<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Elcibeyin Ardindan Yazilanlar | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/tag/elcibeyin-ardindan-yazilanlar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Fri, 18 Jul 2008 08:24:42 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Ebulfez Elçibey&#8217;in Ardından&#8230;</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/ebulfeyz-elcibeyin-ardindan/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/ebulfeyz-elcibeyin-ardindan/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Dec 2007 02:05:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Azeri Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Abide Sahsiyetler]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan Elcibey]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan Kahramani]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycanin Kurtulusu]]></category>
		<category><![CDATA[Azeri Kahraman]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Türk]]></category>
		<category><![CDATA[Ebulfeyz Elcibey]]></category>
		<category><![CDATA[Ebulfeyz Elcibeyin Hayati]]></category>
		<category><![CDATA[Ebulfeyz Elcibeyin Yasami]]></category>
		<category><![CDATA[Elcibey]]></category>
		<category><![CDATA[Elcibeyin Ardindan Yazilanlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/ebulfeyz-elcibeyin-ardindan/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ebulfez Elçibey&#8217;in Ardından&#8230; (Ardından Yazılanlar) GÖZLERİNİN İÇİ GÜLDÜ Elçibey&#8217;in adını 1980&#8217;inci illerin evvelinden eşitmişem. Mübarizesiyle tanış olsam da onunla şehsi tanışlığım 1991&#8217;inci ilde AHC kurultayında oldu. Bundan sonra onunla sıh-sıh görüşdük. Müsahibeler götürdüm, mübahiseler etdim. Fikirleriyle razılaşdım da, razılaşmadığım zamanlar da oldu, ancak bütün bunlar aramızda serinlik yaratmadı; eksine, bizi birbirimize daha sıh bağladı. AHC&#8217;nin [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ebulfeyz-elcibeyin-ardindan/">Ebulfez Elçibey’in Ardından…</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><span style="font-family: Maiandra GD;"><span style="color: #3366ff;"> <span style="font-size: 18pt; font-weight: 700"> Ebulfez Elçibey&#8217;in Ardından&#8230;<br />
</span></span> <span style="color: #ff9933;"> <span style="font-size: 15pt; font-weight: 700"> (Ardından Yazılanlar)</span></span></span></p>
<p align="justify"><img decoding="async" src="https://www.bilgicik.com/resimler/Turk_yazarlar_ve_sairler/elcibey.jpg" alt="" width="145" height="180" align="left" /><span style="font-family: Maiandra GD; font-size: x-small;"><strong>GÖZLERİNİN    İÇİ GÜLDÜ</strong></span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD; font-size: x-small;">Elçibey&#8217;in adını 1980&#8217;inci illerin evvelinden eşitmişem. Mübarizesiyle tanış    olsam da onunla şehsi tanışlığım 1991&#8217;inci ilde AHC kurultayında oldu. Bundan    sonra onunla sıh-sıh görüşdük. Müsahibeler götürdüm, mübahiseler etdim.    Fikirleriyle razılaşdım da, razılaşmadığım zamanlar da oldu, ancak bütün    bunlar aramızda serinlik yaratmadı; eksine, bizi birbirimize daha sıh bağladı.</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD; font-size: x-small;">AHC&#8217;nin 1991&#8217;inci ilde keçirilen birinci kurultayına minbir eziyyetle özümü    çatdırmışdım ve çatan kimi de çıhış etmiş, Vahid Azerbaycan meselesini dile    getirmişdim. Kurultayın birinci gününün günorta fasilesinde Bey&#8217;le ilk defe    görüşdük.</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD; font-size: x-small;">Elçibey&#8217;le görüşümün Bakı teessüratını evde aile üzvleriyle de bölüşdürmüşdüm.    Evimize Azerbaycan&#8217;dan da, Türkiye&#8217;den de gelen dostlarım, kohumlarım arasında    söhbetler esasen Türk Dünyası&#8217;nın durumu, Elçibey&#8217;in bu yönde gördüyü işlerden    olardı.</p>
