<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>icatlar | Bilgicik.Com</title>
	<atom:link href="https://www.bilgicik.com/tag/icatlar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.bilgicik.com</link>
	<description>Türkçe, Edebiyat, Teknoloji... Bilgicik Günlüğüm (:</description>
	<lastBuildDate>Mon, 12 Mar 2018 13:33:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Buharlı Araba (Keşifler ve Buluşlar)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/buharli-araba-kesifler-ve-buluslar/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/buharli-araba-kesifler-ve-buluslar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Nov 2007 23:12:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Karışık Başlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Keşifler ve Buluşlar]]></category>
		<category><![CDATA[Buhar]]></category>
		<category><![CDATA[Buharla Calisan Arabalar]]></category>
		<category><![CDATA[Buharli Araba]]></category>
		<category><![CDATA[Buharli Araba Kesifler ve Buluslar]]></category>
		<category><![CDATA[Buharli Arabanin Bulunusu]]></category>
		<category><![CDATA[Buharli Arabanin icadi]]></category>
		<category><![CDATA[Bulus]]></category>
		<category><![CDATA[Buluslar]]></category>
		<category><![CDATA[icat]]></category>
		<category><![CDATA[icatlar]]></category>
		<category><![CDATA[Kesif]]></category>
		<category><![CDATA[Kesifler]]></category>
		<category><![CDATA[Maddelerin Kesifleri]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihteki Kesifler ve Buluslar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/buharli-araba-kesifler-ve-buluslar/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Buharlı Araba (Keşifler ve Buluşlar) &#160; Böyle bir tasarı Newcomen&#8217;in makinesiyle bile hayalden öteye gidebilecek gibi değildi. Daha önce tanımını yaptığımız üç metre uzunluğunda ve sarkacı yedi metreye varan dev aracı bir gözümüzün önüne getirelim. Böylesine bir hantal makineyi bir arabaya, hatta bir gemiye yüklemeyi düşünmek düpedüz gülünçtü. Üstelik bir soğutma makinesi olduğuna göre araçta [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/buharli-araba-kesifler-ve-buluslar/">Buharlı Araba (Keşifler ve Buluşlar)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><font face="Maiandra GD"><strong><font color="#3366ff"><span style="font-size: 22pt"> Buharlı Araba<br />
</span></font><font color="#ff6600"><span style="font-size: 15pt">(Keşifler ve  Buluşlar)</span></font></strong></font></p>
<p align="center"> <img decoding="async" src="https://www.bilgicik.com/resimler/icatlar_ve_buluslar/buharli_araba.jpg" alt="https://www.bilgicik.com/resimler/icatlar_ve_buluslar/buharli_araba.jpg" align="left" height="175" width="148" /></p>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="justify">  <font face="Maiandra GD" size="2">Böyle bir tasarı Newcomen&#8217;in makinesiyle bile  hayalden öteye gidebilecek gibi değildi. Daha önce tanımını yaptığımız üç metre  uzunluğunda ve sarkacı yedi metreye varan dev aracı bir gözümüzün önüne  getirelim. Böylesine bir hantal makineyi bir arabaya, hatta bir gemiye yüklemeyi  düşünmek düpedüz gülünçtü. Üstelik bir soğutma makinesi olduğuna göre araçta  ayrıca tonlarla soğuk su bulundurulması gerektirmekteydi. Bu su, gemi için bir  sorun değilse de bunca hantallığı bir kara taşıt aracında bir an düşünmek bile  saçmaydı, öyle ki bu yolda ısrar edenlerin hepsinin acı hayal kırıklıklarına  uğrayacakları kesindi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Böyle olduğu halde, Fransız askeri mühendisi Joseph Cugnot (1725-1804),  umutsuzluğa kapılmadı. Çok ufak tipte inşa ettiği bir Newcomen makinesini bir  arabaya yükledi. Buharı sıvılaştırma işini hava ile gerçekleştirdi. Hantal  sarkacın yerine bir dişli çark mandalı koydu. Tek ve büyük bir kazan yerine  buharı sırayla alan iki ufak silindir yerleştirdi.</p>
<p>Makinesinin prototipi 1769&#8217;da tamamlandı. Bu üç tekerlekli bir yük arabası olup  tek ön tekerlek hem itici hem de yön verici görevini yükleniyordu. Bu araç  1770&#8217;te denendi. Zamanında yazılmış bir anı bu aracı şöyle tanımlar:</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">&#8220;2.500 kg.&#8217;lık bir topu taşıyan hemen hemen aynı ağırlıktaki bu araç bir saatte  5/4 fersah yol aldı.&#8221;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Cugnot ne yazık ki buharlaşma yoluyla eksildikçe kazanın suyunu yenileyecek bir  sistem kurmayı ihmal ettiğinden 15 dakikada bir durmak ve su ikmali yapıp  kaynamasını beklemek gerekiyordu. Ciddi bir sakıncaydı bu. O kadar ki; başta  aracı top taşıma işinde kullanmayı düşünen askeri mühendisler, bundan çabuk  caydılar. Aradan otuz yıl geçti, bir yenilik getirilmeyen makine Napolyon&#8217;a  teklif edildiğinde, o bite bu sakıncanın bir Watt makinesi sayesinde  giderilebileceğini ve bunun gerçekleşmesi halinde eşsiz bir savaş aracı elde  edebileceğini tahmin edemedi.<br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p><center><!--adsense#reklam_336x280--></center><br />
<font face="Maiandra GD" size="2"> Cugnot&#8217;nun makinesinin sakıncaları ne kadar büyük olursa olsun bunların  giderilemeyecek türden olmadığını ve makinenin kullanışlı hale  getirilebileceğini yalnız iki kişi anladı: Bunlardan biri, daha önce de sözünü  ettiğimiz William Murdock oldu. Cugnot&#8217;nun çalışmalarından haberi var mıydı, yok  muydu, bilemiyoruz. Ancak, halen Birmingham Müzesinde bulunan onun tarafından  yapılmış bir makine, buharlı araçlar üzerinde çalışmış olduğunu ispatlamaktadır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Yüksek basınçlı kazan ve bir çift-etkili Watt makinesiyle hareket eden bu araç,  1784&#8217;ten 1792&#8217;ye kadar kusursuz işledi. Ama o tarihte ilk otomobil kazası da  yapıldı. Araç sürücüsünün yönetiminden çıkıp zavallı bir yayaya tampon darbesi  indirmiş, adamcağızı korkudan baygın düşürmüştü. Teknik engeli yenen ikinci  kişi, yine daha önce sözünü ettiğimiz Oliver Evens&#8217;tir. Beygir gücüne ihtiyaç  duyulmayan bir   <font color="#000000">araba</font> icat etmeyi 1786&#8217;da düşünmüş, ama çalışmalarına ancak  1800&#8217;de başlayabilmişti. Daha önce de buharlı bir deniz tarama gemisi inşa  etmişti. Keşfettiği yüksek basıncı bir  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/buharli-araba-kesifler-ve-buluslar/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">araba</font></a>ya uygulayarak Philadelphia  sokaklarında gezmeye başladı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Ama 1795&#8217;te kendisine bir sermayedar ortak bulmak üzere Londra&#8217;ya temsilci  gönderme gibi bir hataya düştü. Temsilci başarısızlıkla döndü ve elindeki  belgeler Richard Trevithick adlı bir adamın eline geçti (1771-1833). Bu adam  kuzeni Vivian ile birlikte, Evens&#8217;in makinesinden yararlanmayı bildi ve  atölyelerinde onunkine çok benzeyen arabalar imal ederek piyasaya sürdü. Bu  buharlı ilk otomobil, Camborne (Cornoualles) Plymouth arasındaki 120 km.