<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Huseyin Nihal Atsizin Hayati | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/tag/huseyin-nihal-atsizin-hayati/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Wed, 09 May 2012 18:31:33 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Hüseyin Nihal ATSIZ (Hayatı)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/huseyin-nihal-atsiz-hayati/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/huseyin-nihal-atsiz-hayati/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Oct 2007 09:28:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hüseyin Nihal Atsız]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar ve Şairler]]></category>
		<category><![CDATA[Atsizin Siirlerinden Ornekler]]></category>
		<category><![CDATA[Huseyin Nihal Atsiz Yasam Oykusu]]></category>
		<category><![CDATA[Huseyin Nihal Atsizin Hayati]]></category>
		<category><![CDATA[Nihal Atsizin Siirleri]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçü Nihal ATSIZ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/huseyin-nihal-atsiz-hayati/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hüseyin Nihal ATSIZ (Hayatı) İtalyan faşizmine sempati duyulduğu, Alman nazizmine methiyeler yazıldığı, Rus komünizmine kur yapıldığı bir dönemde ortaya koyduğu Türkçü mücadele ile bir kahramanlık destanı yaratan Hüseyin Nihal ATSIZ, mahkemeler, tabutluklar, zındanlar, sürgünler ve mahrumiyetlerin süslediği âbidevî hayatıyla yakın çağın Türkçülük tarihinde bir Ulu Türk Bilgesi olarak yarınki Türk nesillerinin sonsuza uzanan yollarını aydınlatacaktır. [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/huseyin-nihal-atsiz-hayati/">Hüseyin Nihal ATSIZ (Hayatı)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><font face="Maiandra GD"><font color="#3366ff"> <span style="font-size: 18pt; font-weight: 700">Hüseyin Nihal ATSIZ<br />
</span></font><font color="#ff6600"> <span style="font-size: 13pt; font-weight: 700">(Hayatı)</span></font></font></p>
<p align="center"> <img decoding="async" src="https://www.bilgicik.com/resimler/Turk_yazarlar_ve_sairler/huseyin_nihal_atsiz.jpg" alt="https://www.bilgicik.com/resimler/Turk_yazarlar_ve_sairler/huseyin_nihal_atsiz.jpg" height="166" width="120" /></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">İtalyan faşizmine sempati duyulduğu, Alman  nazizmine methiyeler yazıldığı, Rus komünizmine kur yapıldığı bir dönemde ortaya  koyduğu Türkçü mücadele ile bir kahramanlık destanı yaratan <strong>Hüseyin Nihal</strong> <strong>ATSIZ</strong>, mahkemeler, tabutluklar, zındanlar, sürgünler ve mahrumiyetlerin  süslediği âbidevî hayatıyla yakın çağın Türkçülük tarihinde bir Ulu Türk Bilgesi  olarak yarınki Türk nesillerinin sonsuza uzanan yollarını aydınlatacaktır. Her  nesil O&#8217;nda; heyecanının, coşkunluğunun, düşüncesinin terennümünü bulacak ve  Türk&#8217;ün meselelerine Türk gözüyle bakışın metodunu öğrenecektir. Türk Milleti,  O&#8217;nun Türklüğe adanan yetmiş yıllık hayatında, kahramanlık ile feragatın yüce ve  ölümsüz tablosunu seyredecektir&#8230;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Şuna eminiz ki, Türklüğün ölümsüz efsanesi <strong>ATSIZ ATA</strong>, şimdi Tanrı  Dağı&#8217;nda, Türk Atalarının kutlu tinlerinin toplandığı Tanrıkut otağında, çok  sevdiği Kür Şad ile beraber Türk Elleri&#8217;ni izleyerek bütün Türklerin Bozkurt  başlı sancak altında birleşeceği günü bekliyor&#8230;</p>