<p>1992&#8217;nci il fevral ayının yirmi sekizi günü evde tek oturub televiziyada    heberlere bahırdım. Ermeniler Hocalı&#8217;da kırğın töretmişdiler, onların    vehşiliyi televiziya ekranında gösterilirdi. Hedden artık esebi ve gergindim.    Tarih boyu millet olarak üzleşdiyimiz bu cür hadiseler bir anın içinde gelib    gözümün kabağında dayanmış ve çaresizliyin, heç bir şey eleye bilmemeyin hissi    üreyimde üsyan dalğaları yaratmışdı. O anda bir ses eşitdim. Döndüm ki,    dördüncü oğlum Eldar Avşin astanada dayanıb ağlayır. Ona sarı döndüyümü gören    kimi dedi:</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD; font-size: x-small;">&#8211; Baba, ermeniler onları niye kırır? Bizimkiler niye özlerini koruya bilmir?</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD; font-size: x-small;">&#8211; Silahları yohdur, silah almağa maddi gücleri çatmır ve onlar sade    insanlardır. Kadınlar, uşaklar, kocalar silah işletmeyi bilmezler. Ermeni    terrörçuları ise rus esgerleriyle elbir olub kırğınlar töredirler. Görmürsenmi    kırılanların hamısı dinc ehalidendir?</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD; font-size: x-small;">&#8211; Azerbaycanın ordusu harada kalıb bes?</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD; font-size: x-small;">&#8211; A bala, Azerbaycanın ordusu yohdur, hele kurulmayıbdır.</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD; font-size: x-small;">&#8211; Biz onlara niye yardımçı olmuruk? Türk esgerleri gedib öz adamlarımıza niye    arha durmurlar?</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD; font-size: x-small;">On dörd yaşlı oğlumun sualları karşısında çıhılmaz veziyyetde kaldım. Çağırıb    yanımda oturtdum, boynunu kucaklayıb üzünden öpdüm. O ise sessizce ağlamağını    davam etdirdi&#8230;</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD; font-size: x-small;">Hemin günlerde men 1991&#8217;inci il iyun ayında yaratdığımız Azerbaycanı Tanıtma    Derneyi&#8217;ne sedrlik edirdim. Seheri günü derneyin idare heyetinin üzvlerini    yığdım. Türkiye&#8217;den ve Avropa&#8217;dan dava derman yığıb Azerbaycan&#8217;a aparmak    kerarına geldik. Kısa müddet erzinde 420.000 dollarlık dava derman ve tibbi    levazimat topladık. Onları aparmak meselesi reallaşmışdı ve ahşam evde yol    hazırlığımı görurdüm. Çamadanımı hazırlayarken oğlanlarımdan Eldar Avşin ve en    kiçik oğlum, 12 yaşlı Elçin Aras geldiler. Ellerinde bir mektub vardı. Eldar    dedi:</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD; font-size: x-small;">-Baba, bu mektubu Ebülfez emimize çatdır.</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD; font-size: x-small;">Men de mektubu alıb eşyalarımın içine koydum ve seherisi Bakı&#8217;ya yola düşdüm.    Bakı&#8217;ya çatandan bir gün sonra Bey&#8217;in görüşüne getdim. O, Yasamalda kardaşının    evinde meni kebul etdi. Tahtadan düzeldilmiş divanın üstünde eyleşmişdi.    