<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Halide Nusret Zorlutuna Kimdir Hayatı Biyografi Yaşamı | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/tag/halide-nusret-zorlutuna-kimdir-hayati-biyografi-yasami/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Sun, 09 Mar 2008 18:45:20 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Halide Nusret Zorlutuna &#8211; (Biyografi, Hayatı, Kim Kimdir?)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/halide-nusret-zorlutuna-biyografi-hayati-kim-kimdir/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/halide-nusret-zorlutuna-biyografi-hayati-kim-kimdir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Jan 2008 18:43:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[H]]></category>
		<category><![CDATA[Kim Kimdir?]]></category>
		<category><![CDATA[Biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[Biyografiler]]></category>
		<category><![CDATA[Halide Nusret Zorlutuna]]></category>
		<category><![CDATA[Halide Nusret Zorlutuna Kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Halide Nusret Zorlutuna Kimdir Hayatı Biyografi Yaşamı]]></category>
		<category><![CDATA[Hayati]]></category>
		<category><![CDATA[Kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Şairlerin Biyografileri]]></category>
		<category><![CDATA[Sanatçıların Biyografileri]]></category>
		<category><![CDATA[Ünlülerin Biyografileri]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Öyküsü]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarların Biyografileri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/halide-nusret-zorlutuna-biyografi-hayati-kim-kimdir/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Halide Nusret Zorlutuna (Hayatı &#8211; Biyografisi) Halide Nusret adını ilk defa Konya Lisesi&#8217;nin orta kısmına yatılı öğrenci yazıldığım yıllarda duydum (1937 -1940). Şiire meraklı olduğumu öğrenen, büyük sınıflardaki ağabeylerimiz, bana &#8211; ballandıra ballandıra-iki şair arasında çıkan bir kavgayı anlatmışlardı. Halide Nusret adında bir hanım şair, erkeklere çatan bir şiir yazmış, Faruk Nafiz de ona gereken [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/halide-nusret-zorlutuna-biyografi-hayati-kim-kimdir/">Halide Nusret Zorlutuna – (Biyografi, Hayatı, Kim Kimdir?)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><font face="Maiandra GD"><font color="#0099cc"><strong><span style="font-size: 22pt"> Halide Nusret Zorlutuna<br />
</span></strong></font> <font color="#c0c0c0"><span style="font-size: 8pt; font-weight: 700">(Hayatı &#8211;  Biyografisi)</span></font></font></p>
<p align="justify">  <font face="Maiandra GD" size="2"> Halide Nusret adını ilk defa Konya Lisesi&#8217;nin orta kısmına yatılı öğrenci  yazıldığım yıllarda duydum (1937 -1940). Şiire meraklı olduğumu öğrenen, büyük  sınıflardaki ağabeylerimiz, bana &#8211; ballandıra ballandıra-iki şair arasında çıkan  bir kavgayı anlatmışlardı. Halide Nusret adında bir hanım şair, erkeklere çatan  bir şiir yazmış, Faruk Nafiz de ona gereken cevabı vermiş. Hailde Nusret&#8217;e ve  Faruk Nafiz&#8217;e ait olduğu söylenen manzumeler defterden deftere aktarılarak büyük  bir hızla yayılıyordu. Bu manzumeleri ben de defterime not etmekte gecikmedim.</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Karşı cinsi suçlayan, yerle bir eden her iki manzume de, ağır bir dille  yazılmıştı. Yatılı bir erkek mektebinin öğrencileri olan arkadaşlarım ve  ağabeylerim, Halide Nusret&#8217;e ait olduğu söylenen manzumeyi okurken öfkeden  kuduruyor, Faruk Nafiz&#8217;in ona verdiği ileri sürülen cevaba gelince son derece  keyifleniyorlardı.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">  </font></p>
