<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Goethe Kimdir Hayatı Biyografi Yaşamı | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/tag/goethe-kimdir-hayati-biyografi-yasami/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Sun, 09 Mar 2008 16:00:57 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Goethe &#8211; (Biyografi, Hayatı, Kim Kimdir?)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/goethe-biyografi-hayati-kim-kimdir/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/goethe-biyografi-hayati-kim-kimdir/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Jan 2008 15:59:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[G]]></category>
		<category><![CDATA[Kim Kimdir?]]></category>
		<category><![CDATA[Biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[Biyografiler]]></category>
		<category><![CDATA[Goethe]]></category>
		<category><![CDATA[Goethe Kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Goethe Kimdir Hayatı Biyografi Yaşamı]]></category>
		<category><![CDATA[Hayati]]></category>
		<category><![CDATA[Kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Şairlerin Biyografileri]]></category>
		<category><![CDATA[Sanatçıların Biyografileri]]></category>
		<category><![CDATA[Ünlülerin Biyografileri]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Öyküsü]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarların Biyografileri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/goethe-biyografi-hayati-kim-kimdir/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Goethe (Hayatı &#8211; Biyografisi) Johann Wolfgang von Goethe, 28 Ağustos 1749&#8217;da Frankfurt&#8217;da doğdu. Varlıklı bir aileden geliyor. Küçük yaşta Fransızca, Latince ve Eski Yunanca öğrendi, güzel sanatlar ve tiyatroyu tanıdı. 1765&#8217;de hukuk eğitimine başladı ancak hastalanıp evine döndü. Din ve mistisizmle tanışması bu dönemdedir. İyileşince, hukuk eğitimini Strasbourg&#8217;da tamamladı. Dil üzerine araştırmalar yapan Herder&#8217;le dostluk [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/goethe-biyografi-hayati-kim-kimdir/">Goethe – (Biyografi, Hayatı, Kim Kimdir?)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><font face="Maiandra GD"><font color="#0099cc"><strong><span style="font-size: 22pt"> Goethe<br />
</span></strong></font> <font color="#c0c0c0"><span style="font-size: 8pt; font-weight: 700">(Hayatı &#8211;  Biyografisi)</span></font></font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"> </font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Johann Wolfgang von Goethe, 28 Ağustos 1749&#8217;da Frankfurt&#8217;da  doğdu. Varlıklı bir aileden geliyor. Küçük yaşta Fransızca, Latince ve Eski  Yunanca öğrendi, güzel sanatlar ve tiyatroyu tanıdı. 1765&#8217;de hukuk eğitimine  başladı ancak hastalanıp evine döndü. Din ve mistisizmle tanışması bu  dönemdedir. İyileşince, hukuk eğitimini Strasbourg&#8217;da tamamladı. Dil üzerine  araştırmalar yapan Herder&#8217;le dostluk kurdu. 1775&#8217;de Weimar Dükü tarafından  elçilik danışmanlığına atandı ve 1782&#8217;de &#8216;von&#8217; unvanını aldı. 1786&#8217;da Roma&#8217;ya  giderek güzel sanatlar alanında incelemeler yaptı. Sicilya&#8217;da botanikle  ilgilendi. Almanya&#8217;ya dönüşünden sonra evlendi. Bu sıralarda Jena kentinde  ikamet ediyordu ve Schiller&#8217;le de burada tanıştı. Yaklaşık on yıl süren  dostlukları sırasında, iki yazar olumlu anlamda birbirini her yönden  etkilediler. Siyasi karışıklar ve toplumsal patlamalara, 1805&#8217;de Schiller&#8217;in  ölümü de eklenince çok sarsılan Goethe, Jena&#8217;dan ayrıldı. Yaşı da hayli  ilerlemişti, köşesine çekildi; yazdı, durmadan yazdı ve hayatının en üretken  dönemini geçirdi. 22 Mart 1832&#8217;de Weimar&#8217;da öldü.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"></font></p>