<p>Hüseyin Nihâl Atsız, 12 Ocak 1905&#8217;te İstanbul Kadıköy&#8217;de doğdu. </font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Atsız Beğ&#8217;in babası Gümüşhane&#8217;nin Torul  kazasının Midi köyünün Çiftçioğulları ailesinden Deniz Güverte Binbaşısı Mehmet  Nail Bey, annesi Trabzon&#8217;un Kadıoğulları ailesinden Deniz Yarbayı Osman Fevzi  Bey&#8217;in kızı Fatma Zehra Hanım&#8217;dır. Atsız Beğ&#8217;in ailesi, Gümüşhane&#8217;nin Torul  kazasının Midi köyünde Çiftçioğulları adı ile bilinmektedir. Çiftçioğulları,  Midi Köyünde 18. asrın sonlarına doğru yakınındaki Edire köyünden göçmüşlerdir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Çiftçioğulları ailesinin tesbit edilen  ceddi 19. asrın başlarında yaşadığı tahmin edilen Ahmed Ağa&#8217;dır. Ahmet Ağa&#8217;nın  İsmail, Süleyman, Hüseyin ve Şakir adlı dört oğlu olmuştur. İsmail Ağa&#8217;nın  çocukları Midi&#8217;den, Yozgat&#8217;ın Akdağ Madeni kazasının Dayılı köyüne göçmüşlerdir.  Şakir Ağa&#8217;nın evladı olup olmadığı bilinmemektedir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Ahmet Ağa&#8217;nın üçüncü çocuğu olan Hüseyin  Ağa (1832 &#8211; 1894 ) ise 1850-1852 şıralarında Deniz eri olarak Istanbul&#8217;a gelmiş,  okumayı ve yazmayı asker ocağında öğrenmiş, askerliğinin nihayetinde de teskere  bırakarak Osmanlı Donanması (Donanma-yı Hümayün) &#8216;da kalmış ve makina  önyüzbaşlığına (çarkçı ( -Makine) Kolağalığı)&#8217;na terfi etmiştir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Hüseyin Ağa&#8217;nın eşi Emine Hayriye  Hanım&#8217;dır. İki çocukları olmuştur. Nevber Hanım ile Mehmet Nail Bey (1877-  1944). Mehmet Nail Bey de Osmanlı Donanması&#8217;na girmiş ve Deniz Kuvvetlerinde  Deniz Güverte Binbaşılığı&#8217;ndan emekli olmuştur. </font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Mehmet Nail Bey&#8217;in ilk eşi 1903 yılında  Yüzbaşı iken evlendiği Fatma Zehra Hanım (1884 &#8211; 1930)&#8217;dır. Fatma Zehra Hanım,  Deniz Yarbayı (Bahriye Kaymakamı) Osman Fevzi Bey ile Tevfika Hanım&#8217;ın kızıdır.  Osman Fevzi Bey, Trabzon&#8217;lu ölüp ailesi Kadıoğulları namı ile marüfdür. </font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Mehmet Nail Bey&#8217;in ilk eşinden üç çocuğu  olmuştur. 12 Ocak 1905&#8217;de Hüseyin Nihal (Atsız), 1 Mayıs 1910&#8217;da Ahmet Nejdet  (Sançar) ve Aralık 1912&#8217;de Fatma Nezihe (Çiftçioğlu).</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">1930 yılında ilk eşinin damar sertliğinden  vefatı üzerine Mehmed Nail Bey, 1931 yılında yeniden evlenmiştir. İkinci eşinin  adı da Fatma Zehra&#8217;dır. İkinci eşinden 1932 yılında Necla (Çiftçioğlu) adlı bir  kızı olan Mehmed Nail Bey ikinci eşiyle geçinememiş ve iki yıl sonra  ayrılmıştır. </font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p><center><!--adsense#reklam_336x280--></center></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Türkçülük fikrinin ilk kıvılcımları <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/huseyin-nihal-atsiz/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Atsız</font></a>&#8216;ın gönlünde, o daha 7-8 yaşında iken  tutuşmaya başladı. Babasının görevli bulunduğu Süveyş sokaklarında İtalyan  çocuklarıyla yaptığı kavgalar, Fransız İlkokulu&#8217;nda Rum çocuklarının kendisine  karşı düşmanca tutumları, O&#8217;nun çocuk gönlünde büyük akisler bıraktı. Türk  Milleti&#8217;ne mensup olmanın idrakine daha o yaşlarda vardı. </font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Atsız, yükseköğrenim