Atatürk&#8217;ün divardan asılmış portreti o saat dikketimi çekdi. Kitabhanasında    maraklı eserler vardı. Çay getirdiler, içerken sesyazma aparatımı hazırlamağa    başladım. Bunu gören kimi dedi:</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD; font-size: x-small;">-Bir dayan görek, söhbet eleyek.</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD; font-size: x-small;">-Bey, evvel işimizi görek, sonra söhbet edek. Gelib gedeniniz çohdur. Onların    hükukuna tohunmağa üreyim icaze vermir, dedim.</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD; font-size: x-small;">Güldü ve:</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD; font-size: x-small;">-Yahşı, işimizi görek, dedi.<br />
</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify">
<p><!--adsense#reklam_336x280--><span style="font-family: Maiandra GD; font-size: x-small;"> </span><br />
<span style="font-family: Maiandra GD; font-size: x-small;"> &#8220;Türkiyenin Sesi&#8221; radiosunun Azerbaycan redaksiyası üçün müsahibe götürdüm.    Sonra yarım saata keder söhbet eledik. Esas mövzumuz Güney Azerbaycan&#8217;ın    azadlığı ve AHC&#8217;nin bu yönde mövkeyi meselesi oldu. Arada men oğullarımın ona    yolladığı mektubu tekdim eledim. Zerfi açdı, içinden mektub ve iki dene elli    min lirelik pul çıhdı.</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD; font-size: x-small;">&#8211; Bey, bu nedir? &#8211; deye sual verdiğinde işin ne yerde olduğunu başa düşdüm.</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD; font-size: x-small;">Mektebde herclemek üçün heresine o vaht ayda elli min herclik verirdim.    Demeli, iki kardaş o aylık pullarını herclemeyib ve menimle meslehetleşmeden    mektubun içine koyarak Elçibey&#8217;e yollayıb. Düzünü deyim, çoh hecalet çekdim,    çünki bele hereket yatsam yuhuma da girmezdi. Odur ki dedim:</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD; font-size: x-small;">-Bey, uşakların bele iş göreceyini ağlıma da getirmezdim. Onların verdiyi    mektubu açıb ohumağı ve yohlamağı özüme sığışdırmadım.</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD; font-size: x-small;">Bey bu mektubu ohuyub başa çatdıkda gözleri yaşardı. Dodaklarından astadan bu    sözler kopdu:</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD; font-size: x-small;">-Oğulların mene yazırlar ki, Ebülfez emi, babam deyir ki, sizin ermenilerle    döyüşmeye silahınız yohdur. Bu paraları yollayırık ki, silah alasınız,    ermenilere divan tutasınız, töretdikleri kanın da evezini çıhasınız.</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD; font-size: x-small;">Bey üzünü mene tutarak elave etdi:</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD; font-size: x-small;">-Sağ ol, bey. Bu cür oğullarımız yetişmeye başlayıbsa, demeli, arzularımız ve    heyallarımız çin olacakdır. Demeli, Vetenimiz daha yad tapdağında getmeyecek,    ulu babalarımızın ruhu ezab eziyyetden kurtulacakdır. Esas mesele insanlarda    milli şuur yaratmakdır; o menzile çatdıkda problemler çoh asan hell edilir. Bu    düşüncedeki övladlarımızın sayını artırmalıyık, milletimizi ayık salmalıyık.    Bu mektub meni kövreltse de artık yüz faiz eminem ki, Azerbaycan sözün esl    menasında azad ve müstekil olacakdır. Güney Azerbaycan&#8217;da fars caynağından    hilas olacakdır. Tebriz ebedi paytahtımız olacakdır. Menim ağzımla o gül    balalarının üzünden öpersen.