<table style="border-collapse: collapse" align="left" border="0" bordercolor="#111111" cellpadding="0" cellspacing="0" height="250" width="250">
<tr>
<td height="267" width="173"><!--adsense#reklam_250x250--></td>
</tr>
</table>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>HAKKINDA YAZILANLAR</strong></font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Ayıplı bilim olur mu?<br />
Özcan Ünlü<br />
Türkiye 7 Mayıs 2001</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">Böyle bir ülkede yaşıyoruz biz&#8230; Şikayetçi değiliz ama&#8230; Sesimiz kısılana  kadar sevgimizi haykırabileceğimiz dağların gölgesinde yaşamayı seviyoruz  çünkü&#8230;<br />
Ah, bir de bu ülkedeki insanlar, birbirlerini dağların, denizlerin, ağaçların  birbirlerini sevdiği kadar sevebilse&#8230;<br />
Ağlamayı bir onur meselesi haline getirebilse&#8230;<br />
Gülmeyi, yorulmadan düşünmeyi&#8230;<br />
Düşünen beyinlerine sahip çıkmayı&#8230;</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">&#8216;Yılmaz dışarı!&#8217;<br />
</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"> Geçen hafta içinde, Alman edebiyatı konusunda yaptığı ciddi araştırmalar,  yayımladığı kitaplar, sunduğu tebliğlerle çok iyi tanıdığımız Yrd.Doç.Dr. Bayram  Yılmaz&#8217;ın görevine son verildiği haberini aldık. Harran Üniversitesi&#8217;nde yedi  yıldır çeşitli idari görevlerde bulunmasının yanısıra bugüne kadar, özellikle  Goethe üzerine yayımlanmış üç eseriyle edebiyat dünyasında adından söz ettiren  Yılmaz&#8217;ın görevine son verilme sebepleri üzerinde durmak istemiyorum ama gerekçe  olarak gösterilen bazı maddelerin tutarsızlığı aklımı karıştırdı. Görevli olduğu  bölümde öğrenci olmadığı için böyle bir tasarrufa gidilmesine rağmen hâlâ iki  öğretim görevlisinin aynı bölümde tutulması, yayımlanmış eserlerinin dikkate  alınmaması, çeşitli panellerde sunulan tebliğlerin gözardı edilmesi,  üniversiteye kazandırdığı onlarca kitabın bir kalemde silinip atılması vs&#8230;  Bilimsel çalışmalar yapmadığı iddia edilen Yılmaz&#8217;ın, bu hafta içinde Alman  Goethe Enstitüsü&#8217;nün davetlisi olarak Almanya&#8217;ya (Weimar) gideceğini ve buradaki  bir sempozyumda Goethe üzerine tebliğ sunacağını hatırlatmak isterim.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Basit hesaplar<br />
Hepimiz beyin göçünün karşısındayız. Değerli insanların bu ülkeye gerekli  olduğunu yazıp-çiziyoruz. Ama gelin görün ki, ucuz hesaplar ve basit  gerekçelerle onlarca yılda zor yetişen insanlarımızı küstürmekte oldukça cömert  davranıyoruz. Bunu yaparken öne sürdüğümüz ana gerekçelerin arkasında yatan art  niyeti de yıllardır anlamıyoruz, anlayamıyoruz.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Dürüstlüğün, hizmet aşkının, samimiyetin yerini küçük hesaplar aldığı günden  beri kayıplar ülkesine yeni yolculuklara çıkmadık mı? Bıkmadık mı basit  denklemleri çözmek için ana sermayeyi tüketmekten?..</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Yrd.Doç.Dr. Bayram Yılmaz, bu ülkenin kendi alanında yetiştirdiği değerli  isimlerden biri. O&#8217;nu -hangi görünür veya görünmez gerekçelerle olursa olsun-  harcayanlar, şimdi kendileri oturup, &#8216;Goethe ve İslâmiyet&#8217; (Timaş), &#8216;Goethe&#8217;nin  Doğu-Batı Divanı&#8217;nda Cennet Bahsi&#8217; (Timaş) ve &#8216;Doğu-Batı Divanı&#8217;nı (İyiadam)  hazırlasınlar bakalım!&#8230;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Yılmaz&#8217;ın eserleri<br />