<table style="border-collapse: collapse" align="left" border="0" bordercolor="#111111" cellpadding="0" cellspacing="0" height="250" width="250">
<tr>
<td height="267" width="173"><!--adsense#reklam_250x250--></td>
</tr>
</table>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">İş bununla kalmadı: Fırsatı ganimet bilen bir sürü şiir heveslisi, Halide  Nusret&#8217;e cevap yazıp, erkekleri yiğitçe savunmak ve bu yolla ucuz bir şöhrete  ulaşmak hevesine kapıldılar. Şimdi, o yıllarda tuttuğum şiir defteri elim de  olsa, bu kahramanların adlarını verebilirdim. Ama, yazdıklarını istesem de  yaymlayamam. Çünkü, kadınlarla erkekler arasındaki manzum kavga düpedüz küfür ve  hakarete dönüşmüştü.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bize gelen şaheserlere (!) göre, hırsını alamayıp, kavgayı sürdürüp duran  erkeklerdi. Acaba kız okullarına da kadınların cevabları mı gönderiliyordu ?  Bilmiyorum.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">İşin aslına gelince&#8230; Bunu Halide Nusret&#8217;in kendisinden dinleyelim. &#8220;Bir Devrin  Romanı&#8221; adiyle Hürriyet Gazetesi&#8217;nde tefrika edilen hatıralarında Zorlutuna,  Erenköy Kız Lisesi&#8217;nde öğrenci iken, Faruk Nafiz&#8217;in Musaffa ve Zübeyde adındaki  iki hala kızı ile arkadaş olduklarını söyledikten sonra, şöyle diyor: &#8220;Musaffa  ile Zübeyde dayılarının oğlu Faruk Nafiz&#8217;in şiirleriyle mağrurdular. Bir yandan  da ona &#8220;Bizim sınıfta bir şaire yetişiyor&#8221; diye öğünmüşler.. O da &#8220;Kadınlar  ellerinin hamuruyla bu işlere karışmasalar iyi ederler!&#8221; gibi sözler etmiş,  onları kızdırmış, sonra da bu dediklerini Musaffa&#8217;nın sarı yapraklı müsvedde  defterine yazarak bana göndermiş. Teneffüste üçümüz baş başa verip bu alaylı,  küçümseyen yazıları tekrar tekrar okuduk. Sinirlendik. O zamanlar, kadın &#8211; erkek  eşitliği davasının başlangıç seneleri; bu konuda tartışmak modası almış  yürümüş.. Biz durur muyuz, hemen bir güzel cevap hazırladık; oturup Musaffa&#8217;nın  defterine itina ile yazdım bu yazıyı; arkadaşlarım sevinçle alıp Faruk Nafiz&#8217;e  götürdüler.&#8221;</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">İşte kavganın esası bu. Erkekleri hicveden o şiiri kendisi yazmadığı gibi,  kadınlara hakaret eden mısralarım da Faruk Nafiz&#8217;e ait olmasına ihtimal  vermediğini, Zorlutuna bir çok defa, yazı ile sözle açıklamıştır. Ama, yukarıda  sözü gecen hatıralarında anlattığı sarı defterli kavgadan dolayı Faruk Nafiz&#8217;le  aralarına uzun süren bir soğukluk girdiğini aynı hatıralardan öğreniyoruz: &#8220;Daha  sonraki seneler, Celâl Sahir, Halit Fahri, Orhan Seyfi&#8230; Nazım Hikmet gibi bir  çok şairlerle tanışmış olduğum halde, Faruk Nafiz&#8217;le selâmlaşmazdık bile&#8230;  Aramızda sanki bir düşmanlık vardı.&#8221;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Halide Nusret&#8217;in erkeklere hitaben kendi ağzından uydurulduğunu söylediği  manzume, o tarihlerde O&#8217;nun bütün şiirlerinden daha fazla bir yayıl ma ve okunma  gücü kazanmıştır. Buna, şairin kendisi de, şaşıp kaldığını söyler.