<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Dirse Han | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/tag/dirse-han/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Mon, 22 Jul 2013 22:03:43 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Dirse Han Oğlu Boğaç Han Destanı (Dede Korkut Destanları)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/dirse-han-oglu-bogac-han-destani-dede-korkut-destanlari/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/dirse-han-oglu-bogac-han-destani-dede-korkut-destanlari/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Nov 2007 15:28:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dede Korkut Destanları]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir Öykü Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Destanları]]></category>
		<category><![CDATA[Bayindir Han]]></category>
		<category><![CDATA[Bogac Han]]></category>
		<category><![CDATA[Dede]]></category>
		<category><![CDATA[Dede Korkut]]></category>
		<category><![CDATA[Dede Korkut Hikayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Dede Korkut Oykuleri]]></category>
		<category><![CDATA[Dede Korkut Türk Destanlari]]></category>
		<category><![CDATA[Dedem Korkut]]></category>
		<category><![CDATA[Dirse Han]]></category>
		<category><![CDATA[Dirse Han Oglu Bogac Han Destani]]></category>
		<category><![CDATA[Korkut Ata]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/dirse-han-oglu-bogac-han-destani-dede-korkut-destanlari/</guid>

					<description><![CDATA[<p>İçerik hazırlanıyor&#8230;</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/dirse-han-oglu-bogac-han-destani-dede-korkut-destanlari/">Dirse Han Oğlu Boğaç Han Destanı (Dede Korkut Destanları)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İçerik hazırlanıyor&#8230;<br />
<!-- 




<h2 style="text-align: left;" align="center"><b>DEDE KORKUT HİKAYELERİ </b><b>(Dirse Han Oğlu Boğaç Han Destanı)</b></h2>


<img decoding="async" class="alignleft" alt="" src="https://www.bilgicik.com/resimler/dede_korkut.jpg" width="175" height="241" />

Hanlar Hanı Bayındır Han   yılda bir kere ziyafet verip Oğuz beylerini misafir eder onları en güzel şekilde ağırlardı.Yine bir gün  ziyafet düzenletmiş,misafirleri için  attan aygır, deveden erkek deve, koyundan koç kestirmişti.Onun ziyafetlerinde her şeyin kusursuz olması gerekiyordu.O bir yere ak çadır, bir yere kızıl çadır, bir yere kara çadır kurdurmuş ve:

“Misafirlerden oğlu olanı ak çadıra,kızı olanı kızıl çadıra,çocuğu olmayanı da  kara çadıra yerleştirin, kara çadıra kara keçe altına döşeyin, kara koyun yahnisinden önüne getirin, yerse yesin, yemezse kalksın gitsin, oğlu kızı olmayana Allah Taala beddua etmiştir, biz de beddua ederiz,herkes bunu böyle bilsin.” Demiş.

&nbsp;

Oğuz beyleri bir bir gelip şölen yerinde toplanmaya başladı.Ziyafet başlamıştı.Dirse Han adında bir beyin oğlu ve kızı yoktu.Söylemiş, görelim hanım ne söylemiş:

&nbsp;

Serin serin tan yelleri estiğinde,
Sakallı boza çalan çayır kuşu öttüğünde,
Sakalı uzun müezzin ezan okuduğunda,
Büyük cins atlar sahibini görüp homurdandığında,
Aklı karalı seçilen çağda,
Göğsü güzel koca dağlara gün vuranca,

Bey yiğitlerin kahramanların birbirine koyulduğu çağda.

Dirse Han sabahın ilk aydınlığında kalkarak yerinden doğrulup, kırk yiğidini yanına alıp Bayındır Han’ın ziyafetine geldi. Bayındır Han‘ın yiğitleri Dirse Han’ı karşıladılar. Onu kara çadıra yerleştirdiler.Oturacağı yere kara keçe döşediler. Önüne kara koyun yahnisinden getirdiler ve  Bayındır Han’dan buyruk böyledir Beyim, dediler.Bunun üzerine,

<b>Dirse Han:</b> “Bayındır Han benim ne eksiğimi gördü? kılıcımdan mı gördü. soframdan mı gördü? Benden aşağı kimseleri ak çadıra, kızıl çadıra yerleştirdi. Benim suçum ne oldu da beni kara çadıra yerleştirdi.” dedi.



