<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Genel Bilgiler | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/tag/genel-bilgiler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Sun, 09 Dec 2007 01:40:22 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Şamanizm &#8211; Genel Bilgiler &#8211; 1</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/samanizm-genel-bilgiler-1/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/samanizm-genel-bilgiler-1/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 09 Dec 2007 01:34:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şamanizm]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Tarihi ve Kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Eski Türk Dini]]></category>
		<category><![CDATA[Eski Türk Dini Samanizm]]></category>
		<category><![CDATA[Eski Turk inanci]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Gok Tanri]]></category>
		<category><![CDATA[Gok Tanri Dini]]></category>
		<category><![CDATA[Kök Tengri]]></category>
		<category><![CDATA[Saman]]></category>
		<category><![CDATA[Samanizm Dini]]></category>
		<category><![CDATA[Samanizm Genel Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Samanizm ile ilgili Genel Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Tengri]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dini]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/samanizm-genel-bilgiler-1/</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8230;Şamanizm&#8230; (Genel Bilgiler &#8211; 1) Şamanizm ya da Kamcılık (şamanlar tarafından &#8220;deneyim&#8221; olarak ifade edilir), varlığı tüm insanların tarihinde erken taş devrine ve daha da geriye kadar kanıtlanabilen, inisiyasyon içeren bir vecd ve trans tekniği. &#160; Şamanizmi en uzun süre ayakta tutmuş olan toplulukların arasında hiç şüphesiz Türkler de vardır. Eski Türk inancı Tengricilik&#8217;te de [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/samanizm-genel-bilgiler-1/">Şamanizm – Genel Bilgiler – 1</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><font face="Maiandra GD"><strong><font color="#6699ff"> <span style="font-size: 22pt">&#8230;Şamanizm&#8230;<br />
</span></font> <font color="#ff9933"><span style="font-size: 13pt">(Genel Bilgiler &#8211; 1)</span></font></strong></font></p>
<p align="justify"> <img decoding="async" src="https://www.bilgicik.com/resimler/Samanizm/4.jpg" alt="Şamanizm" align="left" height="286" width="150" /><font face="Maiandra GD" size="2">Şamanizm  ya da Kamcılık (şamanlar tarafından &#8220;deneyim&#8221; olarak ifade edilir), varlığı tüm  insanların tarihinde erken taş devrine ve daha da geriye kadar kanıtlanabilen,  inisiyasyon içeren bir vecd ve trans tekniği.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Şamanizmi en uzun süre ayakta tutmuş olan toplulukların arasında hiç şüphesiz  Türkler de vardır. Eski Türk inancı Tengricilik&#8217;te de hep varolmuş olan şamanizm  geleneği, Kuzey ve Orta Asya&#8217;nın bazı Türk topluluklarında hâlâ  sürdürülmektedir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>III. ŞAMANİZM VE ESKİ TÜRK İNANÇ SİSTEMİNE BİR (EZOTERİK ) YAKLAŞIM VE SEMAVİ  DİNLERE ETKİSİ<br />
</strong><br />
Tarihçi ve yazar Enver Behnan Şapolyo, ‘Tarih Boyunca Türk Tefekkürü Şamanizm  Tefekkürü” adlı kitabını Şamanizm ve Türk tefekkürüne ayırmış ve Şamanizm ile  Türk inanç sistemini eş kabul ederek, bu inanç sisteminin semavi dinlerdeki (  Musevilik, Hıristiyanlık, İslam ) günümüze kadar gelen oluşum ve etkilerini  incelemiştir :</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>İNANÇLA İLGİLİ DÜŞÜNCELERİN DOĞUŞ YERİ<br />
</strong><br />
İlk inanç tefekkürü Asya’da yaşamakta olan insanlar arasında doğup gelişmiştir.  İnsanlığın ilk ulu tefekkürü Orta Asya’da Tanrı Dağı sakinlerinde doğmuştur. Bu  ülkede yaşayanlar yalnızca Türkler’di. Türkler bu ilk yurtlarına “Günortaç”,  doğu kesimine “Hatay Ülkesi”, batı kesimine “Horasan İli”, kuzey kesimine de  “Kıpçak Ülkesi” adını vermişlerdi. Bu ülkede doğan inanç sistemi üç merkezde  kendini göstermiş ve temelleşmiştir : Birincisi Günortaç’ta “Şamanizm” ;  ikincisi Orta Asya’dan Mezopotamya’ya göç eden Sümerler’in inancı ; üçüncüsü ise  yine göçün sonucu, Mısır’da Menfıs mevkiindeki “hermetizm” tefekkürüdür.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>1. Şamanizm<br />
</strong><br />
Şamanizm ; evrenin yaradılış düşüncesidir. Bu ilk düşünceler Orta Asya’daki Eski  Türkler tarafından ele alınarak yaradılış sırları çözülmeye çalışılmıştır.  Sonunda bütün varlıkların, evreni kaplayan bir nur olduğu, bu nurun da “Hüsn-ü  Mutlak” (mutlak güzellik) olduğu inancına varılmıştır.<br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p><center><!--adsense#reklam_336x280--></center><br />
<font face="Maiandra GD" size="2"> <strong>Yaradılış Efsanesi</strong></font><br />
<font face="Maiandra GD" size="2"><strong> </strong></font><br />
