<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Goc | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/tag/goc/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Fri, 03 Jun 2016 14:54:09 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Türkiye&#8217;de Beyin Göçü &#8211; (Performans &#8211; Proje Ödevleri)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/turkiyede-beyin-gocu-performans-proje-odevleri/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/turkiyede-beyin-gocu-performans-proje-odevleri/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Dec 2007 00:37:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Performans Ödevleri]]></category>
		<category><![CDATA[YKS - KPSS]]></category>
		<category><![CDATA[Beyin]]></category>
		<category><![CDATA[Beyin Göçü]]></category>
		<category><![CDATA[Biyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[cografya]]></category>
		<category><![CDATA[Ders]]></category>
		<category><![CDATA[Dil ve Anlatim]]></category>
		<category><![CDATA[Dil ve Anlatim Performans Ödevleri]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat Dönem Ödevi]]></category>
		<category><![CDATA[Fen ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Fizik]]></category>
		<category><![CDATA[Goc]]></category>
		<category><![CDATA[Kimya]]></category>
		<category><![CDATA[Lise Performans Ödevleri]]></category>
		<category><![CDATA[Lise Proje Ödevleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ödev]]></category>
		<category><![CDATA[Ödevler]]></category>
		<category><![CDATA[Oks Performans]]></category>
		<category><![CDATA[Ortaögretim Performans Ödevleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ortaögretim Proje Ödevleri]]></category>
		<category><![CDATA[Öss Performans]]></category>
		<category><![CDATA[Performans Ödevi]]></category>
		<category><![CDATA[Proje Ödevi]]></category>
		<category><![CDATA[Proje Ödevleri]]></category>
		<category><![CDATA[Proje ve Performans Ödevleri]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe Dönem Ödevi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe Ödevi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe Ödevler]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe Performans Ödevi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiyede Beyin Göçü]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiyede Beyin Göçü Performans 
Ödevi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/turkiyede-beyin-gocu-performans-proje-odevleri/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye&#8217;de Beyin Göçü (Performans Proje Ödevleri) XIX. KALKINMADA İNSANGÜCÜ SORUNU VE BEYİN GÖÇÜ 1. İNSANGÜCÜ SORUNU Kalkınmada insangücü tahminleri özellikle uzun vadeli olarak yapılırken, gözönünde tutulacak önemli nokta, vasıflı elaman yetiştirmek için gerekecek sürenin uzunluğudur. Bir ilim adamının, bir mühendisin yetişebilmesi, eğitilebilmesi için yaklaşık olarak yirmi seneye ihtiyaç vardır. Efektif verimli sürenin ise bundan çok [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkiyede-beyin-gocu-performans-proje-odevleri/">Türkiye’de Beyin Göçü – (Performans – Proje Ödevleri)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><strong><font color="#6699ff" face="Maiandra GD" size="5"> Türkiye&#8217;de Beyin Göçü</font></strong><font face="Maiandra GD"><strong><font color="#6699ff" size="5"><br />
</font><font color="#ff9933" size="2">(Performans   Proje Ödevleri)</font></strong></font></p>
<p align="center"><strong><font color="#c0c0c0" face="Maiandra GD" size="2">XIX.  KALKINMADA İNSANGÜCÜ SORUNU VE BEYİN GÖÇÜ</font></strong></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>1. İNSANGÜCÜ SORUNU<br />
</strong><br />
Kalkınmada insangücü tahminleri özellikle uzun vadeli olarak yapılırken,  gözönünde tutulacak önemli nokta, vasıflı elaman yetiştirmek için gerekecek  sürenin uzunluğudur. Bir ilim adamının, bir mühendisin yetişebilmesi,  eğitilebilmesi için yaklaşık olarak yirmi seneye ihtiyaç vardır. Efektif verimli  sürenin ise bundan çok daha fazla olabileceği söylenebilir. Eğitim sisteminin  hiyerarşik bir maliyet  hasıla yapısına sahip olduğunu düşünürsek,  insangücünün ekonomiye olan katkısının eğitim dönemi ve okul sonrasından  itibaren yükselen bir trende sahip olacağını belirtebiliriz, insangücü arzının  belirli sahalarda bir fazlaya sahip oluşu, diğer bazı sahalarda ise, bir açıkla  karşılaşılması, birçok ülkenin karşı karşıya bulunduğu bir problemdir. </font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Genellikle, gelişmekte olan  ülkelerin mesleki ve teknik insangücü açığı buna bir örnektir. Önemli olan,  kalkınma için gerekli gelişmeye en uygun katkısı bulunabilecek sahalarda bir  insangücü arzının görülmesidir, belirli sahalarda bir fazlaya sahip oluş, diğer  bazı sahalarda ise, bir açıkla karşılaşılması, birçok ülkenin karşı karşıya  bulunduğu bir problemdir. Genellikle, gelişmekte olan ülkelerin mesleki ve  teknik insangücü açığı buna bir örnektir. Önemli olan, kalkınma için gerekli ve  gelişmeye optimum katkısı bulunabilecek sahalarda bir insangücü eksikliğinden  ziyade, fazlasının bulunmasıdır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Eksikliğin bulunması  halinde, belirli bir öğrenim süresi kadar ekonominin talep ettiği vasıfta  insangücü arzında yetersizlik olacak ve insangücü fazlalığı bulunduğu takdirde,  örgün eğitimi gerektirmeyen sahalarda, hizmetiçi ve hizmet öncesi eğitimden  faydalanarak fazla insangücünün verimli olabilecek sahalara aktarmak  gerekecektir. Hizmet içi eğitim yoluyla elde edilebilecek bilgi ve  kabiliyetlerin örgün eğitim yoluyla elde edilmesi, vazgeçilen kazanç miktarını  arttırmakta ve eğitim maliyetini yükseltmektedir. İnsangücü fazlasının, ihtisas  sahasına ters düşmeyecek sahalarda kullanılması sonucunda, insangücü, o sahada  beklenen verimi verebiliyorsa, o takdirde, insangücü arzında elastikiyet vardır,  denebilir. İnsangücünün, ihtisasının dışına çıkmaksızın meselâ, bir makine  teknisyenin hizmetiçi eğitim görerek uçak sanayi ile ilgili bir işyerinden  istihdamında olduğu gibi başka bir iş ve işyerinde verimli çalışabilmelidir.  Beşeri kapitalin beşeri oluşu, insanla birlikte bir anlam taşıması ve insanla  birlikte var oluşudur. Beşeri kapital fert ile birlikte hareket etmekte ve  üretimde ferde yardımcı olmaktadır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">İnsangücü fazlasının,  herhangi bir verim düşüşüne sebep olmaksızın başka bir işte  değerlendirilebilmesi, beşeri kaynak bakımından gelişmiş ülkelerde  görülebilmektedir. Çünkü, bu ülkelerde eğitim genel, mesleki ve teknik alanda  sağladığı asgari eğitim seviyesi, fertlere bu esnekliği kazandırmaktadır. Beşeri  kaynakların gelişmiş, olmasının taşıdığını anlam, sosyal ve ekonomik hayat için  gerekli insangücünün yeterliliği kadar, o insangücünün kalkınmaya en yüksek  katkıda bulunması ve yerinde istihdamıdır. Bir sahada gerektiğinden fazla  İnsangücü arzı, işsizlikle bir süre veya sürekli de olsa karşı karşıya bulunmayı  gerektirecektir. İnsangücü fazlası, eğitimin bedelini yükseltmektedir. Çünkü,  daha fazla kişi eğitimden istifade etmiş olmaktadır. Ancak, eğitimden istifade  edenlerin iş bulamamaları, eğitim yatırımlarının verimini azaltır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p><center><!