çağına gelip Askeri  Tıbbiye&#8217;ye kaydolunca, komünizm ve azınlık milliyetçiliği peşinde koşan Türk  düşmanı kişilerle karşılaştı. Türklük şuuru olgun bir seviyeye ulaşan Atsız,  Türk devletinin birlik ve bütünlüğüne yönelen bu zararlı akımlarla fikrî ve  fiili mücadeleye başladı. Ziya Gökalp&#8217;in cenaze töreninin yapıldığı günün gecesi  Türkçülük fikrine düşman öğrencilerle kavga ettiği ve daha sonrasında ise  aralarında bir takım problemler geçen Arap asıllı Bağdatlı Mesut Süreyya Efendi  adlı bir mülazım (teğmen)&#8217;ın kasti bir şekilde ve gereksiz bir yerde istediği  selâmı vermediği için, 4 Mart 1925 tarihinde 3. sınıf talebesiyken Askeri  Tıbbiye&#8217;den çıkarılmıştır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bu olaydan sonra üç ay kadar Kabataş Lisesi&#8217;nde yardımcı öğretmenlik yapan  Atsız, daha sonraları Deniz Yolları&#8217;nın Mahmut Şevket Paşa adlı vapurunda kâtip  muavini olarak çalışmış ve bu vapurla İstanbul-Mersin arasında bir kaç sefer  yapmıştır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">1926 yılında İstanbul Dârülfünûnu&#8217;nun Edebiyat Fakültesi&#8217;nin &#8220;Edebiyat Bölümü&#8221;ne  ve İstanbul Dârülfünûnu&#8217;nun yatılı kısmı olan Yüksek Muallim Mektebi&#8217;ne kaydolan  Atsız, bir hafta sonra askere çağırılmış, tecil isteği kabul edilmeyen Atsız  askerliğini 9 ay olarak 28 Ekim 1926-28 Temmuz 1927 tarihleri arasında  İstanbul&#8217;da Taşkışla&#8217;da 5. piyade alayında er olarak yapmıştır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Ahmet Naci adlı arkadaşı ile birlikte hazırladığı Anadolu&#8217;da Türklere Ait Yer  İsimleri adlı makalenin Türkiyat Mecmuası&#8217;nın ikinci cildinde yayınlanması ile  hocası olan M. Fuad Köprülü&#8217;nün dikkatini çeken Atsız, 1930 yılında Edirneli  Nazmî&#8217;nin divanı üzerinde mezuniyet çalışması yapmıştır (Divân-ı Türkî-i Basit,  Gramer ve Lügati, 1930, 111 s. Türkiyat Enstitüsü Mezuniyet Tezi, no 82). Aynı  yıl Edebiyat Fakültesi&#8217;nden mezun olmuştur.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Atsız&#8217;ın sınıf arkadaşları arasında Tahsin Banguoğlu, Ziya Karamuk, Orhan Şâik  Gökyay, Pertev Nâilî Boratav, Nihad Sâmi Banarlı gibi isimleri sayabiliriz.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Mezuniyetinden sonra Edebiyat Fakültesi Dekanı olan hocası Prof. Dr. M. Fuad  Köprülü, Maarif Vekâleti’nde Atsız için girişimde bulunarak, Yüksek Öğretmen  Okulu&#8217;nu öğrenci olarak bitirdiği için, liselerde yapması gereken 8 yıllık  mecburi hizmetini affettirmiş ve 25 Ocak 1931’de Atsız&#8217;ı kendisine asistan  olarak almıştır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Atsız, yine 1931 yılında Dârülfünûnun felsefe bölümünden mezun olan ilk eşi  Mehpare Hanım ile evlenmiş, ancak 1935 yılında ayrılmıştır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Atsız, 15 Mayıs 1931&#8217;den 25 Eylül 1932 tarihine kadar Atsız Mecmua (17 sayı)&#8217;yı  çıkarmaya başladı. M. Fuad Köprülü, Zeki V. Togan, Abdülkadir İnan gibi edebiyat  ve tarih bilginlerinin de içinde bulunduğu bir kadro ile yayın hayatına atılan  bu &#8220;Türkçü ve Köycü&#8221; dergi, devrinde ilim, fikir ve sanat alanında çok tesir  yaratan Türkçü bir çığır açmış, âdetâ Cumhuriyet devri Türkçülüğünün öncüsü  olmuştur.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Atsız, kendini tanıtmaya başlayan ilk yazılarını (H. Nihâl) imzası ile,  hikâyelerini de (Y.D.) imzasıyla, bu dergide yayınlamaya başlamıştır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">1932 Temmuzunda Ankara&#8217;da toplanan Birinci Türk Tarih Kongresi esnasında, Prof.  