&#8217;lik  yolu, saatte yaklaşık olarak 16 km. hızla gitmeyi başardı. Kendi türünde en  başarılı olan bu araç, Londra Sergisinde de gösterildi, ama hiç bir kapitalist  ona sermaye bağlamaya cesaret edemedi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Cugnot&#8217;dan beri bu hep böyle oluyordu; çünkü 1769&#8242; dan bu yana artık gelişmiş  olmakla birlikte buharlı makine kendini bir türlü kabul ettiremiyordu. Evens ve  Trevithick&#8217;in makineleri gelişmiş araçlardı ve taşıma işlerinde başarıyla  kullanılabilirdi. Ama nedense, hiç kimse parasını tehlikeye sokmak istemiyordu.  Bu nedenle buharlı araba denemesi tam bir başarısızlıkla sona eren bir serüven  oldu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Başarısızlığı iki nedene bağlayabiliriz: O dönemde insanlar alıştıklarından  başka türlü bir taşıma aracına pek ihtiyaç duymamakta; sonra bir taşıt aracının  hayvandan başka bir itici güçle sürülebileceğini düşünememekteydiler. Böyle bir  önyargının karşısında elbette ki, mucitlerin eserleri ne kadar güvenilir ve  gelişmiş olursa olsun kendini kabul ettiremezdi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Kaldı ki, o dönemin insanlarında çağdaşlarımıza benzer bir gelişme hevesi de  yoktu. Bugün en kalın kafalı bile on yirmi ya da yüz yıl sonra bütün makinelerin  en gelişmiş duruma ulaşacağından ve ulaşımın daha hızla yapılacağından kuşkusu  yoktur. Trenden otomobile, otomobilden uçağa, uçaktan füzeye gelişme hızla  gerçekleştirilmiş, geçmişteki bu gelişim ilerisi için bir garanti olmuştur. 2000  yılının tekniğinin 1970&#8217;inkinden kat kat üstün olmayacağını artık kimse aklının  köşesinden geçiremez. Bunun tersine 1800 yıllarında sürekli gelişmeye olan inanç  yaygın değildi çünkü, sınırlı bir lüksün dışında çoğunluk hep aynı şekilde  yaşamışlardı. Bu durumun değişeceğini tahmin edemiyorlardı. Watt&#8217; in makinesi  fabrikaları işletmek; at, taşıtları çekmek ve rüzgâr da değirmeni döndürmek  içindi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bu ruh tembelliği buharlı makinenin ulaşım araçlarına uygulanmasının elli yıl  geciktirdi. Ocağı, kömür yığını ve koca. bacasıyla hantal görünümü karşısında  onu ancak sabit bir, makine olarak düşünüyorlardı. Bu koca şeyin bir posta  arabasına yüklenip onu çekmesi düşünülebilir miydi? Düzenli) bir hizmeti  böylesine sevimsiz bir araca bırakmak ne maskaralıktı!</font></p>
<p align="center"><span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</font></strong></span></p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"> <font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/kesifler-ve-buluslar/">»<span lang="tr">  &#8220;Keşifler ve Buluşlar&#8221; Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span></span></font></strong></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/buharli-araba-kesifler-ve-buluslar/">Buharlı Araba (Keşifler ve Buluşlar)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/buharli-araba-kesifler-ve-buluslar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şeker Pancarı (Keşifler ve Buluşlar)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/seker-pancari-kesifler-ve-buluslar/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/seker-pancari-kesifler-ve-buluslar/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Nov 2007 10:43:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Karışık Başlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Keşifler ve Buluşlar]]></category>
		<category><![CDATA[Bulus]]></category>
		<category><![CDATA[Buluslar]]></category>
		<category><![CDATA[icat]]></category>
		<category><![CDATA[icatlar]]></category>
		<category><![CDATA[Kesif]]></category>
		<category><![CDATA[Kesifler]]></category>
		<category><![CDATA[Maddelerin Kesifleri]]></category>
		<category><![CDATA[Seker]]></category>
		<category><![CDATA[Seker Pancari]]></category>
		<category><![CDATA[Seker Pancari Kesifler ve Buluslar]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihteki Kesifler ve Buluslar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/seker-pancari-kesifler-ve-buluslar/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Şeker Pancarı (Keşifler ve Buluşlar) Havagazı önemli bir keşif olmakla birlikte bir lükstü de. Çünkü XIX. yüzyılın ilk, on yılı içinde asıl sorun yiyecek ve savunmaktı. &#160; Savunma: Daha önce de dediğimiz gibi bakır piyasasını İngilizler tutuyorlardı ve bu madeni, çanları eriterek elde etmişlerdi. Güherçile de, ülkede çıkmadığından, barut imal etmek için nemli mahzenlerin duvarlarında [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/seker-pancari-kesifler-ve-buluslar/">Şeker Pancarı (Keşifler ve Buluşlar)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><font face="Maiandra GD"><strong><font color="#3366ff"><span style="font-size: 22pt"> Şeker Pancarı<br />
</span></font><font color="#ff6600"><span style="font-size: 15pt">(Keşifler ve  Buluşlar)</span></font></strong></font></p>
