<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Divan Edebiayati | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/tag/divan-edebiayati/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Sun, 09 Sep 2007 21:42:16 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Divan edebiyatındaki durum</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/divan-edebiyatindaki-durum/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/divan-edebiyatindaki-durum/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 09 Sep 2007 21:42:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Edebi Akımlar]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Divan Edebiayati]]></category>
		<category><![CDATA[Edebi Akim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/divan-edebiyatindaki-durum/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Divan edebiyatındaki durum        Bu eğilimlerden özellikle ikisi üzerinde durmak gerekmektedir: Sebk-i Hindi ve yerlileşme eğilimi. Sebk-i Hindi, Hint tarzı, Hint biçemi demektir. Hindistan’da, Baburlu Hint-Türk hükümdarlarının saraylarında Farsça yazan ozanlarca geliştirilmiş, XVII. yüzyıl divan sanatçılarından Nef’i, Naili, Neşati, Nabi gibi ozanlar, bütünüyle bu akım içinde yer almamakla birlikte ondan etkilenmişlerdir. Böylece, Sebk-i Hindi’nin, &#8220;Bilmeceyi andıran [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/divan-edebiyatindaki-durum/">Divan edebiyatındaki durum</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" align="center"><font color="#3366ff"> <span style="font-size: 15pt; font-family: Comic Sans MS"><strong> <span style="font-family: Maiandra GD">Divan edebiyatındaki durum</span></strong></span></font><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"><font color="#3366ff"> </font></span></font></p>
<p class="MsoNormal" align="justify"><font face="Maiandra GD"> <span style="font-size: 10pt">       Bu eğilimlerden özellikle ikisi üzerinde  durmak gerekmektedir: Sebk-i Hindi ve yerlileşme eğilimi.<br />
Sebk-i Hindi, Hint tarzı, Hint biçemi demektir. Hindistan’da, Baburlu  Hint-Türk hükümdarlarının saraylarında Farsça yazan ozanlarca geliştirilmiş,  XVII. yüzyıl divan sanatçılarından Nef’i, Naili, Neşati, Nabi gibi ozanlar,  bütünüyle bu akım içinde yer almamakla birlikte ondan etkilenmişlerdir. Böylece,  Sebk-i Hindi’nin, &#8220;Bilmeceyi andıran karmaşık mazmun ve anlatımlar, hayal  oyunları, güçlükle anlaşılır, beklenmedik ve alışılmamış benzetmeler, sentetik  bir şiir dili&#8221; (Fahiz İz) olarak sıralanabilecek özellikleri, divan şiirinin  kalıplarını kırmak yerine bu kalıplarla oynamak ustalığına yol açmıştır  denilebilir. Bir bakıma bu, şiiri bütünüyle zihinsel çalışmanın ürünü yapıyor,  çevreden, yaşamdan kopararak düşünceyle sınırlıyordu. Şiirde bilgece tutumun,  atasözlerini kullanmanın, özdeyiş niteliği taşıyan dizeler düzmenin  yaygınlaşması da bunun sonucudur. </span></font></p>
<p class="MsoNormal" align="justify"><font face="Maiandra GD"> <span style="font-size: 10pt">       Yerlileşme eğilimini ise biçim ve öz  açısından iki ayrı düzeyde ele almak gerekmektedir. Biçimde yerlilik, dilde,  söyleyişte yabancı sözcüklerden kaçınmak, Türkçeye yönelmek olarak  özetlenebilir. Türki-i Basit (Basit Türkçe) adı verilen bu akımın temsilcileri  XVI. yüzyıl ozanlarından Tatavlalı Mahremi ile Edirneli Nazmi’dir. Nazmi’nin  Basit Türkçe şiirleri 45.000 beyti aşan divanına serpiştirilmiştir. Fuat  Köprülü, Nazmi’nin bu yoldaki şiirlerini seçip divan biçiminde yeniden  düzenleyerek &#8220;Divan-ı Türki-i Basit&#8221; adıyla yayımlamıştır (1928). 285 manzumeyle  56 müfretten oluşan yapıttaki şiirlerin sanatsal değer taşıdığını söylemek  güçtür.Konular divan şiirinin konularıdır, ölçü olarak da aruz kullanılıştır.  Ama gerek sözcük dağarcığı, gerekse ad ve eylem bildiren sözcüklerin çekimleri  bakımından bu şiirlerin değeri yadsınamayacağı gibi Arap-Fars etkisindeki divan  şiirine bir tepki olduğu da gözden uzak tutulamaz. Ayrıca Türkçeye yöneliş,  Nazmi’yi, halk şiirlerinde çokça görülen cinas örneklerine itmekle kalmamış,  benzetmelerde yaşadığı çevreden, yaşamdan yararlanmasına da yol açmıştır. Yine  de,</p>
<p><em>&#8220;Yargılanmak umusun komayalım gel Nazmi<br />