Harran Üniversitesi&#8217;ndeki görevine son verilen değerli bilim adamı Yrd.Doç.Dr.  Bayram Yılmaz&#8217;ın, edebiyat dünyamıza kazandırdığı üç eserden söz etmek  istiyoruz.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Goethe ve İslâmiyet: İslâm dini ve Hz.Peygamber&#8217;e olan hayranlığı ile tanınan  Alman şairi Goethe, Hristiyan-Batı dünyasında İslâm dinini aslı gibi göstermeyen  eserlerin aksine, kendi eserlerinde bu yüce dini diğer bütün dinlerin üstünde  tutmuştur. Yılmaz, &#8216;Goethe ve İslâmiyet&#8217; isimli eserinde bu önemli konuyu ele  almaktadır. Kitap, Timaş Yayınları arasında çıktı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Goethe&#8217;nin Doğu-Batı Divanı&#8217;nda Cennet Bahsi: Bayram Yılmaz, bu kitabında,  Goethe&#8217;nin şaheser haline gelmiş olan Doğu-Batı Divanı üzerinde duruyor. Goethe,  büyük bir hayranlık duyduğu İslâm dünyasını bizzat gezip, gözlem yapma imkânı  bulamamış olmasına rağmen, doğru tesbitleriyle bugün bile okuyanlarını kendisine  hayran bırakmaktadır. Bu kitap da, Timaş Yayınları imzasını taşıyor.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Doğu-Batı Divânı: Goethe&#8217;nin dünyaca bilinen Doğu-Batı Divânı, bir şaheser  olmasının yanısıra, adeta iki dünyanın kavşağı olma özelliğini de taşıyor.  Züleyhâ&#8217;nın, Hâtem&#8217;in, Hâfız&#8217;ın sesleri arasında başlayıp biten divân, yaklaşık  iki yüzyıl sonra aslından birebir yapılan tercümeyle Türk okuyucusunu selâmladı.  Bu kitabın nâşiri ise İyiadam Yayınları&#8230;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">&#8220;Faust&#8221;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Ruhunu şeytana satan ünlü bir Alman büyücüsü Dr. Faust&#8217;un efsanesinden konusunu  alan bu eser Goethe&#8217;nin bütün hayatını kaplar.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Faust&#8217;un ilk monoloğu ile Wagner&#8217;le konuşması, Mephistopheles&#8217;in üniversite  öğrencisi ile olan sahnesi, Auerbach Meyhanesi sahnesi ve Margarete&#8217;nin öyküsü  1773-1775 yıllarında yazılmıştır. Ama Margarete&#8217;nin öyküsünde &#8216;Valentin&#8217;in  Ölümü&#8217; ile &#8216;Walpurgis Gecesi&#8217; daha o zamanlar yer almış değildir. Bunlar Urfaust  adını taşıyan Faust&#8217;un ilk biçimini ortaya koyarlar. Bu Urfaust, Goethe&#8217;nin  ölümünden çok sonra bulunmuş ve 1887 yılında Erich Schmidt tarafından  yayınlanmıştır. Şairin &#8216;Strum und Drang&#8217; döneminin ürünü olan bu parçalar belki  bütün kitabın en lirik parçalarıdır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Urfaust&#8217;un yazılışından on iki yıl sonra Goethe eserini yeniden ele almış ve ona  İtalya&#8217;da yazdığı parçaları eklemiştir. Bu yeni eklenen parçalar &#8216;Büyücü  Kadın&#8217;ın Mutfağı&#8217;, &#8216;Valentin&#8217;in Ölümü&#8217;, &#8216;Yüce Ruha Başvurma&#8217; sahneleridir.  &#8216;Sözleşme&#8217; sahnesinin kimi dizeleri de burada değiştirilmiş ya da bunlara  yenileri eklenmiştir. Bu yeni parçalarda Goethe&#8217;nin daha olgunlaştığı  görülmektedir. Coşku biraz daha dizginlenmiş ve ölçülülük bütün esere egemen  olmaya başlamıştır. Mephistopheles alaycı, kurnaz, aldatıcı yüzünü yitirmemiştir  ama dünyaya ve ruha biçim veren bir varlığa dönümüştür. Goethe ile  Mephistopheles arasındaki uçurum da iyiden iyiye dolmuştur. Faust şeytanıyla  sözleşme imzalamak için artık zorluk çıkarmayı düşünmez.