<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İbni Haldun Kimdir | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/tag/ibni-haldun-kimdir/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Sun, 09 Mar 2008 18:57:35 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>İbni Haldun &#8211; (Biyografi, Hayatı, Kim Kimdir?)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/ibni-haldun-biyografi-hayati-kim-kimdir/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/ibni-haldun-biyografi-hayati-kim-kimdir/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Jan 2008 18:55:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İ]]></category>
		<category><![CDATA[Kim Kimdir?]]></category>
		<category><![CDATA[Biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[Biyografiler]]></category>
		<category><![CDATA[Hayati]]></category>
		<category><![CDATA[İbni Haldun]]></category>
		<category><![CDATA[İbni Haldun Kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[İbni Haldun Kimdir Hayatı Biyografi Yaşamı]]></category>
		<category><![CDATA[Kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Şairlerin Biyografileri]]></category>
		<category><![CDATA[Sanatçıların Biyografileri]]></category>
		<category><![CDATA[Ünlülerin Biyografileri]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Öyküsü]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarların Biyografileri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/ibni-haldun-biyografi-hayati-kim-kimdir/</guid>

					<description><![CDATA[<p>İbni Haldun (Hayatı &#8211; Biyografisi) Ünlü İslam Bilgini İbni Haldun, 1332 yılında Tunus&#8217;ta doğdu. Geçmişte birçok önemli devlet ve bilim adamı yetiştirmiş bir aileye mensuptu. Babası değerli bir bilim adamıydı. İbni Haldun küçük yaşlarda eğitime başladı ve Kuran-ı Kerim&#8217;i ezberledi. 17 yaşında eken babasını kaybetti. İlk bilimsel çalışmalarını hukuk üzerinde yaptı ve bu konuda kendisini [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ibni-haldun-biyografi-hayati-kim-kimdir/">İbni Haldun – (Biyografi, Hayatı, Kim Kimdir?)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><font face="Maiandra GD"><font color="#0099cc"><strong><span style="font-size: 22pt"> İbni Haldun<br />
</span></strong></font> <font color="#c0c0c0"><span style="font-size: 8pt; font-weight: 700">(Hayatı &#8211;  Biyografisi)</span></font></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Ünlü İslam Bilgini İbni  Haldun, 1332 yılında Tunus&#8217;ta doğdu. Geçmişte birçok önemli devlet ve bilim  adamı yetiştirmiş bir aileye mensuptu. Babası değerli bir bilim adamıydı. İbni  Haldun küçük yaşlarda eğitime başladı ve Kuran-ı Kerim&#8217;i ezberledi. 17 yaşında  eken babasını kaybetti. İlk bilimsel çalışmalarını hukuk üzerinde yaptı ve bu  konuda kendisini iyi yetiştirdi. Daha sonra matematik, edebiyat, mantık,  tefsir,hadis ve gramer dallarında öğrenim gördü. Döneminin bilim adamlarından  dersler aldı. 20 yaşlarından itibaren devlet idaresinde görevler üstlendi. Tunus  emirinin başkatipliğine getirildi. Bu yıllarda, Kuzey Afrika&#8217;da bulunan İslam  ülkeleri arasında siyasi ve fikri mücadeleler vardı. Nitekim bir süre sonra  Tunus Hükümdarı bir savaşta öldürüldü. Onun yerine geçen idareciler ise, İbni  Haldun&#8217;a karşı cephe aldılar. Bu nedenle İbni Haldun kardeşinin bulunduğu Fas&#8217;a  geçmek zorunda kaldı. Zamanla burada da siyasi kargaşalar başgösterdi. İbni  Haldun bir iddia ile hapse atıldı. Fas Sultanı&#8217;nın ölümü üzerine hapisten  kurtulan İbni Haldun, bu kez de İspanya&#8217;daki Beni Ahmer Devleti&#8217;ne geçti.  İdarecilerin isteği üzerine, Kastilya Kralı Zalim Pedro&#8217;nun yanında elçi olarak  görevlendirildi.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"></font></p>