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Ben, Halide Nusret&#8217;e şöhretin kapılarını açan ve bütün şiir severlerin  gönüllerinde yer eden, &#8220;Git Bahar&#8221; şiirini bile, senelerce sonra, ancak lise  sıralarına geldiğim zaman görüp okumak fırsatını bulabildim. Çekil, bu gölgeli  yolda gezinme, Bahar, bakışların yine pek sarhoş! Yanılıp gönlüme misafir inme,  Kapısı kilitli, mihrabı bomboş, Mabeddir orası, meyhane değil.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Git bahar, git bahar., uzaklarda gü1, Denize renginden bırak hediye. Ufuklarda  gezin, semaya süzül, Kalbime sokulma &#8220;peymane&#8221; diye, Gördüklerin kandil..  Peymane değil! &#8220;Git Bahar&#8221; şiiri 1919 yılında yazılmıştır. Birinci Cihan  Savaşı&#8217;nın verdiği acılar, üzüntüler, yokluklar ve çaresizlikler üstüne bir de  Mondros mütarekenamesinin utanç verici ağırlığının çöktüğü; İstanbul&#8217;un düşman  işgaline uğradığı, zulmün, işkencenin sınırı olmadığı yıl&#8230;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">&#8220;1919 yılının baharı işte böyle bir İstanbul&#8217;a bütün güzelliği, bütün haşmeti ve  çılgın neşesiyle çıkıp gelmişti. Ona : &#8220;Safa geldin, sofalar getirdin!&#8221; demeye  imkân var mıydı ? O harikulâde güzel renkler, gölgeler, kokular, ışıklar, deli  bir neşeyle cıvıldaşan kuşlar beni boğuyorlardı sanki. Ben de elimde olsa baharı  boğacaktım. Ama elimde değildi, onu sadece kovuyordum.&#8221;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Böyle diyor, Halide Nusret. Fakat biz ilk gençlik yıllarımızda &#8220;Git Bahar&#8221;  şiirini okurken, böyle şeyleri aklımıza bile getirmiyor, Şair&#8217;e bu şiiri olsa  olsa bir aşk küskünlüğünün yazdırdığını sanıyorduk. Şiirin, üzerine basa basa  tekrarladığımız kıt&#8217;ası da şu idi :</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Ziyalar, kokular, sesler, çiçekler..<br />
Ömrünün her günü bir başka düğün!<br />
Bülbüller koynunda aşkı çiçekler..<br />
Güller dökülürler göğsüne bütün,<br />
Gerçekten güzelsin, efsane değil.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Biz, çok şükür, barış yıllarında doğmuş büyümüştük. Devletimizin katılmadığı  İkinci Dünya Savaşı, zaman zaman yüreğimizi ağzımıza getirmiş, ekmeği az  miktarda vesikayla yememize, şekere uzaktan bakmamıza sebep olmuşsa da, bize  annelerimizin, babalarımızın çektiği cinsten dayanılmaz acılar getirmemişti.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">O zamanlar esen havaya göre, en büyük üzüntünün erkek &#8211; kadın ilişkilerinden  doğduğunu sanır, Çalıkuşu Feride&#8217;ye ihanet edip onu diyar diyar dolaştıran  Kâmuran&#8217;a içerler, aşk yüzünden canına kıyan Graziella&#8217;ya gözyaşı döker,  Verter&#8217;le ah ederdik.<br />
&#8220;Git bahar&#8221; şiiriyle şöhrete erer Halide Nusret, git dediği baharın peşini de  kolay kolay bırakmaz. Aynı mısra düzeni ve kafiyelerle 1939 yılında &#8220;Gel,  Bahar!&#8221;, 1949 yılında da &#8220;Bahar Geldi&#8221; şiirini yazar.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">&#8220;Gel Bahar!&#8221; da şöyle diyor:</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Ben mi çıldırmışım, sen mî delirdin?<br />
Yalvaran sesimden bu kaçış neye ?<br />
Git dediğim zaman koşar gelirdin,<br />
Gel şimdi de inan bu efsaneye!<br />