<b>Dediler:</b> Hanım, bugün Bayındır Han’dan buyruk şöyledir ki oğlu kızı olmayana Tanrı Taala beddua etmiştir, biz de beddua ederiz demiştir. dediler.Dirse Han hemen yerinden doğruldu ve ayağa kalkarak: “Yiğitlerim yerinizden doğrulun, bu tuhaf durum bana ya bendendir ya hatundandır.” dedi.

Dirse Han evine geldi. Hatununu yanına çağırıp hatununa söyledi, görelim ne söyledi:Bilgicik.Com, Türkçe, Edebiyat, Dede Korkut Destanları, Türkoloji, Dilimiz, Türk Destanları

<b>Beri gel başımın bahtı evimin tahtı;
Evden çıkıp yürüyünce selvi boylum;
Topuğunda sarmaşınca kara saçlım,
Kurulu yaya benzer çatma kaşlım,
Çift badem sığmayan dar ağızlım,
Kadınım, yemişim düvleğim,
Görüyor musun neler oldu?</b><b></b>

&nbsp;

Han Bayındır bir yere ak çadır, bir yere kızıl çadır, bir yere kara çadır kurdurmuş, oğlu olanı ak çadıra, kızı olanı kızıl çadıra, oğlu kızı olmayanı kara çadıra yerleştirin,Altlarına kara keçe döşeyin, kara koyun yahnisinden önüne getirin, yerse yesin, yemezse kalksın gitsin! Oğlu kızı olmayana Allah Taala beddua etmiştir, biz de beddua ederiz, demiş.

Ben varınca gelerek karşıladılar ve kara çadıra  yerleştirip, altıma  kara keçe döşediler, kara koyun yahnisinden önüme getirdiler,ve bana:” oğlu kızı olmayana Allah Taala beddua etmiştir, biz de beddua ederiz, böyle bil!” dediler.

Senden midir, benden midir? Allah Taala bize bir topaç gibi oğul vermez nedendir? Dedi.Sinerlenerek hatununa şunları söyledi:

&nbsp;

<b>Han kızı yerimden kalkayım mı?
Yakan ile boğazından tutayım mı?
Ayağımın  altına alayım mı?
Kara çelik öz kılıcımı elime alayım mı?
Öz gövdenden başını keseyim mi?
Can tatlılığını sana bildireyim mi?
Al kanını yer yüzüne dökeyim mi?
Han kızı sebebi nedir söyle bana?
Müthiş gazap ederim şimdi sana!</b><b></b>

&nbsp;

&nbsp;

Bunun üzerine Dirse Han’ın hatunu gözlerinden kanlı yaşlar akarak  şunları söylemiş:

“Hey Dirse Han, bana gazap etme, incinip acı sözler söyleme. Yerinden kalk, alaca çadırını yer yüzüne diktir. Attan aygır, deveden erkek deve, koyundan koç kes, İç Oğuz’un Dış Oğuz’un beylerini başına topla.Aç görsen doyur, çıplak görsen donat, borçluyu borcundan kurtar, tepe gibi et yığ, göl gibi kımız sağdır, büyük bir ziyafet ver. Dilek dile. Olur ki bir ağzı dualının hayır duası ile Allah bize bir topaç gibi çocuk verir.” dedi.

&nbsp;

Dirse Han karısının sözü ile büyük bir ziyafet verdi, dilek diledi. Attan aygır, deveden erkek deve, koyundan koç kestirdi. İç Oğuz, Dış Oğuz beylerini başına topladı. Aç görse doyurdu. Çıplak görse donattı. Borçluyu borcundan kurtardı.Tepe gibi et yığdı, göl gibi kımız sağdırdı. El kaldırıp dua ederek dilek dilediler. Bir ağzı dualının hayır duası ile Allah Taala bir çocuk verdi. Hatunu hamile oldu.