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Goethe, Shiller&#8217;in eleştirileri ve üstelemeleri üzerine 1797 yılından 1801  yılına kadar yeniden Faust&#8217;a eklemeler yapmaya başlar. &#8216;İthaf&#8217;, &#8216;Tiyatro Üzerine  Öndeyiş&#8217;, &#8216;Gökyüzü Sahnesi&#8217;, &#8216;İkinci Monolog&#8217;, &#8216;Şehrin Kapısı Önünde Gezinti&#8217;nin  Mephistopheles&#8217;in sahnede görünmesine kadar olan bölümü, &#8216;Walpurgis Gecesi&#8217; ve &#8216;Helena&#8217;nın  Dönüşü&#8217;nün ilk 265 dizesi bu yıllarda yazılmıştır. Yayıncı Cotta&#8217;nın  üstelemeleri üzerine Goethe &#8216;Sözleşme&#8217; sahnesini de 1804 yılından sonra yeniden  ele almış, bu sahneye 1806 gününde tamamen son vermiş ve kitap 1808 yılında  Goethe&#8217;nin eserlerinin sekizinci cildi olarak Faust, Eine Tragödie adıyla  yayınlanmıştır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Faust&#8217;un bu ilk bölümünde, Goethe, hayata verdiği önemi ortaya koyar. &#8216;Hazlarım  bu dünyadan fışkırıyor, acılarımı bu güneş aydınlatıyor&#8217; sözleri, Faust&#8217;un  yeryüzündeki insanın alın yazısı görüşünü belirtir. Hiç kuşkusuz, insanoğlu  çabaladığı ve araştırdığı ölçüde yanılır. Yanılgının ta kendisi olan hayat,  acılara ve hatalara olanak sağlar. Ama insan yine de içinde iyiliği taşır ve  doğru yolu görür. Faust&#8217;un ruhunda iki şey sürekli bir çatışma halindedir. Onun  ruhu bir yandan uzak ve yüksek ülkelere doğru yönelmek isterken, bir yandan da  aşkla sıkı sıkıya bağlanmış olan yeryüzüne dört elle sarılır. Fakat Faust&#8217;un  ruhundaki bu bitmek tükenmek bilmeyen çatışma, hayata o yüce değerini  kazandırır. İnsan hayatı böylece, gerçeğin yaşanması dolaylarında yeniden  bütünlenmek üzere parçalanan bir uyumu andırır. Ama Faust &#8216;kaçıp giden an&#8217;a hiç  bir vakit &#8216;Aman dur gitme, sen çok güzelsin&#8217; diyemez. Şu var ki, Faust&#8217;un bin  güçlükle ilerlediği hayat yolunun üstünde, Tanrı&#8217;nın yüzü, meleklerin arasından  beliriverir. Bu da insanın alınyazısının dünya gizemini aşan bir anlam  kazanmasına yol açar.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Goethe 1816 yılında Şiir ve Gerçek&#8217;i yazarken Faust&#8217;un ikinci bölümünün bir  şemasını çizmiştir. Ama ikinci bölümü 1826 yılında yazmaya başlar. Goethe  şiirini yeni bir düzeye oturtmak düşüncesindedir artık. &#8216;Ariel Öndeyişi&#8217;  vesilesiyle Eckermann&#8217;a şunları söyleyecektir. &#8216;Kahramanımın gözle görülür  tükenişinden yeni bir hayat yaratabilmek için ona bilincini yitirmekten ve onu  tükenmiş saymaktan başka ne yapabilirdim?&#8217; İşte Goethe bu &#8216;yeni hayat&#8217;ı  anlatabilmek için daha beş yıl çalışmak zorunda kalmıştır. Helena&#8217;nın öyküsü  1827 yılında yazılmış ve bu, Goethe&#8217;nin eserlerinin dördüncü cildinde Helena,  Romantik ve Klasik Görüntü Oyunu adıyla yayınlanmıştır. 1828 yılında on ikinci  ciltte ise birinci perdenin bölümü ile İmparator rayındaki ilk sahneler yer  alır. &#8216;Klasik Walpurgis Gecesi&#8217; ile birinci perdenin son bölümü ise daha çok  1830 yılının ilk aylarında yazılmıştır. Bir yıl öncesinin sonbaharında başlanan  beşinci perde de 1830 Ocak ayında biter. Faust&#8217;un ölüm sahneleri ise, çok  önceleri, 1800 yılında yazılmış, son yıllarda ise yeniden gözden geçirilmiştir.  