</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD; font-size: x-small;">Sağollaşıb oradan ayrıldım&#8230;</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD; font-size: x-small;">Bey Ankara hestehanasında müalice olunurdu. Eliye (Bey&#8217;in kömekçisine) zeng    etdim, Beşir götürdü. Bey&#8217;le görüşmek, danışmak istediyimi bildirdim. Cemi iki    ay kabak 2000&#8217;inci ilin aprel may aylarında Bakı&#8217;da olanda Bey&#8217;le geniş    söhbetlerimiz olmuşdu. Buna bahmayarak, bu söhbetlerden doğan bezi meseleleri    tecili müzakire etmeye ehtiyac duyurdum. Beşir dedi ki, Mirmahmud ağa gelir.    Heftenin ikinci günü gel, hem Bey&#8217;le, hem de onunla görüş.</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD; font-size: x-small;">25 iyulda hestehanaya getdim. Bir müddet sonra Mirmahmud ağa da geldi ve    birlikde Bey&#8217;in yanına getdik. Çarpayıda yatmışdı, içeri giren kimi kalhmak    istedi, men celd terpenib koymadım ve üzünden öpdüm. Hal ehval tutdukdan sonra    gözümün içine bahıb dedi:</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD; font-size: x-small;">-O iş nece oldu?</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD; font-size: x-small;">Güney Azerbaycan&#8217;la bağlı mesele üstünde işleyirdim. Onun reallaşmasını    gözleyirdi. Cavabında dedim:</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD; font-size: x-small;">-Bey, narahat olma, meseleni en gözel şekilde hell etdim.</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD; font-size: x-small;">Gözlerinin içi güldü. Elimi tutub dedi:</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD; font-size: x-small;">-Bey, çoh sağ ol. Sen hemişe temennasız, sessiz küysüz çoh gözel işler    görürsen. Yene sessiz bir gedişle ela bir iş gördün, çoh sağ ol. Çoh ciddi    işlemek lazımdı. Çoh ciddi ve gergin işlemeliyik, ayrı cüre yolumuz yohdur.</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD; font-size: x-small;">Dedim:</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD; font-size: x-small;">-A Bey, tez sağal, Bakı&#8217;ya kayıt. Sen bizim rehberimizsen. Tanrı seni    başımızdan esgik etmesin. Men bir hefte çekmez Bakı&#8217;ya gedirem ve seni    gözleyeceyem. Orada daha geniş söhbet eleyerik. İndi dincel ve tezlikle sağal,    Allah yastığını yüngül elesin.</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD; font-size: x-small;">Durub üstüne tekrar eyildim, öpüşdük ve ayrıldım. Ancak üreyime sanki düyün    atmışdılar. Keribe bir duyğu meni berk narahat edirdi. Atam ölüm ayağında    olarken sifetinde gördüyüm kubarı Bey&#8217;in üzünde hiss etmişdim. Ancak bunu    kimseye demeye dilim gelmedi. Özüm özümü de inandırmağa çalışdım ki, yanılıram.</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD; font-size: x-small;">Teessüf ki, yanılmadım&#8230;</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><strong><span style="font-family: Maiandra GD; font-size: x-small;">Seyfettin ALTAYLI.</span></strong></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;"><strong><span style="font-size: x-small;">SENDEN SONRA&#8230;</span></strong></span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;"><span style="font-size: x-small;">&#8220;Sızlasa da gönüller düşenlerin yasından<br />
Koşar adım gitmeli onların arkasından<br />