--adsense#reklam_336x280--></center></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Gelişmemiş ülkelerde  ekonominin massedemediği işgücü fazlası, işsiz kütlesini arttırmakta ve  diplomalı işsizlerden bahsedilmektedir. İstihdam edilenlerin bir bölümü de gizli  işsiz olmaktadır. Gelişmekte olan bir ülkenin amacı, yüksek vasıflı insangücünü  sadece nicelik olarak arttırmak olmamalıdır. Aksine, eğitim masraflarını en aza  indirmek, maharet ve vasıf kazanma yolunun elde edilmesinde değişik yollar  aramak gerekir. Eğitim harcamalarının arttırılması ile eğitimden beklenen  hasılanın da yükseleceği anlamı çıkmaz. Daha fazla harcama ve maliyetlerin  kabarması karşısında insangücünün kalite ve kantite yönü ağır basmalıdır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">İnsangücü sorununun  bilhassa gelişmekte olan ülkeler açısından nitelik ve nicelik olarak yeterli  seviyeye yükseltilerek çözümü de yeterli değildir. Nitelik ve nicelik bakımından  yeterli hale gelen ve kalkınmaya en uygun katkıda bulunacak insangücünün, aynı  zamanda, ekonominin ihtiyaç duyduğu sahalarda bulunması da şarttır. Gelişmekte  olan ülkelerin orta vasıflı ve vasıflı teknik eleman açığı ile karşıya  bulunmaları, bu ülkelerin karşılaştıkları en önemli darboğazlar arasında  bulunmaktadır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Gelişmekte olan ülkelerde  ortaya çıkan İnsangücü arz ve talebindeki dengesizliklerin normal sayılması  gerektiği, bunun zamanla adeta pazar mekanizması içinde dengeye kavuşabileceği  şeklindeki görüşlerin, eğitim planlaması yoluyla müdahale yapılmadan, bilhassa  beşeri kaynakları gelişmemiş azgelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler için taşıdığı  gerçek payı, şüphe ile karşılanabilir. İnsangücü açığının yanısıra, gelişmekte  olan ülkeler beyin göçü de vermektedirler. Beyin göçü konusu, günümüzde o derece  önem kazanmıştır ki, artık &#8220;Beyin Göçü Ekonomisi&#8221;, &#8220;Beyin Göçü Sosyolojisi&#8221;  adını taşıyan eserlere sık sık rastlanmaktadır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Beyin göçüne konu olan  insan unsurunun göç olgusu içinde yer alması, çağımızda eğitimin sosyal  hareketlilik üzerinde etkili olmasıyla ortaya çıkmıştır. Yirminci Yüzyıl eğitim  alanında büyük adımların atıldığı ve fertlerin eğitim yoluyla yükselebildikleri  bir çağdır. Böylece, fertler sosyal statülerini gördükleri eğitime göre kazanır  olmuşlar, doğuştan elde edilen statüler önemlerini yitirmişlerdir. Her ne kadar  aileden ve sosyal miras yoluyla elde edilen özellikler statüye yardımcı olursa  da, eğitim yoluyla meslek kazanmak çağımızın temel özelliklerindendir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Sanayi İnkılâbından sonra  eski orta sınıf olarak bilinen esnaf, sanatkâr, küçük çiftçi gibi mesleklerin  yanısıra, yeni orta sınıflar olarak doğan beyaz yakalılar ellerinde herhangi bir  üretim aracı mülkiyeti olmamasına rağmen, orta sınıfların kalabalıklaşmasını ve  yaygınlaşmasını sağlamıştır. Her ne kadar bazı kaynaklarda gelişmiş ve  sanayileşmiş ülkeler orta sınıf toplumları olarak değerlendiriliyorsa da, bu  toplumlarda alt sınıflar, altorta gibi yeni tabakalaşma modelleri de mevcuttur.  Yeni orta sınıflar sanayileşmeye paralel olarak artan ihtisaslaşmış bilgi ve  kabiliyeti gelişmiş yönetici özellikler taşıyan mesleklere sahip olanlardan  meydana gelmektedir. Ücretliler grubuna sokulan ve tahminleri altüst eden bu  yeni meslek dallarındaki sayı patlaması, ihtisaslaşmış insangücünü ön plana  çıkarmıştır. Farklı vasıf sayıda insangücü ihtiyacı ekonomik gelişmeye ve  sanayileşmeye paralel olarak artmıştır. Ondokuzuncu Yüzyıl başlarında ve  ortalarındaki sadece beden gücüne dayanan vasıfsız işçi de zamanla değişti.  Böylece, az vasıflı, orta vasıflı ve vasıflı işçiler şeklinde bir kademelenme  görülmüştür. Geliştirilmiş eğitim metodları ile sürekli olarak niteliği  geliştirilen insan unsuru bilgi birikimine uğramış ve eğitim yoluyla mesleki  hareketliliğe sahip olmuştur.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Çalışanlarda yukarı doğru  sosyal hareketliliğin görüldüğü çağımızda insangücü kaynaklarının gerek sayı,  gerek nitelik olarak gelişmişliği sosyal gelişmenin de bir göstergesi haline  gelmiştir. Özellikle, gelişmiş ülkelerde ortalama teknik bilgi seviyesinin arttı  ve insangücü kaynaklarının gelişmişliğine tanık olunmuştur.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Çalışanların  proleterleşeceği; orta sınıfın ortadan kalkacağı, zamanla insan emeği yerine  geçecek makine dolayısıyla çalışanlarda yabancılaşmanın artacağı, sınıfsız bir  toplum yaratılacağı varsayımları, XIX. Yüzyıl düşünürlerini fazlasıyla işgal  etmiştir. Oysa, çalışanlarda vasıf gerilemesi yerine, vasıf kademelenmesi  görülmüş, ikili tabakalaşma yerini çoğulcu sosyal tabakalaşmaya bırakmıştır.  Özellikle, sanayi kesiminde çatışmauzlaşmauyum&#8221; sürecini izleyen menfaat  çatışmaları çalışma hayatında kurumlaşmaya da uğramıştır. Böylece, uzlaşılamaz  menfaat çatışmalarından bahsedebilmek zorlaşmıştır. Burjuvazinin bünyesinde  ücretliler grubu artan bir orana sahip olmuş, meslekdeki mevkii bakımından  şehirli nüfusun büyük bir bölümünü kapsar hale gelmiştir. İnsanlık tarihi de  dayanışmanın, işbölümünün ve milli menfaatlerin tarihi olmuştur. Sınıf  çatışmalarının insanlığın kaderi olamıyacağı ve sınıflar arasında tahta  perdelerin bulunmadığı gerçeği farkedilebilmiştir. Artık, modern proleterler,  insanlık tarihinin nasıl olması gerektiği konusunda hayali toplum modelleriyle  uğraşanlar olmuşlardır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">İnsangücü kaynaklarının  gelişmesine nitelik ve nicelik artışına rağmen, ihtisaslaşmış aydına olan talep  hızla yükselmiş ve buna paralel olarak da istihdam imkânları artmıştır. Vasıflı  emeğin farklı kademelerde arzının artışına rağmen, gelişmiş ülkeler; bilgi ve  kabiliyeti geliştirilmiş yükse vasıflı emeğin gelişmekte olan ülkelerden  ithalinden de vazgeçememişlerdir. Gelişmiş ülkeler için fiziki kapitalden daha  önemlisi, beşeri kapital ve onu geliştirmek olmuştur. Çünkü, sanayileşme ve  hatta ileri sanayi toplumu haline gelebilmek en azından fiziki kapital kadar,  beşeri faktöre de önem vermeği gerekli kılmıştır. Beşeri kapital insanın bir  parçasıdır. Beşeridir; çünkü insanla birlikte bir değer ve anlam taşımaktadır.  Kapital oluşu ise, gelecekte düşünülen çeşitli tatmin ve isteklerin  gerçekleşmesini sağlayacak bir kaynak oluşundandır . Nitekim, beşeri faktörün  geliştirilmesini en azından fizik faktördeki iyileştirme kadar gerekli bulan  çevreler eğitimden bir &#8220;sektör&#8221; ve &#8220;yatırım&#8221; yönü ağır basan bir faaliyet olarak  bahsetmektedirler258. Ülkelerin sosyal ve ekonomik kalkınmalarında ihtiyaç  duydukları İnsangücü kaynaklarını geliştirmek aslında hasıla oranı yüksek olan  bir yatırımdır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>2. BEYİN GÖÇÜ<br />
</strong><br />
