<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Goksultan | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/tag/goksultan/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Fri, 21 Jun 2013 14:20:50 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Abdülhamid Han = (Göksultan) (Hüseyin Nihal ATSIZ)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/abdulhamid-han-goksultan-huseyin-nihal-atsiz/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/abdulhamid-han-goksultan-huseyin-nihal-atsiz/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Oct 2007 10:46:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hüseyin Nihal Atsız]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar ve Şairler]]></category>
		<category><![CDATA[Abdulhamid Han]]></category>
		<category><![CDATA[Abdulhamid Han Goksultan Nihal Atsiz]]></category>
		<category><![CDATA[Goksultan]]></category>
		<category><![CDATA[Goksultan Abdulhamid Han]]></category>
		<category><![CDATA[Nihal ATSIZin Makaleleri]]></category>
		<category><![CDATA[Nihal ATSIZin Yazilari]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçü Nihal ATSIZ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/abdulhamid-han-goksultan-huseyin-nihal-atsiz/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Abdülhamid Han = (Göksultan) (Hüseyin Nihal ATSIZ) Toplumun en büyük haksızlığa uğramış tarihî şahsiyetlerinden biri, II. Abdülhamid’dir. Kendisinden önceki devirlerin ağır yükünü omuzlarında taşıyan, en güvenebileceği adamların ihanetine uğrayan ve dağılmak üzere olan içi dışı düşman dolu bir imparatorluğu 33 yıl sırf zekâ ve hamiyeti ile ayakta tutan bu büyük padişahı katil, kanlı, müstebit, kızıl [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/abdulhamid-han-goksultan-huseyin-nihal-atsiz/">Abdülhamid Han = (Göksultan) (Hüseyin Nihal ATSIZ)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><font face="Maiandra GD"><font color="#3366ff"><span style="font-size: 18pt; font-weight: 700"> Abdülhamid Han = (Göksultan)<br />
</span></font><font color="#ff6600"> <span style="font-size: 12pt; font-weight: 700">(</span></font></font><span style="font-weight: 700"><font color="#ff6600" face="Maiandra GD">Hüseyin  Nihal ATSIZ)</font></span></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Toplumun en büyük haksızlığa uğramış  tarihî şahsiyetlerinden biri, II. Abdülhamid’dir. Kendisinden önceki devirlerin  ağır yükünü omuzlarında taşıyan, en güvenebileceği adamların ihanetine uğrayan  ve dağılmak üzere olan içi dışı düşman dolu bir imparatorluğu 33 yıl sırf zekâ  ve hamiyeti ile ayakta tutan bu büyük padişahı katil, kanlı, müstebit, kızıl  sultan, cahil ve korkak olarak tanıtılmış, daima aleyhinde işleyen bu  propagandanın tesiriyle de böyle tanınmış talihsiz bir insandır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Daha ilkokul sıralarında belirli bir propagandanın tesirinde kalmaya başlayarak,  yaşları ilerledikçe aynı telkinler ile büyütülen nesillerin, o propagandanın  yalanlarını bir gerçek gibi benimsemelerinden tabiî ne olabilir?</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Öğren yavrum ki On Temmuz bayramların en büyüğü,<br />
Esir millet böyle bir gün zincirini kırdı, söktü.<br />
Ondan evvel geçen günler, bilsen ne siyahtı.<br />
Milletin her iyiliğini düşünecek padişahtı;<br />
Halbuki o zaman sultan,insan değil, canavardı,<br />
Canlar yakar, kan dökerdi, millet ondan pek bîzârdı!<br />
