyrat)  dili Kırgız-Kıpçak grubunda yer alır. Bu dili konuşan 60 bin </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Altay  Türkü Altay Özerk Cumhuriyeti&#8217;nde (Rusya Cumhuriyeti&#8217;nde </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"> Kemerowo&#8217;nın güneyinde, Moğolistan sınırında) yaşarken 70 bini </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">ise diğer  bölgelere yerleşmiştir. </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"> </font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center"> <font face="Maiandra GD" size="2"><span style="color: red">Uygur Türkçesi: </span></font></p>
<p> <font face="Maiandra GD" size="2">Türklerin  ilk yazılı eserlerinde kullanılan Uygurca,Karluk dil grubunda </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">yer alır.  Bu lehçeyi konuşan yaklaşık 16 milyon Uygur Türkü </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">(bazı  kaynaklara göre 20-23 milyon) günümüzde Batı Çin&#8217;de </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">(Doğu  Türkistan&#8217;da), çok azı ise Rusya&#8217;da yaşamaktadır. </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"> </font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center"> <font face="Maiandra GD" size="2"><span style="color: red">Gagavuz (Gökoğuz)  Türkçesi: </span></font></p>
<p> <font face="Maiandra GD" size="2">Dilleri  Oğuz dil grubunda yer alan dolayısıyla Anadolu Türkçesine </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">çok yakın  olan Gagavuz Türkleri Moldavya&#8217;nın güneyinde 1991 </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">yılında  kurulan Gagavuz Özerk Cumhuriyeti&#8217;nde yaşamaktadırlar; </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">nüfusları  yaklaşık 160 bindir. Ayrıca Balkanlar&#8217;da ve Rusya&#8217;nın çeşitli </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"> bölgelerinde dağılmış küçük topluluklara da rastlanır.  Stavropol Türkçesi: </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Türkmence  ve Nogay diline çok yakın olan bu dil, bölgeye göç etmiş </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"> Türkmenler tarafından konuşulmaktadır. </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"> </font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center"> <font face="Maiandra GD" size="2"><span style="color: red">Kumuk Türkçesi: </span></font></p>
<p> <font face="Maiandra GD" size="2">Kumuk  Türkçesi Kıpçak grubundan olmakla birlikte Anadolu, </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Azeri ve  Karaçay dillerine yakınlık da gösterir. Toplam nüfusları </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">300 bin  kadar olan &#8220;Kumuk Türkleri&#8221;nin yaklaşık 250 bini Dağıstan </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"> bölgesinde (Kuzeydoğu Kafkasya&#8217;da) yaşamaktadır. </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"> </font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center"> <font face="Maiandra GD" size="2"><span style="color: red">Karaçay Türkçesi: </span></font></p>
<p> <font face="Maiandra GD" size="2">Karaçay  dili Kıpçak grubundan olup, Karaçay-Çerkes Özerk </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"> Cumhuriyeti&#8217;nde (Gürcistan&#8217;ın 200 km kuzeyinde) yaşamakta olan </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">yaklaşık  160 bin Karaçaylı tarafından konuşulmaktadır. </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Balkar  (Malkar) Türkçesi: Dilleri hemen hemen Karaçay Türkçesi </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">ile aynı  olan Balkar Türkleri Gürcistan&#8217;nın kuzeyinde, bu ülkeye </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">komşu  olan Balkar Özerk Cumhuriyeti&#8217;nde yaşamaktadır; </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">sayıları  85 bin civarındadır. </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"> </font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center"> <font face="Maiandra GD" size="2"><span style="color: red">Karaim Türkçesi: </span></font></p>
<p> <font face="Maiandra GD" size="2">Kıpçak  dil grubuna ait Karaim dili bugün çok az Karaim Türkü </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"> tarafından konuşulmaktadır. Bunlar, Ukrayna&#8217;nın batısı,</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"> Litvanya  ve Polanya&#8217;da yaşamaktadır. </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"> </font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center"> <font face="Maiandra GD" size="2"><span style="color: red">Hakas Türkçesi: </span></font></p>
<p> <font face="Maiandra GD" size="2">Hakas  Türkçesi Kırgız dil grubuna çok yakın olup,Hakas Özerk </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"> Cumhuriyeti&#8217;nde yaşayan yaklaşık 80 bin Hakas </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Türkü  tarafından konuşulmaktadır. </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"> </font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center"> <font face="Maiandra GD" size="2"><span style="color: red">Nogay Türkçesi: </span></font></p>
<p> <font face="Maiandra GD" size="2">Nogay  Türkleri, Stavropol ve Dağıstan Bölgesi,Çeçen-İnguş</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">  Cumhuriyeti ve de Karaçay-Çerkes bölgesinde dağınık </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">olarak  yaşamaktadırlar. Dilleri Kıpçak grubunda yer </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">alan &#8220;Nogaylar&#8221;ın  sayısı 75 bin dolayındadır. </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"> </font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center"> <font face="Maiandra GD" size="2"><span style="color: red">Tuva Türkçesi: </span></font></p>
<p> <font face="Maiandra GD" size="2">Yaklaşık  sayıları 220 bin tahmin edilen &#8220;Tuva Türkleri&#8221;nin 200 bini</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"> Tannu-Tuva  Halk Cumhuriyeti&#8217;nde (Moğolistan&#8217;nın kuzey </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">sınırına  komşu bölgede)  yaşamaktadır. </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"> </font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center"> <font face="Maiandra GD" size="2"><span style="color: red">Yakut (Saka)  Türkçesi:</span></font></p>
<p> <font face="Maiandra GD" size="2"> Moğolcanın etkisi ile hayli değişikliğe uğrayan Yakut dili, </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">tahmini  sayıları 400 bin olan ve büyük çoğunluğu </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Yakut  Özerk Cumhuriyeti&#8217;nde (Çin sınırına 1.250 km </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"> uzaklıktaki Doğu Sibirya&#8217;da) yaşayan Yakut Türkü </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"> tarafından konuşulmaktadır. </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"> </font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center"> <font face="Maiandra GD" size="2"><span style="color: red">Kaskay Türkçesi: </span></font></p>