Bir nice zamandan sonra bir oğlan doğurdu. Oğlancığını dadılara verdi, baktırdı. At ayağı çabuk(yel gibi), ozan dili çevik olur. Her kemikli gelişir, kaburgalı büyür. Oğlan on beş yaşına girdi. Oğlanın babası Bayındır Han’ın ordusuna karıştı.

&nbsp;

Meğer hanım, Bayındır Han’ın bir boğası vardı, bir de erkek devesi vardı. O boğa sert taşa boynuz vursa un gibi öğütürdü. Bir yazın, bir güzün boğa ile erkek deveyi savaştırırlardı. Bayındır Han kudretli Oğuz beyleri ile temaşa ederdi. seyreder eğlenirdi.

Meğer sultanım, yine bir  yaz gününde boğayı saraydan çıkardılar. Üç kişi sağ yanından, üç kişi sol yanından demir zincir ile boğayı tutmuşlardı. Gelip meydanın ortasında koyuverdiler. Meğer sultanım, Dirse Han’ın oğlancığı ve üç de kabile çocuğu meydanda aşık oynuyorlardı. Boğayı koyuverdikten sonra oğlancıklara kaçın dediler.

O üç oğlan kaçtı.Dirse Han’ın oğlancığı kaçmadı. Ak meydanın ortasında baktı durdu. Boğa da oğlana doğru geldi. Diledi ki oğlanı helak kılsın. Oğlan yumruğu ile boğanın alnına kıyasıya tutup vurdu. Boğa geri geri gitti. Boğa oğlana doğru tekrar geldi. Oğlan yine boğanın alnına yumruğu ile sert vurdu. Oğlan bu sefer boğanın alnına yumruğunu dayadı, sürdü, meydanın başına çıkardı. Boğa ile oğlan bir hamle çekiştiler. Boğanın iki kürek kemiğinin üstüne köpük bağlandı. Ne oğlan yener, ne boğa yener. Oğlan şöyle düşündü ve şöyle dedi: “Bir dama direk vururlar, o dama destek olur, ben bunun alnına niye destek oluyorum duruyorum.”

Oğlan boğanın alnından yumruğunu giderdi, yolundan savuldu.Boğa ayak üstünde duramadı, düştü. Tepesinin üstüne yıkıldı. Oğlan, bıçağını çekip boğanın basını kesti. Oğuz beyleri gelip, oğlanın başına toplandılar, “aferin!” dediler. Dedem Korkut gelsin, bu oğlana ad koysun.Onu yanına alıp alıp babasına varsın ve babasından oğlana beylik istesin.Taht alıversin dediler. O zamanlar erkek çocuğu baş kesip,kan dökmezse ad koymazlardı.Dedem Korkut geldi.Oğlanı alıp babasına vardı. Dede Korkut oğlanın babasına söylemiş, görelim hanım ne söylemiş:

&nbsp;

<b>“Hey Dirse Han beylik ver bu oğlana,
Taht ver erdemlidir.
Boynu uzun büyük cins at ver bu oğlana,
Biner olsun hünerlidir.
Ağıllardan on bin koyun ver bu oğlana,
Etlik olsun hünerlidir.
Develerden kızıl deve ver bu oğlana,
Yük taşıyıcı olsun hünerlidir.
Altın başlı çadır ver bu oğlana,
Gölge olsun erdemlidir.
Omuzu kuşlu cübbe elbise ver bu oğlana,
Giyer olsun hünerlidir.</b>

<b>Bayındır Han’ın ak meydanında </b>

<b>Bu oğlan cenk etmiştir, </b>

<b>Bir boğa öldürmüş senin oğlun, </b>

<b>Adı “Boğaç” olsun, </b>

<b>Adını ben verdim yaşını Allah versin!” </b>dedi.