gibi saçmalar, kim bilir hangi kırılası kalemlerle yazılarak okuma kitaplarına  geçiyor, körpe beyinlere Sultan Hamîd düşmanlığı aşılıyordu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bu düşmanlığı aşılayanlar ilkönce İttihatçılar, yâni hürriyet kahramanları (!)  yâni Sultan Abdülhamid’in 33 yıl ayakta tuttuğu imparatorluğu 10 yılda  dağıttıktan sonra memleketten kaçan kişilerdi. İttihatçılardan sonra da  Ermeniler, Rumlar, Yahudilerdi. Yâni, yabancıları işe karıştırarak Türkiye’yi  batırmak için Osmanlı Bankası’nı basan, Anadolu’da kargaşalık çıkaran ve  Avrupa’nın gık demesine meydan vermeden Sultan Abdülhamid tarafından tepelenen  Ermeniler; yani Balkanlara saldırıp karışıklık çıkarmak ve yine yabancıların da  işe karışması ile Türkiye’yi parçalamak isterken Sultan Hamid tarafından 1897’de  tepelenen Yunanlılar( ve bizdeki adı ile Rumlar ); ve Filistin’de bir Yahudistan  kurmak teşebbüsleri Sultan Hamid tarafından önlenen Yahudi’lerdi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Sultan Hamid, bin türlü siyasî tertiple bu azınlıkların azgınlıklarını yere  sererken, onlarla birleşerek padişahı tahtından indiren kabadayılar:<br />
Türk, Musevi, Rum, Ermeni,<br />
Gördük bu rûz-ı rûşeni!<br />
şarkısının, bu unutulmaz ahmaklık ve ihanet bestesini söyleyerek meydanları  çınlatıyor, Birinci Dünya Savaşı ile mütarekesine kadar Musevi, Rum, Ermeni  vatandaşların nasıl bir “rûz-ı rûşeni” beklediklerini anlamamak gibi bir  alıklıkla bir imparatorluğu idare ettiklerini sanıyorlardı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Sultan Hamid’i iyice anlamak için tahta çıktığı zamanı iyi bilmek lâzımdır.  Sultan Aziz’in son zamanlardaki çöküntü sırasında, memleketi yürütmek için  beliren iki akımdan libaralizmi V.Murat, muhafazakârlığı II.Abdülhamid temsil  ediyordu. Liberaller, İngiltere ve Fransa’ya bakarak parlamento ile her şeyin  düzeleceğine inanıyor, muhafakârlar, 30 milyonluk imparatorlukta 10 milyon  Türk’ün hâkimiyetini sağlamak içim mutlak idareye lüzum görüyordu. Masonlar,  Sultan Murad’ı da mason yapmışlardı. Gerçek yüzünü Sultan Murad’a göstermeyen  masonluğun arkasında ise Yahudilik ve Avrupa emperyalizmi vardı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p><center><!--adsense#reklam_336x280--></center></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">İlk Meşrutiyet Meclisindeki Hıristiyan mebuslar, Türkiye’nin biran önce  parçalanması için Ruslar ile savaşa şiddetle taraftar olmuşlardı. Ve gerçekten  de neredeyse imparatorluk dağılacaktı. Sultan Hamid, bunu gördükten sonra,  meşrutiyeti devam ettirseydi, elbette ki yanlış bir iş yapmış olurdu. Müslüman  olmayan mebuslarla birlikte, dışardan körüklenen Arap ve Arnavut  milliyetçiliklerine de set çekmek üzere Meclisi kapatması, Sultan Hamid’in en  büyük başarısı ve hizmetidir. Bu meclis kapatılmasaydı ne olacaktı? 8 milyon  Hırıstiyan ve 12 milyon Müslüman yabancıya karşı, kültür seviyesi hepsinden geri  10 milyon Türkle bu devlet nasıl tutulacaktı? Demokrasi bir çoğunluk rejimi  olduğuna göre, Türklerden çok olan Araplar, meselâ, resmi dilin Arapça olmasını  teklif etseler ve Arnavutları da yanlarına alsalar, sonuç ne olacaktı? Bütün  Türk olmayanlar birleşerek Osmanlı İmparatorluğunun Avusturya-Macaristan gibi  federatif bir devlet olmasını isteseler, bunun, nasıl önüne geçilecekti?  Karışmak için fırsat gözleyen Avrupa devletlerini kışkırtmak üzere demokratik  nümayişler yapılsa, bu ne ile önlenebilecekti?</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">İşte Sultan Hamid, Meclisi kapatarak bütün bu tehlikeleri önledi ve tahtından  indirilmeseydi daha da önleyecekti.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Fakat onun hizmeti bu kadar da değildi. 1877-1878 savaşından yenilerek çıkan  Osmanlı ordusunu, o zamanın en mükemmel silâhları ile, meselâ mavzer  tüfekleriyle silâhlandırdı. Denizci devletlerin ve Rusların denizden yapmaları  mümkün taarruzlara karşı, İstanbul ve Çanakkale Boğazlarını tahkim etti. Ve,  Birinci Dünya Savaşı’nda İngilizlerle Fransızların 18 Mart 1915 saldırıları bu  istihkâmlarla durduruldu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Mükemmel kurmaylar yetiştirdi. 1914-1918 savaşı ile İstiklâl Savaşı’nı bunlar  idare ettiler. Sultan Aziz’in, Ruslarla çarpışıp Kırım’ı kurtarmak için  hazırladığı donanma, denizcilik tekniğinin değişmesi karşısında değerini  kaybetmişti. 