Dördüncü perde de 1827-1831 yılları arasında birçok kez yazılmış ve  düzeltilmiştir. Goethe 22 Mart 1832 gününde öldüğü vakit daha hala İkinci Faust  üzerinde çalışıyordu. Ama artık ona bitmiş gözüyle bakıyordu. Nihayet o yılın  sonbaharında Goethe&#8217;nin eserlerinin kırk birinci cildi, ölümünden sonra  yayınlanan eserlerinin de birinci cildi olmak üzere bu ikinci Faust&#8217;da Faust,  Beş Perdelik Tragedyanın İkinci Bölümü (Faust, Der Tragödie zweiter Teil in fünf  Akten) adıyla yayınlanır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Goethe bu eserine bütün hayatı boyunca içinde biriken ve kafasında yer eden  şeylerin tümünü dökmüştür. İnsanın kendi kendisiyle çatışması, Tanrıyla  ilişkisi, insanın doğa içindeki işlevi, insanın toplumla ilişkileri, yeni çağ  insanının eski çağla ilişkisi, insan gücünün sınırları, hayat sorunlarının  çözümü temaları bu eserin çatısını oluşturur. Faust çeşitli zamanlarda yazıldığı  için çeşitli yapılar gösteren bir eserdir. Ama yapıdaki bu eşitlilik eserin  büyüklüğünü de yaratmaktadır. Eserde gerçek ile mitos elele vermiş gibidir.  Bütün ayrıntılarıyla okurların önüne serilen gerçek, öyle gizliden gizliye kalıp  değiştirir ki bunun mitosa dönüşmesinin kimse farkına varmaz.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">İkinci Faust&#8217;ta eserin tonu oldukça değişir. Birinci Faust&#8217;ta hayat olduğu gibi,  kendi gerçeğiyle ya da sürüp giden bir büyü içinde gösterildiği halde  ikincisinde &#8216;renkli yansıları&#8217; ile usun onu kavramış olduğu biçimde  canlandırılır. Öte yandan dünya, Faust&#8217;un iç yaşantısının bir işlevi olmaktan  çıkar. Faust sadece bir birey olarak dünya içindeki yerini düşünür. Goethe  İkinci Faust&#8217;ta doğacı görünüşü de bir yana bırakmış ve dünyayı simgesel bir  varlık gibi görmeye başlamıştır. Goethe bu nokta üzerinde özellikle durmuştur.  Bu yüzden de İkinci Faust bu temayı işleyen &#8216;Şirin Bir Yer&#8217; sahnesiyle başlar.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">İkinci Faust, Faust&#8217;un ruhunu gökyüzü katlarına çıkaran meleklerin eylemiyle son  bulur. Melekler &#8216;acı çekmeye çalışan ve acıyı arayan kişiyi biz de  kurtarabiliriz&#8217; der. Faust&#8217;un ruhu göklerin en üst katına vardığı vakit, şimdi  sevgilisinin bağışlanması için yalvaran Margarete&#8217;nin ruhu da kendisini izler.  Eserin bu biçimde sona ermesi birçok eleştirilere yol açmıştır. Protestan bir  öyküye Katolik bir son vermekle suçlamışlardır Goethe&#8217;yi. Kimileri de Faust&#8217;un  gökyüzüne yükselirken bir an için bile olsa Meryem Ana&#8217;nın önünde diz çökmesini  yadırgamıştır. Hıristiyanca bir temel üzerine oturtulmuş bir eserde aşkın, kadın  biçiminde canlandırılması da doğru bulunmamıştır. Hele bu aşkın Yunanlıların  Eros&#8217;uyla aynileştirlmesi ise hiç iyi karşılanmamıştır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Eserin başkişisi Faust, iki ruh taşıyan bir insandır. Faust&#8217;un birinci ruhu  dünya işlerine sıkı sıkıya bağlıdır, ikincisi ise gökyüzüne yönelmiştir. Hayata  olan sevgisi kimi zaman Werther&#8217;de olduğu gibi umutsuzluğa, kimi zaman da  Prometheus&#8217;ta olduğu gibi başkaldırmaya götürür onu. Bu hayat, Doktor Faust&#8217;u  boyuna erişilemeyecek amaçlara da iteler. Ama onun hep değişik amaçlara  yönelmesinin bir nedeni de hiçbir şeyle tatmin edilmeyeşidir. Öyle ki Faust  zaman ve uzam dışı ülkede Yunanlı Helena&#8217;yı bulduğu vakit bile mutluluğa  erişemez. Çünkü onun istekleri boyuna yenilenmektedir. Ne var ki, yükseklerden  bir ses kendisine o güçlü denizi sahillerden uzaklaştırmasını ve böylece yüce  neşeyi ele geçirmesini buyurduğu vakit en son ve en yüksek zaferi elde etmiş  olur. Bu zafer Faust&#8217;un ilk yaşantılarından başlayarak içinin darlığından  kendisini kurtaran atılıma dek süren yolun son noktasıdır. Ama Faust&#8217;un  mutluluğa erişebilmesi çevresindeki insanların da