<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Fransiz Kaldik | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/tag/fransiz-kaldik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Tue, 10 Mar 2015 13:35:22 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Türkçeye Nasıl Fransız Kaldık ?</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/turkceye-nasil-fransiz-kaldik/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/turkceye-nasil-fransiz-kaldik/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Oct 2007 11:22:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dilimizle İlgili Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Dilimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Fransiz]]></category>
		<category><![CDATA[Fransiz Kaldik]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Türk]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Yazi]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/turkceye-nasil-fransiz-kaldik/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkçeye Nasıl Fransız Kaldık ? Benin, Burkina Faso, Kamerun, Merkezi Afrika Cumhuriyeti, Çad, Kongo Cumhuriyeti, Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Cibuti, Gabon, Guinea, Fildişi Sahili, Madagaskar, Mali, Moritanya, Nijerya, Ruanda, Senegal, Tago, Tunus ve Fas. Sıraladığımız ülkelerin en belirgin ortak özelliği sorulmuş olsaydı, belki çoğumuzun aklına gelen ilk cevap “Bu ülkeler Afrika’da yer alıyor” olurdu. Evet doğru. [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkceye-nasil-fransiz-kaldik/">Türkçeye Nasıl Fransız Kaldık ?</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><strong> <font style="font-size: 22pt" color="#3366ff" face="Maiandra GD">Türkçeye Nasıl  Fransız Kaldık ?</font></strong></p>
<p align="center"> <img decoding="async" src="https://www.bilgicik.com/wp-content/uploads/2015/03/turkce.jpg" alt=""http://img293.imageshack.us/img293/9797/sfsfsfdsfdsfsfdup4.jpg" grafik dosyası hatalı olduğu için gösterilemiyor." height="130" width="130" /></p>
<p class="content">   <font face="Maiandra GD" size="2">Benin, Burkina Faso, Kamerun, Merkezi Afrika    Cumhuriyeti, Çad, Kongo Cumhuriyeti, Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Cibuti,    Gabon, Guinea, Fildişi Sahili, Madagaskar, Mali, Moritanya, Nijerya, Ruanda,    Senegal, Tago, Tunus ve Fas.</p>
<p></font><font face="Maiandra GD" size="2">Sıraladığımız ülkelerin en    belirgin ortak özelliği sorulmuş olsaydı, belki çoğumuzun aklına gelen ilk    cevap “Bu ülkeler Afrika’da yer alıyor” olurdu. Evet doğru. Ama bir ortak    özellikleri daha var ki, Afrika’da yer almak kadar belirgin ve ayırt edici:    Frankofon ülkeler ailesine mensup olmaları.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Frankofon kelimesin aslı “La Francophonie.”    Anlamı kısaca “Fransızca konuşan” demek. Uluslararası camiada “Frankofon    Ülkeler” denilince, tıpkı yukarıdaki zikrettiğimiz ülkelerde olduğu gibi, 18    ülkede Fransızca resmî dil olarak kullanılıyor. Ayrıca 57 ülkede Fransızca ya    ikinci dil, ya da yaygın olarak kullanılmakta.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Afrika’daki Fransızca konuşulan toplam    yerleşim alanı ABD’den daha büyük. Bu ülkelerdeki toplam nüfus ise 254 milyon.    Bu rakam ise çeyrek milyar insanın doğrudan veya dolaylı olarak Fransızcayı    ortak iletişim aracı olarak kullandıkları anlamına geliyor. Kısaca bu kadar    geniş bir alanın ve sayılmayacak kadar çok farklılıkların bulunduğu bir    bölgenin ortak paydasını oluşturuyor Fransızca.