Dr. Zeki Velidi Togan&#8217;a Dr. Reşid Galib&#8217;in yaptığı haksız hücum üzerine Atsız,  içerisinde ikinci eşi Bedriye (Atsız) ile Pertev Nâilî Boratav&#8217;ın da bulunduğu 8  arkadaşı ile, Dr. Reşid Galib&#8217;e &#8220;Zeki Velîdî&#8217;nin talebesi olmakla iftihar  ederiz&#8221; diyen bir protesto telgrafı çekmiş ve bu telgraf üzerine de  mimlenmiştir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">19 Eylül 1932&#8217;de Dr. Reşid Galib, Maarif Vekili olmuştu. Kısa bir süre sonra da  Prof. M. Fuad Köprülü&#8217;nün dekanlıktan ayrılması üzerine Edebiyat Fakültesi  Dekanlığı&#8217;na vekâleten bakan Ali Muzaffer Bey asâleten tâyin edilmiştir. Atsız&#8217;ı  üniversiteden uzaklaştırmak için fırsat arayan Reşid Galib, Atsız Mecmua&#8217;nın 17.  sayısındaki &#8220;Dârülfünûn&#8217;un kara, daha doğru bir tabirle, yüz kızartacak listesi&#8221;  adlı makalesi ile bu fırsatı yakalamış ve Edebiyat Fakültesi Dekanı, 13 Mart  1933 tarihinde Atsız&#8217;ın üniversite asistanlığına son vermiştir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Üniversiteden çıkarılmasından birkaç gün sonra Atsız, Edebiyat Fakültesi&#8217;nin  Dekanı&#8217;nı Tokatlıyan&#8217;daki bir çayda yakalayıp yüzlerce kişinin önünde  tokatlamıştır. Atsız&#8217;a bu hadise için hiç bir şekilde tepki gösterilmemiştir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Üniversite asistanlığından çıkarılan Atsız, Malatya Ortaokulu&#8217;na <a href="https://www.bilgicik.com//" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Türkçe</font></a> öğretmeni olarak tayin edilmiştir,  Malatya&#8217;da kısa bir müddet (8 Nisan 1933-31 Temmuz 1933) Türkçe öğretmenliği  yapan Atsız, Edirne Lisesi edebiyat öğretmenliğine tayin edilmiştir. Atsız&#8217;ın  Edirne&#8217;deki edebiyat öğretmenliği de 3-4 ay kadar kısa bir müddet devam  etmiştir. (11 Eylül 1933-28 Aralık 1933).</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Atsız, Edirne&#8217;de iken Atsız Mecmua&#8217;nın devamı mahiyetindeki &#8220;Aylık Türkçü Dergi&#8221;  olan Orhun (5 Kasım 1933-16 Temmuz 1934, sayı 1-9)&#8217;u yayımlamıştır. Orhun  dergisinde, Türk Tarih Kurumu tarafından çıkarılan ve liselerde ders kitabı  olarak okutulan dört ciltlik tarih kitaplarının yanlışlarını ağır bir şekilde  eleştirdiği için 28 Aralık 1933’te bakanlık emrine alınmıştır. 9. sayısında da  Orhun, Bakanlar Kurulu kararı ile kapatılmıştır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Dokuz ay bakanlık emrinde kalan Atsız, 9 Eylül 1934 tarihinde Kasımpaşa&#8217;daki  Deniz Gedikli Hazırlama Okulu&#8217;na Türkçe öğretmeni olarak tayin olunmuştur.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Şubat 1936 tarihinde ikinci eşi olan Bedriye Hanım ile evlenen Atsız&#8217;ın bu  evlilikten 4 Kasım 1939 tarihinde Yağmur ve 14 Temmuz 1946 tarihinde de Buğra  adlı iki oğlu olmuştur. Atsız Bey, ikinci eşi Bedriye Atsız&#8217;dan da Mart 1975  tarihinde ayrılmıştır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Atsız, Kasımpaşa&#8217;daki Deniz Gedikli Hazırlama Okulu&#8217;nda Türkçe öğretmeni olarak  4 yıl kadar çalışmış ve 1 Temmuz 1938 tarihinde bu görevinden ihraç edilmiştir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bunun üzerine Özel Yüce-Ülkü Lisesi&#8217;ne geçen Atsız, burada 1937 yılından 1939  yılının Haziranının sonuna kadar edebiyat öğretmenliği yapmıştır. Atsız, 19  Mayıs 1939 ile 7 Nisan 1944 tarihleri arasında yine özel bir lise olan Boğaziçi  Lisesi&#8217;nde edebiyat öğretmenliğinde bulunmuştur.