<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Gelecek | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/tag/gelecek/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Sat, 13 Oct 2007 15:42:48 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Atiyi Karanlık Görerek, Azmi Bırakmak&#8230; (Mehmet Akif Ersoy)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/atiyi-karanlik-gorerek-azmi-birakmak-mehmet-akif-ersoy/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/atiyi-karanlik-gorerek-azmi-birakmak-mehmet-akif-ersoy/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 13 Oct 2007 15:42:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mehmet Akif Ersoy]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar ve Şairler]]></category>
		<category><![CDATA[Ati]]></category>
		<category><![CDATA[Atiyi KAranlik Görmek]]></category>
		<category><![CDATA[Azim]]></category>
		<category><![CDATA[Gelecek]]></category>
		<category><![CDATA[istiklal Sairi]]></category>
		<category><![CDATA[Karanlik]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Akif]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Akifin Siirleri]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Edebiyat Sairi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/atiyi-karanlik-gorerek-azmi-birakmak-mehmet-akif-ersoy/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Atiyi Karanlık Görerek, Azmi Bırakmak&#8230; (Mehmet Akif Ersoy) &#160; Âtiyi karanlık görerek azmi bırakmak&#8230; Alçak bir ölüm varsa, emînim, budur ancak. Dünyâda inanmam, hani görsem de gözümle. İmânı olan kimse gebermez bu ölümle: Ey dipdiri meyyit, &#8216;İki el bir baş içindir.&#8217; Davransana&#8230; Eller de senin, baş da senindir! His yok, hareket yok, acı yok&#8230; Leş [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/atiyi-karanlik-gorerek-azmi-birakmak-mehmet-akif-ersoy/">Atiyi Karanlık Görerek, Azmi Bırakmak… (Mehmet Akif Ersoy)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><span style="font-weight: 700"> <font color="#3366ff" face="Maiandra GD" size="5">Atiyi Karanlık Görerek, Azmi  Bırakmak&#8230;</font></span><font face="Maiandra GD"><font color="#3366ff"><span style="font-size: 18pt; font-weight: 700"><br />
</span></font><font color="#ff6600"> <span style="font-size: 12pt; font-weight: 700">(</span></font></font><span style="font-weight: 700"><font color="#ff6600" face="Maiandra GD">Mehmet  Akif Ersoy)</font></span></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center"><font face="Maiandra GD" size="2">Âtiyi karanlık görerek azmi  bırakmak&#8230;<br />
Alçak bir ölüm varsa, emînim, budur ancak.<br />
Dünyâda inanmam, hani görsem de gözümle.<br />
İmânı olan kimse gebermez bu ölümle:<br />
Ey dipdiri meyyit, &#8216;İki el bir baş içindir.&#8217;<br />
Davransana&#8230; Eller de senin, baş da senindir!<br />
His yok, hareket yok, acı yok&#8230; Leş mi kesildin?<br />
Hayret veriyorsun bana&#8230; Sen böyle değildin.<br />
Kurtulmaya azmin neye bilmem ki süreksiz?<br />
Kendin mi senin, yoksa ümîdin mi yüreksiz?<br />
Âtiyi karanlık görüvermekle apıştın?<br />
Esbâbı elinden atarak ye&#8217;se yapıştın!<br />
<!--adsense#reklam_234x60--><br />
Karşında ziyâ yoksa, sağından, ya solundan<br />
Tek bir ışık olsun buluver&#8230; Kalma yolundan.<br />
Âlemde ziyâ kalmasa, halk etmelisin, halk!<br />
Ey elleri böğründe yatan, şaşkın adam, kalk!<br />
Herkes gibi dünyâda henüz hakk-i hayâtın<br />
Varken, hani herkes gibi azminde sebâtın?<br />
Ye&#8217;s öyle bataktır ki; düşersen boğulursun.<br />
Ümîde sarıl sımsıkı, seyret ne olursun!<br />
Azmiyle, ümidiyle yaşar hep yaşayanlar;<br />
Me&#8217;yûs olanın rûhunu, vicdânını bağlar<br />
Lânetleme bir ukde-i hâtır ki: çözülmez&#8230;<br />
En korkulu câni gibi ye&#8217;sin yüzü gülmez!<br />
Mâdâm ki alçaklığı bir, ye&#8217;s ile sirkin;<br />
Mâdâm ki ondan daha mel&#8217;un daha çirkin<br />
Bir seyyie yoktur sana; ey unsur- îman,<br />
Nevmid olarak rahmet-i mev&#8217;ûd-u Hudâ&#8217;dan,<br />
Hüsrâna rıza verme&#8230; Çalış&#8230; Azmi bırakma;<br />
Kendin yanacaksan bile, evlâdını yakma!</font></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center"><font face="Maiandra GD" size="2">Evler tünek olmuş, ötüyor bir sürü baykuş&#8230;<br />
Sesler de: &#8216;Vatan tehlikedeymiş&#8230; Batıyormuş! &#8216;<br />
Lâkin, hani, milyonları örten şu yığından,<br />
Tek kol da demiyor bir tarafından!<br />
Sâhipsiz olan memleketin batması haktır;<br />
Sen sâhip olursan bu vatan batmayacaktır.<br />
Feryâdı bırak, kendine gel, çünkü zaman dar&#8230;<br />
Uğraş ki: telâfi edecek bunca zarar var.<br />
Feryâd ile kurtulması me&#8217;mûl ise haykır!<br />
Yok, yok! Hele azmindeki zincirleri bir kır!<br />
&#8216;İş bitti&#8230; Sebâtın sonu yoktur! &#8216; deme, yılma.<br />
Ey millet-i merhûme, sakın ye&#8217;se kapılma.    </font></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"> <span style="font-size: 15pt"><font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/mehmet-akif-ersoy/">»<span lang="tr">  M. Akif Ersoy Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080"> |</font></span></span></font></strong></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/atiyi-karanlik-gorerek-azmi-birakmak-mehmet-akif-ersoy/">Atiyi Karanlık Görerek, Azmi Bırakmak… (Mehmet Akif Ersoy)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/atiyi-karanlik-gorerek-azmi-birakmak-mehmet-akif-ersoy/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>7</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkçenin Gelecekteki Görünümü Üzerine (Doç. Dr. V. Doğan Günay)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-gelecekteki-gorunumu-uzerine-doc-dr-v-dogan-gunay/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-gelecekteki-gorunumu-uzerine-doc-dr-v-dogan-gunay/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 29 Sep 2007 22:55:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türkoloji Makaleleri]]></category>