<font face="Maiandra GD" size="2"> Kainat (evren) henüz yaratılmadığı zamanda, yukarıda gök, aşağıda yer ve canlı  mahluk ta yoktu. Kainatı yaratan Hüsn-ü Mutlak bu güzelliği tecelli ettirmeyi  düşündü, bu güzellikten bütün varlıklar bir anda hasıl oldu. Bunlar arasından  insan, evrenin özvarlığını düşündü, bunun Nur-u Ziya olduğu sonucuna vardı. Gök  alemini kaplayan “yaratıcı ve yaşatıcı”, nur-u ziyayı dünyaya hayat vermek üzere  Güneş’i bahşetti, ayı da ona eş olarak yarattı. Güneş’e inananlar “Şamanizm”  inanç sistemini oluşturdular. Böylece Şamanizm Türk tefekkürü olarak ortaya  çıktı. Şamanizmde güneşe gün ana denmekte ve göğü ve yeri aydınlatmaktadır. Ay  ise ay ata’dır. Bunlar nur-u ziya varlığının kutsallarıdır. Şamanizmde  güzelliğin timsali güneş olduğu için kutsaldır, tan yeri ağarırken ona ibadet  edilir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Türkler’e göre evrende bütün varlıklar dört eşit parçaya bölünmüştür.  Dört’te manevi cevher vardır; dört yön de dört renk te ( gök &#8211; kızıl &#8211; ak &#8211; kara  ) kutsaldır. Şamanizmin din adamlarına “şaman” veya “kam” denir. Şamanın ayin  yönetmek yanında, sihirle ilgili bazı görevleri de vardır. Şaman kırmızı külah  giydiğinden “kızılbaş” “diye de anılır, kopuz, tef, davul çalar, raks eder.  Şaman olmak birçok şarta ve merasime bağlıdır. Bunlar kainatın sırlarını çözen  tefekküre sahiptirler. Bu tefekkür sisteminin izlerine İslamiyet te tasavvufta  rastlıyoruz. Türkler Müslüman olduktan sonra Şamanizm, tasavvuf şeklinde Horasan  Erenleri vasıtasıyla Anadolu’ya yayılmıştır. Horasan Erenleri’nin en büyüğü  mutasavvuf Ahmet Yesevi’dir. Onu izleyenler Hz. Mevlana, Hacıbektaşı Veli, Ahi  Evren Veli, Hacı Bayram Veli Mir. Bu kişiler tasavvuf yoluyla Şamanizmi Türk  tarikatları bünyesinde asırlarca yaşatmış ve günümüze kadar gelmesine sebep  olmuşlardır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>2. Sümer Medeniyeti ve İnanç Tefekkürü<br />
</strong><br />
Güneşe yani Nur-u Ziya denilen ebedi güzelliğe inanan dini sistem Şamanizm  tefekkürü, M. Ö. 5000 dolaylarında Türkler’in Orta Asya’dan Mezopotamya’ya göç  etmeleri sonucunda Sinear bölgesinde yerleşen Sümerler tarafından taşınmıştır.  “Güneş Sistemi” olarak gelişen bu inanç sisteminde, Sümerler’in en ulu ilahı  Güneş’ti. Güneş inancı, Şamanizmden kaynaklanan ve Orta Asya’dan göç etmiş  Türkler’ce oluşturulan bir inançtı. Sümer Türkleri’nin büyük bir medeniyet  merkezi olan Uruk’ta yeni bir inanç gelişti : Bu yeni inanç düşüncesini Uruk’lu  bir heykeltraş olan Azer’in oğlu İbrahim oluşturdu. Bu ilk tek tanrı fikridir.  Bu tek tanrı tefekkürü Sümer Türkleri medeniyetinin mirasçısı olan Sami  kavimlere geçti. Museviler. Hıristiyanlar ve Müslümanlar tek tanrı inancını  kabul ederek üç büyük (semavi) din doğdu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>3. Mısır Medeniyeti ve İnanç Tefekkürü<br />
</strong><br />
Şamanizm tefekkürü Sümerler’le beraber Mısır’a yerleşen Türkler kanalıyla  Hermetzim ( Hermestod ) Tefekkürünü oluşturdu. Mısır’ın deltasına yerleşen  oymaklar “nom” adı ile siteler kurdular. Bunların içinde Türk oymaklarının  isimlerini taşıyanlar vardır: Bunlardan birinin adı “Yuf’tur ki bu ada halen  Orta Asya’nın bir çok yerinde rastlanmaktadır. Tenis şehri de “Tan” oymağının  adını taşımaktadır. Nom sitelerinin devlet başlarına “sanı” denirdi. Saru eski  Türkçe’de “nur” anlamındadır. Hükümdarlar güneşin nurundan unvanlarını  almışlardır. Mısırlılar, güneş mabetlerine de “het saru” (nur şatosu) derlerdi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Saru Sümer dilinde “hükümdar, prens” anlamındadır. İbranice’de “şaru” kelimesi  “prens” demektir. Mısırlılar’da ilk medeniyet kuranların dilleri de Ural-Altay  dilinden doğmuş bir karışım olduğu anlaşılmaktadır. Özellikle din, tefekkür ve  ahlaka ait sözcükler Türkçe köklüdür. Mısır dini (inancı) Şamanizme pek  benzemektedir: Eski Türkler’de olduğu gibi Mısır’da da güneş ve onun nuru  ilahlarıdır, bu nuru kaplayan da göktür. Mısır inancında en önemli rol sahibi  güneştir. Bu düşünce sistemi hermetizm olarak adlandırılan tefekkürü  oluşturmuştur.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>HERMETİZM ( HERMESTOD ) TEFEKKÜRÜ<br />
</strong><br />
M. Ö. 5000 ile 3000 yıllarında Türklerin Orta Asya’dan göçü olmuştur. Bu göçün  bir kısmı Mezopotamya ‘ya yerleştikleri tarihlerde bir kısmı da Nil deltasına  yönelmiştir. Tarih öncesi devir yaşanmakta olan Mısır’da birden tarih çağı  başlamıştır. Mısır’ın eski tarihi incelendiğinde halkın Afrikalı, Arap ve Kafkas  Ari kavimlerinden olmadığı, dilinin de Arapçayla ilgisi olmadığı anlaşılır.  Mezarlardan çıkarılan mumyaların beyaz ırktan olduğu, sima, dil ve dini  düşüncelerin eski Türkler’le pek benzeştiği görüldüğünden bu halkın Orta  Asya’dan göç eden Türkler’den olduğu sonucu çıkmaktadır. Mısır tanrısı nur  ilahıdır, güneşin timsalidir. Horus, “hor” sözcüğünden gelmekte, hor sözcüğü  Türkçe’de “nar-ı beyza” anlamını taşımaktadır. Ayrıca, Mısırlılar’ın savaş ilahı  “kurf’tur. Bunlar, Mısır dininin, Orta Asya kabileleri tarafından Nil vadisine  getirildiğinin işaretleridir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Mısır’ın manevi kitapları Hermes’e aittir.  Hermes’in ne zaman yaşadığı kesin olarak bilinmemektedir, 42 tomar yazı yazdığı  rivayeti vardır. Hermes’in oluşturduğu tefekkür, evrenin sırlarını aramaktır.  Buna Hermetizm adı verilmiştir. Bu sırlara vakıf olmak isteyenler esrarengiz  törenle “gizli mabede” alınır, orada eğitilir, aydınlatılırdı. Hermetizm ne bir  din, ne de mezheptir. Yalnız tefekkür cemiyetidir, doğanın sırlarını araştırma  yoludur. Bu yolda çalışanlar müspet bilimlerin köklerini keşfetmişlerdir :  Astronomi, fizik, geometri, felsefe, ahlak ve teoloji bilimlerinin kökenine  inilmiş, gelecek nesillere önderlik edilmiştir. Bu mabette yetişenler Mısır’da  devlet idaresi ve firavunluk mertebesine erişmişlerdir. Hermetizm, Şamanizmin  Mısır’da oluşan en gelişmiş şeklidir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>KABBELA TEFEKKÜRÜ<br />
</strong><br />