<table style="border-collapse: collapse" align="left" border="0" bordercolor="#111111" cellpadding="0" cellspacing="0" height="250" width="250">
<tr>
<td height="267" width="173"><center><!--adsense#reklam_250x250--></center></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
</td>
</tr>
</table>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Pedro, İbni Haldun&#8217;un görüşlerine hayran kalmış ve birçok problemlerin çözümünde  Ona danışmıştı. Ülkesinde kalması için büyük vaadlerde bulunuyordu. Buna rağmen  İbni Haldun burada da fazla kalmadı, yine Fas&#8217;a döndü. Fakat, siyasi kargaşalar  sonucu tekrar hapislere düştü. Büyük sıkıntılar çekti. Çeşitli sebeplerle birkaç  İslam ülkesini daha gezdi. Bu arada, salgın bir hastalık yüzünden bütün ailesini  kaybetmişti. Ayrıca, yerleşme kararı aldığı Mısır&#8217;a hanımını, çocuklarını ve mal  varlığını getiren gemi batmış, yapayalnız kalmıştı. Bütün bu olaylar hayatının  bundan sonraki kısmında İbni Haldun&#8217;un yalnızlığa çekilmesine neden oldu. Bir  ara Mısır&#8217;da hem hakimlik yaptı hem de medresede dersler verdi. Ancak yine Onu  kıskananlar ve görüşlerine tahammül edemeyenler ortaya çıktı. Timur ordularının  Mısır ordularını yenmesi üzerine İbni Haldun da esir edildi. Bu olay, İbni  Haldun&#8217;u Timur&#8217;un karşısına çıkardı. Timur Onun bilgisine ve zekasına hayran  oldu. Onunla sohbetler yaptı. Hatta bu karşılaşmanın Timur&#8217;u istila fikrinden  vazgeçirdiği söylendi. İbni Haldun, Timur&#8217;un parlak vaadlerini bir kenara  iterek, tekrar Mısır&#8217;a geldi ve tamamen uzlete çekildi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">İbni Haldun, Mısır&#8217;da kaldığı bu dönem içerisinde ünlü eseri Mukaddime&#8217;yi kaleme  aldı. O güne kadar edindiği fikri, siyasi ve ilmi tecrübesiyle adeta muhteşem  denilebilecek bir eser vücuda getirdi. Bu eserinin birinci cildinde; önce tarihi  olayları yani geçmişi gözler önüne serdi. İkinci cildinde; sosyal olayları  tahlil etti ve İslam toplumunun güncel problemlerini ortaya koydu. Üçüncü  cildinde ise; geleceğe ışık tutacak önemli tespitlerde bulundu ve metodlar  belirledi. Eserinde daima objektif, realist ve tecrübeci bir hareket tarzını  benimsedi. Coğrafi şartlarla sosyal hayatın ilişkisini, cemiyet şekillerini, Din  ve Devlet hayatının sınırlarını, şehir ve köy ilişkisini, iktisadi hayatı, bilgi  nazariyesini, ilimlerin tasnifini ve edebiyat meselelerini ele aldı. Genel Dünya  tarihine yer verirken, özellikle Türk tarihine geniş bir bölüm ayırdı. Bu  bölümde : &#8220;Bu Türklerin dünyadaki milletlerin en büyüğü olduğunu ve beşer  cinsleri arasından onlardan başka ayrıca büyük bir cinsin bulunmadığını bil&#8221;  diyerek okuyucunun dikkatini çekiyordu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">İslam bilimlerinin bütün dallarından, tabii ve sosyal bilimlere kadar, çağına  ulaşan her konuda önemli tahlillerde bulunmuştu. Bu nedenle, Tarih Felsefesi&#8217;nin  ve İktisat Bilimi&#8217;nin kurucusu olarak kabul edildi. Ayrıca insanlık tarihinin  ilk toplum bilimcisi ve sosyoloğu olma özelliğini kazandı. Sosyoloji ilminin  birçok temel prensiplerini Batılı bilim adamlarından yüzlerce yıl önce ortaya  koydu. Tarih, siyaset teorisi ve sosyal psikoloji alanlarında İtalyan  Makyavelli&#8217;ye; Sosyal düzenin genel esaslarında Montesqu&#8217;ya; Tarih Felsefesi  sahasında Rosseu ve Ouguste Comte&#8217;ye; Devletlerin çöküşü ilkesinde İngiliz  Tarihçisi Gibban&#8217;a; Pedagoji dalında ise William James ve Spencer&#8217;e ışık tutan  metodlar belirledi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">İbni Haldun, devlet hayatıyla dini hayatın sınırlarını ortaya koyarken, bir  çeşit Laik Devlet sistemini savunmuştu. 1406 yılında ölen İbni Haldun&#8217;un temel  gayesi; İslam Medeniyetinin tarihi ve sosyolojik problemlerine ışık tutmak ve  İslam kültürüne yeni bir canlılık kazandırmaktı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">İBN HALDUN&#8217;A GÖRE DEVLETLERİN YIKILIŞ SEBEPLERİ<br />
Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki; İbni Haldun&#8217;un bu alanda kullandığı temel  kavram olan Umran terimi, çeşitli Batılı kaynaklarda bazen Medeniyet bazen de  Kültür olarak geçmektedir. Kavram kargaşasına yol açmamak için önce bu kavramı  izah etmek gerekir. İbni Haldun Umran terimini, toplumsal hayat ve örgütlenmenin  iki aşaması olarak gördüğü Kırsal ve Kentsel hayat için genel olarak kullandığı  zaman Kültür, Kent Ümranı şeklinde kullandığında ise Medeniyet anlamı  taşımaktadır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bütün insan toplulukları Kırsal kültürden Kent kültürüne doğru bir gelişme  gösterirler. Kırsal Kültür, kendi içinde 3 alt aşamada oluşur. İlk aşama, insani  toplumsal hayat ve örgütlenmenin en ilkel biçimidir, göçebelik ve hayvancılığa  dayanır. İkinci aşama, hayvancılık alanının çeşitlendiği yine göçebelik  toplumudur. Üçüncü son aşama ise, küçük yerleşim birimlerinde (köy veya kasaba)  sebze ve tahıl tarımının yapıldığı yerleşik hayatın oluştuğu dönemdir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">İbni Haldun&#8217;a göre; daha kalabalık halk topluluklarını bir arada toplayan Kent  hayatı medeniyetin ilk aşamasıdır. Burada hayvancılık ve tarımın yerini Sanayi  ve Ticaret almıştır. Esasen, Kırsal alandaki üretim artışı, yeni ihtiyaçların  belirmesine ve üretimin pazarlanması ihtiyacına yol açtığı için Kent hayatını  ortaya çıkarmıştır. Kent hayatının sürekliliği ve varlığı için, insanların bir  araya gelip üretim ve pazarlamada işbirliği yapmaya karar vermesi yeterli  değildir. Bunları bir arada tutacak, birbirlerine zarar vermelerini önleyecek  bir Egemenlik ve Siyasi Varlık yani Devlet olmak zorundadır. İbni Haldun&#8217;a göre;  şehirleşme devleti değil, devlet şehirleşmeyi yaratır. Devlet olmadığı sürece  Kentleşme de olmaz. Devletin varlığı ile Kent hayatı özdeşleşir. Kent hayatında  ekonomik faaliyetlerin bozulması ile devletin çözülmesi birbiriyle doğrudan  ilişkilidir. Her türlü ekonomik faaliyetin hedefi kazanç elde etmektir. Devletin  ekonomik hayata adaletsiz müdahalesi, yüksek vergilerle kazancını artırmaya  çalışması, mal ve paraya istediği gibi egemen olması, ekonomik hayatı felce  uğratır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">İbni Haldun, siyasi bir egemenliğin oluşması, gelişmesi ve çözülmesi sürecinde  Siyasi Lider veya liderlerden ziyade grubunun önemli olduğuna inanır. Siyasi bir  liderin kişisel özellikleri ne kadar gelişmiş olursa olsun ekibini  oluşturamadığı sürece kesin olarak başarıya ulaşamaz. Aynı şekilde, devletlerin  çözülme sebeplerini Yönetenlerin kişisel kusurlarında aramak da yanlıştır. Bu  görüşüyle İbni Haldun&#8217;a göre Devlet -siyasi- bir Hanedan niteliğindedir. Bir  devletin ortaya çıkması, gelişmesi ve en yüksek noktaya ulaştıktan sonra  çözülmesiyle bir siyasi hanedanın ortaya çıkması, gelişmesi, yükselmesi ve  çözülmesi arasında sıkı bir paralellik kurar. Her devlete ortalama olarak 120 &#8211;  130 yıllık bir ömür tanır. Her devlet genel olarak 5 temel aşamadan geçer.<br />