Şimdi günler birer peymanedir gel !</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Şairimize, kovduğu baharı, yıllar sonra, yalvararak geri çağırtan, her halde, o  sırada oturmakta olduğu Kars ilimizin uzun süren kışı ve şöhretli soğuğu  değildir. Her ne kadar şiir :</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Gel bahar, erit bu yolun karını</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">diye başlıyorsa da, ondan hemen sonra :</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Geçen seneleri anmayalım hiç.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">diyerek, bize sırrının kapısını aralıyor ve :</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Şimdi günler birer peymanedir, gel!</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">mısraıyla asıl yazılış sebebini açığa vuruyor. Üstadımız artık üzüntülü yılları  geride bırakmış, mutlu bir aile yuvasında, huzur içinde yaşamaktadır. Baharı  çağırmaz da ne yapar ?</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">1949 yılında yazdığı üçüncü bahar şiiri, 1951 yılında Hisar dergisinde  yayınlanmış. Bu şiirde bir yandan geçmiş güzel yılların geri gelmeyeceğine  hayıflanış, öte yandan Tanrı&#8217;ya yöneliş var :</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Yıllardır kaybettim o tatlı sesi,<br />
Bir türlü içimde ötmez o bülbül,<br />
Bir ömre bedeldi bir tek nağmesi,<br />
Hem ötmez, hem içten gitmez o bülbül<br />
Kalbim sükûtuna kâşane oldu.<br />
&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;<br />
Hasret dedikleri zorlu ateştir:<br />
Bekledim, bağrımı dağladı gül gül.<br />
Artık gelse de bir, gelmese de bir<br />
Dermanı yanmada, bulan bu gönül&#8221;<br />
Vahdet şarabına meyhane oldu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">&#8220;Bahar Geldi&#8221; şiiri 1951 yılında yayımlandığına göre, demek ki. Halide Nusret,  Hisar&#8217;ın çıkışının daha ikinci yılında, derginin yazı ailesine katılmış.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">O tarihte oturduğu ev de dergi idarehanesine pek yakındı. Hisar, benim  oturduğum, Öncebeci, Bahadırlar Sokak&#8217;tan yönetilir, Zorlutuna&#8217;lar da Hukuk  Fakültesi&#8217;nin yanından yukarı çıkan Erdem sokakta otururlar. İşime gidip gelmek  için, her gün birinin önünden geçerdim. Böyle olduğu halde, bir kere bile  ziyaretlerine gittiğimi hatırlamıyorum. Sanırım, benden yaşça da, şöhretçe de  çok ilerde bulunan bir hanımla sert bir paşa olduğunu işittiğim eşini ziyaret  edersem, çok resmi disiplinli bir hava içine girip sıkılacağımdan korkuyordum.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Üstad&#8217;la umumî yerler ve toplantılar dışında, ailece görüşmemiz ve O&#8217;nun iftihar  ettiğim dostluğunu kazanabilmem, ancak bu çeşit korkuları attıktan sonra mümkün  olabilmiştir. Yakından tanıyınca, Halide Nusret&#8217;in ne kadar samimî, nazik ve  alçakgönüllü bir hanımefendi olduğunu anlamakta gecikmedim. Sanatçı heyecanını  ve amatör ruhunu da -yılların geçmesine rağmen- aynen muhafaza ettiğine hayretle  şahit oldum.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Halide Nusret, 70 yaşını geçtiği halde şiir yazmaya devam eden nadir  şairlerimizden biridir. Hisar&#8217;a her şiir gönderişinde, beğenip beğenmediğimi  merak eder ve heyecanla sorar. Yeni çıkan yazı ve şiirlerimizi, kendisi  okuyamazsa, mutlaka birisine okutur, takdirlerini, tenkitlerini günü gününe bize  ulaştırır. Bizden daha genç, daha yeni şairleri de oldukça yakından izlediğini  biliyorum.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bize son yolladığı ve Hisar&#8217;ın Nisan 1976 sayısında yayınladığımız &#8220;Yüzükoyun&#8221;  başlıklı şiiri üzerinde özellikle durmuş, bu şiiri dikkatle okuyup, kanaatimi  açıkça söylememi ısrarla istemişti. Şiiri, istediği gibi, dikkatle okudum, fakat  neden bahsettiğini pek iyi anlayamadım.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Yalandı söylediklerin, Yüzde yüz yalandı, biliyorum.<br />