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Atsız, Boğaziçi Lisesi&#8217;nin Türkçe öğretmeni iken Orhun Dergisini (1 Ekim 1943-1  Nisan 1944, sayı:10 ile 16 arası, 7 sayı) yeniden yayınlamaya başlamıştır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">II. Dünya Savaşı sıralarında yerli komünistler faaliyetlerini olağanüstü  artırdıkları halde, resmî makamlar bu aşırı hareketlere karşı tedbir almak  yerine, seyirci kalmaktaydılar. Atsız, ilgilileri ikaz için Orhun.&#8217;un Mart  1944&#8217;te yayınlanan 15. sayısında, devrin Başbakanı Şükrü Saraçoğlu&#8217;na hitaben  bir açık mektup yayınlamıştır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Atsız, bu açık mektupta, Marksistlerin artan faaliyetlerini belirtmekte idi.  Aynı zamanda, Orhun dergisi kapatılmadığı takdirde bir sonraki sayısında bu  aşırı faaliyetlerin belgeleri ile birlikte örneklerini vereceğini bildiriyordu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Atsız, Orhun&#8217;un kapatılmaması üzerine, Nisan 1944&#8217;te yayımlanan 16. sayıda,  Giritli Ahmed Cevad Emre, Pertev Nâilî Boratav, Sabahattin Ali ve Sadrettin  Celâl Antel&#8217;in Marksist faaliyetlerini açıklayarak devrin Millî Eğitim Bakanı  olan Hasan Ali Yücel&#8217;i istifaya çağırmıştır. Bu ikinci açık mektup, yurt içinde  büyük bir millî galeyana sebep olmuş, başta İstanbul ve Ankara olmak üzere bir  çok şehirde, komünizm aleyhinde gösteriler yapılmaya başlanmıştır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bu arada Atsız&#8217;a yurdun her köşesinden mektup ve telgrafların gelmesi  Ankara&#8217;daki yetkilileri tedirgin etmekte idi. Millî Eğitim camiasındaki  komünistler sebebi ile kendi partisinin mensupları tarafından dahi sorguya  çekilmeye başlanan Hasan Ali Yücel, ilk iş olarak 7 Nisan 1944 tarihinde  Atsız&#8217;ın Boğaziçi Lisesi&#8217;ndeki edebiyat öğretmenliğine son vermiştir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Orhun dergisi ise Bakanlar Kurulu kararı ile yeniden kapatılmış, bu arada  Sabahattin Ali de kışkırtılarak Atsız aleyhine hakaret davası açmaya  zorlanmıştır. Aleyhine dava açılan Atsız, trenle Ankara&#8217;ya gitmiş ve Türkçü  gençler tarafından istasyonda karşılanarak bir otelde misafir edilmiştir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Hakaret davasının 26 Nisan 1944 günü yapılan ilk oturumu olaylı geçmiştir. Bunun  üzerine 3 Mayıs 1944 tarihinde yapılan ikinci oturuma üniversite öğrencisi  alınmamış, bu yüzden de devrin Halk Partisi iktidarını şaşırtan büyük öğrenci  gösterileri olmuş ve yüzlerce kişi tutuklanmıştır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">&#8220;Sabahattin Ali &#8211; Nihâl Atsız davası&#8221; olmaktan çok &#8220;Komünizme karşı Türkçülük  davası&#8221; halini alan bu davanın 9 Mayıs 1944 günü yapılan karar oturumunda,  Sabahattin Ali&#8217;ye &#8220;vatan haini&#8221; dediği için 6 aya mahkûm edilen Atsız&#8217;ın cezası  hâkim tarafından &#8220;milli tahrik&#8221; gerekçesi ile 4 aya indirilmiş ve 4 aylık bu  ceza da ertelenmiştir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Atsız, cezasının ertelenmesine rağmen 9 Mayıs 1944 tarihinde mahkemenin  kapısından çıkarken tevkif edilmiştir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">19 Mayıs 1944 törenlerinde Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, Atsız ve arkadaşlarını  ağır şekilde itham eden nutkunu söylemiş ve bu nutuk üzerine de Atsız ve 34  arkadaşı İstanbul 1 Numaralı Sıkıyönetim Mahkemesi&#8217;nde yargılanmaya başlamıştır.  