Beyin göçü; bize göre, nitelikli insangücünün ülkesinin sosyal ve ekonomik  kalkınma gayretleri ve menafatleri karşısında pasifleştirilmesi sürecidir.  Gelişmiş ülkelerin yüksek vasıflı emek ithalinden vazgeçemeyişleri sadece geniş  istihdam imkânlarına bağlanamaz. Yüksek vasıflı İnsangücü arzının artışı ne  ölçüde olursa olsun, bu ülkeler uzun dönemde yine de bir insangücü açığı ile  karşı karşıya gelebilmektedirler. Bir vasıflı elemanın yetiştirilmesi, hem  belirli bir zaman almaktadır ve bir süre beklemek gerekmektedir, hem de bir  eğitim yatırımı gerektirmektedir. Bunun yerine, yetişmiş bir vasıflı elemanı  ithal etmek, az bir eğitim maliyetiyle o kimseden faydalanmak demektir. Bu  kimsenin yetişmesi, bilgi ve kabiliyetinin geliştirilmesi yönünden kendi ülkesi  maliyeti taşımaktadır. </font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Göç ettiği ülke ise, bir  eğitim yatırımına veya daha dar anlamda herhangi bir harcamaya gitmeden sınırlı  bir konut ve sağlık harcaması hariç bu kimseden faydalanacaktır. Bu durumda, göç  edilen ülke, eğitim yatırımı açısından karlı çıkmakta ve o kimseye düşen yatının  miktarı kadar tasarruf etmiş sayılmaktadır. Böylece, bir kısım eğitim  harcamaları daha verimli bir alana kaydırılmış olmaktadır. Bir de bu kimsenin  sosyal ve ekonomik gelişmeye yapacağı katkı düşünülürse, göç alan ülkenin bu  işten ne kadar kârlı çıktığı ortadadır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Sosyal ve ferdi hasıla  açısından düşünürsek, göç eden kimse, ferdi bakımdan karlı sayılabilir. Daha  yüksek ücret alacak, bilgi ve görgüsü artacak, daha rahat imkânlar içinde  çalışabilecek, ilmî araştırma ikliminden yararlanacak, yenilik ve buluş  merkezlerine yakın olacaktır. Ancak, sosyal açıdan göç veren ülke için büyük bir  kayıptır. Göç alan ülke için ise, sosyal hâsılayı arttıran bir unsurdur.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Beyin göçü alan ülkeler  genellikle gelişmiş ülkelerdir. Az gelişmiş ve gelişme potansiyeline sahip  olmayan bir ülkeden bir vasıflı elemanın gelişmiş ülkeye göçü şüphesiz ki, önem  taşır. Ancak, gelişmekte olan bir ülkeden gelişmiş ülkeye göçü, daha çok dikkat  çeker. Çünkü, genellikle gelişmekte olan ülkeler, potansiyel olarak gelişme  imkanlarına sahip olan ülkelerdir. Beyin göçü, insangücü açıkları bulunan ve bu  açıkları en kısa zamanda kapamak durumunda olan gelişmekte olan ülkelerin  gelişme eğilimini sarsar. Üstelik, eğitimin maliyeti göç dolayısıyla  yükseleceğinden, gelişmekte olan ülkelerde eğitime ayrılan kaynakların etkinliği  azalacaktır. Kaynaklan kıt ve bunları optimal dağıtarak kalkınma zorunda olan bu  ülkeler, göç dolayısıyla daha büyük kayıplarla ve açıklarla karşılarlar. </font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Gelişmiş ülkelerden diğer  gelişmiş ülkelere olan göç &#8220;beşeri kapitalin milletlerarası dolaşımı&#8221; olarak  değerlendirilmektedir259. Meselâ; İngiltere&#8217;den A.B.D., Kanada ve F. Almanya&#8217;ya  olan göç örneğindeki gibi&#8230; Göç alan ve veren ülkelerin kayıp ve kazançları,  gelişmekte olan ve gelişmemiş ülke arasındaki ilişkide görüldüğü kadar büyük  etkiler doğurmaz. Göç alan ülkeler eğitim maliyetine katılmadıklarından  yapmadıkları harcama bu ülkeler için bir tasarruftur. Bu tasarruflar daha etkin  bir alanda araştırmageliştirmede (A+G) kullanılmaktadır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bu değerlendirmelerde bu  ülkenin kalkınma ve gelişmesi ve faydalanacağı beşeri kaynakların göçle  kaybedilmesinden ziyade, beşeri kaynakların dünya ölçüsünde optimal verim ve  katkı sağlayacak şekilde serbest piyasa şartları altında dolaşımı esas  alınmaktadır. Aslında, göç hem ülke, hem de ülkelerarası alanlarda ortaya çıkan  çok sayıda karmaşık faktörün etkisinde kalmaktadır. Beyin göçü ile işgücü  ihracını birbirine karıştırmamak gerekir. Beyin göçüne konu olanlar işgücünden  ziyade &#8220;insangücü&#8221; kapsamı içinde yer alırlar. İşgücünün de mutlaka o ülkeye  göçü anlamına gelmez. Bununla beraber, göçün yönü ve niteliği itibariyle işgücü  ihracı insangücü ile birlikte de görülebilir. İnsangücünün dolaşımı konusunda  günümüzde dikkati çeken bir özellik de, kapitalist olarak nitelenen ülkeler  arasında bu dolaşımın görülmesinin yanısıra, sosyalist olarak kabul edilen  ülkelerden de kapitalist sayılan Batı ülkelerine doğru bir emek akımına  rastlanmasıdır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Dış yardım ile beyin  göçünden doğan katma değeri karşılaştırılanların ortaya koyduklarına göre,  meselâ, A.B.D.&#8217;de beyin göçünden elde edilen katma değer, bu ülkenin dış  yardımlarından birkaç kat fazladır. A.B.D. ve Kanada&#8217;nın yamsıra, İngiltere,  Fransa ve F. Almanya gibi ülkeler de geniş ölçüde beyin göçü almaktadırlar.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>3. BEYİN GÖÇÜNÜ DOĞURAN FAKTÖRLER<br />
</strong><br />
</font><strong><span lang="en"><font face="Maiandra GD" size="2">» </font> </span></strong><font face="Maiandra GD" size="2">Sayı ve nitelik olarak bazı  dallarda eğitilen insangücü ile talep edilen insangücü arasındaki dengesizlik,<br />
</font><strong><span lang="en"><font face="Maiandra GD" size="2">» </font> </span></strong><font face="Maiandra GD" size="2">Gelişmiş ülkelerle gelişmekte olan  ülkeler arasında vasıfları belirli işlere farklı ücret seviyelerinin uygulanması  ve maddî tatminsizliğin yanısıra, manevî tatmine erişememek,<br />
</font><strong><span lang="en"><font face="Maiandra GD" size="2">» </font> </span></strong><font face="Maiandra GD" size="2">Üniversite eğitim ve öğretim  kadrolarına girişte doğan engeller,<br />
</font><strong><span lang="en"><font face="Maiandra GD" size="2">» </font> </span></strong><font face="Maiandra GD" size="2">İstihdam imkânlarının gelişmekte  olan ülkelerde sınırlı olması, işsizliğin ve bilhassa aydın işsizliğinin  görülmesi, eğitimistihdam ilişkilerinin yeterince düzenlenmemesi,<br />
</font><strong><span lang="en"><font face="Maiandra GD" size="2">» </font> </span></strong><font face="Maiandra GD" size="2">Yaratıcı gücün teşvik edilmemesi,  araştırma ve inceleme konusunda imkânların yetersizliği, ilim zihniyetinin ve  ikliminin bulunmaması, araç gereç ve kalkınma hedefleriyle bütünleşmiş bir  araştırmageliştirme politikasının noksanlığı,<br />
</font><strong><span lang="en"><font face="Maiandra GD" size="2">» </font> </span></strong><font face="Maiandra GD" size="2">Millî ideallerin eğitim ve kültür  politikaları yoluyla gençlik ve aydınlar arasında yer edememesi,<br />
</font><strong><span lang="en"><font face="Maiandra GD" size="2">» </font> </span></strong><font face="Maiandra GD" size="2">Siyasî ve ekonomik istikrarın  bulunmaması, demokratik yapının zedelenmesi, can ve mal güvenliğinin azalması,<br />
</font><strong><span lang="en"><font face="Maiandra GD" size="2">» </font> </span></strong><font face="Maiandra GD" size="2">Mevcut eğitim sisteminin ve  bilhassa bazı eğitim kuruluşlarının gelişmiş ülkeler içi pazar olabilme  özelliği,<br />
</font><strong><span lang="en"><font face="Maiandra GD" size="2">» </font> </span></strong><font face="Maiandra GD" size="2">Gelişmiş ülkelerin teknolojik  gelişme ve yeniliklerini merkezi olmaları,<br />
</font><strong><span lang="en"><font face="Maiandra GD" size="2">» </font> </span></strong><font face="Maiandra GD" size="2">&#8220;Alıştırma&#8221; ve &#8220;telkin&#8221; yoluyla  gelişmiş ülkelerin cazip gösterilmesi için sürdürülen kültürel baskı ve yüksek  öğretimde yabancı dille eğitim ve öğretim,<br />