Kuruluş Devresi: Her türlü karşı koymanın bastırıldığı, daha önce onu elinde  tutan hanedandan zorla alınması devresidir. Ele geçiren grupta canlılık ve  etkinlik en üst düzeydedir. Henüz geleneksel alışkanlıklarını yitirmemiş,  mütevazi ve kanaatkardır. Siyasi lider henüz kendisini vatandaşlarından ayrı  tutmaz.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Otorite Devresi: İktidarı elinde tutan lider kendi grubu üzerinde otoritesini  tesis eder, mülkü ve nimetlerini kendisi için istemeye başlar. Grupta rakip  olacak ileri gelenler yönetimden uzaklaştırılır, kendine bağlı itaatkar kişiler  yönetime gelir.<br />
Rahatlık Devresi: İktidarın meyveleri toplanır, servet genişletilir, şan ve  şöhret ön plana geçer, kendini ölümsüzleştirecek eserler meydana getirilir.  Siyasi liderin hem kendi grubunu hem de diğer grupları tam egemenlik altına  aldığı dönemdir. Güçlü ordu, iyi çalışan sivil bürokrasi ve düzenli toplanan  vergiler vardır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Taklit Devresi: Siyasi iktidar, atalarının bıraktıklarını yeterli görmeye  başlar. En doğru yolun kendisine miras bırakılan yolu takip etmek olduğuna  inanır. Taklitçilik ve gelenekçilik, yenileşmenin önünü tıkar.<br />
Savurganlık Devresi: Siyasi iktidar, atalarından kalan mirası arzu ve hevesine  göre israf etmeye ve savurganlık yapmaya başlar. Devlet yönetimine ehliyetsiz  kişiler geçirilir. Devletin çözülme ve yıkılma süreci başlar. Ordusunu, memurunu  besleyemez ve giderlerini karşılayamaz hale gelir ve yıkılır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">İbni Haldun, devletin çözülmesinde dış faktörlerden ziyade iç etkenlerin öncelik  taşıdığını kabul eder. Bununla birlikte devletin tümüyle ortadan kalkışı bir dış  saldırıyla gerçekleşir. Devletin yıkılışındaki en temel sebepleri; Lider,  Ekonomi ve Ahlak olmak üzere 3 temel başlık altında ifade eder.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Lider; devletin kurulma saflasında grubuyla ahlaki bir otorite ilişkisi  içindedir. Zamanla otoritesini paylaşmak istemez. Liderin kibir, bencillik ve  başkalarına hakim olma duygusu öne geçer. Ona göre siyasetin kendisi de Tek Bir  Hakim olmayı gerektirir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Ekonomi; güç olarak iki temele dayanır : Asker ve Para. Devletin kuruluş  safhasında fazla paraya ihtiyaç olmaz. Devlet büyüyüp geliştikçe yeni ihtiyaçlar  paraya olan ihtiyacı da ortaya çıkarır. Koruyucu sınıfı ile yönetim arasında  ücretlerin ve ihtiyaçların karşılanmasına paralel bir hoşnutluk ilkesi vardır.  Yönetimin tek para kaynagı vergilerdir. Vergilerin akması içinse sağlam ve  gelişen bir ekonomik yapı gerekir. İbni Haldun, ekonominin kendine has kanunları  olduğunu belirtir ve herhangi bir zorlama ekonomik hayatı alt-üst eder. Ekonomik  gelişmenin bir üst sınırı vardır ve ondan sonra duraklama ve gerileme başlar.  Tahrik edilen insani ihtiyaçların artma hızı, bunları karşılayacak kazanç ve  gelirlerin artış hızından fazla olduğu için bir noktada yetersizlik başlar. Bu  noktada Devlet, ya giderlerini kısmak ya da gelirlerini artırmak şeklinde iki  yoldan birini kullanmak durumundadır. Ne yazık ki bu noktadan sonra bu iki yol  da başarıya ulaşamaz. Rahatlığa alışmış olanlar kemer sıkamazlar. Devlet  gelirleri artırmak için ya varolan vergileri artırır ya da yeni vergiler koymak  isteyebilir. Oysa Vergi ile Kazanç arasında tecavüz edilmemesi gereken sınır  aşılırsa teşebbüs arzusu zayıflar. Vergide de gelir sağlayamayan Devlet, bu defa  ekonomik hayata girmek ister. Üreticilerden mallarını değerlerinin altında  almaya, tüketiciye fahiş karla satmaya çalışır. Bunun sonucu üretici üretimden,  tüccar ticaretten vazgeçer. Tüketiciler şehirden kaçış yolları arar. Devlet  bunun da fayda etmediğini görünce, önce yakınındaki varlıklı kişilerden  başlayarak herkesin malına ve mülküne el koyar. Bu da vatandaşların yönetimden  yüz çevirmesine, dış güçlerle ittifak yapılmasına, ekonomik hayatın durmasına ve  devletin ortadan kalkmasına yol açar.