Dirse Han oğlana beylik verdi, taht verdi. Oğlan tahta çıkınca babasının kırk yiğidini anmaz oldu.O kırk yiğit haset eylediler, birbirine şunları söylediler:

“Bu oğlan tahta çıkalı Dirde Han’ın bize ilgisi azaldı.Gelin oğlanı babasına çekiştirelim. olur ki babası onu öldürür, yine bizim izzetimiz hürmetimiz onun babasının yanında hoş olur, ziyade olur.” dediler. Vardı bu kırk yiğidin yirmisi bir yana. yirmisi de bir yana oldu. Önce yirmisi vardı, Dirse Han’a şu haberi getirdi:

“Görüyor musun Dirse Han neler oldu, murada maksuda ermesin, senin oğlun hayırsız çıktı. Kırk yiğidini yanına aldı. Kudretli Oğuz’un üstüne yürüyüş etti, nerede güzel ortaya çıktı ise çekip aldı, ak sakallı ihtiyara saygısız davrandı, ak bürçekli kadının sütünü kaçırdı,saçını yoldu.

Akan duru sulardan haber geçer, çapraz yatan alaca dağdan haber aşar.Hanlar hanı Bayındır’a haber varır, Ona Dirse Han’ın oğlu böyle görülmemiş şeyler yapmış derler, gezdiğinden öldüğün daha iyi olur.Bayındır Han seni çağırır, sana müthiş gazap eyler, böyle oğul senin neyine gerek, böyle oğul olmaktan olmamak daha iyidir. Öldürsene! dediler.

Dirse Han “Varın getirin, öldüreyim.Böyle oğul bana gerekmez.” dedi. Böyle deyince hanım, o namertlerin yirmisi daha çıka geldi ve bir dedikodu onlar da getirdiler ve onlar da:

“Dirse Han senin oğlun yerinden doğruldu, göğsü güzel koca dağa ava çıktı. Sen var iken av avladı kuş kuşladı. anasının yanına alıp geldi. Al şarabın keskininden aldı içti. Anası ile sohbet etti. Babasına kasdeyledi. Senin oğlun kötü çıktı, hayırsız çıktı. Çapraz yatan aladağdan haber geçer, hanlar hanı Bayındır’a haber varır, Dirse Han’ın oğlu böyle görülmemiş işler yapmış derler, seni çağırtırlar, Bayındır Han sana öfkelenir. Böyle oğul neyine gerek, öldürsene!” dediler.

&nbsp;

<strong>Dirse Han :</strong> Varın getirin, öldüreyim. Böyle oğul bana gerekmez, dedi.

Dirse Han’ın adamları : Biz senin oğlunu nasıl getirelim? Senin oğlun bizim sözümüzü dinlemez. Bizim sözümüzle gelmez, kalkıp yerinden doğrul, yiğitlerini de yanına al, oğluna uğra, yanına alıp ava çık, kuş uçurup av avlayıp oğlunu oklattırıp öldürmeye bak. Eğer böyle öldürmezsen başka bir türlü öldüremezsin, bunu böyle bil!” dediler.

&nbsp;

<strong>Deyiş:</strong>

<b>Serin serin tan yelleri estiğinde,
Sakallı boz çayır kuşu öttüğünde,
Büyük cins atlar sahibini görüp kişnediğinde,
Sakalı uzun müezzin ezan okuduğunda,
Aklı karalı seçilen çağda,
Kudretli Oğuzun gelininin kızının bezendiği çağda,
Göğsü güzel koca dağlara gün vurunca,
Bey yiğitlerin kahramanların birbirine koyulduğu çağda…</b>

&nbsp;

Sabahın ilk aydınlığında Dirse Han yerinden kalktı. Oğlancığını yanına alıp kırk yiğidi beraberine aldı ve  ava çıktı. Av avladılar, kuş kuşladılar. O kırk namerdin birkaçı oğlanın yanına geldiler ve ona : “Baban, geyikleri kovalasın getirsin, benim önümde tepelesin, oğlumun at koşturuşunu, kılıç çalışını, ok atışını göreyim, sevineyim, kıvanayım, güveneyim dedi.” dediler.

&nbsp;

Oğlandır ne bilsin.Bu namertlerin sözünü gerçek sandı. Geyiği kovalayıp  babasının önüne kadar getirip babasının yanında  vuruyordu.