Kahramanlık: İçerek acı ölüm tasından<br />
İleriye atılmak ve sonra dönmemektir&#8221;</span></span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;"><span style="font-size: x-small;">Büyük Türkçü şair Hüseyin Nihâl ATSIZ şu an gönlüme derman olan bu mısraları    çok önce yazmış. Nedense bazen onunla özdeşleştirdim seni. Belki birbirinize    çok benzediğiniz için. Bu bir teselli değil &#8220;bey&#8221;im, dilinden düşürmediğin    &#8220;azatlık bayrağı&#8221;nı en yükseğe dikmek için senli günlerimizi yâd ediş sadece.</span></span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;"><span style="font-size: x-small;">Senden sonra, çok şey yazıldı, söylendi. Sözlerin bitişi yakındır beyim, çok    çalışmanın başlayışı yakındır. Vahit Azerbaycan için söylenmemiş ne varsa,    giderken söylemiştin. Biliyoruz ki onları tekrar etmek ruhuna ıstırap    verecektir. Söz sana, bu son beyim, senden sonra son. Vahit Azerbaycan için,    hemen ilk şafakta yola çıkma zamanı. Lâkin, senli zamanları da unutmak mümkün    mü? Dün buradaydın ve zamanı durduramazdık elbet ama yine de nereye beyim?    Ölüm elbet hak. Ne çare ki biz, bayram sabahlarının yetimleri gibi kaldık    &#8220;bey&#8221;im nereye!..</span></span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;"><span style="font-size: x-small;">Bugünü sezerdik elbet, &#8220;Vahit Azerbaycan&#8221;ı göremeden beyim nereye?..    Azerbaycan&#8217;ın büyük lideri Ebülfez Elçibey&#8217;in ideali olan güneyi ve kuzeyiyle    Vahid Azerbaycan ülküsü, bir gün mutlaka gerçekleşecektir. Elbette kolay değil    ama bütün mesele, çok çalışmak ve o gücü yakalamaktır. Yola da bu büyük    ülküyle çıkılabilir ancak. Tarih, güçlü olanın haklı da olduğu misâllerle    doludur. Kaldı ki, Azerbaycan önce haklıdır. Çünkü bu ülkede yaşayan Türklerin    kat kat fazlası güneyde halen esirdir.</span></span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;"><span style="font-size: x-small;">Doğu Almanya, Batı ile birleşmeden önce Alman idealistlerinin yaklaşık 50 yıl    bu yola baş koymadığını kim iddia edebilir? Ülkemizde idealistler faşistlikle    suçlanırken, Azerbaycan&#8217;ın lâtin harflerine geçtiği dönemde birkaç bin    daktiloyu bu kardeş ülkeye gönderemeyenler, şimdi kendilerini hesap sorma    mevkiinde nasıl bulabiliyorlar?.</span></span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;"><span style="font-size: x-small;">Odasının baş köşesinde ve göğsündeki rozette, Büyük Önder ATATÜRK&#8217;ün resmini    ömrü boyunca şerefle taşıyan Ebülfez Elçibey, sanırım en çok ATATÜRK&#8217;ün ülkücü    tarafına hayrandı: Onu, ülkemizdeki pek çok entellektüelden daha iyi tanıdığı,    fikirlerini yorumlamasından belliydi. ATATÜRK, 1923 başlarında çıktığı yurt    gezisinin ikinci durağı İzmit&#8217;te bir basın toplantısı tertip etmişti. Orada    bir gazetecinin sorusuna verdiği cevap, kulaklara küpe olacak mahiyettedir:    &#8220;..Herkesi memnun edelim dersek mümkündür. Hepsi memnun olur ama biz gayemize    ulaşamayız. İdare-i maslahatçılar esaslı inkılâp yapamaz!..&#8221;</span></span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;"><span style="font-size: x-small;">Tarih: 22 Ağustos 2000&#8230; O sabah Azerbaycanlı bir öğrenci beni telefonla    aradı. Ağlıyordu telefonda. Elçibey&#8217;in vefat haberini televizyonda duymuş,    doğru olup olmadığını soruyordu benden. Buz kesilmiştim. Bey, hastalığı    sebebiyle Nisan ayında Türkiye&#8217;ye gelmişti ve doktorlardan ümitsiz olduğunu    öğrenmiştik ama yine de konduramıyorduk. Öylece kalakaldım. Telefon devamlı    çalıyordu ama cevap vermiyordum. Neler gelip geçmedi ki gözümün önünden.    