<p align="center"> <img decoding="async" src="https://www.bilgicik.com/resimler/icatlar_ve_buluslar/seker_pancari.jpg" alt="https://www.bilgicik.com/resimler/icatlar_ve_buluslar/seker_pancari.jpg" height="81" width="150" /></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Havagazı önemli bir keşif olmakla birlikte  bir lükstü de. Çünkü XIX. yüzyılın ilk, on yılı içinde asıl sorun yiyecek ve  savunmaktı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Savunma: Daha önce de dediğimiz gibi bakır piyasasını İngilizler tutuyorlardı ve  bu madeni, çanları eriterek elde etmişlerdi. Güherçile de, ülkede çıkmadığından,  barut imal etmek için nemli mahzenlerin duvarlarında kendiliğinden meydana gelen  maddeyi kazıyorlardı. Karbon, kükürt ve güherçilenin karışımından meydana gelen  barut yalnız savaşlarda değil, maden ocaklarında ve yapı mühendisliğinde de  kullanılmaktaydı. XIX. yüzyılın sonlarında Nobel dinamiti icat edinceye kadar  barutun bileşimi değişmedi Fransız kimyacıları Henri Braconnot (1780-1855) ve  Jules Pelouze (1807-1867) 1830&#8217;da nitroselülozu. Alman Christian Friedrich  Schoenbein (1799-1868) pamuk-barutu ve Torinolu Ascanio Sobrero da 1846&#8217;da  nitrogliserini bulmuşlardı. Ancak, nitroselüloz olsun, nitrogliserin olsun  işlenmez, hatta yararlanılmaz patlayıcılar halindeydiler. Bunları Nobel işledi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Yiyecek: İlk iş olarak, Amerika&#8217;dan getirilmekte olan fakat İngilizler yolu  kapattıkları için müthiş sıkıntısı çekilen şekerkamışının yerini tutabilecek  başka bir şey bulmak gerekiyordu. Şeker imaline yarayacak bir bitki var mıydı  acaba? Bu soruyu ilk ortaya atan 1747&#8217;de Alman kimyacısı Andreas Sigismund  Marggraf (1709-1782) oldu. Berlin Bilimler Akademisinde <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/seker-pancari-kesifler-ve-buluslar/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">şeker pancarı</font></a>ndan nasıl şeker üretilebileceğini  anlattı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Marggraf&#8217;ın anlattıkları teorik görüşlerdi. Eliğinin öğrencilerinden François  Achard (1753-1821) hemen bu teorilerin uygulamasına geçti ve 1796-1800 yılları  arasında sürdürdüğü çalışmaları sonunda şeker pancarından şeker elde etmeyi  başardı. Prusya kralının koruması altında bir fabrika kurarak, günde 3.500 kilo  <font color="#000000">şeker pancarı</font> işlemeye başladı. Ne yazık ki,  ekonomik bunalım içinde ve Fransa&#8217;nın güçlü baskısı altında olan ülkesi,  girişimlerini destekleyecek durumda değildi. Eli kolu bağlanan Achard,  çalışmalarından bir başkasının yararlandığını görmenin acısı içinde yaşadı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bu başkası, eski Fransız subayı Benjamin Delessert (1773-1847) idi. Paris&#8217;te  1801�de ilk Fransız pamuk ipliği fabrikasını kurmuştu. Ertesi yıl bunu, üretimi  Marggraf-Achard yöntemine dayanan ilk şeker fabrikası izledi. İlk ürününü 2 Ocak  1813&#8217;te aldı ve sevinçten uça uça bunları Baron Chaptal&#8217;a götürdü. O da hemen  Napolyon&#8217;a koşturdu. Buna son derece sevinen Napolyon&#8217;un bizzat fabrikaya gelip  sanayiciyi kutlayacağını Chaptal, Delessert&#8217;e şu satırlarla müjdeledi:</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">İmparator fabrikanıza geliyor. Ondan önce orada bulunacağım. Acele gelin.  Chaptal. 2 Ocak, öğle</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Şeker pancarından şeker yapımı, XIX. yüzyılın ilk yıllarının en önemli kimya  sanayii icadıdır. Kısa zamanda bütün dünyaya yayıldı ve fiyatlar durmadan düştü.  Çünkü 1836&#8217;da günde 1.000 kilo pancar işlenebilir ve 50 kilo, şeker  alınabilirken, 1841&#8217;de aynı sonuç 750, 1850&#8217;de 650 ve 1860&#8217;ta 550 kilo pancardan  alındı.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">  </font></p>
<p align="center"><span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</font></strong></span></p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"> <font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/kesifler-ve-buluslar/">»<span lang="tr">  &#8220;Keşifler ve Buluşlar&#8221; Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span></span></font></strong></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/seker-pancari-kesifler-ve-buluslar/">Şeker Pancarı (Keşifler ve Buluşlar)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/seker-pancari-kesifler-ve-buluslar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>3</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hava Gazı (Keşifler ve Buluşlar)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/hava-gazi-kesifler-ve-buluslar/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/hava-gazi-kesifler-ve-buluslar/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Nov 2007 10:38:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Karışık Başlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Keşifler ve Buluşlar]]></category>
		<category><![CDATA[Bulus]]></category>
		<category><![CDATA[Buluslar]]></category>
		<category><![CDATA[Hava Gazi]]></category>
		<category><![CDATA[Hava Gazinin Bulunusu]]></category>
		<category><![CDATA[Havagazi]]></category>
		<category><![CDATA[icat]]></category>
		<category><![CDATA[icatlar]]></category>
		<category><![CDATA[Kesif]]></category>
		<category><![CDATA[Kesifler]]></category>
		<category><![CDATA[Maddelerin Kesifleri]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihteki Kesifler ve Buluslar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/hava-gazi-kesifler-ve-buluslar/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hava Gazı (Keşifler ve Buluşlar) Nıcolas Leblanc, Philippe Girard, Jacquard, gibi bahtsız mucitlere şimdiden Jouffroy d&#8217;Abbans, Chappe ve Fulton&#8217;u ve konumuzla ilgili olarak Philippe Lebon&#8217;u ekleyelim. hava gazınm, mucitlerinden biri olan Lebon da ötekilerden daha şanslı olmadı. Bir sabah ölüsünü sokakta buldular ve mezarlıkta bir çukura gömdüler. &#160; Eski dönemlerde verilen gösterişli davet ve eğlentilerin [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/hava-gazi-kesifler-ve-buluslar/">Hava Gazı (Keşifler ve Buluşlar)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><font face="Maiandra GD"><strong><font color="#3366ff"><span style="font-size: 22pt"> Hava Gazı<br />
</span></font><font color="#ff6600"><span style="font-size: 15pt">(Keşifler ve  Buluşlar)</span></font></strong></font></p>