</font><strong><span lang="en"><font face="Maiandra GD" size="2">» </font> </span></strong><font face="Maiandra GD" size="2">Özellikle lisans düzeyinde burslu  ve kendi hesabına okumak üzere yurt dışına öğrenci gönderilmesi,<br />
</font><strong><span lang="en"><font face="Maiandra GD" size="2">» </font> </span></strong><font face="Maiandra GD" size="2">Siyasi tercihler.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Beyin göçünü tahrik eden ve  arttıran bu gibi sebeplerin dışında göçü azaltan bazı faktörlerden de  bahsedebiliriz. Tabiatıyla, yukarıda belirttiklerimizden ters yönde doğacak  eğilimler, göçü hafifletebilir. Bunların dışında ekonomik büyüme dönemleri,  genişleyen yatırım hacmi, eğitimistihdam ilişkilerinin düzenlenmesi, araştırma  ve geliştirme kuruluşlarının yeterli olması, üniversite öğretim üyeliğine  geçişte fırsat eşitliğini önleyen engellerin kaldırılması ve yeni kadroların  tahsisi, yurt dışındaki insangücümüzle temas yollarının arttırılması ve  ilişkiler kurulması gibi tedbirler de göçü hafifletebilir. Yapılan bir  araştırmada, göçü önleyici çareler arasında Türkiye&#8217;de ilmi araştırma  faaliyetlerinin özendirilmesi ve genişletilmesi, başarıya prim verilmesi,  üniversite kariyer sisteminin ele alınması, ücret ve maaş düzenlenmesi dış  temasların arttırılmasına yer verilmektedir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Eğitimin &#8220;millî&#8221; olup  olmaması da beyin göçü üzerinde tesirli olabilir. Burada eğitim nasıl milli olur  sorusunu cevaplandırmamız gerekmektedir. Meselâ, iktisat öğretimi, Türk İktisat  Tarihinin diğer toplumların iktisat tarihlerinden ayrılan kendine has  özelliklerini vermediği sürece, o iktisat öğretimi milli sayılamaz. Tıp  öğreniminde tıp tarihi ve dünya tıp kaynaklarına girmiş Türk ve İslâm bilginleri  ve katkıları öğrenciye verilemiyorsa, o tıp öğrenimi millî olamaz. Sanat  tarihinde Türk kültürünün maddeye yansımış üstün özellikleri öğrenciye  verilemiyorsa, gayet tabii ki aydınımız Anadolu&#8217;da yaşamış küçük toplulukların  yaşayış ve medeniyetleri ile ilgilenir ve karşısında bir dev gibi duran Osmanlı,  Selçuklu ve eski Türk sanat ve medeniyetinden habersiz olur. Sosyoloji  öğretiminde şehirleşmesanayileşme süreci ele alınırken sadece Batı Avrupa&#8217;da  ticaretin filizlendiği şehirler (burglar) ele alınıp özellikle X. ve XI.  Yüzyıllarda Doğu&#8217;da beyin göçü dahi alan; Türklerin yerleşik hayatını belgeleyen  medeniyette ve teknikte o yüzyıllar için ileri sayılan Türk şehirleri ihmal  ediliyorsa, bu öğretime de milli denemez. Bunları bilmiyorlar diye de genç  insanlar suçlanamaz. Yabancı dil öğreniminde yabancı dilin bir araç  olduğu,Türkçe konuşulması gereken yerde Türkçeden taviz verilmeyeceği öğrenciye  kazandırılmazsa, yabancı dilin kültür dairesi içinde insanımız kaybolup gider.  Yabancı dile bakış, gerçekçi olmalı ve yerinde kullanılmalıdır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>4. TÜRKİYE&#8217;NİN VERDİĞİ BEYİN GÖÇÜNÜN NİTELİKLERİ<br />
</strong><br />
Ülkemizin dışarıya verdiği beyin göçünü tam anlamıyla tesbit edebilmek güçtür.  Ücret farklılığı, mesleki tatminin elde edilememesi, yaratıcılığın teşvik  görmemesi, yeterli bilgi ve kabiliyete sahip olmak yerine siyasî mülâhazalarla  statü kazanılması, siyasî istikrarsızlık ve huzursuzluk gibi sebeplerle yüksek  vasıflı insangücü beyin göçüne konu olmaktadır. Önceki dönemlere göre, beyin  göçüne konu olan doktor sayısında azalma görülmesine karşılık, mimar ve mühendis  sayısında artış izlenmektedir. Ayrıca; beyin göçünün alışılmış geçici merkez  bölgelerinin Batı Avrupa ve Kuzey Amerika ülkeleri olmasının yanısıra, son  yıllarda Orta Doğu ülkelerine de göç izlenmektedir. Yüksek vasıflı insangücünün  yanısıra; son yıllarda zaten yetersiz olan orta vasıflı teknik insangücünün de  beyin göçüne konu olması, insangücü kaynağının yurt içinde değerlendirilememesi  bakımından olumsuz sonuçlar yaratmaktadır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Daha önce belirttiğimiz  sebeplerden dolayı süregelen beyin göçü konusunda bugünkü nitelikli insangücü  mevcudunun yaklaşık olarak onda birinin yurt dışında bulunduğu, Üçüncü Beş  Yıllık Kalkınma Planında tahmin edilmektedir. Nitekim, stratejik önem taşıyan  fen adamı, mühendis ve doktor gibi elemanların son 15 yıl içinde, yurt dışında  bulunan oranı, bu elemanları yetiştiren kurumların toplam mezun sayısının yüzde  1118&#8217;i kadardır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">İnsangücü  yetiştirilmesinde, eğitime ayrılan kaynakların yetersizliğini, kaynakların etkin  bir şekilde kullanılmamasını, teknik, mesleki ve genel eğitim arasında  yatırımların dengesiz dağılımını; eğitim sistemi ile ekonomik gelişme arasındaki  uyumun yetersizliğini, eğitim yatırımlarından sağlanacak hâsılanın uzun süreyi  gerektirmesini, laboratuar, araç ve gereç gibi darboğazları da göz önünde  tutarsak ve bir de yetişkinlerin göç ettiklerini düşünürsek, Türkiye&#8217;nin bundan  ne kadar zarar gördüğü daha iyi anlaşılır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Meselâ Birinci ve İkinci  Plan dönemlerinde % 7&#8217;lik bir kalkınma hızı esas alınmış, Birinci Plan döneminde  % 6,7 İkinci Plan döneminde de % 6,9 kalkınma hızı sağlanabilmiştir. Sanayi  sektöründe ise, Birinci Plan döneminde % 12.3 hedef alınmış ve % 9,7 oranında  gelişme sağlanmıştır. İkinci Plan döneminde ise % 12 olarak tesbit edilen  gelişme hızı % 7,6&#8217;da kalmıştır. Sanayi sektöründe hedef alınan gelişme hızı  ekonominin yıllık genel büyüme hızından yüksek tutulmuştur. Sanayi sektöründe  planlanan gelişme hızının altında bir oranın ortaya çıkışı birçok faktöre  dayandırılabilir. Sermaye, teknoloji, hammadde, enerji, emek ve altyapının  yetersizleşmesi bunların belli başlılarındandır. Ancak, bu gerilemede insangücü  açığının, nitelikli insangücünün ve yerinde kullanamayarak verimi düşen emeğin  etkisi büyüktür.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Birleşmiş Milletler  istatistiklerinden alınan bilgilere göre çeşitli sebeplerle gelişmiş ülkelere  (19621967 ortalamasına göre) her yıl ortalama 375 Türk bilim adamı ve yüksek  nitelikli eleman göç etmektedir. Aslında, bu rakam bir fikir vermesine rağmen,  oldukça düşük sayılabilir. Göç eden elemanların % 51,l&#8217;i tıp, % 40&#8217;ı mühendislik  % 5,5&#8217;i tabii ilimler ve % 3&#8217;ü sosyal ilimler alanlarındadır20. Ancak, son  yıllarda daha önce de belirttiğimiz gibi, göç edenler arasında doktor oranında  azalma görülmesine karşılık, mimar ve mühendis oranının artışı konusunda,  özellikle hangi mühendislik branşlarında göçün yoğunlaştığı da ülkemiz açısından  önem taşımaktadır. Zira, mimar, inşaat mühendisi gibi mühendislik branşlarında  arz fazlası görülmesine karşılık, elektrik, maden; petrol ve harita mühendisliği  gibi branşlarda bir açıkla karşı karşıya bulunmaktayız.