Türkistan&#8217;ın batısında, hürriyet meşalesini yakan ilk lider, Azerbaycan    kapılarını dünyaya açan, her konuşmasında ATATÜRK&#8217;ten, dünya Türklüğünden,    Turan&#8217;dan bahseden, Sovyet boyunduruğundan sonra millî birlikten bahseden,    esir Güney Azerbaycan&#8217;ı bize yeniden hatırlatan Ebülfeyz Elçibey göçmüştü bu    dünyadan. Ne yazık ki Vahit Azerbaycan&#8217;a, en büyük emeline ulaşamadan&#8230;</span></span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;"><span style="font-size: x-small;">Sonra çok daha eski yıllara gittim. Göremesem de, bütün benliğimde duyduğum    Azerbaycan Millî Demokratik Cumhuriyeti ve kurucusu Mehmet Emin RESULZÂDE.</span></span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;"><span style="font-size: x-small;">İki büyük liderin kaderi, birbirine benziyordu. Elçibey, Nahçıvan Keleki    köyünde sürgün yaşamış, Ankara&#8217;da ebediyete intikal etmişti. Resulzâde ise    dünya dengelerinin oluşumuna bir yerde yenilmiş, ülkesinden çıkmak    mecburiyetinde kalmıştı. O da ikinci vatanı Türkiye&#8217;ye gelmiş, Azerbaycan    Kültür Derneği&#8217;nin kurulmasına öncülük etmiş, yurt dışındaki Azerbaycan    Türklerinin, aydınlarının oluşturduğu Muhaceret Edebiyatı içinde ömrü boyunca,    ülkesinin yeniden hürriyete kavuşması için uğraşmıştı. Her iki lider de    Ankara&#8217;da ebediyete intikal etmişti.</span></span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;"><span style="font-size: x-small;">Elçibey ile tanışmam, Ruslar&#8217;ın 20 Ocak 1990 Bakü katliamından sonra oldu.    Halk Cephesi, Azerbaycan Türklerinin hürriyet sembolüydü ve başında da koca    Sovyetler&#8217;e karşı direnen Elçibey vardı. Aynı yılın Kasım ayında, Derneğimiz    adına Muhaceret Edebiyatı Sempozyumu için Bakü&#8217;ye gitmiştik. Sempozyum sonunda    her iki ülkenin millî marşları çalınıyordu. Oralara yolu düşmeyenler,    anlamakta güçlük çekerler ama marşlar çalınırken bazıları dışarı çıkıyor,    bazıları da oturuyordu. Marşlara tepki olsun diye değil, maalesef millî bir    zihniyet oluşmadığı içindi bu. Türkiye&#8217;den gelen konuklar ile birkaç    Azerbaycan&#8217;lı, marşları ayakta saygıyla sonuna kadar dinlediler. Dikkat ettim,    ayâktakilerden birisi de Elçibey&#8217;di. O anda çok farklı olduğunu anlamıştım.    Otele döndük ve bir süre sonra bizi ziyarete geldi. Yaklaşık 10 kişiydik.    Vakit gece yarısına doğruydu. Halk Cephesi&#8217;nin efsanevî lideri ile daha da    yakındık şimdi. Halk Cephesi ile Azerbaycan Kültür Derneği arasında siyasî    işbirliği protokolü imzalanacaktı. Elçibey, devamlı sigara ve çay içiyor,    şakalar yapıyordu. Sohbet sırasında, sanırım Cemil Ünal beydi, Ruslar&#8217;ın her    şeyi yapabileceğini, dikkatli olmasını rica ediyordu. Verdiği cevabı hiç    unutmam: &#8220;Milletimin yoluna canım feda olsun. Ben ölümü çoktan göze almışım.    Kaldı ki ben ölsem bile bu hareket devam edecektir. Azerbaycan, mutlaka    azadlığa kavuşacaktır.