<p align="center"> <img decoding="async" src="https://www.bilgicik.com/resimler/icatlar_ve_buluslar/hava_gazi.jpg" alt="https://www.bilgicik.com/resimler/icatlar_ve_buluslar/hava_gazi.jpg" align="left" height="150" width="150" /></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Nıcolas Leblanc, Philippe  Girard, Jacquard, gibi bahtsız mucitlere şimdiden Jouffroy d&#8217;Abbans, Chappe ve  Fulton&#8217;u ve konumuzla ilgili olarak Philippe Lebon&#8217;u ekleyelim.   <font color="#000000">hava gazınm</font>,  mucitlerinden biri olan Lebon da ötekilerden daha şanslı olmadı. Bir sabah  ölüsünü sokakta buldular ve mezarlıkta bir çukura gömdüler.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Eski dönemlerde verilen gösterişli davet ve eğlentilerin öyküsünü tarih  kitaplarında okuyoruz: Kral saraylarının muhteşem dekoru, muazzam salonlarda  şatafatlı giyimleriyle boy gösteren senyörler, operada suareler, balolar,  şölenler&#8230; Bu zengin dünya nasıl aydınlatılmaktaydı, diye kendi kendimize sık  sık sormuşuzdur.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Geriye doğru işleyen bir zaman makinesi olsa da sözgelişi üç yüzyıl öncesine,  XIV. Louis zamanına gidebilsek, şimdi bize gülünç gelen görünümlerle  karşılaşırız: Versay sarayının Aynalı Galeri&#8217;sinde orada burada yanan pis kokulu  isli mumların titrek ışığı altında davetlilerin gölgeleri hayaletler gibi  kımıldar dururdu&#8230; </font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Mumlar, Devrim öncesi yıllarına kadar pahalı ve en ileri ışıklandırma aracı  olarak kullanılmıştı. Balmumundan yapılanı halkın asla uzanamayacağı büyük bir  lükstü. Yağ lambasıysa çok az sayıda kimseler dışında kullanılmaz olmuştu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Sokakların aydınlatılmasına ilk defa 1667&#8217;de Paris&#8217;te başlandı ve içinde mumlar  yanan lambalar kullanıldı. 1769&#8217;da bütün şehirde bu lambaların sayısı 3.500 idi  ve bu göster? karşısında dünya parmak ısırdı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bununla birlikte, 1780&#8217;de İsviçreli asıllı bir Fransız, Argand (1750-1803) ışık  gücünün, bir hava akımı yaratılarak artırılması durumunda yağ lambasının  geleceğin aydınlanma aracı olabileceğini düşündü ve deneyler yapmaya koyuldu.  Fitilli bütünüyle yağ kabının içinde bırakacağına, hafifçe dışarı çekti ve  ekseni çevresinde hava akımının dolaşabilmesi için silindir biçimine soktu. Alev  halka biçimini aldı ve lamba Argand&#8217;ın umduğu gibi daha güçlü bir ışık vermeye  başladı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Ne yazık ki, mucit, Etienne de Montgolfier&#8217;in de yakın dostu olduğu halde  Fransız halkının ilgisini çekemedi. Tek ilgi gösteren kişi yararlı her  yenilikten yana olan ve adından çok söz ettiğimiz İngiliz Boulton oldu. Ancak  Argant&#8217;ın lambasının noksanları vardı; sözgelişi, baca görevi yapacak camı  yoktu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bu camı bulanın Quinquet adında bir Fransız eczacısı olduğu sanılıyor.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Yeni ışıklandırmanın halka tanıtılması 27 Nisan 1874&#8217;te Paris&#8217;in ünlü tiyatrosu  Comedie Français&#8217;de, &#8220;Figaro&#8217;nun Düğünü&#8221;nün ilk temsilinde yapıldı. Çabuk  yaygınlaşarak 1860&#8217;da petrol lambalarına da uygulandı ve hava gazının  benimsendiği tarihe kadar bütün dünyada kullanıldı.<br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p><center><!--adsense#reklam_336x280--></center><br />
<font face="Maiandra GD" size="2"> Argand&#8217;ın İngiltere&#8217;de, bu işi Boulton&#8217;a bırakması üzerine Birmingham&#8217;daki  fabrikalar harıl harıl Argand lambası imal etmeye başladılar. Boulton&#8217;un  fabrikaları durmadan gelişerek dünyanın en büyük tesisi durumuna gelmişti. Bütün  ülkelerde ve İngiltere&#8217;nin bütün kontluklarında temsilcileri bulunmaktaydı.  Cornouailles&#8217;daki temsilci, William Murdöck (1754-1839) adlı bir mühendisti. O  güne kadar birçok yararlı icatları olmuştu. 1780&#8217;de Murdöck, Boulton&#8217;u bir  ziyareti sırasında, ona çocukluğunda yapmış olduğu bazı deneylerden söz etti:  Doğduğu İskoçya&#8217;nın kömür bölgesi Ayr&#8217;de kömür yakar, arıtır, dumanını  toplamakla vakit geçirirmiş. Bu defa patronunun desteğiyle aynı deneyleri  tekrarlamaya koyuldu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bu sabırlı kişinin çalışmalarının ayrıntıları hakkında bilgi sahibi değiliz.  Fransız Lebon&#8217;unkinin aynısı olsa gerekti: Kuşkusuz bu dumanı topladıktan sonra  arıtmak için sudan geçirmiş ve çıkan gazı yakmış, alevinin beyaz, parlak bir  ışık verdiğini gözlemlemişti.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bu &#8220;yanargaz&#8221; bir yenilik değildi. İngiliz Shirley 1667&#8242; de, Clayton 1739&#8217;da ve  Dixon 1760&#8217;da buna dikkati çekmişlerdi. Hatta 1783&#8217;te Belçikalı Minkeleers,  Louvain Üniversitesinin kitaplığını ve 1787&#8217;de Murdock&#8217;un vatandaşı Dundonald  Kontu Culross, manastırının holünü bununla aydınlatmıştı. Ama Murdöck eserini,  bu yarınsız girişimlere hiç benzemeyen bir inatla sürdürdü. 1792&#8217;de  ışıklandırmayı önce evinde kurdu ve pis kokuları gidermek için karmaşık arıtma  işlerine girişti.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bu uzun çalışmalarının sonucunu ancak 1801&#8217;de alabildi. Ancak, bu yıllarda  yalnız bununla uğraşmamıştı. Boulton ve Watt işten çekilmişler ve sorumluluğun  bir kısmını aktarmak üzere onu çağırmışlardı. Murdöck işlerine öylesine dalmıştı  ki, PhiKppe Lebon adlı bir Fransızın,   <font color="#000000">hava gazını</font> keşfetmiş olduğunu ve Paris&#8217;te  genel yerleri aydınlatmaya hazırlandığı söylentileri kulağına gelmemiş olsaydı  eski araştırmalarını befki de unutup gidecekti. .Bunun üzerine işe koyuldu.  1803&#8217;te Boulton fabrikalarını ve 1805&#8217;te Manchester&#8217;deki Philips ve Lee  fabrikalarını aydınlattı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Murdöck 1780&#8217;de, Cornouailles&#8217;da deneylerine başladığı zaman Lebon henüz 11  yaşında idi. 1792&#8217;de, yani İskoçyalı, evini  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/hava-gazi-kesifler-ve-buluslar/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">hava gazı</font></a>yla aydınlatmaya başladığı  sıralardaysa, Lebon Angouleme&#8217;de mühendislik yapmaktaydı. Doğduğu şehirde  yaşadığı bu kısa dönemde ani bir esinlenmeyle araştırmalara başladı. Talaş  almış, bunu bir tüpün içinde yakmış, tüpün ağzına da ıslak bir bez bağlamış,  bezden süzülen gazın yandığını ve keskin bir aydınlık verdiğini gözlemlemişti.  