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Kısaca “Frankofon” olma özelliği    saydığımız bu ülkelerde yaşayan insanlar kendi öz dillerine “Fransız” kalmış    durumdalar.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><strong><font face="Maiandra GD" size="2">Peki ya biz?</font></strong></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Little Big, Big Star, Marko Delli, Conan    Jeans, Lee, Weber Jeans ve Galila Restaurant, LC Waikiki, Rodi, Big Free,    Tifanny, Cotton Shop, Benson Jeans, McDonald’s, Burger King, Pizza Hut,    Domino’s Pizza, Carousel, Galleria, Capitol, Atrium, Carrefour, Groseri    Market, Coiffeur Angle gibi telaffuzda bile zorlandığımız belki binlerce isim…</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Rainbow Kasabı, Kadir Has Center, Dürüm    Land, Cafe Beyzade, Galaxy Alışveriş Merkezi, Ev Shop, Yeşil Plaza, Vatan    Computer gibi yarı Türkçe isimler…</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">CoonDra (Kundura), Mardini (Mardin),    Velini (Veli), Efendy (Efendi), Eskidji (Eskici), Laila (Leyla), Kiosk (Köşk),    Zift (Zift), Ramsey (Remzi) gibi Türkçeden bozma yabancı isimler…</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Sakashi (Salih Kaya isminin ilk heceleri    ile Japon malı havasını veren ‘shi’ eki), Yu-Ma-Tu (Yunus, Mahmut ve Tuncer    isimli üç kardeşin isimlerinin ilk heceleri), BEMS (Baba, Emine, Mustafa ve    Sabri isimlerinin ilk harfleri) gibi yabancı havası verilen isimler…</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Sokaklarda, caddelerde gördüklerimiz,    günlük konuşmalarımız, gazetemiz, dergimiz, yiyip–içtiğimiz pek çok şey    yabancı. Ama bir gerçek var ki, biz artık o yabancı şeylere artık hiç de    yabancı değiliz.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Yabancılaşma, artık hiç yadırganmaz    durumda. Belki de kaçınılmaz veya sıradan görülüyor.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Yabancılaşmanın veya gönüllü işgal altına    girmenin temelinde yatan gerekçe veya gerekçeler hakkında epey madde    sıralayabiliriz. Bizdeki yabancı hayranlığından, hayatın hemen her aşamasında    yağmur misali karşımıza çıkmasına kadar yüzlerce sebep bulabiliriz.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Bu sebeplerin en önde gelenlerinden    birisi, toplum olarak, bir şekildeki kullanımlarda çok istekli oluşumuz olsa    gerek. Duyduğumuz yabancı bir kelimeyi kullanırken ilk birkaç denemede    hafiften bir yabancılık çeksek de, çok geçmeden o kelimelerin Türkçe    karşılıklarını unutuyoruz. Derken dildeki bu dönüşüm tabelalara da yansıyor.    Tabelalar yabancılaştıkça, insanlarda daha fazla yabancı hayranlığı oluşuyor.    Yabancı hayranlığı daha fazla yabancı kelime kullanmayı doğuruyor. Ve bir    kısır döngü devam edip gidiyor. Şimdi bu kısır döngünün başladığı tarihlere    doğru kısa bir seyahat yapalım.</font></p>
<p><strong><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></strong></p>
<p><center><!--adsense#reklam_336x280--></center> <strong><font face="Maiandra GD" size="2">  </font></strong><strong><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></strong></p>