Şamanizmin bir tekamülü olan Hermetizm, Mısır’da kapalı bir tefekkür olarak  yaşamış, sonunda Mısır’daki İbraniler vasıtasıyla Filistin’e geçerek Kabbela  Tefekkürü olarak gelişmiştir. Kabbela “gelenek” anlamının taşımaktadır. Hz.  Yusuf vasıtasıyla Mısır’a gelip yerleşen (M. Ö. 1650) İbraniler ( İsrailoğulları  ) zamanla çoğaldılar. Mısırlılar tarafından hakir görülerek zulmedilmeye  başlanan İbraniler’i, II. Ramses’in yeğeni olan (Hz. ) Musa kurtarmaya ahdetti.  Musa, Kermes Mabedinde yetişmiş üstadlardandı. Hermes tefekkürünü İbraniler  arasında gizlice öğretti, 70 kişi yetiştirdi. Mısır’dan ayrılan İbraniler  tarafından oluşturulan bu düşünce sistemine Kabbela Tefekkürü denildi. Musa bu  tefekkürünü “Zohar” adlı bir kitapta toplamıştır. Zohar “Nur Kitabı” anlamına  gelmektedir. Bu kitapta yıldızlar aleminin gizleri yazılıdır, başta güneş ve ay  gelmektedir. Bu da Şamanizmin hermetizmden sonraki şeklidir. Zoharda dört esas  vardır : İlahi ruh, nesih (hava), su ve ateştir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Evrenin sırları, Yahudilerin  kutsal kitabı Tevrat’ta değil, Zohar’da yer almıştır. Zohar’ın içeriği  Şamanizmin “hüsn-ü mutlak” tefekkürüne dayanmaktadır. Tevrat’a inananlar Yahudi  cemaatini oluştururlar. Tevrat’ın, Yahudilerin Babil esaretinden sonra yazıldığı  anlaşılmaktadır. Çünkü Tevrat’ta yer alan birçok olayın Sümerler’den alındığı  anlaşılmaktadır: Tufan olayı Sümer kitaplarında aynen mevcuttur. Hermes ve  Kabbela tefekkürü Musevilik ve Hıristiyanlık dinleri içinde yer almamıştır.  Dinlerin itikatları dogmatik olduğundan, düşünce hürriyeti taşıyan ve doğa  olaylarını akıl yoluyla izleyen düşünce sistemleri, dinler dışında gizli-kapalı  şekilde devam etmiştir. Hermetizm ve kabbela Suriye ve Anadolu’da gizli  mezhepler şeklinde yaşamış, Filistin’de taşçılık yapan Kenanlılar arasında  yaşatılmış, Haçlı Seferleri ile Anadolu, Suriye ve Filistin’e gelen  Hıristiyanların bir kısmı, bu kapalı- gizli tefekkür ve Ahilik’le tanışmıştır.  Bu yolla, eski Orta Asya dini düşüncelerini taşıyan ahiliğin, anılan temaslarla  Hıristiyanlar kanalıyla Avrupa halklarına ulaşmış olduğu anlaşılmaktadır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Şamanizm ; Hermestod, Kabbela ve Epifani tefekkürü ile olgunlaşmıştır. Mısır (Menfıs)  gizli mabedinden geçen bu tefekkür (Epifani ile) İtalya’ya, oradan da Fransa’ya  ve İngiltere’ye geçmiştir. Bu tefekkür Orta Çağda uyumuş, haçlı seferleri ile  yeniden uyanmıştır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>TASAVVUF TEFEKKÜRÜ<br />
</strong><br />
Tarih boyunca insanlığın tefekkürü Şamanizm, Hermetizm, Kabbela ve Epifani olmak  üzere dört devre geçirmiştir. Budizm, Konfıçyüs dini ile Musevilik,  Hıristiyanlık ve Müslümanlık bu dört tefekkürden ilham almış fakat ayrı bir  yoldan insanlığı aydınlatmışlardır. Bu dört tefekkür bütün dinlerin dışında  kalmış, insanlığı akıl ve hikmet, vicdan ve güzellik duygularıyla etkilemeye  çalışmışlardır. Bu tefekkürler İslam aleminde tasavvuf kisvesiyle  temelleşmiştir. Uzun ve kanlı savaşlardan sonra 10. Asırdan itibaren  Müslümanlığı kabul eden Oğuz Türkleri, Şamanizm tefekkürünün yüksek tesirinden  ayrılamamışlardır : İslamiyet bir dindir ve felsefesi olmaz. İslamiyet uluhiyet  tanıyor, ahlak telkin ediyor ve bir hukuk müessesesi oluşturuyordu. Her din gibi  o da dogmatik idi ve hür bir tefekküre meydan vermiyordu. Dinin emirlerine  kayıtsız şartsız uymak imanın şartı idi. Fakat akıl ve hikmet ; insanlığı,  ileriyi, yeniyi, güzeli düşünüyordu. Bu yola giren Müslümanlar İslam ın  felsefesi olan “kelam”ı oluşturdular. Kelam İslami felsefedir. Bu felsefe konu  olarak mezhep ve tarikatların ayrı ayrı görüşlerini incelemiştir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Dini konular  ele alınarak Kur’an ve hadisler incelenmiş, ayrı yollar oluşmuştur. Bunlar  mezhep olarak adlandırılır. Bu mezheplere girenler sofi olarak anılmışlardır.  Arap, Hint ve İran Müslümanlarında mezhep var, tarikat yoktur. Tarikat yalnız  Türkler’de doğmuştur. Türk tarikatları Şamanizmden kaynaklanır. Şamanizm,  İslamiyette “tasavvuf olarak temelleşmiştir. Bütün Türk tarikatları tasavvufa  dayanmaktadır. İlk mutasavvuf Ahmedi Yesevi’dir. Şamanizmi İslami akidelerle  birleştirerek İslam tasavvufunun kurucusu olmuştur. Ahmedi Yesevi müritlerine  “Horasan Erenleri” adı verilmiş ve bunlar, Anadolu Türkler tarafından fetholunca  Anadolu’ya göç etmeye başlamışlardır. Göç edenlerin en önde gelenleri :  Mevleviliği kuran Mevlana Celaleddini Rumi, Bektaşiliği ve Kızılbaşlığı kuran  Hacı Bektaşi Veli, Ahiliği kuran Ahi Evran Veli’dir. Özellikle Bektaşilik’te ve  Kızılbaşlık’ta Şamanizm tamamen yaşamaktadır. Ahilik te Şamanizmden doğmuştur.  Haçlı Seferleri ile Anadolu’ya gelen Hıristiyanlar ahiliği incelemişlerdir.</font></p>
<p align="left">&nbsp;</p>
<p align="right"> <strong><span lang="en"><font style="font-size: 15pt" face="Maiandra GD"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/samanizm-genel-bilgiler-2/" style="text-decoration: none"> <font color="#6699ff">» Devamı »</font></a></font></span></strong><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p align="center"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"> <font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/samanizm/">»<span lang="tr">  &#8220;Şamanizm&#8221; Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span><br />
</span></font></strong> <span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD"><br />
Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</font></strong></span></font></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/samanizm-genel-bilgiler-1/">Şamanizm – Genel Bilgiler – 1</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/samanizm-genel-bilgiler-1/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şamanizm &#8211; Genel Bilgiler &#8211; 2</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/samanizm-genel-bilgiler-2/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/samanizm-genel-bilgiler-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 09 Dec 2007 01:31:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şamanizm]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Tarihi ve Kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Eski Türk Dini]]></category>