<p> <font face="Maiandra GD" size="2">Anadolu  ve Azeri Türkçesine çok yakın bir Türkçe ile konuşan</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"> Kaskay  Türkleri, Hasme Türkleri ile birlikte Iran&#8217;ın güneyinde</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">  yaşarlar; sayıları 700 bin dolayındadır. </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"> </font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center"> <font face="Maiandra GD" size="2"><span style="color: red">Ahıska (Mesketi,  Meşet) Türkçesi: </span></font></p>
<p> <font face="Maiandra GD" size="2">Dilleri  Oğuz grubunda yer alan Ahıska Türkleri günümüzde dağınık </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">olarak  Özbekistan, Kırgızistan,Azerbaycan ve Türkiye&#8217;de </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"> yaşamaktadırlar. Sayıları 200 bin civarındadır. </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"> </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"> </font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center"> <font face="Maiandra GD" size="2"><span style="color: red">SONUÇ </span></font></p>
<p style="text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"> <font face="Maiandra GD" size="2">VI. Yüzyılın ikinci yarısından sonra kuzeye,  güneye ve önemli ölçüde de batı yönüne göçe başlayan Türk kavimleri, XV.  Yüzyılın ortalarında bugünkü Bulgaristan sınırına ulaştılar. 1960&#8217;lı yılların  başında Orta Avrupa&#8217;ya yönelen işçi göçünü, bu göçün devamı olarak nitelendiren  bazı yazarlar da görüyoruz. Bu göçler sırasında sahip olunan özgün kültür,  etkilenişim içinde bulunan diğer kültürlerle zenginleşmiş, </font></p>
<p style="text-align: justify">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"> <font face="Maiandra GD" size="2">ancak anadil olarak konuşulan Türkçe korunmuş  ve böylelikle dil çok geniş kıta parçalarına yayılmıştır.  Birleşmiş  Milletler&#8217;in 1990 yılına ait istatistiklerine göre Türkçe, 165 milyon dolayında  kişi tarafından anadil olarak konuşulmaktaydı.</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"> <font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"> <font face="Maiandra GD" size="2">Böylelikle dilimiz Çince, Hintçe, ingilizce ve  ispanyolcanın arkasından en büyük (yaygın) dil karakterine sahiptir. Nüfus  artışının ortalama % 1,5 olduğu varsayılırsa bu sayının artık 180 milyona  yaklaşması gerekir. Çincenin, Çin ve Tayvan dışında Güneydoğu Asya ülkelerindeki  Çin azınlık tarafından konuşulduğu,  Hintçenin yalnızca Hint Yarımadası&#8217;nda  yayıldığı düşünülürse, Türkçe,  arasında yer alır. Bunlardan ingilizce, Büyük  Britanya dışında, Kuzey Amerika kıtasında , Güney Afrika Cumhuriyeti&#8217;nde (ingiliz  kökenliler tarafından) ve Avustralya&#8217;da anadil olarak konuşulmaktadır.  ispanyolca ve ingilizce gibi dünyada geniş coğrafyaya yayılmış diller </font></p>
<p style="text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"> <font face="Maiandra GD" size="2">İspanyolca, ispanya dışında Orta (ABD&#8217;nin  güneyi dahil) ve Güney Amerika&#8217;da (Brezilya dışında) yayılmıştır. Türkçenin ise   Rusya Federasyonu&#8217;nun Pasifik kıyılarından başlayıp, Orta Asya, Kafkasya,  Anadolu ve Trakya&#8217;yı aşıp Orta ve Batı Avrupa&#8217;daki Türklerle, ayrıca az sayıda  da olsa Kuzey Amerika&#8217;ya göç etmiş Türkler tarafından anadil olarak konuşulmakta  olduğunu, böylelikle Afrika kıtası ve Güney Asya dışında (değişik yoğunluklarda)  tüm Kuzey Yarımküre&#8217;ye yayıldığını görüyoruz.</font></p>
<p style="text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"> <font face="Maiandra GD" size="2">  <span style="font-weight: bold">   Kaynaklar:</span> </font></p>
<p style="text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"> <font face="Maiandra GD" size="2">[1] World Fact Book 94, CIA (http).</font></p>
<p style="text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"> <font face="Maiandra GD" size="2">[2] Informationen zur politischen Bildung; Die  Sowjetunion 1953-1991, </font></p>
<p style="text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"> <font face="Maiandra GD" size="2">   Nr. 236, 3. Quartal 1992.</font></p>
<p style="text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"> <font face="Maiandra GD" size="2">[3] Council of Europe (Hrsg), Sopeni,Netherland-1993;  Statistisches </font></p>
<p style="text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"> <font face="Maiandra GD" size="2">   Bundesamt, Wiesbaden, Sopeni, Report-Turkey,  Oct-1993. </font></p>
<p style="text-align: justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify"> <font face="Maiandra GD" size="2">[4] Türkler, &#8220;s.c.t. Listesi&#8221;, .</font></p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"> <span style="font-size: 15pt"><font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkoloji-makaleleri-genel/">»<span lang="tr">  “Türkoloji Mak. &#8211; Genel” Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span><br />
</span></font></strong></p>
<p align="center"><span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…</font></strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-anadil-olarak-dunyadaki-yeri-prof-dr-oktay-sinanoglu/">Türkçenin Anadil Olarak Dünyadaki Yeri (Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-anadil-olarak-dunyadaki-yeri-prof-dr-oktay-sinanoglu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türk Dil Kurumu ve Düşmanlık Yasası (Ahmet Miskioğlu)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/turk-dil-kurumu-ve-dusmanlik-yasasi-ahmet-miskioglu/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/turk-dil-kurumu-ve-dusmanlik-yasasi-ahmet-miskioglu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Sep 2007 11:16:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkoloji Makaleleri]]></category>
		<category><![CDATA[Türkoloji Makaleleri (Genel)]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Miskioglu]]></category>
		<category><![CDATA[Akademik]]></category>
		<category><![CDATA[Dil Sorunlar]]></category>
		<category><![CDATA[Dilbilim]]></category>
		<category><![CDATA[Dusmanlik]]></category>
		<category><![CDATA[Eski Turk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Türk]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dil Kurumu]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Turkcemiz]]></category>
		<category><![CDATA[Türkoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Universite]]></category>
		<category><![CDATA[Yasa]]></category>