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Arz fazlası bulunan inşaat  mühendisliği ve mimarlık gibi dalların dışında konuya bütüncü bir açıdan  eğilirsek, eldeki verilere göre ülkemizden diğer ülkelere yüksek düzeyde eleman  göçünü, arz fazlası veya ihtiyaç fazlası elemanların yurt dışına taşması olarak  kabul edemeyiz. Nitekim, P. G. Frenck tarafından Türkiye&#8217;de kabiliyet göçünün  temelde ihtiyaç fazlası elemanınülkedışına taşması şeklinde bir olayla  karşılaşıp karşılaşamadığı konusunda yapılan araştırmada, Türkiye&#8217;de,  genellikle, yüksek düzeyde eleman için istihdam piyasasının elverişli olduğu,  pek az alanda ihtiyaç fazlası mezun bulunmasına karşılık, pek çok alanda  mütevazı ölçüler içinde de olsa yetişen mezun sayısını aşan eleman ihtiyacı  bulunduğu belirtilmiştir. &#8220;Bununla birlikte Türkiye&#8217;nin yüksek düzeyde eleman  istihdamında karşılaştığı başlıca sorunlar, özellikle sağlık ve teknik alanlarda  süregelen ara insangücü eksikliği ile işletmecilik alanındaki kalifiye insangücü  yetersizliği gibi yapısal bozukluklar ile tipik olarak hekimlerin coğrafi  dağılımında kendini belli eden bölgesel dengesizliklerdir1.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Ülkemizde, sağlık alanında  hekimlerin dağılımı açısından dengesizlikler vardır. Özellikle. İstanbul,  Ankara, İzmir, Adana gibi gelişmiş illerimizde ve bu illeri kapsayan yörelerde  doktor sayısının % 69&#8217;ı faaliyet göstermekte, 1963 yılından itibaren az gelişmiş  yörelerimizde başlatılan sosyalizasyon çalışmaları ise; tesis ve sağlık hizmeti  açısından âtıl kapasite yaratmıştır. Birinci Beş Yıllık Plan Döneminde, az  gelişmiş yörelerimizde arttırılan eğitim ve sağlık yatırımlarına rağmen,  standart kadroların çok altındaki sayılarda sağlık personeli ile çalışmaya  mecbur kalmıştır. Az gelişmiş yörelerimizdeki sağlık ocaklarının çok sayıda  kurulmasının hedef olarak kabul edilmiş olması bir hata olmuş ve sosyalizasyon  programının maliyetini arttırmıştır. Fizikî hedeflere paralel olarak insangücü  hedeflerinin tam olarak gerçekleşmediği görülmüş ve kaynak israfına yol  açılmıştır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Yüksek düzeyde insangücü  göçünün ülkemize maliyeti konusunda bazı araştırmalara rastlanmaktadır. H. Üner  tarafından yapılan araştırma bunlardan birisidir. 1967 yılında Türkiye&#8217;den A. B.  D.&#8217;ne kabul edilmiş bulunan 203 eleman için hesaplanan maddi kayıp 18.270.000  doları bulmuştur. 1965 yılı değerine göre, yaklaşık olarak kişi başına 90.000  dolarlık bir kayıp sözkonusudur. Bulunan bu rakamlar içinde okul masrafları,  bakım ve idame masrafları, öğrenim süresince vazgeçilmiş gelirler ile bu  elemanların çalışma hayatına girmeleri halinde tahmini toplam gelirleri  hesaplamanın kapsamı içinde tutulmuştur.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Yurt dışında çalışan  doktoralı Türkler üzerine Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumunca ve T.  Oğuzkan tarafından yapılan araştırmada 1968 yılında yurt dışında çeşitli  ülkelerde çalışan doktoralı Türk sayısı en az 217 olarak tahmin edilmiştir. Bu  rakkam ülkemizin aynı tarihlerde yurt içinde iki yılda yetiştirebildiği toplam  doktoralı eleman sayısına yaklaşmaktadır. Ayrıca, sadece fen ve mühendislik  alanlarında yetişmiş doktoralı eleman dikkate alındığı takdirde, yurt dışında  çalışan Türklerin sayısı, ülke içinde sırasıyla 6 ve 7 yılda verilen mezun  sayısını buluyordu. Öte yandan, karşılaştırma yalnız fen alanında doktora  sahipleri için yapıldığı zaman, yurt dışında çalışan grup Türkiye&#8217;nin 19331967  yılları arasındaki 36 yıllık dönemde yetiştirdiği toplam doktoralı eleman  sayısının % 18&#8217;ini oluşturmaktadır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Yapılan çalışmada göçün  yönü, göç edenlerin yaş ve medeni durumları hakkında aşağıdaki noktalara temas  edilmiştir: &#8220;Araştırmada bilgi toplamak üzere uygulanan ankete 150 kişiden gelen  cevaba göre, göç edilen başlıca ülkeler, % 71 ile Amerika Birleşik Devletleri  başta olmak üzere, % 10 ile Kanada, % 8 ile Almanya olarak saptandı. Geriye  kalanlar, Fransa, İngiltere ve diğer ülkelere dağılmışlardır. Büyük çoğunluğu  evli olan grubun yaş medyanı 40 olarak bulundu. Genel olarak incelenen grup,  aile hayatlarında ve mesleklerinde yerleşmiş, çalıştıkları kurumlarda unvan ve  mevki bakımından ilerlemeler kaydetmiş kimselerden oluşuyordu. Ankete alınan  cevaplardan grubun % 79&#8217;unun Türk uyruğunu koruduğu görüldü.&#8221;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Araştırmalarda ayrıca  tesbit edilen bir husus da şöyledir: &#8220;Türkiye&#8217;de çalışmakta iken, göç edenlerin  yanında öğrenimini tamamladıktan sonra yurda dönmeyip çalışma hayatına intikal  edenlerin sayıca geniş bir grubu oluşturduğu görüldü. Örneğin, incelenen grupta  doktora derecesi aldıktan sonra Türkiye&#8217;de çalışmadığını bildirenlerin oranı %  58&#8217;i bulmaktaydı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Buraya kadar olan  açıklamalarımızda beyin göçünü coğrafi bir hareketlilik olarak ele aldık. Ancak,  mekân değişikliği söz konusu olmadan da, beyin göçü olayına rastlamaktayız. Bu  tip bir göçün gerçekleşmesi içi gelişmekte olan ülke devamlı veya geçici olarak  gelişmiş ülke lehine eleman kaybetmeyebilir. Alıştırma ve telkin süreçleri  sonunda dünya çapında yaygın kitle haberleşme araçlarının da etkisiyle, yabancı  ideolojiler tarafından sömürgeleştirilen vasıflı elemanlar göç etmeseler de,  ülkeleri için birer kayıp sayılırlar. Bu tip bir göç sonunda kaybedilenler,  sosyal ve ekonomik kalkınmaya kendilerinden beklenen en uygun katılmayı  gösteremeyecekleri gibi, Türkiye&#8217;nin milli menfaatleriyle de ters düşeceklerdir.  Nitekim, 12 Eylül öncesi bazı sabotajlar, arızalar ile anarşi örgütleri içinde  yer alan bazı yüksek vasıflı elamanlar bu konuda tipik birer örnektir.</font></p>
<p><font style="font-size: 10pt" face="Maiandra GD">    </font></p>
<p align="center"><font style="font-size: 10pt" face="Maiandra GD"><strong> <font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"><font color="#808080"> <span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/performans-proje-odevleri/">»<span lang="tr">  “Performans Ödevleri” Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span></span></font></strong></font></p>
<p align="center"><span style="font-size: 9pt" lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…</font></strong></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkiyede-beyin-gocu-performans-proje-odevleri/">Türkiye’de Beyin Göçü – (Performans – Proje Ödevleri)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/turkiyede-beyin-gocu-performans-proje-odevleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>19</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türk Destanları</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/turk-destanlari/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/turk-destanlari/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 14 Sep 2007 12:00:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şiir Öykü Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Destanları]]></category>
		<category><![CDATA[Alp Er Tunga]]></category>
		<category><![CDATA[Altay]]></category>
		<category><![CDATA[Battal name]]></category>
		<category><![CDATA[Bozkurt]]></category>
		<category><![CDATA[Danismend name]]></category>