Temel bulgu bu olmakta birlikte işi geliştirmek ve yararlanılabilir bir duruma  getirebilmek için çok çalışması gerekecekti.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Lebon, ısınma ya da aydınlanmada, yanar maddelerden daha elverişli bir şekilde  yararlanma ve bu maddelerden çeşitli ürünler elde etme konusundaki yöntemlerinin  beratını ancak 1799&#8217;da alabildi. Bu yöntemler, önce odunu ısıtma ve damıtma  yoluyla katranını çıkarmak, sonra elde edilen gazı su dolu bir kabın içinden  geçirmekti. Gaz, suyun içinde arınıyor ve Lebon&#8217;un verdiği adla, &#8220;thermolampe&#8221;  (ısı lambası) denen lambalarda yanıyordu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Ne var ki, arıtma işlemi her halde tam olmamıştı; çünkü Paris&#8217;te yerleştiği evin  çevresindeki komşular mahalleyi pis kokular sardı diye gürültüler koparttılar.  Bunlara tabii mum ve Argand lambası yapımcılarınınki de eklenmeye başladı. Lebon  boyun büküp evden taşınmak zorunda kaldı. Dominique sokağındaki Seignelay  konağını kiraladı ve bütün Paris&#8217;i bir gösteriye davet etti. Sonuç bir zafer  oldu. Burada halka yalnız küçük çapta bir gazhane değil, aynı zamanda bir deney  laboratuvarı da göstermiş; evi ve bahçeyi, gazı yakan lambalarla ışıl ışıl  aydınlatmıştı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bununla birlikte partiyi kazanmış sayılmazdı. Çünkü gazın kokusu çekilir gibi  değildi. Deneyleri sürdürecek parası da kalmamıştı. Üstelik taşkömürü yerine  odun gibi bir maddeden hareket etmiş olan Lebon, çıkmaza girmişti. Gelecek  Murdock&#8217;un yöntemindeydi. İşin bir gün tatsızlığa varacağını anlayan mucit,  çaresiz Normandiya&#8217;ya gitti ve gazhanesini Rouen&#8217;de kurdu. Orada kendisini  İngilizler. Almanlar, Ruslar ve daha başkaları ziyarete geliyor, yöntemini  öğrenip evlerinde uygulamaktan çekinmiyorlardı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Her ne hikmetse, hava gazının iki muciti de icatlarından bir yarar  sağlayamadılar. Hemen hemen iflâs durumuna gelen ve mühendislikten aldığı maaşla  geçinmekte olan Lebon, Napolyon&#8217;un taç giyme töreninde bulunmaya Paris&#8217;e gittiği  2 Aralık 1804 gecesi Champs-EIysee&#8217;de öldürüldü. Murdock ise 1839&#8217;a kadar yaşadı  ve başka icatları oldu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">1805&#8217;te Veierendeel&#8217;in deyimiyle yarı bilgin, yarı şarlatan bir Alman Londra&#8217;ya  geldi. Adı Winzler olan bu Kişi Avrupa&#8217;nın belli başlı şehirlerinde hava gazının  çığırtkanlığını yapıyordu. Kamusal bir gösteri yapma izni alarak Carlton Hous  Gardens&#8217;in duvarlarından birinin üstüne bir hava gazı feneri yerleştirdi. Sonra  bir gaz şirketi kurdu ve Londra sokaklarını aydınlatma işini üstlendi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Ama işler kolay yürümüyordu: Halk yangından ve zehirlenmekten korkuyor, öte  yandan Walter Scott dumanla aydınlanmayı uman ve ışığı borularla taşımayı  kuranların aklına şaşıyordu. 1814&#8217;te bütün bunlara rağmen  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/hava-gazi-kesifler-ve-buluslar/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">hava gaz</font></a>ı, Londra  sokaklarını aydınlatmaya başladı; 1817&#8217;de Amerika&#8217;da, daha sonra da Paris&#8217;te ilk  gaz lambaları yandı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Paris&#8217;te, Philippe Lebon&#8217;un dul eşi, kocasının yarıda kalan görevini üstüne  alarak 1811&#8217;de bir gazhane kurdu. XVIII. Louis ve kendisinden başka hiç kimsenin  bu yeni aydınlanma şekline güvenleri yoktu. 1817&#8217;de ilk denemenin yapılması  kralın ısrarları sayesinde mümkün oldu ve gaz fenerleri ancak 1829&#8217;da Paris&#8217;i  aydınlatmaya başladı. Fakat, yağ lambaları ancak 25 yıl sonra tam anlamıyla  söndü.</font></p>
<p><font face="Maiandra GD" size="2">  </font></p>
<p align="center"><span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</font></strong></span></p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"> <font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/kesifler-ve-buluslar/">»<span lang="tr">  &#8220;Keşifler ve Buluşlar&#8221; Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span></span></font></strong></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/hava-gazi-kesifler-ve-buluslar/">Hava Gazı (Keşifler ve Buluşlar)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/hava-gazi-kesifler-ve-buluslar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>3</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sodyum Karbonat (Keşifler ve Buluşlar)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/sodyum-karbonat-kesifler-ve-buluslar-2/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/sodyum-karbonat-kesifler-ve-buluslar-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Nov 2007 10:36:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Karışık Başlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Keşifler ve Buluşlar]]></category>
		<category><![CDATA[Bulus]]></category>
		<category><![CDATA[Buluslar]]></category>
		<category><![CDATA[icat]]></category>
		<category><![CDATA[icatlar]]></category>
		<category><![CDATA[Kesif]]></category>
		<category><![CDATA[Kesifler]]></category>
		<category><![CDATA[Maddelerin Kesifleri]]></category>
		<category><![CDATA[Sodyum Karbonat]]></category>
		<category><![CDATA[Sodyum Karbonat Kesifler ve Buluslar]]></category>
		<category><![CDATA[Sodyum Karbonat Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Sodyum Karbonatin Bulunusu]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihteki Kesifler ve Buluslar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/sodyum-karbonat-kesifler-ve-buluslar-2/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sodyum Karbonat (Keşifler ve Buluşlar) XVIII. Yüzyılda en verimli iki sanayinin madencilik ve dokuma olduğunu hatırlatalım. Kimya, dokuma alanında, lavoisier&#8217;den önceki yıllarda da büyük rol oynamıştı. O kadar ki, bu yüzyılın sonlarına kadar kimya her şeyden önce kumaş boyama sanatıydı diyebiliriz. O dönemde şu boyayıcı maddeler kullanılmaktaydı: &#160; &#160; &#160; Meksika&#8217;dan, Kanarya Adalarından ve Hindistan&#8217;dan [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/sodyum-karbonat-kesifler-ve-buluslar-2/">Sodyum Karbonat (Keşifler ve Buluşlar)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><font face="Maiandra GD"><strong><font color="#3366ff"><span style="font-size: 22pt"> Sodyum Karbonat<br />