diye başlayan şiirin :</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Ya inansaydım, sevgilim,<br />
Düşünsene bir, Ya inanıverseydim sana?<br />
mısraları özellikle beni şaşırtıyordu. Acaba, bu sevgili kim olabilirdi? Bu bir  erkekse, şiir, Üstad&#8217;ın yaşına ve başına uymazdı; &#8220;Sevgili&#8221; den kastedilen Tanrı  ise &#8220;Yalandı söylediklerin&#8221; &#8220;Ya inanıverseydim sana&#8221; mısraları ne oluyordu?  Şiiri, o sırada dergiye gelen Yavuz Bülent Bâkiler&#8217;e gösterdim. O da işin  içinden çıkamadı. Sonunda Üstad&#8217;a azıcık takılmaya karar verdik. Telefonu açtım  :</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">&#8211; Şiirinizi okudum Üstad&#8217;ım,<br />
&#8211; Beğendin mi?<br />
&#8211; Beğendim, fakat ne demek istediğinizi pek iyi anlayamadım. Düşündüm, taşındım,  sizin yeni bir aşka tutulduğunuza ve bu şiiri o sebeple yazdığınıza karar  verdim. Yavuz Bülent de bu kanaatıma iştirak etti.<br />
&#8211; Hay aklınızla bin yaşayın. Demek bu yaşta ha?<br />
&#8211; Aşkın yaşı olmaz.<br />
&#8211; Ayol, ben gençliğimde bile, sizin anladığınız manada bir aşk şiiri yazmadım.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bunları söylerken, azıcık da öfkelenmiş olduğunu hissettim. Telefonu kapattıktan  biraz sonra, bu sefer kendisi açtı :</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">&#8211; Durumu sana açıklamaya karar verdim&#8230;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Sesi kederli ve heyecanlı idi. Şiirde anlatılan olaya çok önem verdiği belliydi.  Öyle bir ruh hali içindeyken kendisine takılmak istemekle baltayı taşa vurduğumu  anladım.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bana üstü kapalı anlattığına göre, yakınlarından birisi, o günlerde, kendisine  çok kötü bir itirafta bulunmuş. İtirafın ne olduğunu söylemedi. Fakat üzerinde  korkunç bir tesir uyandırdığı açıkça anlaşılıyordu. Bu itirafa inanmıyor,  inanırsa yaşayamayacağını söylüyordu :</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Ya inanıverseydim sana?<br />
Hepten yıkılıp çökerdim; yerle bir.<br />
Yok, hayır &#8220;yerle bir&#8221; nedir?<br />
Uçurumlar boyunca, yerin dibinde<br />
Ve&#8230;<br />
Yüzükoyun!</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Şiirin, bizim yaptığımız gibi, yanlış tefsir edilmemesi (!) için,</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Ya inansaydım, sevgilim, &#8221;<br />
mısraını, Ya inansaydım, yavrucuğum,<br />
olarak değiştirmeyi uygun buldu ve şiiri o şekilde yaymadık. Son mısralardaki  trajik ifadeye rağmen, konunun bu kadar ciddi ve önemli olduğunu hiç  düşünmemiştim.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Halide Nusret&#8217;in 50. sanat yılı dolayısıyla yayınlanan &#8220;Ellerim Bomboş&#8221; adlı  kitabına bakıyorum. Üstad&#8217;ın 50 yıl boyunca yazdığı şiirlerden seçmeleri içine  alan bu kitapta karşı cinse duyulan aşkla ilgili bir parçaya rastlamak hemen  hemen imkansız gibi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Kitabın, &#8220;Aşk imiş her ne var âlemde&#8221; başlığını taşıyan bölümünde de Şair&#8217;in  Tanrı&#8217;ya, yurda, annesine, çocuklarına, torunlarına duyduğu sevgiyi dile  getirilmiş. &#8220;Aziz Eşime&#8221; başlığını koyduğu şiirde bile bir erkek değil, bir  ırmak var: Tuna. Belki, bu dediklerimden &#8220;Hayali Cihan Değer&#8221; ve &#8220;Hatıran&#8221;  başlıklı şiirleri istisna edebilirim. Onlarda da, sadece, maddî olmaktan çok  uzak bir sevginin anıları ve belirsiz izleri görünüyor.