		<category><![CDATA[Eski Türk Dini Samanizm]]></category>
		<category><![CDATA[Eski Turk inanci]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Gok Tanri]]></category>
		<category><![CDATA[Gok Tanri Dini]]></category>
		<category><![CDATA[Kök Tengri]]></category>
		<category><![CDATA[Saman]]></category>
		<category><![CDATA[Samanizm Dini]]></category>
		<category><![CDATA[Samanizm Genel Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Samanizm ile ilgili Genel Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Tengri]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dini]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/samanizm-genel-bilgiler-2/</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8230;Şamanizm&#8230; (Genel Bilgiler &#8211; 2) IV. ŞAMANİZMİN VE ESKİ TÜRK İNANÇLARININ GÜNÜMÜZDEKİ YANSIMALARI Din bilimcilerin “kitaplı dinler” olarak ifade ettiği semavi dinler, eski dinlerin ve inançların etkisinden kurtulamamışlardır. Bu olgu İslam dini ve Şamanizm için de geçerlidir. Orta Asya’da Şaman ya da Gök-Tanrı inancım taşıyan Türkler İslamiyeti kabul ederken, Müslümanlığı Arap Yarımadası’nda ortaya çıktığı şekilde [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/samanizm-genel-bilgiler-2/">Şamanizm – Genel Bilgiler – 2</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><font face="Maiandra GD"><strong><font color="#6699ff"> <span style="font-size: 22pt">&#8230;Şamanizm&#8230;<br />
</span></font> <font color="#ff9933"><span style="font-size: 13pt">(Genel Bilgiler &#8211; 2)</span></font></strong></font></p>
<p align="justify"> <img decoding="async" src="https://www.bilgicik.com/resimler/Samanizm/4.jpg" alt="Şamanizm" align="left" height="286" width="150" /><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>IV. ŞAMANİZMİN VE ESKİ TÜRK İNANÇLARININ GÜNÜMÜZDEKİ YANSIMALARI<br />
</strong><br />
Din bilimcilerin “kitaplı dinler” olarak ifade ettiği semavi dinler, eski  dinlerin ve inançların etkisinden kurtulamamışlardır. Bu olgu İslam dini ve  Şamanizm için de geçerlidir. Orta Asya’da Şaman ya da Gök-Tanrı inancım taşıyan  Türkler İslamiyeti kabul ederken, Müslümanlığı Arap Yarımadası’nda ortaya  çıktığı şekilde değil kendi kültür ve eski inançlarıyla uyumlu olabilecek  özellikleriyle birlikte benimsemişlerdir. Tariçilere göre Türkler’le Arap İslam  ordularının ilk karşılaşmaları Kafkasya üzerinden Hazar Türkleri, Horasan  üzerinden de Göktürkler’le olmuştur. Müslüman Arap ordularının Orta Asya’ya  yayılmak ve hakimiyet kurmak için giriştikleri savaşlar çok kanlı olmuştur.   </font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">  <font face="Maiandra GD" size="2"> Arap  orduları içindeki “bedevilere”, fethedilen yerlerde vaad edilen ganimet, Türk  yurtlarında tarihin ender rastladığı vahşete ve toplu katliamlara yol açmıştır.  O tarihlerde Türkler arasında en yaygın din anlayışının başında Şamanizm, budizm  yer almaktaydı. Bazı bölgelerde ve Türk topluluklarında ise Hıristiyanlık,  Musevilik, çintuizm ve birçok farklı inanç ta hüküm sürmekteydi. Bu nedenle bu  kadar çok sayıda ve birbirinden farklı dinlerin aynı coğrafi bölgelerde birarada  kavgasız yaşaması, muhtemelen Türkler’de başlangıçtan beri varolan tolerans  düşüncesinin bir ürünü veya toleransın gelişip yerleşmesine neden olmuştur.  Fakat Arap ordularının, zenginliği ile bilinen Türk yurtlarına karşı  başlattıkları ve ganimet vaad edilen yayılma ve bir dinin zorla kabul  baskılarının doğurduğu çok kanlı savaşlar, Müslümanlığın 300-350 yıl kadar süren  büyük bir direnişten sonra kabulüne yol açmıştır. Hazar Türkleri arasında  Müslümanlık yerleşememiştir.   </font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">
<p align="justify"><center><!--adsense#reklam_336x280--></center></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">  <font face="Maiandra GD" size="2"> 8. y.y. başlarında Hazar Hakanı Yahudiliği din  olarak seçmiştir. Bu bölgede islamiyet, Hazar Devletinin yıkılışından sonra  Özbek Han (1313-1340) zamanında kanlı mücadeleler sonunda yerleşmiştir.  Oğuz’ların İslamlaştırılması iki asır sürmüştür. Kıpçak Türkleri’nin  İslamlaşması ise 10. y.y. başlarından 14. y.y. başlarına kadar devam etmiştir.  Çok uzun süren kanlı savaşlar sonunda kabul edilen Müslümanlığa Türkler eski  inançlarını da taşıdılar. Türkler bedevi İslamı aynen benimseme yerine kendi  inançlarıyla harman edip yeni bir sentez oluşturdular. Bu sentez İslamın Orta  Asyalılaşması olan ve başında Hoca Ahmet Yesevi’nin bulunduğu İslamın sufi  yorumudur. Sufılik yani “tasavvuf, İslamiyetin siyasal mücadelelere, hırs ve  menfaate alet edilmesine tepki olarak ortaya çıkmıştır. Bu kimseler daha  sonraları tıpkı Musevi, Hıristiyan ve Budist rahipler gibi kendilerini halktan  ayıran giysiler “sof giymeye başladıkları için bunlara sonraları sufi adı  verilmiştir. Araştırıcılara göre Türkler arasında İslamiyeti, Emevi  Müslümanlığın resmi sözcüleri ve orduları yayamamışlardır.   </font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">  <font face="Maiandra GD" size="2"> Dinin şer’i  kurallarını önemsemeyen, dini sufice yorumlayan, halkın benimseyeceği biçimde  ifade eden ve halkın eski inançları ile yeni dini kaynaştıran “sufiler”  olmuştur. 9. ve 10. y.y. da Türkistan’ı adım adım arşınlayan dedeler, babalar,  atalar ; tıpkı şaman dedeler gibi menkıbeler, nasihatler anlatan, halk üzerinde  sevgi ve saygıdan kaynaklanan nüfuzları olan kimselerdi. Daha sonra bu dedeler,  babalar göçlerin başında, uzun süren yolculuklar sonunda Anadolu’ya ulaştılar.  Bunlar Anadolu’da, dede, baba, abdal ve gazi gibi ad ve unvanlarla Orta  Asya’daki misyonlarını sürdürmek için dergahlar açtılar : Mevlana’lar, Hacı  Bektaş Veli’ler, Ahi Evran Veli’ler, Abdal Musa’lar, Sarı Saltık’lar, Taptuk  Emre’ler, Yunus Emre’ler bu coşkun ırmağın Anadolu’daki kollarıdır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>DEDE &#8211; ŞAMAN<br />