bu mutluluktan pay almalarını  gerektirir. Faust&#8217;un Baucis ile Philemon adındaki bir karı kocayı kulübelerinden  kurtarmaya çalışması bu yüzdendir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Faust&#8217;un çeşitli amaçlara yönelmesi bir de hayatın temel bir ilkesine dayanır. O  temel ilke de şudur: &#8216;Her şey eylemdedir, zaferin yoktur&#8217; Margarete&#8217;nin  öyküsünden Faust&#8217;un yenik olarak çıkmasının nedeni işte budur. Bu öyle bir  yenilgidir ki Faust&#8217;un bir daha doğrulamayacağı düşünülebilir. Oysa İkinci Faust  şirin bir yüzle başlar. Faust çiçeklerle donanmış bir çayırda uzanmıştır.  Çevresinde hava perileri uçuşur. Ariel&#8217;in şarkısı da ona bütün acısını ve  bitikliğini unutturur. Bu, unutmanın türküsüdür. Faust yükselmesini engelleyen  her şeyden yakasını sıyırmanın erdemine sahiptir. Ayrılmalar, kopmalar Faust&#8217;a  yeni bir hayat için gerekli bütün gücü de verir. Öte yandan vicdan acısı da  Faust&#8217;un üstüne öyle uzun boylu çöküp kalmaz. Çünkü &#8216;saf insanlık duygusu&#8217;  ondaki hataları silip süpürdüğü gibi, onu yüksek bir hayata elverişli bir hale  de getirir. Bu saf insanlık duygusu Faust&#8217;ta iki biçimde belirir. Birincisi,  Faust&#8217;u boyuna en yüksek olana doğru iteleyen hızdır. İkincisi de &#8216;ölümsüz dişi&#8217;  temasında biçim kazanır. &#8216;Ölümsüz dişi ya da &#8216;ölümsüz kadın&#8217; teması ise en olgun  biçimine Helena öyküsünde ulaşır. Helena bir an için elde edilse bile hayatın en  büyük anlamını taşır. Aşk böylece mutlu anla ölümsüzlük arasında bir aracı  rolündedir. Çünkü ölümsüzlük bir anlık mutluluktaki zamanın ortadan  kaldırılmasıyla elde edilir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Faust&#8217;un varmak istediği amaçlar insanların ahlak duygusunu bereleyecek  niteliktedir. Bu insan haklarına bir saygısızlığı da doğurur. Ne var ki, bu  ahlaka Tanrı da karşı çıkmaz. İnsan doğurabilmek için yere düşmek zorundadır.  Burada Faust&#8217;un bağışlanmasının ilkesi de saklıdır. Eserin sonunda melekler  şöyle diyecektir: &#8216;Yükselmek için yılmadan çalışanı biz de bağışlayabiliriz.&#8217;  Ama Faust&#8217;un bağışlanması sadece eylemden eyleme koşmasına da dayanmaz. Bu, bir  de aşkın bir armağanıdır ona. Bu armağanı da Faust&#8217;un canice aşkının kurbanı  olan Margarete, Meryem Ana katında Faust için yalvarmakta sağlar. Böylece o  ölümsüz hızla, o ölümsüz kadın, eserin sonunda yeniden birleşmiş olur.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Birinci Faust&#8217;un gerilimini sağlayan Margarete öteki adıyla Grechen, Goethe&#8217;nin  aşk serüvenlerinde yer alan kadınların bir toplamı niteliğindedir. Bu tipin  yaratılmasında bir çocuğu öldüren bir kadının idam edilmesinin Goethe üzerinde  yaptığı etki de rol oynamıştır. Margarete&#8217;nin Shakespeare&#8217;in Ofelya&#8217;sıyla  (Hamlet) kimi benzerlikler taşıdığı çok söylenmiştir. Ofelya ise iç dengesini  yitirmiş ve deliliğin eşiğine dayanmıştır. Margarete&#8217;nin gelecek üzerine delice  düşünceler öne sürmesi şimdilerin ve geleceğin biçimini değiştirmesinden gelir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Margarete Werther&#8217;deki Charlotte&#8217;nin kız kardeşine de benzetilmiştir. Kilise  sahnesindeki Margarete ise çok daha başka bir Margarete&#8217;dir. Bu sahnede Meryem  Ana&#8217;ya yalvaran Margarete ise sembolik bir kişilik kazanır. Bütün bunlar bir  yana, Margarete eserin en şiirsel kişisidir. Mephistopheles&#8217;e gelince, bu tip  alayları ve nükteleriyle Aydınlanma Çağı&#8217;nın en aydınını andırmaktadır.  