“Babam at koşturuşuma baksın kıvansın, ok atışıma baksın güvensin. Kılıç çalışıma baksın sevinsin.” diyordu.

O kırk namertten bazıları Dirse Han’a; “görüyor musun oğlanı, kırda bayırda geyiği kovalıyor senin önüne getiriyor, geyiğe ok atar gibi yapıp seni  vurup öldürecek, oğlun seni öldürmeden sen oğlunu öldürmeye bak!” dediler.

Oğlan geyiği kovalarken babasının önünden gelip geçiyordu. Dirse Han kurt sinirli sert yayını eline aldı.Üzengiye kalkıp kuvvetle çekti, doğrultup attı, oğlanı iki omzunun  arasından vurup  yıktı. Ok isabet etti, alaca kanı fışkırdı, koynu kanla  doldu.Bedeni büyük cins atının boynunu kucakladı yere düştü. Dirse Han istedi ki oğlancığının üstüne gürleyip düşsün. O kırk namert bırakmadı. Atının dizginini döndürdü, yurduna geri geldi.

Dirse Han’ın hatunu oğlancığının ilk avıdır diye attan aygır, deveden erkek deve, koyundan koç kestirdi. Oğuz beylerine ziyafet vereyim dedi. Toparlanıp yerinden kalktı, kırk ince kızı yanına alıp, Dirse Han’ı karşılamaya  gitti.

Başını kaldırdı, Dirse Han’ın yüzüne baktı. Sağına  soluna göz gezdirdi, oğlancığını göremedi. Kara bağrı sarsıldı.İçine bir ateş düştü. Kara  gözleri kanlı yaşla doldu.

&nbsp;

<strong>Üzüntüsünden bağırıp,çağırarak  Dirse Han’a şunları söyler:</strong>

&nbsp;

<b>Beri gel, başımın bahtı, evimin tahtı;
Han babamın güveyisi,
Kadın anamın sevgisi,
Babamın anamın verdiği,
Göz açıp da gördüğüm,
Gönül verip sevdiğim,
Dirse Han!
Kalkarak yerinden doğruldun,
Yelesi kara cins atına atlayıp bindin,
Göğsü güzel koca dağa ava çıktın,
İki vardın ,bir geliyorsun yavrum hani?
Karanlık gecede bulduğum oğul hani?
Çıksın benim görür gözüm,Dirse Han yaman seğriyor,
Kesilsin oğlumun emdiği süt damarım, yaman sızlıyor.
San yılan sokmadan, akça tenim kalkıp şişiyor.
Yalnızca oğlum görünmüyor, bağrım yanıyor.
Kuru kuru çaylara su saldım,
Kara elbiseli dervişlere adaklar verdim,
Aç görsem doyurdum, çıplak görsem donattım,
Tepe gibi et yığdım, göl gibi kımız sağdırdım,
Dilek ile bir oğul zorla buldum.
Yalnız oğlumun haberini Dirse Han söyle bana,
Karşı yatan Ala Dağdan bir oğul uçurdunsa söyle bana,
Taşkın akan koşan sudan bir oğul akıttınsa söyle bana,
Aslan ile kaplana bir oğul yedirdinse söyle bana,
Kara giyimli kafirlere bir oğul aldırdınsa söyle bana.
Han babamın katına ben varayım,
Ağır hazine bol asker alayım,
Azgın dinli kafire ben varayım,
Paralanıp cins atımdan inmeyince,
Yenim ile alca kanımı silmeyince,
Kol but olup yer üstüne düşmeyince,
Yalnız oğul yollarından dönmeyeyim.
Yalnız oğul haberini Dirse Han söyle bana.
Kara başım kurban olsun bugün sana.</b>

&nbsp;

dedi.

Feryat figan eyledi, ağladı. Böyle deyince, Dirse Han hatununa cevap vermedi. O kırk namert karşı geldi: “Oğlun sağdır,esendir, avdadır, bugün yarın nerde ise gelir. Korkma kaygılanma, bey sarhoştur, cevap veremez.” dediler.