Ki çalap kullarını suç ile yindek karamaz&#8221;</em></p>
<p>benzeri, yabancı sözcükler kullanmadan, salt Türkçe şiirler yazılabileceğini de  kanıtlamayı amaçlayan bu eğilim yaygınlık kazanamaz. Bunun nedeni, yalnız anılan  ozanların güçsüzlüğünde değil, yetiştikleri çevrede, içinde bulundukları yazın  ortamında, divan şiirinin dünyasından kopamayışlarında da aranmalıdır. </span> </font></p>
<p class="MsoNormal" align="justify"><font face="Maiandra GD"> <span style="font-size: 10pt">       XVIII. yüzyılın sonunda Nedim’le  belirginlik kazanan yerlileşme eğilimi ise öze ilişkindir. Nedim’in divan  şiirine yenilik getirdiğini söyleyenler, kalıpları kırdığını, bilinen  mazmunlarla yetinmediğini, yaşamı yansıttığını, yalın, akıcı bir söyleyişi  olduğunu; şiirlerinde neşe ve alayın, ten zevkinin dile getirildiğini söylerler.  Ama ondan önceki divan şiirine bakıldığında, bu sayılanların hiç de yeni  olmadığı görülür. Dahası Nedim’deki neşeyi ve alaycılığı Baki’de bile  bulabiliriz. Hele Rumelili ozanlarda yerlilik, neredeyse genellenebilecek bir  özelliktir. Kısacası Nedim’i gelenekten koparmak olası değildir. Ama onun  şiirini, divan geleneği içine oturttuktan sonra &#8220;kendi içinde ele alacak  olursak, onda kendisinden önce gelenlerden, hatta çağdaşlarından ayrılan,  realite ile hepsinden başka ve çok daha sıcak bir şekilde kaynaşmış bir tarafın  da bulunduğu görülür&#8221; (A.H. Tanpınar). </span></font></p>
<p class="MsoNormal" align="justify"><font face="Maiandra GD"> <span style="font-size: 10pt">       Başka bir söyleyişle Nedim, dış dünyadan  aldıklarını duyduğu gibi verir. İzlenimlerini ve gözlemlerini soyutlaştırarak  bir süs biçiminde kullanmaz. Minyatürle resim arasındaki ayrım neyse, kendinden  öncekilerle Nedim arasındaki ayrım da odur. Yeni mazmunları, yeni benzetme ve  buluşları bir yana, divan yazınının ölü sevgilisini canlandırır. Onunla kendisi  arasında öyle bir ilişki kurar ki, dünya dışı varlığın kıpırdadığı, soluk aldığı  görülür. Asıl yeni olan da budur. Nesnelerle, genel anlamda dünyayla kurulan  bağ, yaşama karşı takınılan tutum onu yeni yapar. Nedim’in şarkı biçimini  yeniden canlandırması, bu biçimin en güzel örneklerini vermesi de bu tutuma  bağlanmalıdır. Yansıttığı dünya ne ölçüde gerçekse, gerçekliğe yaklaşırsa;  duyguları ne ölçüde içten ve yürekten geliyorsa, dili de o ölçüde gerçeğe  yaklaşır. İstanbul Türkçesi’nin en güzel örnekleri sayılabilecek,</p>
<p><em>&#8220;Sen böyle soğuk yerde niçin yatar uyursun<br />
Billahi döğer dur hele dayen seni görsün<br />
Dahı küçüceksin yalınız yatma üşürsün<br />
Serd oldu heva çıkma koyundan kuzucağım&#8221;</em></p>
<p>benzeri yüzlerce dize buna örnek gösterilebilir. Ayrıca divanında rastlanan  heceyle yazılmış bir türkü, tek örnek olsa da, kimi denemelere giriştiğini  göstermesi açısından ilginçtir.<br />
Ama Nedim’in açtığı bu çığır da yaygınlık kazanamaz. Geleneğin dışına  çıkamaz çünkü. Ardında onu hazırlayan ya da dayanabileceği yeni bir düşünce  devinimi, kültürel bir birikim yoktur. Lale döneminin (1718-1730) ozanıdır ve  dönemin Patrona Ayaklanmasıyla kapanması onun da sonu olur. Bir başka büyük  ozanın, Şeyh Galip’in (1757-1799) Nedim öncesi şiirle bağlantı kurması ve Sebk-i  Hindi’den etkilenmesi, onun şiirinin yanlış yorumlanmasına, salt uçarı özüyle ve  dış görünüşüyle alınmasına yol açar.</span></font></p>
<p class="MsoNormal" align="justify">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" align="center"><strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"> <font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/edebi-akimlar/">»<span lang="tr">  Edebi Akımlar Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span></span></font></strong></p>
<p class="MsoNormal" align="center">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" align="center"> <span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</font></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" align="center">&nbsp;</p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/divan-edebiyatindaki-durum/">Divan edebiyatındaki durum</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/divan-edebiyatindaki-durum/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