		<category><![CDATA[Yazi]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Turk Dili]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/turk-dil-kurumu-ve-dusmanlik-yasasi-ahmet-miskioglu/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk Dil Kurumu ve Düşmanlık Yasası (Ahmet Miskioğlu) Türk Dil Kurumu&#8217;nu 1983 yılında, &#8220;darbeci&#8221;ler, kapattılar. O darbeciler ki, -bugün kesinlikle anlaşılmıştır artık- 27 Mayıs ak devriminin öcünü alıyorlardı. Kurnazlığı hiç bilmeyen halkımız da iyi şeyler olacağını sanarak alkışlıyordu onları. Türk Dil Kurumu yok artık! Biz, Türk Dil Kurumu&#8217;nu yüreğimizde yaşatıyoruz. Yeni getirdikleri yasalara uygun olarak [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-dil-kurumu-ve-dusmanlik-yasasi-ahmet-miskioglu/">Türk Dil Kurumu ve Düşmanlık Yasası (Ahmet Miskioğlu)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"> <font color="#3366ff" size="5"><strong><span style="font-family: Maiandra GD">Türk  Dil Kurumu ve Düşmanlık Yasası</span></strong></font><strong><font color="#ff6600" size="5"><span style="line-height: 150%; font-family: Maiandra GD"><br />
</span></font><font color="#ff6600" size="3"> <span style="font-size: 15pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD"> (Ahmet Miskioğlu)</span></font></strong><font style="font-size: 15pt" face="Maiandra GD"><br />
</font><font face="Maiandra GD" size="3"> </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Türk Dil Kurumu&#8217;nu 1983 yılında, &#8220;darbeci&#8221;ler,  kapattılar. O darbeciler ki, -bugün kesinlikle anlaşılmıştır artık- 27 Mayıs ak  devriminin öcünü alıyorlardı. Kurnazlığı hiç bilmeyen halkımız da iyi şeyler  olacağını sanarak alkışlıyordu onları. Türk Dil Kurumu yok artık! Biz, Türk Dil  Kurumu&#8217;nu yüreğimizde yaşatıyoruz. Yeni getirdikleri yasalara uygun olarak  kurulan &#8220;Dil Derneği&#8217;nde, &#8220;Türk Dil Derneği&#8221;nde yaşatıyoruz.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Bu konuyu birçok kez yazdım. Artık yazmayayım  diyordum. Ama olmadı işte. Televizyonda NTV&#8217;nin bir izlencesinde, kimsenin  kimseyi konuşturmadığı, özellikle yöneticinin (Bayülgen miydi adı?), kendisi  söyleyip kendisi güldüğü, herkesin sözünü kestiği bir izlencede Türk dilini,  Türk Dil Kurumu&#8217;nu sözümona ele aldılar.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Yusuf Çotuksöken vardı. Hakkı Devrim, Şükrü  Halûk Akalın ve iki kişi daha&#8230; Konuşmacı, söze başlayıp sürdürürken, sözünü  toparlayacağı sırada, yönetici, atılıp sözünü kesiyordu. Bu yüzden, derli toplu  bir konuşma dinlenemedi. Ya da konuşmacılar hazırlıksız gelmişlerdi. Hazırlıklı  olsalardı sözlerini kestirmezlerdi diye düşünebiliriz belki, izlencenin  koşullarını bilmiyorum. Ama görünüş hiç de güzel değildi. Konuşmalar süresince,  aslında birçok TV izlencesinde olduğu gibi, kimse kimseyi dinlemiyordu.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Türk Dili Dergisi&#8217;nde yeniden kimi şeyleri  açıklayayım diye düşündüm.</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify" align="center"> <font face="Maiandra GD" size="2">*</font></p>
<p>  <font face="Maiandra GD" size="2">Kapatılan Türk Dil Kurumu&#8217;nun 500&#8217;den çok  üyesinin geçen yirmi yıl içinde hepsinin öldüklerini mi sanıyorlar? Hepsi  ölmemiştir, üyelerin çoğu yaşamaktadır. Yönetim kurulunun da üyelerinin çoğu  yaşamaktadır. Onlar varken kimse kendini TDK başkanı sanmasın. Binleri kendisini  sözümona TDK&#8217;ya başkan olarak atamaya kalkmış da olsa, ulusun vicdanında o  hiçbir zaman TDK&#8217;nın başkanı olamaz. Çünkü özerk Türk Dil Kurumu&#8217;nda, &#8220;Genel  Başkan&#8221;, üyelerce seçilirdi; &#8220;atama işlemi&#8221; diye bir güldürü oyunu yoktu.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Bugün atanmış birileri varsa, sözümona başkan  olarak atanmışsa:</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">«Ben, böyle &#8220;gasp&#8221; edilmiş kurumda çalışamam,»  demeli kabul etmemeli. Yapabileceği en onurlu davranış budur.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Geçen zaman içinde kimi atananlar, utanmadan  kendilerine &#8220;TDK&#8217;nın asli üyesi&#8221; demeye bile başlamışlardı. Utanmazlığın çok  çeşitleri varıdır.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Şimdi Türk Dil Kurumu&#8217;nun yaşayan üyelerine,  asıl üyelerine örnek vereyim. Şu yazıyı yazarken hemen anımsadığım adları  belirteyim: Fazıl Hüsnü Dağlarca, Oktay Akbal, Tahsin Yücel, Şerafettin Turan,  Sami Karaören, Aydın Koksal, Ahmet Kocaman, Bedia Akarsu, Kâmile İmer, Özer  Soysal, Emin Özdemir&#8230;</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Daha birçok ad var. işte Türk Dil Kurumu, bu  bilim ve sanat adamlarının yönetimindeydi.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Türk Dil Kurumu, özerk, bağımsız, halka,  halkın diline hizmet eden bir kuruluştu. Resmi bir kuruluş değildi. Atatürk&#8217;ün  yasal olarak bıraktığı malvarlığıyla çalışıyor, hizmetler yapıyordu. Çok büyük  saygınlıkları vardı. Bir yaptırım güçleri bulunmadığı halde, Türkiye çapında bir  birlik sağlamışlardı.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Ne yaptı &#8220;darbeciler&#8221;; silahlı güçleriyle bu  çalışmaları durdurdular, Türk Dil Kurumu&#8217;nu asıl iyelerinin ellerinden -sanki  yurdumuzu işgal eden düşman bir güçtü onlar- aldılar ve kapattılar. Atatürk&#8217;ün  kalıtın ı çiğneyerek kapattılar.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><center><!--adsense#reklam_336x280--></center>  <font face="Maiandra GD" size="2">Yani evrensel yasaları çiğnediler. Yıl,  1983&#8230; Biz, bu olay karşısında &#8220;dehşet&#8221; içinde kaldık. En kutsal kurumumuza el  atılıyordu. Kutsal dil, Arapça değildir, İngilizce değildir, Türkçedir bize  göre.</font><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Gerçekte, kapatılan Türk Dil Kurumu&#8217;nun asıl  üyeleri, asıl &#8220;sahipleri&#8221;, sayıları 500&#8217;ü aşan bağımsız üyelerle yukarıda bir  bölüğünün adını saydığım yönetim kurulu üyeleridir. Ve onlar yaşıyorlar.  Ölmediler. Onlar görevlerinden de &#8220;istifa&#8221; etmiş değillerdir. Onlar varken,  onlar sağken &#8220;Ben Türk Dil Kurumu&#8217;nun başkanıyım&#8221; diyemez kimse. Diyecek olursa,  onuru leke alır bize göre.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Türk Dil Kurumu&#8217;nun asıl üyeleri, gerçek  üyeleri görevlerini sürdürüyorlardı. Başarı ile sürdürüyorlardı, &#8220;insan usu&#8221;na  göre, insanın mantığına göre, yeryüzündeki her devletin yasalarına göre, asıl  üyeler, asıl yönetim kurulu üyeleri onlardır. Bugün de, Türk Dil Kurumu&#8217;nun asıl  &#8220;sahipleri&#8221; onlardır.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Bu sözümü, bu gerçeği, ışıklar içinde yatsın,  Şükran Kurdakul uluslararası PEN Kulübü Türkiye Başkanı bulunduğu yıllarda PEN  Kulübü adına düzenlediği Türk Dili Bayramı&#8217;nda da bağırarak söylemiştim, &#8220;gasp&#8221;  etmenin çirkinliğini sergilemeye çalışmıştım. Çünkü o sıralarda Dolmabahçe&#8217;de  Kurum&#8217;un sahiplen olduklarını sanan &#8220;gaspçı&#8217;ların kuklaları da toplanmıştı. Türk  Dil Kurumu&#8217;nun &#8220;sahipleri&#8221; değillerdi ama, Atatürk&#8217;ün kalıtının  yiyicileriydiler. Onlar bu hırsla toplanmışlardı, biz bunu biliyorduk.