&nbsp;

Dirse Han’ın hatunu çekildi, geri döndü. Dayanamadı, kırk ince kızı yanına aldı. Büyük cins ata binip oğlancığını aramaya gitti. Kışta yazda karı buzu erimeyen Kazılık Dağı’na geldi çıktı. Alçaktan yüce yerlere koşturup çıktı. Baktı gördü bir derenin içine karga kuzgun iner çıkar, konar kalkar.

&nbsp;

Büyük cins atını ökçeledi, o tarafa yürüdü. Meğer sultanım, oğlan orada yıkılmıştı. Karga kuzgun kan görüp oğlanın üstüne konmak isterdi. Oğlanın iki köpekceğizi var idi. Kargayı kuzgunu kovalardı, kondurmazdı. Oğlan orada yıkılınca boz atlı Hızır oğlana hazır oldu, üç defa yarasını eli ile sıvazladı. “Bu yaradan sana ölüm yoktur, korkma oğlan.Dağ çiçeği ananın sütü ile senin yarana merhemdir.” Dedi ve oradan kayboldu.

&nbsp;

Oğlanın anası oğlanın üstüne koşturup çıka geldi. Baktı gördü oğlancığı alca kana bulanmış yatıyor. Çağırarak oğlancığına söyler, görelim hanım ne söyler:

&nbsp;

<b>Kara süzme gözlerini uyku bürümüş aç artık ey oğul!
On iki kemikçiğin harap olmuş topla artık oğul!
Allah’ın verdiği tatlı canın seyranda, yakala artık.
Öz gövdende canın var ise oğul haber ver  bana.
Kara başım kurban olsun oğul sana.
Akar senin suların Kazılık Dağı,
Akarken akmaz olsun.
Biter senin otların Kazılık Dağı,
Biterken bitmez olsun.
Kaçar senin geyiklerin Kazılık Dağı,
Kaçarken kaçmaz olsun, taşa dönsün.
Ne bileyim oğul ;</b>

<b>Arslandan mı oldu,
Yoksa kaplandan mı oldu sana böyle?
Bu kazalar sana nereden geldi?
O gövdende canın varsa,  oğul haber ver bana.
Kara başım kurban olsun oğul sana.
Ağız dilden birkaç kelime haber ver bana.</b>

&nbsp;

dedi. Böyle deyince oğlanın kulağına ses dokundu. Başını kaldırdı, birdenbire gözlerini  açtı ve anasının yüzüne baktı. Söylemiş, görelim hanım ne söylemiş:

&nbsp;

&nbsp;

<b>Beri gel, ak sütünü emdiğim canım anam!
Ak bürçekli, izzetli canım anam!
Akar  sularına beddua etme,
Kazılık Dağı’nın günahı yoktur.
Biten otlarına beddua etme.
Kazılık Dağı’nın suçu yoktur.
Kaçan geyiklerine beddua etme.
Kazlık Dağı’nın günahı yoktur.
Arslan ile kaplanına beddua etme.
Kazılık Dağı’nın suçu yoktur.
Beddua edersen babama et,
Bu suç, bu günah babamdandır.</b><b></b>

dedi.

Ve yine şöyle devam etti sözlerine:Ağlama canım  anam ağlama! Bana bu yaradan ölüm yoktur .Korkma, boz atlı Hızır bana geldi, üç kere yaramı sıvazladı. “Bu yaradan sana ölüm yoktur. Dağ çiçeği, ananın sütü sana merhemdir.” dedi.

Böyle deyince kırk ince kız yayıldılar, dağ çiçeği topladılar. Oğlanın anası memesini bir sıktı sütü gelmedi, iki sıktı sütü gelmedi, üçüncüsünde kendisini zorladı,  sıktı süt ile kan karışık geldi. Dağ çiçeği ile sütü oğlanın yarsına sürdüler. Oğlanı ata bindirip yurduna gittiler. Oğlanı hekimlere emanet edip Dirse Han’dan bu durumu sakladılar. At ayağı çabuk, ozan dili çevik olur. Hanım, oğlanın kırk günde yarası iyileşti, oğlan sapasağlam oldu.