		<category><![CDATA[Türkoloji Makaleleri (Genel)]]></category>
		<category><![CDATA[Akademik]]></category>
		<category><![CDATA[Dil Sorunlar]]></category>
		<category><![CDATA[Dilbilim]]></category>
		<category><![CDATA[Dogan Gunay]]></category>
		<category><![CDATA[Eski Turk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Gelecek]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Türk]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Turkcemiz]]></category>
		<category><![CDATA[Turkcenin Gorunumu]]></category>
		<category><![CDATA[Türkoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Universite]]></category>
		<category><![CDATA[Yazi]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Turk Dili]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-gelecekteki-gorunumu-uzerine-doc-dr-v-dogan-gunay/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkçenin Gelecekteki Görünümü Üzerine (Doç. Dr. V. Doğan Günay) Değerli dinleyiciler, &#160; Bu tür toplantılarda genelde Türkçenin yozlaştığından, başka dillerin etkisinde kaldığından, dilimize giren yabancı sözcüklerin çokluğundan söz edilir. Dilimizdeki biçimbirim, sözcükbirim, sözdizim ya da anlamsal alandaki değişmelerden, isterseniz bozulma da diyebilirsiniz, söz etmek neredeyse gelenekselleşmiştir. Herkes, günlük yaşamda karşılaştığı farklı türden yanlışlıkları bir araya [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-gelecekteki-gorunumu-uzerine-doc-dr-v-dogan-gunay/">Türkçenin Gelecekteki Görünümü Üzerine (Doç. Dr. V. Doğan Günay)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"> <font style="font-size: 22pt" color="#3366ff"> <span style="font-family: Maiandra GD; font-weight: 700">Türkçenin Gelecekteki  Görünümü Üzerine</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; text-align: center" align="center"> <font color="#ff6600"><strong> <span style="font-size: 15pt; line-height: 150%; font-family: Maiandra GD"> (Doç. Dr. V. Doğan Günay)</span></strong></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; text-align: center" align="center"> <font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p style="text-align: left">   <font size="3"><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">   Değerli dinleyiciler, </span></font><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; text-align: center" align="center">&nbsp;</p>
<p>     <font size="3"><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">Bu tür    toplantılarda genelde Türkçenin yozlaştığından, başka dillerin etkisinde    kaldığından, dilimize giren yabancı sözcüklerin çokluğundan söz edilir.    Dilimizdeki biçimbirim, sözcükbirim, sözdizim ya da anlamsal alandaki    değişmelerden, isterseniz bozulma da diyebilirsiniz, söz etmek neredeyse    gelenekselleşmiştir. Herkes, günlük yaşamda karşılaştığı farklı türden    yanlışlıkları bir araya getirip, dilimizin ne denli bozulduğunu ayrıntılı    olarak ortaya koyar.</span></font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Sözü edilen yanlışlıklar gerçekten  dilimizde vardır ve söylenildiği biçimde son zamanlarda dilimizde olumlu ve  olumsuz yönleriyle birlikte hızlı bir değişim söz konusudur. Kısacası bu tür  çalışmaların gerekli olduğuna inanıyorum. Kullandığımız Türkçenin sağlıklı  biçimde gelişip zenginleşmesi için kullanılan dile özen göstermeliyiz. Türkçenin  yapısına uymayan kullanımlar konusunda bu dili konuşanların daha dikkatli olması  gereklidir. Yani dilimizdeki bozulmaları ele alan durum saptamaları ve  önerilerin dikkate alınması zorunludur. Ancak yalnızca, deyim yerindeyse &#8220;kuru  kuruya&#8221; Türkçeyi savunmak bu dile ne kadar katkı sağlar? Bunu da düşünmek  gerekiyor. </font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">  </font><font size="3"><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> Size farklı türden bir `dilimize sahip çıkma biçimi&#8217;nden söz edeceğim. Bu açıdan  konuşmam belki de beklenilen duruma çok uymuyor olabilir. Nedir bu yöntemler?  Hemen söyleyeyim, konuşmamın tamamında &#8220;en iyi savunma karşı saldırıdır&#8221;  ilkesinden yola çıkılarak Türkçe ile ilgili görüşler oluşturulacaktır. Bu  yaklaşımın futbol için geçerli olduğu kadar, bir kanıtlama biçiminde ya da  toplumsal bir durum için de geçerli olduğunu düşünüyorum. Neden böyle bir  yaklaşımın gerekli olduğuna da, şu söyleyeceklerimi göz önünde bulundurarak siz  karar verin:</span></font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Türkiye Cumhuriyeti Devleti&#8217;nin yıllardır  yaptığı şey savunma durumudur, bir türlü karşı saldırıya geçememiştir. Ermeni  sorunu konusunda bir deli bir şey söyler, kuyuya bir taş atar; sonra Türkiye  yıllarca o söylenenin yanlış olduğunu kanıtlamaya çalışır. Bu kanıtlamalarda ne  kadar başarılı olunduğu da tartışmalıdır. Bu tür yaklaşıma &#8220;çamur at izi kalsın&#8221;  mı demek gerekir yoksa &#8220;hasmını en zayıf yerinden vurmak&#8221; mı demek gerekir,  bilemiyorum.