<p><strong><font face="Maiandra GD" size="2">İlânât</font></strong></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">1838 yılında İngilizlerle yapılan Ticaret    Sözleşmesi gereği,      <font color="#000000">Osmanlı</font> pazarlarına İngiliz malları hızla    girmeye başladı. Kısa zamanda diğer Avrupa ülkeleriyle yapılan ticaret    sözleşmeleri ile kumaşından işlenmiş derisine, mobilyasından züccaciyesine,    hatta askerler ve devlet memurları için özel olarak üretilen kıyafetlere    varıncaya kadar ürünler Osmanlı insanının önüne sunuldu. Adı geçen    sözleşmeyle,      <font color="#000000">Osmanlı</font> toplumunu büyük bir pazar olarak    gören Avrupalı tüccarlar, tıpkı Avrupa’da olduğu gibi Anadolu’da da bir    tüketim toplumu oluşturmak için harekete geçmişlerdi. Bunun için Avrupa    patentli ne varsa, gerekli-gereksiz demeden Osmanlı pazarlarına bu ürünleri    taşımaya başladılar.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Avrupalı tüccarların kullandıkları en    etkili yöntem o dönemlerde yayınlanan gazetelere reklâm vermek idi. O dönemin    karşılığıyla “ilânât,” yani reklâmlar yoluyla kendi ürünlerini, üstelik kendi    verdikleri isimlerle      <font color="#000000">Osmanlı</font> insanına çok geçmeden kabul    ettirdiler. Piyano, çikolata, sigorta, mıknatıs, lokanta, vida, fanila, kablo,    vapur,      <font color="#000000">tiyatro</font>, balkon gibi bize artık hiç yabancı    gelmeyen kelimeler günlük hayatta sık sık kullanılmaya başladı. Hatta o günün    insanlarınca bilinen “Medicamants Nouveoux” (Yeni İlâçlar) gibi ifadeler hiç    çekinilmeden reklâmlarda kullanılıyordu.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Batılı tüccarların kendi ürünlerini    tanıtmak ve markalarını zihinlerde yerleştirmek için o dönemde kullandıkları    bir başka ilginç yöntem de mektupların kullanılmasıydı. Osmanlı    topraklarındaki ticaretle uğraşan meslektaşlarına veya yakın dostlarına    gönderdikleri mektupların üst kısımlarına, sattıkları ürünün ismi veya    markasını da yapıştırıyorlardı.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Gazetelerden mektuplara kadar hemen her    alanda Osmanlı sınırları içinde hızla yayılan yabancı ürünler ve markalar,    yeni bir tabela kültürünü de ortaya çıkarmıştı. Vitrin camlarında, dükkânların    tabelalarında gerek Arap harfleriyle, gerekse Latin harfleriyle yazılan    isimler bambaşka bir dili günlük hayata yerleştirmeye başlamıştı. 19 Temmuz    1918 tarihini taşıyan ve İstanbul’da yayınlanan Yeni Mecmua isimli derginin,    “Zavallı Türkçe” başlıklı başyazısında bu yeni dil şiddetle eleştiriliyordu.    Yazı, belki o dönemin sadece Beyoğlu semtinde yaşananları aktarıyordu. Ama    bugün ülkemizin kasabalarına, hatta köylerine varıncaya kadar gözlemlenen    tabloyu aynen aktarıyor gibi. Bazı ifadeleri aktaralım:</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">“Bizim memlekette en az bilinen, sarfu    nahvi her gün hırpalanan bir lisan varsa      <font color="#000000">Türkçe</font>’dir. Bunu mübalâğa mı zannediyorsunuz?    O halde biraz etrafınıza göz gezdiriniz. Mağazaların yekpare iri camları    üstündeki yazılı satırlara, duvarlara yapıştırılmış sarı, mor, pembe kâğıtlı    ilânların kocaman harflerine… Beyoğlu’ndaki kibar moda mağazalarının ucuzluk    ilânlarına bakınız.”</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Reklâmlar yoluyla yeni teknolojiler ve    yeni ürünlerle birlikte, Osmanlı toplumuna yeni anlayışlar, yeni    alışkanlıklar, kısacası yeni yaşama biçimleri de gelmişti. Gelen bir şey daha    vardı: Yeni bir dil.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Batılı tüccarlar ürünlerine olan güveni    sağlayabilmek için, insanımızda o dönemlerde filizlenmeye başlayan Batı    hayranlığını çok iyi kullandılar. Duvar kâğıtları, çatal-kaşık, dikiş    makinesi, züccaciye, giyim-kuşam, yeni teknolojik ürünler reklâmlar    aracılığıyla ballandıra ballandıra anlatılırken, bu ürünleri kullanmanın çok    önemli bir saygınlık kaynağı olduğu vurgulanıyordu. Bir ürün tanıtılırken    hangi ülkede üretildiği de mutlaka söylenenler arasındaydı. İngiliz veya Alman    malı olduğu, Fransa’dan veya Amerika’dan getirildiği belirtilmeden    geçilmiyordu. Artık insanlar aldıkları bir ürünü yakınlarına büyük bir gurur    içinde, “Frengistan malı,” “nev      <font color="#000000">icad</font>,” “yeni      <font color="#000000">icad</font>,” “Avrupa işi” ve “dünyaca ünlü” gibi    ifadelerle anlatmaya başlamışlardı. Ve artık görülen her bir yeni ürün “Vay    be, adamlar ne güzel yapmışlar!” sözleriyle yâdedilir oldu.