&nbsp;

Oğlan ata biner, kılıç kuşanır oldu. Av avlar kuş kuşlar oldu. Bu durumdan Dirse Han’ın haberi yok, çünkü o  oğlancığını öldü biliyor. O kırk namert bunu duyunca, ne eyleyelim diye konuştular. “Dirse Han eğer oğlancığını görürse, bırakmaz bizi, öldürür.” dediler. Gelin Dirse Han’ı tutalım, ak ellerini ardına bağlayalım, kıl sicimi ak boynuna takalım, onu alıp kafir ellerine yönelelim, diyerek. Dirse Han’ı tuttular. Ak ellerini ardına bağladılar, kıl sicimi boynuna taktılar, ak etinden kan çıkıncaya kadar dövdüler.Dirse Han yayan, bunlar atlı yürüdüler, alıp kanlı kafir ellerine yöneldiler. Dirse Han esir oldu gider. Dirse Han’ın esir olduğundan Oğuz beylerinin haberi yok. Meğer sultanım, Dirse Han’ın hatunu bunu duymuş. Oğlancığına karşı varıp söylemiş, görelim hanım ne söylemiş:

&nbsp;

<b>Görüyor musun ey oğul, neler oldu?
Sarp kayalar oynamadan,yer sarsıldı. </b>

<b>Yurtta düşman yokken,</b>

<b> senin babanın üstüne düşman geldi.</b>

<b> O kırk namertler babanın arkadaşları babanı tuttular,</b>

<b> Ak ellerini ardına bağladılar, </b>

<b>Kıl sicimİ ak boynuna taktılar.</b>

<b> Kendileri atlı, babanı yayan yürüttüler.</b>

<b> Alıp kafir ellerine yöneldiler.</b>

<b> Han’ım oğul! kalk yerinden doğrul, </b>

<b>Kırk yiğidini yanına al.</b>

<b> Babanı o kırk namertten kurtar. </b>

<b>Yürü oğul! baban sana kıydıysa da sen babana kıyma.</b>

dedi.

&nbsp;

Oğlan anasının sözünü kırmadı. Boğaç Han yerinden kalktı. Kara çelik öz kılıcını beline kuşandı. Ak kirişli, sert yayını eline aldı. Altın mızrağını koluna aldı. Büyük cins atını tutturdu, sıçrayıp bindi. Kırk yiğidini yanına aldı ve babasının ardınca koşturup gitti. O namertler de bir yerde konaklamışlardı. Al şarabın keskininden içiyorlardı. Boğaç Han atını sürüp yetişti. O kırk namert de bunu gördüler. Dediler: “Gelin varalım şu yiğidi tutup getirelim, ikisini bir arada kafire yetiştirelim.” dediler.

Dirse Han bunu işitti ve şöyle dedi: “Kırk yoldaşım aman, Allah’ın birliğine yoktur güman. Benim elimi çözün, kolca kopuzumu elime verin. O yiğidi öldüreyim.Sonra ister beni öldürün, ister d bırakıverin.” dedi.

Dirse Han’ın elini çözdüler, kolca kopuzunu eline verdiler. Dirse Han oğlancığı olduğunu bilmedi.Onun karşısına  gelip söyledi.Görelim ne söyledi:

<b>Boynu uzun büyük cins atlar giderse benim gider,
Senin de içinde bineğin varsa yiğit söyle bana.
Savaşmadan, vuruşmadan alıvereyim, dön geri.
Ağıllardan on bin koyun giderse benim gider,
Senin de içinde etliğin varsa söyle bana.
Savaşmadan, vuruşmadan alıvereyim dön geri.
Develerden kızıl deve giderse benim gider,
Senin de içinde yük taşıyıcın varsa söyle bana.
Savaşmadan, vuruşmadan alıvereyim dön geri.
Altın başlı çadırlar giderse benim gider,
Senin de içinde odan varsa yiğit söyle bana.
Savaşmadan, vuruşmadan alıvereyim dön geri.
Ak yüzlü, ela gözlü gelinler giderse benim gider,
Senin de içinde nişanlın varsa yiğit, söyle bana.
Savaşmadan, vuruşmadan alıvereyim dön geri.
Ak sakallı ihtiyarlar giderse benim gider,
Senin de içinde ak sakallı baban varsa yiğit, söyle bana.
Savaşmadan, vuruşmadan kurtarayım, dön geri.
Benim için geldinse oğlancığımı öldürmüşüm,
Yiğit sana günahı yok, dön geri.</b><b></b>