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Prof. Dr. İsmet Sungurbey de yasal durumu,  evrensel yasayı derin hukuk bilgisiyle çok güzel açıklamıştı o gün. Demişti ki:</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">«Dünyanın her toplumunda bir adamın son isteği  kutsal sayılır. Bu kutsal isteği de çiğnediler. Şimdi bu o kadar çok hukuk  ilkesini birden yıkıyor ki, h ir taşla birçok kuşu devirir gibi. Bir kere,  anayasamızda herkes mülk iye t ve miras hakkına sahiptir diye bir madde var.  &#8216;Bonn Anayasası &#8216;ndan alınmış. Doğru unlunu, herkes mülkiyet güvencesine, miras  güvencesine sahiptir.»</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Sungurbey, uzun uzun açıkladı. Mülkiyet  hakkının, miras hakkının nasıl çiğnendiğini anlattı.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Evrensel hukuka göre, durum, er ya da geç  düzelecektir.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Bu, bilinmelidir. Haksız işlemi sürdürmekte  olanlar anlamalıdırlar. Çok zaman geçmiş olduğunu düşünerek &#8220;yutturacaklarını&#8221;  sanmamalıdırlar. Er ya da geç hak geri alınacaktır. Güldürü oyunu oynayarak  Atatürk&#8217;ün kalıtı üzerine oturmuş olanlar, bilmelidir ki, evrensel hukuk, Prof.  Dr. İsmet Sungurbey&#8217;in yorumladığı gibi er ya da geç yerine gelecektir.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">NTV izlencesinde, Sayın Yusuf Çotuksöken,  TDK&#8217;nın 1932 ile 1983 yılları arasındaki etkinliğinin bambaşka olduğunu söyledi  ama, daha güçlü ve ısrarlı bir tonla vurgulamasını beklerdik. Her konuşmasında,  her yazısında doyurucu açıklamalar yapmış, yapabilmiş olan sevgili arkadaşımız,  bu kez TV izlencesinin olumsuz koşulları içinde kalmış oldu. Hepimize geçmiş  olsun. Kendini TDK başkanı sanan sayın yazıklı Halûk Akalın da &#8220;Yasadır masadır,  şöyledir böyledir&#8221; diyerek baskın çıkmaya çalıştı. Herkesin tepesi attı bu  duruma.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Hangi yasa? Evrensel hukuka aykırı yasa mı  olur?</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Bu tür yasalara bugün ben, &#8220;düşmanlık yasası&#8221;  diyorum.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Düşmanlık yasasına da en tipik örnek,  İsviçre&#8217;nin çıkardığı soykırım yasasıdır. Bu yasaya dayanarak Prof. Dr. Yusuf  Halacoğlu&#8217;nu Uluslararası Polis Örgütü aracılığıyla arıyorlarmış. Suçu ne?  Yaptığı bilimsel açıklama&#8230; Ama, Halacoğlu&#8217;nun yanıtı çok güzel:</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">«Bilim adamlarının, arşivlerle  söylediklerinden dolayı mahkûm edilmesi, ancak Ortaçağda olabilirdi.» diyor.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">İşte böyle, Atatürk&#8217;ün &#8220;vasiyetini&#8221;,  Atatürk&#8217;ün mülkiyet hakkını çiğneyen bu TDK yasası da Türk aydınlarına  uygulanmak istenen haksız, yanlış ve düşmanca düzenlenen soykırım yasaları gibi  &#8221;düşmanlık yasası&#8221;dır bizce.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Bir de, sayın yazıklı Halûk Akalın&#8217;a kaç kişi  oldukları soruldu. O da &#8220;İki kişiyiz&#8221; diye yanıtladı.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Bize göre Sayın Akalın, iki kişilik ekibiyle  TDK&#8217;nin değil &#8220;Dil Akademisinin başkanı olmalıdır; bulunduğu yeri beş yüz  kişiden daha çok olan asıl sahiplerine bırakmalıdır. Kendisini oraya atayanlara,  şöyle bir açıklama yapmalıdır:</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">«Benim onurum var, başkasının &#8220;gasp&#8221; edilmiş  yerine oturamam.» demelidir.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Doğrusu, olduğu gibi söyleyeyim, ben 1983&#8217;ten  beri &#8220;kerli ferli&#8221; adamların, buraya atandık diyerek, utanmadan başkalarının  yerine gelip oturmalarına şaşmaktayım. Hele kimilerinin yine utanmadan:</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">&#8220;TDK&#8217;nın asli üyesiyim!&#8221; diyerek de kurum  kurum kurulmalarına daha çok şaşmışımdır. Usuma sığdıramamışımdır.Son olarak şu  gerçeği de açıklamak gerekir:</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">&#8220;İstifa&#8221; etmediğine göre, -bütün hukukçuların  söylediği gibi- Türk Dil Kurumu&#8217;nun başkanı Prof. Dr. Şerafettin Turan&#8217;dır. Gene  &#8220;istifa&#8221; etmediğine göre, Türk Dil Kurumu&#8217;nun ikinci başkanı Prof. Dr. Bedia  Akarsu&#8217; dur.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Beş yüz kişiden çok üye ve yönetim kurulu  üyeleri onları seçmiştir. Evrensel hukuka göre bu, böyledir. Bir başkası &#8220;Ben  başkanım&#8221; demeye utanmalıdır. Biz, düşmanlık hukuku değil, gerçek evrensel hukuk  istiyoruz.</font></p>
<p class="MsoNormal" align="justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" align="justify">&nbsp;</p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"> <span style="font-size: 15pt"><font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkoloji-makaleleri-genel/">»<span lang="tr">  “Türkoloji Mak. &#8211; Genel” Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span><br />
</span></font></strong></p>
<p align="center"><span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…</font></strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-dil-kurumu-ve-dusmanlik-yasasi-ahmet-miskioglu/">Türk Dil Kurumu ve Düşmanlık Yasası (Ahmet Miskioğlu)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/turk-dil-kurumu-ve-dusmanlik-yasasi-ahmet-miskioglu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Göktürk Yazıtları&#8217;nda İsim ve Unvan Söyleme Geleneği (Osman Fikri Sertkaya)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/gokturk-yazitlarinda-isim-ve-unvan-soyleme-gelenegi-osman-fikri-sertkaya/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/gokturk-yazitlarinda-isim-ve-unvan-soyleme-gelenegi-osman-fikri-sertkaya/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Sep 2007 00:54:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkoloji Makaleleri]]></category>
		<category><![CDATA[Türkoloji Makaleleri (Genel)]]></category>
		<category><![CDATA[Ad Soyleme]]></category>
		<category><![CDATA[Ad Verme]]></category>
		<category><![CDATA[Akademik]]></category>
		<category><![CDATA[Dil Sorunlar]]></category>
		<category><![CDATA[Dilbilim]]></category>
		<category><![CDATA[Eski Turk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Gelenek]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Göktürk Abideleri]]></category>
		<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Orhun Yazitlari]]></category>
		<category><![CDATA[Osman Fikri Sertkaya]]></category>
		<category><![CDATA[Türk]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Turkcemiz]]></category>