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Halide Nusret gibi duygulu bir Şair hanım, ilk gençlik yıllarından itibaren  kendisine âşık olan erkeklerin hepsine ilgisiz kalmış, onların sevgisine hiç  karşılık vermemiş olabilir mi? &#8220;Bir Devrin Romanı&#8221; nda bu sorunun cevabını  arıyor, zaman zaman da buluyorum. 1924 yılının ilk günlerinde, Ankara&#8217;ya  öğretmenlik için başvurduğunu anlatırken, o zaman. İstanbul hariç Türkiye&#8217;nin  her hangi bir yerinde görev yapmayı kabul ettiğini söylüyor ve İstanbul&#8217;u  istemeyişinin sebebini şu cümlelerle açıklıyor : &#8220;Güzel İstanbul&#8217;dan, evet,  yangından kaçarcasına kaçmak istiyordum. Bundan bir kaç yıl önce geçirdiğim bir  his tecrübesini o zaman epeyce mühimsemiş &#8220;Aşk dedikleri şey acaba bu mudur?&#8221;  demiştim&#8230; Bugün yarım yüz yıl geriye bakarken de rahatça &#8220;Evet aşk o idi!&#8221;  diyebiliyorum. Ama, ne garip, inandığım, yaşadığım o şeyin, o çok güzel ve çok  kutsal şeyin bir tarifini yapamıyorum. Hiç bir zaman da yapamadım&#8221;.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bu satırlarda. İstanbul&#8217;dan kaçıp, Anadolu&#8217;da çalışarak sevdiğini unutmak  isteyen bir hoca hanımı (yeni bir Çalıkuşu Feride&#8217;yi) buluyoruz. Bu satırlar,  Halide Nusret&#8217;te niçin ateşli bir aşk şiiri bulamadığımızı da açıklıyor.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">&#8220;Onunla dokuz ay nişanlı kaldık, Onun güzel adını taşıyan altın halkanın  parmağıma ilk geçtiği günkü o kanatlı sevinci ve onu parmağımdan âdeta  sökercesine çıkardığım dakikadaki korkunç ve sefil acıyı hiç bir zaman  unutamadım. Benim tam tersime anacığım onu hiç sevmemiş, sevememiş; o aileye bir  türlü ısınamamıştı&#8230; Annemin onları reddetmek için, kendince pek kuvvetli  sebepleri vardı.&#8221;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bu son satırlar da samimi ve derin bir aşkın nasıl feda edildiğini anlatıyor.  Görüyoruz ki, Halide Nusret&#8217;in sevdiği adam. Çalıkuşu Feride&#8217;nin Kâmuran&#8217;ı gibi  hercailik etmemiş, fakat kendisinden zorla sökülüp alınmıştır. Annesinin  kararına ve zevkine itaat etmekten başka bir şey düşünmeyen, kalbi parça parça  olsada annesine karşı saadetini koruyamayan, iyi yetişmiş eski zaman kızlarının  çok görüp işittiğimiz acıklı kaderleri de bu satırlarda yatmaktadır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Karşı cinse duyulan aşkı, şiirlerine pek uğratmayan Halide Nusret, Tanrı&#8217;ya  içini döktüğü; Yunus&#8217;a, Mevlâna&#8217;ya seslendiği zaman, son derece coşkundur :</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Avcumuz boş, gönlümüz boş,bağrımız sadparedir,<br />
Yolcudur, yollarda şaşkın, çırpınır, âvâredir;<br />
Koyma gafletlerde Râbbim kulların biçâredir,<br />
Ya İlâhi, rahmetinden kimseler dur olmasın.<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;<br />
Gecenin bir saatinde<br />
Eşiğine varan bendim<br />
Kuşlar yuvada, kurt inde,<br />
Karanlığı yaran bendim!<br />
&#8230;&#8230;.<br />
Seni buldum Şahım seni<br />
Tut elinden Üftadeni!<br />
Koma karanlıkta beni<br />
Mevlâna! Aman efendim!<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;<br />
Yunus&#8217;um! Aşkınla dil oldu bülbül,<br />
Cehennem ateşi kızı! kızıl gül.<br />