</strong><br />
Anadolu’da dede olmanın temel koşulu dede soyundan gelmektir. Şamanlarda da  durum aynı idi. Gerek dedelik gerek şamanlığın soydan gelme dinsel özelliği  dışında, seçiliş şekilleriyle, kıyafetleriyle, gördükleri hizmetlerle ve  kendilerine gösterilen sevgi ve saygıda, bu denli zaman aralığına rağmen  aralarında şaşırtıcı benzerlikler bulunmaktadır : Dedeler de şamanlar gibi  tamamen hafızaya dayalı zengin halk şiirini, nefesleri, duaları ve sözlü halk  geleneğini nesilden nesile aktaran iletişim organları gibidirler. Şamanlar gibi  dedelerin de hastalıkları iyileştiren olağanüstü güçleri olduğuna inanılır.  Şaman kendi çocukları arasında samanlığa en çok ilgisi olanı seçer ve geleceğe  dayalı gizli bilgiyi de vererek yetiştirir. Bu durum aynen Anadolu Aleviliği’nde  dede yetiştirme biçimine taşınmıştır.   </font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">  <font face="Maiandra GD" size="2"> Şaman giysisindeki özellikler Bektaşi  giysilerine de yansımıştır. Şamanlar ( kamlar ), tanrılar ve koruyucu ruhlar  için arak (rakı) saçı saçarlar, bu kansız kurban sayılırdı. Alevi ve Bektaşi tarikatlerinde de içilen içkiye “içki”, “rakı”, “şarap” denilmeyip, şaşmaz bir  kural olarak tolu ya da dolu denilmesi ve içilen içkinin dem anlamına gelmesi  benzerlik nedenlerini aydınlatmaktadır. Türkler’in İslamiyeti kabulünden bugüne  yaklaşık on asır geçmesine rağmen bugün, günlük yaşamımızdaki birçok kültürel,  sosyal öğe İslamdan önceki izlerini taşımaktadır. Şimdi bunlardan bazılarını ele  alalım : İÇKİ İÇİLMESİ</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Sadece düğün, tören, şölen gibi kutlamalarda değil, ayinlerde de içki içilmesi  eski Türk kültüründe çok yaygındır; kutlamanın, ayinin vazgeçilmez bir  parçasıdır. Şaman ayinlerindeki dinsel toplantılarda içilen kımız, şarap v. s.  bugün Anadolu’da bazı dinsel içerikli toplantılarda varlığını “dem” olarak  sürdürmektedir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>MEZARTAŞI<br />
</strong><br />
Bu adet eski Türk ve Orta Asya, Mezopotamya kültürlerinden kalmadır. Arap -İslam  ülkelerinde mezar taşına rastlanmaz. Mezarlara taş dikilmesi ve onun adeta bir  güzel sanat haline gelmesi İslam coğrafyasında sadece Anadolu’da vardır ve  Türkler’in “Atalar Kültü”ne dayanır. Mezarlar çok temiz ve bakımlı tutulur,  süslenir, çiçeklenir. Ruhun ölmezliğine inanıldığı için “ölüm” kelimesi yerine  “dünya değiştirdi”, “göçtü”, “don değiştirdi”, “hakka yürüdü” gibi terimler  kullanılır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>MUM YAKILMASI<br />
</strong><br />
Mum yakılması ve ateş yakılması da eski Türk inançlarındandır. Bunun kökeni  ateşin kutsal sayıldığı döneme dayanır. Ateşe, suya, taşa, türbeye dua edilmesi  buralardan medet umulması eski inançlardan kalmadır. Anadolu’da yatır, türbe,  dergah, kutsal taşlar, mezar v. b. ziyaretlere giden insan sayısı bir hayli  fazladır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>BEZ BAĞLANMASI, PAÇAVRA BAĞLANMASI<br />
</strong><br />
Halen yatırlara, bazı ağaçlara ve kutsal sayılan yerlere bez veya paçavra  bağlamak, bu yolla adakta bulunmak inancı sürmektedir. Bu inanç ta eski  Türkler’in şamanın davuluna bez veya paçavra bağlanması yoluyla adakta bulunmak,  dilemek gibi kansız kurban sayılan inanç ve geleneklerdendir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>GÜNEŞ’E, AY’A NİYAZ<br />
</strong><br />
Anadolu’da orta yaşın üzerindeki insanların çoğu, güneşin ve ayın ilk görülmesi  sırasında, ya da ay hilalken niyaz eder, dua ederler, kutsarlar. Bunlar İslam da  yoktur. Eski Türk inancı olan Göktanrı (Kök-tengri) inancından  kaynaklanmaktadır. Akarsuların, kaynakların, göllerin, bazı ağaçların kutsal  sayılması onların kesilmemesi doğa inançlarından kalmadır. Eski Türklerin Yer-su  (yar-sub) kutsallarıdır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>MEVLİT OKUTULMASI<br />
</strong><br />
Mevlit okutmak, Kur-an’ı müzikle okutmaktır. Süleyman Çelebi’nin eserleri,  Kur-an’ın ayetleri, Hz. Muhammet ve Hz. Ali’nin hayatının müzikle okunması İslam  da yoktur. Bu gelenek, eski Türk inançlarından kaynaklanmaktadır. Şamanlıkta  müziksiz ayin yapılmazdı. Ayinde, Şaman davulu, tefi veya kopuz olmadan şaman  töreni olmazdı. KÜMBETLER</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Anadolu’da yaygın mimari yapılardan biri kümbetlerdir. Bunların mimarisine  dikkat edilirse, karşıdan çadıra benzemektedirler. Yani göçebe kültürü olan  “çadır’ın mimariye taşınmasıdır. Bu kümbetler aynı zamanda, Gök-tanrı inancından  gelen gök kubbelerdir. Göğün mimariye “gökkubbe” olarak taşınmasıdır. Renk  verilirken de, kubbelerin gökyüzünü andıran kısmı mavi olur. Bunun da, İslam  öncesi Gök-Tanrı inancının mimariye yansıması kabul edilmektedir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>EŞİĞİN KUTSALLIĞI<br />
</strong><br />
Kapıdan içeri girilirken eşiğe basılmaması da eski Türk inancından (Şamanizmden)  kalma bir inanıştır (semboldür). Eşik kapıdır. Kapı ise yeni bir dünyaya  açılmaktadır. Bu nedenle saygındır, kutsaldır. Anadolu, Balkanlar ve  Türkistan’daki din büyüklerinin yattığı yatırlar kitleler tarafından ziyaret  edilirken eşikleri niyaz edilir, o kapıdan şefaat beklenir. Anadolu’da evlenip  yeni evine giren gelin, yeni evine (yeni hayata) girerken evin eşiğini niyaz  edip eve öyle girer.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>HALI &#8211; KİLİM DESENLERİ<br />