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Burada söz konusu yanlış bilgiyi alan  kişileri suçlamak gereksizdir. İnsanın bir konudaki yargısı her zaman doğru  bilgiye dayanmaz. İnsan en çok hemen çevresinde verilen bilgiye bağlı bir  inanmaya elverişli yapıdadır. Bu açıdan birisi bir şey söyler, diğerleri de ona  inanır. Örneğin zamanında bize verilen Sovyetler Birliği ile ilgili bilgilerin  hangisini doğrulamaya çalıştık?</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">En anlamsız bilgi bile olsa, verilen her  şeye inandık ya da inandırıldık. Avrupa insanına ülkemizle, dilimizle ilgili  verilen yalan yanlış bilgileri de bu bağlamda düşünmek olasıdır. Yanlış  bilgilere inanan bu insanlardan bir tanesi bile, kendisine aktarılan bilgilerle  ilgili olarak &#8220;acaba böyle midir?&#8221; diye sormaz. Türk diplomasisi, yıllarca  Ermeni sorunu konusunda ya da başka konularda gelen yalan yanlış bilgilerin  doğrusunu vermeye çalıştı, ama hiçbir zaman biz de bir şeyler söyleyelim ve  dünya kamuoyunu bilgilendirelim demedik. </font></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">Avrupa topluluğu,  Türkiye ile ilgili bir konuyu eleştirir. Biz de suçlu bir konumda &#8220;tamam  efendim&#8221;leri ardı ardına sıralarız. Ama bir türlü de istediklerini  gerçekleştiremeyiz. Bir başkası çıkıp da &#8220;Ey Avrupa, sen IRA&#8217;ya nasıl  davranıyorsun, Baider-Mainhoff örgütünü yok ederken insan hakları aklına gelmedi  mi?&#8221;, &#8220;Ey Amerika sen faşistin en faşisti, ırkçının en ırkçısı değil misin?  Kızılderili ırkı ne oldu?&#8221; diye sormaz. Eğer siz sürekli savunmada kalırsanız ve  hasmınız da bu durumu bilirse, sizin bu zayıflığınızdan fazlasıyla yararlanır ve  başarma şansınız neredeyse sıfırdır. </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">Diğer yandan şu da  kesin bir durumdur. Ülkemizde var olan her türlü insan hakları ile ilgili  engellemeler ve kısıtlamalar bir an önce düzeltilmesi gereklidir. Bu durumun  düzeltilmesi dışarıdan gelen bir baskıya bağlı olarak değil, bu ülke  insanlarının onurlu biçimde yaşaması için zorunludur. </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">Bu yaklaşımdan yola  çıkınca Türkçe ile ilgili nelerin yapılabileceği sorulabilir. Ya da Türkçe ile  karşı atağa nasıl geçilir? Ben Türkçe ile karşı atağa geçmeyle ilgili durumları  kısa kısa açıklamaya çalışayım. </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">1. Öncelikle Türkçe,  Şili önlerindeki Ateş adasında, dünya üzerinde sadece 46 kişi tarafından  konuşulan Kavaşkar dili değildir. Yani Türkçenin dünyada belli bir yeri ve  ağırlığı vardır. Sözünü ettiğimiz dil, anadili olarak dünya üzerinde en fazla  konuşulan dillerden birisidir. Bugün için dilimizin dünyada en yaygın biçimde  kullanılan ilk on dil içinde yer aldığı söylenir.</span></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Hangi ölçütü alırsanız alın, her türlü  sıralamada Türkçe, ilk 6 ila 11 arasında olacaktır. Günümüzde, on milyondan  fazla kişi tarafından konuşulan dünyadaki 29 dilden, sözlü ve yazılı edebiyatı  olan 78 civarındaki dilden birisidir. Tüm dünyamızda değişik dönemlerde bir  devlet dili olabilen dillerin sayısı 118 kadardır . Türkçe belki de ilk devlet  dili olmuştur. M.Ö. III. Yüzyılda Hunların tarih sahnesine çıktığı dönemde Hun  Türkçesi devlet dili olmuştur. </font></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">Hatta bu dilin diğer  birçok gelişmiş denen dilden oldukça farklı yönleri de vardır: Örneğin Türkçenin  seslerindeki uyum ve musiki bakımından dünyanın en iyi dillerinden birisidir.  Yapısı ve işleyişi bakımından çok düzgün ve ünlüler bakımından en zengin dünya  dillerinden birisi olduğu belirtilir.</span></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Çok geniş bir coğrafyada konuşulur.  Dilimizin dizgeli ve türetken bir anlatım gücü olduğu söylenir, ve hatta bu  durumun &#8220;insan zekasının dilde gerçekleşen bir başarısı&#8221; olarak gösterilir.  Dünyada en çok sözcük üretmeye elverişli olan dilimizin türetme olanakları ve  gücü, gerek batılı araştırmacılar, gerekse bizim dilcilerimiz tarafından  sıklıkla vurgularlar. Örneğin İsmail Hakkı Baltacıoğlu &#8220;Türk dili türetme gücü  çok yüksek bir dildir. Hem de bu güç Türk dilini başka dillerden ayıran en büyük  özelliktir&#8221; der. </font></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">İşte sözü edilen  dilin bu denli önemli bir yeri var. Ama arkasından şu sorulabilir: &#8220;Ey Türk, sen  bu dünya dilini, dünyada yaymak, daha fazla kişi tarafından konuşulmasını  sağlamak için ne yaptın?&#8221; Yanıtı çok kısa: &#8220;Hiçbir şey&#8221;. Aslında çok da karamsar  olmamak gerekir. Yani bütünüyle olumsuz da değil. Size Metin Aydoğan&#8217;ın Bitmeyen  Oyun kitabından bir bölümünü aktarayım. Dilimiz ve kültürümüz için neler  yapmışız ya da yaptırıyorlar birlikte görelim: </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">&#8220;Türkiye, 27 Aralık  1949 tarihinde ABD ile; «Türkiye ve ABD hükümetleri arasında eğitim komisyonu  kurulması hakkında anlaşma» adıyla ikili bir anlaşma imzaladı. (&#8230;) Anlaşma;  Türkiye&#8217;den ABD&#8217;ye gönderilecek Türk öğrenci, öğretim üyesi ve kamu görevlileri  ile ABD&#8217;den Türkiye&#8217;ye gönderilecek Amerikalı `uzman&#8217;, `araştırmacı&#8217; ve `eğitimci&#8217;nin  statülerini belirliyordu. Anlaşmanın birinci maddesi şöyleydi; &#8220;Türkiye&#8217;de  BİRLEŞİK DEVLETLER EĞİTİM KOMİSYONU adı altında bir komisyon kurulacaktır. Bu  komisyon, niteliği bu anlaşmayla belirlenen ve parası T.C. Hükümeti tarafından  finanse edilecek olan eğitim programlarının yönetimini kolaylaştıracak ve  Türkiye Cumhuriyeti ile Amerika Birleşik Devletleri tarafından tanınacaktır&#8221;.  (&#8230;)</span></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">1949 yılında imzalanan anlaşma, Türk Milli  Eğitimini ABD denetimine bırakan bir süreci başlattı. Yeni dünya düzeni  politikalarının, azgelişmiş ülkeler için öngördüğü &#8220;dinsel eğitim&#8221; ya da  &#8220;eğitimin dinselleştirilmesi&#8221; bu anlaşmayla büyük boyut kazandı. Eğitimin  birliği, &#8220;dinsel eğitimde birlik&#8221;e kaydı. Milli Eğitim Bakanlığı, Milli Eğitim  bakanlarının bile insiyatif kuramadığı bir kurum haline geldi. Binlerce Türk  ABD&#8217;ye &#8220;eğitilmek-etkilenmek&#8221; için gitti, yüzlerce Amerikalı da Türkiye&#8217;ye  &#8220;eğitmek-etkilemek&#8221; için geldi. Amerika&#8217;ya gönderilen Türklerin hemen tamamı  Türkiye&#8217;ye döndüklerinde üst düzey görevlere getirildi. </font></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">Milli Eğitim  Bakanlığı&#8217;nda bugün çalışmalarını etkin bir biçimde sürdüren, personel  politikasından ders programlarına, imam-hatip okullarının açılmasından yüksek  islam enstitülerinin yaygınlaştırılmasına kadar pekçok konuda stratejik kararlar  &#8220;önerebilen&#8221;, &#8220;MİLLİ EĞİTİMİ GELİŞTİRME&#8221; adlı bir komisyon vardır. 1994 yılında  60 personeli olan bu komisyonda çalışanların üçte ikisi Amerikalı idi.  Komisyonun başında L. Cook adlı bir Amerikalı bulunuyordu. L. Cook&#8217;tan ayrı  olarak adı Haward Reed, ünvanı MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI BAĞIMSIZ BAŞDANIŞMANI  olan, başka etkin Amerikalılar da vardı&#8221; . </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">Bu açıklamanın  üstüne başka şey söylemeye gerek var mı? Adı &#8220;milli&#8221; kendisi &#8220;gayri milli&#8221; ya da  &#8220;Amerikalı&#8221; bir bakanlığımızdan Türkçe ile ilgili özgün politikalar üretmesini  beklememiz yerinde olacaktır. Elbette birilerinin de bunu araştırması gerekiyor.  Sayın Aydoğan&#8217;ın sözünü ettiği &#8220;yetkili ve etkili&#8221; Amerikalı ya da Amerikalılar,  Milli Eğitimimize hâlâ yön vermekte midir? </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">Şaka bir yana çok da  karamsar olmaya gerek yok. Zamanında Avrupa&#8217;da bir kimlik bulamayan yoz ve  uyumsuz insanların torunları olan şimdiki Amerikalıların, genetik yolla da olsa  atalarından az çok bazı şeyleri taşıdığı söylenebilir. Bu tür insanların her  şeye burnunu sokmasını görerek karamsarlığa kapılmaya gerek yok. Aksine şimdi  eylem zamanı demek daha doğru bir yaklaşım gibi görünüyor bana. İşte karşı  ataklardan birisi ve en zorunlu olanı böyle başlayabilir.</span></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Nasıl İspanyol, İtalyan, İngiliz ya da  Fransız dilleri dünyanın her yanında ilgili ülkelerce öğretilmeye çalışılıyorsa,  bunun için ilgili ülkeler eline geçen fırsatları değerlendirip her yerde kültür  merkezleri (Amerikan, İngiliz, İtalyan, Arap, Rus, Fransız vb.) ya da enstitüler  (Goethe, Cervantes) açıyorsa, Türkçe için de Türkiye aynı yolu izlemek  zorundadır. Bu arada, Amerikan Eğitim bakanlığına bir Türk danışmanın atanmasını  da araştırmak gerekiyor.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Bu merkezler nasıl olmalı gibi sorulara  gerek yok. İzmir&#8217;deki Goethe Enstitüsü ya da Fransız Kültür Merkezi nasıl  çalışıyorsa, Düsseldorf&#8217;taki ya da Lyon&#8217;daki Türk Kültür Merkezi de aynı biçimde  çalışmalıdır. Aynı işlevleri yerine getirmelidir. Türk dili öğretilmeli; Türk  edebiyatı, Türk sineması, Türk kültürü, Türk mutfağı kısacası bize ait her şey  bu tür merkezlerde tanıtılmalı, öğretilmelidir. </font></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">Bu merkezlerin  işleyişi ve söz konusu alanla ilgili elemanların sağlanması çok önemlidir. Yani  bir anlamda &#8220;Kapanın elinde kalıyor&#8221; mantığı ile belirli siyasal düşüncenin  arenası olmaması gerekir. Konuyla ilgili atanan bir yetkili, &#8220;Bu merkezlerde  bütünüyle kendi görüşünden insanlar olsun, konuyu hiç bilmese de önemli değil&#8221;  biçiminde bir yaklaşımla işe girişmemeli. Bunların her defasında söylenmesi  gerekiyor. Maalesef ülkemizde bu tür yapılanmalarda özellikle merkez sağ  partilerin bu biçimde konuya yaklaştıklarını görüyoruz. </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">Bu konuda  geliştirdiğim bazı fantezilerimi de sizinle paylaşayım. Bu merkezlerde dil  öğrenme basamakları vardır. En yüksek basamak olan &#8220;Yunus Emre Basamağı&#8221;nı  bitiren doğrudan Türkiye&#8217;deki bir üniversiteye kayıt yaptırabilir. Her merkezden  yılda en az on öğrenci değişik yarışmaları başarır ya da basamaklarda birinci  olursa bir aylık Türkiye&#8217;de eğitim görmeye hak kazanır. Elbette Türkiye&#8217;de bu  türden gelecek öğrenciler için üniversiteler bünyesinde açılmış değişik  merkezler vardır. Tüm dünyada Türkçe öğrenenler arasında değişik yarışmalar  düzenlenir, başarılı olanlar ödüllendirilir. </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">2. Yukarıdaki Türk  kültür merkezlerine ya da dünyanın başka yerlerinde okutulacak Türkçe dersleri  için Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi bölümleri bir an önce açılmalıdır. Böyle  bir bölümün Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü&#8217;nde ve Yıldız  Teknik Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü&#8217;nde yüksek lisans izlencesi olarak  açıldığını belirtmekten mutluluk duyuyorum. İleride lisans izlencesinin de  açılacağını ummaktayım. Bu bölümlere olabildiğince dünyanın değişik ülkelerinden  öğrenciler alınmalıdır. Kendi ülkemizde de bu konuda yetişmiş belirli sayıda  elemanın olması gereklidir.