Mephistopheles şeytan olduğu halde Tanrı onu yanından kovmaz. Dahası, onunla  konuşmaktan zevk alır. Çünkü şeytan var olmamış olsaydı insanlar huzur içinde  uyuşup kalacaklardı. Tanrı&#8217;nın Mephistopheles&#8217;e özgürlük tanıması yaratıcı ve  üretici kaygının yeryüzünde yeşermesini sağlamak içindir. Mephistopheles&#8217;in  dünyanın genel uyumu içinde yeri vardır. Hegel&#8217;in doğru olarak gördüğü gibi,  Mephistopheles evrensel oluş içinde başlıca öğelerden (olumsuz öğe) biridir. Ama  bu uyumun bütününü ancak Tanrı ve kurtulmuş olan ruhlar kavrayabilir.  Mephistopheles kendi özelliğinin tutsağıdır. Dünyanın alın yazısını çizen  güçlere ulaşmak Mephistopheles&#8217;e yasak edilmiştir. O akıllıdır, zekidir, her  işin üstesinden gelmesini bilir. Ama işte bu kadar. Mephistopheles gerçeğin  sınırını hiç mi hiç kavrayamaz. Goethe&#8217;nin tregedyasında da Faust&#8217;u aldatmaya  çabalamasına karşın en sonunda aldanan kendi olur. Çünkü sonunda Faust&#8217;un değil  kendisinin bağışlanmasını ummamaktadır o da.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">&#8216;Işıktan nefret eden&#8217; anlamına gelen Mephistopheles, 1857 yılında yazılan ilk  Faust öyküsünde (Doktor Faust&#8217;un Öyküsü) ortaçağ insanlarının kafasında yer  ettiği gibi basit bir şeytandan başkası değildir. Cehennem Prensi onu Faust&#8217;a  eşlik etmekle görevlendirmiştir. Yıllarca sürecek bu eşlik sonunda Şeytan  kendini bağışlattırabilecektir. Ama Marlowe, Doktor Faust&#8217;un Trajik Öyküsü adlı  eserinde (1589) ona değişik bir karakter kazandırır. Özgür düşünceli bir  Rönesans adamı olan Marlowe, Mephistopheles&#8217;in ağzından yüksek yaratılışlı  insanların acısını dile getirir. Marlowe&#8217;nin eserinde Mephistopheles, çevresini  aldatan bir kişi olmaktan çok Faust&#8217;un alaylarına hedef olan biridir. Bu yüzden  de Reform İngilteresi&#8217;nin Hıristiyanları kendisine acıyacaklardır.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"> </font></p>
<p align="center"><font face="Maiandra GD" size="2"> </font> <font face="Maiandra GD"> <span style="font-size: 15pt; font-weight: 700"><font color="#808080">|</font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/biyografiler-kim-kimdir/" style="text-decoration: none"> » Biyografiler &#8211; Kim Kimdir Sayfasına Dön! «</a><font color="#c0c0c0"> </font> <font color="#808080">|</font></span></font></p>
<p align="center"> <span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</font></strong></span></p>
<p align="center"><span style="font-size: 8pt"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/biyografiler-kim-kimdir/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Biyografi</font></a><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/biyografiler-kim-kimdir/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Biyografiler</font></a><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/biyografiler-kim-kimdir/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Yaşam Öyküleri</font></a><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/biyografiler-kim-kimdir/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Kim Kimdir?</font></a><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Biyografi/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Biyografi</font></a></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/goethe-biyografi-hayati-kim-kimdir/">Goethe – (Biyografi, Hayatı, Kim Kimdir?)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/goethe-biyografi-hayati-kim-kimdir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