&nbsp;

<strong>dedi. Oğlan burada babasına söylemiş, görelim hanım ne söylemiş:</strong><b></b>

&nbsp;

<b>Boynu uzun büyük cins atlar giderse ,senin gider,
Benim de içinde bineğim var,
Bırakmam o kırk namerde.
Develerde kızıl deve giderse senin gider,
Benim de içinde yük taşıyıcım var,
Bırakmam o kırk namerde.
Ağıllarda on bin koyun giderse senin gider,
Benim de içinde etliğim var,
Bırakmam o kırk namerde.
Ak yüzlü ela gözlü gelin giderse senin gider,
Benim de içinde nişanlım var,
Bırakmam o kırk namerde.
Altın başlı otağlar giderse senin gider,
Benim de içinde odam var,
Bırakmam o kırk namerde.
Ak sakallı ihtiyarlar giderse senin gider,
Benim de içinde bir aklı şaşmış, şuuru yitmiş ihtiyar babam var,
Bırakmam o kırk namerde.</b><b></b>

&nbsp;

dedi. Kırk yiğidine tülbent salladı, el eyledi. Kırk yiğit büyük cins atını oynattı. Boğaç Han’ın etrafına toplandılar. Oğlan kırk yiğidini yanına aldı, at tepti, cenk ve savaş etti. Kiminin boynunu vurdu, kimini esir eyledi. Babasını kurtardı, çekildi geri döndü. Dirse Han burada oğlancığının sağ olduğunu öğrendi. Hanlar hanı Bayındır oğluna beylik verdi, taht verdi.

<b>Dedem Korkut</b> destan söyled,i deyiş dedi, bu Oğuznameyi düzdü, <strong>böyle dedi:</strong>

&nbsp;

<b>Onlar da bu dünyaya geldi geçti,
Kervan gibi kondu göçtü,
Onları da ecel aldı, yer gizledi,
Fani dünya kime kaldı?
Gelimli gidimli dünya,
Son ucu ölümlü dünya!</b><b></b>

<b>Kara ölüm geldiğinde geçit versin.</b>

<b>Ak imandan ayırmasın. </b>

<b>Sağlıkla, akılla devletini Hak artırsın. </b>

<b>O övdüğüm yüce Allah dost olup yardım etsin.</b><b></b>

&nbsp;

<b>Dua edeyim hanım: </b>

&nbsp;

<b>Yerli kara dağların yıkılmasın. </b>

<b>Gölgeli büyük ağacın kesilmesin </b>

<b>Coşkun akan güzel suyun kurumasın. </b>

<b>Kanatların uçları kırılmasın. </b>

<b>Koşarken ak boz atın sendelemesin. </b>

<b>Vuruşunca kara çelik öz kılıcın kesilmesin. </b>

<b>Dürtüşürken alaca mızrağın utanmasın. </b>

<b>Ak bürçekli ananın yeri cennet olsun. </b>

<b>Ak sakallı babanın yeri cennet olsun. </b>

<b>Hakkın yandırdığı çırağın yana dursun. </b>

<b>Yüce Allah seni namerde muhtaç eylemesin hanım hey!…</b><b></b>

<span style="color: #ff0000;"> Not: Yazılar yazarlarımız tarafından en baştan oluşturulmuş olup izinsiz kopyalanması yasaktır</span>
--></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/dirse-han-oglu-bogac-han-destani-dede-korkut-destanlari/">Dirse Han Oğlu Boğaç Han Destanı (Dede Korkut Destanları)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/dirse-han-oglu-bogac-han-destani-dede-korkut-destanlari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>31</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