</span></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Söz konusu bölümlerin açılması ile bu  konuda belirli yol alınacağını düşünüyorum. Aynı konu ile ilgili olan Yabancı  Dil Türkçe Öğrenme Kitaplarını da anmak gerekiyor. Birden çok yöntemle  hazırlanmış bu türden değişik kitaplara gelecekte fazlasıyla gereksinimimiz  olacaktır. Yine ileride UBİLA (İnternet = Ulusulararası BİLgi Ağı) üzerinden  dünyanın her yerindeki öğrencilere yönelik bir bölümün de hazırlıklarına  başlamak yerinde olur diye düşünüyorum. Çok yakında e-üniversite kavramını  duyacağız. Daha şimdiden e-devlet, e-eğitim, e-yüksek lisans, e-doktora türü  sanal etkinlikler bu yolla işlemeye başladı. </font></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">3. Ülkemizdeki  üniversiteler her dönemde kontenjanlarının belli bir oranını (%5, %3 gibi bir  sayı belirlenebilir) yabancı öğrencilere ayırmalıdır. Şunu unutmamak gerekiyor:  Ülkemizde okuyan her yabancı öğrenci daha sonra fahri birer Türk elçisi  olacaktır. Elbette getirilen öğrencilere ingilizce eğitim yaptırmayı düşünen  aymazları konu dışında tuttuğumu da belirtmek isterim.</span></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Bu öğrencilerin bir an önce Türkçe  öğrenmesini sağlamalı ve diplomasını alarak ülkesine gitmesi teşvik edilmelidir.  Yıllar önce Fransa&#8217;da uygulanan bir yaklaşımı burada anımsatmam yeterli olur.  Fransızlar bazı diplomanın altına &#8220;bon pour l&#8217;orient&#8221; (doğu için yeterli)  yazarlardı. Yani verilen diploma Fransa&#8217;da geçerli olmayabilir, ancak Fransızca  bilen ve Fransa&#8217;ya hayran bir kişi, kendi ülkesinde Fransa adına birçok olumlu  işler yapabilir. </font></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">Diğer yandan yabancı  öğrenci kavramı yalnızca Asya Türk Cumhuriyetleri ve kardeş Türk toplulukları  olmamalıdır. Dünyanın her yanında katılımcıların olmasına özen  gösterilmelidir.Biliyorum, daha ülkemizdeki çocuklara bu olanak zor sağlanırken  niçin başka uluslara katkı sağlayalım diye sorulabilir. Ama söylediğim gibi bu  insanlar bizim yurt dışındaki yandaşlarımız olacaktır. Ayrıca her sınıfta iki  yabancının olması bizim öğrencilerimiz için de yeni açılımlar getirebilir. </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">4. Türkiye  Cumhuriyeti Devleti, dünya üzerindeki Türkçe öğretimini bir gelir kapısı olarak  görmemelidir. Bu alanda çalışan kişiler bazı kazançlar elde edebilir, ancak  devlet özellikle dilini yaymada, sorunu ekonomik açıdan ele almamalıdır. Bu  nedenle Milli Eğitim ve Kültür Bakanlıklarının, TDK ve Milli Kütüphane gibi  kurumların UBİLA sayfalarında Türkçe öğretimi ile ilgili sesli ya da yazılı  sayısız belge ve bilgi bulunmalıdır. Bugünkü UBİLA ortamı bize bu olanağı  vermektedir. Dünyanın her yerinden insanlar bu sitelerden farklı belgeleri kendi  bilgisayarına indirip istediği biçimde çalışmasına olanak yaratılmalıdır.</span></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Hatta olası ise her sitede farklı bir  yöntemle Türkçe öğretim izlencesi olmalı ve her site, diğer sitelere de  göndermelerde bulunmalı, bağlantılar sağlanmalıdır. Kısaca bu siteler hem  birbiriyle rekabet yapmalı hem de eşgüdüm içinde olmalıdır diye düşünüyorum. Bu  tür etkinliklerin ilk günü para kazanılmaz, ama zaman içinde bu yatırımlar  ülkemize farklı biçimlerde geri dönecektir. </font></p>
<p><center>[ad#reklam_336x280]</center><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">5. Farklı ortamlarda  söylediğim bir durumun gerçekleşmiş olmasından mutluluk duyuyorum. Artık UBİLA  üzerinden erişebileceğimiz sanal bir Türkçe sözlük var. Bu olumlu gelişme. Bazı  eksiklikleri de yok değil. Örneğin her sözcüğü bulamıyorsunuz. Yine birçok  sözlük uzmanının yazdığı hatalar sanal sözlükte de bilinçli olarak korunmuş.  Ayrıca bazı özel alan terimlerini bulmak da olası değil.Bu sözlüğün yanında yer  alabilecek değişik dillerle ilgili çift dilli sözlüklerin de olması gereklidir.  Umarım bunlar da olur. Yine bu sözlüğün yanına eşanlamlılar sözlüğü, karşıt  anlamlılar sözlüğü gibi farklı türleri de eklenirse Türkçeye önemli katkılar  sağlanmış olur. </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">6. Söz UBİLA&#8217;dan  açılmışken bu konuda da yapılaması gereken başka şeylerin de olduğunu  belirtelim. Öncelikle şunu bilelim: İstesek de istemesek de geleceğin haberleşme  ortamı UBİLA gibi görünüyor. Bu alanın önemi çok fazla olduğundan daha şimdiden  bu alanda ilginç savaşımlar yaşanmaya başladı. 10 Eylül 2003 tarihli  gazetelerdeki bir haberden aldığımız şu kısım olayın şu andaki durumunu ve  gelecekte daha hangi düzeye geleceğini göstermektedir. Haberin başlığı  &#8220;Korsanların hedefi Türkiye&#8221; olarak geçiyor.&#8221;Türkiye 2003 yılında sanal ortamda  en çok saldırıya uğrayan 5 ülke arasına girdi. Irak&#8217;ta yaşanan savaş sonrasında  internet üzerinden yapılan saldırılar 4 kat artarken özellikle kamu kurumları,  bankalar ve İMKB yoğun saldırılara maruz kalıyor. </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">Uzmanlar başarılı  saldırılarda görülen artışın tehlikeli boyutlara ulaştığı uyarısında bulunuyor.  Elektronik güvenlik ve danışmanlık şirketi Infonet Genel Müdürü Taner Özdeş,  2002 yılının ilk yarısında 40 başarılı saldırı gerçekleştiren `hacker&#8217;ların 2003  yılının ilk yarısında saldırılarını 210&#8217;a yükselttiğini kaydetti. Genel Müdür  Özdeş, bu saldırıların çok önemli bir bölümünün com.tr uzantısı taşıyan ticari  şirketlere gerçekleştirildiğinin altını çiziyor. Yılbaşından bu yana  Türkiye&#8217;deki kurum ve kuruluşlara yönelik saldırıların tam dört kat arttığına  dikkat çeken Özdeş, şu ana kadar 691 siber saldırıya uğrayan Türkiye&#8217;de kamu  kurumlarının internet uzantısı olan gov.tr ve Türk Silahlı Kuvvetleri&#8217;nin  uzantısı olan mil.tr adreslerine yönelik saldırılarda da artış gözlendiğinin  altını çiziyor.