</span></font><font color="#ff6600"><span style="font-size: 15pt">(Keşifler ve  Buluşlar)</span></font></strong></font></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"> XVIII. Yüzyılda en verimli iki sanayinin madencilik ve dokuma olduğunu  hatırlatalım. Kimya, dokuma alanında, lavoisier&#8217;den önceki yıllarda da büyük rol  oynamıştı. O kadar ki, bu yüzyılın sonlarına kadar kimya her şeyden önce kumaş  boyama sanatıydı diyebiliriz. O dönemde şu boyayıcı maddeler kullanılmaktaydı:</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Meksika&#8217;dan, Kanarya Adalarından ve Hindistan&#8217;dan ithal edilen kırmız böceği;  Meksika ve Antiller&#8217;den bakam ağacı; Hindistan ve Uzak Doğu&#8217;dan çivit,  Brezilya&#8217;dan brezil. Orta Doğu&#8217;dan mazı, vb. Bazen kumaş, boyayı kendiliğinden  emerdi, bazen de boyadan önce kumaşı yağlardan arıtmak gerekiyordu. Kısacası,  dokuma eskiden beri bilime dayanan bir teknik olmuştu. </font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Kumaşları yağlarından arıtmakta şapın ne gibi yararları olabileceğini ilk sezen,  İngiliz Wtlliam Petty (1623-1687) olmuş ve: &#8220;Şap, kumaşla boya arasında bir  bağdır,&#8221; demişti. Ama boyamada en yararlı çalışmaları yapanlar Fransızlar  oldular. Fizikçi Cisternay Du Fay (1698-1739) boya ve şap oranını tam olarak  tespit etti. Kimyagerler &#8220;Jean Hellot (1685-1766), Pierre-Joseph Macquer  (1718-1784) ve İngiliz meslektaşları Bancroft (1744-1818)&#8221; yüzlerce yıllık  tekrarların dışında bir teknik bulmaya çalıştılar. &#8220;Boya Sanatının öğeleri&#8221; adlı  eserin yazarı olan büyük kimyacı Claude Berthollet (1748-1822), Lavoisier&#8217;nin  görüşlerine dayanarak kimyaya, bilime dayanan bir yöntem kazandırmaya çalıştı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">İki başka teknik daha boyaya sıkıca bağlıydı: Birincisi, deri sanayisinde de  kullanılan şap üretimi. Şapın 1461&#8217;de Kilise topraklarında keşfedilmiş olması  nedeniyle, üretimi XV. yüzyılın sonuna kadar Papalığın tekelinde kalmış, üç yüz  yıl içinde de bütün Avrupa&#8217;ya yayılmıştı. İskoçyalı Kimyacı Peter Spence 1845&#8217;te  modern yöntemi keşfedinceye kadar şap üretiminde bir değişiklik görülmedi.  İkinci tekniğe gelince; bu, kumaşların beyazlaştırılmasıydı. Soldurma işlemi,  kumaşları uzun zaman güneşe sermek yoluyla sağlanıyordu. Berthollet,  Gobelins&#8217;deyken bunu klorun etkisinde bırakmakla elde etti. Sonra da klorlu tuz  bileşimi icat ederek bunu, Paris yakınındaki Javel köyünde sanayi çapında  üretmeye başladı. Ev kadınlarının o gün bugündür kullandıkları Javel çamaşır  suyu böylece bulunmuş oldu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Kumaşları dokumak ve boyamakla iş bitmiyordu, bunları bir de yıkamak  gerekiyordu. XVIII. yüzyılın sonuna kadar, yıkama bir sorun olmamıştı. Venezüela  ve Mısır&#8217;dan gelmekte olan sodyum karbonattan ya da İspanya kıyılarında  çıkarılan bir deniz bitkisini yakarak sabun imal ediyorlardı. Bundan başka  potasyum ve sodyum külleri de cam ve kâğıt üretiminde, yünlerin yağlardan  arıtılmasında kullanılmaktaydı.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Ne var ki. Devrim öncesinden başlayarak İspanya ile ticaret yavaşlamış ve birkaç  yıl sonra da büsbütün durmuştu. O kadar ki, sodyum karbonatın yerini tutabilecek  bir madde bulmak zorunluydu. 1788&#8217;de Bilimler Akademisi, bulana prim vaat etti.  1790&#8217;da Nicolas Leblanc (1742-1806) adlı bir aday çıktı. Orleans dükünün özel  doktoru olan Leblanc, nötr tuzlar hakkında kayda değer araştırmalar yapmıştı.  Şimdi de deniz tuzunu, yüksek ısıda kömürün ve sülfirik asitin etkisinde tutarak  yeni bir madde imal etmeyi teklif etmekteydi. Fakat elde edilen madde kaliteli  olmakla birlikte çok miktarda, pis kokulu bir kalıntı bırakıyordu ve bundan  kurtulmanın nasıl mümkün olabileceğini kimse kestiremiyordu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bu, en sonunda pratik bir güçlüktü, ama Bilimler Akademisi bunu bahane ederek  bilgine primi vermedi. Leblanc&#8217;a güveni sarsılmayan tek kişi, efendisi Orleans  düküydü. Hatta Saint-Denis&#8217;de bir fabrika kurup bu maddeyi üretebilmesi için  kendisine 200.000 frank sermaye verdi. Ama şanssızlık Leblanc&#8217;ın yakasını bir  türlü bırakmıyordu. Devrim sırasında Orleans dükü tutuklandı ve giyotinle idam  edildi. Bütün mallarına el konulduğundan, fabrika elden gitti. Böylece mucit  günden güne yoksulluğa düştü. Sonunda 1804&#8217;te haklarını tanıdılar, ama bu defa  da kapitalistler elinden tutmak istemediler. Herkes tarafından terk edilmiş ve  umutsuz kalmıştı. Leblanc bu duruma dayanamayıp intihar etti.<br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p><center><!--adsense#reklam_336x280--></center><br />
<font face="Maiandra GD" size="2"> Leblanc yönteminin sakıncalarının kolaylıkla giderildiğini ve nice sanayicinin  onun sayesinde servet sahibi olduğunu düşünecek olursak, bu karayazı insanı daha  çok üzüyor. Mucitin ailesi yoksulluk içinde yaşarken vatandaşlarından Jean  Darcet adlı biri. (1777-1886), &#8216;mamulü&#8217; verimli olmaktan çıkaran kalıntılarından  kurtarmanın yolunu buldu. O sırada işi İrlandalı James Muspratt ele aldı  (1793-1886). Sırasıyla eczacı çıraklığı, Wellington ordusunda asker ve İngiliz  donanmasında subay adaylığı yapmış olan bu serüvenci, 1822&#8217;de Liverpool&#8217;a  yerleşmiş ve Leblanc yöntemiyle sodyum karbonatı imal etmeye karar vermişti  Darcet&#8217;nin yöntemini geliştirip buna yenilerini de ekledikten ve birçok mali  güçlükler atlattıktan sonra bu maddeyi sanayileştirmeyi başardı. Malını bütün  dünyaya kabul ettirmek için uzun yıllar çabaladı ve XIX. yüzyılın ortalarına  doğru kesin başarıya ulaştı. 1863&#8217;te bütün dünyaya yılda 300.000 ton mal  satmaktaydı. Sodyum karbonat gelişmiş, büyük kimya sanayii kurulmuştu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Yine aynı yıl içinde yani 1863&#8217;te yarım yüzyıldan beridir laboratuvarları  uğraştıran bir buluş daha sanayiide bomba etkisi yaptı: Yirmi beş yaşında bir  Belçikalı kimyager daha kolay ve daha ucuz bir üretim yöntemi öneriyordu.