		<category><![CDATA[Destan]]></category>
		<category><![CDATA[Ergenekon Destani]]></category>
		<category><![CDATA[Goc]]></category>
		<category><![CDATA[Göktürk]]></category>
		<category><![CDATA[Hun]]></category>
		<category><![CDATA[Kagan]]></category>
		<category><![CDATA[Koroglu]]></category>
		<category><![CDATA[Kurt]]></category>
		<category><![CDATA[Oguz]]></category>
		<category><![CDATA[Orhun]]></category>
		<category><![CDATA[saka]]></category>
		<category><![CDATA[Su Destani]]></category>
		<category><![CDATA[Tureyis]]></category>
		<category><![CDATA[Türk]]></category>
		<category><![CDATA[Yakut]]></category>
		<category><![CDATA[Yaradilis]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/turk-destanlari-2/</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8230;Türk Destanları&#8230; (Görüntülemek istediğiniz başlığa dokunun.) Türk Destanları (Genel Bilgi) İlk TÜRK Destanları Dede Korkut Destanları İslamiyet’in Kabulünden Sonraki Türk Destanları Yaradılış Destanı Alp Er Tunga Destanı Şu Destanı Hun-Oğuz Destanı Göktürk Destanı Ergenekon Destanı Türeyiş Destanı Göç Destanı Satuk Buğra Han Destanı Manas Destanı Cengiz-name Destanı Battal-name Destanı Danişmend-name Destanı Köroğlu Destanı &#160; Not: [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-destanlari/">Türk Destanları</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><font face="Maiandra GD"> <span style="font-size: 30pt; font-weight: 700"><font color="#ff0066">&#8230;T</font><font color="#009933">ü</font><font color="#808080">r</font><font color="#ff6600">k</font> <font color="#009999">D</font><font color="#6c92ff">e</font><font color="#ff66ff">s</font><font color="#ff0066">t</font><font color="#009933">a</font><font color="#808080">n</font><font color="#ff6600">l</font><font color="#009999">a</font><font color="#6c92ff">r</font><font color="#ff0066">ı&#8230;<br />
</font></span><font color="#33cccc"> <span style="font-size: 8pt; font-weight: 700">(Görüntülemek istediğiniz  başlığa dokunun.)</span></font></font></p>
<p align="center"> <img decoding="async" src="https://www.bilgicik.com/resimler/Turk_destanlari/goc_destani.jpg" alt="Türk Destanları" height="136" width="154" /><img decoding="async" src="https://www.bilgicik.com/resimler/Turk_destanlari/ergenekon_2.jpg" alt="Türk Destanları" height="139" width="151" /></p>
<p align="center"><font face="Maiandra GD"><strong><span style="font-size: 15pt"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-destanlari-hakkinda-genel-bilgi/" title="Türk Destanları Genel Bilgi" style="text-decoration: none"> <font color="#ff6600">Türk Destanları (Genel Bilgi)</font></a><font color="#ff6600"><br />
</font></span> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ilk-turk-destanlari/" title="İlk TÜRK Destanları" style="text-decoration: none"> <span style="font-size: 15pt"><font color="#ff0066">İlk TÜRK Destanları</font></span></a><span style="font-size: 15pt"><font color="#ff0066"><br />
</font> <font color="#808080"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/dede-korkut-destanlari/" style="text-decoration: none"> <font color="#808080">Dede Korkut Destanları</font></a><br />
</font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/islamiyetin-kabulunden-sonraki-turk-destanlari/" title="İslamiyet’in Kabulünden Sonraki Türk Destanları" style="text-decoration: none"> <font color="#33cccc">İslamiyet’in Kabulünden Sonraki Türk Destanları</font></a><font color="#33cccc"><br />
</font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/yaradilis-destani-turk-kozmogonisi/" title="Yaradılış Destanı" style="text-decoration: none"> <font color="#808080">Yaradılış Destanı</font></a><font color="#808080"><br />
</font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/alp-er-tunga-destani/" title="Alp Er Tunga Destanı" style="text-decoration: none"> <font color="#ff66ff">Alp Er Tunga Destanı</font></a><font color="#ff66ff"><br />
</font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/su-destani/" title="Şu Destanı" style="text-decoration: none"> <font color="#3366ff">Şu Destanı</font></a><font color="#3366ff"><br />
</font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/hun-oguz-destani/" title="Hun-Oğuz Destanı" style="text-decoration: none"> <font color="#ff0066">Hun-Oğuz Destanı</font></a><font color="#ff0066"><br />
</font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/gokturk-bozkurt-destani/" title="Göktürk Destanı" style="text-decoration: none"> <font color="#33cccc">Göktürk Destanı</font></a><font color="#33cccc"><br />
</font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ergenekon-destani/" title="Ergenekon Destanı" style="text-decoration: none"> <font color="#ff6600">Ergenekon Destanı</font></a><font color="#ff6600"><br />
</font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/tureyis-destani/" title="Türeyiş Destanı" style="text-decoration: none"> <font color="#808080">Türeyiş Destanı</font></a><font color="#808080"><br />
</font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/goc-destani/" title="Göç Destanı" style="text-decoration: none"> <font color="#ff66ff">Göç Destanı</font></a><font color="#ff66ff"><br />
</font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/satuk-bugra-han-destani/" title="Satuk Buğra Han Destanı" style="text-decoration: none"> <font color="#3366ff">Satuk Buğra Han Destanı</font></a><font color="#3366ff"><br />
</font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/manas-destani/" title="Manas Destanı" style="text-decoration: none"> <font color="#ff0066">Manas Destanı</font></a><font color="#ff0066"><br />
</font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/cengiz-name-destani/" title="Cengiz-name Destanı" style="text-decoration: none"> <font color="#33cccc">Cengiz-name Destanı</font></a><font color="#33cccc"><br />
</font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/battal-name-destani/" title="Battal-name Destanı" style="text-decoration: none"> <font color="#ff6600">Battal-name Destanı</font></a><font color="#ff6600"><br />
</font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/danismend-name-destani/" title="Danişmend-name Destanı" style="text-decoration: none"> <font color="#808080">Danişmend-name Destanı</font></a><font color="#808080"><br />
</font></span> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/koroglu-destani/" title="Köroğlu Destanı" style="text-decoration: none"> <span style="font-size: 15pt"><font color="#ff66ff">Köroğlu Destanı</font></span></a></strong></font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="center"><span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</font></strong></span><strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 10pt"><br />
</span></font></strong></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-destanlari/">Türk Destanları</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/turk-destanlari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>204</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İlk TÜRK Destanları</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/ilk-turk-destanlari/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/ilk-turk-destanlari/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 14 Sep 2007 11:53:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şiir Öykü Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Destanları]]></category>