</span></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Özel sektörün dışında kamu kurum ve  kuruluşlarında bilgisayar kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte artan güvenlik  açıklarını kullanan hackerların özellikle mali piyasalar üzerine odaklandığı  belirtiliyor. Yabancı istihbarat örgütleri tarafından da desteklenen  saldırıların ABD, Rusya, İsrail ve Almanya üzerinde yoğunlaştığı öğrenildi.  CeBİT 2003 Fuarı kapsamında gerçekleştirilen `Ulusal Kodların Yaratılması&#8217;  konulu panelde konuşan Havelsan Genel Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Hakan Çağlar,  Türkiye&#8217;nin elektronik savaş ve siber saldırıların odağında yer almaya  başladığını açıkladı. İkinci Körfez Savaşı sırasında elektronik savaşın tüm  nimetlerinden yararlanan ABD&#8217;nin Irak&#8217;ın komuta kontrol ve haberleşme  birimlerini felç ettiğini hatırlatan Çağlar, &#8220;Bugün ülkeler birbirlerine karşı  savaşı artık internet ortamına taşıdı. Fakir ülkelerin atom bombası ise siber  saldırılar oldu&#8221; diye konuştu.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Uluslararası bilgisayar korsanlarının  (hacker) özellikle finansal kuruluşlar ve enerji nakil hatları üzerinde yoğun  saldırılar gerçekleştirdiğini kaydeden Çağlar, &#8220;Bir ülkeyi teslim almanın  yolunun borsa ve bankacılık sisteminin çökertilmesi olduğunu bilen hackerlar  organize bir şekilde buralara saldırılar düzenliyor&#8221; dedi. Sayısal bilgi  harekatı çalışmalarında siber ortamda olabilecek saldırı veya karşı saldırılar  için özel bir `stratejik planlamaya&#8217; ihtiyaç olduğunu anlatan Çağlar, bu konuda  bir devlet politikasının şart olduğunu sözlerine ekledi. </font></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">Saniyede milyonlarca  dolar zarar İçişleri eski Bakanı Sadettin Tantan, `siber savaş&#8217; olarak  tanımlanan bilgisayar ortamındaki savaşların ulusal güvenlik açısından büyük  tehlikeler oluşturduğuna dikkat çekti. Tantan, küreselleşen ekonominin  beraberinde getirdiği gelişmiş teknolojik altyapının bir saniyelik duraklamaya  bile tahammülsüz olduğunu hatırlatarak, &#8220;Ekonomik bilgi engellemeleri ve bilgi  savaşlarının saniyelik maliyeti milyonlarca dolara mal olabiliyor. Bunu  engellemek için ulusal bilgi güvenliği üst kurulunun bir an önce kurulması büyük  önem taşıyor&#8221; dedi.</span></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Havelsan tarafından yürütülen, `Ulusal  Güvenlik Duvarı&#8217; adını taşıyan proje ile stratejik kuruluşlar dışarıdan gelecek  saldırılara karşı geliştirilen özel yazılımlar ile korunmaya başlandı. Başta  Silahlı Kuvvetler, Dışişleri Bakanlığı ve MİT olmak üzere kritik kamu kurum ve  kuruluşlarındaki bilgisayar sistemlerini dışarıdan gelecek saldırılara karşı  korumayı amaçlayan yazılım sistemi ile şimdiye kadar başta İsrail olmak üzere  yabancı şirketlerden alınan yazılımların devre dışı bırakılması öngörülüyordu.  Tamamen yerli bir yazılım sistemi üzerine inşa edilen yeni güvenlik duvarı ilk  olarak Genelkurmay Başkanlığı tarafından kullanılmaya başlandı. Aşamalı olarak  diğer kritik kamu kuruluşlarının sistemlerine bu yazılımın yerleştirilmesi  amaçlanıyor&#8221; . </font></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">Sanıyorum UBİLA&#8217;nın  gelecekteki yerini bu haber oldukça ayrıntılı bir biçimde ortaya koyar. İlgili  birimlerin ülkenin her türlü birikiminin </span><font size="3"> <font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">yansıtıldığı  UBİLA sayfalarının güvenliği için gerekli önlemi alması gereklidir. Diğer yandan  güvenlik dışında bu ortamda yapılacak başka </span> <font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">şeyler de var.  Öncelikle her Türk firması, kurumu, kuruluşu kendi sayfalarını Türkçe hazırlamak  zorunda olmalıdır. Bunu yasa ile </span><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">sağlamak yerinde  olur. İsterlerse, Türkçenin yanı sıra başka dillerle de hazırlayabilirler. </span></font></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">UBİLA ortamındaki  Türkçe belge sayısını yüzde üçlere-beşlere çıkarmak için herkese görev düşüyor.  UBİLA erişimi ülkemizde daha ucuz olmalı ve her kuruluşun kendi sayfasını  hazırlaması teşvik edilmelidir. Şimdiden yapılmazsa gelecekte, bugün yaptığımız  gibi &#8220;bir an önce bunu yapmalıyız, şunu yapmalıyız&#8221; gibi dilek ve önerleri  kapsayan sayısız toplantılar yapar dururuz.Kuşkusuz UBİLA ile ilgili sorunlar  yalnızca sözcük düzeyinde değildir. Bu alanda, teknoloji değil, yalnızca izlence  düzeyinde yapılabilecek birçok şeyin olduğu söylenebilir.</span></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Her şeyi devletten istemek doğru mu  bilemiyorum ancak iyi bir arama motoru TUBİTAK tarafından oluşturulmalı ve  Türkçe ile ilgili her türlü bilgiye bu motordan ulaşılabilmelidir. Fransızların  en gelişmiş arama motoru CNRS&#8217;e (Ulusal Bilimsel Araştırmalar Merkezi) ait.  Şimdilerde olan birkaç Türkçe arama motorları çok verimli görünmemektedir.Bu  sanal ortamdaki Türkçenin yaygınlaşmasını istemek ve sağlamak İngilizce konuşan  halkın öncelikli sorunu arasında yer almıyor. Söz konusu yaygınlaştırmanın  Türkçe konuşan insanları ilgilendiren bir sorun olduğu açıktır.