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><strong><font face="Maiandra GD" size="2">Neler değişti?</font></strong></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Bir zamanlar yabancı isim ve markaları      <font color="#000000">gazeteler</font>de, duvar afişlerinde, dükkânların    tabela ve vitrinlerinde gören insanımız, 1950 yılından itibaren radyonun    yaygınlaşmasıyla daha fazla markayla tanışma fırsatı buldu. Tanıştığı her    yabancı marka insanımızın Batı hayranlığını daha da arttırdı. Bu hayranlığa    paralel olarak, lüzumlu–lüzumsuz ayırdetmeksizin daha fazla Batılı ürün    piyasalara sürüldü. 1970’li yıllarda yavaş yavaş yaygınlaşan televizyon yayını    yine aynı yönde hizmet etti. 24 Ocak 1980 tarihi, hem reklâmcılık açısından,    hem de yabancı markaların daha da yaygınlaşması açısından çok önemli dönüm    noktalarından birisi oldu.<br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Bu tarihte alınan ekonomik kararlar    çerçevesinde, ülke içinde yabancı yatırımların gerçekleşmesine yönelik önemli    imkânlar      <font color="#000000">sunu</font>luyordu. Kısa zamanda pek çok yabancı    firma Türkiye’de yatırım yaptı. İç piyasada daha fazla yer etmek isteyen bu    firmalar basın yoluyla yoğun bir reklâm faaliyetine giriştiler. Bu yarış    1990’lı yıllarda hızla çoğalan özel televizyon kanallarıyla iyice kızıştı. Bu    reklâm yarışına paralel olarak insanlardaki yabancı markalara olan hayranlığı,    bu hayranlık da cadde ve sokaklardaki yabancı isimli dükkân, mağaza, market,    kasap, saatçi, kırtasiyeci, ayakkabıcı ve daha pek çok satış yerini hızla    arttırdı.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><strong><font face="Maiandra GD" size="2">      <font color="#000000">Türkçe</font>ye Fransız kaldık</font></strong></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Artık 2000’li yıllardayız. Yabancı marka    hayranlığının ve kullanımının sonu ne zaman gelecek diye merak etme fırsatı    dahi bulamadan, bu kez devreye internet girdi. Sokaklarda, caddelerde    gördüklerimiz, günlük konuşmalarımız, gazetemiz, dergimiz, yiyip–içtiğimiz pek    çok şey yabancı. Ama bir gerçek var ki, biz artık o yabancı şeylere hiç de    yabancı değiliz.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD"><strong><font size="2">Kaynak: </font>      <font color="#000000" size="2">www.turkcedunya.com</font></strong></font></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"> <span style="font-size: 15pt"><font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/category/turk-dili/dilimizle-ilgili-yazilar/">»<span lang="tr">  “Dilimizle İlgili Yazılar” Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span><br />
</span></font></strong></p>
<p align="center"><span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…</font></strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkceye-nasil-fransiz-kaldik/">Türkçeye Nasıl Fransız Kaldık ?</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/turkceye-nasil-fransiz-kaldik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>3</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