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Bu genç mucit Ernest Solvay (1838-1922) idi. 1836&#8217;da İskoçya da, daha sonra  Viyana, Leeds ve Paris&#8217;te denenip de mali felâketlere yol açan bir yöntemi  başarıya ulaştırmıştı. Bu, tuzu amonyak ve karbonik gazla işlemekten ibaretti.  Reaksiyon sodyum bikarbonat vermekte, bundan da, ısıtılarak istenilen karbonat  elde edilmekteydi. Hemen şuna işaret etmeliyiz ki, bu yöntemin basitliği bir  görünüşten ibaret olup aslında Solvay&#8217;ı uzun zaman uğraştırmıştı. Solvay&#8217;ın  yönteminin gerçek bir ihtiyaca karşılık verdiğine de inanmamız gerekir. Çünkü  birkaç yıl içinde Belçika, A.B.D. Almanya, Rusya ve daha birçok ülkelerde üst  üste fabrikalar kurulmaya başlandı. Böylece Üretim 1875&#8217;te 40.000 tona, 1895&#8217;te  1.000.000 tona yükseldi. 1902&#8217;de de dünyada üretilen 1.800 000 ton sodyum  karbonatın 1.650.000 tonu Solvay yöntemiyle elde edilmekteydi.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Solvay, zavallı Leblanc&#8217;ın tersine şanslı çıkmış, büyük bir servet, ün ve sevgi  kazanmıştı. Ama bunları iyiye kullanmasını bildiğini de hemen eklemek gerekir.  Her şeyden önce, çok zengin bir sanayici olduktan sonra bile bilim aşkını  kaybetmedi. Aynı zamanda büyük bir insanseverdi. Brüksel ve Paris&#8217;te enstitü ve  kurumlar kurdu. 1911&#8217;de de bütün dünya fizikçilerim Belçika&#8217;nın başkentinde  toplayacak bir kongreler sistemi meydana getirdi katkısının özellikle büyük etki  ve sonuçları olmuştur. Planck, Rutherford, Bohr gibi bilginler buluş ve  icatlarını burada açıklamışlar ve bu toplantılar Curie, Einstein, Jeans,  Langevin, Perrin, Poincare ve daha başka ünlü bilim adamlarının bir araya  gelmelerine fırsat hazırlamıştı.</font></p>
<p align="center"><span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</font></strong></span></p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"> <font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/kesifler-ve-buluslar/">»<span lang="tr">  &#8220;Keşifler ve Buluşlar&#8221; Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span></span></font></strong></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/sodyum-karbonat-kesifler-ve-buluslar-2/">Sodyum Karbonat (Keşifler ve Buluşlar)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/sodyum-karbonat-kesifler-ve-buluslar-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sabun (Keşifler ve Buluşlar)</title>
		<link>https://www.bilgicik.com/yazi/sabun-kesifler-ve-buluslar/</link>
					<comments>https://www.bilgicik.com/yazi/sabun-kesifler-ve-buluslar/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yayın Dünyası]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Nov 2007 09:44:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Karışık Başlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Keşifler ve Buluşlar]]></category>
		<category><![CDATA[Bulus]]></category>
		<category><![CDATA[Buluslar]]></category>
		<category><![CDATA[icat]]></category>
		<category><![CDATA[icatlar]]></category>
		<category><![CDATA[Kesif]]></category>
		<category><![CDATA[Kesifler]]></category>
		<category><![CDATA[Maddelerin Kesifleri]]></category>
		<category><![CDATA[Sabun]]></category>
		<category><![CDATA[Sabun Kesifler ve Buluslar]]></category>
		<category><![CDATA[Sabunun Bulunusu]]></category>
		<category><![CDATA[Sabunun icadi]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihteki Kesifler ve Buluslar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.bilgicik.com/yazi/sabun-kesifler-ve-buluslar/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sabun (Keşifler ve Buluşlar) Yağlı maddeleri suda, ayırma yoluyla yok etme özelliğine sahip olduğundan, lekeler ve kirler sabunla giderilir. Bu işlem, sodyum hidroksit denilen alkali bir maddenin, hayvansal (eskiden keçi içyağı) veya bitkisel bir yağlı madde üzerindeki etkisinden elde edilir. &#160; İlkçağ&#8217;dan beri kullanılan sabun &#160; Atalarımız hiç sabun kullanmazlardı: onun yerine kül, kil veya [&#8230;]</p>
The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/sabun-kesifler-ve-buluslar/">Sabun (Keşifler ve Buluşlar)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><strong> <font style="font-size: 22pt" color="#3366ff" face="Maiandra GD">Sabun</font></strong><font face="Maiandra GD"><strong><font color="#3366ff"><span style="font-size: 22pt"><br />
</span></font> <font color="#ff6600"><span style="font-size: 15pt">(Keşifler ve Buluşlar)</span></font></strong></font></p>
<p align="center"> <img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.bilgicik.com/resimler/icatlar_ve_buluslar/sabun.jpg" alt="https://www.bilgicik.com/resimler/icatlar_ve_buluslar/sabun.jpg" height="119" width="150" /></p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Yağlı maddeleri suda,  ayırma yoluyla yok etme özelliğine sahip olduğundan, lekeler ve kirler sabunla  giderilir. Bu işlem, sodyum hidroksit denilen alkali bir maddenin, hayvansal  (eskiden keçi içyağı) veya bitkisel bir yağlı madde üzerindeki etkisinden elde  edilir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">İlkçağ&#8217;dan beri kullanılan sabun</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Atalarımız hiç sabun kullanmazlardı: onun yerine kül, kil veya bitki özleri  kullanırlardı. İlkçağ&#8217;da artık iyice bilinen sabun, ancak 1850&#8217;den itibaren  sanayide büyük ölçüde üretilmeğe başladı ve gerçek anlamıyla kullanılabilir  oldu.</p>
<p>Piyasada kalıp dediğimiz küçük parçalar halinde sunulan tuvalet sabunlarından  başka, ev işlerinde kullanılmak üzere beyaz veya yeşil sabun; geniş yüzeyleri  temizlemek üzere Arap sabunu; nazik çamaşırların yıkanmasında kullanılan toz  deterjanlar ve onlara oranla daha yumuşak toz sabun da vardır. Son yenilik:  yoğunluğu suyun yoğunluğundan az olan yüzer sabundur. Dolayısıyla, bu sabunu,  banyoya düştüğü zaman yitirmek tehlikesi yoktur.<br />
</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<hr align="justify" />