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Ahlak; ilkesinin uygarlığın -ilimlerin, sanatların, şehir hayatının,  zenginliğin, konforun, ince alışkanlıkların- gelişmesine paralel olarak bozulup  bozulmadığı tarih boyunca tartışma konusu olmuştur. Eski Atina&#8217;dan başlayarak  Rönesans&#8217;a kadar pek çok düşünür, ahlaki yozlaşmanın bir devletin çöküşünde  önemli bir etken olduğunu savunur. Berkeley; &#8220;Büyük Britanya&#8217;nın çöküşünü  önlemek üzerine yazdığı düşüncelerinde, İngiliz halkının madddi heveslerinin  artışından ve ahlaki niteliklerini kaybedişinden önemle bahseder. Kurtulmak için  Hristiyan ahlakının ilkelerinin yeniden saygınlığa kavuşturulması gerektiğini  belirtir.&#8221; Aynı şekilde Fransa&#8217;da J.J. Rousseau; &#8220;Uygarlığın gelişmesinin  ahlakın bozulmasına yol açtığını&#8221; savunur. Spengler; &#8220;Batının çöküşünü konu  ettiği eserinde gelişmeyle birlikte ahlaki değer ve kurumların yozlaşmasından&#8221;  söz eder. Örneğin; Yürek dili yerine, ilmi dinsizlik; Saygı ve gelenek yerine,  soğuk olgusallık; Halk yerine, kitlesellik; Gerçek ve canlı değerler yerine,  para ve soyut değerler; Devlet ve Toplum yerine, milletlerarası toplum değerleri  hakim olur. İnsanlar; kanaatkar, dayanıklı, kendine güvenen, cesur, yardımserver,  namuslu, dindar olmak yerine, haris, mağrur, korkak, tembel, bencil, müsrif,  rahatına düşkün, dini değerlere lakayt hale gelirler. Doymak bilmeyen  ihtiyaçlarını meşru yollardan tatmin edemeyenler, gayrı meşru yolları zorlar ve  ahlaki değerleri yıkarlar. Çözülme sürecinde Devlet bütün vatandaşlarına karşı adil değildir. Halk  bireyselleşmiş, gayrı meşru ilişkiler yaygınlaşmış, din ve ahlak duyguları  zayıflamıştır</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"> </font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><br />
</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2"> </font></p>
<p align="center"><font face="Maiandra GD" size="2"> </font> <font face="Maiandra GD"> <span style="font-size: 15pt; font-weight: 700"><font color="#808080">|</font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/biyografiler-kim-kimdir/" style="text-decoration: none"> » Biyografiler &#8211; Kim Kimdir Sayfasına Dön! «</a><font color="#c0c0c0"> </font> <font color="#808080">|</font></span></font></p>
<p align="center"> <span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</font></strong></span></p>
<p align="center"><span style="font-size: 8pt"> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/biyografiler-kim-kimdir/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Biyografi</font></a><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/biyografiler-kim-kimdir/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Biyografiler</font></a><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/biyografiler-kim-kimdir/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Yaşam Öyküleri</font></a><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/biyografiler-kim-kimdir/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Kim Kimdir?</font></a><font color="#ffffff">, </font> <a href="https://www.bilgicik.com/tag/Biyografi/" style="text-decoration: none"> <font color="#ffffff">Biyografi</font></a></span></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/ibni-haldun-biyografi-hayati-kim-kimdir/">İbni Haldun – (Biyografi, Hayatı, Kim Kimdir?)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/ibni-haldun-biyografi-hayati-kim-kimdir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