Aralarında üniversite profesörü, öğretmen, subay, doktor ve üniversite  öğrencileri bulunan sanıklar, sorguya çekme adı altında çeşitli işkencelere  maruz bırakıldıktan sonra, 7 Eylül 1944 günü yargılanmaya başlanmıştır.  &#8220;Irkçılık-Turancılık davası&#8221; adı verilen ve haftada 3 gün olmak üzere 65 oturum  devam eden mahkeme, 29 Mart 1945 tarihinde sonuçlanmış ve Atsız 6,5 yıl hapse  mahkûm olmuştur.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Atsız, bu kararı temyiz etmiş ve Askerî Yargıtay, 1 Numaralı Sıkıyönetim  Mahkemesi&#8217;nin kararı esastan bozmuştur. Böylece Atsız, bir buçuk yıl kadar  tutuklu kaldıktan sonra, 23 Ekim 1945 tarihinde tahliye edilmiştir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">5 Ağustos 1946 tarihinde 2 Numaralı Sıkıyönetim Mahkemesi&#8217;nde tutuksuz olarak  başlayan Atsız ve arkadaşlarının davası (bu dava Prof. Kenan Öner-Hasan Ali  Yücel davası adı ile tanınmıştır), 31 Mart 1947 tarihinde sonuçlanmış ve 29  oturum devam eden mahkemede bütün sanıkların beraatına karar verilmiştir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Nisan 1947&#8217;den Temmuz 1949&#8217;a kadar kendisine iş verilmeyen Atsız, Ekim  1945-Temmuz 1949 tarihleri arasında geçinmek için kitaplarından bazılarını  satmak zorunda kalmıştır. Bir müddet Türkiye Yayınevi&#8217;nde çalışan Atsız,  Türk-Rus savaşlarının özeti olan &#8220;Türkiye Asla Boyun Eğmeyecektir&#8221; adlı kitabını  da Sururi Ermete adlı şahsın adı ile yayınlamak zorunda kalmıştır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Atsız&#8217;ın sınıf arkadaşlarından Prof. Dr. Tahsin Banguoğlu Millî Eğitim Bakanı  olunca, Atsız&#8217;ı 25 Temmuz 1949&#8217;da Süleymaniye Kütüphânesi&#8217;ne &#8220;uzman&#8221; olarak  tayin etmiştir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bir müddet bu vazifede çalışan Atsız, Demokrat Parti&#8217;nin iktidara gelmesinden  sonra 21 Eylül 1950’de Haydarpaşa Lisesi Edebiyat Öğretmenliği&#8217;ne tayin  olmuştur.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">4 Mayıs 1952 tarihinde Ankara Atatürk Lisesi&#8217;nde vermiş olduğu &#8220;Türkiye&#8217;nin  Kurtuluşu&#8221; konulu bir konferans üzerine Cumhuriyet Gazetesi, Atsız&#8217;ın aleyhine  yalan yayın yapmıştır. Hakkında bakanlık tarafından soruşturma açılan Atsız&#8217;ın  konuşmasının bilimsel olduğu tespit edilmiştir. Fakat Atsız 13 Mayıs 1952  tarihinde Haydarpaşa Lisesi&#8217;ndeki edebiyat öğretmenliği görevinden &#8220;muvakkat&#8221;  kaydı ile alınarak yine Süleymaniye Kütüphânesi&#8217;ndeki görevine tayin edilmiştir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">31 Mayıs 1952 tarihinden itibaren emekliliğini istediği 1 Nisan 1969 tarihine  kadar Süleymaniye Kütüphânesi&#8217;nde çalışan Atsız&#8217;ın en uzun süreli memuriyeti bu  kütüphânedeki memuriyet olmuştur.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Atsız, 1950-1952 yıllarında yayımlanan haftalık Orkun dergisinin başyazarlığını  yaptı. 1962’de kurulan Türkçüler Derneği’nin genel başkanlığını üstlendi.  1964’ten vefatına kadar Ötüken dergisini yayımladı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Devrin Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay, Gaziantep&#8217;e giderken bir işçinin kendisine  &#8220;idareciler Araplara toprak veriyorlar, biz Türklere vermiyorlar&#8221; sözlerine  karşılık, &#8220;Türk topraklarında yaşayan herkes Türk’tür.