		<category><![CDATA[Alp Er Tunga]]></category>
		<category><![CDATA[Altay]]></category>
		<category><![CDATA[Bozkurt]]></category>
		<category><![CDATA[Destan]]></category>
		<category><![CDATA[Goc]]></category>
		<category><![CDATA[Göktürk]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[Orhun]]></category>
		<category><![CDATA[saka]]></category>
		<category><![CDATA[Su Destani]]></category>
		<category><![CDATA[Tureyis]]></category>
		<category><![CDATA[Türk]]></category>
		<category><![CDATA[Yakut]]></category>
		<category><![CDATA[Yaradilis]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/ilk-turk-destanlari/</guid>

					<description><![CDATA[<p>İlk TÜRK Destanları 1. Altay &#8211; Yakut Dönemi a. Yaradılış Destanı 2. Sakalar Dönemi a. Alp Er Tunga Destanı b. Şu Destanı 3. Hun Dönemi a. Oğuz Kağan Destanı 4. Gök Türk Dönemi a. Bozkurt Destanı b. Ergenekon Destanı 5. Uygur Dönemi a. Türeyiş Destanı b. Göç Destanı &#124;» Türk Destanları Sayfasına Dön! « &#124; [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ilk-turk-destanlari/">İlk TÜRK Destanları</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><strong><span style="font-size: 22pt; color: #0099ff; font-family: 'Maiandra GD';">İlk TÜRK Destanları</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" align="center"><u><strong> <span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD';">1. Altay &#8211; Yakut Dönemi</span></strong></u><span style="font-weight: bold;"><span style="font-size: 10pt; color: #808080; font-family: 'Maiandra GD';"><br />
</span><span style="color: #808080; font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">a. </span></span> <span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-weight: bold;"><span style="font-size: small;"> <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/yaradilis-destani-turk-kozmogonisi/"> <span style="color: #009933;">Yaradılış Destanı</span></a></span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" align="center"><u><strong><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">2. Sakalar Dönemi</span></strong></u><span style="font-weight: bold;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><br />
<span style="color: #808080;">a. </span> <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/alp-er-tunga-destani/"> <span style="color: #ff0066;">Alp Er Tunga Destanı </span></a><br />
<span style="color: #808080;">b.</span> <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/su-destani/"> <span style="color: #ff0000;">Şu Destanı </span></a></span></span></p>
<p class="MsoNormal" align="center"><span style="font-weight: bold; text-decoration: underline;"> <span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">3. Hun Dönemi</span></span><span style="font-weight: bold;"><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;"><br />
<span style="color: #808080;">a. </span> <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/hun-oguz-destani/"> <span style="color: #0099ff;">Oğuz Kağan Destanı </span></a></span></span></p>
<p class="MsoNormal" align="center"><u><strong><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">4. Gök Türk Dönemi</span></strong></u><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-weight: bold;"><span style="font-size: small;"><br />
<span style="color: #808080;">a. </span> <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/gokturk-destani/"> <span style="color: #cc00ff;">Bozkurt Destanı</span></a><br />
<span style="color: #808080;">b.</span> <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/ergenekon-destani/"> <span style="color: #33cccc;">Ergenekon Destanı </span></a></span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" align="center"><u><strong><span style="font-family: 'Maiandra GD'; font-size: small;">5. Uygur Dönemi </span></strong></u><span style="font-family: 'Maiandra GD';"> <span style="font-weight: bold;"><span style="font-size: small;"><br />
<span style="color: #808080;">a.</span> <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/tureyis-destani/"> <span style="color: #d7ac00;">Türeyiş Destanı</span></a><br />
<span style="color: #808080;">b.</span> <a style="text-decoration: none;" href="https://www.bilgicik.com/yazi/goc-destani/"> <span style="color: #ff66cc;">Göç Destanı</span></a></span></span></span></p>
<p align="justify">
<p align="center"><strong><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: 15pt;"> <span style="color: #808080;"><span lang="tr">|</span></span><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-destanlari/">»<span lang="tr"> Türk Destanları Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <span style="color: #808080;">|</span></span><br />
</span></span></strong></p>
<p align="center"><span lang="tr"><strong> <span style="font-size: 10pt; color: #ff0000; font-family: 'Maiandra GD';">Not:</span><span style="font-size: 10pt; color: #808080; font-family: 'Maiandra GD';"> İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</span></strong></span><strong><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><span style="font-size: 10pt;"><br />
</span></span></strong></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ilk-turk-destanlari/">İlk TÜRK Destanları</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/ilk-turk-destanlari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>49</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Göç Destanı</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/goc-destani/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/goc-destani/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 14 Sep 2007 11:46:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şiir Öykü Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Destanları]]></category>
		<category><![CDATA[Ana yurt]]></category>
		<category><![CDATA[Bozkurt]]></category>
		<category><![CDATA[Destan]]></category>
		<category><![CDATA[Goc]]></category>
		<category><![CDATA[Kagan]]></category>
		<category><![CDATA[Mogol]]></category>
		<category><![CDATA[Orta Asya]]></category>
		<category><![CDATA[Türk]]></category>
		<category><![CDATA[Turk Destani]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/goc-destani/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Göç Destanı Bu destan da bir Uygur destanıdır ve daha önce de belirtildiği üzere, Türeyiş destanının tabii bir devamı gibidir. Bugün, Orhun nehri kenarında bir şehir kalıntısı ile bir saray yıkıntısı vardır ki çok eskiden bu şehre Ordu Balık denildiği tahmin edilmektedir. Büyük Uygur Destanı&#8217; nın, işte bu şehrin saray yıkıntısının önünde bugün dahi görülebilecek [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/goc-destani/">Göç Destanı</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center">  <strong><font style="font-size: 22pt" color="#0099ff" face="Maiandra GD">Göç Destanı</font></strong></p>