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>  <font color="#000000">Wikipedia</font> bilgisi:</strong> Sabun,  temizlemede kullanılan maddelerden bir kısmına verilen genel ad. Sabunun  temizleyici etkisi, suyu çeken ince bir tabaka ile yağ parçacıklarını sarabilme  yeteneğinden doğar.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Evlerde kullanılan sabunlar, doğada bulunan bitkisel ve hayvani yağlardan elde  edilen yağ asitlerinin tuzlarıdır. Serbest halde bulunan karboksilli asitlerden  de çeşitli sabunlar yapılabilir. Sentetik temizleme maddelerinin kullanıldığı  1930 senesinden itibaren aynı manada kullanılan sabun ve deterjan kavramları  birbirinden ayrılmıştır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Sabunun tarihi insanlık  <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/turkcenin-tarihi-gelisimi-muharrem-ergin/" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">tarihi</font></a> kadar eskidir. Pompei&#8217;deki lav örtüsü altında  kalan toprakta sabun kalıpları bulunmuştur. Modern sabun imali, 19. yüzyılda  Fransız kimyageri, Eugène Chevreul&#8217;ün sabunun bir yağ asidi tuzu olduğunu  göstermesinden sonra gelişmiştir.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Sabun, temizleme maksadı yanında kozmetik, losyon, krem, sprey, ilaç yapımında  kullanılır. Endüstride boya, plastik döküm, metal çekme işlerinde, sentetik  kauçuk ve plastiklerin birçok türünün imalatında, su geçirmez tekstil  üretiminde, metallerin paslanmasını önleyici yardımcı malzeme olarak birçok  alanda kullanılır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p><center><!--adsense#reklam_336x280--></center><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>Sabunun özellikleri </strong></font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Sabun yüzey aktif bir maddedir.  <a href="https://www.bilgicik.com//" style="text-decoration: none"> <font color="#000000">Su</font></a> veya organik maddelerde çözündüğü vakit bu  sıvıların yüzey gerilmelerini azaltır ve sıvı içerisindeki maddeleri yüzer  vaziyete getirir. Mesela sabunlu suyla eller yıkandığında, kirler sabun  molekülleri etkisiyle gevşer ve su içinde yüzmeye başlar, akan su ise bu kirleri  elden uzaklaştırır. Magnezyum ve kalsiyum tuzları yönünden zengin olan sert  sularla yapılan yıkanmalarda sabunun asit kökü bu iyonlarla çözünmeyen tuzlar  meydana getirerek çöker. Sudaki sertliğe sebep olan iyonların hepsinin bu  şekilde çöktürülmesinden sonra köpük dolayısıyla temizleme işlemi başlamış olur.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Sabun kullanılma amacına göre imal edilir. Genel olarak suda çözünebilen ve  çözünmeyen olmak üzere iki sabun cinsi vardır. Suda çözünebilenler, yağ  asitlerinin sodyum veya potasyum tuzudurlar. Bunlar genel temizlik maksadıyla  kullanılırlar. Suda çözünmeyen sabunlara sert sabun denir ki, bunlar alüminyum,  kalsiyum, magnezyum, baryum, lityum, çinko, kurşun, kobalt ve bakır gibi  katyonları ihtiva eden yağ asidi tuzlarıdır. Suda çözünmediği halde, organik  sıvıların içinde çözünebilirler. Sabun, yağlama, organik jelatin vasıtası,  organik reaksiyon katalizörü ve vinil plastiklerinin dengeye getirilmesinde  kullanılır.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>Sabunun bileşimi </strong></font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Sabun yapımında kullanılan monokarboksilli asitlerden en önemlileri, doğada  serbest olarak bulunan 12, 14, 16 veya 18 karbon atomu ihtiva eden yağ  asitleridir. Bu yağ asitleri, yağlarda gliserinleştirilmiş olarak bulunur. Sabun  yapımında en çok kullanılan yağ cinsleri hayvanlardan elde edilen iç yağlar,  pamuk yağı, hidrojenlenmiş bitki yağları, balık yağı vs.&#8217;dir. İç yağlar,  hidrojenlenmiş yağlar ve balina yağından yapılan sabunlar katı ve suya  dayanıklıdır. Hindistancevizi yağı ihtiva eden yağlardan yapılan sabunlar suda  kolay çözünür ve bol köpük yapar. Sodyum stearat oldukça sert sabun olup, küçük  köpüklüdür. Köpükleri de oldukça kararlıdır. Traş sabunları bu türdendir.  Köpüklerin küçük ve sık olması sakalları bir arada tutarak traşın kolay olmasını  sağlar. Suda çözünebilirliğini arttırmak için, sodyum stearata potasyum stearat  da ilave edilir. Sert sodyum stearat sabunu, 60-100 derece arasında sıcak suda  iyi temizleyicidir. Sodyum stearat kozmetik, krem, losyon ve buna benzer  maksatlarla da kullanılır. Suda kolay çözünebilen ve düşük su sıcaklıklarında da  temizleme gücü büyük olan ve mayi sabun olarak bilinen yumuşak sabun yağ  asitlerinin tuzudur.</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2"><strong>Evde sabun imali </strong></font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font face="Maiandra GD" size="2">Kaliteli banyo ve el sabununu evde yapmak mümkündür. Evde biriken yağ, iç yağ,  kuyruk yağı veya bunların karışımı   <font color="#000000">sabun</font> yapılarak değerlendirilebilir. Bu  maksatla evvela yağ kaynatılarak süzülür ve 40 dereceye kadar soğutulur. Kostik  soda, su ile karıştırılıp kaynatılarak 25 dereceye kadar soğutulduktan sonra, bu  iki sıvı ağır ağır birbirine karıştırılır. Karışım tahtadan kalıplara dökülerek  sabun elde edilir. Bu sabunun bileşimi 0,4 kg kostik soda (NaOH), 1,2 litre su  ve 2,7 kg yağdır.</font></p>
<p align="center"><span lang="tr"><strong> <font style="font-size: 10pt" color="#ff0000" face="Maiandra GD">Not:</font><font style="font-size: 10pt" color="#808080" face="Maiandra GD">  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir&#8230;</font></strong></span></p>
<p align="center"><strong><font face="Maiandra GD"><span style="font-size: 15pt"> <font color="#808080"><span lang="tr">|</span></font><a href="https://www.bilgicik.com/yazi/kesifler-ve-buluslar/">»<span lang="tr">  &#8220;Keşifler ve Buluşlar&#8221; Sayfasına Dön! </span>«</a><span lang="tr"> <font color="#808080">|</font></span></span></font></strong></p>The post <a href="https://www.bilgicik.com/yazi/sabun-kesifler-ve-buluslar/">Sabun (Keşifler ve Buluşlar)</a> first appeared on <a href="https://www.bilgicik.com">Bilgicik.Com</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.bilgicik.com/yazi/sabun-kesifler-ve-buluslar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>4</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