		<category><![CDATA[Türkoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Universite]]></category>
		<category><![CDATA[Unvan Soyleme]]></category>
		<category><![CDATA[Yazi]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Turk Dili]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/gokturk-yazitlarinda-isim-ve-unvan-soyleme-gelenegi-osman-fikri-sertkaya/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Göktürk Yazıtları&#8217;nda İsim ve Unvan Söyleme Geleneği (Osman Fikri Sertkaya) Göktürk harfleri ile yazılan metinlerde geçen isim ve ünvanlar bu metinler üzerinde çalışan kişilerin her zaman için dikkatini çekmiştir. Ancak araştırıcılar genellikle isimlerden önce kullanılan apa, bağa, bilge, boyla, çabış, kapkan, sü başı. vs. gibi veya isimlerden sonra kullanılan beg, çor, çigşi, çikşi, irkin-erkin, kağan, [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/gokturk-yazitlarinda-isim-ve-unvan-soyleme-gelenegi-osman-fikri-sertkaya/">Göktürk Yazıtları’nda İsim ve Unvan Söyleme Geleneği (Osman Fikri Sertkaya)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"><strong> <font color="#3366ff" size="5"> <span style="line-height: 150%; font-family: 'Maiandra GD'">Göktürk  Yazıtları&#8217;nda İsim ve Unvan Söyleme Geleneği</span></font><font color="#ff6600" size="5"><span style="line-height: 150%; font-family: Maiandra GD"><br />
</span></font><font color="#ff6600" size="3"> <span style="font-size: 15pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD"> (Osman Fikri Sertkaya)</span></font></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; text-align: justify" align="center"> <font face="Maiandra GD" size="3"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Göktürk harfleri ile yazılan metinlerde  geçen isim ve ünvanlar bu metinler üzerinde çalışan kişilerin her zaman için  dikkatini çekmiştir. Ancak araştırıcılar genellikle isimlerden önce kullanılan  apa, bağa, bilge, boyla, çabış, kapkan, sü başı. vs. gibi veya isimlerden sonra  kullanılan beg, çor, çigşi, çikşi, irkin-erkin, kağan, kan, katun, kunçuy, öge-üge,  sangun-şangun-şengün-şengün-sagun, şad, tarkan, tigin, todun-tudun, totuk-,tutuk,  yabgu vs. gibi veyahut da müstakil kullanılan alpagu(t)-yılpagut(t), buyruk,  ışbara, ilig, ilteber, şadapıt vs. gibi ünvanlar üzerinde çalışmışlardır. Kişi  isimleri üzerinde yapılan çalışma­ların ise ünvanlar üzerinde yapılan  çalışmalara göre daha az olduğu görülmektedir.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Bu yüzden Göktürk harfli metinlerde geçen isimler, özellikle yer, ülke ve kişi  adları yanlış okunmuş ve tercüme edilmiştir.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Yer ve ülke isimleri için iki örnek verelim.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Şine-Usu yazıtı D 8’de birlikte kullanılan ve (a)ks(ı)r(a)k okunarak “mükemmel,  â/â”1 şeklinde anlamlandırılan kelime ile ordu okunarak “karargâh, hakanın  oturduğu şehir, payitaht”2 şeklinde anlamlandırılan kelime yeniden  transkripsiyonlandığında karşımıza k(a)s(ar) kord(a)an şeklinde iki kavim ve  millet adı çıkmaktadır.3</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Yine Tonyukuk yazıtındaki bir ibarede kurıya okunarak “geriye doğru, garba’4  şeklinde anlamlandırılan ve kurdan okunarak “geriden, garbdan, garblı”5 şeklinde  anlamlandırılan iki kelime kurıya kurıdınta okunarak “batıda batılılar” şeklinde  tercüme edilmiştir.6 kurd(a)n ve kur(ı)d(ı)n şekillerinde okunan kelime kord(a)n  şeklinde transkripsiyonlanıp ve “Hoten” şeklinde anlamlandırılıp7 cümledeki  paralel şekillerle değerlendirildiğinde cümleyi doğru tercüme edip anlamlı hale  getirmek mümkün olmaktadır.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Öngre kıt(a)ngda Doğuda Hıtay’dan</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">b(e)r(i)ye t(a)bg(a)çda Güneyde Tabgaç’tan</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">kur(ı)ya ) kord(a)nda Batıda Hoten’den</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">yır(ı)ya og(uz)da Kuzeyde Oguz’dan</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Kişi adlarının okunuşlarında yapılan hataları da gruplandırmak mümkündür.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">1. Yanlış harf transkripsiyonu:</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Barık-III (E 7) yazıtının ilk satırındaki b(a)yna s(a)ngun oglı külüg çor  ibaresinin ilk kelimesinde N1 ile okunan ses P ünsüzü olarak okunduğunda ibare  b(a)y (a)pa s(a)ngun oğlı külüg çor şeklini almaktadır.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">2. Eksik yapılan transkripsiyon:</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Ongin yazıtında Bilge Taç(a)m okunarak “Adına Ongin yazıtı dikilen Türk hanı”8  veya Taç(a)m” Adına Ongin yazıtı dikilen Türk hanı”9 şeklinde anlamlandırılan  ibare veya kelime bilge (a)ta.ç(ı.)m şeklinde doğru transkripsiyonlandığında  “bilgili babacığım” şeklinde doğru tercüme edilebilmektedir. ataç ismi Eski  Türkçede ata “baba” kelimesinin küçültme halidir.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Keza Bilge Kağan yazıtı G 14’te geçen ve t(a)m(a)n t(a)rk(a)n şeklin­de okunarak  “has isim”10 şeklinde anlamlandırılan kelimenin transkrip­siyonu başa bir (a)  ünlüsü eklenerek (a)t(a)m(a)n t(a)rk(a)n şeklinde düzeltildiğide doğru okuma  yapılmış olmakta, böylece Türkçenin başka hiç bir metninde geçmeyen Taçam ve  Taman gibi iki hayali isim ortadan kalkmaktadır.11</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">3. Kelimeyi yanlış yerden bölme:</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Bay Bulun-I (E 42) yazıtının 8. satırında (e)r (a)t(ı)m üz(ü)t ogdı12 ibareside  üz(ü)t ogdı. okunan isimde, kelimede olmadığı halde ( ) içeri­sinde okunan ses  atılıp ve ilk kelimede ü- okunan ses de ö- ünlüsü ile öz okunup, yanlış bölünme  sonucunda ilk isme ait olduğu zannedilen T2 ünsüzü ikinci isim ile  birleştirildiğinde, kelime t2 ogdı şeklini almakta­dır. Nâşirlerin bu kelimeyi  yanlış yerden bölüp okumalarının sebebi togdı kelimesindeki t ünsüzünün t1  yerine t2 ile yazılmış olmasıdır. Öz togdı13 ismi ile Kutadgu Bilig’deki Kün  togdı. ve Ay toldı isimleri karşılaştırıldı­ğında Öz togdı düzeltmesinde doğru  okumanın yapılmış olduğu görülür.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Hüseyin Namık Orkun tarafından14 Öznaçennaya (E 25) yazıtının ikin­ci satırında  (ö)kü ç(e)k(ü)l tut(u)k okunan isim S.E. Malov tarafından15 Küç Kül Tutuk  şeklinde doğru hecelere ayrılarak düzeltilmişti. Ben bu ismi Küç Köl Totok  şeklinde okumak isterdim.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Yine Hüseyin Namık Orkun’un Uybat-l (E 30) yazıtının 3. satırında ç(a)b ş(a)t on  t(a)rk(a)n16 ve S.E. Malov’un Ç(a)b S(a)tun T(a)rk(a)n17 okuduğu isim Alessio  Bombaci tarafından ç(a)b(ı)ş tun t(a)rk(a)n şek­linde doğru hecelenmişti.18 Bu  gibi örnekleri artırmak mümkündür.