<p align="justify">  <font face="Maiandra GD" size="2">Bu destan da bir Uygur destanıdır ve daha önce  de belirtildiği üzere, Türeyiş destanının tabii bir devamı gibidir. Bugün, Orhun  nehri kenarında bir şehir kalıntısı ile bir saray yıkıntısı vardır ki çok  eskiden bu şehre Ordu Balık denildiği tahmin edilmektedir. Büyük Uygur Destanı&#8217;  nın, işte bu şehrin saray yıkıntısının önünde bugün dahi görülebilecek şekilde  duran abidelerde yazılı olduğunu Hüseyin Namık Orkun&#8217; un belirttiğine göre bu  abideler, Moğol Hanı Öğüdey zamanında Çin&#8217; den getirilen mütehassıslarla  okutturulup tercüme ettirilmiştir.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Göç Destanının Çin ve İran kaynaklarındaki kayıtlarına göre iki ayrı rivayet  halinde olduğu bilinmekte ise de aslında birbirinin tamamlayıcısı gibidir. İran  kaynaklarında ki rivayet, daha ziyade tarihî bilgilere yakındır. Aynı zamanda  İran rivayeti, Türklerin Maniheizm&#8217; i kabulünü anlatan bir menkıbe hüviyetinde  görünmektedir. Aşağıda hülasa edilecek olan rivayeti Cüveyni&#8217;nin Tarih-i  Cihanküşa adlı eserinde kayıtlıdır ve bu rivayete göre, destanda zikredilen iki  ağacın, Maniheizm&#8217; in kurucusu Mani&#8217;nin &#8220;iki Esas&#8221; adlı eserindeki iki ağacı  temsil ve taklit ettiğini prof. Fuat Köprülü iddia etmektedir.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Destan:<br />
</font>  <img decoding="async" src="https://www.bilgicik.com/resimler/Turk_destanlari/goc_destani.jpg" alt="Türk Destanları" align="right" height="184" width="175" /><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
Uygur ülkesinde, Tuğla ve Selenge ırmaklarının birleştiği yerde Kumlançu denilen  bir tepe vardır. Adına Hulin Dağı derlerdi.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Hulin Dağında da, birbirine çok yakın iki ağaç büyümüştü. Biri kayın ağacıydı.  Bir gece, kayın ağacının arasında yaşayan halk bu ışığı gördü ve ürpererek takip  etti. Kutsal bir ışıktı, kayın ağacının üstünde kaldığı müddetçe kayın ağacının  gövdesi büyüdükçe büyüfü, kabardı. Oradan çok güzel türküler gelmeğe başladı.  Gece oldu mu, ağacın otuz adım ötesinden bütün çevre ışıklar içinde kalıyordu.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Bir gün ağacın gövdesi ansızın yarıldı. İçinden beş küçük çadır, beş küçük  odacık halinde meydana çıktı. Her odacığın içinde bir çocuk vardı. Çocukların  ağızlarının üstünde asılı birer emzik vardı ve onlar bu mukaddes çocuklara halk  ve halkın ileri gelenleri çok büyük saygı gösterdiler.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Çocukların en küçüğünün adı Sungur Tekin&#8217; di, ondan sonrakinin adı Kutur Tigin,  üçüncüsününki Türek Tekin, dördüncüsünün Us Tekin ve beşincisinin adı Bögü  Tekin&#8217;di. Beş çocuğun beşinin de Tanrı tarafından gönderildiğine inanan halk,  içlerinden birini hakan yapmak istediler. Bögü Han en büyükleri idi hem de  ötekilerden daha güzel, daha zeki ve daha yiğit görünüyordu. Bögü Tekin&#8217; in  hepsinden, her hususta üstün olduğunu anlayan halk onu hakan olarak seçtiler.  Büyük bir törenle Bögü hanı hakan olarak seçtiler. Büyük bir törenle Bögü hanı  tahta oturttular.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Böylece yıllar yılı kovalamış ve bir gün gelmiş Uygurlara bir başkası hakan  olmuş.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Bu hakanın da galı Tekin adında bir oğlu varmış.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Hakan oğlu Galı Tekin&#8217; e, Çin prenseslerinden birini, Kiu-Lien&#8217; i almağı uygun  görmüş.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Evlendikten sonra Prenses Kiu-Lien, sarayını Hatun Dağında kurdu. Hatun dağının  çevre yanı da dağlıktı ve bu dağlardan birinin adı da Tanrı Dağıydı, Tanrı  Dağının güneyinde de Kutlu Dağ derler bir başka dağ vardı, kocaman bir kaya  parçası.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Bir gün elçileri, falcılarıyla birlikte Kiu-Lien&#8217; in sarayına geldiler. Kendi  aralarında konuşup dediler ki:</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">-Hatun Dağının varı yoğu, bütün bahtiyarlığı Kutlu dağ denilen bu kaya parçasına  bağlıdır. Türkleri zayıflatıp yıkmak istiyorsak bu kayayı onların elinden  almalıyız.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Bu konuşmadan sonra varılan karar üzerine Çinliler, Kui-Lien&#8217; e karşılık olarak  o kayanın kendilerine verilmesini istediler. Yeni Hakan, isteğin nereye  varacağını düşünmeden ve umursamadan Çinlilerin arzusunu kabul etti, yurdunun  bir parçası olan bu kayayı onlara verdi. Hâlbuki Kutlu Dağ bir kutsal kayaydı;  bütün Uygur Ülkesinin saadeti bu kayaya bağlıydı. Bu tılsımlı taş Türk Yurdunun  bölünmez bütünlüğünü temsil ediyordu düşmana verilirse bu bütünlük parçalanarak  ve Türkeli&#8217;nin bütün saadeti de yok olacaktı.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Hakan kayayı vermesine verdi ama kaya öyle kolay kolay sökülüp götürülecek  cinsten değildi. Bunu anlayan Çinliler, kayanın çevresine odun ve kömür yığıp  ateşlediler. Kaya iyice kızınca da üzerine sirke döküp parça parça ettiler. Her  bir parçayı da ülkelerine taşıdılar.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Olan o zaman oldu işte. Türkeli&#8217;nin bütün kurdu kuşu, bütün hayvanları dile  geldi, kendi dillerince kayanın düşmana verilişine ağladılar. Yedi gün sonra da  bu düşüncesiz Hakan öldü. Ama Onun ölümüyle ülke felaketten kurtulamadı. bir Çin  prensesi uğruna çekinmeden feda edilen yurdun bir kayası, Türkeli&#8217;nin felaketine  sebep oldu. Halk rahat ve huzur yüzü görmedi. Irmaklar birbiri ardınca kurudu.  Göllerin suyu buhar olup uçtu. Topraklar yarıldı, mahsuller yeşermez oldu.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Günlerden sonra Türk Tahtına Böğü Han&#8217;ın torunlarından biri hakan olarak oturdu.  O zaman canlı cansız, ehli yaban, çoluk çocuk bütün yurtta soluk alan almayan ne  varsa hepsi birden:</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">-Göç!.. Göç!.. diye çığrışmaya başladı. Derinden, inilti, hüzün dolu, çaresiz  bir çığrışmaydı bu. Yürekler dayanmazdı.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Uygurlar bunu bir ilahi emir diye bildiler. Toparlandılar, yollara düzüldüler;  yurtlarını yuvalarını bırakıp bilinmedik ülkelere doğru göç etmeğe başladılar.  Nihayet bir yere gelip durdular, orada sesler de kesildi. Uygurlar, seslerin  kesilip duyulmaz olduğu bu yerde kondular, beş mahalle kurup yerleştiler ve  bunun için bu yerin adını da Beş-Balık koydular. Burada yaşayıp çoğaldılar.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"> <font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turk-destanlari/">»<span lang="tr">  Türk Destanları Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span><br />
</span></font></strong></p>
<p align="center"> <span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</font></strong></span><strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 10pt"><br />
</span></font></strong></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/goc-destani/">Göç Destanı</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/goc-destani/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>34</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