&#8221; demişti.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Atsız bunun üzerine, Ötüken&#8217;in Nisan 1967&#8217;de yayınlanan 40, sayısından itibaren  &#8220;Konuşmalar, 1&#8221; (Sayı 40), &#8220;Konuşmalar, II&#8221; (Sayı 41), &#8220;Konuşmalar, III&#8221; (Sayı  43), &#8220;Bağımsız Kürt Devleti Propagandası&#8221; (Sayı 43), &#8220;Doğu mitinglerinde perde  arkası&#8221; (Sayı 47) ve &#8220;Satılmışlar-Moskof uşakları&#8221; (Sayı 48) adlarıyla  yayınladığı seri makalelerinde, bölücü Marksistlerin Doğu bölgelerimizde  yaptıkları gizli çalışmaları açıklamıştı. Bu makaleler hakkında savcılıkça  soruşturma açılmıştır. Savcılığın yaptığı ilk soruşturmada Atsız&#8217;a hiç bir  suçlamada bulunulamamıştır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Ancak bu yazılar üzerine, Ankara&#8217;daki bölücü kuruluşlar tarafından Atsız  aleyhine hazırlanmış ayrılıkçılığı ilan eden bildiriler sokaklarda dağıtılmış ve  aynı günlerde Adalet Partisi&#8217;nin bir Diyarbakır Senatörü, senato kürsüsünden  Atsız aleyhine ağır bir konuşma yapmıştır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bu sistemli girişimler sonucunda, Hasan Dinçer&#8217;in Adalet Bakanı olduğu dönemde,  bakanlık tahkikat açmış ve Atsız mahkemeye verilmiştir. Davanın devam ettiği 6  yıl içerisinde 12 Mart muhtırası verilmiş ve arkasından sıkıyönetim ilân  edilmiştir. Sıkıyönetim mahkemelerinde Türk milletinin ve vatanının birliğine ve  bölünmezliğine karşı çıkan yıkıcılar, bölücüler, komünistler ve anarşistler  muhakeme edilirken, sivil mahkemelerde ise aynı hususlara daha 4-5 yıl önce  dikkati çeken Atsız muhakeme edilmiştir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Uzun duruşmalardan sonra mahkeme, Ötüken&#8217;in sahibi Atsız&#8217;ı ve sorumlusu Mustafa  Kayabek&#8217;i 15&#8217;er ay hapse mahkûm etmiştir. Mahkeme başkanının karara katılmadığı  ve 2-1&#8217;lik ekseriyetle verilen bu karar, temyiz edilince Yargıtay tarafından  bozulmuştur. Fakat aynı mahkeme 2-1&#8217;lik kararda ısrar edince, Yargıtay kararı  onaylamıştır. Atsız ve Mustafa Kayabek &#8220;Tashih-i karar&#8221; isteğinde bulunmuşlar  ancak bu istekleri mahkemece kabul edilmemiştir. Böylece mahkûmiyet kararı  kesinleşmiştir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Kronik enfarktüs, yüksek tansiyon ve ağır romatizmadan rahatsız olduğu için  Haydarpaşa Numune Hastanesine yazan Atsız&#8217;a, Haydarpaşa Numune Hastanesi  tarafından &#8220;Cezaevine konulamayacağı&#8221; kaydı bulunan rapor verilmiştir. Ancak 4  aylık bir rapor Adlî Tıp tarafından kabul edilmemiş ve &#8220;reviri olan cezaevinde  kalabilir&#8221; şeklinde değiştirilmiştir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bunun üzerine infaz savcılığı 14 Kasım 1973 Çarşamba günü sabahı Atsız&#8217;ı evinden  aldırarak Toptaşı Cezaevi&#8217;ne sevk etmiştir. 40 kişilik adi suçlular koğuşuna  konulan Atsız, bir müddet sonra reviri olan Sağmalcılar Cezaevi&#8217;ne  nakledilmiştir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Atsız, kesinleşen 1,5 yıllık cezasını çekmek için hapse girince, Atsız&#8217;ın  yazılarından, fikirlerinden ve eserlerinden feyiz alan milliyetçi bilim  adamları, üniversite mensupları, gençlik kuruluşları, kültür dernekleri vasıtası  ile Türk milleti, Cumhurbaşkanına başvurup Atsız&#8217;ın affını istemiştir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Atsız, suç