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Toplumların dil konusundaki  duyarlılıklarını bildiklerinden, yazılım izlencesi hazırlayan firmalar anında  birden çok dile çevrilmiş biçimlerini de piyasaya sürüyorlar. Birçok yazılım  izlencesinin ya da arama motorlarının değişik dillerdeki kullanımı varken, büyük  bir Pazar durumundaki Türkiye&#8217;ye yönelik Türkçeleri yok. UBİLA&#8217;ya ilk  girdiğinizde &#8220;Yahoo&#8221;, &#8220;Altavista&#8221; ya da başka önemli arama mortorları  sayfalarına bir bakın. Örneğin Yahoo arama motorunun çevrildiği diller gerçekten  ilginç. Dört-beş milyonluk Norveçli için Norveççe dilindeki arama motoru var.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Yahoo&#8217;nun çevrildiği diller arasında,  Almanca, Çince, Danca, Fransızca, Hintçe, İrlandaca, İspanyolca, İsveççe,  İtalyanca, Japonca, Katalanca, Korece, Norveççe, Singapur dili gibi diller var.  Ama Türkçe çevirisi yok. Nedeni belli. Bizim Türkçe konusunda bir ısrarımız yok.  Biz İngiliz&#8217;den daha çok İngilizce&#8217;sini istiyoruz. Hatta Avrupa topluluğundaki  dil savaşlarını düşünürsek, belki bir gün İngilizlerbize madalya bile verebilir. </font></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">7. Geçen gün Dokuz  Eylül Üniversitesi UBİLA sitesinde gördüğüm bir durumu söyleyeyim. İstanbul&#8217;da  &#8220;Uluslararası Amerikan Üniversitesi&#8221; adlı yeni bir üniversite adını gördüm.  Tamam Kıbrıs&#8217;ta bir tane vardı, ama şimdi İstanbul&#8217;da bir yenisi kurulmuş. Eğer  bu bir meraklının işi ise dur demek gerekiyor. Yok Amerika böyle istiyorsa  New-York&#8217;ta &#8220;Uluslararası Türk Üniversitesi&#8221; kurulması koşuluyla kabul  edilmelidir. Benim sıklıkla söylediğim, hatta bende saplantı haline gelen  düşüncemi sizinle de paylaşayım: Kültürel programlar eşit karşılıklı değişim  temelinde yapılmalıdır. Almanya ülkemizde bir lise açacaksa, Türkiye de benzer  bir liseyi Almanya&#8217;da açmalıdır.</span></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Türk dili ve kültürünü yurt dışında tanıtma  konusunda, başka ülkelere Türkçe eğitim veren üniversitelerin de açılması  düşünülmelidir. Türk Üniversitelerinden kendisine güvenen, yeterli alt yapısı  olan Avrupa&#8217;nın değişik ülkelerinde (Almanya, Arnavutluk, Fransa, İngiltere)  kampüsler açmalıdır. Elbette şu andaki YÖK ve diğer organların üniversitelere  böyle olanak vermeyecekleri söylenebilir. Sonuçta bazı kanun, kararname, vb.  şeyleri yeniden düzenlemekle bu tür eksiklikler giderilebilir. </font></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">8. Türk Kültürüne  yönelik bazı çalışmalar da yapılabilir. Televizyonlarda ve sinemada gösterilen  yabancı film ve dizi film konusunda kısıtlama getirilmelidir. Sinema ve  televizyonda gösterilen her yabancı filmden belli bir miktar para alınmalı ve bu  paralar Türk sinemasının güçlenmesinde kullanmalıdır. Hukuksal altyapısı  oluşturulacak bir Türk Sinema Kurumu bu tür bir örgütlenmeden sorumlu olabilir.  Yine televizyonlarda Türk filmleri ve dizi filmlerinin gösterilmesi teşvik  edilmeli, yabancı filmler ve dizilerin % 60&#8217;ı kendi orijinal dillerinde  gösterilmeli, dublajı yasaklanmalıdır. Böylece hem bir Türk sinemasından söz  edebilecek hem de Türk Sinema Dilinin oluşumuna katkı sağlanacaktır. </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">9. Kendi kültürel  değerlerimizi olduğu gibi korumak ve günlük yaşamdan soyutlamak yerine, onu her  dönemin kullanabileceği farklı biçimlerde yeniden değerlendirmek gerekiyor. Yani  Türk kültürünün önemli kaynaklarını kütüphanelerde hapsetmeyi ya da önemli bir  mimari yapının kapısına kilit vurarak korumayı sonlandırmak gerekiyor. Günümüzde  çocuklar üzerinde karşı konulamaz bir etkisi olan çizgi filmler konusunda Türk  kültüründen yararlanmak doğru olur. &#8220;Zeyna&#8221;, &#8220;Herkül&#8221; gibi dizi filmlerin çok  daha iyisi, Türk söylencelerinden, Dede Korkut anlatılarından, Nasrettin Hoca  fıkralarından, Keloğlan masallarından, Türk destanlarından yapılabilir.</span></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Çevrenize bir bakın, neredeyse tüm çocuklar  Avrupalının, Amerikalının ya da Japonların en küçük söylencesini bile biliyor.  Ama kendi kültürel değerlerinden haberleri yok. Birileri bizim kültürel  değerlerimizi de günümüzün anlatım olanaklarına uygun biçimde yeniden  oluşturursa, başka ülkelerdeki çocuklar da bizim kahramanlarımızı öğreneceği  kesindir. Burada söylenen kültürel değerler sinema, opera, bale, tiyatro gibi  başka alanlar için de geçerlidir. </font></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">10. Kendi  ülkelerinde okunurluk oranı yüksek olan yazar ve gazetecilerin kısa ve uzun  süreli ülkemize davet edilmesi de hem dilimiz hem de kültürümüz için önemli bir  etkinliktir. Kültür bakanlığı Avrupa&#8217;da ve belki dünyanın değişik ülkelerinde  tanınmış yazarları, şairleri, eleştirmenleri, gazete yazarlarını ve turizm  konusunda kendi toplumuna yön verebilen yazanları ülkemizde ağırlamalıdır. Bu  konaklama belki bir yıl sürmelidir. Gelen kişiye her türlü temel olanaklar  sağlanmalıdır.</span></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Bunun etkinliğin sonunda ülkemizin elde  edebileceği kazanımlar konusunda Mısır örnek verilebilir. Bugün en çok satan  kitaplar Mısır mitolojisi ile ilgili ve Mısır bu dönemde oldukça fazla turist  çekebilmektedir. Zamanında Mısır devleti böylesi bir etkinlik gerçekleştirmişti.  