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">İhe Ashete yazıtının ikinci satırı Hüseyin Namık Orkun tarafından y(ü)k(ü)n(i)r  k(ü)n b(e)d(i)zm(i)ş şeklinde transkripsiyonlanarak “iba­det gününde yapmış”  şeklinde tercüme edilmiştir.19 İbâre Louis Bazin tarafından yegen irkin b(e)dz(e)m(i)ş  şeklinde okunmuştur.20 İbâre “Yigen İrkin (tarafından) süslenmiş” şeklinde  tercüme edilmelidir.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">4. Yanlış teşhis, yanlış anlamlandırma:</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Tonyukuk yazıtının ikinci taşının 47. satırındaki bir ibâre Hüseyin Namık Orkun  tarafından tin(e)si oglı y(a)t(ı)gma şeklinde okunarak “has isim” şeklinde  anlamlandırılmıştır.21</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Metnin doğru şekli 46.- 47. satırlardaki… (46) tinsi oglı (47) tisi og­lı  y(a)t(ı)gma tag şeklinde olup tinsi kelimesi Çince T’ien Tyu “göğün oğlu”  demektir ve burada Sogd hükümdarının ünvanıdır. İkinci kez ge­çen tinsi kelimesi  ise şehzadenin ünvanıdır. yatıgma kelimesi yat- fiili­nin partisip şeklidir ve  “yatan, yattığı” anlamına gelir. İbârenin doğru tercümcsi şöyle olmalıdır:  “Göğün oğlu(nun) oğlu(olan) [Hükümdar] göğün oğlu(nun) oğlu(nun) [Şehzade]  yattığı (gömülü olduğu) dağ” Görüldüğü gibi burada hangi bir “has isim” yoktu.22</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Suci yazıtının ilk cümlesinde Yaglakar Kan Ata ibaresi H.N. Orkun tarafından  “has isim, hepsi de ünvan”23 şeklinde anlamlandırılmıştır. Bu cümle Louis Bazin  tarafından şöyle açıklanmıştır.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Uygur yirinte Yaglakar Kan ata keldim. Kırkız oğlı men, Uygur ül­kesinden  Yaglakar Han(ı) atarak geldim. Kırgız oğluyum.24</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Yazıtlarda geçen isim ve ünvanlara gelince: Yazıtlardaki isim ve ün­vanlar bir  araya getirildiğinde söyleyişlerin çeşitli şekillerde gruplandı­ğı görülür. I.  grupta eski Türkçe ben…ben “ben…im” söyleyişi ile ifade edilen isim ve ünvanlar  yer almaktadır.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Eski Türkçede isimlerin bildirme şeklinin gramer formülü “şahıs zamiri+kişi  adı+şahıs zamiri menşeli şahıs eki” şeklindedir Ancak Türk­çede bu üçlü gramer  unsurunun ilki olan şahıs zamiri belirtilmeden de kişi adı söylenebilir. O zaman  gramer formülü “kişi adı+şahıs zamiri menşeli şahıs eki” şeklini alır.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Bu şekilde belirtilen birçok örnek doğru anlaşılmış ve doğru tercü­me  edilmiştir. meselâ Şine-Usu yazıtının ilk satırında geçen tengride bol­mış il  itmiş bilge kagan ben ibaresinin doğru tercüme edilmesine karşılık Tonyukuk  yazıtının ilk satırında yer alan Tonyukuk’un adı metnin ilk yayını olan 1899  yılından beri iyi anlaşılamamış ve bu yüzden de doğru tercüme edilememiştir.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">İlk okunuştan 78 yıl sonra 1977 yılında Tonyukuk yazıtının ilk satı­rındaki ismi  “The first line of the Tonyukuk Monument (Tonyukuk âbi­desinin ilk satırı)”25  adlı yazımda Bilge Tongukuk ben (Ben) Bilge Tonyukuk’um) şeklinde teşhis ve  tercüme etmiş ayrıca benzer örneklerle birlikte de mukayese ederek tevsik  etmiştim.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Eski Türkçe yazıtlarda geçen ilk örnekler b- diyalekti örnekleridir. m-  diyalekti örneklerinin ise daha sonraki devir metinlerinde geçtiği gö­rülüyor.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Ia. (ben)… ben “(ben)…im” formüllü ile ifâde edilen isimler:</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">1. bilge tongukuk ben. (Tonyukuk, I. taş, 1. str.)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">((Ben) Bilge Tonyukuk’um)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">2. tengride bolmış il itmiş bilge kagan ben. (Şine-Usu, I. str.) ((Ben)  Tanrı’dan olmuş, il etmiş Bilge Kağan’ım)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">3. kutlug çigşi ben. (E 19/1)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">((Ben) Kutluş Çiğşi’yim)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">4. külüg apa ben. (E 20/2)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">((Ben) Külüg Apa’yım)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">5. tarkan sangun ben. (E 32/7=b3)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">((Ben) Tarkan Sangun’um)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">6. alp urungu totok ben (E 16)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">((Ben) Alp Urungu Totok’um)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">7. beş tarkan öge tirig ben (E 53/3)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">((Ben) Beg Tarkan Öge Tirig’im)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">8. Üçin (arslan?) külüg tirig ben (E 3/3)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">((Ben) Üçin Külüg Tirig’im)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">9. arslan külüg tirig oglı ben.. külüg togan ben.(E 44/6)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">((Ben) Arslan Külüg Tirig oğlu’yum. Külüg Togan’ım)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">l0.ınang ugraç ben (E. 22/4)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">((Ben) Inang Ugraç’ım)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Ib. (men)…men. “(ben)…im” formüllü ile geçen isimler:</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">1. tensi men. (Irk Bitig, 1. str).</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">((Ben) Göğün Oğlu’yum) (X. asır)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">2. kırgız oğlı men. (Suci, 2. str.) (840’dan sonra)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">((Ben) Korgız oğlu’yum)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">3. boyla kutlug yargan men. (Suci., 2-3. satırlar)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">((Ben) Boyla Kutlug Yargan’ım)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">4. Kutlug baga tarkan öge buyrukı men. (Suci, 3. str.)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">((Ben) Kutlug Bağa Tarkan Öge Buyruku’yum)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">5. körtle sangun men. (E 52/1)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">((Ben) Körtle Sangun’um)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">II. Bu bölümde yer alan isimlere geçmeden önce eski Türklerde doğumda alınan  isimlerin yapılan bir kahramanlıktan sonra değiştirildiği ve “er”lik adının  alındığını belirtmemiz gerekiyor Metinlerde geçen isimler bu son alınan isim ve  ünvandır. Ancak bir metinde (Kezilig-Hobu E 45) her iki isim birlikte  geçmektedir.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">oglan atı,m ŞWBWŞ (şubuş/şobuş) ınal,</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">…ta atım KWMWL (kömül/kümül) öge.