işlemediğini belirterek bizzat af talep etmediği halde, Cumhurbaşkanı  Fahri Korutürk, yüreğinde vatan ve millet sevgisi taşıyan her kesimden  milyonlarca Türk&#8217;ün yoğun isteği karşısında kendi yetkisini kullanarak Atsız&#8217;ın  cezasını affetmiştir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">22 Ocak 1974&#8217;te Bayrampaşa Cezaevi&#8217;nden tahliye edilen Atsız, 1,5 yıllık  cezasının 2,5 ay kadarını cezaevinde geçirmiştir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">İbnülemin Mahmut Kemal İnal&#8217;ın tarifi ile &#8220;Atlıyı atından indirecek derecede  şiddetli yazılar yazan&#8221; Atsız, ateşli ve keskin bir üsluba sahip olması yanında,  özel hayatında sakin, kibar, mülâyim, nüktedan ve şakacı idi. Kendisinden kaç  yaş küçük olursa olsun herkese &#8220;Bey&#8221; diye hitap ederdi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Atsız, 1975 yılının kasım ayının ortalarında hasta olduğundan şüphelenmiş, ancak  yapılan muayene ve testler sonucunda bir hastalık bulunamamıştır. 10 Aralık 1975  Çarşamba gününün akşamı kalp krizi geçirmiş, gelen doktor enfarktüs olduğunu  anlayamamıştır. Ertesi akşam Atsız&#8217;ı ziyaret eden ikinci bir kriz, 11 Aralık  1975 Perşembe günü Atsız&#8217;ı aramızdan alıp götürmüştür.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Yarım asırdır hiç bir kuvvetin Türk milliyetçiliğinin burcundan indiremediği  bayraklarından birincisi olan Atsız&#8217;a Kurban Bayramı dolayısıyla ziyaret yapmak  isteyenler, 13 Aralık 1975 tarihinde Kurban Bayramının ilk günü Kadıköy Osmanağa  Câmii&#8217;nde son vazifelerini yerine getirdiler. Kılınan ikindi namazını müteakip  Osmanağa Câmii&#8217;nden Karacaahmet mezarlığına kadar, onu eller üzerinde taşıdılar.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Türk milliyetçiliğinin öncüsü olan Nihâl Atsız, aynı zamanda güçlü bir  Türkolog&#8217;tur. Türk dilini, tarihini ve edebiyatını gayet iyi bilen Atsız,  özellikle Türk tarihinin Göktürk devrini âdeta yaşamışçasına bilir ve severdi.  Çok sevdiği bu devreyi Bozkurtların Ölümü ve Bozkurtlar Diriliyor adlı iki eser  ile romanlaştırmış ve Göktürkleri Türk milletine tanıtarak sevdirmiştir. Deli  Kurt adlı romanı Osmanlı tarihinin ilk devrelerinin romanlaştırılmış şeklidir.  Ruh Adam&#8217;daki Selim Pusat&#8217;ın şahsiyetinde Atsız&#8217;ı görürüz. Ruh Adam&#8217;ın devamı  olarak Yalnız Adam&#8217;ı yazacağını söylüyordu. Yine yazacağını bildirdiği bir eseri  de Bozkurtlar&#8217;ın 3. cildi idi. Yayınlanmamış eserlerinin içerisinde II.  Mahmut&#8217;tan Günümüze Kadar Osmanlı Hanedanı Tarihi&#8217;ni zikredebiliriz.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Nihâl Atsız&#8217;n şiirleri &#8220;Yolların Sonu&#8221; adı ile kitap halinde defalarca  basılmıştır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong><em>Mekanın Türk Uçmağı olsun Atsız Atam&#8230;</em></strong></font></p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"> <font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/huseyin-nihal-atsiz/">»<span lang="tr">  H. Nihal ATSIZ Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080"> |</font></span></span></font></strong></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/huseyin-nihal-atsiz-hayati/">Hüseyin Nihal ATSIZ (Hayatı)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/huseyin-nihal-atsiz-hayati/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>5</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