</strong><br />
Şamanın üzerine giydiği giysiye yılan, akrep, çiyan, kunduz v. s. yabani &#8211;  zazarlı hayvan şekilleri çizerek onların kaçırılacağına inanılırdı. Bugün  Anadolu’da Türkmen köylerinde dokunan halı, kilim gibi örgüler şaman  giysilerinden aynı izleri taşımaktadır. Türkmen halı ve kilimleri üzerindeki  akrep, yılan, kırkayak gibi hayvan resimleri, eski Türk inanış ve  geleneklerinden kalma özelliktir. Bunun amacının zararlı olan resimdeki  hayvanları kaçırmak olduğu kabul edilmektedir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>NAZAR<br />
</strong><br />
Anadolu’da halk arasında “nazar” olgusu çok yaygın bir inançtır. Bazı insanların  olağandışı özellikleri olduğu ve bunların bakışlarının karşılarındaki kimselere  rahatsızlık verdiğine, kötülük yaptığına inanılır. Bunun önüne geçmek için  “nazar boncuğu”, “deve boncuğu”, “göz boncuğu” v.s. takılır. Nazar olgusu da  eski Türk inançlarındandır. Yine, istenmeyen bir olay duyulduğunda tahtaya el  ile tokmak gibi üç kere vurulması da, kötülükten korunmak, kötü ruhların  duymasını önlemek amacına yönelik eski bir şaman inanışıdır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Günümüzde bazı batılıların ilgi duyup tekrar uygulamaya başladıkları şekline ise  Neo-Şamanizm denir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>Bilimcilerin Farklı Görüşleri<br />
</strong><br />
Şamanizm&#8217;in başlangıçta Batılılar&#8217;ca çoktanrılı bir din zannedilmesindeki ana  etken, Şamanizm hakkında yeterince bilgisi olmayan ilk Batılı gezginlerin  Şamanizm hakkında Batı&#8217;ya aktardıkları yüzeysel bilgilerden kaynaklanmıştır. Her  şeyden önce, Asya Şamanizm&#8217;inde tapınma yoktur, ki bu da bir din olmadığını  açıkça ortaya koymaktadır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Şamanizmin tanımında bilim adamları aynı fikirde değildir, bu hem şamanizmin  içinde barındırdığı farklı yön ve öğelerden hem de şamanizmin çok farklı  coğrafyalarda, aynı temelde ama çok farklı şekillerde var olmasından  kaynaklanmaktadır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Büyük çoğunluğu eski Sovyet bilim adamları olan bir kesim (Mikaylovskiy, Haruzin,  Potapov, Alekseev gibi) Şamanlığı Türklerin orijinal dini kabul ederken,  aralarında Mircea Elide, Jean Paul Roux, V. Jochelson, V. Bogoras, Hikmet Tanyu,  Osman Turan, İbrahim Kafesoğlu&#8217;nun da bulunduğu bilim adamı ve yazarlar ise  şamanlığı bir din değil Kuzey Asya topluluklarının dini duygularını içeren ve  öteki alem varlıklarına hükmeden bir tür kült olarak görmektedirler.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">“Şaman, Anglosakson terminolojisinde anlatılmak istendiği gibi hekim-büyücü  olmadığı gibi, şüphesiz tek şifa verici kişi de değildir. Kelimenin günlük  anlamında bir büyücü değildir ve bu kelimeyle tanımlanması Şamanizme hiçbir  zaman sahip olmadığı bir nitelik vermek pahasına onu bulunmaması gereken bir  yere oturtmuştur…” (sy.63) [kaynak belirtilmeli]</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">“Zaten Şaman, tamamen hayata dönük ve olumlu eylemler gerçekleştirmek isteyen  kişiliğiyle hiçbir zaman kara büyüye alet olmaz ve hiçbir zaman kötülük yapmaz;  sahip olduğu yetkilerini kendi kişisel hizmetinde ve kendi savunması amacıyla  bile kullanmaz. Kabile reisi veya hükümdarlarla anlaşmazlığa düştüğünde kendi  etkisinden yararlanabilir, ancak hiçbir şekilde görünmez gücüne başvurmaz; ona  karşı koyacak herhangi bir gücü yokmuşcasına ve hayatını kaybetmek pahasına  maddi gücün kendisini yenmesine seyirci kalır.” (sy.63) [kaynak belirtilmeli]</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">“Şaman, gücünün kökeni ister kalıtım ister görünmeyenin armağanı olan bir  yetenek veya uzun bir acemilik dönemi ya da ‘yetki sağlama isteği’ olsun,  amacına, genellikle inzivada veya diğer büyük ustaların yanında gerçekleştirilen  sabırlı bir yetişme dönemi geçirmeden ulaşmayı umamaz. Ne olursa olsun, güçten  düşürücü şekilde gerçekleşen ve sonuçta kendisini bitkin halde yere düşürecek  olan bir deneyim için bütün olanaklarını toplamaya çalışmalıdır. Evrenin  yollarını katetmeye çağrılan şaman, yolunu kaybetmemek için bu yolları mümkün  olan en iyi şekilde tanımalıdır; kendisini izleyen varlıklarla devamlı olarak  karşı karşıya gelme olasılığı nedeniyle onların geleneklerini, dillerini ve  âdetlerini öğrenmiş olması gerekir; belirli hedeflere yönelmesi nedeniyle bu  hedeflere nasıl varacağını bilmelidir. Gerek geçtiği yollarda, gerek  karşılaştığı varlıklarla elde etmek istediği sonuçlara erişebilmesi için şamanın  kendisine yararlı olacak araçları tanımaya ihtiyacı vardır. Bunlar, yeryüzünün  herhangi bir seyyahı için söz konusu olduğu gibi, gerçekleştirilecek işe,  öngörülen zorluklara ve her kişinin kendine özgü olanaklarına bağlı olarak son  derece çeşitli olabilirler.” (sy.64) [kaynak belirtilmeli]</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>Tarih<br />
</strong><br />
Eskiçağ ve Ortaçağ’daki çok yaygın olan sihirlerden farkı, onların kişisel  olmalarına karşılık, şamanlığın başta Orta Asya ve Kuzey Asya halkları olmak  üzere, Tunguzlar’da, Moğollar’da, Mançular’da, Laponlar’da, Eskimolar’da,  Vogullar’da, Ontiyaklar’da, Samoyedler’de, Kafkaslar’da, Hindistan’da, Çin’de,  Japonya’da, Endonezya’da, Malezya’da, Polinezya’da, Avustralya’da, Büyük  Okyanus’un öbür adalarında, Alaska’da, Grönland ve İzlanda’da, Kuzey Amerika’da,  Guyana’da, Amazon bölgesinde ve Afrika’nın birçok yerinde (ufak tefek ayrılıklar  bir yana) temel ilkeler değişmemek koşuluyla az ya da çok kalabalık cemaat’ın  bulunmasıdır. Şamanlığın ne zaman ortaya çıktığı, ne gibi değişiklikler  geçirdiği kesin olarak bilinmemektedir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Şamanizm&#8217; in köken olarak anaerkil dönemde ortaya çıktığı tahmin edilmektedir,  şaman sözcüğü için üç farklı görüş öne sürülmektedir ;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>1. </strong>Şaman kavramı, Hindistan’daki Pali dilinde ruhlardan esinlenen kişi  anlamına gelen &#8220;samana&#8221; sözcüğünden türemiştir,<br />