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Bu kişi kendisinin babasız ve annesiz kalarak, çok zahmet çekip otuz yaşında  “öge” olmasının hikayesini şöyle anlatır:</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">beş yaşımta kangsız kalıp</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">tokkuz yeşirmi yaşımga ögsöz bol[up]</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">kattıglanıp ottuz yaşımga öge boltum</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Bu bölümde yer alan aşağıda verdiğimiz örneklerde ismin unsurlarının eksik veya  karışık olduğu görülmektedir</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">1. bay apa sangun oğlı külüg çor (E 7/1)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">2. tüz bay küç bars külüg (E 17/1)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">3. külüg çigşi urungu çigşi (E 70/1)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">4. öz yigen alp turan (E 5/2)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">5. el iç-çor küç bars (E 14/1)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">6. çocuk böri sangun (E 12/4)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">7. köni tirig (tireg?) (E 6/1)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">III. Üçüncü bölümde yer alan örnekleri üç gruba ayırmak gerekiyor. İlk gruptaki  ismin sonunda şahıs eki olup olmadığı bilinmemektedir. İkinci grupta sadece isim  söylenmektedir.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Üçüncü grupta önce isim sonra ünvan veya meslek veya rütbenin söylendiği  görülmektedir. Bu üç grubu şöyle formüle edebiliriz:</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">1) er atım</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">1. er atım gut(e)ş (E 56/2)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">(Kahramanlık adım Guteş)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">2) er atım … ben.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">2. er atım yaş-ak baş ben,. (E 2/5)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">veyaer atı.m yaş. kart ben. (E 2/5)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">(Kahramanlık adım Yaş-ak Baş’ım) veya</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">(Kahramanlık adım Yaş Kart’ım)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">3) er atım … . … ben.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">3a. er atım ak baş atık. ınal öge ben (E 49/2)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">veya er atı.m kart atık ınal öge ben (E 49/2)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">(Kahramanlık adım Ak-Baş Atık. Inalg Öge’yim)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">veya (Kahramanlık adım Kart Atık. Inal Öge’yim)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">3b. er atım yaruk. tigin ben (E 15/1)26</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">(Kahramanlık adım Yaruk. Prens’im)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">3c. er atı,m kök. tirig ben (E 51/1)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">(Kahramanlık adım Kök. Tirig’im)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Bu beş örneğe dayanarak şu iki örneği tamir etmek mümkün ol­maktadır:</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">3ç. er atım ben ………… (E 109/3)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Örnekte geçen ve ben şeklinde tranakripsiyonlanan kelime bir ismin yanlış veya  eksik okunan bir parçası olmalıdır.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">3d,( ) atı.m el togan totok ben (E 1/2)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">tamiri (er) atım el togan.. totok ben</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">(kahramanlık) adım El dogan. Vali’yim. l0.ınaâğ ugraç ben (E. 22/4) ((Ben) Inang  Ugraç’ım)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Ib. (men)…men. “(ben)…im” formüllü ile geçen isimler: 1. tensi men. (Irk Bitig,  1. str).</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">((Ben) Göğün Oğlu’yum) (rvX. asır)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">2. kırgız oğlı men. (Suci, 2. str.) (840’dan eonra) ((Ben) Korgız oğlu’yum)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">3. boyla kutlug yargan men. (Suci., 2-3. satırlar) ((Ben) Boyla Kutlug  Yargan’ım)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">4. Kutlug baga tarkan öge buyrukı men. (Suci, 3. str.) ((Ben) Kutlug Bağa Tarkan  Öge Buyruku’yum)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">5. körtle sangun men. (E 52/1) ((Ben) Körtle Sangnn’um)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">II. Bu bölümde yer alan isimlere geçmeden önce eski Türklerde do­ğumda alınan  isimlerin yapılan bir kahramanlıktan sonra değiştirildiği ve “er”lik adının  alındığını belirtmemiz gerekiyor Metinlerde geçen isimler bu son alınan isim ve  ünvandır. Ancak bir metinde (Kezilig-Hobu E 45) her iki isim birlikte  geçmektedir.</font><br />
<center><!--adsense#reklam_336x280--></center><br />
<font face="Maiandra GD" size="2">oglan atım ŞWBWŞ (,şubuş/,şobuş) ınal,</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">…ta atım KWMWL (kömül/kümül) öge.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Bu kişi kendisinin babasız ve annesiz kalarak, çok zahmet çekip otuz yaşında  “öge” olmasının hikayesini şöyle anlatır:</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">beş yaşımta kangsız kalıp</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">tokkuz yegirmi yaşımga ögsöz bol[up]</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">kattıglanıp ottuz yaşımga öge boltum</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Bu bölümde yer alan aşağıda verdiğimiz örneklerde ismin unsurla­rının eksik veya  karışık olduğu görülmektedir</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">l. bay apa sangun oğlı külüg çor (E 7/1)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">2. tüz bay küç bars külüg (E 17/1)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">3. külüg çigşi. urungu çigşi (E 70/1)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">4. öz yigen alp turan (E 5/2)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">5. el iç-çor küç bars (E 14/1)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">6. çocuk böri sangun (E 12/4)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">7. köni tirig (tireg?) (E 6/1)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">III. Üçüncü bölümde yer alan örnekleri üç gruba ayırmak gerekiyor.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">İlk gruptaki ismin sonunda şahıs eki olup olmadığı bilinmemektedir. İkinci  grupta sadece isim söylenmektedir.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Üçüncü grupta önce isim sonra ünvan veya meslek veya rütbenin söylendiği  görülmektedir. Bu üç grubu şöyle formüle edebiliriz:</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">1) er atım</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">1. er atı,m gut(e)ş (E 56/2) (Kahramanlık adım Guteş)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">2) er atım … ben.