8-10 mil giden gemilerle artık iş görülemezdi. Bunları kadro dışı  ederek iki zırhlı ile iki kruvazör aldı. Büyük Osmanlı borçlarının üçte ikisini  ödedi. Pek çok okul açıldı. Pek çok yol ve köprü, ayrıca hastahane ve çeşme gibi  hayrat yaptırdı. Görülmemiş bir haber alma şebekesi kurdu. Yabancı elçilerden  bile casusları vardı. Avrupa’da kuş uçsa haberi oluyor, aleyhimizdeki kararları  önceden öğrenerek tedbirini alıyordu. Hilâfeti, Osmanlı Hanedanından almak için  Mısır’da kurulan gizli bir derneğin üyelerinden biri Sultan Hamid’in  adamlarından biri idi. Balkanlıların mezhep ve milliyet ayrılıklarını  körükleyerek birleşmelerine engel olduğu gibi; İngiliz, Alman ve Rusları da  birbirine düşürerek aleyhimizde birleşmelerini engelledi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bunları yaparken de vezirlerinden, paşalarından kimseye güvenmemekte ne kadar  haklı olduğunu zaman göstermiş ve koca vezirler, hiç sıkılmadan, yabancı  elçiliklere, konsolosluklara sığınmışlardı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Çok namuslu ve dindar bir adam olduğu için, asla kan dökmemiştir. Mithat Paşa’yı  öldürttüğü hakkındaki söylenti iftiradır. Gerçi o, Mithat Paşa’dan şüphe ediyor,  onun Sultan Aziz’i öldürtmüş olduğuna inanıyordu. Fakat, dindar bir insan  olarak, kan dökmekten, bütün hayatınca çekinmiş, Mithat Paşa ile arkadaşlarının  idam kararlarını müebbet hapse çevirmişti. İsteseydi idam kararını imzalayamaz  mı idi? Buna hangi kuvvet engel olabilirdi? Bunu yapmayarak sonra, Talif’te  suikasta girişecek kadar az zekâlı mı idi?</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Memleketi doğrudan tehdit eden Moskof emperyalizmi ile batıdan tehdit eden  Avrupa emperyalizmi ve onun temsilcisi İngiltere’ye karşı devleti savunan Sultan  Hamid, ayrıca azınlıklar ve gafil hürriyetçiler ile de uğraşmaya mecbur olmuş,  güneyden gelen siyonizme de göğüs germiştir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Sultan Hamid için Osmanlı İmparatorluğunu, soyumuzun düşmanı Moskoflarla  hilâfetin düşmanı İngiltere’ye, devletimizin düşmanları siyonizme ve  azınlıklara, rejimin düşmanı hürriyetçilere karşı savunmak meselesi ve vazifesi  vardı. Bunun için de, kendisinin devlet başkanı kalması gerekti. Kendisi  çekilirse, devletin tutunamayacağı hakkındaki düşüncenin doğruluğu, çok geçmeden  gerçekleşmiştir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Şimdi bu kadar büyük bir dâvânın karşısında, Peyami Safa’nın ileri sürdüğü  İsmail Safa’nın sürgün edilmesi gibi hâdiselerin ne ehemmiyeti olabilir? İsmail  Safa ne istiyordu? Oğlunun iddiasına göre hürriyet! Yani meşrutiyet, serbest  seçim. Yani bir alay Arap, Arnavut, Ermeni, Rum, Bulgar, Yahudi ve Sırp’ın  Türkiye’nin kaderi hakkında söz sahibi olması&#8230; Şimdi akıl, anlayış, vicdan ve  millî şuur sahibi olarak düşünelim: Böyle bir sonuca razı olunabilir mi?</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Sultan Hamid, sürgün ettiklerine aylık da bağladığına göre, Anadolu’nun en  sağlam havalı yerlerinden biri bulunduğu, ahalisinin dinç ve gürbüz yapısı ile  belli olan Sivas’ta İsmail Safa’nın ölmesi Sultan Hamid’in kabahatı mıdır? Verem  olan İsmail Safa, İstanbul’da kalsaydı, ölmeyecek miydi?</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Babasına karşı beslediği sevgi dolayısıyla, Peyami Safa’nın bazı özel  düşünceleri olması tabiîdir. Fakat, her gün binlerce kişiye seslenen bir  yazarın, Sultan Hamid gibi büyük bir padişahı, Osmanlı sultanlarının en cahili  ve kanlısı diye göstermeye kalkması, doğru mudur?</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">“Bu dünyada herkes bir çok şeyin cahilidir. Yeter ki kendi işinin cahili  olmasın”. Kendi işinin ehli olduğunu bin bir delille isbat etmiş bulunan Sultan  Hamid ise asla cahil değildir. Onun bir yüksek okul hattâ lise diploması yoktur.  Fakat özel öğretmenlerle hayattan ve içinde yetiştiği büyük ve muhteşem  hanedandan çok cevherli şeyler öğrenmişti. Ressam, hattât ve musikişinas idi.  