<strong>2.</strong> Şaman kavramının kaynağı, Sanskritçe’de budacı rahip anlamına gelen  samana sözcüğüdür,<br />
<strong>3.</strong> Şaman kavramı, Mançu dilinde oynayan zıplayan, bir iş görürken sürekli  olarak hareket eden anlamındaki saman kavramından gelir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>Bölgesel Şamanlık Farkları<br />
</strong><br />
Son araştırmalar şamanlığın Türkler’e özgü olmayıp bütün Asya’ya yayıldığını (Samoyedler’den  Endonezya adalarına kadar) göstermektedir ki, araştırmacılar, artık Amerika  Kızılderilileri&#8217;ni de Şamanizm kapsamında ele almaktadırlar. Nitekim Mircea  Elida Şamanizm adlı kitabında Asya’nın şaman topluluklarında, Amerika  Kızılderilileri&#8217;nde ve Okyanusya yerlilerinde sayısız unsurun ortak olduğunu  ortaya koymuştur.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>Avrupa<br />
</strong><br />
Şamanlık Avrupa&#8217;da ilk çağ devirlerinden beri yaygındı ve farklı Töton  kabileleri ve Fin-Baltık halkları arasında Demir Çağı boyuncu uygulanmıştı.  Hristiyanlığın doğuşuyla birlikte şamanlık yok olmaya yüz tutmuş, özellikle  şehirlerde oldukça kaybolmuş ve fakat kırsal kesimlerde şamanlıktan kalma  adetler Hristiyan olan halklar arasında yaşamaya devam etmiştir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>Sibirya<br />
</strong><br />
Sibirya klasik şamanizmin anavatanı kabul edilmektedir. Bölgedeki Ural, Altay,  Paleosibiryalı halklar özellikle de avcı-toplayıcı gruplar modern dönemlere  kadar şamanistik uygulamalarda bulunmaya devam etmişlerdir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>Eskimo<br />
</strong><br />
Doğu Sibirya&#8217;dan Kuzey Kanada&#8217;ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada yaşayan  Eskimo gruplarının şamanist uygulama ve inançlara sahip oldukları  kaydedilmiştir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>Amazon Bölgesi<br />
</strong><br />
Amazon Yağmur ormanlarında bazı yerli grupları şaman eylemlerinde  bulunmaktadırlar. 20.yüzyılda Tukano şamanlığının zengin sembolizmi üzerine alan  araştırmaları yapılmıştır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>Amerika Kıtaları<br />
</strong><br />
Kuzey ve Güney Amerika kıtalarında yaşayan Yerlilerin tek bir evrensel Yerli  Amerikan Dini veya manevi sisteminden bahsedilemeyecek denli çeşitli inançlara  sahip oldukları bilinmektedir. Bununla birlikte yerel kültürlerin geleneksel  şifacıları, mistikleri, otacıları (medicine people) bulunmakta ancak onlar  halkları arasında şaman terimi yerine kendi yerel dillerindeki kelimelerle  anılmaktadırlar. Sözkonusu ruhsal liderler tipik asya şamanlığında olduğu gibi  kabilenin karşılaştığı önemli olaylar veya kişisel rahatsızlıklara çare bulmak  için ruhlar alemine uçabilmekte, trans haline girebilmekte ve ateş ve tütünden  yararlanabilmektedirler.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>Şamanizm’de İnisiyasyon<br />
</strong><br />
Şamanist inisiyasyonda her şaman adayı rüyalar, trans, ruhların isim ve  fonksiyonları, şaman teknikleri, ‘gizli dil’ gibi bazı konularda bir eğitimden  geçirildikten sonra şaman olabilir. Asya Şamanist inisiyasyonlarında sırra  (mister) erme denilen “inisiyatik ölüm” ya da “cehenneme iniş” deneyimi Sibirya  ve Orta Asya’daki Şamanist Türkler’in (Yakutlar, Altaylılar vs.) tradisyonlarına  göre, hami-rehber ruhlarca, yeraltı denilen öte-alemde veya spiritüel gök  katlarında gerçekleştirilir. Bu deneyim, fiziksel olarak, genellikle, orman,  kır, mağara gibi toplumdan uzak ve kutsal sayılan bir yerde gerçekleştirilir.  Şaman (Kam) adayı önceden hazırlık eğitimini almış olsa da, sırra (mister) erme  denilen bu deneyimi yaşamadan adayın şamanlığı resmîleşmez. Bu deneyimi ancak  gereken hazırlık eğitimini almış şaman adayları geçirebilir. (Hazırlık eğitimi,  ancak, dalgınlık, olup bitene ilgisizlik, birtakım nöbetlere tutulma gibi ön  belirtiler gösteren adaylar arasından, bir iç çağrısı alma ve mağaralarda  haberci rüyalar görüp hami-rehber varlıklarıyla irtibata geçme gibi ilâhî  “seçilme” belirtileri göstermiş olana verilir.)  </font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Davulu transa girmeyi  kolaylaştıracak bir şekilde kullanmayı öğrenmiş aday, birtakım acı verici  sınavlara tâbi tutulduktan sonra, ölüm deneyimini yaşamak üzere, transa girer.  Şaman adayı birkaç gün süren bu deneyim boyunca, ruh ve beden bağları gevşemiş  halde yatar. İnisiyasyonlardaki cehenneme iniş ya da ikinci doğuş denilen bu  olgular Şamanizm’de şaman adayının vücudunun sembolik olarak parçalanması  suretiyle organlarına ayrılması ve sonra bu parçaların birleştirilmesi veya  etlerinden sıyrılmış kemiklerinin etlenmesiyle vücuduna yeniden kavuşması olarak  simgelenir. Sırra erme denilen bu süre zarfında, hami-rehber varlıkları şamanın  ruhuna şamanlığı için gerekli her şeyi öğretirler. Öğrettikleri arasında meslek  sırları, “gizli dil”, hastalıkların özellikleri, iyileştirilme yolları da  bulunur. Bu işlemler bittiğinde ve hipnotik uykudan çıktığında, aday kendini  birtakım güçlerle donanmış ve bir hayli değişmiş halde bulur. Artık yalnızca  bedensel gözleriyle değil, ruhani gözüyle (kalp gözüyle) de görebilmektedir.<br />