Seni bu illerde bulalı gönül<br />
Karaman diyarı apaydın bana!</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Halide Nusret, her şeyden önce büyük bir vatanseverdir. 50. sanat yılı  dolayısıyle yapılan törende şöyle demişti: &#8220;Kalemimi 50 yıldan beri karınca  kaderince milletimin hizmetinde, memleketimin hayrına kullanmağa çalıştım. Bunda  ne dereceye kadar başarılı olduğumu bilemiyorum.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Ama, memleket zararına tek satır yazmamış olmanın inanç ve sevinci  içerisindeyim.&#8221;<br />
Q gün (17 Mayıs 1967) bu inancı hepimiz paylaşmıştık, bugün de paylaşıyoruz.  Gerçekten, Halide Nusret memleket zararına tek satır yazmamış, her şeyi  memleketin hayrına yapmaya çalışmıştır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Şair&#8217;in ilk gençlik yıllarına ait hayal ve tasavvurlarında dahi, her genç kızın  düşüncesinden ayrı, millî bir intikam duygusu ön plâna geçer. Yukarda sözünü  ettiğim hatıralarında şöyle diyor: &#8220;Anamın ailesi asker oluyordu, miralaylar,  paşalar, hatta müşirler &#8230;Ve en önemlisi şehitler&#8230; Annemin babası gencecik  bir yüzbaşı iken (93) de, bir Moskof kurşunu ile şehit düşmüştü. Zavallı  anacığım, kundakta yetim kalmıştı. Subayla evlenmeyi kurduğum çocuk yaşlarımda-,  parıl parıl apolet, şıkır şıkır kılıç kadar, şehit dedemin intikamını Moskof&#8217;tan  alacak bir Türk zabitine eş olmak hevesi de yer alırdı.&#8221; Kader, bu &#8220;Türk  zabitini&#8221;, Edirne&#8217;de öğretmenlik yaptığı yıllarda karşısına çıkarır. O zaman  Kırklareli&#8217;ndeki süvari alayında binbaşı olan rahmetli Aziz Zorlutuna&#8217;yla  evlenirler (9 Eylül 1926).</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Halide Nusret, Aziz Paşa&#8217;nın vefatına kadar, tam 45 yıl, mutlu olduğunu  sandığım, bir evlilik hayatı sürmüştür. Eşiyle birlikte Anadolu&#8217;nun bir çok  yerlerini dolaşmış, çeşitli okullarda öğretmenlik yapmış, Türk çocuklarının  kalplerine ve kafalarına ışık tutmuştur.<br />
Öğretmenlikle ilgili hatıralarının toplandığı &#8220;Benim Küçük Dostlarım&#8221; kitabı  için, rahmetli Arif Nihat Asya şöyle der : &#8230;Onu yalnız bir hatıra değil, aynı  zamanda bir meslek kitabı olarak ilgililere tavsiye ederim&#8230; Bunun, okul  klâsikleri arasına girmesi gereken bir kitap olduğu kanaatindeyim.&#8221;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Şairimizin, çocukluk hayatı sarsıcı olaylarla dopdoludur. Bir gazeteci ve  hürriyet savaşçısı olan babası Avnullah Kâzımî önce istibdat idaresinin, daha  sonra&#8217;-1908 yılında &#8220;Fedekaran-ı Millet Cemiyeti&#8221; adı altında bir siyasi parti  kurup muhalefete geçtiği için- sözde hürriyet idaresinin (İttihat ve  Terakki&#8217;nin) hışmına uğrayıp, ömrünün büyük bir kısmını sürgünde ve zindanda  geçirir. Bir süre, siyasetten çekilmeyi kabul edip, Kerkük&#8217;e mutasarrıf tayin  edilir. Orada çok değerli hizmetler görür. &#8220;Bir Devrin Romanı&#8221;nda, Halide  Nusret&#8217;in Kerkük&#8217;e ve çocukluk yıllarına ait hatıraları canlı bir şekilde  anlatılmaktadır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Sevinci güller açmış, dertleri kor içimde,<br />