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">2. er atım yaş-ak baş, ben,. (E 2/5)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">veyaer atı.m yaş. kart ben. (E 2/5)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">(Kahramanlık adım Yaş-ak Baş’ım)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">veya (Kahramanlık adım Yaş. Kart’ım)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">3) er atım … . … ben.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">3a. er atım ak baş atık. ınal öge ben (E 49/2)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">veya er atım kart atı.k ınal öge ben (E 49/2)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">(Kahramanlık adım Ak-Baş Atık. Inalg Öge’yim)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">veya (Kahramanlık adım Kart Atık. Inal Öge’yim)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">3b. er atım yaruk. tigin ben (E 15/1)26</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">(Kahramanlık adım Yaruk. Prens’im)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">3c. er atım kök. tirig ben (E 51/1)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">(Kahramanlık adım Kök. Tirig’im)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Bu beş örneğe dayanarak şu iki örneği tamir etmek mümkün olmaktadır:</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">3ç, er atım ben ………… (E 109/3)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Örnekte geçen ve ben şeklinde tranakripsiyonlanan kelime bir ismin yanlış veya  eksik okunan bir parçası olmalıdır.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">3d,( ) atı.m el togan totok ben (E 1/2)</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">tamiri (er) atım el togan totok ben</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">(kahramanlık) adım El dogan. Vali’yim.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Sonuç olarak diyebiliriz ki</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">I. Gruptaki örnekler isim ve ünvan olarak birlikte geçmektedir.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">II. Grupta verilen örnekler ben….ben formülüne uymayan isim ve ün­van  söyleyişleridir.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">III. Gruptaki örneklerde ise isim ve ünvan söylemenin bir sistemi olduğunu ve bu  sistemin de bu güne kadar devam eden bir geleneğe bağlı olduğunu göstermektedir.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">DİPNOTLAR</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">* Doç. Dr., İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">1 ETY, IV, 11.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">2 ETY, IV, 72.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">3 Louis Bazin, “Pour une nouvelle hypothese sur l’origine des khazar”,  Materialia Turcica, cilt 7/8, 1981/82, Bochum, s. 51-71.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">4 ETY, IV, 93.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">5 ETY IV, 93.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">6 M. Ergin, Orhun Âbideleri, İstanbul 1970, s. 38.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">7 Sir Gerard Clauson, “Some notes on the in******ion of Tonuquq”, Studia  Turcica, Budapest 1971, s. 127-128.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">8 ETY, IV 154.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">9 ETY, IV 166.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">10 ETY, IV 166.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">11 Louis Bazin, “Antiquit meconnue du titre d’ataman?”, Harvard Ukranian  Studies, Eucha­risterion, Essays presented to Omeljan Pritsak, on his Sixtieth  Birthday by hie Collegues and Stu­dents, II, 1979-1980, s. 61-70.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">12 S. E. Malov, Eniseyskaya Pis’mennost Tyurkov, M. L., 1952, s. 77.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">13 T. Tekin, “On a misinterpreted Word in the Old Turkic In******ions”, UAJb,  XXXV/Fas. B., 1964/1, s. 136, 2 numaralı dip notu).</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">14 ETY, III, 163.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">15 EPT, 59.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">16 ETY, III, 141.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">17 EPT, 59.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">18 Alessio Bombaci, Gurur âjamanjarikâ, Napoli 1974, s. 184.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">19 ETY, II, 121.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">20 Louis Bazin, Les Systemes Chronologiques Dans Le Monde Turc Ancien, Budapest  1991, s. 166.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">21 ETY, IV 168.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">22 S. G. Klyaştornıy, “Titul sogdiyskogo vladetelya v drevnetyurkskom tekste”,  Problemı Vosto-­kovedeniya, 1960/6, s. 133-135.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">23 ETY, IV, 173.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">24 Louis Bazin, “Başlangıcından bu güne Türk yazı dili”, Fırat Ünivesitesi  Dergisi (Sosyal Bi­limler), Yıl 1988, cilt 2, aayı 1, s. 63.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">25 Osman Fikri Sertkaya, “Some Problems of Köktürk History: The First Line of  the Tonyukuk Monument”, Central Asiatic Journal, XXIII/3-4 (1979), s. 288-292;  Osman Fikri Sertkaya, “Gök­türk Tarihinin Meseleleri: Tonyukuk Âbidesi Üzerine  Üç Not. 1. Tonyukuk âbidesinin ilk satırı, 2. Çölgi (A)z (e)ri mi? – Çöl[1](ü)g  iz (e)ri mi?, 3. “Tonyukuk âbidesiııdeki kız koduz sıfat tamlaması üzerine”,  Türkiyat Mecmuası, XIX (1977-1979), 1980, s. 165-182.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">26 T, Tekin, UAJb, XXXV Fas, B., 1964/1, s, 142, 812.</font></p>
<p class="MsoNormal" align="justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" align="justify">&nbsp;</p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"> <span style="font-size: 15pt"><font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkoloji-makaleleri-genel/">»<span lang="tr">  “Türkoloji Mak. &#8211; Genel” Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span><br />
</span></font></strong></p>
<p align="center"><span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…</font></strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/gokturk-yazitlarinda-isim-ve-unvan-soyleme-gelenegi-osman-fikri-sertkaya/">Göktürk Yazıtları’nda İsim ve Unvan Söyleme Geleneği (Osman Fikri Sertkaya)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/gokturk-yazitlarinda-isim-ve-unvan-soyleme-gelenegi-osman-fikri-sertkaya/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