Ezoterizm Portalı</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>Şamanın trans deneyimi ve psişik yetenekleri<br />
</strong><br />
Şaman’ın davul ve dans unsurlarıyla gerçekleşen, uçuş denilen transında posesyon  hali sözkonusu değildir. Yani trans halindeki şamanın hiçbir hal ve hareketi  idrak ve iradesi dışında değildir. Şamanın transında, kendi başına yaptığı bir  şuur deneyimi sözkonusudur. Bununla birlikte şaman, gerekirse bir ruh ile –posede  olmadan– bağlantı kurabilir. Bu, kimilerine göre, şuur ve kişiliğin kaybolmadığı  gözlemlenen bir medyumluktur. Şamanın ruhsal yolculuğu, teozofik terimlerle,  astral seyahat, akaşik okumalar, ruhlar âleminin yüksek bölgelerine nüfuz etme  ve diğer ruhlarla posede olmadan bağlantı kurma gibi çeşitli yönlerde gelişir.  Usta şamanların Demir-Kazık yıldızına kadar yükselebildikleri söylenir.  Şifacılık, geleceği bilme, obsesyona uğramış insanları obsedörü kovarak  obsesyondan kurtarma, çift bedenlenme (dedublüman), fasinatörlük ve büyü (maji)yapabilme  şamanlarda sıkça rastlanan yeteneklerdir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Asya Şamanizm’inde üç âlem sözkonusudur: Yer, yeraltı, Gök. Fakat bunlar  sembolik ifadelerdir. Yeraltı terimi Asya’nın kimi Şamanist tradisyonlarında  öte-alem anlamında kullanılır, kimi Şamanist tradisyonlarında ise ölüm olayının  akabinde yaşanılan kargaşa ve vicdani hesaplaşma dönemini ifade etmek üzere  kullanılır. Dolayısıyla, bazı Şamanist tradisyonlarda yeraltı denildiğinde,  genellikle öte-alemin titreşim düzeyi kaba ve yoğun ortamları sözkonusudur.  Yeraltı deyiminin bu anlamda kullanıldığı şamanist tradisyonlarda öte-alemin  huzurlu ortamları ise “gölgeler diyarı” gibi başka ifadelerle belirtilmektedir.  Yakut Türkleri, Çukçiler ve Yukagirler, insanın üç “can”ı olduğunu kabul  ederler. Ölüm olayında biri mezarda kalır, biri “gölgeler diyarı”na iner,  üçüncüsü ise Göğe çıkar. Ölüler, bir süre sonra, yeryüzünde tekrar doğabilirler.  Uygurlar, inandıkları sürekli olarak tekrar doğma olgusuna “sansar” adını  verirler.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Asya Şamanizm’ine, özellikle Altay, Yakut ve Uygur Türkleri’nin tradisyonlarına  göre, insanların yaşadığı Yer, ölülerin göçtüğü “yeraltı” (öte-âlem) ve  spiritüel anlamdaki Kutsal Gök’ten oluşan üç ortam, merkezlerinden geçen, direk  ya da kazık denilen bir eksenle birbirine bağlanırlar. Bu eksen “Göğün göbeği”  ile “Yer’in göbeği” arasında yer alır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bu kavram Altay, Yakut ve Uygur Türkleri’nin tradisyonlarında şöyle açıklanır:  İnsanların yaşadığı Yer, ölülerin göçtüğü “yeraltı” (öte-âlem) ve spiritüel  anlamdaki Gök’ten oluşan üç alem ya da ortam, merkezlerinden geçen bir eksenle  birbirine bağlıdır. “Yer’in göbeği” ile “Göğün göbeği” arasındaki bu eksenin  geçtiği, bu ortamların ortasındaki delikler ya da açıklıklar bir tür geçittir.  Şamanlar, “uçuş” (trans deneyimi) sırasında bir ortamdan diğerine geçerken bu  irtibat geçitlerinden yararlanırlar. Aynı şekilde, ölenler de öte-âleme bu yolla  göçerler. Öte-âleme giden şamanlar oraya “Yer’in deliği” geçidinden geçerek  gider, yine bu delikten ya da kapıdan dönerler. “Yer’in ekseni” kavramı Altay,  Yakut ve Uygur tradisyonlarının yanısıra, Başkurt, Kırgız, Kalmuk, Çukçi, Buryat,  Samoyet, Koryak, Moğol, Tibet, Fin, Lapon ve Estonya tradisyonlarında da  bulunur.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Altay, Yakut ve Uygur Türkleri’nin tradisyonlarına göre, şamanın “Yeraltı”na  inebilmesi veya “gökler”e çıkabilmesi için önce “Yer’in Ekseni”ne çıkması  gerekir. “Yeraltı”na inmesi gereken Altay şamanı “uçuş” yolculuğunda önce “demir  dağ”a (Temir taikşa) tırmanır. Yer’in Ekseni”ne çıkması işte bu sembolik “dağ”ı  aşıp “Yerin Göbeği” denilen delikten girmesiyle mümkün olur.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Şaman gölgeler diyarı’na giderken öncelikle “Yerin göbeği”ndeki bu delikten  “Yer’in Ekseni”ne ulaşmak, sonra da “Yeraltı”nın cehennemi kısmından geçmek  zorundadır. Ölen kimseler de bu yolculuğu yaparlar ki, bu yolculukta ölünün  geçemediği takdirde azap çekmesinin sözkonusu olduğu bir köprü’yle karşılaşılır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Kuzey ve Orta Asya Şamanizm’inde yeraltı âlemi 7 veya 9 katlıdır. Ölüm olayı ile  beden terk edildikten sonra kimileri yeraltı katlarındaki ortamlara, kimileri  ise Gök katlarındaki ortamlara giderler. Şaman da, trans deneyimi sırasında,  yapacağı uygulamanın amacı ve türüne göre, ya yeraltı âlemine iner ya da Göğe  çıkar. Örneğin, bir hastayı iyileştirmek için Göğe çıkması, fakat bir ölünün  ruhuna eşlik etmek, hastanın ruhunu geri getirmek (ölmemesini sağlamak) veya  yeryüzünü terk etmek istemeyen ölüleri ‘gölgeler diyarı’na götürmek için  Yeraltı’na iner. Fakat herhangi bir nedenle Göğe çıkacak bir şamanın önce  yeraltı denilen âleme inmesi gerekir. Yani hiç kimse “Yeraltı”na (öte-âlem)  inmeden Göğe çıkamaz.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p align="center"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"> <font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/samanizm/">»<span lang="tr">  &#8220;Şamanizm&#8221; Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span><br />
</span></font></strong> <span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD"><br />
Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</font></strong></span></font></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/samanizm-genel-bilgiler-2/">Şamanizm – Genel Bilgiler – 2</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/samanizm-genel-bilgiler-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