Yurdumun dört bucağı sarmaşıyor içimde.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">diyen Şair&#8217;in, gezip dolaştığı yurt köşelerinden pek çok renk ve kokuyu  şiirlerinde bulabilirsiniz. Bu şiirlerde, Urfa, Suruç Ovası, Birecik, Antep,  Bingöl Yaylası, Erzurum, Sarısu, Karaman, Erciyaş, Sarıkamış ve şimdi yurdumuzun  dışında kalan Kerkük geçit resmi yapar.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Mehmetçiğe seslenirken, yüreğini koparıp, yiğit askerlerimize uzattığını  hissedersiniz.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Köyde düşünceli, cenklerde şensin.<br />
Yerlerde, göklerde, kalpde esensin,<br />
Bir baştan bir başa tarihim sensin!<br />
Ah arslan Mehmedim! Arslan<br />
Mehmedim.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Şairimizin vatan toprağıyla nasıl kaynaşıp , sarmaştığını şu mısralar anlatmaya  yeter sanırım :</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Allah azîm lûtfudur insanlara toprak<br />
Ak ekmeği berrak suyu doğuran kara toprak.<br />
Mevsimleri besler ve bezer onları bir bir<br />
Can verdiğimiz uğruna beyhude değildir.<br />
İnsanlar onundur , ona bağlanmış ezelden<br />
Ey sevgili toprak önümüz sen, sonumuz sen<br />
Hayran sana, kurban sana canlar,<br />
Sana toprak!<br />
Hür bayrağımın sahibi toprak! Ana toprak!</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Şairimiz, Ana Toprak için iki de fidan yetiştirmiştir :<br />
Sendendir, sana döner damarlarımdaki kan<br />
Senin için büyüttüm bağrımda bir çift fidan.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bu iki fidan, şimdi benim yakınlarım olan, oğlu Ergun Zorlutuna kızı Emine  Işınsu&#8217;dur. Ergun meslek olarak önce annesi gibi öğretmenliği seçmiş (Gazi  Eğitim Enstitüsü&#8217;nü bitirmiş) sonra idarecilikte karar kılmıştır. Şimdi Devlet  Hava Meydanları Genel Müdür Yardımcısıdır. Kendisini yazarlığa adayan Emine  Işınsu da annesinin sanatçı ruhu ve kabiliyeti devam ediyor</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Mehmet ÇINARLI / TÖRE / Mayıs 1976</font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"> </font></p>
<p align="center"><font face="Maiandra GD" size="2"> </font> <font face="Maiandra GD"> <span style="font-size: 15pt; font-weight: 700"><font color="#808080">|</font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/biyografiler-kim-kimdir/" style="text-decoration: none"> » Biyografiler &#8211; Kim Kimdir Sayfasına Dön! «</a><font color="#c0c0c0"> </font> <font color="#808080">|</font></span></font></p>
<p align="center"> <span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</font></strong></span></p>
<p align="center"><span style="font-size: 8pt"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/biyografiler-kim-kimdir/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Biyografi</font></a><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/biyografiler-kim-kimdir/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Biyografiler</font></a><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/biyografiler-kim-kimdir/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Yaşam Öyküleri</font></a><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/biyografiler-kim-kimdir/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Kim Kimdir?</font></a><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Biyografi/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Biyografi</font></a></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/halide-nusret-zorlutuna-biyografi-hayati-kim-kimdir/">Halide Nusret Zorlutuna – (Biyografi, Hayatı, Kim Kimdir?)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/halide-nusret-zorlutuna-biyografi-hayati-kim-kimdir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