&#8221;</span></span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;"><span style="font-size: x-small;">Bey, daha sonraki günlerden birinde bizi yemeğe davet etti. Genellikle Elçibey    konuşuyordu. Ben hayranlıkla onu dinliyordum. Çok iyi bir hatipti. Her zamanki    gibi heyecan ve inançla anlatıyordu. Yemeğin ortalarında ayağa kalktı, vecd    içinde Necip Fazıl&#8217;ın Sakarya şiirini baştan sona ezbere okudu. Doğrusu    şaşırmış ve o derecede de duygulanmıştım. Çünkü ülkemizde bile bu güzel şiiri    acaba kaç kişi ezbere biliyordu.</span></span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;"><span style="font-size: x-small;">Biz döndükten sonra, Azerbaycan yine çok zor günler geçirdi. Sovyet baskısı,    gözaltına almalar. Bir keresinde Rus askerleri Halk Cephesi binasını basmış,    Bey, binayı terketmemiş. Maalesef, göğsüne dipçikle vurmuşlar. Belki de o gün    yediği darbeler, ciğerlerinde tahribat yapmıştı. Ama bu günler de geçti. 1992    Haziranında Bey, bütün dünyanın takdir ettiği Azerbaycan Devlet başkanı    sıfatını taşıyordu artık. İlk tebliğe gidenlerden biriydim. Elçibey, hiç    değişmemişti. Yine şakalar yaparak karşıladı bizi.</span></span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;"><span style="font-size: x-small;">Gecesini gündüzüne katıp çalışıyordu. İlk icraatlarından biri; Kızıl Ordu&#8217;yu,    Azerbaycan&#8217;dan kovmak oldu. Millî para, millî marş, eğitimde reformlar, lâtin    alfabesine geçiş hep onun zamanında oldu. Ve tabiî, Ermenistan ile girilen    Karabağ harbinin en acımasız ve zorlu ayları da onun başkanlığı sırasında    yaşandı. Bilindiği gibi bu harpte, Ermeni kurmaylarının çoğu Rus&#8217;tu. Bütün    imkânsızlıklara rağmen, kaybedilen toprakların bir kısmı geri alındı. 1993    kışında, Kelbecer; Ermeniler tarafından sarıldığında, oradaki Türkleri tahliye    etmek gerekiyordu. Bey, günlerdir uyumuyordu. Yanında Arif Hacıyev vardı.    Türkiye&#8217;yi aradılar. Tahliye için iki helikopter istiyorlardı. Türkiye&#8217;den    yetkililer olumsuz cevap veriyorlardı. Bey, oturduğu koltukta öylece    kalakalıyordu, çok üzülmüştü. Sonra Çeçenistan&#8217;dan Cahar Dudayev aranıyor.    Karşı taraftan gelen cevap, helikopterlerin hemen gönderileceği şeklindedir.    Ancak maalesef bölgede, kar, fırtına vardır ve helikopterler Kelbecer&#8217;e    ulaşamaz. Sonra isyanlar, ihanetler. Ardından, büyük devletlerin de karıştığı,    Azerbaycan&#8217;daki iktidar savaşı. Bir yıl önce Haziran ayında başkanlığa gelen    Elçibey, 1993 Haziran&#8217;ında görevini bırakıyor. Doğduğu yerde, Nahçıvan&#8217;ın    Keleki köyünde bir nevi sürgün hayatı yaşamaya başlıyor.</span></span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;"><span style="font-size: x-small;">Başkanlıktan ayrıldığı günü hiç unutmam. Önceden plânlanmış olduğu üzere, tek    oğlumun, Fatih&#8217;in sünnet düğününü yapacaktım. Azerbaycanlı dostlarımın çoğu da    davetliydi. Fakat aynı gün, 17 Haziran&#8217;da, Bey&#8217;in çekildiği haberini aldık.    Dernek Başkanımız Cemil Ünal ile birlikte, Keleki&#8217;ye ziyaretine gittik.    Yılmamıştı, yıkılmamıştı. Azerbaycan, Güney Azerbaycan dilinden düşmüyordu    hâlâ. Bir ara oğlumun sünnet günündeki fotoğrafını çıkardım, imzalamasını rica    ettim. Gülerek, &#8220;inşallah toyuna geliriz&#8221; dedi ve imzaladı. Daha sonra bir kez    daha Keleki&#8217;ye ziyaretine gittim. Ama ertesi sene, şimdiki iktidar tarafından    Azerbaycan&#8217;da tutuklandım ve 67 gün cezaevinde yattim ve bu yüzden bir daha    Bey&#8217;i ziyaret etmek nasip olmadı.