Doğu ve batı dillerinden bazılarını biliyordu. Kurduğu çok değerli Yıldız  Kütüphanesi, bugün, Üniversite Kütüphanesi’ni de yine o kurdu. Yani Sultan Hamid,  Türk kültürüne kütüphane kurarak, pek çok okul açarak ve ilmî eserler yazdırarak  hizmet etti.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Onun katil olduğu yalan, kızıl sultan olduğu iftiradır. Avrupalıların ve  Ermenilerin yakıştırdığı kızıl sultanlığı benimsemek, onların emellerine hizmet  etmek olmaz mı?</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Sultan Hamid, kızıl değil, “Gök Sultan”dır. Herkeste bulunması mümkün ufak tefek  kusurlarını şişirip erdemlerini inkâr etmekle ne Türk tarihi, ne de Türk milleti  bir şey kazanır. İsmail Safa, İngiliz-Boer savaşında, İngilizlerin bu  başarısını, onların elçiliklerine giderek tebrik ettiği için, Sultan Hamid  tarafından haklı olarak, sürgün edilmiştir. Belki İsmail Safa, o zaman,  İngilizlerin nasıl bir Türk ve Müslüman düşmanı olduğunu bilmiyordu. Fakat geniş  haber alma imkânları ile her şeyi bilen Sultan Hamid, memleket aydınlarının  düşman elçilikleriyle temasına müsaade edemezdi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Şimdi insafla düşünülsün: Hiçbir sebep yokken, sırf yurtlarındaki elmas  madenlerini zaptetmek için, bir avuç Boer’e büyük ordularla saldıran  İngiltere’yi tebrik etmek hangi hürriyetçilik anlayışının sonucudur?</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">O günkü İngiltere’yi Boer’leri yendi diye tebrik etmekle, bugünkü Moskofları  Finlere karşı başarılarından dolayı alkışlamak arasında ne fark vardır?</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Merhum Gök Sultan Abdülhamid Han, bütün hayatında bir fikir, devleti ayakta  tutmak ve hazırlamak için yaşadı. Siyasî dehası ile Avrupa’yı ve Moskof’u  oyalıyor, bir yandan da demir yolu ve okul ile Türk milletini kuvvetlendirmeye  çalışıyordu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Sultan Hamid ile onun düşmanları olan hürriyetçileri ölçüştürmek için, yalnız şu  noktaya bakmak yeter: Hürriyet kahramanları (!), hürriyeti yok edip yüzlerce  masumu astıktan sonra, savaşa soktukları devlet yenilince, hırsızlar gibi  kaçtılar. Gök Sultan, bir tek siyasî idam yapmadan, en korkunç siyasî güçlükleri  atlatarak 33 yıllık saltanatında devleti ayakta tuttuktan sonra tahtından  indirilirken, Moskof çarının Rusya’ya davetini; Selanik’ten Alman gemileriyle  İstanbul’a gelirken de Alman İmparatorunun dâvetini reddederek vatanında sürgün  ve mahpus gibi yaşamayı tercih etti.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Türkiye dört sınırında yangınlar olan bir ev, Sultan Hamid, o yangınların eve  bulaşmaması için hızla koşarak ateşe su serpen, kum döken ve keçe kapatan bir  savunucu idi. Bu koşuşmaları sırasında yoluna çıkan bir iki çocuğa çarpıp  düşürdüyse, suç onun değildir. Çünkü, yurdun çevresindeki yangınlar göğe  yükseliyor ve Gök Sultan, alevleri içeri sokmamak için didiniyordu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Ve sokmadı da&#8230;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Ne diyelim? Durağı cennet olsun&#8230;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Ocak Dergisi , 11. Sayı , 11 Mayıs 1956</font></p>
<p><strong><font face="Maiandra GD" size="2"><font color="#ff0000">Kaynak:</font>  <font color="#000000">Nihal-Atsız.Com</font></font></strong></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"> <font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/huseyin-nihal-atsiz/">»<span lang="tr">  H. Nihal ATSIZ Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080"> |</font></span></span></font></strong></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/abdulhamid-han-goksultan-huseyin-nihal-atsiz/">Abdülhamid Han = (Göksultan) (Hüseyin Nihal ATSIZ)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/abdulhamid-han-goksultan-huseyin-nihal-atsiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