Bizim kültürümüz, mitolojimiz, dilimiz, geleneğimiz kısacası her şeyimiz batıda  yeterince tanınmamaktadır. Bize ait birçok şeyi Yunanlar ve başka ülkeler kendi  kültürel değerleri olarak başkalarına tanıtmaktadır. </font></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">11. Sıklıkla gündeme  gelen bir konu da, uluslararası bilim dili uydurmasıdır. Uluslararası bir bilim  dili yoktur. Uluslararası toplantılarda kullanılan diller olabilir. Bizde  kullanılan &#8220;uluslararası bilim dili&#8221; tanımı, ortak köklerin ve eklerin bulunduğu  batı dillerindeki ortak kökenli sözcüklerin varlığının yüzeysel ve yanlış bir  yorumunun sonucudur. Bilderberg adını bir araştırın, nelerle karşılacaksınız,  sanırım sizin de ilginizi çeker. 1800&#8217;lerde kurulan Bilderberg grubunun  amaçlarından birisi de dünyada İngilizce konuşan beyaz bir ırk yaratmadır. Yoksa  bu uluslararası bilim dili denilen şey, batının bilinç altında yatan Bilderber  ruhu mudur? O halde Türkiye&#8217;de yapılan her toplantıda öncelikle Türkçe,  gerekiyorsa başka diller bilimsel toplantı dili olarak belirlenmelidir. </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">12. Yabancı dille  eğitim yabancı dil öğretimi konusu bilindiğinden kısa geçiyorum. Ama bu konuda  bir çift sözüm var. Yabancı dilde uygulanacak yöntemin ve okutulacak kitabın  önemli olduğunu biliyorum. Yalnız her yıl değiştirilecek kadar önemli olduğunu  düşünmüyorum. Özellikle İngilizceyi ele aldığımızda, yabancı dil öğretimi bir  ekonomi sektörü olmuştur. Yani bir kısım girişimci bu alana önemli kaynaklar  ayırmış ve bu alandan kazanç elde etme çabasındadır. Her ne kadar güncelliğini  yitiren resim ve metinlerin güncel olanları ile değiştirmek ve hedef kitlenin  beklentisine göre değişiklikler yapmak gibi eğitimsel yönünden söz edilse de,  asıl sorun ekonomiktir. İlgili yayınevi pazar payını korumak, kullanılmış  kitapların eski kitapçılardan alımını önlemek istemektedir. Üst sınıfa geçen  öğrencilere yeni kitaplar satamayacağından, kitaplarda değişiklik yapmak  gerekmektedir. </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">Böyle olunca, her  yıl aynı kitapların &#8220;new&#8221;, &#8220;nouveau&#8221; örnekleri öğrenciye satılması gereklidir.  Elbette bu yeni kitapların değişimine öncelikle öğretmenler inandırılır. Kapağı  kırmızdan maviye dönüşen ve kapağına &#8220;new&#8221; yazısı eklenen kitapların özellikleri  ve güzellikleri öylesine hoş anlatılır ki, öğretmen aynı kitabın &#8220;new&#8221; yazmayanı  ile neden İngilizce öğretemediğine haklı olarak inanır. Öğretmeni derste  kullandığı kitabın &#8220;new&#8221; yazanı ile değiştirmeye inandırmanın başka yolları da  vardır. Ancak o bizim konumuzun dışındadır. Sonuç olarak, her yıl yeni bir  yöntemin uygulanması, kitabın kapağının değişmesi ya da kapağa &#8220;new&#8221; sözcüğünün  eklenmesi eğitimsel bir yan ile ilgili değil, tamamıyla ekonomik bir durumdur.  Sorun anlaşılmıştır sanırım. Ülkemizden hatırı sayılır bir dövizin harcandığı  yabancı dil kitapları konusunda da bazı yeniliklerin düşünülmesi gerekli  olduğuna inanıyorum. </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">Konuyu fazla  uzatmayayım ve sonucu kısaca şöyle bitireyim: Türkçeyi var olduğu durumda, sığ  bir alanda korumaya çalışmak yerine; zenginleştirerek, konuşma alanını  genişleterek, hiç Türkçe bilmeyenlere de Türkçe öğreterek korumak daha doğru bir  yaklaşım olduğunu düşünüyorum. Bir anlamda dilimizi dünya gündemine taşıyarak,  varolan ya da olabilecek sorunlara birlikte çözüm getirmek daha sağlıklı  görünmektedir. Türkçe&#8217;nin zenginleştirilmesi de; bilimden sanata, felsefeden  uygulayıma (teknolojiye) kadar her alanda Türkçe&#8217;yi kullanmaktan geçer. </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">HENGİRMEN, Mehmet  (1995) Türkçe Dilbilgisi, Ankara: Engin Yayınları, s.19. </span><font size="3"> <font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">ONG, Walter J.  (1995) Sözlü ve Yazılı Kültür, Çev. Sema Postacıoğlu Banon, İstanbul: Metis  Yayınları, s.19. </span><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">ÜNLÜ, Şemsettin  (1987) &#8220;Roman Dili&#8221;, Bilim Dili, Yazın Dili Türkçe içinde, Ankara:Dil Derneği  Yayınları, s.64. </span><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">BALTACIOĞLU,  İsmail Hakkı (1974) &#8220;Türkçe Niçin Klasik Dildir?&#8221; Dil Yazıları II, Ankara: TDK  yayınları, s.74. </span><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD">AYDOĞAN, Metin  (1999) Bitmeyen Oyun, Ankara: Kuvayı Milliye Yayınları, ss. 17, 18, 19, 20. </span><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></font><span style="font-size: 10pt; font-family: Maiandra GD"> http://astex.virtualave.net/asp/sondakika.html (10 eylül 2003) </span></p>
<p style="margin: 0px">&nbsp;</p>
<p style="margin: 0px">&nbsp;</p>
<p style="margin: 0px">&nbsp;</p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"> <span style="font-size: 15pt"><font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkoloji-makaleleri-genel/">»<span lang="tr">  “Türkoloji Mak. &#8211; Genel” Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span> </span></font></strong></p>
<p align="center"><span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…</font></strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-gelecekteki-gorunumu-uzerine-doc-dr-v-dogan-gunay/">Türkçenin Gelecekteki Görünümü Üzerine (Doç. Dr. V. Doğan Günay)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-gelecekteki-gorunumu-uzerine-doc-dr-v-dogan-gunay/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>10</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