</span></span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;"><span style="font-size: x-small;">Nihayet o geldi Ankara&#8217;ya. Beni görünce ilk sözü, tutuklanışıma gönderme    yaparak; &#8220;Niçin Bakü&#8217;ye gelmiyorsun?&#8221; diye takılmak oldu. Sağlık problemleri    sebebiyle burada bulunuyordu ve hüzünlü havayı dağıtmak istiyordu. Epey sohbet    ettik. Ayrılırken elini öpmek istedim, izin vermedi, hasretle kucaklaştık.    Derken sağlık durumunun pek iyi olmadığını öğrendik.</span></span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;"><span style="font-size: x-small;">Temmuz ayında Ankara dışındaydım. Elçibey ise tedavi için yine Ankara&#8217;ya    gelmişti. Dönüşte ilk işim ziyaretine gitmek oldu. Zayıflamıştı, bitkindi ama    uğruna ömrünü adadığı ülkesi yine sohbetinin baş konusuydu. &#8220;Müjdem var sana&#8221;    diyordu. &#8220;Muhalefeti birleştirdik. Elçibey-İsa Kamber bloku oluşturduk. Eski    silah arkadaşları yine bir araya geldi. Önümüze engeller çıksa da aşacağız.    Seçimlere birlikte giriyoruz, göreceksin biz galip çıkacağız&#8221;. Sonra, &#8220;Güney    Azerbaycan&#8217;a sahip çıkın, onlar yetim, öksüz ve arkasızdırlar, onlara ses    vermeli, vahid Azerbaycan&#8221; diyordu. Ama göremedi. Bir yıldız gibi sessiz ama    parlayarak gitti.</span></span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;"><span style="font-size: x-small;">Senden sonra, yasaklı olduğum, men edildiğim Azerbaycan&#8217;a yine gittim Beyim.    Gözümü kırpmadan gittim. Bakü&#8217;de, cenaze törenindeki 200 bin kişiden biriydim.    Sana karşı son vazifem değildi bu. Karabağ&#8217;ı, Vahit Azerbaycan&#8217;ı görene kadar    sürecek. Gittim Beyim. Yine gideceğim.  Elçibey ya sen! Gülhane Askerî    Hastanesinde tedavi olma arzuna uzun süre müspet cevap vermeyen Türkiye    yetkililerine, biraz kırgındın sanırım giderken&#8230; Hocalı&#8217;daki katliamı,    Kelbecer&#8217;deki ihaneti gördüğün için yanıktın. On binlerce gaçgının içler acısı    halini gördüğün için&#8230;</span></span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Maiandra GD;"><span style="font-size: x-small;">Nereye Beyim nereye? Karabağ&#8217;ı, Şuşa&#8217;yı, Laçın&#8217;ı, Ağdam&#8217;ı alamadan nereye?    Nereye Beyim? VAHİT AZERBAYCAN seni bekliyor nereye?..</span></span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><strong><span style="font-family: Maiandra GD; font-size: x-small;">İsa Yaşar TEZEL</span></strong></p>
<p align="center"><strong><span style="font-family: Maiandra GD;"> <span style="font-size: 15pt"><span style="color: #808080;"><span lang="tr">|</span></span><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ebulfeyz-elcibey/">»<span lang="tr"> “Ebulfeyz Elçibey” Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <span style="color: #808080;">|</span></span></span></span></strong></p>
<p align="center"><span lang="tr"><strong> <span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD; color: #ff0000;">Not:</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD; color: #808080;"> İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</span></strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ebulfeyz-elcibeyin-ardindan/">Ebulfez Elçibey’in Ardından…</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/ebulfeyz-elcibeyin-ardindan/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
